Saîd Âmidî's banner
Saîd Âmidî's profile picture

Saîd Âmidî

@SaidAmidi_16,116 subscribers

Azîz sen sıdk üzre ol, Allah görücü.

Shorts

Bu ses kaydında, Fetâvâ-yi Hindiyye ve el-Bahr er-Râik’te geçen ibarelerin sahiplerini ve bu görüşü benimseyen fukahayı tecavüzcü ilan ediyorsun. Paylaştığın ibarede de açıkça, "Şeyhlerin çoğunluğuna göre bu hususta yaşın bir önemi yoktur; esas olan ilişkiye güç yetirebilmektir," denmekte ve devamında açıklanmaktadır. Sen ise "güç yetirebilmek" şartından hiç bahsetmeyip konuyu doğrudan "çocuk evliliği" diyerek reddettin. Utanmadan da bunu, erkek çocuklara tecavüz edilmesine “eşdeğer” tuttun. Bu, alçaklığın dik alasıdır. Buluğa ermemiş kızın evliliği hususunda İmam Nevevî, el-Mecmû'da şöyle demektedir: "Buluğ çağına ermemiş küçük kızın evlendirilmesi konusunda, 'Kadınlarınız içinden artık âdetten kesilmiş olanlarla henüz âdet görmemiş bulunanların (iddetlerinde) şüphe ederseniz, onların iddet süresi üç aydır' ayeti delil gösterilmektedir. Nitekim ayette geçen 'henüz âdet görmeyenler' ifadesiyle küçük kızın evliliğinin sahih olduğuna işaret edilmiştir. Öte yandan küçük yaştaki kız, nikâh akdine taraf olma ehliyetinden yoksun olduğundan; ilgili ayetten, velisinin evlendirmesi durumunda nikâh akdinin geçerli olacağı anlaşılmaktadır." (Nevevî, el-Mecmû’, 19/157) Üstelik senin "aklen kabih" (aklen çirkin/kötü) dediğin buluğ öncesi evliliğe ve kızın babası tarafından evlendirilebileceğine dair Nevevî (rahimehullah), Hz. Âişe hadisini delil getirdikten sonra aklî gerekçeler de sunarak şöyle der: "Küçük kızların dengiyle evlendirilmesi velileri için çok önemli bir husustur. Velilerin bu kızlara uygun bir denk bulması her zaman mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla uygun bir aday çıktığında küçüğün ergenlik çağına ulaşmasını beklemek, bu fırsatın kaçmasına sebep olabilir. Öyleyse henüz küçükken de evlendirilebilir." (Nevevî, el-Mecmû’, 19/157) Altay! Sen evvela hem Hanefî hem de Şâfiî fukahasına "erkek çocuklara tecavüz edilmesini onayladıkları" yönünde iftira atarak onları hedef tahtasına koydun; şimdi de utanmadan Hanefî fukahasından delil getirmeye çalışıyorsun. Senin sorunun cehaletinden utanmamaktan öte, ahlaki ve karakteristik bir sorundur. Bunun farkına var.

Bu ses kaydında, Fetâvâ-yi Hindiyye ve el-Bahr er-Râik’te geçen ibarelerin sahiplerini ve bu görüşü benimseyen fukahayı tecavüzcü ilan ediyorsun. Paylaştığın ibarede de açıkça, "Şeyhlerin çoğunluğuna göre bu hususta yaşın bir önemi yoktur; esas olan ilişkiye güç yetirebilmektir," denmekte ve devamında açıklanmaktadır. Sen ise "güç yetirebilmek" şartından hiç bahsetmeyip konuyu doğrudan "çocuk evliliği" diyerek reddettin. Utanmadan da bunu, erkek çocuklara tecavüz edilmesine “eşdeğer” tuttun. Bu, alçaklığın dik alasıdır. Buluğa ermemiş kızın evliliği hususunda İmam Nevevî, el-Mecmû'da şöyle demektedir: "Buluğ çağına ermemiş küçük kızın evlendirilmesi konusunda, 'Kadınlarınız içinden artık âdetten kesilmiş olanlarla henüz âdet görmemiş bulunanların (iddetlerinde) şüphe ederseniz, onların iddet süresi üç aydır' ayeti delil gösterilmektedir. Nitekim ayette geçen 'henüz âdet görmeyenler' ifadesiyle küçük kızın evliliğinin sahih olduğuna işaret edilmiştir. Öte yandan küçük yaştaki kız, nikâh akdine taraf olma ehliyetinden yoksun olduğundan; ilgili ayetten, velisinin evlendirmesi durumunda nikâh akdinin geçerli olacağı anlaşılmaktadır." (Nevevî, el-Mecmû’, 19/157) Üstelik senin "aklen kabih" (aklen çirkin/kötü) dediğin buluğ öncesi evliliğe ve kızın babası tarafından evlendirilebileceğine dair Nevevî (rahimehullah), Hz. Âişe hadisini delil getirdikten sonra aklî gerekçeler de sunarak şöyle der: "Küçük kızların dengiyle evlendirilmesi velileri için çok önemli bir husustur. Velilerin bu kızlara uygun bir denk bulması her zaman mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla uygun bir aday çıktığında küçüğün ergenlik çağına ulaşmasını beklemek, bu fırsatın kaçmasına sebep olabilir. Öyleyse henüz küçükken de evlendirilebilir." (Nevevî, el-Mecmû’, 19/157) Altay! Sen evvela hem Hanefî hem de Şâfiî fukahasına "erkek çocuklara tecavüz edilmesini onayladıkları" yönünde iftira atarak onları hedef tahtasına koydun; şimdi de utanmadan Hanefî fukahasından delil getirmeye çalışıyorsun. Senin sorunun cehaletinden utanmamaktan öte, ahlaki ve karakteristik bir sorundur. Bunun farkına var.

18,843 просмотров

Cübbeli Ahmed Hoca Efendi; "Üsküdar'da ki Selâmi Baba türbesine üç Cuma peşpeşe gidip, sela ile Cuma arası dua yapanın duası kabul edilir. Tecrübe ile sabittir."

Cübbeli Ahmed Hoca Efendi; "Üsküdar'da ki Selâmi Baba türbesine üç Cuma peşpeşe gidip, sela ile Cuma arası dua yapanın duası kabul edilir. Tecrübe ile sabittir."

88,242 просмотров

Ebu Hanzala'nın bu sözlerine göre ülkemizde ki 55.835.895 kişi, oy kullandığı için kafir oluyor. elinde kürek var ağamın sallıyor insanları ateşe 🤣

Ebu Hanzala'nın bu sözlerine göre ülkemizde ki 55.835.895 kişi, oy kullandığı için kafir oluyor. elinde kürek var ağamın sallıyor insanları ateşe 🤣

39,346 просмотров

Cübbeli Hoca’ya; Yıl Olmuş 2013, Siz Hoca Efendi diyorsunuz?! 2013 yılında Muharrem Coşkun: “Muhterem Fethullah Gülen”

Cübbeli Hoca’ya; Yıl Olmuş 2013, Siz Hoca Efendi diyorsunuz?! 2013 yılında Muharrem Coşkun: “Muhterem Fethullah Gülen”

26,236 просмотров

Hahahaha 🤣🤣🤣

Hahahaha 🤣🤣🤣

17,269 просмотров

Videos

SaidAmidi_1's profile picture

Hâricîbaşı, 2 dakikalık bir video ile müctehidliğini ilan ediyor. Evet, Hanbelî mezhebinde bu yönde bir hüküm olsa da ne Şâfiî ne Hanefî ne de Mâlikî mezhebine göre namaz kılmayan kâfir olmaz. Şafiî mezhebine göre şeriat mahkemesi kişiye tövbe telkin eder, tövbe etmezse öldürür; aslolan budur. Öldürülmesi de küfründen (dinden çıktığından) dolayı değil, namazı terk ettiğinden dolayı had cezası olaraktır. Hâricîbaşı’nın videoda okuduğu, "Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır." (Müslim, Îmân, 134) hadis-i şerifine Muğni’l-Muhtâc’da şu kayıt getiriliyor: “Bu hadiste kastedilen, namazı inkâr ederek terk etmektir.” Ebû Dâvûd’da geçen bir hadiste de Peygamber Efendimiz namazı terk eden kişi hakkında, “...Allah dilerse onu affeder, dilerse ona azap eder.” buyurmaktadır. (Ebû Dâvûd, Salât, 9; Nesâî, Salât, 6) İmâm Nevevî (r.h.) da namaz kılmayan kişi hakkındaki fetvayı şöyle açıklar: "Kim farz namazı tembellikten dolayı bilerek vaktinden çıkarırsa ve namazın farz olduğuna inanmaya devam ediyorsa, tövbe etmesi istenir. Eğer tövbe etmezse had cezası olarak öldürülür. Onun hükmü Müslümanların hükmü gibidir (cenazesi yıkanır, namazı kılınır ve Müslüman mezarlığına defnedilir)." (Nevevî, Minhâcü’t-Tâlibîn). Kendisi, namaz kılmayanın kâfir olmadığının Şâfiî, Mâlikî ve Hanefî mezheplerine göre sabit olduğunu bilmesine rağmen; üç mezhebi ve müctehidlerini bir çırpıda yok sayarak, üstelik "Şâfiî’yim" demesine rağmen “bana göre” deyip böyle bir tutum sergilemesi, dininin ancak hevâ ve hevesinden ibaret olduğunun en büyük ispatıdır.

Saîd el-Âmidî

55,816 просмотров • 3 месяцев назад