Erdal Engin Karer's banner
Erdal Engin Karer's profile picture

Erdal Engin Karer

@KarerEngin25,237 subscribers

Videos

KarerEngin's profile picture

Yılmaz Güney sineması...

Erdal Engin Karer

157,049 görüntüleme • 1 yıl önce

KarerEngin's profile picture

GÜNEY'İN GÖRDÜĞÜ İLK HAKKARİLİ İnsan hayatı tesadüflerle şekilleniyor. Benim de bir tesadüf eseri Yılmaz Abi’yle karşılaşmam hayatımın en büyük dönüşümüne vesile oldu. Aslında ben o filme figüran olma umuduyla gitmiştim. Paris’e gelmemden 1 hafta sonra Yılmaz Güney’in yeni bir film çekmeye başlayacağını ve oyuncular aradığını duydum. Önemli bir beklentim yoktu. Türk, Fransız ve Kürt tiplemelerinde figüranlar aranıyordu. Bir süre çalışıp biraz para kazanmayı umuyordum . Ama daha büyük motivasyonum Yılmaz Güney’i görebilmekti. Çünkü hayatımın en büyük hayallerinden biri Yılmaz Güney’le karşılaşabilmekti. Bir umut seçmelere gittim. Unutulmaz bir andı benim için. Karşılaştık. "Nerelisin?" dedi "Hakkâriliyim" dedim. Hakkâri’de amatör tiyatrolar yaptığımdan bahsettim. Farklı sorular sorarken sürekli "Hakkârili misin?" sorusunu yineliyordu. Üç kez "Hakkârili" olduğumu tekrarladım. Sonra bana bir gardiyan elbisesi istetti. Ben de dayanamayıp sordum. "Yılmaz abi neden üç kez Hakkârili misin diye sordun?" dedim. Yılmaz Abi o meşhur gülüşüyle cevap verdi: "Hakkâri’yi çok duymuştum ama hiç Hakkârili görmemiştim. İnanamadım" dedi Hakkâri şimdi bile çok uzak bir bölge ki 1970’lerde gerçek bir sürgün coğrafyasıydı. Büyükşehirlere çok gidenimiz yoktu. Gidip gelmek çok kolay değildi. Biz Hakkârililer dünyadan izole bir hayat yaşıyorduk Rıza Oylum

Erdal Engin Karer

138,565 görüntüleme • 1 yıl önce

KarerEngin's profile picture

Esat Oktay Yıldıran’ın beynini allak bullak eden rahmetli Hamido’dur Hamido saz çaldığında koğuş arkadaşlarından birisi nöbet tutuyor. Esat Oktay gelince Hamido’ya söylüyor geldi diye, hemen sapı ve lastiği çıkarıyor, kutuyu kenara koyuyor. Esat Oktay koğuşun önünden geçiyor, içeri bir sivrisinek girmezken bir tane bağlamanın sesi geliyor. Esat Oktay içeri giriyor. O bağlamayı verin diyor. Bunlar diyor bağlama diye bir şey yok. İçeri bakıyor, gerçekten bağlama yok Saz çalmasın diye tırnakları çekilen ama yine de direnen bir sanatçı: Hozan Hamido 1980 Mart’ının ilk günlerinde, darbenin hemen öncesinde tutuklanır. Ve vahşi işkencesiyle bilinen Diyarbakır Cezaevi’ne gönderilir. Tam 5 yıl burada Esat Oktay Yıldıran’ın işkencelerine boyun eğmez, 3 kibritle direniş meşalesi olan yoldaşlarıyla birlikte direnir. 92’de Derik’te bu düğünde, binlerce insan vardı. Düğün baskına uğradı, Hamido ablukaya alındı. ‘Sazı yavaş çal, sesi yüksek olmasın sen insanları rahatsız ediyorsun’ diyorlar. Hamido onlara şöyle bir cevap veriyor: ‘Siz insanları öldürürken sessiz mi öldürüyorsunuz? Silahınızdan çıkan kurşunlar sessiz mi çıkıyor?’ Ve tekrar 4-5 gün gözaltında kalıyor.” Kızıltepe’nin tarihi Dinaysir Köprüsü’nde (Taş Köprü) pusu kuruyorlar. 3 araçla silahlı saldırı düzenliyorlar. Hamido yaşamını yitirir..

Erdal Engin Karer

174,687 görüntüleme • 2 yıl önce

KarerEngin's profile picture

Beni en çok etkileyen öykülerimden birisi “Bextê Emerê Huso”nun öyküsüdür. Bana 75 yaşındaki Hacê Ana anlatmıştı, dedesinin öyküsü. Emerê Huso, Kağızman'ın Karagüney köyünden. Komşu köy Akdamla kavgaları olur ve Akdamlı birisi Emerê Huso'nun kardeşi Nado'yu öldürür. Sonra da Akdamlılar, bölgenin ileri gelenlerini araya koyup barışmak isterler ama Emer kabul etmez. Kardeşinin katilinin kim olduğunu bilmektedir ve onu öldüreceğini söyler. Bir yıl iz sürer ama fırsatını bulamaz. Bir yıl sonra, sonbaharın son demleridir. Emerê Huso’nun evi yayladadır. Komşuları yayladan köye inmişlerdir güzlükleri kaldırmak için ama Emer’in evi tek başına yayladadır. İkindi vakti bir kar serpiştirir, akşama doğru göz gözü görmez bir fırtına çıkar ve bir atlı yolunu şaşırıp Emerê Huso'nun kapısına gelir. Atını hayvan damına çekerler, misafiri eve alırlar. Emer misafirini anında tanır fakat tanımamazlıktan gelir. Misafir kendine geldiğinde ruhu çekilir çünkü bir yıldır canını almasın diye kaçtığı Emerê Huso'nun pençesine düşmüştür. Emerê Huso, misafirinin kendisini tanıdığını ve korktuğunu fark eder. Misafirinin rahatlaması için evdeki kadınlara seslenir: “Gülizar, Zeo, beni ve kendinizi misafire kurban edin, bir ateş yakın, bir kuzu kesin” der. Ateş yakılır, kuzu kesilir, misafirin karnı doyurulur. Ne Emer misafirine bir şey sorar, ne de misafir kendinden bahseder. Erkenden yataklar serilir. Emer, yatağını misafirinin yatağının yanına serer ama ikisinin de gözüne uyku girmez. Misafir korkar, Emer kendisini öldürür diye. Emer de korkmaktadır; ya kendisinden başka aileden biri misafiri tanımış olur ve misafirin başına bir şey getirirse derler ki: "Emerê Huso namert bir adamdı, kendi evinde düşmanını öldürdü." Sabahtan ağardığında fırtına dinmiştir. Emerê Huso misafirine kahvaltısını verir. Misafiri atına bindiğinde, o da silahını kuşanıp atına biner ve misafiri ile yola çıkar. Misafirini köyünün sınırına kadar götürür. Ayrıldıklarında misafirine der ki: “Seni tanımadığımı sanma, seni tanıdım. Sen kardeşimin katili, benim düşmanımsın lakin ben bahtsız bir adam değilim, namert bir adam değilim. Yolunu şaşırmış olmanın hatırına sana bir şey demedim. Ne yiyip içtiysen helali hoş olsun, lakin bundan sonra nerede karşıma çıksan orada seni vururum, haberin olsun.” Misafir köyüne geldiğinde köylüleri etrafına toplanır, “O fırtınada nasıl kurtuldun, nasıl ölmedin?” diye sorarlar. Misafir, “Ben ölüyüm” der, “Emerê Huso beni bahtıyla, mertliğiyle öldürdü. Bu saatten sonra bu dünyada yaşamak bana haram olsun. Kefenimi alacağım ve birkaç kişiyle birlikte Emerê Huso'nun kapısına gideceğiz. Ya beni öldürüp sizinle barışacak ya da beni affedip benimle barışacak.” Misafir, 14 metre kefen ve birkaç yakını ile Emerê Huso'nun kapısına gider. “Emer” der, “bahtına düşmüşüm. Bu benim kefenim, bunlar da akrabalarım. Onlara da dedim: ya beni öldürüp onlarla barışacaksın ya da beni bağışlayıp benimle barışacaksın.” Emerê Huso der ki: “Git, seni affettim. Sen, benim kardeşim Nado’sun.” Ayhan Erkmen

Erdal Engin Karer

93,070 görüntüleme • 1 yıl önce