Abdullah Ağar's banner
Abdullah Ağar's profile picture

Abdullah Ağar

@abdullahagar2508,135 subscribers

Gazi/Yazar/Güney Doğu, Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar'da görev. 9 Kitap.

Shorts

İsteyen bu kanlı katilin ayağına kadar gidebilir, hatta önünde eğilebilir, el pençe divan durabilir, medet ve menfaat dilenebilir. Bu onların kişisel tercihidir; ama devletin, aklın, imanın ve ahlakın asla olamaz. Aklı, vicdanı, insanlığı, imanı ve sağduyusu olan hiçbir Türk ve Kürt; stratejisi, hafızası ve vefası olan hiç bir devlet; bu örgütün yaptığı kötülükleri, döktüğü kardeş kanını, asker kanını ve yıllardır ürettiği fitneyi unutmaz, unutmayacak. Sadece onu değil; – kapısına gidenleri, – gitmeye kalkanları, – Kürt kardeşlerimizi bu terör örgütünün arkasında hizalamaya çalışanları, – bu katiller üzerinden çözüm üretmeye kalkışanları da unutmayacak. Kürt’ü Apo’dan ve PKK’dan, terörü Kürtlerden ayıran ahlaki, siyasi ve stratejik çizgiyi koruyamayan; hem kendine, hem bu coğrafyaya büyük kötülük eder. PKK Kürtlerin değil; CIA–Mossad–Pasdaran–MI6 karışımı kirli ve kanlı jeopolitik bir denklemin taşeronudur. Bu gerçek görülmez, bu ayrım ve gereği yapılmaz; çare doğru yerden aranmazsa, kimse bu coğrafyaya istikrar ve huzur getiremez.

İsteyen bu kanlı katilin ayağına kadar gidebilir, hatta önünde eğilebilir, el pençe divan durabilir, medet ve menfaat dilenebilir. Bu onların kişisel tercihidir; ama devletin, aklın, imanın ve ahlakın asla olamaz. Aklı, vicdanı, insanlığı, imanı ve sağduyusu olan hiçbir Türk ve Kürt; stratejisi, hafızası ve vefası olan hiç bir devlet; bu örgütün yaptığı kötülükleri, döktüğü kardeş kanını, asker kanını ve yıllardır ürettiği fitneyi unutmaz, unutmayacak. Sadece onu değil; – kapısına gidenleri, – gitmeye kalkanları, – Kürt kardeşlerimizi bu terör örgütünün arkasında hizalamaya çalışanları, – bu katiller üzerinden çözüm üretmeye kalkışanları da unutmayacak. Kürt’ü Apo’dan ve PKK’dan, terörü Kürtlerden ayıran ahlaki, siyasi ve stratejik çizgiyi koruyamayan; hem kendine, hem bu coğrafyaya büyük kötülük eder. PKK Kürtlerin değil; CIA–Mossad–Pasdaran–MI6 karışımı kirli ve kanlı jeopolitik bir denklemin taşeronudur. Bu gerçek görülmez, bu ayrım ve gereği yapılmaz; çare doğru yerden aranmazsa, kimse bu coğrafyaya istikrar ve huzur getiremez.

2,215,186 次观看

Terörist Bese Hozat baklayı ağzından kaçırmış! Uyanmış, ama çevirememiş. “Ahh” demiş olmalı; “Bir çuval inciri berbat ettim.”

Sensitive content

Terörist Bese Hozat baklayı ağzından kaçırmış! Uyanmış, ama çevirememiş. “Ahh” demiş olmalı; “Bir çuval inciri berbat ettim.”

3,162,103 次观看

Azerbaycan Gence’den ülkemize dönüş yapan bir C-130 (68-1609) askeri kargo uçağımızın Azerbaycan’dan Gürcistan hava sahasına girdikten sonra düştüğü haber ediliyor. 🇹🇷 🇦🇿 Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. C-130’lar dünyanın en güvenli uçaklarından biridir. Her türlü arazi ve hava koşulunda acil iniş deneyebilir, başarabilir. Kaza-Kırım ise bir sözümüz olamaz. Ama ya değilse. Yakın zamanda olanlara, düşen-düşürülen uçaklara dikkat. Özellikle Kafkaslarda olanlara, ara açanlara, ilişki bozanlara. Ve asıl her türlü manüplasyona dikkat!

Azerbaycan Gence’den ülkemize dönüş yapan bir C-130 (68-1609) askeri kargo uçağımızın Azerbaycan’dan Gürcistan hava sahasına girdikten sonra düştüğü haber ediliyor. 🇹🇷 🇦🇿 Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. C-130’lar dünyanın en güvenli uçaklarından biridir. Her türlü arazi ve hava koşulunda acil iniş deneyebilir, başarabilir. Kaza-Kırım ise bir sözümüz olamaz. Ama ya değilse. Yakın zamanda olanlara, düşen-düşürülen uçaklara dikkat. Özellikle Kafkaslarda olanlara, ara açanlara, ilişki bozanlara. Ve asıl her türlü manüplasyona dikkat!

461,114 次观看

Bu da yerel medyadan… 12 Aralık 2025. Balıkesir Manyas-Susurluk bölgesinde. Bu da büyük olasılıkla Orlan 10E.

Bu da yerel medyadan… 12 Aralık 2025. Balıkesir Manyas-Susurluk bölgesinde. Bu da büyük olasılıkla Orlan 10E.

330,739 次观看

Gözlerinin önünde ölüm koparken, gamsız-umarsız oturuşuyla “sağ köşedeki asker” hakkında ne düşünüyorsunuz? Mücadele, çatışma ve savaş psikolojisine dair (empati-kendinizi onun yeni koymanızla) düşündüklerini merak ediyorum.

Gözlerinin önünde ölüm koparken, gamsız-umarsız oturuşuyla “sağ köşedeki asker” hakkında ne düşünüyorsunuz? Mücadele, çatışma ve savaş psikolojisine dair (empati-kendinizi onun yeni koymanızla) düşündüklerini merak ediyorum.

1,565,142 次观看

Rakka’ya kadar indiler… Altını da üstünü de, başlarına geçirdiler.

Rakka’ya kadar indiler… Altını da üstünü de, başlarına geçirdiler.

988,856 次观看

Şu Giorgia Meloni “Bizim Kız”lardan biri olabilir mi? Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a bir bakışına bakın. Bir de Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a!

Sensitive content

Şu Giorgia Meloni “Bizim Kız”lardan biri olabilir mi? Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a bir bakışına bakın. Bir de Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a!

584,597 次观看

Çok büyük iş!!! Ukrayna Savaşının sona ermesine dair müzakerelerin savaşın bir parçası olarak kullanılmasıyla birlikte… Önce Ruslar Ukrayna’yı 350 saldırı dronu ve füze ile vurdu. Trump, Putin çıldırmış olmalı dedi. Şimdi de Ukrayna’nın 3.500 km Rus derinliğinde Rusya’nın stratejik üstünlüğünün, istihbaratının ve komuta kontrolünün temel parçaları 40-50 kadar A-50 erken ikaz-ihbar ve komuta uçağı (tanesi ~350 milyon $), Tu-95 ve Tu-22M3 stratejik bombardıman uçağını vurduğu bildiriliyor. Olay çok büyük ve çok büyük bir travma. Evet, olay çok büyük, ama arkasındaki kabiliyet, irade, niyette çok daha önemli. Stratejik istihbaratın, stratejik kabiliyetinin ve bunları yöneten son derece güçlü bir iradenin desteği olmadan Rusya’nın 3.500 km derinliğinde stratejik bel kemiğine vurmak öyle kolay bir iş değil.

Çok büyük iş!!! Ukrayna Savaşının sona ermesine dair müzakerelerin savaşın bir parçası olarak kullanılmasıyla birlikte… Önce Ruslar Ukrayna’yı 350 saldırı dronu ve füze ile vurdu. Trump, Putin çıldırmış olmalı dedi. Şimdi de Ukrayna’nın 3.500 km Rus derinliğinde Rusya’nın stratejik üstünlüğünün, istihbaratının ve komuta kontrolünün temel parçaları 40-50 kadar A-50 erken ikaz-ihbar ve komuta uçağı (tanesi ~350 milyon $), Tu-95 ve Tu-22M3 stratejik bombardıman uçağını vurduğu bildiriliyor. Olay çok büyük ve çok büyük bir travma. Evet, olay çok büyük, ama arkasındaki kabiliyet, irade, niyette çok daha önemli. Stratejik istihbaratın, stratejik kabiliyetinin ve bunları yöneten son derece güçlü bir iradenin desteği olmadan Rusya’nın 3.500 km derinliğinde stratejik bel kemiğine vurmak öyle kolay bir iş değil.

290,763 次观看

Havacılığa ve havacılık eğitimine pek meraklı olan YPG/PKK terör örgütüne, TSK uçuş eğitimi vermeye devam ediyor.

Sensitive content

Havacılığa ve havacılık eğitimine pek meraklı olan YPG/PKK terör örgütüne, TSK uçuş eğitimi vermeye devam ediyor.

647,006 次观看

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, nakliye uçaklarımız, savaş gemilerimiz, helikopterleriniz, askerlerimiz, İç İşleri Bakanlığına bağlı bütün jandarma ve polislerimiz, devletimizin bütün gücü depremzedelerimizin emrinde. Ama alan, yıkım çok büyük. Lütfen fitneye, fesata fırsat vermeyin.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, nakliye uçaklarımız, savaş gemilerimiz, helikopterleriniz, askerlerimiz, İç İşleri Bakanlığına bağlı bütün jandarma ve polislerimiz, devletimizin bütün gücü depremzedelerimizin emrinde. Ama alan, yıkım çok büyük. Lütfen fitneye, fesata fırsat vermeyin.

698,371 次观看

Çok büyük iş. Büyük başarı. Yokluğunda, Sınır Ötesi Harekatlarda neler çekmiştik. Modern muharebe sahasının ve zırhlı birlik harekatının en kritik, stratejik harekatı etkileyecek taktiksel çözümlerinden biri. Bunu yapabilen dünyada sadece 3 ülke var. Biri 🇹🇷Türkiye. #AKKOR Tanksavar füze ve roketlere karşı tanklarımızın füze ve roketsavarı. ASELSAN başardı, Türk mühendisleri başardı.

Çok büyük iş. Büyük başarı. Yokluğunda, Sınır Ötesi Harekatlarda neler çekmiştik. Modern muharebe sahasının ve zırhlı birlik harekatının en kritik, stratejik harekatı etkileyecek taktiksel çözümlerinden biri. Bunu yapabilen dünyada sadece 3 ülke var. Biri 🇹🇷Türkiye. #AKKOR Tanksavar füze ve roketlere karşı tanklarımızın füze ve roketsavarı. ASELSAN başardı, Türk mühendisleri başardı.

628,098 次观看

Bugün saat tam 19.53’te tanımlanamayan bir hava aracı (UFO) ya da menşei belirlenemeyen bir SİHA Kamışlı Korniş’te YPG/PKK'lı 4 teröristi taşıyan bir aracı vurmuş!

Bugün saat tam 19.53’te tanımlanamayan bir hava aracı (UFO) ya da menşei belirlenemeyen bir SİHA Kamışlı Korniş’te YPG/PKK'lı 4 teröristi taşıyan bir aracı vurmuş!

346,860 次观看

Mesaj veriyor!

Mesaj veriyor!

289,949 次观看

Benim bir tür sistem resetim: Kar suyuna şelalenin sudan yumrukları altında. İnsan jeopolitiği yazarken bazen jeolojiye teslim olmalı. Dağ, taş, kaya, su, çamur, buz ateş ve doğanın gücü: Hepsi bizden eski, hepsi bizden sakin, hepsi bizden güçlü. Ve onlar gücün emanet olduğunu biliyorlar.

Benim bir tür sistem resetim: Kar suyuna şelalenin sudan yumrukları altında. İnsan jeopolitiği yazarken bazen jeolojiye teslim olmalı. Dağ, taş, kaya, su, çamur, buz ateş ve doğanın gücü: Hepsi bizden eski, hepsi bizden sakin, hepsi bizden güçlü. Ve onlar gücün emanet olduğunu biliyorlar.

39,705 次观看

Karabağ’da görevin candan önemli olduğu anlarda yaralanan, tedavisi yapılıp orada bırakılan, görev sonrası bırakıldığı yerde bulunamayan, şehit sayılan, ancak 3 gün sonra sürünerek gizlendiği ve kendinden geçtiği bataktık kenarında bulunan iki evlat babası Resul Üsteğmen.

Karabağ’da görevin candan önemli olduğu anlarda yaralanan, tedavisi yapılıp orada bırakılan, görev sonrası bırakıldığı yerde bulunamayan, şehit sayılan, ancak 3 gün sonra sürünerek gizlendiği ve kendinden geçtiği bataktık kenarında bulunan iki evlat babası Resul Üsteğmen.

172,960 次观看

YPG/PKK'lı teröristler Deir Ezzor askeri havaalanından yağmaladıkları askeri teçhizatı Haseke’ye götürüyorlar. Görüntülerdeki sistem: SA-6 Gainful 2K12 Kub Orta irtifa HSS / Tehlikenin büyüklüğünü görebiliyor musunuz? Kaynak:

YPG/PKK'lı teröristler Deir Ezzor askeri havaalanından yağmaladıkları askeri teçhizatı Haseke’ye götürüyorlar. Görüntülerdeki sistem: SA-6 Gainful 2K12 Kub Orta irtifa HSS / Tehlikenin büyüklüğünü görebiliyor musunuz? Kaynak:

94,144 次观看

Amanin! YPG/PKK TÖ’ye bağlı hesaplar Tel Tamir bölgesinde TSK’ya ait bir ANKA düşürdüklerini iddia ediyorlar. İyi de yayınladıkları görüntüler ANKA değil ki! ABD’ye ait bir MQ-9 Reaper. / O zaman bu Mezopotamya eşekleri 30 milyon $’lık bir ABD İHA’sı düşürmüş olmuyorlar mı?

Amanin! YPG/PKK TÖ’ye bağlı hesaplar Tel Tamir bölgesinde TSK’ya ait bir ANKA düşürdüklerini iddia ediyorlar. İyi de yayınladıkları görüntüler ANKA değil ki! ABD’ye ait bir MQ-9 Reaper. / O zaman bu Mezopotamya eşekleri 30 milyon $’lık bir ABD İHA’sı düşürmüş olmuyorlar mı?

81,620 次观看

Videos

abdullahagar2's profile picture

Bese Hozat Kimdir ve Verdiği Mesajların Anlamı Nedir? PKK’nın Kandil’deki en önemli elebaşlarından, belki de şu an en önemlisi topuklu terörist Bese Hozat: “Türkiye bu süreci geliştirmezse Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır. PKK kadroları af maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan da istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim” demiş. Şimdi kimileri bunu duymaz, duymak istemez, kulağının üstüne yatar, kimileri hafife alır, kimileri ciddiye, kimileri de örgütün siyasi uzantılarına/etki ajanlarına/milislerine ekrandan verilen bir mesaj olarak okur, bilemem, ama ben Bese Hozat kod Fatma Yıldız’ı bilir ve önemserim. Öncelikle vurgulayalım; onun bu çatallı dili, sadece ihanet, sadece vekalet, sadece tehdit, sadece ayar barındırmıyor. O hem süreç severlere/teslim olmuşlara/örgüte kanmışlara net bir mesaj ve örgüt kadrolarına net bir talimat veriyor. /// Verdiği mesajları ve süreç için anlamını yorumlamadan önce size Bese Hozat’ın örgütteki yerini ve önemini kısaca anlatayım: “O Apo’nun Kandil’deki Yankısıdır.” Bese Hozat terör örgütünün en kritik çekirdek kadrolarındandır, en tepedeki birkaç teröristten biridir ve örgütün üstyapı ideoloğudur. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı’dır; bu pozisyon örgütte stratejik karar mekanizmasının en üst katmanında bulunmak anlamına gelir. Apo’nun ideolojik çizgisini yorumlayan, güncelleyen, söylemlerini örgüt politikalarına çeviren, yeniden kodlayan ve örgüt tabanına aktaran en etkili figürdür. Bu haliyle Bese Hozat terör örgütünün siyasal söylemlerinin, uluslararası mesajlarının, çözüm süreci dönemi analizlerinin, örgütsel stratejik kavramlaştırmalarının çoğunu Apo adına bizzat formüle eden baş teröriçedir ve Kandil’in “ideolojik beyni” olarak kabul edilir. Bu haliyle 3 tane Murat Karayılan, 5 tane Cemil Bayık, 35 tane Duran Kalkan, 75 tane Mustafa Karasu eder. Her sözü bir sinyaldir, talimattır. Açıklamaları, örgütün özellikle gençlik-milis yapılanması (YPS, YDG-H, Asayiş), kadın yapılanması, şehir hücreleri, sosyal medya operatörleri, medya yapılanmaları, Türk medyasına sızmış etki ajanları, Avrupa’daki propaganda mekanizması için operasyonel talimat niteliği taşır. O, Apo adına “Siyasi meşruiyet yaratma” sürecinin ana mimarıdır, PKK’nın kendini bir “taraf”, bir “meşru aktör”, bir “çatışma paydaşı” gibi sunma çabalarının arkasında onun söylem mühendisliği vardır. Yani Bese Hozat, İmralı’daki Apo’nun izdüşümü, dişil türevi, Apo’nun tercüme edilmiş sözüdür. Söylevleri ne kadar ciddiye alınmalıdır? Kısa ve net bir yanıt vereyim: Çok. Hatta gereğinden bile çok. Çünkü Hozat’ın sözleri açıklama değil, örgütün stratejik terör bildirisi, talimatı, mesajıdır. Ve özellikle: “Suç işlemedik” / “Af istemiyoruz” sözleri; örgütün meşruiyet alanını genişletme, devleti ise hükümranlıkta denk aktör olarak konumlandırma denemesidir. Bu nedenle çok tehlikelidir ve çok ciddiye alınmalıdır. /// Peki sözlerinin anlamı nedir? Siz benim buna terör örgütünün son dönem kodlarını okuma çabası da diyebilirsiniz. Ve gördüğümü en baştan söyleyeyim: Kod Bese Hozat’ın bu söylemi, devlet aklı için normal bir tehdidin çok ötesindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini, hukukunu, egemenliğini hedef alan temel bir meydan okumadır. Bese Hozat’ın ağzından çıkan hiçbir kelime, bir teröristin laubaliliği değildir; devletin egemenlik alanına atılmış hesaplı bir neşter cerrahisidir. PKK, Türkiye’yi kendi terör eylemlerinin muhatabı değil; kendi siyasal talebinin ‘tarafı’ olarak göstermek istiyor. Bu, klasik bir terör söylemi değil; bir devletleşme iddiasının habercisidir. Devlet bunu anında kırmazsa, bu iddia uluslararası alanda ‘zımni kabul’ üretir. Açalım: • Bu cümle/açıklama terör örgütünün sürece bakışını gösteren ve ispat eden en temel yaklaşımlarından biridir. Kesinlikle ağzı gevşek bir teröristin gevşek bir lafı değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini, hukukunu, egemenliğini hedef alan temel bir meydan okumadır. • Bu söz, terör örgütünün 40 yıllık kanlı tarihini aklamaya çalışmasından çok daha büyük bir tehdidi içerir: Devletin meşruiyetini yok sayarak kendini devletle eşit konumda ilan etme teşebbüsü. • “Suç işlemedik” demek, aslında “devleti tanımıyoruz” demektir. Bu söylem; terörü, ihaneti, kalleşliği, kahpeliği, arkadan vurmayı, bombayı, mayını, pusuyu, hendekleri, infazları, çocukları, bebekleri katletmeyi “suç” değil “hak” gösterme çabasıdır. Bu cümlenin alt anlamı şudur: “Türk devleti bizim üzerimizde hükümran değildir.” Bu haliyle bu kaşar teröristin dedikleri devlete karşı paralel otorite ilanıdır. • “Af istemiyoruz” demekle devlete “sen üst değilsin” deme cüreti gösteriyor. Affı reddederek; “Sen bizi yargılayamazsın-sen bizi affedemezsin-sen bizim üzerimizde egemen değilsin” demeye getiriyor. • Bunlar sanki bir terör örgütü değil de kendilerini devlete denk, hatta üstün gören, statü iddiasının pratikleridir. Ve devlet için kırmızı alarm değerindedir. • PKK, bu söylemle artık suçtan değil; statüden konuşmaya başlamıştır. Ve bu çok kritiktir. Topuklu terörist Bese Hozat, “suç işlemedik” derken; “Biz terörist değiliz; tarafız”, “Biz suçlu değiliz; siyasi özneyiz”, “Siz de bize göre tarafsınız” demeye getirmektedir. • Bu, Türkiye’yi hukuki düzlemden, “iç çatışma/iki taraflı çatışma” düzlemine çekme girişimidir. Son derece sinsi bir terör yaklaşımıdır, uluslararası hukukta ‘silahlı çatışma statüsü’ arayışı ve yine uluslararası hukukta ‘iç statü bildirimi’ kurnazlığıdır. Süreç içerisinde verilen/verilecek her tavizi, uluslararası alana/hukuka taşımayı amaçlayan sinsi bir terör aklıdır. Unutulmasın: Bese Hozat, bugün PKK’nın hem stratejik kodlayıcısı hem de operasyonel tetikleyicisidir. Kandil’in teorisini, sahadaki hücrelerin eylemine bağlayan köprü Hozat’tır. O konuşur, örgüt hareket eder. O ima eder, milisler uygulamaya geçer. O çerçeve çizer, Avrupa’daki propaganda mekanizması o çerçeveyi dolaşıma sokar. Bu cümleler terör örgütü PKK’nın insanlık dışı bir terör örgütü olduğunu ve cinayetlerini normalleştirme operasyonudur. “Suç yok” demek şu anlama gelir: • Köy basmak suç değil. • Çocukları öldürmek suç değil. • Öğretmenleri katletmek, bayrak direklerine asmak suç değil. • Bebekleri, ana karnındaki çocukları kurşunlamak suç değil. • Mayın/EYP döşemek suç değil. • Masum askerleri, polisleri arkadan vurmak suç değil. • Vatanı için terörle mücadele eden korucuları hain ilan etmek suç değil. • Meskûn mahallerde hendek kazmak, tünel açmak, sivil halkı kalkan olarak kullanmak, halkın çocuklarını zorla-tehditle-şantajla ateşe sürmek suç değil. • Gençleri, çocukları kandırıp dağa çıkartmak suç değil. • Siyasi suikastlar suç değil. • Pusu, sabotaj, kundaklama, yakma, infaz suç değil. • Orman yakma; jeosit, ekosit suç değil. Topuklu terörist Bese Hozat’ın bu söylemi; Türkiye Cumhuriyetin egemenliğine karşı yapılmış en tehlikeli psikolojik operasyonlardan biridir. İşledikleri cinayetleri suç kategorisinden çıkarıp “hak verilmiş siyasal şiddet” kategorisine sokmaya çalışmaktır. Bununla; • Devletin ceza hukukunu boşa düşürmeyi hedefliyorlar. • Devletin, örgüt üzerindeki yargı otoritesini çökertmek istiyorlar. • Terörü siyasal alana taşıma çabasındalar. • “Suç değilse, terör yoktur; terör yoksa siyasi çözüm vardır” algısını oluşturmak istiyorlar. Bu söylem, Türkiye’yi terör kategorisinden ‘iç çatışma’ kategorisine çekme girişimidir. Amaç şudur: • Terörü “çatışma”ya çevirmek, • PKK’yı “örgüt”ten “taraf”a taşımak, • Devleti tek meşru otorite olmaktan çıkarmak, • Yeni süreç dayatmalarında PKK’yı “eşit aktör” konumuna oturtmak. Bu cümle, geleceğin masasına şimdiden atılmış bir statü virüsüdür. Devlet bu virüsü bugün yokedip atmazsa, yarın bu kansere dönüşür. Bütün bunlar terör örgütünü devletle denkleme stratejisinin bir parçasıdır. Terör örgütünden, silahlı örgüte, silahlı örgütten tarafa, taraftan aktörlüğe, aktörlükten statü sahipliğine geçiş stratejisidir. Becerebilirlerse sürecin en kritik sıçramalarından birine karşılık gelir. Peki bu söylem Türkiye’de neden boşluk buluyor? Çünkü: • Bazı kesimler hâlâ örgütün söylemini “kimlik politikası” sanıyor. • Bazı medya yapılarına sızılmış durumda. • Bazı aktörler siyasal çıkar için örgüt söylemine alan açıyor. • Bazı uluslararası odaklar PKK’yı zorunlu bir “müttefik” gibi görüyor. • Bazı akademik çevreler batı etkisiyle meseleyi çarpık okuyor. İşte bu yüzden Bese Hozat’ın bu cümleleri görünüşte masum, ama içerikte yıkıcı bir potansiyel taşıyor. Terör örgütünün lider kadroları; kendi adlarına süreci işletenlere, destekçilerine, etki ajanlarına ve sürece teslim olanlara şu mesajı veriyor: • “Bu kez af değil; eşit statü istiyoruz.” • “Bu kez suçtan pazarlık değil; statüden pazarlık yapacağız.” Bu, bir müzakere arayışından çok daha öte, çok daha pervasız; Türkiye Cumhuriyeti’ne bir karşı statü dayatmasıdır. Belli ki sürecin devamında masaya şunları da koyacaklar: “Terör değil, çatışma / terörist değil, taraf / ceza indirimi-af değil, siyasal çözüm.” Terörist elebaşı topuklu terörist kod Bese Hozat üzerinden terör örgütü PKK; • Devletin meşruiyet sinyallerini kesmeye, otorite düğümlerini zayıflatmaya, • Toplumsal algı akışını manipüle etmeye çalışıyor. Yani bu bir açıklama değil; devletin sinir sistemine atılmış bir “otorite virüsü”dür. “Suç işlemedik ki!” diyerek suç alanında olmadıkları devlete kabul ettirerek siyasi alan talep ettiklerini söylüyorlar. Önce statü, sonra pay, sonra kopuş, sonra diğer parçalarla bütünleşme istiyorlar. Örneğin “Güneydoğu bizim, Türkiye hepimizin!” diyorlar. Bu cümlenin hedefi, sadece Türkiye’nin egemenliğine değildir, Türkiye’nin sağılmasıdır. Kafalarında güneydoğumuzun tüm alanlarına ve kaynaklarına çökmek, geri kalan Türkiye’nin de otoritesi/egemenliğini paylaşmak, kaynaklarını ve varlığını sağmak, yağmalamak var. • Bitmez, ardı kesilmez talepler, devletten-milletten-vatandan-ordudan intikam alma hırsları var. • Bu arsız ve pervasız söylem ve arkasındaki niyet; Türkiye’nin egemenliğine, varlığına, iç düzenine yönelmiş en tehlikeli meşruiyet operasyonlarından biridir. Bese Hozat’ın söylediği söz, bir teröristin cüreti değildir; devletin meşruiyet merkezine yönelik bir sibernetik saldırıdır. Bu saldırı bugün durdurulmazsa, yarın ‘biz zaten söylemiştik’ demenin hiçbir anlamı kalmaz. Son sözüm: Terör bitmeli midir? Evet, kesinlikle evet. Türk Devleti ve Ordusunun dağda kazandığı kesin zafer çerçevesinde kesinlikle evet. Çözümün temel parametresi budur, örgütün hezeyanları, dış baskılarla/konjonktürle kabaran arsız talepleri değil. Örgüt kaybettiği bir mücadelenin sonrasında 5 alandaki (Irak-İran-Suriye-AB ve Türkiye) bütün varlığından, iddiasından, emellerinden, bağ ve bağlantılarından, vekilliklerinden kayıtsız şartsız vazgeçmelidir. Böylece af dilemelidir. O zaman --- ve sadece o zaman --- şehit ailelerinin ve gazilerin onayıyla, milletin vicdanıyla, “başka kan akmasın” diyerek devlet affı gündeme gelebilir. Kanı akan biri olarak, milleti, orduyu ve kamuyu tanıyan biri olarak gördüğüm onurlu, tutarlı, gerçekçi çıkış budur. Gerisi karanlıktır. Saygılarımla 30 Kasım 2025

Abdullah Ağar

1,492,348 次观看 • 7 个月前

abdullahagar2's profile picture

Bu bir; “Ya kaza değilse” analizidir. Jeopolitik Fırtınanın Tam Ortasında: “Cephe Suriye, Araç Libya, Mesaj Ankara.” Genkur. Baş. Org. Selçuk Bayraktaroğlu’nun davetlisi olarak Ankara’ya gelen Libya Genkur. Baş. Org. Muhammed Ali Al-Haddad, MSB Bakanı Yaşar Güler ve diğer üst düzey Türk askeri yetkililerle görüştükten sonra ülkesine dönerken, uçağı Ankara yakınlarında düştü. / Libya Genelkurmay Başkanı uçağının Ankara semalarında düşmesi ve yakın geçmişte yaşanan (havada olanlar dahil) ardışık olaylar birer kaza ve tesadüften mi ibaret? En baştan söylemek zorundayız. Evet, mümkün? Ama biz bunların sadece birer kaza ve tesadüften ibaret olmadığını da düşünmek zorundayız. Çünkü dizilim son derece sıra dışı ve tam bir jeopolitik mücadelenin ortasında yaşanıyor. Bütün bunların raslantısal olduğunu düşünüyorsanız, bu yazıyı okumanıza gerek yok. Ama raslantısal olmadığını düşünüyor ve ne olduğuna dair muhakemenizi-bakış açılarınızı geliştirmek istiyorsanız; biraz zihniniz yorulacak, ama eminim okumanıza da değecek. / Hadi başlayalım: - Türk C-130’unun Azerbaycan’dan dönerken Gürcistan üzerinde düşmesi. - Türkiye 4 savaşın ortasında kalmış, merkezde ve kenar kuşakta doludizgin yaşanan doğrusal etkiler, asimetri ve manipülasyonlar. - Karadeniz başta denizlerde yaşanan istikrarsızlığın/ardışık olayların havada da gözükmesi. - En son Türk Hava Sahasında görülen menşei belirsiz S(İHA)lar. - Ve son olay: Libya Genel Kurmay Başkanının uçağının Ankara semalarında düşmesi… Benzeşen bağlam; yakın geçmişte İran Cumhurbaşkanının helikopterinin Güney Kafkaslarda düşmesi. /// Bütün bu olaylar raslantısal mı, komplo mu, bir etki/mücadele biçimi mi? Tekil olarak mı okunmalı, bağıl mı? Gerçekte nedir; bir baskı/manipülasyon mimarisinin katmanları mı? /// Libya’da 3 günlük yas ilan eden Libyalı yetkililer olayın ilk saatlerinde ‘uçağın bir kaza kırıma uğradığı’ açıklaması yaptı. Oysa bu dakikada olayın bir kaza kırım olduğunu tespit etmek mümkün değildi. Bu açıklama/ön alma çabası, durumun Libya için de kadar hassas olduğunu gösteriyor. TC. İletişim Başkanlığı ise; “Bu süreçte kamuoyunun sadece resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalara itibar etmesi; bunun haricinde sosyal medyadaki teyitsiz bilgi, spekülasyon ve komplo teorilerini dikkate almaması, dezenformasyon girişimlerine prim verilmemesi adına oldukça önemlidir” açıklaması yaptı. Bu açıklama da Türkiye’nin; ‘daha kontrollü, daha az konuşur, daha az görünür’ bir yaklaşımla, daha kapalı, daha sert, daha sıkı bir faza geçtiğini gösterir. /// Olayın değdiği noktalar: - Akdeniz, MEB-deniz yetki alanları, kaynak ve alan mücadelesi, - Gazze savaşının başlangıcından beri Türkiye-İsrail arasında başgösteren gerginliğin bölgesel ve teopolitik rekabete, sürtüşmeye dönüşmesi, - İsrail-GKRK-Yunanistan yakınlaşması, - İsrail-YPG/PYD yakınlaşması, - Suriye’nin üniterleşme arayışı ve Türkiye’nin olası Suriye Harekatı, - Libya iç dengeleri, Afrika geçidi, enerji ve üsler, - Kafkaslarda Orta Koridor mücadelesi, - Türkiye yaşanan operasyon ve güç kavgalarının temas ettiği uluslararası ayaklar. /// Bu olay bir kaza değilse, Yüksek Düzey Askeri-Diplomatik Güvenlik Olayı (High-Level Military-Diplomatic Security Incident) sınıfa girmiştir: Bu sınıfın özellikleri: - VIP askeri hedef, - Devlet merkezinde gerçekleşme, - Kritik görüşme sonrası zamanlama, - Alınan kararları manipüle etme potansiyeli, - Ve çoklu aktörü; devleti/alanı/güç odağını etkileme potansiyeli. Bu tür olaylar kazayla başlar, ama kazayla bitmez. /// Kim kazandı sorusu en önemli ipucu: Stratejik analizde ilk soru “kim yaptı?” değil, “kimin işine yaradı”dır. Peki bu olay kimin işine yarar? /// Türkiye-Libya hattından rahatsız olanlar: - Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya deniz yetki alanları, - Trablus merkezli meşru askeri yapı, - Türkiye’nin Akdeniz’de kalıcı askerî varlığı, Bu hatta istikrar değil, belirsizlik isteyen herkes için bu olay kazançtır. /// Libya’da “komuta boşluğu” isteyen aktörler: Libya’da hala ciddi bir komuta boşluğu var. Ülke, siyasi olarak parçalanmış ve askeri yapılar arasındaki bütünlük hem iki başlı ve hem de eksenler içi bağlar oldukça zayıf. Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Al-Haddad, yalnızca bir asker değil, aynı zamanda Libya'da dengeyi sağlayan önemli bir figürdü. Bu tür kritik bir liderin kaybı, iç politikada gerginlikleri artırabilir ve dış müdahalelere zemin hazırlayabilir. /// Türkiye’de iç güç mücadelelerini uluslararası zeminlerde nasıl kullanıldığı, örnekleriyle tarihsel olarak bilinir. Bu konuda hiç polemik yapmayacağım, hiç de girmeyeceğim. Sadece şunu vurgulayacağım: Yakın dönemde kamuoyunun da yakından ilgilendiği sansasyonel medya-fuhuş-uyuşturucu operasyonlarında, iç siyasi rekabet ve eksen içi güç mücadelelerinde ayak izi görülen uluslararası bağ nedir? Olan ve olası iç operasyonlar ile olası Suriye harekatının etkilenme potansiyeli nedir? Bu tür olayların caydırıcılığa psikolojik saldırı modu vardır. Algı artık harp unsurudur, sessiz ama derin etkilidir. /// Şimdi en hayati, en dikkat çekmek istediğim nokta: Ya da en tehlikeli senaryo: Yanlış okuma: Bu tür olayların en tehlikeli sonucu, yanlış aktöre yanlış anlam yüklenmesidir. Yanlış bir okuma: - Yanlış diplomatik tepkiyi, - Yanlış askeri pozisyonu, - Yanlış cepheleşmeyi, - Yanlış geri dönüşsüz tırmanmayı getirir. Yani “Yanlış savaş/yanlış mücadele ihtimali” tam da bu eşikte doğar. Bu tür durumlarda devlet, aceleci kararlar almaktan kaçınarak, “Ya Sabır” çekip stratejik sabra yönelir. “Aceleyle alınan kararlar, yanlış sonuçlar doğurabilir” diye düşünür. Ancak bu stratejik sabır da kendi içinde büyük bir risk taşır. Çünkü bu süreçte de; - 2014 Kobani olayları merkezli 2013-2015 yanlış odaklanma, - “2019’dan beri olduğu gibi” durağanlık ve zaman tuzağına düşme olasılığı vardır. Yavaş ilerlemek, bazen gereksiz yere duraklamaya ve fırsatları kaçırmaya yol açabilir. /// Bu olayın Libya üzerinden görünmesi ama Ankara’da olması, bana şunu söylüyor: Hedef coğrafya başka, mesaj verilen merkez Türkiye. Suriye dosyası şu an Türkiye’nin askeri olarak en sıcak, diplomatik olarak en kırılgan ve uluslararası alanda en ağır baskıyla karşılaştığı dosya. Ve bütün şu başlıklar aynı anda masada: - Türkiye’nin “bekle-gör”den çıkma hazırlığı, - Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri harekat, - YPG/PKK terör örgütünün varlığı, statüsü, - Suriye (YPG/PKK-HTŞ-Dürziler-Nusayriler) + Gazze üzerinden yeniden şekillenen Türk-ABD-İsrail-Rusya-İran-Arap denklemi, Bu ortamda Türkiye’nin karar eşiklerini etkilemek isteyen biri, doğrudan Suriye hattına dokunur. Ama doğrudan vurmak pahalıdır, o yüzden dolaylı vurur. Libya bu denklemde kullanılıyor olabilir mi? Evet, hem de sadece bir tek mermiyle birkaç kuşu vurabileceği için tekrar tekrar evet. Son sözü Türkiye’nin aklı, caydırıcılığı ve caydırıcılığını kullanma iradesinin belirleyeceğini çok iyi biliyorlar. O yüzden bütün oyun da; Türkiye’nin stratejik aklı ile caydırıcılığını kullanma iradesini etkileme üzerine dönüyor.” /// Libya Özeli: Libya, Türkiye için meşru ve savunulabilir bir angajman alanı. Türkiye'nin Libya'ya müdahalesi, meşru hükümeti destekleyerek dengeleri lehine değiştirti. Ayrıca, Türkiye'nin Libya'daki rolü, Hafter ekseniyle kurulan ve gelişen ilişkiler de, Libya'nın üniter yapısının korunması açısından da çok önemli. Türkiye, burada açık bir siyasi ve askeri inisiyatif kullanıyor, ancak bu durum bazı dış aktörler tarafından hazmedilemiyor. Özellikle AB-Yunan-İsrail-BAE hattında. Yani Libya’ya dokunmak, Türkiye’ye önce “başka dosyalar da yanar” mesajı veriyor. Bu aslında çapraz bir baskı tekniği: Suriye’de hamle yaparsan, bedelini Libya’da, Akdeniz’de, hatta merkezinde üretsin demek istiyor. /// Ankara’da olması: Karar merkezine, karar merkezinde mesaj: Bu çok kritik. Eğer konu sadece Libya olsaydı: olay ya Libya’da olurdu ya Akdeniz üzerinde ve gelirken. Ama olay Ankara kalkışlı, Ankara yakınında, stratejik kararların alındığı bir görüşme sonrasında yaşandı. Bu; “Tek mermiyle çoklu atış yapıyorum: Sahada değil, masada verilen kararlara mesaj veriyorum” demektir. Bu, Türkiye’nin geliştirdiği/geliştireceği inisiyatifleri, özellikle de harekâtı önlemek isteyen irade(lere) ait bir sinyaldir. /// Bütün bu yaşadıklarımızda 2013-2015 terör kuşağında olduğu gibi ve/veya 2019’dan beri yaşanan jeopolitik engelleme-zaman kazanma süreçlerinde olduğu gibi, benzer şeyler görüyorum. Ama koca bir fark eşliğinde. O zaman Karabağ Savaşı, Ukrayna savaşı, küresel-teopolitik Gazze manipülasyonu ve İsrail karşı katliamları ile İran-ABD/İsrail savaşları yaşanmamıştı. Bütün bu olaylar dizisi, bu mücadelelerin bağlamında yaşanıyor. O zaman yeni durumu kavramsallaştırmaya çalışalım: 2013-2015 terör saldırı kuşağının çok daha gelişmişi; - Çok eksenli, - Çok aktörlü, - Çok devletli, - Çok alanlı, - Çok zamanlı, - Çok daha tehlikeli, karar mekanizmalarını ve sosyolojik fay hatlarını hedef alma potansiyeli son derece yüksek bir asimetrik saldırı ve maniplasyon kuşağının içindeyiz. /// Bu tür olaylar birkaç sonucu tekil ya da çoklu üretmek ister: - Türkiye’nin kararlarını etkilemek, - Türkiye’yi durdurmak, - Durduramıyorsa oyalamak, zaman tuzağına düşürmek, - Türkiye’yi yanlış yere savurmak. /// Peki ben neden hala ısrarla olası Suriye harekatının peşinde koşuyorum? - Türkiye’de Suriye ön koşullu “Terörsüz Türkiye süreci” çöker. YPG/PKK terör örgütünün Türkiye’ye bir tuzak kurduğu, oyun oynadığı, zaman kazanmaya çalıştığı ortaya çıkar. - Türkiye Suriye harekatına hazırlandığını gösterir. - Türk karar verici heyet (Fidan-Güler-Kalın) Şam’a gider. - Bunlar bazı aktörlerin kırmızı çizgisine girer. - Bu karar verici ziyaretle eş zamanlı Suriye’de çatışmalar çıkar, YPG/PKK ekseninden iddialı, yüksek perdeden tehditler ve mesajlar gelir. - Türkiye’de YPG/PKK paydaşı açık ve kapalı bazı aktörler aktifleşir. - Siyasetteki (iktidar kanadı içindekiler dahil); İran ve ABD eksenlerindeki Kürtçülerin ayrışması ve rekabeti ayak izleri kendini göstermeye başlar. - Ve diğer İrancı ve Atlantikçiler devrededir. - FETÖ devrededir. - Dışarıdaki angajeler maliyetli olduğu için doğrudan karşı çıkamazlar. - O nedenle dış kaynaklı dolaylı, flu, inkâr edilebilir olay-olaylar üremeye başlar. - Bunlar peşi sıra olaylar dizisi şeklinde gelişir. - Diğer radikaller (IŞİD vb) fonda rol alma peşindedir. - Kimi yüksek profilli, merkezde, belirsizken, kimi kenar kuşaktadır. Sonuçta; Türkiye bir karar verirken “arka planda başka dosyalar da açılır” duygusu üretilir. Konsantrasyonu bozulmak istenir, “özellikle zafiyeti olanlar başta” kişisel mesajlar ve etkiler üretilir. Bu tam olarak: çok alanlı caydırma, çok dosyalı baskıdır. Bugün güney merkezli yaşanan olayların kaynak kodunda bir terör devletinin inşaşı ve Türkiye’nin bunu engelleme iradesini kırma çabası vardır. Kuzey merkezli olayların kaynak kodunda da Türkiye’yi savaşta taraf etme çabası. /// Kaza değilse (-ki kaza olsa bile durum okuması çok değişmiyor) bu olay, Libya’dan çok “Suriye karar dosyasını” etkilemeyi amaçlamış bir ön-alıcı baskı ve uyarı hamlesidir. Bunu başarırlarsa amaca ulaşmış olurlar. Libya gibi görünen bu olay Ankara’da yaşanıyor, ama sadece Libya’yı değil Akdeniz’i, Gazze’yi, Suriye’yi, Suriye Harekatını ilgilendiriyor. O yüzden bu mesajın bir özeli bir de geneli var: Özeli: Cephe Suriye, mesaj Ankara, araç Libya. Geneli: Cephe Türkiye’nin stratejik özerkliği, mesaj Ankara, araç Libya. /// Türkiye için aşırı sert tepki de risktir, ama geri çekilme de risktir. Bence doğru olan kararı bozmayıp, yöntemi sertleştirmektir. Bu yoğun asimetri, manipülasyon ve baskı ortamında Türkiye’nin hareket ekseni aslında çok belirgin ve masumdur. İster İran; “Türkiye’yi İsrail’le savaştırmak/karşıtlaştırmak istesin”, ister İsrail/ABD; “Türkiye’yi İranla savaştırmak/karşıtlaştırmak istesin.” İster AB-İngiltere Akdeniz denklemini bozmak, Karadeniz’i ısıtmak, ister Rusya Türkiye’yi karşısında değil yanında-yakınında görmek istesin. Türkiye’nin geleceği yakın tehdidini yok etmekten geçer. Çünkü en büyük tehdit, en yakın tehdittir. Bütün bu olaylar, en büyük yani en yakın tehdidi, uzak ve küçük bir tehdit olarak gösterme çabasının bir parçasıdır. Hançer El bu Kemal-El Kaim hattına değdiği an… Türkiye sadece çoklu cepheleri değil, çoklu ihtiras ve dogmaları da çökertmiş olur. Aynı IŞİD ve dogmasını Dabık’ta çökerttiği gibi. Bir ömür öğrenilenle-bir gece sabahlayarak yazılan yazılardan biri oldu. Saygılarımla… Abdullah Ağar 24 Aralık 2025

Abdullah Ağar

143,072 次观看 • 7 个月前