Artı49's banner
Artı49's profile picture

Artı49

@arti49com • 12,225 subscribers

Artı49 Almanya'da gelişen son haberleri ve ilgi çekici videoları bir arada bulabileceğiniz tek platform

Shorts

Almanya'da yaşayan kadıının Lidl'da helal et endişesi: "Almanya marketlerinde helal et videolarına çok denk geldim. Ama ben bugün ilk defa Lidl'da gördüm. Sizce bu güvenilir mi, deneyen oldu mu? "

Almanya'da yaşayan kadıının Lidl'da helal et endişesi: "Almanya marketlerinde helal et videolarına çok denk geldim. Ama ben bugün ilk defa Lidl'da gördüm. Sizce bu güvenilir mi, deneyen oldu mu? "

28,886 Aufrufe

Videos

arti49com's profile picture

Almanya'da fizyoterapist olarak çalışan bir Türk, hayatının şokunu yaşadı. Düzenli olarak evine gidip tedavi ettiği yaşlı kadına her zamanki gibi masaj yaptı, egzersizler yaptırdı, hatta onunla sohbet etti. Yaklaşık 10 dakika sonra kadının eşinden duyduklarına inanamadı: "Ya bugün gerçekten hayatımda ‘Bunu da mı yapacaktım?’ dedim yani. Şu Almanya ne garip memleket! Anlatayım, hep ben şok olacak değilim, biraz da siz şok olun, değil mi? Biliyorsunuz ben fizyoterapistim. Karı koca iki Alman hastam var. Bunlara düzenli olarak ev ziyareti yapıyorum, tedavi ediyorum. Erkek olanın çok fazla problemi yok, sadece biraz sırt ağrısı var. Ona gevşeme egzersizleri yaptırıyorum, bazen masaj yapıyorum. Kadın ise daha çok yatalak, hiçbir şekilde bilinci yok. Dümdüz yatıyor, gözleri kapalı. Biz de babadan öyle görmüşüz. Ben düzenli olarak önce kadından başlıyorum, onu tedavi ediyorum, sonra erkeğe geçiyorum. Bugün de her zamanki gibi eve girdim. Kadın yatıyor, adam da üst katta işlerle uğraşıyor. Benim geleceğim saati bildikleri için kapıyı açık bırakıyorlar. Ben de doğrudan içeri girdim, tedaviye başladım. Kadını tedavi ederken bilinci yok diye hiç konuşmadan işimi yapıp gitmiyorum. Bayağı sohbet ediyorum. Kadın cevap vermiyor ama ben ‘Şimdi kollarınızı kaldıracağız, şimdi ayaklarınızı kaldıracağız. Bugün nasıl geçti?’ diye soruyorum. Kendi kendime konuşuyormuşum gibi ama kadının duyduğunu düşünerek onunla konuşuyorum yani. Neyse, yaklaşık 10 dakika kadını tedavi ettim. Bir anda adam aşağıya geldi. ‘Ne yapıyorsun? Nein! Hayır!’ diye bana parladı. Dedim, ‘Ne oldu? Her zamanki gibi kadını tedavi ediyorum. Konuşmamdan falan mı rahatsız oldunuz?’ ‘Hayır, o üç gün önce öldü’ dedi. Ne? Ben 10 dakikadır ölü bir kadını tedavi ediyormuşum ve onunla konuşuyormuşum! Allah rahmet eylesin, çok severim de üç gündür burada ne işi var? Bir de kadına ‘Bugün çok güzel kokuyorsunuz’ falan diyorum. Gerçekten çok güzel bir koku geliyor. ‘Ne kadar güzel kokuyorsunuz’ diyorum. Kadın üç gündür ölüymüş! Neyse, adamı sakinleştirdik. Ben de şok olduğum için hiçbir şey diyemedim. Adam dedi ki ‘Kızlarımı bekliyorum, Kanada'dan gelecekler.’ Kadının başında konuşma mı yapacaklarmış neymiş... Ya abiciğim, üç gündür ölü bir kadın niye yatakta bekler? Bana niye haber vermediniz? Ben niye ölü biriyle 10-15 dakika konuşmak zorundayım? Bir de üstüne bana ‘Sen de konuşmak ister misin?’ diyor. ‘Yok’ dedim, ‘Ben 10 dakikadır konuşuyorum zaten. Gayet hâlini hatırını sordum, teşekkür ediyorum.’ Sonra hiçbir şey olmamış gibi kadını bıraktım, adamı tedavi etmeye başladım. Adamın sırtını tedavi ederken bir yandan da kadın kenarda yatıyor. Çaktırmadan Fatiha okuyorum, dua ediyorum. Bari bir hayra girelim diyorum. Neyse, tedaviyi bitirdik. Ben hala şokun içindeyim. Biraz da Türklüğüm tuttu. Kadına döndüm, ‘Bir sonraki görüşmemizde görüşürüz, nächstes Mal’ dedim. Çıktım ama sabahtan beri gerçekten şoktayım. Her zaman diyorum abi, bunlar garip insanlar. Biz böyle yapamayız yani. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Hani derler ya ‘Bir ölüyü tedavi etmediğin kaldı.’ Vallahi onu da yaptım yani." KY: IG / muratlamiri

Artı49

2,233,614 Aufrufe • vor 14 Tagen

arti49com's profile picture

Türkiye'de eğitim gören Afgan genç kız, ülkesindeki kadınların yaşadığı zorlukları anlattı. Mezun olduktan sonra Avrupa'ya gitmek istediğini söyleyince muhabirden dikkat çeken bir soru geldi: “Eğitimini burada alıyorsun, neden Türkiye'ye faydalı olmuyorsun?” Muhabir: Nerelisiniz? Afgan öğrenci: İkimiz de Afganistanlıyız. Muhabir: Afganistanlısınız. Orada rejim farklı. Afgan öğrenci: Evet, maalesef Taliban var. Muhabir: Taliban yönetiminde durum nasıl? Halkı zorluyor mu? Afgan öğrenci: Aslında bu konularda konuşmasak daha iyi olur. Durum gerçekten çok zor. Kadınlar okuyamıyor, çalışamıyor, hiçbir şey yapamıyor. Çok kötü durumdalar. Keşke böyle olmasaydı. Çünkü oradaki kızlar gerçekten daha iyi bir hayatı hak ediyor. Muhabir: Türkiye'ye okumaya mı geldin? Afgan öğrenci: Evet, ikimiz de öğrenciyiz. Muhabir: Okul bittikten sonra Afganistan'a dönecek misin? Afgan öğrenci: Hayır. Muhabir: Dönmeyecek misin? Oraya gidersen burada olduğu gibi rahatça gezemeyeceğini düşünüyorsun. Afgan öğrenci: Hayır, zaten burada da kalmayı düşünmüyorum. Eğitimimi tamamladıktan sonra inşallah Avrupa'ya gideceğim. Muhabir: Yani eğitimini burada alıp Avrupa'ya gideceksin. Avrupa'ya faydalı olacaksın. Afgan öğrenci: İnşallah. Muhabir: Peki, neden burada faydalı olmuyorsun? Sonuçta burada okuyorsun. Afgan öğrenci: Yani bana çalışma izni verirlerse tabii ki burada kalırım. Muhabir: Tabii ki. Zaten güzel bir mesleğin olacak. Çalışma iznini de verirler sana. Afgan öğrenci: Evet, inşallah. Muhabir: Verirler, emin ol. KY: IG / kanaldunyaa

Artı49

582,366 Aufrufe • vor 13 Tagen

arti49com's profile picture

Almanya’da yaşayan bir vatandaş, Almanya’ya gelmek isteyenlerin pek bilmediği bir yöntemi anlattı: "Almanya'nın gelmenizin bug'ını buldum. Almanya'da bir vize türü var, dil öğrenme vizesi. Almanya'daki herhangi bir dil kursuyla anlaşma yapıyorsunuz. Bunun yoğun Almanca olması şartı var. Bu dil kursuyla anlaşma yaptıktan sonra ödemesini yapıyorsunuz. Bu anlaşmanız ve ödemenizin faturası ile beraber vize başvurusunda bulunabiliyorsunuz. Sonrasında vizeye başvuru yapabiliyorsunuz. Ufakta bir blok hesap gerekiyor bununla alakalı. İşte burada kalacağınız süre boyunca aylık 1000 Euro gibi bir blok hesap yapmanız gerekiyor. Bu para zaten sizin paranız. Burada paranız yoksa da arkadaşlar bunu Almanya'da yaşayan bir arkadaşınız, eşiniz, dostunuzu garantör göstererek bu sorunu da ortadan kaldırabiliyorsunuz. Vize başvurusu yapıyorsunuz. Eğer şartları sağlıyorsanız herhangi bir problem yaşamayacağınızı düşünüyorum. Burada en güzel kısım ne biliyor musun? Dil öğrenmeye geldiğinizde, dil öğrenirken aynı zamanda da haftalık olarak 20 saat çalışabiliyorsunuz. Bu da aşağı yukarı 600-700 Euro civarlarında yapar sizin için. Bu da aylık giderlerinizi aşağı yukarı hemen hemen karşılar. İkinci kısım ise eğer ki bir nitelikli iş bulursanız arkadaşlar Almanya'da kalmaya devam edebiliyorsunuz. Vizenizi değiştirebiliyorsunuz. Eğer ki bir meslek sahibi değilseniz Almanya'da meslek yaparak da aynı zamanda yine vizenizi bu vize türüne çevirebiliyorsunuz. Burada Almanya'da kalmak için iki tane şansınız olmuş. Bu süre zarfında hem çalışabiliyorsunuz hem de vizenizi değiştirebiliyorsunuz, dil kursu bittikten sonra ve meslek yapabiliyorsunuz. O yüzden bana göre Almanya'da bu kesinlikle bug çünkü eskiden dil öğrenmek için gelen insanlarda çalışma yoktu ve aynı zamanda dil öğrendikten sonra geri dönüyordunuz. Yani vizenizi değiştiremiyordunuz. Bunu değiştirdiler 2024-2025 yılları arasında. Haberiniz olsun." KY: Instagram /

Artı49

629,547 Aufrufe • vor 17 Tagen

arti49com's profile picture

Almanya’da 5 yıldır yaşayan Türk bir gurbetçi, yıllar sonra fark ettiği gerçeği şu sözlerle anlattı: "Almanya'da 5 yıldır yaşıyorum. Kaç kere ırkçılığa uğradığımı daha yeni öğrendim. Çünkü kanuna göre durum başkaymış. Ev ilanına yazıyorsun, 'Maalesef verildi.' diyorlar. Aynı gün Alman arkadaşın yazıyor, ona randevu veriyorlar. Bu şanssızlık değil. AGG'ye göre etnik kökene dayalı kiracı seçimi yasak. Ev sahibinin tek bir dairesi olsa bile bu test yöntemi mahkemede delil olarak kabul edilebiliyor. Kulübe gittin. Kapıda sana 'Bugün sadece müdavimler girebilir.' dediler. Ama arkandaki Alman grubunu içeri aldılar. Bu da yasak. Alman mahkemeleri bunun için tazminat kararları verdi. İş ilanına bakıyorsun. 'Almancan C1 seviyesinde, olmaz.' diyorlar. Mahkemeler buna, koşullara göre dolaylı ayrımcılık diyebiliyor. İş iyi Almanca gerektirebilir ama Alman olarak doğmuş olmanı şart koşamaz. Ofiste her gün yapılan 'ezik döner' şakaları. Sen de ortam bozulmasın diye gülüyorsun. Kanunda bunun adı Belästigung. Yani taciz. Ve patronun bunu durdurmak zorunda. Bürgeramt'a gidiyorsun. 'Burada sadece Almanca konuşulur.' diyerek seni geri çeviriyorlar. Berlin'in kendi kanunu var: LADG. Berlin eyaletinin kamu kurumlarında seni koruyor. Dil ve sosyal statü bile buna dahil. Bir de şu var: Ayrımcılığı olası gösteren olgular varsa, ayrımcılık yapmadığını devlet kurumu kanıtlamak zorunda. Asıl tuzak şu: AGG kapsamında tazminat talebinde bulunmak için süren sadece 2 ay. Bunu 4 aya çıkarmaya çalışıyorlar. Ama henüz öyle değil. O yüzden tarih, saat, ekran görüntüsü ve tanık. Ve ücretsiz danışmanlık da var. Ben 5 yıldır 'Herhalde abartıyorum.' dedim ama sen deme." KY: Instagram / toprak.likerocknroll

Artı49

385,355 Aufrufe • vor 16 Tagen

arti49com's profile picture

Danimarka’da yaşayan 25 yaşındaki genç kadın, Türkiye’de gördüklerini anlatırken sözünü hiç sakınmadı! "Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya" "Ben Danimarka'dan geliyorum ama İstanbul'un Bakırköy ilçesinde doğdum, büyüdüm. 3,5-4 sene önce oraya yerleştim. Yani buradaki gurbetçiler gibi değilim. Her şeyin matematiğini kurabiliyorum ve her şeyi ayırt edebilecek kadar görebiliyorum. Yemin ediyorum, saçlarım beyazladı. Ben bu ülkede doğup büyüdüğüm için farkı, nasıl ezildiğimizi daha iyi görebiliyorum. Hani zannediyorsunuz ya, şimdi 'Türk'üm' diyebiliyoruz. Hiçbir şey diyemiyorsun. Ben bu ülkenin derdinden geceleri uyuyamıyorum. Çünkü benim arkadaşlarım benden çok yetenekli; benden çok daha zeki arkadaşlarım var. Burada geçinmeye çalışıyorlar. Ben orada vasıfsız eleman olarak, garson olarak çalışıyorum. Geliyorum, burada krallar gibi yaşıyorum. Ya, bu ülkede ben dışarıya çıktım. İki gündür, yemin ederim, derbeder oldum. Derdim ne, biliyor musun? Çünkü ben yapabiliyorum ama o yapamıyor. Benim zoruma gidiyor ama senin zoruna neden gitmiyor ya? Madem bu kadar İslamcı bir ülkeyiz, ilk önce herkes kendi kitabını açsın, bir okumayı öğrensin, tamam mı? Hiç kimse sizden solcuların kitabını okumanızı istemiyor. Madem bu kadar sağcısınız, İslamcısınız, yok efendim Türk milliyetçisisiniz ya, bilmem neslisiniz ya, o zaman gidin, ilk önce herkes kendi kitabını doğru düzgün okusun. Kimseye hesap vermek zorunda kalmayın. Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya. Bir tane adam ne olacak ya? Din, AK Parti ile gelen bir şey değil ki. Bir tane hayatımız var. Bu ülkenin övünebildiği tek bir şey kalmıştı. O da dört mevsimiydi. Yemin ediyorum, ülkenin yazını kışa çevirdiler. En önemli kişiler siyasetçilerdir. Anne babamızı seçemiyoruz ama hayatımızı bu kadar etkileyen siyasetçileri seçebiliriz. Abiler, ablalar, lütfen rica ediyorum, özgürlüklerinizin kısıtlanmasına izin vermeyin ya. Türkiye gerçekten dünyanın en önemli ülkesi. Ne olur, kıymetini bilelim ve bunu geliştirelim. Bunun için yapılması gerekenler belli. Çalmayacağız, çırpmayacağız. Hepimiz dolandırıcıyız. Çok korkuyorum. Yemin ediyorum, Taksim'e gideceğim. Diyorum ki: 'Bir bomba patlarsa ne yapacağım ben?' Ölmek de istemiyorum ama yaşamayı da güzel hâle getirmiyorlar bizim için yani. Bıktık. Bıktık. 25 yaşındayım, 55 yaşında gibi hissediyorum. Bu ülkenin derdini gerçekten bilmiyorum. Umuyorum, herkes için çok güzel bir hayat olur. Umuyorum, doğru kararları verebilecek zihniyete sahipsinizdir. Tek ricam bu. Ne olur, adam seviciliği bırakın, kendinizi sevin. Kendinizi severseniz kendi değerinizi bilirsiniz. Çok teşekkür ediyorum. Kusura bakmayın."

Artı49

355,302 Aufrufe • vor 16 Tagen

arti49com's profile picture

Almanya’da günde 18 saat çalıştığını söyleyen gurbetçi, sosyal yardımlarla ilgili anlattıklarıyla dikkat çekti! “Burada anlatıldığı gibi değil. Aç kalma diye yardım ediyorlar ama süründürüyorlar!” - Ne iş yapıyorsun sen Almanya'da? / Belediyede çalışıyorum. Aynı yerde değil, ek işe gidiyorum ondan hariç de. - Neyse işte, sabah 4'ten öğleden sonra 4'de 12 saat yapar. 6 saatte o. 18 saat çalışıyorsun. Niye 18 saat çalışıyorsun? / Ailemi geçindirmek için, ailemi rahat geçindirmek için. - Evli misin orada? / Evet. - Çoluk çocuğun var mı? / Var. - Çocuk yardımı alıyor musun? / Alıyorum. 250 euro çocuk başı. - Mesela diyelim ki geçimini sağlayamadın, o mesaiye gitmesen de, belediyeye müracaat etsen, desen ki benim efendim gelirim 2000 euro. Fakat benim giderim 2500 euro. Sana o orada destek veriyor mu, vermiyor mu? / Desteği gelirinin yüksekliğine bağlı. Yani şöyle söyleyeyim, burada anlatıldığı gibi değil o destek. Yani adam sana aç kalma diye veriyor, ama seni süründürüyor. Adam sana tutuyor diyor, sen gideceksin burada tuvalet temizleyeceksin diyor. Ya hangi biri, hangimizin annesi burada temizlik işlerinde iş yapıyor. - O parayı verdiği için temizliğe mi gönderiyorlar size? / Adam sana diyor, gideceksin şurada şu sokağı temizleyeceksin. Sana saat başı yardım alıyorsun. Saat başı 1 euro veriyor sana. Gideceksin şurada şu sokağı temizleyeceksin diyor. - Ben Almanya'daki çalışan Türk vatandaşlarına sesleniyorum. Burada biz bazı Almanya'daki olayları bilemeyebiliriz. Bu arkadaşın söylediklerini Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız yorumlara yazsınlar, onlar değerlendirsinler.

Artı49

211,678 Aufrufe • vor 10 Tagen

arti49com's profile picture

İtalya’da burslu okuyan Türk öğrencinin isyanı: "Tabletimin yeri belliydi, polis müdahale etmedi! Pasaportsuz, parasız ve ilaçsız kaldım" Ben İtalya Roma’da 3 senedir burslu okuyan Türk bir öğrenciyim. 25 Eylül’de Venedik istasyonuna vardım. Trenden indikten yaklaşık 5 dakika sonra, koltuğumun üzerindeki bagaj bölümünde mavi sırt çantamı unuttuğumu fark ettim. En geç 10 dakika içinde vagona geri döndüm ama çantam yoktu. Çantamın içerisinde pasaportum, üniversite belgelerim, reçeteli ilaçlarım, Samsung tabletim ve bir ay boyunca Roma’da geçimimi sağlayacak nakit param vardı. Asıl skandal hırsızlıktan sonra başladı. İstasyon polisine gittim, “Bugün rapor tutamayız, yarın gel” diyerek beni gönderdiler. Başka bir karakola gittim, oradan da benzer şekilde geri çevrildim. Hırsızlık raporumu ancak iki gün süren bürokratik engellerin ardından tutturabildim. Bu sırada Samsung takip sisteminden tabletimin canlı konumunu izliyordum. Tablet, cumartesi sabahtan pazar sabah 6’ya kadar istasyon içinde 9. ve 14. peronlar arasında canlı konum gösterdi. Yani çantam ya da çantamı alan kişi yaklaşık 24 saat boyunca istasyonun içindeydi. Polise ve Trenitalia görevlilerine canlı haritayı gösterip, “Bakın cihaz hareket ediyor, çantam burada, lütfen müdahale edin” dedim. Peronlara üstün körü bakıldı ancak detaylı bir arama yapılmadı. Tabletimin sinyal verdiği yerde temizlik şirketine ait bir ofis vardı. Bu ofisi kontrol etmeyi de reddettiler ve bunun en erken pazartesi yapılabileceğini söylediler. Trenitalia müşteri ofisindeki görevliler ise bana, “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Polise gittiysen yeterli. Artık ağlamayı kes. Senin için tüm trenleri arayamayız” dediler. Şu anda Roma’daki evimden uzakta, parasız, pasaportsuz ve reçeteli ilaçlarımdan mahrum durumdayım. Pasaportum çalındığı için oturum iznimi yenileme başvurum da risk altında. İtalya’da yabancı bir öğrenci olarak yaşadığım bu güvenlik zafiyetini, görev ihmalini ve bize yapılan bu muameleyi kabul etmiyorum. Sesimi duyurmak ve ilgili kurumların harekete geçmesini sağlamak için desteğinizi istiyorum. KY: Instagram / zehranazylmz

Artı49

695,418 Aufrufe • vor 1 Monat