Orman Mühendisi's banner
Orman Mühendisi's profile picture

Orman Mühendisi

@0rmanmuhendisi111,593 subscribers

Çevremizde gördüğümüz, birlikte yaşadığımız, gölgesinde soluklandığımız ağaçları tanımayı ve doğayı anlamayı amaç edinmiş bir birlikteliği temsil ediyorum.

Shorts

Muğla Milas’ta çıkan orman yangınında, bir tek ağaç yanmasın diye canlarını ortaya koyan orman teşkilatı çalışanlarına ait bu video. Günün en aydınlık anında kızıla boyanmıştı gökyüzü. Temiz bir nefes almak için gittikleri orman nefessiz kaşmıştı adeta. Orman yangınlarıyla mücadele savaşa benzer. Alevlerin kızıl dili, tıpkı bir düşman ordusu gibi her şeyi yutmak için saldırıya geçer. Ormanın kahramanları bu korkunç düşmanla göğüs göğüse çarpışıp, ateşin sıcak nefesiyle kavrulurken, tek bir ağaç yanmasın diye hayatlarını ortaya koyuyorlar. Her kıvılcım, yok olmanın eşiğindeki bir yaşamı temsil eder; her söndürülen alev ise umudun yeniden filizlenmesini.. Yazdıkları destan belki haberlere konu olmayacak ama yine de siz bilin. İyi ki varsınız #OrmanınKahramanları #YeşilVatan

Muğla Milas’ta çıkan orman yangınında, bir tek ağaç yanmasın diye canlarını ortaya koyan orman teşkilatı çalışanlarına ait bu video. Günün en aydınlık anında kızıla boyanmıştı gökyüzü. Temiz bir nefes almak için gittikleri orman nefessiz kaşmıştı adeta. Orman yangınlarıyla mücadele savaşa benzer. Alevlerin kızıl dili, tıpkı bir düşman ordusu gibi her şeyi yutmak için saldırıya geçer. Ormanın kahramanları bu korkunç düşmanla göğüs göğüse çarpışıp, ateşin sıcak nefesiyle kavrulurken, tek bir ağaç yanmasın diye hayatlarını ortaya koyuyorlar. Her kıvılcım, yok olmanın eşiğindeki bir yaşamı temsil eder; her söndürülen alev ise umudun yeniden filizlenmesini.. Yazdıkları destan belki haberlere konu olmayacak ama yine de siz bilin. İyi ki varsınız #OrmanınKahramanları #YeşilVatan

70,082 Aufrufe

İşte bakın, böyle böyle ormanları yakıyor anızcılar. Bu anız yangınları ormana sıçrıyor. Bu insanların bilinçlendirilmesi, olmuyorsa caydırıcı yasal tedbirlerin gelmesi şart! Yeter artık ama, gerçekten.

İşte bakın, böyle böyle ormanları yakıyor anızcılar. Bu anız yangınları ormana sıçrıyor. Bu insanların bilinçlendirilmesi, olmuyorsa caydırıcı yasal tedbirlerin gelmesi şart! Yeter artık ama, gerçekten.

20,346 Aufrufe

Videos

0rmanmuhendisi's profile picture

Halk arasında sığır kuyruğu, tozlu sığırkuyruğu ya da fos kulak olarak bilinen Verbascum pulverulentum. Onu çoğu zaman kurak yamaçlarda, taşlı arazilerde, tenha yol kenarlarında ya da insanın pek uğramadığı açık alanlarda tek başına görürüz. İlk bakışta sade gibi görünür; fakat yakından tanıdıkça, zorlu şartlarda ayakta kalmanın ne kadar etkileyici bir örneği olduğunu fark ederiz. Bu bitki iki yıllık bir yaşam döngüsüne sahiptir. İlk yılında enerjisini çiçek açmaya değil, hayata tutunmaya harcar. Toprağa yakın büyüyen geniş yapraklarıyla güçlü bir rozet oluşturur. O gümüşi tonlu, kadifemsi ve kalın damarlı yapraklar yalnızca estetik bir görüntü sunmaz; bitkinin en önemli savunma sistemlerinden biridir. Yaprakların üzerini kaplayan yoğun beyaz tüyler, yakıcı güneşin etkisini azaltır, su kaybını sınırlar ve serin gecelerde bitkiyi koruyan doğal bir örtü gibi görev yapar. Zaten Latince “pulverulentum” sözcüğü de bu tozlu, un serpilmiş gibi duran görünümüne işaret eder. İkinci yılında ise bu hazırlık yerini güçlü bir yükselişe bırakır. Bitkinin merkezinden kalın ve dik bir çiçek sapı uzanır; yaz aylarında bu sap, altın sarısı çiçeklerle süslenir. Beş taç yapraklı bu narin çiçeklerin ortasındaki tüylü yapılar, ona kendine özgü zarif bir görünüm kazandırır. Ancak sığırkuyruğunun güzelliği sadece görüntüsünden ibaret değildir. Parlak sarı çiçekleri, arılar ve birçok tozlaştırıcı böcek için değerli bir nektar kaynağıdır. Böylece bulunduğu alanın canlılığına da katkı sağlar. Kısacası Verbascum pulverulentum; kuraklığa sabırla direnen, suyunu dikkatle kullanan, çorak arazileri bile sarı çiçekleriyle aydınlatan gerçek bir güzelliktir.

Orman Mühendisi

21,639 Aufrufe • vor 27 Tagen

0rmanmuhendisi's profile picture

Bugün zeytin ağaçlarına biraz daha yakından, onun biyolojik mucizesine hayranlıkla bakmak istedim. Dalları süsleyen bu küçük, açık renkli çiçekler, zeytinin meyveye giden zorlu yolculuğunun ilk ve en hassas adımı. Uzaktan bakınca çok gösterişli görünmeyen bu minik çiçek kümeleri, aslında geleceğin zeytin tanelerinin habercisi. Ancak botanik bilminin bize öğrettiği çok önemli bir gerçek var: Ağacın üzerindeki her çiçek meyveye dönüşmez. Zeytin ağacı, doğası gereği milyonlarca çiçek açar; fakat bunlardan sadece %1 ila %5'i döllenerek dalda kalmayı başarır. Bu düşük oran, ağacın kendi enerjisini ve besinini korumak için geliştirdiği muazzam bir savunma mekanizmasıdır. Yani çiçeğin bolluğu güzel bir umuttur ama hasadın miktarını önümüzdeki süreç belirler. Bu hassas dönemde zeytin çiçeğinin en büyük yoldaşı rüzgârdır. Zeytin, gösterişli renkleri veya nektarı olmadığı için arılardan ziyade rüzgârla (anemofili) tozlaşır. Rüzgâr, mikron büyüklüğündeki polenleri bir çiçekten diğerine taşıyarak hayatı başlatır. Tam da bu yüzden, çiçeklenme döneminde havanın durumu hayati önem taşır. Aşırı sıcaklar polenleri kurutabilir, şiddetli yağmurlar onları yıkayıp toprağa dökebilir, sert fırtınalar ise henüz döllenmemiş çiçekleri koparabilir. Tabii sadece hava değil; ağacın topraktan aldığı su, besin elementleri ve genel sağlığı da bu döllenme başarısını doğrudan etkiler. Buna rağmen, ağacın karşısına geçip bakınca insanın içi huzurla doluyor. Bir yanda zeytinin o asil, gümüş rengi yaprakları; diğer yanda dalların arasına gizlenmiş zarif çiçekleri… Doğa bize hiçbir şeyi aceleye getirmediğini, her şeyin bir zamanı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bugün dallarda sadece çiçek var. Eğer şartlar yolunda giderse, bu çiçeklerin bir kısmı yakında minicik zeytin tanelerine dönüşecek. O taneler yaz güneşiyle büyüyecek, olgunlaşacak ve sonbaharda berekete dönüşecek. Zeytin ağacı sadece meyvesiyle değil, duruşu ve bilgeliğiyle de toprağına değer katıyor. Çiçeklenme dönemi ise bu kadim ağacın en umutlu zamanı. Dilerim bu yıl hava şartları zeytinlerin kalbine göre gider, doğa dost davranır ve ağaçlar bize bereketli bir hasat dönemi yaşatır. Şimdi bize düşen, bu eşsiz doğa olayını hayranlıkla izlemek.

Orman Mühendisi

12,974 Aufrufe • vor 2 Monaten

0rmanmuhendisi's profile picture

Latincesi Morus nigra L., halk arasında bilinen adıyla Kara Dut, hem meyvesi hem de yaprakları için binlerce yıldır yetiştirilen çok yıllık bir ağaç türüdür. Kökeni Orta ve Batı Asya (özellikle İran ve çevresi) olan bu bitki, Akdeniz iklimine ve ılıman bölgelere mükemmel uyum sağlamıştır. Videodaki küçük ama Büyüdüğünde gövdesi kalın, kabuğu çatlaklı ve koyu renkli olan kara dut ağacı, ortalama 10-15 metreye kadar boylanabilir ve oldukça uzun ömürlüdür. Yaprakları genellikle yürek şeklinde, kenarları dişli, üst yüzeyi sert ve pürüzlü, alt yüzeyi ise hafif tüylüdür. Bu yapraklar, ipek böcekçiliğinde de (beyaz dut kadar olmasa da) alternatif bir besin kaynağı olarak kullanılabilir. Bitkinin en dikkat çekici özelliği, yaz aylarında olgunlaşan koyu mor veya siyah renkli, sulu ve ekşimsi-tatlı meyveleridir. Botaniksel olarak bu meyve tek bir meyve değil, birçok küçük meyveciğin bir araya gelmesiyle oluşan toplu bir meyve (sorosis) yapısıdır. Kara dut meyveleri çok güçlü antioksidanlar olan antosiyaninler bakımından inanılmaz zengindir; meyveye o koyu, mor rengini veren de bu maddelerdir. Ayrıca yüksek oranda C vitamini, demir, potasyum, kalsiyum ve diyet lifi içerir. Geleneksel halk hekimliğinde ve modern farmakolojide; ağız içi yaralarının (aft), boğaz enfeksiyonlarının giderilmesinde (özellikle kara dut şurubu veya pekmezi şeklinde) ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde sıkça kullanılır. Kara dut, biyolojik olarak Morus alba (Beyaz Dut) ile sıkça karıştırılsa da, hem kromozom sayısı (kara dut yüksek düzeyde poliploidi gösterir, yani çok daha fazla kromozoma sahiptir) hem de meyve lezzeti ve ağaç yapısı olarak net bir şekilde ayrılır. Bakımı nispeten kolaydır; güneşli alanları, derin, organik maddece zengin ve iyi direnajlı toprakları sever. Kuraklığa karşı oldukça dayanıklı olan bu ağaç, ilkbahar aylarında rüzgar ve böcekler yardımıyla tozlaşarak meyve döngüsünü başlatır.

Orman Mühendisi

10,246 Aufrufe • vor 2 Monaten

0rmanmuhendisi's profile picture

Yangınla mücadele eden bir insan, en fazla yarım saat çalışabilir. O sıcağa dayanmak mümkün değildir çünkü. Ancak Orman Genel Müdürlüğünün yangın işçileri — biz onlara “Ormanın Kahramanları” diyoruz — öncesinde aldıkları sıkı eğitim sayesinde, yangınla mücadelede insanüstü bir performans sergilerler. Normal bir insanın 500 metre yaklaşamayacağı yangının tam dibinde, ateşin içinde ateşle savaşırlar. Tek bir ağaç yanmasın diye canlarını ortaya koyabilecek kadar cesurlar. Ölümle burun buruna geldikleri anda bile birlikte şehit olmayı arzu eden bir adanmışlık.. Hepsi genç, dinamik ve ne yaptıklarını çok iyi bilen kişilerden oluşur. Dumanın renginden, şeklinden yangının nereye evrileceğini önceden anlarlar. Yüksek bir tepeden ya da ana yoldan bakarak onları göremezsiniz belki, ama oradadırlar. Siz uzaktan dumanın yavaş yavaş azaldığını gördüğünüzde anlarsınız onların orada olduğunu. Sonra birden, uzaklardan gelen bir arazözün — yangın söndürme aracının — sireniyle yanınızdan geçip başka bir yangına doğru koştururlar. İşte o an görürsünüz isli yüzlerini, kirlenmiş ve yırtılmış elbiselerini. Onlar da insan elbette; yoruluyorlar, tükeniyorlar. Bir başka yangına giderken yolda uykuya yenik düşenler de oluyor. Bence haber yaptığını zannedenler, onların kim olduklarına ya da hayat hikâyelerinden ziyade; yaşadıkları mücadeleye kulak vermeli. Belki o zaman toplum, bu kahramanların emeklerini bir nebze olsun takdir eder, onlara gereken değeri verir. Zaten onların böyle bir beklentisi de yok. Gece yangın nöbetinde, taşı yastık yapıp bir nebze uyumaya çalışan bu insanları gerçekten tanımak gerekir. Çünkü bu, rahat koltuklarda oturarak ya da yumuşak yataklarda uyuyarak söylenen nutuklara benzemez. Bu, ateşin içinde verilen eşsiz bir destandır. Rahat nefes aldığımız her an, onların isli yüzlerini, ölüme meydan okuyuşlarını hatırlayalım.

Orman Mühendisi

33,524 Aufrufe • vor 1 Jahr

0rmanmuhendisi's profile picture

İbretlik görüntüler. Bilinçsiz insanların eseri bu görüntüler. Bu anız yangınları mevzusuna caydırıcı tedbirlerin getirilmesi şart! Anız yangınları, tarım alanlarında hasat sonrası kalan bitki saplarının yakılmasıyla ortaya çıkar. Ancak bu uygulama, çevredeki doğaya ve özellikle ormanlara büyük zarar verir. Rüzgarın etkisiyle hızla yayılan anız yangınları, çoğu zaman orman yangınlarına dönüşür ve geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açar. Öncelikle, ormanlık alanlarda çıkan yangınlar, binlerce ağacı ve yıllarca oluşmuş ekosistemleri yok eder. Bu durum, sadece ağaçların değil, o bölgede yaşayan kuşlardan sürüngenlere, böceklerden memelilere kadar birçok canlının yaşam alanının yok olması anlamına gelir. Yangın sırasında toprağın üst kısmındaki organik madde tabakası yanar. Bu, hem tarım arazilerinin hem de orman topraklarının verimliliğini azaltır. Ayrıca toprağın su tutma kapasitesi düşer, erozyon riski artar ve uzun vadede çölleşme tehlikesi doğar. Atmosfere yayılan karbon gazı nedeniyle hava kirliliği artar ve küresel ısınmaya katkı sağlanır. Ormanların karbon yutak alanları olması nedeniyle bu kayıplar, iklim değişikliğini daha da hızlandırır. Unutulmamalıdır ki, anız yakmak Türkiye’de yasaktır ve bu fiil hem çevreye hem ekonomiye büyük zararlar verir. Yangınlar nedeniyle oluşan ekonomik kayıplar, yeniden ağaçlandırma çalışmaları ve ekosistem restorasyonu için harcanan kaynaklar, ülke bütçesine ek yük getirir.

Orman Mühendisi

14,362 Aufrufe • vor 1 Jahr