
Mustafa Aksoy
@SosyologAksoy • 27,911 subscribers
Konu ile ilgili bir görsel, bin kelimeden fazlasını anlatır. K. Tucholsky / Belgesiz tarihçilik, kendi kendini aldatmanın en kestirme yoludur. Ahsen Batur
Shorts
Videos

Baba Mansur Ocağı hakkında sosyal medyada bulduğum bazı bilgiler ile bu ocağa bağlı bir köydeki çektiğimiz kısa belgeseli ilginize sunuyorum. Umarım şürçü lisan eymedim. ---------- Baba Mansur, Türkmenistan’ın Hormek Şehri’nden 12 kabile ile beraber gelip Hınsı Mansur Bağın Kalesi denilen şimdiki adı Muhundu Darıkent beldesine yerleşmiştir. -------- Baba Mansur’un Anadolu’ya gelişi 1100’lerin başındadır. Ölüm tarihi ise 1197’dir. Baba Mansur Alevi Kızılbaş geleneğinin yani geleneksel Aleviliğin öncüsüdür. Doğu Anadolu’nun serçeşmesidir. Hünkar Hacı Bektaşi Veli, Baba Mansur’dan 100 yıl sonra Anadolu’ya gelmiş ve Batı Anadolu ve Balkanlar’ın serçeşmesi olmuştur. --------- Baba Mansur'un kabri Harput'da olup bugün halk arasında “Mansur Baba Türbesi” olarak bilinir. ---------- Baba Mansur, İran'ın Javanmardi ilçesinde bir köydür. ---------- Seyyid Mansur Baba Hazretleri, Hz. Hüseyin soyundan gelmekte olup, Kazakistan’ın Otrar’da şehrinde türbesi bulunan Seyyid Aslan Baba Hazretlerinin oğludur. Seyyid Aslan Baba Hazretleri, Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin şeyhi, mürşidi ve ilk hocasıdır. -------' Baba Mansur, 1170 yılında gelip Mazgirt’in Şöbek Köyü’ne yerleşmiş bir erendir. Onun torunları Diyarbakır-Dulkadirli Devleti’nden tarihi olmayan bir soy ağacı almıştır. Baba Mansur, 1197 yılında Şöbek’te hakka yürümüştür. -------- Yapılan araştırmalar göre “Baba Mansur, imam Muhammed Bakır’ın 20. kuşaktan torunudur. Hoca Ahmet Yesevi’nin de öğrencilerinden olduğu iddia edilmektedir. Baba Mansur, 1170 yılında gelip Mazgirt’in Şöbek Köyü’ne yerleşmiş bir erendir.
Mustafa Aksoy59,759 görüntüleme • 1 yıl önce

Biri kıt aklıyla Türklerde halay yok diye eleştiri yazmıştı. Fotoğraf Unesco'nun sayfasından olup Almaata yakınlarındaki Saymalı Taş alanından. Videoyu bugün Saha Özerk Cumhuriyeti'nde bir köyde kutlanan Ihıax bayramından çektim. Uydurma Kürt tarihi yazanlar bunlara ne diyecek?
Mustafa Aksoy73,232 görüntüleme • 2 yıl önce

Sibirya'dan Tunceli'ye uzun saçlı erkek mezar taşları (balbalları). Rusya ve Ukrayna müzeleri ile yazılı eserlerinde, insan üsluplu mezar taşlarının yani balbalların ilk örneklerinin İskit, Kuman ve Kıpçak askerlerinin mezar taşları ve Türk geleneği olduğu yazılıdır. Yaptığımız saha araştırmalarında bu mezar taşlarını Sakha'dan (Yakustistan), Urallara ve Litvanya Tatarlarına; Moğolistan ve Doğu Türkistan'dan Kuzey Makedonya'ya kadar olan yerlerde görüp fotoğrafladık. Türkiye'de insan üsluplu (balbal) mezar taşları, en çok Tunceli mezarlarında görülmektedir. Yaptığımız araştırmalara ve üzerlerindeki tarihe göre Türkiye’deki en son balbal mezar taşı 1968 tarihli olup Tunceli’dedir. Uzun saçlı erkek mezar taşları Tuva, Tunceli ve Ukrayna'dan Bülent TEKBIYIKOĞLU #AnadolununHorasanı #Tunceli
Mustafa Aksoy53,623 görüntüleme • 1 yıl önce

Tunceli’nin coğrafi şartlarından dolayı zorlu arazilerde araştırma yapmak gerekiyor. Bundan dolayı beklenmedik sorunlarla karşılaşıyoruz. Dahası arazide yardım alacak insanlar olmadığı için sorunları kendi imkanlarımızla çözmemiz gerekiyor. Her zaman karşılaştığımız o sorunların birinden biraz uğraştan sonra kurtularak, arkadaşımla araştırmaya devam ettik. Saha araştırmalarında bu tip sorunlar insanı üzüyor ve önemli zaman kaybına neden oluyor. Ancak gittiğimiz yerlerde aradıklarımızı bulunca her şeyi unutuyoruz.
Mustafa Aksoy28,668 görüntüleme • 10 ay önce

Dağlık Altay’dan (Sibirya’dan) Tunceli’ye Gelen Kazayağı Damgası Yaptığımız saha araştırmalara göre kazayağı damgası ilk defa Dağlık Altay'daki Kalbak Taş kaya resim alanında bulunmuş ve M.Ö. yapıldığı belirlenmiş. Saha-Sakha (Yakutistan), Sibirya, Başkurdistan, Tataristan, Kafkasya, Rize ve Gümüşhane’de aile damgası olarak kullanılıyor. Tataristan’da aile damgası olmanın dışında mezarlarda, Orenburg’un Tatar mezarlığı ile Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde yaşayan Tahtacı Türkmenlerin yani Alevilerin mezarlarında, Iğdır ile Tunceli’deki koç başlı mezar taşlarında, Tiflis Müzesi'nde bir Kıpçak kaması ve Kazakistan’da Paleotik Çağ’dan kalma eşyaların üzerinde kazayağı damgası var. Türkiye’de bazılarınca hayat ağacı olarak ifade edilen damganın, aslında kazayağı damgasının tekrarlanmasından meydana geldiğini düşünüyoruz. Tahtacı Türkmenlerinde yani Alevilerinde kazayağı damgasının hikayesi: Hz. Ali bir sabah camiye gidiyormuş. Bir kaz eteğinden çekerek onun gitmesine engellemeye çalışmış. Fakat Hz. Ali durumu fark etmeyerek camiye gitmiş ve orada şehit edilmiş. Bundan dolayı ölümü ve Hz. Ali'yi çağrıştırdığı için Tahtacılar mezar taşlarına ters kazayağı yaparlar. Aynı damga Ceyhan'a bağlı Durhasan Dede Köyü’ndeki Tahtacı Alevilerin piri olan Durhasan Dede'nin türbesinde de var. Sonuç olarak, kazayağı damgası, İslamiyet’ten önce Sibirya ve Moğolistan'da kullanılırken tarihi süreç içinde oralardan Türkiye'ye gelmiş. Söz konusu damganın Hz. Ali'den önce olmasından dolayı, Tahtacı Alevilerin kazayağı hakkında anlattıklarının tarihi gerçeklikle ilgisinin olması mümkün değil. Ancak insanların tarihi kültürel unsurlar hakkında, yeni kültürel coğrafyalarına bağlı olarak hikayeler ve mitler üretmesi, insan olmanın doğasına aykırı değildir. Dolayısıyla Türklerin, Sibirya'dan, Moğolistan'dan Anadolu'ya getirdiği kazayağı damgasına, Tahtacı Alevilerin İslami bir anlam yükleyerek Hz. Ali ile özdeşleştirmelerinde hiçbir sakınca yok. Fakat Türkiye'de kazayağı damgası hakkında araştırma yapanlar, bu damgayı sadece saha araştırması yaptıkları yere bağlı olarak açıklarlarsa, tarihi süreci ve tarihi gerçekliği yok saymış olurlar. Fotoğraflar: Kırmızı çizgi içindeki Kalbak Taş kaya resim alanından, diğeri ise Çanakkale'deki Tahtacı Türkmenlerin yani Alevilerin bir mezar taşı. Bülent TEKBIYIKOĞLU #AnadolununHorasanı #Tunceli #Koçbaşı #Koçbaşlımezartaşları #Damgalar
Mustafa Aksoy39,035 görüntüleme • 1 yıl önce

“Damgaların İzinde” başlıyor! 30 yıllık bir emeğin ürünü… Prof. Dr. Mustafa Aksoy’un anlatıcılığında hazırlanan bu belgesel serisinde, yüzyıllardır dünya’ya iz bırakan Türk damgalarının peşine düşüyoruz. Koçbaşı, Umay Ana, Sivastika ve daha niceleri… Bu damgalar, Türk kültürünün “kültürel DNA”sı olarak karşımıza çıkıyor. Kırgızistan’dan Moğolistan’a, ABD’den Azerbaycan’a, Özbekistan’dan Saha Özerk Cumhuriyetine uzanan bu büyük yolculukta; Türk kültürünün izlerini, taşlara, kıyafetlere ve daha nicelerine kazınmış damgalar üzerinden takip ediyoruz. “Damgaların İzinde” 13 bölümlük bu özel belgesel serisinin ilk bölümü 7 Nisan 2025 Pazartesi (bu akşam), saat 20. 35’te Tarih TV’de. Tarih TV, Agah Karliaga, Mustafa Mesut Başkır #Damgalarınİzinde #TürkDamgaları #MustafaAksoy #Belgesel #TarihTV #TürkKültürü #KültürelDNA
Mustafa Aksoy29,676 görüntüleme • 1 yıl önce

Koçbaşlı Mezar Taşı Türk Geleneğidir… Hozat’ın özellikle güney köylerinin bazılarında Kürtçe (Kurmançca) konuşulur. Videoda konuşan beyefendi Kureyş Baba Ocağı’ndan olan bir Pir’in koçbaşlı mezar taşının olduğu köyden. Video çekiminden sonra arkadaşla yaptığımız özel sohbette Türk olduklarını ve Horasan’dan geldiklerini 85 yaşındaki babasından öğrendiğini, ancak bazılarının kendilerine Kürt dediğini söyledi. Sözün devamında da koçbaşlı mezar taşının Türk geleneği olduğunu ve Türk olduğumuzu söylediğim için bazılarının beni linç edeceğini biliyorum, ancak doğruyu söylemem lazım dedi.
Mustafa Aksoy24,910 görüntüleme • 1 yıl önce

Tunceli'de bu zamana kadar yaptığımız araştırmalara göre, insan üsluplu mezar taşları yerde olan altı (6)tanesi hariç hepsi koçbaşlı ve sanduka şeklindeki mezar taşlarının üzerinde yapılmıştır. Bu duruma Moğolistan'dan Kosova'ya kadar olan yerlerde yaptığım araştırmalarda ve konuyla ilgi eserlerde hiç rastlamadım. Bu açıdan Tunceli'deki insan üsluplu mezar taşları ayrı bir özelliğe sahip ve konu bu zaman kadar hiç araştırılmamış. Tunceli'de yerde yapılan insan üsluplu mezar taşlarından en son yapılanı 1961, koçbaşlı mezar taşı üzerinde olan 1968, sanduka mezar taşı üzerinde olan da 1969 tarihlidir. İnsan üslubundaki mezar taşları tarihte ilk defa Altaylar ile Moğolistan coğrafyasında görülmüştür. Sovyetler Birliği zamanında insan üsluplu mezar geleneği hakkında çok sayıda eser yayınlanmıştır. Örneğin, Y. A. Şer, “Doğu Kazakistan ile Kuzey Kırgızistan Taş Heykelleri”; V. P. Mokrynin, “Eski Türklerin Anıt Taş Heykelleri”; L. A. Evtyukhova, “Güney Sibirya ve Moğolistan'ın Taş Heykelleri”; L. R. Kızlasov, “Eski Türklerde Taş Heykellerinin Amacı”, söz konusu eserlerden birkaçı. #AnadolununHorasanı #Tunceli #Mezar #Mezartaşları #KültürelDNA
Mustafa Aksoy23,221 görüntüleme • 1 yıl önce

Saha Özerk Cumhuriyeti milletvekillerinden Aleksandır İgnatyeviç İvanov'un Türklük dersi. İvanov, Saha (Yakutistan) Cumhuriyeti, Tümen ili Millevekili olup Altay’da yapılan "Altay Halklarının Ulusal Kurultayı"ndaki konuşması, bazılarına ders, bazılarına da dert olsun. Aleksandır bey ile Saha Cumhuriyeti'ne yaptığım gezide tanışmıştık. Sağ olsun beni Lena Irmağı kenarındaki kaya resimlerinin olduğu alana götürmüştü. Kızı Türkiye'de Türk Dili ve Edebiyatı okuyor. Bu bölümü niçin seçtiniz? Bölümü bitirirse Saha'da iş bulamaz demiştim. O da cevap olarak, evet biliyorum. Fakat biz Türküz, Türkoloji bize çok gerekli, tarihimizi, kültürümüzü bilmemiz lazım demişti. Kızım Saha ile Türk Dünyası arasında köprü görevi yapacak ve bölümü bitirirse "Genel Türk Tarihi" alanında yüksek lisan ve doktora yapmasını istiyorum dedi. Eğitimini tamamlarsa belki Saha üniversitelerinin birinde Türk tarihi araştırmacısı olur, belki de bir üniversitede Türkoloji dersleri anlatır. Aslında önemli olan, iyi bir Türkoloji eğitimi alsı. İş konusuna sonra bakarız dedi. Sonuç olarak, bazı Türk milliyetçilerinin bile coğrafyasını dahi bilmediği ve bazıları da Türk cumhuriyetlerindeki insanları bile Türk saymazken, karayoluyla Ankara'ya 10.085 km mesafede yaşayan bir milletvekili Türklüğünü ve Türk dünyasını anlatıyor.
Mustafa Aksoy14,780 görüntüleme • 1 yıl önce

Anadolu'nun Horasan'ı Tunceli'de Beyaz Kurt... 1. Alâeddin Keykubad, Anadolu Selçuklu Devleti'nin 1220-1237 yılları arasındaki hükümdarı. İslam öncesi Türkler'de ve günümüzdeki bazı Türk halklarında ölen insan için öldü ifadesi yerine kaybolup gitti veya dünyasını değiştirdi denir. Bu bağlamda bazı ocak pirlerinin sır olması arasında bir ilişkinin olduğunu düşünüyoruz. İslam öncesi Türkler ve Türkiye'de yapılan araştırmalarda canlı insanların kurt dahil çeşitli hayvan donuna girmesi hakkında bolca bilgi var. Ancak ölen birinin hayvan veya kurt donuna girmesi gibi örnek yok. Önceden Kureyş Baba pirleri vefat edince defin edilmeyip bir ağacın altına bırakıldıktan sonra, yakındaki tepeden beyaz bir kurtun cesetin yanına gelmesiyle cesetin beyaz kurt donuna girip iki beyaz kurt olarak tepeye doğru gidip kaybolmaları Türkiye'de ilk örnektir. Konu hakkında daha geniş bilgi yakında basılacak olan "Kültürel DNA Teorisine Göre Anadolu'nun Horasan'ı Tunceli" kitabımızda olacak. Bilgilerimiz bizi yanıltmıyorsa Kureyş Baba Ocağı'nın sır olmayan ilk piri, babası Selçuklu Devleti'nde görev yapan Mesut Paşa olup, türbesi Konya-Akşehir'de olan Seyyit Mahmut Hayrani'dir (ölümü 1269). Bülent TEKBIYIKOĞLU #AnadolununHorasanı #Tunceli #Mezar
Mustafa Aksoy15,990 görüntüleme • 1 yıl önce
Daha fazla içerik yok.