
SATIR ARASI
@Kehf_tekI_iz • 44,353 subscribers
Yazılarım; aktüel gündeme değil, arka plandaki büyük planlara ve milletimizin uzun vadeli yolculuğuna odaklanır. Yazılarım yayın için uygundur • DM açık
Shorts
Videos
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

ÜÇ YAŞINDA BİR ÇOCUĞA BU DÜNYAYI NASIL ANLATACAKSINIZ? GAZZE'DE MERYEM ANNESİNİ KAYBETTİ! PEKİ İNSANLIK NEYİ KAYBETTİĞİNİN FARKINDA MI? BU DÜNYADA BİR ÇOCUĞUN ANNENİN YOKLUĞUNU ÖĞRENMESİNDEN DAHA AĞIR NE OLABİLİR? Gazze'den bir görüntü daha geldi... Üç yaşında küçük bir kız çocuğu. Adı Meryem. Alevlerin arasından kurtarıldı. Annesi ise hayatını kaybetti. Gözlerinin önünde cayır cayır yandı. Şimdi herkes bu haberi okuyacak. Kimisi üzülecek. Kimisi dua edecek. Kimisi birkaç saniye görüntüye bakıp telefonunu kapatacak. Ve hayat devam edecek. Ama kimin hayatı devam edecek? Bizim mi? Yoksa üç yaşında annesiz kalan Meryem'in mi? Çünkü bizim birkaç saniyede gördüğümüz o görüntü, Meryem'in bundan sonraki bütün hayatına dokunacak. Bir insanın annesini kaybetmesi her yaşta ağırdır. Ama üç yaşında bir çocuğa annesinin öldüğünü nasıl anlatırsınız? Ölüm nedir, bilmez. Savaş nedir, bilmez. İsrail'i, Filistin'i, Birleşmiş Milletleri, diplomatik masaları bilmez. Annesinin neden gelmediğini anlamaz. Sadece bekler. Kapıya bakar. Bir ses duyar, döner. Bir kadın görür, annesine benzetir. Ve belki de defalarca aynı soruyu sorar: “ANNEM NEREDE?” Siz şimdi bütün dünya liderlerini bir salona toplayın. Önlerine haritaları koyun. Savaşın nedenlerini anlatın. Askerî stratejilerden, güvenlik dengelerinden, siyasi çıkarlardan bahsedin. Sonra üç yaşındaki Meryem'i o salonun ortasına getirin. Ve ona annesinin neden geri gelmeyeceğini açıklayın. HAYDİ, ANLATIN! Hangi devletin çıkarı, bir çocuğun annesinden daha kıymetli? Hangi askerî hedef, üç yaşında bir yavrunun hayatından daha önemli? Hangi siyasi hesap, bir annenin evladına son kez sarılamamasını haklı gösterebilir? Ben size söyleyeyim. Hiçbiri! SATIR ARASI — MERYEM'İN BİLMEDİĞİ DÜNYA Şimdi düşün... Üç yaşındasın. Gece oluyor. Korkuyorsun. Eskiden annenin yanına koşuyordun. Şimdi koşacağın yerde annen yok. Acıkıyorsun. Eskiden annen yemeğini hazırlıyordu. Şimdi sana yemek veren başka insanlar var. Belki çok merhametliler. Belki seni kendi evlatları gibi seviyorlar. Ama çocuk kalbin hâlâ aynı kişiyi arıyor. Anneni... İşte savaşın geride bıraktığı en ağır yaralardan biri budur. Bombalar sustuğunda bütün acılar bitmiyor. Yıkılan binalar yeniden yapılabilir. Yollar onarılabilir. Elektrik hatları çekilebilir. Okullar yeniden açılabilir. Ama Meryem'in annesini kim geri getirecek? Kimse. Ve dünyanın en büyük orduları, en gelişmiş teknolojileri, en güçlü devletleri bu sorunun karşısında çaresiz. Fakat bu çaresizlik, Meryem'in bundan sonraki hayatı karşısında hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmiyor. Tam tersine... ASIL SORUMLULUĞUMUZ ŞİMDİ BAŞLIYOR! GAZZE'DE ÇOCUKLAR SADECE BOMBALARLA DEĞİL, YALNIZLIKLA DA MÜCADELE EDİYOR! Bir çocuğun hayatta kalmasıyla kurtulması aynı şey değildir. Bunu birbirine karıştırmayalım. Meryem'in alevlerin arasından çıkarılması elbette büyük bir sevinç sebebi. Elhamdulillah. Ama bundan sonrasını kim düşünecek? Yaralarını kim tedavi ettirecek? Gece korkuyla uyandığında yanında kim bulunacak? Büyüdüğünde okul masraflarını kim karşılayacak? Hastalandığında kim ilgilenecek? Bir gün annesinin fotoğrafına bakıp ağladığında kim dinleyecek? Bakın... Biz bazen yardım meselesini çok dar bir yere sıkıştırıyoruz. Bir koli gıda gönderdik. Bir çocuğa kıyafet aldık. Bir ailenin sofrasına yemek ulaştırdık. Elbette bunların hepsi kıymetli. Ama yetim bir çocuğun hayatı, bir yardım kolisinin teslim edildiği gün sona ermiyor. O çocuk ertesi gün de yaşayacak. Bir sonraki ay da yaşayacak. Yıllar sonra da yaşayacak. BUGÜN MERYEM'İ HATIRLAYANLAR, BEŞ YIL SONRA ONU HATIRLAYACAK MI? İşte beni asıl düşündüren soru bu. Çünkü merhamet, yalnızca acı bir görüntü karşısında gözyaşı dökmek değildir. Merhamet, o görüntü gündemden düştükten sonra da sorumluluğunu sürdürebilmektir. PEKİ İSLAM DÜNYASI BU ÇOCUKLARA NE CEVAP VERECEK? Şimdi gelelim meselenin daha ağır tarafına. Milyonlarca insanız. Devletlerimiz var. Kurumlarımız var. Derneklerimiz, vakıflarımız, yardım kuruluşlarımız var. Uluslararası toplantılar yapılıyor. Bildiriler yayımlanıyor. Gazze konuşuluyor. Filistin konuşuluyor. Ama bütün bu konuşmaların sonunda bir soru sormamız gerekiyor: MERYEM GİBİ ÇOCUKLARIN HAYATINDA NE DEĞİŞTİ? Bir çocuğun güvenli bir yerde uyumasını sağlayabildik mi? Yetim kalan yavruların düzenli bakımını üstlenebildik mi? Tedavi bekleyen çocuklara ulaşabildik mi? Eğitimden kopan çocukların geleceğini koruyabildik mi? Çünkü burada devletlerin sorumluluğuyla insanların sorumluluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Devletlerin görevi sivillerin korunması için uluslararası hukuk çerçevesinde etkili adımlar atmaktır. Bizim görevimiz ise elimizdeki imkânları gerçek ve sürdürülebilir yardıma dönüştürmektir. Birbirimizin yerine geçemeyiz. Ama birbirimizin sorumluluğunu bahane ederek kendi sorumluluğumuzdan da kaçamayız. Devletlerin yapamadığını konuşurken kendi yapabileceğimizi unutamayız. Ve yardım ediyoruz derken de hesabını vermediğimiz bir faaliyetle yetinemeyiz. ÇÜNKÜ YETİMİN HAKKI, SADECE MERHAMETİMİZE DEĞİL, EMANETİMİZE DE BIRAKILMIŞTIR. BİR YETİMİN BAŞINI OKŞAMAKLA O YETİMİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK AYNI ŞEY DEĞİL! Bunu özellikle yazıyorum. Gazze'deki çocuklar yalnızca bugünün mağdurları değil. Onlar yarının gençleri. Yarının anneleri, babaları, öğretmenleri, doktorları... Belki Meryem bir gün doktor olacak. Belki kendisi gibi annesini kaybetmiş çocukların yaralarını saracak. Belki öğretmen olacak. Belki büyüdüğünde başka yetimlerin elinden tutacak. Ama bütün bunların gerçekleşmesi için bugün hayatta kalması yetmez. Sağlıklı büyümesi gerekir. Eğitim alması gerekir. Güvende hissetmesi gerekir. Yanında kendisine değer veren insanların bulunması gerekir. İşte Gazze'deki yetim ve öksüz yavrularımıza yönelik yardım çalışmalarına bu gözle bakmalıyız. Bir defalık heyecanla değil. Uzun vadeli bir sorumlulukla. Çocuğu yalnızca acısıyla tanımlamadan, onurunu koruyarak. Çünkü o çocuklar bizim merhametimizi göstermek için kullandığımız görüntülerden ibaret değil. HER BİRİ AYRI BİR HAYAT. AYRI BİR EMANET. AYRI BİR GELECEK. SON SÖZÜMÜ İYİ OKUYUN... Bugün Meryem üç yaşında. Belki olan bitenin tamamını anlayamıyor. Belki annesinin neden gelmediğini hâlâ bilmiyor. Ama yıllar geçecek. Meryem büyüyecek. Bir gün kendisine çocukluğunda neler yaşandığı anlatılacak. Annesinin nasıl hayatını kaybettiğini öğrenecek. O günlerde dünyanın neler konuştuğunu da öğrenecek. Devletlerin yaptığı açıklamaları... İnsanların verdiği tepkileri... Kendisinden binlerce kilometre uzakta yaşayan insanların Gazze için nasıl ayağa kalktığını... Ve belki de en önemlisi, o günlerde kendisine kimin sahip çıktığını... İşte ben o günü düşünüyorum. Meryem büyüdüğünde, ona yalnızca üzüldüğümüzü mü söyleyeceğiz? Yoksa yaralarını sarmak, eğitimine destek olmak, güven içinde büyümesine katkı sağlamak için elimizden geleni yaptığımızı mı göstereceğiz? BEN MERYEM'İN BÜYÜDÜĞÜNDE DÜNYAYA BİR SORU SORMASINDAN KORKUYORUM: “ANNEM ÖLÜRKEN HEPİNİZ NEREDEYDİNİZ?” Bu sorunun cevabı kolay olmayacak. Ama daha sonra sorabileceği başka bir sorunun cevabını bugünden hazırlayabiliriz. “ANNEM ÖLDÜKTEN SONRA BENİ KİMLER YALNIZ BIRAKMADI?” İşte bu sorunun cevabında yer almak bizim elimizde. Meryem'in annesini geri getiremeyiz. Gazze'deki çocukların kaybettiği yılları geri veremeyiz. Ama onların kalan hayatlarına sahip çıkabiliriz. Ve unutmayın... BİR ÇOCUĞUN ANNESİNİ KAYBETMESİ BÜYÜK BİR ACI. O ÇOCUĞUN BÜTÜN DÜNYA TARAFINDAN UNUTULMASI İSE İKİNCİ BİR FELAKETTİR. MERYEM'İN İKİNCİ KEZ YALNIZ KALMASINA İZİN VERMEYELİM.
SATIR ARASI13,090 görüntüleme • 16 gün önce

Sayı Tamamlanıyor Serilerinden.. Irak... ZAMAN HIZLANDI. TOPRAK TİTREMEYE BAŞLADI. SAYI TAMAMLANIYOR. Bu bir süreç değil. Bu bir tesadüf hiç değil. Bu, önceden yazılmış bir yürüyüş. Abdülkadir Geylânî konuştuğunda çağ sustu. Bugün susuyor. Ama suskunluğu, hareketin başladığı yerdir. Irak’ta bir şey çözülüyor sanıyorlar. Yanılıyorlar. Irak’ta düğüm çözülmüyor, zincir kırılıyor. Bu topraklar ilk kez kuşatılmıyor. Ama her kuşatmada aynı mühür devreye giriyor. Bağdat’ın altındaki sır, üstündeki karmaşadan daha güçlüdür. Sayı tamamlanıyor. Bu laf rastgele söylenmez. Bu, bekleyenlerin bildiği bir işarettir. Eksikler doldu. Sessizler yerini aldı. Görünenler geri çekildi. Şimdi sahnede gürültü yok. Çünkü gürültü gidenlerin işidir. Gelenler sessiz gelir. Irak kurtuluyor. Tankla değil. Sloganla değil. Bir gecede değil. Irak, içerden doğrularak kurtuluyor. Adam bularak. Omurga kurarak. Kehf’te bekleyenlerin izini sürerek. Bugün Bağdat’ta olan, yarın başka başkentlerde yankılanacak. Çünkü bu bir ülke meselesi değil, bir hat meselesidir. Geylânî hattı… Kırılmaz. Satılmaz. Unutulmaz. Ve not düşülsün: Sayı tamamlandı. Kapı kapandı. Yürüyüş başladı. Irak kurtuluyor. Bunu herkes görmez. Ama görenler bilir. KEHFTEKİ İZ.
SATIR ARASI121,187 görüntüleme • 9 ay önce

Gazze’de herkes mazlum değil.! Seri Devam... Daha Büyük Tehlike... Savaş başladığında, “küskünlük olmaz” denilerek bazı tutuklular Hamas tarafından serbest bırakılmıştı. Ama görüyoruz ki herkes bu fedakârlığın hakkını vermedi. Bugün sahada dolaşan bazı gruplar var. Kendilerini “halkın içinden” gibi gösteriyorlar. Sigara dağıtıyorlar… konuşuyorlar… ama söyledikleri tek şey: bölmek. Hamas’ı hedef alan bu aşiretlerin bir kısmı İsrail sınır hattına yakın bölgelerde yaşıyor. Silah ve gıdalarını İsrail’den temin ediyorlar. Ellerindeki bütün paralar BAE’den geldi. Bunlar; Sahada dolaşıp “Hamas nerede?” diyerek halkın öfkesini kaşıyorlar. Sonra dönüp kendilerini gösteriyorlar: “Biz buradayız…” Yani yardım değil, algı dağıtıyorlar. Gıda değil sigara dağıtıyorlar. Sözleri birleştirmiyor… bölüyor. Halk bunları görüyor. Kim ne yapıyor, kim ne söylüyor biliyor. Ama şu an sessizlik var… Çünkü savaş bitmeden hiçbir hesap tam görülmez.
SATIR ARASI72,267 görüntüleme • 6 ay önce

Sırf bu duygu sayesinde İran safında savaşmaya hazır 30 bin var.
SATIR ARASI84,850 görüntüleme • 7 ay önce
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Kurdun avlanma taktiğini biliyor musunuz? Önce iz bırakır... Sonra iz sürdüğünü sananları çembere alır. 20.08... Bir ayak iziyle başlayan yolculuk, sırtlan inine kadar sürdü. Ve o gün... iz silindi. Yerde ne kan kaldı, ne paçavra. Sadece sessizlik. Kurt konuşmaz... hatırlar.!
Derûn95,887 görüntüleme • 1 yıl önce

Elhamdülillah… 🤲 Hiç bağış almadan... Yavrularımızı kendi imkânlarımız ile kışa hazırlıyoruz. Birinin montu, birinin botu, birinin kazağı… Biz elimizden geleni yapıyoruz. Siz de elimizden tutun, omuz verin. Bir çocuğumuz daha bu kışı üşümeden geçirsin. ❤️ Merhametli Kalpler Derneği
Derûn11,330 görüntüleme • 1 ay önce
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

YALNIZLIK MI??? Anlatayım.! Yaşlı bir amca… Elinde bir sopa. Yürüyor… Yavaş yavaş. Ne çocuğu var arkasında… Ne silahı var elinde… Ne de kaçacak mecali. KARNI AÇ. Dudakları kupkuru… Belki bir lokma ekmek bulurum diye yürüyor. Belki bir yudum su… Belki de sadece; “BUGÜN DE ÖLMEYİM…” diye. Ama gökyüzünde bir ses var… DRONE. Tepesinde dönüyor. O duyuyor. O biliyor. Belki de artık nereye saklanacağını bile düşünmüyor. Çünkü kaçacak hâli yok. Koşacak dermanı yok. Elinde sadece sopası… Bir de Rabbine teslim olmuş canı var. Yürüyor… Drone peşinde. Yürüyor… Drone tepede. Ve ihtiyar biliyor: BELKİ DE BUNLAR SON ADIMLARI. Sonra… Bir an geliyor. Ses kesiliyor. Yol susuyor. Sopa yere düşüyor. Ve dünyada yapayalnız sandığımız o ihtiyar… ASLINDA HİÇ YALNIZ DEĞİL. Çünkü insanların terk ettiği yerde… RAHMAN VE RAHÎM OLAN ALLAH VAR. Belki bu dünyada bir lokma ekmeğe ulaşamadı. Belki bir yudum suya ulaşamadı. Ama inanıyorum ki şimdi; NE AÇLIK VAR… NE SUSUZLUK… NE DRONE SESİ… NE KORKU… Ve artık yürümek için o sopaya da ihtiyacı yok. DÜNYA ONU YALNIZ BIRAKTI. Gazze. Olive Mahallesi. Rabbim… Sen onu rahmetinle karşıla. Susuzluğunu Kevser’le gider. Açlığını cennet sofralarıyla doyur. Korkuyla attığı son adımlarını… CENNETE VARAN İLK ADIMLARI EYLER inşaAllah. Âmin.
SATIR ARASI14,107 görüntüleme • 1 ay önce

Gazze'de çocuklarımız okula giderken çantalarında ağır bir şey taşıyor. Ölüm ihtimalini. Kimi yetim. Kimi öksüz. Kimi hem yetim hem öksüz. Gökyüzünde drone sesi var. Her an bir füze düşebilir. Her an son anları olabilir. Ama yine de okula gidiyorlar. Çünkü korkularından daha büyük bir şeyleri var. İnançları. Biz hayata tutunmak için sebepler ararken, onlar enkazların arasında Allah'ın verdiği söze tutunuyor. Rahman onlara bir söz verdi. Cennet. Belki bu yüzden dünyanın en ağır yükünü taşıyan çocuklar, en dik yürüyen çocuklar oluyor.
Derûn26,505 görüntüleme • 4 ay önce

NETANYAHU! KALK ARTIK! GÜNÜN BAŞLADI! Dersimiz: Coğrafya... İlk konu: Harita nasıl düzeltilir? Gülerek geliyoruz... Gözyaşını hazırladın mı? İsrailll 🎵 (basra'dan değil direk ciğerinden geleceğiz) Yani... Etiyopya ve Somali'yle beraber... İsrail! Biz sadece ‘İsmail’ diyoruz… Gerisini tarih anlatacak.
SATIR ARASI61,229 görüntüleme • 1 yıl önce
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Gazze... TS: 17:¹⁶ anlık görsel... İsrail'e ait bir hava saldırısı gerçekleşti. Gazze Şeridi'nin Er-Rimal mahallesindeki sivillerin kaldığı El-Cevazat kampını hedef aldı. Saldırıda 16 kişi hayatını kaybetti, 34 kişi yaralandı. Şehirlerden 9 tanesi çocuk. 😔 üzgünüm...
SATIR ARASI24,633 görüntüleme • 4 ay önce

Bugün Suriye… Yarın Mısır… Gazze, Mescid-i Aksa ve esir düşmüş Filistinli kardeşlerimiz için eylemdeler. Kalabalıklar yürüe ama yön veren iradedir. Eğer o irade oluşursa, eğer o dağınık öfke tek bir hedefe kilitlenirse… O zaman mesele sadece “eylem” olmaktan çıkar. Yol, Kudüs’e döner.
Derûn32,422 görüntüleme • 7 ay önce
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Çok önemli bir video... 38 binden fazla kişi takibi bıraktı. Onlarca mesaj aldım: "Yıllardır seni takip ediyordum ama son paylaşımların baydı, o yüzden çıkıyorum." Hiç umurumda değil. Yıllarca takip edip de neyi anlatmaya çalıştığımı, hangi duyguyla yazdığımı anlayamamışlarsa zaten yollarımızın ayrılması en doğrusudur. Benim hedefim etkileşim toplamak ya da popüler olmak değil. Geçmiş paylaşımlarıma dönüp bakanlar neyi anlatmaya çalıştığımı görür. Benim derdim günlük gündem değil; olayların arkasındaki devlet aklını anlatmaya çalışmaktır. Gören görür, görmek istemeyen ise zaten baksa da göremez. Ben, ÖLÜMÜNE Gazze'nin yanındayım. Param varsa paramla, yoksa duamla... Çünkü bazı meseleler çıkar meselesi değil, vicdan meselesidir.
SATIR ARASI18,167 görüntüleme • 3 ay önce
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Kurdun Avlanma Taktiği Seri Devam... 📌 İz bırakma... Av yorulduğunda....
Derûn50,242 görüntüleme • 1 yıl önce

Sokak röportajlarında önümüze konan tabloyla hakikat aynı değil. “Z kuşağı koptu… Değerler bitti… Devlet ne zaman el atacak?” denildi. Umutsuzluk pompalanmak istendi. Ama gerçek başka. Bu gençler atalarının izini inkâr etmedi. Körü körüne de yürümedi. Araştırdı. Okudu. Sordu. Sorguladı. İslam’ı başkasının anlatımıyla değil, kaynağından öğrenmek istedi. Anne-baba baskısıyla değil, Allah sevgisiyle yöneldi. Sessiz bir dönüşüm var. Bağırmıyorlar ama derinleşiyorlar. Gösteriş yapmiyorlar ama kök salıyorlar. Korkmaya gerek yok. Bu bayrak sahipsiz değil. Bu gençlik; aklıyla, inancıyla ve iradesiyle daha yükseğe taşıyacak. Elhamdülillah....
SATIR ARASI32,436 görüntüleme • 8 ay önce

Gazze’de Bir Çocuk Kur’an Bekliyor Kardeşim… Bombaların Altında Hafız Yetişiyor Gazze’de 200’den fazla çocuk… Kur’an öğrenmek için yere diz çöküyor kardeşim… Her alltı çocuk… Bir tek mushafı sırayla okuyor… Parçaları eksik… Sayfaları eksik… Allah’ın sözleri bunlar…! Bombaların altında büyüyen o yetimler bugün ümmete sesleniyor… Ama ümmetin büyük kısmı hâlâ sessiz… Bir düşün… Senin evinde tozlanan Kur’anlar var… Onların elinde ise paylaşılmaktan yıpranmış tek bir mushaf… Bir düşün… Senin çocuğun sıcak yatağında uyuyor… Gazze’deki çocuk, enkazın gölgesinde ezber yapıyor… Sandalye yok… Sıra yok… Kur’an yok… Hediye yok… Ama Kur’an sevgisi var… İşte insanı yakan da bu… Onlar yokluk içinde Allah’ın kitabına sarılıyor… Biz bolluk içinde uzaklaşıyoruz… Ey hayır sahibi kardeşim… Ey vakıflar… Ey devlet büyükleri… Ey bu ümmetin hâlâ vicdan taşıyan insanları… Bu çocukların eline Kur’an vermek istiyoruz. 200 çocuğun Kur’an ezberini yarım bırakmaması için mücadele ediyoruz. Matbaa hazır. İrtibat hazır. Organizasyon hazır. Sadece destek lazım… Belki bir sandalye… Belki bir mushaf… Belki küçücük bir hediye… Ama inan… Bugün bir çocuğun hafız olması, yarın bir ümmetin ayağa kalkmasıdır. Gazze’de çocuklar açlıktan önce sahipsizlik hissiyle kırılıyor kardeşim… Bu çağrı yardım çağrısı değil… Bu çağrı vicdanın hâlâ yaşayıp yaşamadığını öğrenme çağrısıdır…
Derûn23,818 görüntüleme • 5 ay önce