
İlkay
@Kemalistilkay • 39,323 subscribers
“The more I read, the more I acquire, the more certain I am that I know nothing.”
Videos

34 yıl önce bombalı bir paketle katledilen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ilk kadın akademisyeni Bahriye Üçok, ölümünden iki yıl önce Kuran’daki örtünme ayeti üzerine yaptığı tarihi konuşmada şu sözleri söylemişti: “Madem ki kadınlar iffetlerini koruyabiliyor, cariyelik diye bir müessese kalmadığına göre, o zaman Tanrı’nın buyruğu yerini bulmuş oluyor.” Bu cesur sözlerinin ardından, şeriatçı ve cihatçı zihniyetin hedefi haline geldi. Ne yazık ki devlet onu koruyamadı. Türkiye ise bugün bu noktaya geldi…
İlkay292,936 görüntüleme • 1 yıl önce

ÇÜRÜYOR DEVLET ! Ak Parti Genel Merkez ülkeyi mahvederken, Tarih, Bahçeli için de işbirlikçi diye yazacaktır. İşte Sultanbeyli'deki kepaze tecavüz vakası. 13 yaşındaki çocuğa bütün mahalleli topluca tecavüz etmişler. Yazmaya ve paylaşmaya utanıyorum bu haberi. Alayı da abdestli namazlı, ramazanda oruç tutmayanı döven muhafazakar muhit! İzleyin! İzlettirin!
İlkay261,988 görüntüleme • 1 yıl önce

8. Türban meselesinin altında yatan gerçek doğrudan doğruya Atatürk ilkelerine ve Rejime karşıdır demişti ve şehit edilmişti.Mesele dini açıdan olsaydı başörtüsüne saygı duyardım ancak inanç değil,siyaset konusu oldu ve Atatürk ilkelerinin ortadan kaldırmak için ortaya çıkmıştır!
İlkay186,190 görüntüleme • 1 yıl önce

Suudi Arabistan’da Tarihi Dönüşüm: Prens Selman’dan Atatürk Modeline Uygun Radikal Reformlar Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, AKP’nin Türkiye’deki politikalarına adeta bir karşı duruş sergilercesine ülkesinde köklü değişimlere imza atıyor. Laiklik yolunda ilerleyen Prens Selman, Suudi toplumunu modernleştirmeye yönelik devrim niteliğinde kararlar aldı. İşte bu çarpıcı reformlardan bazıları: 1️⃣ Arap alfabesi terk ediliyor: Ülke, 10 yıl içinde Latin alfabesine geçiş sürecini başlattı. 2️⃣ Ezan sesleri kısılıyor: Halkın rahatsızlığını göz önünde bulundurarak ezanların ses düzeyini düşürdü. 3️⃣ Ramazan’da gösterişe son: İsrafa karşı bir adım olarak, gösterişli iftar sofralarını yasakladı. 4️⃣ Muhalif imamlar görevden alındı: Yüzlerce imamı görevden alarak meslekten men etti. 5️⃣ Kadınlara kıyafet özgürlüğü: Kadınların istedikleri gibi giyinebileceğini ilan etti. 6️⃣ Güzellik yarışmalarına katılım: Suudi Arabistan güzellik kraliçesi seçerek uluslararası yarışmalara gönderdi. 7️⃣ Kadınlara sanatta ve sporda özgürlük: Kadınların sinema, tiyatro, stadyum gibi yerlere tek başlarına gidebilmelerinin önünü açtı. 8️⃣ Kadınlara direksiyon özgürlüğü: Artık kadınlar tek başlarına araç kullanabiliyor. 9️⃣ Seyahat özgürlüğü: Kadınların yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerinde bir erkek refakatçiye ihtiyaç duymadan hareket edebileceklerini duyurdu. Bu reformlar, Suudi Arabistan’ı geleneksel çizgisinden uzaklaştırarak modern bir topluma dönüştürme yolunda atılan en büyük adımlardan biri olarak tarihe geçiyor.
Editör190,480 görüntüleme • 1 yıl önce

33 yıl önce merhum Bülent Ecevit, Güneydoğu’daki sorunun Kürt-Türk meselesi değil, yarı feodal ağa-maraba düzeni olduğunu söylemişti. Ne dedi? “Öyle bir düzen kurulmuş ki, bu feodal yapı tüm partilere sızmış ve düzenini sürdürüyor. Türk, Kürt, Arap, Süryani… Hepsi eziliyor!” Bugün hâlâ aynı soru karşımızda: Neden bu yarı feodal sistem 33 yıldır yıkılamadı? Devlet neden bu düzene karşı adım atmadı? Bu düzen, milletin sırtından geçinenlerin elinde büyüyen bir prangadır. Öncelikle bu prangayı kırmadan, gerçek bir özgürlükten bahsedilebilir mi? Düşünmek lazım…
İlkay172,720 görüntüleme • 1 yıl önce

AĞZINA SAĞLIK KARDEŞİM “Benim lafım bazı Kürt kardeşlerime: Yahu, Türkleri sevmek niye bu kadar zorunuza gidiyor? Siz ne biçim Kürtsünüz? Bu bayrağı sevmek niye zorunuza gidiyor? Bu bayrak ne kadar Türk’ünse o kadar Kürt’ündür. Bu vatan ne kadar Türk’ünse o kadar Kürt’ündür. Açık söylüyorum: Türklerle yaşamak da şereftir, ölmek de.” Videoda konuşan kardeşimiz çok haklı. Zira Kürtlerle Türklerin bir sorunu yok. 1924 yılından beri yapılan 3.7 milyon evlilik var. Bu evliliklerden ikişer çocuk olduğunu varsaysak, bir anne-baba ve iki çocuktan oluşan dört kişilik çekirdek aile kuruluyor. Dedeleri ve nineleri eklersek sekiz kişilik bir aile yapısı oluşuyor. Birer dayı, teyze, hala, amca eklediğimizde, bu sayı 12 kişilik bir geniş aileye ulaşıyor. Bu iki çocuğun 12 kişilik birinci derece akrabası oluyor. Bunu 3.7 milyon evlilikle çarptığımızda yaklaşık 40 milyon akraba ortaya çıkıyor. Bugün hâlâ Türklerle Kürtler evleniyor, çocuk yapıyor, iş ortaklıkları kuruyor, komşuluk yapıyor, arkadaşlık ediyor… Tarihe baktığımızda Osmanlı döneminde Kürtleşen Türkmen Oğuz aşiretlerine Osmanlı kayıtlarında “Ekrad Türkmandır” deniliyordu (Ekrad, Kürt anlamına gelir). 16. yüzyıldan itibaren Horasan üzerinden gelen yaklaşık 1500 Türkmen Oğuz aşiretinin büyük bir kısmının Osmanlı politikaları nedeniyle Kürtleştiğini artık biliyoruz. (Bakınız: Kürtleşen Türkler, Kayıp Türkler, Oymaklar, Aşiretler, Boylar gibi kitaplar). Yani bugün Kürt denilen birçok kişinin kökeni de Türkmen Oğuz, Avşar, Halaç, Mukri, Bayat, Evliya, Yıva veya Beğdilli’dir. O halde sürekli “Kürt sorunu” diye sayıklayanlara bakmak lazım: Bunlar gerçekten Kürt mü, yoksa CIA ve Mossad’ın devşirdiği ajanlar, kriptolar mı? Kürt sorunu yok, ama ABD’nin Sevr beklentisi var. Wilson İlkeleri var. BOP projesi var. Uyanmak şart!
İlkay112,396 görüntüleme • 1 yıl önce

Bize yıllarca “Komünist şair” diye tanıtılan Nâzım Hikmet Ran, Türkçüymüş meğer.
İlkay110,750 görüntüleme • 1 yıl önce

Atatürk’ü anlamamızı hiçbir zaman istemediler. Can kulağıyla #Nutuk hakkındaki detayı dinleyin. #OktaySinanoğlu
İlkay76,944 görüntüleme • 1 yıl önce

Uğur Mumcu: “Mustafa Kemal’i laikliğe yönelten ana neden, Kurtuluş Savaşı’nda dinin nasıl İngilizlerin, İngiliz işgal kuvvetleri elinde kullanıldığını görmekten kaynaklanır. Örneğin, 1. Dünya Savaşı’nda Hz. Peygamber’in torunu olduğunu iddia eden Mekke Şerifi Hüseyin’in İngiliz gizli servis ajanı olduğunu gördüler. Aldığı altınlarla dini, nasıl emperyalizmin hizmetine soktuğunu gördükleri için laikliğe geçtiler. Dini duyguların ve dince kutsal sayılan kavramların ticari meta olarak, bir sömürü aracı olmaktan çıkarılması gerekiyordu. Gerçekte din ve vicdan özgürlüğü, gerçekte demokrasi ancak laik toplumlarda meydana gelir.”
İlkay45,660 görüntüleme • 1 yıl önce

2. Geçmiş Zaman Olur ki… Dr. Hulki Cevizoğlu: “Padişah adına yapılan camiler hangi günahları örtmek için yapıldı? Sıkıştıkları zaman hemen birkaç cami yapıyorlardı. Padişahların mal varlıkları haksız kazançtı; hatta devletin mal varlığından daha fazlaydı…” Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk: “Devletin parasından cami yapılamaz. Devletin parasından yapılan camiler ‘Mescid-i Zırar’ olur. Orada namaz kılınmaz.” (O zaman TOKİ’nin yaptığı camilerde, örneğin Çamlıca ya da Ataşehir’deki Mimar Sinan Camisi’nde namaz kılınamaz mı?) Öztürk: “Özellikle Türkiye gibi ülkelerde devletin parası demek, vergi demektir. Peki, vergi verip camiye gitmeyen, bu dine inanmayan milyonlarca insanın hakkı ne olacak?” Asrı Saadet döneminde, bir cami inşaatı, komşunun arsasına az da olsa taşması ve komşunun rızası alınamaması nedeniyle yıktırılmıştır. Şimdi sorarım, sen onlardan daha mı iyi Müslümansın? Osmanlı devrinde Kuyucu Murat Paşa, 100 binden fazla insanı katletti, milleti perişan etti. Bu zulüm, ‘Celali İsyanları’ adıyla örtbas edildi. Vergi toplama işini gayrimüslimlere verdin, “Şu kadar vergi isterim, nasıl toplarsan topla” dedin. Onlar da Anadolu’nun fakir halkının omzuna çöktüler. Halk ödeme gücümüz yok dediğinde, çoluk çocuk demeden kellelerini vurdurdun, kuyuya attırdın. Sonra bu zorla toplanan vergilerle Sultan Ahmet Camisi’ni yaptırdın. Sultan Ahmet Camisi, bu sebeple dönemin bilinçli insanları tarafından “Mescid-i Zırar” olarak görüldü ve namaz kılınmadı. Bunları okuyup bilen, aklı başında insanlar işte bu yüzden camilere gitmiyor…
İlkay27,294 görüntüleme • 1 yıl önce