Bay Woland's banner
Bay Woland's profile picture

Bay Woland

@_agustoperez18,068 subscribers

Şeytanın en büyük numarası yokluğuna inandırmasıdır

Shorts

İzmirli arkadaşlar, pikniğe gidip şöyleli takılmazsanız hakkımı helal etmem O eti iştahla yalayacaksınız :)

İzmirli arkadaşlar, pikniğe gidip şöyleli takılmazsanız hakkımı helal etmem O eti iştahla yalayacaksınız :)

12,364 görüntüleme

Yerden göğe, gökten yere kadar haklı selin. Israrla anlatmaya çalıştığım da bu işte! Muhaliflerin itirazları ve nirengi noktaları ancien regime'de kaldı. Bir yankısı, bir karşılığı yok artık Ha, buradan "İfade özgürlüğünü savunmak artık gereksizdir" anlamı çıkmasın elbette. Kastettiğim o değil. Pergelin iğneli ucunu delik deşik edilmiş burjuva hukukuna dayandırmanın ve her daim iktidar lehine bozulan kantara yatırmanın anlamı kalmadı. Bir yankı odası yaratır, klişeleri ezber eder durursunuz. Edin edin de, şöyle bir sorun var: Devlet ve siyasi iktidar sizin izleğinize, sizin orjininize Yalova Kaymakamı muamelesi çekiyor artık. Çünkü 15 Temmuz konseptinde, savaş halindeyiz. Ağzınıza sakız ettiğiniz "Hukuk iktidarın fahişesidir" vecizesini anımsarsanız, daha doğrusu birazcık üstüne düşünürseniz, ne demek istediğimi daha rahat anlayacaksınız. İktidarın fahişesinin ihsanı olmaz arkadaşlar. Deniz'in gözaltına alınması da 'hukuk' işte. Hukuk da, hukuk devleti sanrısı da bundan fazlası değildir. Avuntudan ibarettir. Artık ihtiyaç da duymuyorlar. Bunu kavrayamayınca da "Korkuyorlar! Yönetemiyorlar!" gibi zırvalarla ortalığa düşersiniz ve günün sonunda sizi pelteye çevirirler. Çünkü zerre kadar korkmuyorlar ve gayet ustaca, kaosu kaosla yönetiyorlar. Çok uzun zamandır çırılçıplağız. Yeni düzende ve mevcut konjonktürde hiçbir koruma mekanizmamız ya da kalkanımız yok. Her şey değişti, bir alt üst oluştayız. Bildiğimiz, ezber ettiğimiz her şeyi sorgulamaya, hepsiyle hesaplaşmaya mecburuz Yine de ifade özgürlüğü mü? :) Peki, halde sözü işkenceci kahramanımıza bırakalım

Yerden göğe, gökten yere kadar haklı selin. Israrla anlatmaya çalıştığım da bu işte! Muhaliflerin itirazları ve nirengi noktaları ancien regime'de kaldı. Bir yankısı, bir karşılığı yok artık Ha, buradan "İfade özgürlüğünü savunmak artık gereksizdir" anlamı çıkmasın elbette. Kastettiğim o değil. Pergelin iğneli ucunu delik deşik edilmiş burjuva hukukuna dayandırmanın ve her daim iktidar lehine bozulan kantara yatırmanın anlamı kalmadı. Bir yankı odası yaratır, klişeleri ezber eder durursunuz. Edin edin de, şöyle bir sorun var: Devlet ve siyasi iktidar sizin izleğinize, sizin orjininize Yalova Kaymakamı muamelesi çekiyor artık. Çünkü 15 Temmuz konseptinde, savaş halindeyiz. Ağzınıza sakız ettiğiniz "Hukuk iktidarın fahişesidir" vecizesini anımsarsanız, daha doğrusu birazcık üstüne düşünürseniz, ne demek istediğimi daha rahat anlayacaksınız. İktidarın fahişesinin ihsanı olmaz arkadaşlar. Deniz'in gözaltına alınması da 'hukuk' işte. Hukuk da, hukuk devleti sanrısı da bundan fazlası değildir. Avuntudan ibarettir. Artık ihtiyaç da duymuyorlar. Bunu kavrayamayınca da "Korkuyorlar! Yönetemiyorlar!" gibi zırvalarla ortalığa düşersiniz ve günün sonunda sizi pelteye çevirirler. Çünkü zerre kadar korkmuyorlar ve gayet ustaca, kaosu kaosla yönetiyorlar. Çok uzun zamandır çırılçıplağız. Yeni düzende ve mevcut konjonktürde hiçbir koruma mekanizmamız ya da kalkanımız yok. Her şey değişti, bir alt üst oluştayız. Bildiğimiz, ezber ettiğimiz her şeyi sorgulamaya, hepsiyle hesaplaşmaya mecburuz Yine de ifade özgürlüğü mü? :) Peki, halde sözü işkenceci kahramanımıza bırakalım

15,503 görüntüleme

Yurdumun hasbelkader lisans diploması edinmiş, bildiği yanıldığına yetmeyen, yetersiz bakiye ortalama beyaz yakalısı ve egemenlerin komplonun ta kendisi olan anlatılarını sahiplenerek kendince kamucu mücadele biçimi öneren Kadıköylülükle malül vasat solcusu komplonun ne olduğunu dahi bilmeden sadece yaygara yaptı. Bu da yetmezmiş gibi hiçbir şeyi tartıştırmadı, tartıştırmıyor. Her şeye komplo diyor, her şeyi komplo zannediyor. Oysa ayrıntıya, sapmaya, istisnaya ya da gözün gördüğünün ötesine odaklanabilmek bilinen anlamda komploculuk demek değildir. Komploculuk insan faktörünü ve sosyal bilimleri hiçleştirerek olayları ve olguları, paranoya ile ulaşılmaz/dokunulmaz adreslere havale eder. Bizimkiler komplonun ne olduğunu da bilmiyorlar ama olsun, kavrayamadıkları her şeye komplo diye kara çalıyorlar. Atarlı bir ergen zihin vasatlıkla buluşup üstümüzde tahakküm kuruyor. Ve her geçen gün daha da katmerleniyor. Komplocu sınıf demez, dangalak! Komplocu ulus demez, insan demez, egemenlik demez. Her dediği çıkan, tüm öngörüleri kısacık bir zaman diliminde doğrulanan komplocu olmaz! The Conspiracy Theory filminde Mel Gibson'un oynadığı güdümlü katil Jerry Fletcher, "İyi bir komplo asla ispatlanamayandır" diyordu. Bizlerse komployu ispatlayıp göstermemize rağmen komploculukla suçlanıyoruz. Tam bir çocuklaşma, aptallaşma hali Oysa kavrayamadığına komplo diye kara çalmaktır komplonun ta kendisi. Bir komplonun aparatı haline gelmiş, sümsükleşmiş, sünepeleşmişsin demektir. Farkına varacak zekadan da kavrayıştan da yoksunsundur. Çünkü aşının insanları 3 bacaklı 5 memeli yapacağını iddia edenlerin komplo bile denemeyecek zırvalarını, medikal vatandaşlık tehlikesine ve egemenliğine saldırıya dikkat çekenlerin itirazlarıyla bir tuttuğunda güvenli alanında kalabiliyor ve bilim kilisesinden aforoz edilmemiş oluyorsun. Konforludur. Güvende hissettirir. Sırtını duvara yasladığını zannedersin ama duvarın çürük olup olmadığından bihabersindir. Komployu sorguladığımızda komplonun yanında saf tutan komplocular tarafından komplocu ilan edildiğimiz komployu da gördük. Olacakların hepsini yazdık. Mesela henüz Türkiye'de ''vaka'' dahi görülmezken ya da henüz görülmüşken, beyaz yaka ankastre sınıfımız virüs korkusundan gardroba saklanırken, o salgın mizanseninin nereye varacağını bir avuç insan anlattık. Yemediğimiz hakaret, yafta, saldırı kalmadı. Ve bütün yazdıklarımız bir bir doğrulandı, doğrulanmaya da devam ediyor. Mesele asla biz demiştikçilik değil. Mesele o dönem biz bunları anlatırken, kaypak küçük burjuvanın bilim kilisesinin müritliğine soyunması ve rezil rüsva olmuşken halen hiçbir özeleştiri vermemesidir Bakın,"Feodal dönemde komplo olur. Tekeller döneminde komplo olur" diyor, delilikle dahilik arasında gidip gelen adam Bunu söylerken de komplo teorilerini dışlayarak/küçümseyerek konuşmuyor. Konu o değil zaten. Neo-feodalizmde, tekelsi düzende komplonun düzene içkin olduğunu ifade ediyor ve komplo bizatihi tekelsi düzenin işidir diyor. İlk okuduğumda Yalçın Küçük'ün bir polisiye yazarı olduğunu, daha doğrusu büyük bir polisiye yazarı olabileceğini düşünmüştüm. Meğerse üniversitede doktora derslerinde bile Sherlock Holmes okuturmuş. "Aşk, bilim ve devrim ayrıntıdadır" derken 'sapma'lara bakıyor ve esasen tek bir soruyu çalıştırıyordu: "Bayram değil seyran değil, eniştem beni neden öptü?" Kafası az biraz çalışan bir insan, insanlık tarihinin gördüğü en vahşi, en adi, en aşağılık operasyonu olan pandemi kumpasından sonra komplo denen şeye bakış açısını kökten değiştirirdi. Lakin olmadı, olmuyor. Münevverimiz, solcumuz, beyaz yaka ankastre sınıfımız kavrayamadığına komplo diye kara çalarak konforlu alanına çekiliyor ve makineli tüfeği eline alıp başlıyor taramaya

Yurdumun hasbelkader lisans diploması edinmiş, bildiği yanıldığına yetmeyen, yetersiz bakiye ortalama beyaz yakalısı ve egemenlerin komplonun ta kendisi olan anlatılarını sahiplenerek kendince kamucu mücadele biçimi öneren Kadıköylülükle malül vasat solcusu komplonun ne olduğunu dahi bilmeden sadece yaygara yaptı. Bu da yetmezmiş gibi hiçbir şeyi tartıştırmadı, tartıştırmıyor. Her şeye komplo diyor, her şeyi komplo zannediyor. Oysa ayrıntıya, sapmaya, istisnaya ya da gözün gördüğünün ötesine odaklanabilmek bilinen anlamda komploculuk demek değildir. Komploculuk insan faktörünü ve sosyal bilimleri hiçleştirerek olayları ve olguları, paranoya ile ulaşılmaz/dokunulmaz adreslere havale eder. Bizimkiler komplonun ne olduğunu da bilmiyorlar ama olsun, kavrayamadıkları her şeye komplo diye kara çalıyorlar. Atarlı bir ergen zihin vasatlıkla buluşup üstümüzde tahakküm kuruyor. Ve her geçen gün daha da katmerleniyor. Komplocu sınıf demez, dangalak! Komplocu ulus demez, insan demez, egemenlik demez. Her dediği çıkan, tüm öngörüleri kısacık bir zaman diliminde doğrulanan komplocu olmaz! The Conspiracy Theory filminde Mel Gibson'un oynadığı güdümlü katil Jerry Fletcher, "İyi bir komplo asla ispatlanamayandır" diyordu. Bizlerse komployu ispatlayıp göstermemize rağmen komploculukla suçlanıyoruz. Tam bir çocuklaşma, aptallaşma hali Oysa kavrayamadığına komplo diye kara çalmaktır komplonun ta kendisi. Bir komplonun aparatı haline gelmiş, sümsükleşmiş, sünepeleşmişsin demektir. Farkına varacak zekadan da kavrayıştan da yoksunsundur. Çünkü aşının insanları 3 bacaklı 5 memeli yapacağını iddia edenlerin komplo bile denemeyecek zırvalarını, medikal vatandaşlık tehlikesine ve egemenliğine saldırıya dikkat çekenlerin itirazlarıyla bir tuttuğunda güvenli alanında kalabiliyor ve bilim kilisesinden aforoz edilmemiş oluyorsun. Konforludur. Güvende hissettirir. Sırtını duvara yasladığını zannedersin ama duvarın çürük olup olmadığından bihabersindir. Komployu sorguladığımızda komplonun yanında saf tutan komplocular tarafından komplocu ilan edildiğimiz komployu da gördük. Olacakların hepsini yazdık. Mesela henüz Türkiye'de ''vaka'' dahi görülmezken ya da henüz görülmüşken, beyaz yaka ankastre sınıfımız virüs korkusundan gardroba saklanırken, o salgın mizanseninin nereye varacağını bir avuç insan anlattık. Yemediğimiz hakaret, yafta, saldırı kalmadı. Ve bütün yazdıklarımız bir bir doğrulandı, doğrulanmaya da devam ediyor. Mesele asla biz demiştikçilik değil. Mesele o dönem biz bunları anlatırken, kaypak küçük burjuvanın bilim kilisesinin müritliğine soyunması ve rezil rüsva olmuşken halen hiçbir özeleştiri vermemesidir Bakın,"Feodal dönemde komplo olur. Tekeller döneminde komplo olur" diyor, delilikle dahilik arasında gidip gelen adam Bunu söylerken de komplo teorilerini dışlayarak/küçümseyerek konuşmuyor. Konu o değil zaten. Neo-feodalizmde, tekelsi düzende komplonun düzene içkin olduğunu ifade ediyor ve komplo bizatihi tekelsi düzenin işidir diyor. İlk okuduğumda Yalçın Küçük'ün bir polisiye yazarı olduğunu, daha doğrusu büyük bir polisiye yazarı olabileceğini düşünmüştüm. Meğerse üniversitede doktora derslerinde bile Sherlock Holmes okuturmuş. "Aşk, bilim ve devrim ayrıntıdadır" derken 'sapma'lara bakıyor ve esasen tek bir soruyu çalıştırıyordu: "Bayram değil seyran değil, eniştem beni neden öptü?" Kafası az biraz çalışan bir insan, insanlık tarihinin gördüğü en vahşi, en adi, en aşağılık operasyonu olan pandemi kumpasından sonra komplo denen şeye bakış açısını kökten değiştirirdi. Lakin olmadı, olmuyor. Münevverimiz, solcumuz, beyaz yaka ankastre sınıfımız kavrayamadığına komplo diye kara çalarak konforlu alanına çekiliyor ve makineli tüfeği eline alıp başlıyor taramaya

46,356 görüntüleme

🔴 Still Loving You vasat bir parçadır. Scorpions da CIA/BND aparatı bir soytarılar topluluğudur. Wind Of Change'nin Berlin Duvarı'nın yıkılışına adeta fon müziği olarak bestelenmiş CIA prodüksiyonu bir şarkı olduğuna dair yıllardır ısrarla yazıyorum. ABD'de bile ciddi gazeteciler yazıyor artık Ve o kıytırık şarkının sözlerini de Scorpions denen soytarılar yazdıysa, ben de hiçbir şey bilmiyorum 🔴 Müşerref Akay'ın bir general tarafından sözleri yazılan ve 12 Eylül sonrasında işkence olsun diye devrimcilere dinlettirilen ısmarlama Türkiyem şarkısından daha kötü, daha ucuz bir propaganda idi. En azından Akay'ın sesi, Meine'nin sesinden katbekat güzel 🔴 Mesela 1991'de Moskova'daki Tushino Havalimanı'nda düzenlenen ve bilhassa Metallica'nın yıkılan Sovyetler'in enkazı üzerinde milyondan fazla insanı tepindirdiği gümbür gümbür Monsters Of Rock konseri de böyledir ➡️ İzlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Bir yanda seyircileri coplayan ya da olan biteni anlayamayan şaşkın Kızılordu askerleri, diğer yanda ise Harvester Of Sorrow çalarken kendini konsere kaptırıp üniformasını parçalayıp coşan Kızılordu askerleri, seyirciler arasında dalgalandırılan Amerikan bayrakları... Sembolik, ikonik bir konserdir. Ve 28 Eylül 1991'deki bu konserin 3 ay sonrasında 26 Aralık 1991'de SSCB resmen tarihe karıştı. Yani Gorbaçov'un ülkenin altını üstüne getirip çöküşe yaklaştırdığı bir dönemde konserin gerçekleşmesi düşünüldüğünde zamanlama da manidar.

🔴 Still Loving You vasat bir parçadır. Scorpions da CIA/BND aparatı bir soytarılar topluluğudur. Wind Of Change'nin Berlin Duvarı'nın yıkılışına adeta fon müziği olarak bestelenmiş CIA prodüksiyonu bir şarkı olduğuna dair yıllardır ısrarla yazıyorum. ABD'de bile ciddi gazeteciler yazıyor artık Ve o kıytırık şarkının sözlerini de Scorpions denen soytarılar yazdıysa, ben de hiçbir şey bilmiyorum 🔴 Müşerref Akay'ın bir general tarafından sözleri yazılan ve 12 Eylül sonrasında işkence olsun diye devrimcilere dinlettirilen ısmarlama Türkiyem şarkısından daha kötü, daha ucuz bir propaganda idi. En azından Akay'ın sesi, Meine'nin sesinden katbekat güzel 🔴 Mesela 1991'de Moskova'daki Tushino Havalimanı'nda düzenlenen ve bilhassa Metallica'nın yıkılan Sovyetler'in enkazı üzerinde milyondan fazla insanı tepindirdiği gümbür gümbür Monsters Of Rock konseri de böyledir ➡️ İzlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Bir yanda seyircileri coplayan ya da olan biteni anlayamayan şaşkın Kızılordu askerleri, diğer yanda ise Harvester Of Sorrow çalarken kendini konsere kaptırıp üniformasını parçalayıp coşan Kızılordu askerleri, seyirciler arasında dalgalandırılan Amerikan bayrakları... Sembolik, ikonik bir konserdir. Ve 28 Eylül 1991'deki bu konserin 3 ay sonrasında 26 Aralık 1991'de SSCB resmen tarihe karıştı. Yani Gorbaçov'un ülkenin altını üstüne getirip çöküşe yaklaştırdığı bir dönemde konserin gerçekleşmesi düşünüldüğünde zamanlama da manidar.

16,908 görüntüleme

Videos

_agustoperez's profile picture

Gereksiz uzatmışlar

Bay Woland

141,406 görüntüleme • 7 ay önce

_agustoperez's profile picture

🔴 Kayyum/butlan/kurultay falan derken, mülakatın son bölümünde, Kılıçdaroğlu'nun yeniden dönüşünün şifrelerini verdiği sözleri pek tabii dikkat çekmedi. Oysa o butlan kararının sebebi, burada uzun süredir anlattığımız savaş konsepti, burjuvazi ile devletin yayılma ihtirası, reelpolitiğin dayatmaları, muhalefetin yeniden dizaynı vs hepsi şu 4 dakikada saklı. 🔴 Takip eden arkadaşlar hatırlayacaklardır, Selahattin Demirtaş için de Ümit Özdağ için de Ekrem İmamoğlu için de bu mecrada hep şunu yazdım: "Tımar edilecekler ve tahliye edildiklerinde asla aynı adamı bulamayacaksınız!'' Ve geçen günlerdeki Osmanlı coğrafyası ile İç Asya'ya yayılmak gerektiği söylemiyle birlikte şu konuşmasını düşündüğümüzde, Kılıçdaroğlu'nun da tımarının tamamlandığını söyleyebiliriz. Devletle anlaştığı, bu hususların uzun uzun konuşulup dayatıldığı o kadar belli ki. Terkoğlu da hatırlatmış; daha 2-3 sene önce tezkereye de de karşı çıkarak ''Ne işimiz var Libya'da?'' diye soran adam, bugün mahkeme kararıyla döndükten sonra Libya ile yapılan deniz yetki alanı anlaşmasını savunuyor. Ya da Karabağ savaşında yardımcısı ''Maalesef Azerbaycan'a destek verdik'' diyen, ''Rus tehdidine karşı Ukrayna'nın yanında yer almalıyız'' diye zırvalayan adam, bugün devletin dengelerine riayet ederek diğer taraftan da devletin ve burjuvazinin bütün yayılma ihtirasını sahipleniyor. Ve bugüne kadar yapılan bütün CHP operasyonları yerli yerine oturduğu gibi, gökyüzünde bir balık da ufka doğru süzülüyor :) 🔴 Abiler, ablalar, az takipçili güzel hanımlar; sizin için ne kadar üzücü olduğunu biliyorum ama önce önümüzdeki matematik problemini çözebilmek için verilen-istenen tasnifini yapmak zorundasınız. Mevcut durumu yaygarayla ya da küfür kıyamet klavyeyi yumruklayarak kavramanız ve doğru pozisyon almanız mümkün değil. ✅ Şu mülakatla birlikte Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığı tescillenmiş oldu. Hiç öyle terletildiğini falan zannetmeyin. Kendisi bile bu kadar memnun ayrılacağını tahmin etmemiştir Neden mi? Karşısındaki gazetecileri nasıl topa tutmadığınızı halen anlamıyorum. Bu kadar cehalet, kendi sordukları sorulara dair bu kadar bilgisizlik, adeta sosyal medyadan apardıkları soruları sormaları, Özel kanadından servis edildiği apaçık belli olan ve esasen hiçbir cevabı da olmayan soruları güya Kılıçdaroğlu'nu sıkıştırarak yöneltmeleri ve iyi hazırlandığı belli olan Kılıçdaroğlu'nun da hepsini göğsünde yumuşatarak taca atması bunu sağladı. Soylu'nun Yanardağ & Saymaz ile yaptığı canlı yayını hatırlayın :) En ufak bir fark yok. Orada Soylu karşısındaki gazeteci kılıklar sayesinde 'şeklen' zevahiri kurtarmıştı, şimdi de Kılıçdaroğlu karşısındaki sosyal medya trolünden farksız bilgisiz yaygaracılar sayesinde zevahiri kurtardı Düşünün, şu paylaştığım 4 dakikalık dış politika konusu bile en son başlıktı. Yok butlan yok tebligat yok toma yok polis... Oysa Kılıçdaroğlu'nun devletle ve siyasi iktidarla anlaştığının en açık ispatı, en çok sıkıştırılacağı nokta dış politika konusundaki dönüşümüydü. Ama sadece 4 dakika konuştular. Orada da çelişki yakalama muhalefetimizin klasik ''Dün şunu diyordun bugün bunu diyorsun, eee?'' sığlığında sordular. Ve tabii Kılıçdaroğlu ustalıkla top çevirdi. Yani Kılıçdaroğlu size ihanet ettiyse, bence şu programdaki gazeteciler de bilerek/bilmeyerek o kadar etti :) ✅ Zaten belliydi de, Özel/İmamoğlu kliğinin butlana dair hiçbir hazırlığı yokmuş işte! Bilmem kaç senedir, kaç seçimdir kaybeden, tüm eleştirileri hak eden, yaptığı kasıtlı hatalar saymakla bitmeyen, bugüne kadar en büyük vazifesi Erdoğan'ı ve AKP'yi kazandırmak olan Kılıçdaroğlu'nun çeyreği kadar parti yönetmekten anlamadıkları da ortada. Bunu, objektif bir gözle şu mülakatı izleyip, servis ettikleri sorulara bakarak da anlayabilirsiniz. ✅ Daha önce de defalarca yazdığım gibi, İmamoğlu'nun CHP kariyerinin bittiğini artık kabullenmelisiniz. Belli ki bir daha bu partiye döndürülmeyecek. En azından 5-10 yıllık zaman zarfında, böyle. ✅ Kılıçdaroğlu'nun, tıpkı devletin istediği şekilde, İmamoğlu'nu ve kliğini alenen satmayı kabul ettiği takdirde Özel ile anlaşmak istediği anlaşılıyor mülakattan. Muhtemelen de CB adaylığı vermek istiyor. Özel de CB adayı olmak istiyor. Lakin İmamoğlu da bu gerçekleştiği takdirde bel altı vurmak için pusuda bekliyor. Özel aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Cidden çok zor. Butlan kararı neticesinde, avucunda gördüğü CHP CB adaylığı Kılıçdaroğlu ile uzlaşma şartına bağlanmış oldu. Ve sinsice, sessizce zaten sattığı İmamoğlu'nu bu sefer açıktan satması gerekiyor 🔴 Velhasıl, CHP seçmenine yine kan yine göz yaşı düşüyor gibi. Sahne hazırlanmış, Kılıçdaroğlu tımar edilmiş durumda. Savaş konseptinde, Enversiz Enverci Kemalsiz Kemalci Eylül Türkiyelerindeyiz. Ve el konulan CHP'nin ülkeyi okuyacak ya da dünyayı yorumlayacak bir tane kafası çalışan adamı bile yok. Ne vekil ne de danışman... Bu yüzden de başına gelenleri kavramaktan fersah fersah uzakta, ''Korkuyorlar! Yönetemiyorlar!'' diye avuntu yaygarası yapılıyor. Yönetemiyorlar mı? O halde nedir bu hal? :)

Bay Woland

11,919 görüntüleme • 1 ay önce

_agustoperez's profile picture

➡️ Turkcell reklamıyla açılıp, aynı reklamla bitmesi güzel olmuş. "Kapsa kapsa, kapsayacak yer kalmadı" Bingo! Yeni-Türkiye :) ➡️ Değinilmiyor elbette ama Özal'ın MİT'i sivilleştirme hülyasının ilk 'kurbanı' olan Hiram Abas'ın kaçınılmaz sonunu ve sebeplerini de bu bölümün satır aralarında bulabilirsiniz ➡️ Türkiye'nin yayılma hevesi Tayyip Bey'den ihtiraslarından ibaret değildir. Devlet, bilhassa 91'den beri bunun için pozisyon almaktadır. Kürt meselesini çözmekteki temel motivasyonu da barış/kardeşlik vs değil, iç cephe tahkimatıdır. ➡️ Cumhuriyet Gazetesinin her daim Koç'un himayesinde olduğu İlhan Selçuk örneğiyle bir kez daha ispatlanmaktadır. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki, 2000'lerde yükselen Türk tipi ulusalcılık ahmaklıktan, (hadi daha da yumuşatayım) çocukluktan başka bir şey değildir. Ve Tüpraş/Koç/Oyak odağında 2005 yılına ilişkin anlatılanlar, yaklaşan tufanın ulusalcı tabir edilen yazar/asker/bürokrat kesimince neden görülemediğinin kanıtıdır. ➡️ Solun 2000'deki Hayata Dönüş Katliamı ile birlikte tamamen ehlileştirildiği, tüm sinir uçlarının törpülendiği, BOP'a entegrasyonunun neredeyse tamamlandığı, yaklaşan Ergenekon tufanında ve yaşanacak büyük dönüşümde nasıl aparatlaştırılacağı da gözler önüne serilmektedir. Sol-liberal irinin ve bu pisliğin bayraktarlığını yapan, hangi bayrağa selam verdiği belirsiz çoğu gizli servislerce devşirilmiş kahyaların oynayacağı rolün Abant Toplantıları ve Mete Tunçay üzerinden anlatılması pek manidar, pek isabetli olmuş ➡️ Ve bu bağlamda dananın kuyruğu da bilhassa 2007'nin ve 2010'nun anlatılacağı ileriki bölümlerde kopacaktır. Deniz Sözüak soL TV

Bay Woland

18,507 görüntüleme • 1 yıl önce

Daha fazla içerik yok.