
Erdal Engin Karer
@KarerEngin • 23,287 subscribers
Videos

Yılmaz Güney 'in Umut filminin müziğini yapan kişi Arif Erkin Güzelbeyoğlu imiş..
Erdal Engin Karer114,970 Aufrufe • vor 1 Jahr

Şivan Perwer’in “Krivo” adlı karma kasetinin yayınlanmasına öncülük eder ve süpervizörlüğünü yapar. 1992’de Ahmed Arif’in şiirlerini besteleyen; Cem Karaca, Ahmet Kaya, Sadık Gürbüz, Esin Afşar, Rahmi Saltuk’la birlikte, Ahmed Arif’in anısına çıkan kasette yer alır. Koçgiri Bölgesi’nde ağıt söyleyen (ağıt yakıcı) kadınlar vardır. Ağıt yakıcılar düğünler de cenazelerde sanatlarını icra ederler. Bir gün Hasret kendi köyünde bir cenaze haberi alır. “Cenazeye mutlaka gitmem lazım. Kesinlikle Makbule Teyze de gelir ağıt yakar. Koçgiri’nin en güzel ağıt söyleyen kadını” deyip bahsettiği hafta içinde, köye gidip ağıt yakıcı Makbule’yi bulur ve sesini kaydeder. Dengbej Şakiro’yu duyduğunda “Bu adamı bulmam lazım. Yaşıyormuş” diyip Muş’un Varto ilçesinde gider ve orada dinler kendi sesinden Dengbej Şakiro’yu. Hasret’in yaşadığı dönem Kürtçe müziğin Unkapanı’nda ticari olarak kullanıldığı dönemdir. Birçok firmadan teklif geldiği halde reddetmiştir. Çıkan kasetleri dinler ve üzülür: “Yazık ediyorlar, değil mi? Ne yapsak engel olamayacağız” dediği söylenir ve bir şiir yazar bunun üstüne: “Mem talan olur Zin ziyan olur Ben yine bu ellerde Gül dere dere yaşarım”
Erdal Engin Karer112,863 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cemile’yi toprağa verdik, biz hâlâ o derin dondurucunun içindeyiz. Donmuşuz...
Erdal Engin Karer156,611 Aufrufe • vor 2 Jahren

Hasret Gültekin'in müzik yönetmenliğini üstlendiği "Newroz" serisi, yasal olarak Kürtçe yasağını ilk kez delen çalışmaydı. Kapakta yer alan yaşlı adamın ağzındaki beyaz şerit de bu yasağı belirtmek için konmuştu. Hasret Gültekin bu seride bağlamaları da çaldı. Bakanlık bandrol verirken şart koydu: "Sözlü Klamlar olmayacak" Hasret Gültekin'de kasetin kapağındaki yaşlı adamın ağzına şerit çekti
Erdal Engin Karer83,072 Aufrufe • vor 1 Jahr

Beni en çok etkileyen öykülerimden birisi “Bextê Emerê Huso”nun öyküsüdür. Bana 75 yaşındaki Hacê Ana anlatmıştı, dedesinin öyküsü. Emerê Huso, Kağızman'ın Karagüney köyünden. Komşu köy Akdamla kavgaları olur ve Akdamlı birisi Emerê Huso'nun kardeşi Nado'yu öldürür. Sonra da Akdamlılar, bölgenin ileri gelenlerini araya koyup barışmak isterler ama Emer kabul etmez. Kardeşinin katilinin kim olduğunu bilmektedir ve onu öldüreceğini söyler. Bir yıl iz sürer ama fırsatını bulamaz. Bir yıl sonra, sonbaharın son demleridir. Emerê Huso’nun evi yayladadır. Komşuları yayladan köye inmişlerdir güzlükleri kaldırmak için ama Emer’in evi tek başına yayladadır. İkindi vakti bir kar serpiştirir, akşama doğru göz gözü görmez bir fırtına çıkar ve bir atlı yolunu şaşırıp Emerê Huso'nun kapısına gelir. Atını hayvan damına çekerler, misafiri eve alırlar. Emer misafirini anında tanır fakat tanımamazlıktan gelir. Misafir kendine geldiğinde ruhu çekilir çünkü bir yıldır canını almasın diye kaçtığı Emerê Huso'nun pençesine düşmüştür. Emerê Huso, misafirinin kendisini tanıdığını ve korktuğunu fark eder. Misafirinin rahatlaması için evdeki kadınlara seslenir: “Gülizar, Zeo, beni ve kendinizi misafire kurban edin, bir ateş yakın, bir kuzu kesin” der. Ateş yakılır, kuzu kesilir, misafirin karnı doyurulur. Ne Emer misafirine bir şey sorar, ne de misafir kendinden bahseder. Erkenden yataklar serilir. Emer, yatağını misafirinin yatağının yanına serer ama ikisinin de gözüne uyku girmez. Misafir korkar, Emer kendisini öldürür diye. Emer de korkmaktadır; ya kendisinden başka aileden biri misafiri tanımış olur ve misafirin başına bir şey getirirse derler ki: "Emerê Huso namert bir adamdı, kendi evinde düşmanını öldürdü." Sabahtan ağardığında fırtına dinmiştir. Emerê Huso misafirine kahvaltısını verir. Misafiri atına bindiğinde, o da silahını kuşanıp atına biner ve misafiri ile yola çıkar. Misafirini köyünün sınırına kadar götürür. Ayrıldıklarında misafirine der ki: “Seni tanımadığımı sanma, seni tanıdım. Sen kardeşimin katili, benim düşmanımsın lakin ben bahtsız bir adam değilim, namert bir adam değilim. Yolunu şaşırmış olmanın hatırına sana bir şey demedim. Ne yiyip içtiysen helali hoş olsun, lakin bundan sonra nerede karşıma çıksan orada seni vururum, haberin olsun.” Misafir köyüne geldiğinde köylüleri etrafına toplanır, “O fırtınada nasıl kurtuldun, nasıl ölmedin?” diye sorarlar. Misafir, “Ben ölüyüm” der, “Emerê Huso beni bahtıyla, mertliğiyle öldürdü. Bu saatten sonra bu dünyada yaşamak bana haram olsun. Kefenimi alacağım ve birkaç kişiyle birlikte Emerê Huso'nun kapısına gideceğiz. Ya beni öldürüp sizinle barışacak ya da beni affedip benimle barışacak.” Misafir, 14 metre kefen ve birkaç yakını ile Emerê Huso'nun kapısına gider. “Emer” der, “bahtına düşmüşüm. Bu benim kefenim, bunlar da akrabalarım. Onlara da dedim: ya beni öldürüp onlarla barışacaksın ya da beni bağışlayıp benimle barışacaksın.” Emerê Huso der ki: “Git, seni affettim. Sen, benim kardeşim Nado’sun.” Ayhan Erkmen
Erdal Engin Karer95,327 Aufrufe • vor 1 Jahr

Xwestiyê Meyro file ye toliciwanê Meyro Batman ovası içinde yer alan Balpınar (Gîrêsirâ) .. 200 yıl önce yaşanan bir aşk hikayesi olan Seyro ile Meyro sevdasının yaşandığı yerdi.. Müslüman olan Meyro ile Köyün begi olan Ermeni genç Seyro genç yaşta bir birlerine aşık olurlar Seyro babasını ikna ederek kızı istemeye koyuldu. Fakat Meyro Müslüman olduğu için bölgenin Müslüman illeri gelenleri bu aşka sıcak bakmazlar. Sonunda Seyro Müslüman olmayı kabul edip Meyro aşkına inancından vazgeçip sevdasına kavuşmanın sevincini yaşar. Seyro Gir tepe dediğimz yerde sürekli Meyro'yu mercimek ve Sarmısak toplamaya çıktığında buradan izlerdi
Erdal Engin Karer154,370 Aufrufe • vor 3 Jahren