
Artı49
@arti49com • 12,226 subscribers
Artı49 Almanya'da gelişen son haberleri ve ilgi çekici videoları bir arada bulabileceğiniz tek platform
Shorts
Videos

Almanya'da fizyoterapist olarak çalışan bir Türk, hayatının şokunu yaşadı. Düzenli olarak evine gidip tedavi ettiği yaşlı kadına her zamanki gibi masaj yaptı, egzersizler yaptırdı, hatta onunla sohbet etti. Yaklaşık 10 dakika sonra kadının eşinden duyduklarına inanamadı: "Ya bugün gerçekten hayatımda ‘Bunu da mı yapacaktım?’ dedim yani. Şu Almanya ne garip memleket! Anlatayım, hep ben şok olacak değilim, biraz da siz şok olun, değil mi? Biliyorsunuz ben fizyoterapistim. Karı koca iki Alman hastam var. Bunlara düzenli olarak ev ziyareti yapıyorum, tedavi ediyorum. Erkek olanın çok fazla problemi yok, sadece biraz sırt ağrısı var. Ona gevşeme egzersizleri yaptırıyorum, bazen masaj yapıyorum. Kadın ise daha çok yatalak, hiçbir şekilde bilinci yok. Dümdüz yatıyor, gözleri kapalı. Biz de babadan öyle görmüşüz. Ben düzenli olarak önce kadından başlıyorum, onu tedavi ediyorum, sonra erkeğe geçiyorum. Bugün de her zamanki gibi eve girdim. Kadın yatıyor, adam da üst katta işlerle uğraşıyor. Benim geleceğim saati bildikleri için kapıyı açık bırakıyorlar. Ben de doğrudan içeri girdim, tedaviye başladım. Kadını tedavi ederken bilinci yok diye hiç konuşmadan işimi yapıp gitmiyorum. Bayağı sohbet ediyorum. Kadın cevap vermiyor ama ben ‘Şimdi kollarınızı kaldıracağız, şimdi ayaklarınızı kaldıracağız. Bugün nasıl geçti?’ diye soruyorum. Kendi kendime konuşuyormuşum gibi ama kadının duyduğunu düşünerek onunla konuşuyorum yani. Neyse, yaklaşık 10 dakika kadını tedavi ettim. Bir anda adam aşağıya geldi. ‘Ne yapıyorsun? Nein! Hayır!’ diye bana parladı. Dedim, ‘Ne oldu? Her zamanki gibi kadını tedavi ediyorum. Konuşmamdan falan mı rahatsız oldunuz?’ ‘Hayır, o üç gün önce öldü’ dedi. Ne? Ben 10 dakikadır ölü bir kadını tedavi ediyormuşum ve onunla konuşuyormuşum! Allah rahmet eylesin, çok severim de üç gündür burada ne işi var? Bir de kadına ‘Bugün çok güzel kokuyorsunuz’ falan diyorum. Gerçekten çok güzel bir koku geliyor. ‘Ne kadar güzel kokuyorsunuz’ diyorum. Kadın üç gündür ölüymüş! Neyse, adamı sakinleştirdik. Ben de şok olduğum için hiçbir şey diyemedim. Adam dedi ki ‘Kızlarımı bekliyorum, Kanada'dan gelecekler.’ Kadının başında konuşma mı yapacaklarmış neymiş... Ya abiciğim, üç gündür ölü bir kadın niye yatakta bekler? Bana niye haber vermediniz? Ben niye ölü biriyle 10-15 dakika konuşmak zorundayım? Bir de üstüne bana ‘Sen de konuşmak ister misin?’ diyor. ‘Yok’ dedim, ‘Ben 10 dakikadır konuşuyorum zaten. Gayet hâlini hatırını sordum, teşekkür ediyorum.’ Sonra hiçbir şey olmamış gibi kadını bıraktım, adamı tedavi etmeye başladım. Adamın sırtını tedavi ederken bir yandan da kadın kenarda yatıyor. Çaktırmadan Fatiha okuyorum, dua ediyorum. Bari bir hayra girelim diyorum. Neyse, tedaviyi bitirdik. Ben hala şokun içindeyim. Biraz da Türklüğüm tuttu. Kadına döndüm, ‘Bir sonraki görüşmemizde görüşürüz, nächstes Mal’ dedim. Çıktım ama sabahtan beri gerçekten şoktayım. Her zaman diyorum abi, bunlar garip insanlar. Biz böyle yapamayız yani. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Hani derler ya ‘Bir ölüyü tedavi etmediğin kaldı.’ Vallahi onu da yaptım yani." KY: IG / muratlamiri
Artı492,233,606 просмотров • 14 дней назад

Frankfurt Havalimanı'nda ülkeye girişine izin verilmeyen Yeşil pasaportlu Türk vatandaşı yaşadıklarını anlattı: "Yeşil pasaportunuza güvenmeyin, çünkü ben yeşil pasaportumla Almanya'ya giremedim. Şu an yeşil pasaportum polislerde. Ben şöyle etrafı göstereyim. Frankfurt Havalimanı'ndayım ve bunlar da benim tutanak belgelerim. Almanya'ya alınmama sebebim, yeterince paramın olmadığını düşünmeleri. Havalimanında beni bekleyen biri olmasına rağmen güvenmediler. Dönüş biletim ve otel rezervasyonum olmadığı için de güvenmediler. Ama dediğim gibi, burada akrabalarım var. Onları da anlattım, hatta kendileriyle görüştüler. Ama yine de beni ülkeye almak istemediler. Sebepler bunlar. Bana göre mantıksız, onlara göre mantıklı. Tam olarak neler yaşadığımı uzun bir videoda anlatmak istiyorum ama olay bu. Siz de dikkat edin, yeşil pasaportunuza o kadar güvenmeyin."
Artı491,638,111 просмотров • 20 дней назад

Türkiye'de eğitim gören Afgan genç kız, ülkesindeki kadınların yaşadığı zorlukları anlattı. Mezun olduktan sonra Avrupa'ya gitmek istediğini söyleyince muhabirden dikkat çeken bir soru geldi: “Eğitimini burada alıyorsun, neden Türkiye'ye faydalı olmuyorsun?” Muhabir: Nerelisiniz? Afgan öğrenci: İkimiz de Afganistanlıyız. Muhabir: Afganistanlısınız. Orada rejim farklı. Afgan öğrenci: Evet, maalesef Taliban var. Muhabir: Taliban yönetiminde durum nasıl? Halkı zorluyor mu? Afgan öğrenci: Aslında bu konularda konuşmasak daha iyi olur. Durum gerçekten çok zor. Kadınlar okuyamıyor, çalışamıyor, hiçbir şey yapamıyor. Çok kötü durumdalar. Keşke böyle olmasaydı. Çünkü oradaki kızlar gerçekten daha iyi bir hayatı hak ediyor. Muhabir: Türkiye'ye okumaya mı geldin? Afgan öğrenci: Evet, ikimiz de öğrenciyiz. Muhabir: Okul bittikten sonra Afganistan'a dönecek misin? Afgan öğrenci: Hayır. Muhabir: Dönmeyecek misin? Oraya gidersen burada olduğu gibi rahatça gezemeyeceğini düşünüyorsun. Afgan öğrenci: Hayır, zaten burada da kalmayı düşünmüyorum. Eğitimimi tamamladıktan sonra inşallah Avrupa'ya gideceğim. Muhabir: Yani eğitimini burada alıp Avrupa'ya gideceksin. Avrupa'ya faydalı olacaksın. Afgan öğrenci: İnşallah. Muhabir: Peki, neden burada faydalı olmuyorsun? Sonuçta burada okuyorsun. Afgan öğrenci: Yani bana çalışma izni verirlerse tabii ki burada kalırım. Muhabir: Tabii ki. Zaten güzel bir mesleğin olacak. Çalışma iznini de verirler sana. Afgan öğrenci: Evet, inşallah. Muhabir: Verirler, emin ol. KY: IG / kanaldunyaa
Artı49582,366 просмотров • 13 дней назад

Antalya'da abartı egzoz sebebiyle aracı 30 gün trafikten men edilen gurbetçi: Sen bana takmışsın. 'Avrupa'dan gelip bu araca binmesin, ses çıkarmasın' diyorsun ama ben ülkemi hala seven bir insanım. 16.000 TL ceza kesilen sürücü, polisin "Eşyalarını aldığına dair imza at" sözleri üzerine "Senin olsun" diyerek gitti.
Artı4997,422 просмотров • 2 дней назад

Almanya’da yaşayan bir vatandaş, Almanya’ya gelmek isteyenlerin pek bilmediği bir yöntemi anlattı: "Almanya'nın gelmenizin bug'ını buldum. Almanya'da bir vize türü var, dil öğrenme vizesi. Almanya'daki herhangi bir dil kursuyla anlaşma yapıyorsunuz. Bunun yoğun Almanca olması şartı var. Bu dil kursuyla anlaşma yaptıktan sonra ödemesini yapıyorsunuz. Bu anlaşmanız ve ödemenizin faturası ile beraber vize başvurusunda bulunabiliyorsunuz. Sonrasında vizeye başvuru yapabiliyorsunuz. Ufakta bir blok hesap gerekiyor bununla alakalı. İşte burada kalacağınız süre boyunca aylık 1000 Euro gibi bir blok hesap yapmanız gerekiyor. Bu para zaten sizin paranız. Burada paranız yoksa da arkadaşlar bunu Almanya'da yaşayan bir arkadaşınız, eşiniz, dostunuzu garantör göstererek bu sorunu da ortadan kaldırabiliyorsunuz. Vize başvurusu yapıyorsunuz. Eğer şartları sağlıyorsanız herhangi bir problem yaşamayacağınızı düşünüyorum. Burada en güzel kısım ne biliyor musun? Dil öğrenmeye geldiğinizde, dil öğrenirken aynı zamanda da haftalık olarak 20 saat çalışabiliyorsunuz. Bu da aşağı yukarı 600-700 Euro civarlarında yapar sizin için. Bu da aylık giderlerinizi aşağı yukarı hemen hemen karşılar. İkinci kısım ise eğer ki bir nitelikli iş bulursanız arkadaşlar Almanya'da kalmaya devam edebiliyorsunuz. Vizenizi değiştirebiliyorsunuz. Eğer ki bir meslek sahibi değilseniz Almanya'da meslek yaparak da aynı zamanda yine vizenizi bu vize türüne çevirebiliyorsunuz. Burada Almanya'da kalmak için iki tane şansınız olmuş. Bu süre zarfında hem çalışabiliyorsunuz hem de vizenizi değiştirebiliyorsunuz, dil kursu bittikten sonra ve meslek yapabiliyorsunuz. O yüzden bana göre Almanya'da bu kesinlikle bug çünkü eskiden dil öğrenmek için gelen insanlarda çalışma yoktu ve aynı zamanda dil öğrendikten sonra geri dönüyordunuz. Yani vizenizi değiştiremiyordunuz. Bunu değiştirdiler 2024-2025 yılları arasında. Haberiniz olsun." KY: Instagram /
Artı49629,547 просмотров • 17 дней назад

Almanya'da yaşayan vatandaş, aracına 100 Euro'luk benzin aldıktan sonra yaşadığı şaşkınlığı paylaştı. Ödediği parayla deposunun ancak yarısını doldurabildiğini söyleyen adam, Türkiye'dekilere seslenerek sitem etti: "İyi dinleyin. 100 Euro'ya 46 litre benzin çektim. Yani 5600 TL. Kaç litre almışım? 46 litre, 100 Euro. Bak arabanın yarım tankı doldu. Fulleyemedim. 100 Euro'ya tam 46 litrecik geliyor. Yani gel de bunu memleketimin insanını anlat."
Artı49114,359 просмотров • 3 дней назад

Almanya’da 5 yıldır yaşayan Türk bir gurbetçi, yıllar sonra fark ettiği gerçeği şu sözlerle anlattı: "Almanya'da 5 yıldır yaşıyorum. Kaç kere ırkçılığa uğradığımı daha yeni öğrendim. Çünkü kanuna göre durum başkaymış. Ev ilanına yazıyorsun, 'Maalesef verildi.' diyorlar. Aynı gün Alman arkadaşın yazıyor, ona randevu veriyorlar. Bu şanssızlık değil. AGG'ye göre etnik kökene dayalı kiracı seçimi yasak. Ev sahibinin tek bir dairesi olsa bile bu test yöntemi mahkemede delil olarak kabul edilebiliyor. Kulübe gittin. Kapıda sana 'Bugün sadece müdavimler girebilir.' dediler. Ama arkandaki Alman grubunu içeri aldılar. Bu da yasak. Alman mahkemeleri bunun için tazminat kararları verdi. İş ilanına bakıyorsun. 'Almancan C1 seviyesinde, olmaz.' diyorlar. Mahkemeler buna, koşullara göre dolaylı ayrımcılık diyebiliyor. İş iyi Almanca gerektirebilir ama Alman olarak doğmuş olmanı şart koşamaz. Ofiste her gün yapılan 'ezik döner' şakaları. Sen de ortam bozulmasın diye gülüyorsun. Kanunda bunun adı Belästigung. Yani taciz. Ve patronun bunu durdurmak zorunda. Bürgeramt'a gidiyorsun. 'Burada sadece Almanca konuşulur.' diyerek seni geri çeviriyorlar. Berlin'in kendi kanunu var: LADG. Berlin eyaletinin kamu kurumlarında seni koruyor. Dil ve sosyal statü bile buna dahil. Bir de şu var: Ayrımcılığı olası gösteren olgular varsa, ayrımcılık yapmadığını devlet kurumu kanıtlamak zorunda. Asıl tuzak şu: AGG kapsamında tazminat talebinde bulunmak için süren sadece 2 ay. Bunu 4 aya çıkarmaya çalışıyorlar. Ama henüz öyle değil. O yüzden tarih, saat, ekran görüntüsü ve tanık. Ve ücretsiz danışmanlık da var. Ben 5 yıldır 'Herhalde abartıyorum.' dedim ama sen deme." KY: Instagram / toprak.likerocknroll
Artı49385,355 просмотров • 16 дней назад

Danimarka’da yaşayan 25 yaşındaki genç kadın, Türkiye’de gördüklerini anlatırken sözünü hiç sakınmadı! "Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya" "Ben Danimarka'dan geliyorum ama İstanbul'un Bakırköy ilçesinde doğdum, büyüdüm. 3,5-4 sene önce oraya yerleştim. Yani buradaki gurbetçiler gibi değilim. Her şeyin matematiğini kurabiliyorum ve her şeyi ayırt edebilecek kadar görebiliyorum. Yemin ediyorum, saçlarım beyazladı. Ben bu ülkede doğup büyüdüğüm için farkı, nasıl ezildiğimizi daha iyi görebiliyorum. Hani zannediyorsunuz ya, şimdi 'Türk'üm' diyebiliyoruz. Hiçbir şey diyemiyorsun. Ben bu ülkenin derdinden geceleri uyuyamıyorum. Çünkü benim arkadaşlarım benden çok yetenekli; benden çok daha zeki arkadaşlarım var. Burada geçinmeye çalışıyorlar. Ben orada vasıfsız eleman olarak, garson olarak çalışıyorum. Geliyorum, burada krallar gibi yaşıyorum. Ya, bu ülkede ben dışarıya çıktım. İki gündür, yemin ederim, derbeder oldum. Derdim ne, biliyor musun? Çünkü ben yapabiliyorum ama o yapamıyor. Benim zoruma gidiyor ama senin zoruna neden gitmiyor ya? Madem bu kadar İslamcı bir ülkeyiz, ilk önce herkes kendi kitabını açsın, bir okumayı öğrensin, tamam mı? Hiç kimse sizden solcuların kitabını okumanızı istemiyor. Madem bu kadar sağcısınız, İslamcısınız, yok efendim Türk milliyetçisisiniz ya, bilmem neslisiniz ya, o zaman gidin, ilk önce herkes kendi kitabını doğru düzgün okusun. Kimseye hesap vermek zorunda kalmayın. Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya. Bir tane adam ne olacak ya? Din, AK Parti ile gelen bir şey değil ki. Bir tane hayatımız var. Bu ülkenin övünebildiği tek bir şey kalmıştı. O da dört mevsimiydi. Yemin ediyorum, ülkenin yazını kışa çevirdiler. En önemli kişiler siyasetçilerdir. Anne babamızı seçemiyoruz ama hayatımızı bu kadar etkileyen siyasetçileri seçebiliriz. Abiler, ablalar, lütfen rica ediyorum, özgürlüklerinizin kısıtlanmasına izin vermeyin ya. Türkiye gerçekten dünyanın en önemli ülkesi. Ne olur, kıymetini bilelim ve bunu geliştirelim. Bunun için yapılması gerekenler belli. Çalmayacağız, çırpmayacağız. Hepimiz dolandırıcıyız. Çok korkuyorum. Yemin ediyorum, Taksim'e gideceğim. Diyorum ki: 'Bir bomba patlarsa ne yapacağım ben?' Ölmek de istemiyorum ama yaşamayı da güzel hâle getirmiyorlar bizim için yani. Bıktık. Bıktık. 25 yaşındayım, 55 yaşında gibi hissediyorum. Bu ülkenin derdini gerçekten bilmiyorum. Umuyorum, herkes için çok güzel bir hayat olur. Umuyorum, doğru kararları verebilecek zihniyete sahipsinizdir. Tek ricam bu. Ne olur, adam seviciliği bırakın, kendinizi sevin. Kendinizi severseniz kendi değerinizi bilirsiniz. Çok teşekkür ediyorum. Kusura bakmayın."
Artı49355,302 просмотров • 16 дней назад

Alman iş arkadaşlarını Türk yemekleriyle ağırlayan kadın, yemek sonrası duyduklarına şaşırdı: "Alman iş arkadaşlarımı öğlen yemeğine davet ettim. Dedim ki, gelin, işte çorba yaptım zaten. Annem de sarma koymuştu, börek koymuştu, su böreği. Bir de gözleme vardı. Dedim ki, hepsinin tadına bir bakın. Neyse, bunlar geldiler, yediler falan. Ama beğendiler yani, bayağı hoşlarına gitti. Bir de su böreği peynirliydi. Biliyorsunuz, Almanlar da peyniri çok seviyor. Özellikle onu çok sevdiler. Neyse, sonrasında şey diyor: 'Biz şimdi sana bir şey ödememize gerek yok mu?' diyor. Ben de diyorum ki, hayır, saçmalama, niye ödüyorsunuz? Ama onların da kültüründe böyleymiş. Sonra da kendi aralarında gülüyorlar. Diyor ki, 'Şu an ödemiyoruz ama muhtemelen eve fatura gönderecek.' diyor. Kendi kendilerine dalga geçiyorlar ya. Almanlar böyle yapıyor demek ki. Yapanı da duydum bu arada. 'Sen şu kadar yedin.' deyip hesabını yapıp işte para isteyenler. Onların kültüründe sanırım bu böyle." KY: Instagram / pervindusun
Artı49202,972 просмотров • 9 дней назад

Almanya’da günde 18 saat çalıştığını söyleyen gurbetçi, sosyal yardımlarla ilgili anlattıklarıyla dikkat çekti! “Burada anlatıldığı gibi değil. Aç kalma diye yardım ediyorlar ama süründürüyorlar!” - Ne iş yapıyorsun sen Almanya'da? / Belediyede çalışıyorum. Aynı yerde değil, ek işe gidiyorum ondan hariç de. - Neyse işte, sabah 4'ten öğleden sonra 4'de 12 saat yapar. 6 saatte o. 18 saat çalışıyorsun. Niye 18 saat çalışıyorsun? / Ailemi geçindirmek için, ailemi rahat geçindirmek için. - Evli misin orada? / Evet. - Çoluk çocuğun var mı? / Var. - Çocuk yardımı alıyor musun? / Alıyorum. 250 euro çocuk başı. - Mesela diyelim ki geçimini sağlayamadın, o mesaiye gitmesen de, belediyeye müracaat etsen, desen ki benim efendim gelirim 2000 euro. Fakat benim giderim 2500 euro. Sana o orada destek veriyor mu, vermiyor mu? / Desteği gelirinin yüksekliğine bağlı. Yani şöyle söyleyeyim, burada anlatıldığı gibi değil o destek. Yani adam sana aç kalma diye veriyor, ama seni süründürüyor. Adam sana tutuyor diyor, sen gideceksin burada tuvalet temizleyeceksin diyor. Ya hangi biri, hangimizin annesi burada temizlik işlerinde iş yapıyor. - O parayı verdiği için temizliğe mi gönderiyorlar size? / Adam sana diyor, gideceksin şurada şu sokağı temizleyeceksin. Sana saat başı yardım alıyorsun. Saat başı 1 euro veriyor sana. Gideceksin şurada şu sokağı temizleyeceksin diyor. - Ben Almanya'daki çalışan Türk vatandaşlarına sesleniyorum. Burada biz bazı Almanya'daki olayları bilemeyebiliriz. Bu arkadaşın söylediklerini Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız yorumlara yazsınlar, onlar değerlendirsinler.
Artı49211,678 просмотров • 10 дней назад

Almanya'dan Türkiye'ye izne giden bir gurbetçi, 25 yıl öncesiyle bugünü karşılaştırdı: "25 sene önce Almanya'dan izne gideceğimiz zaman Türkiye'deki eşe dosta telefon açardık. Ne getirelim size? Onlar da pantolon getirin, gömlek getirin, ayakkabı getirin derdi. Buradan götürürdük. Şimdi kimse bir şey istemiyor. Herkesin var, en güzeli var. Allah daha iyisini versin. 25 sene önce biz buradan Türkiye'ye gittiğimizde herkes arabalarımıza hayranlıkla bakardı. Şimdi kimse arabalarımıza bakmıyor. Biz onların arabalarına hayranlıkla bakıyoruz. 25 sene önce biz buradan Türkiye'ye gittiğimizde eşe dostu, etrafımızdakileri lokantaya götürürdük. Kimisi, 'Hayatımda ilk defa lokantayı içeriden görüyorum,' derdi. Ama şimdi Türkiye'de herkes bizi lokantaya götürüyor. Durumlar nereden nereye geldi? Yani bir kıyasladığımız zaman hakikaten Türkiye maddi olarak çok güzel bir yerde. Allah daha iyi etsin. Görmeyenlerin de inşallah bu vesileyle gözleri açılsın. Başka ne diyelim." KY: IG / hadiozturk58
Artı49256,183 просмотров • 13 дней назад

İtalya’da burslu okuyan Türk öğrencinin isyanı: "Tabletimin yeri belliydi, polis müdahale etmedi! Pasaportsuz, parasız ve ilaçsız kaldım" Ben İtalya Roma’da 3 senedir burslu okuyan Türk bir öğrenciyim. 25 Eylül’de Venedik istasyonuna vardım. Trenden indikten yaklaşık 5 dakika sonra, koltuğumun üzerindeki bagaj bölümünde mavi sırt çantamı unuttuğumu fark ettim. En geç 10 dakika içinde vagona geri döndüm ama çantam yoktu. Çantamın içerisinde pasaportum, üniversite belgelerim, reçeteli ilaçlarım, Samsung tabletim ve bir ay boyunca Roma’da geçimimi sağlayacak nakit param vardı. Asıl skandal hırsızlıktan sonra başladı. İstasyon polisine gittim, “Bugün rapor tutamayız, yarın gel” diyerek beni gönderdiler. Başka bir karakola gittim, oradan da benzer şekilde geri çevrildim. Hırsızlık raporumu ancak iki gün süren bürokratik engellerin ardından tutturabildim. Bu sırada Samsung takip sisteminden tabletimin canlı konumunu izliyordum. Tablet, cumartesi sabahtan pazar sabah 6’ya kadar istasyon içinde 9. ve 14. peronlar arasında canlı konum gösterdi. Yani çantam ya da çantamı alan kişi yaklaşık 24 saat boyunca istasyonun içindeydi. Polise ve Trenitalia görevlilerine canlı haritayı gösterip, “Bakın cihaz hareket ediyor, çantam burada, lütfen müdahale edin” dedim. Peronlara üstün körü bakıldı ancak detaylı bir arama yapılmadı. Tabletimin sinyal verdiği yerde temizlik şirketine ait bir ofis vardı. Bu ofisi kontrol etmeyi de reddettiler ve bunun en erken pazartesi yapılabileceğini söylediler. Trenitalia müşteri ofisindeki görevliler ise bana, “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Polise gittiysen yeterli. Artık ağlamayı kes. Senin için tüm trenleri arayamayız” dediler. Şu anda Roma’daki evimden uzakta, parasız, pasaportsuz ve reçeteli ilaçlarımdan mahrum durumdayım. Pasaportum çalındığı için oturum iznimi yenileme başvurum da risk altında. İtalya’da yabancı bir öğrenci olarak yaşadığım bu güvenlik zafiyetini, görev ihmalini ve bize yapılan bu muameleyi kabul etmiyorum. Sesimi duyurmak ve ilgili kurumların harekete geçmesini sağlamak için desteğinizi istiyorum. KY: Instagram / zehranazylmz
Artı49695,418 просмотров • 1 месяц назад

İsviçre'de döviz bürosuna giden Türk kadın, yaşadıkları karşısında şaşkınlığını gizleyemedi! "Türk insanındaki pratik zeka maalesef İsviçrelilerde yok. Az önce döviz bürosuna gittim. Elimde dolar vardı ve bunun bir kısmını euroya, bir kısmını franga çevirmek istedim. Çünkü Fransa'da da alışveriş yapıyorum, İsviçre'de de alışveriş yapıyorum. Ve kadına da söyledim. Dedim ki: 'Şu kadarını euro istiyorum, kalanını da frank olarak istiyorum sizden.' Ne yaptı bana, biliyor musunuz? Önce benim dolarımı aldı, komple franga çevirdi. Hatta o frangı da bana böyle alttan verdi. 'Şimdi ne kadar euro istiyorsunuz?' dedi. Dedim ki: 'Şu kadar euro istiyorum.' Sonra ben ona frank verdim. Gitti, onu bir daha franktan euroya çevirdi ve bana geri verdi. Yani arkadaşım, yok mudur senin bir hesaplaman? Açık bir şekilde söyledim. Yani şu kadarını euro istiyorum, kalanını frank istiyorum diye. Türkiye'de böyle bir şey başınıza gelmez. Hani ama İsviçre'de gelebilir." KY: Instagram / isvicredekal
Artı49125,123 просмотров • 10 дней назад

Fedon, Sahil Güvenlik'le yaşadığı ve kendisini utandıran o anıyı anlattı: "Boğaz'da gidiyorum. Aynadan baktım, arkamda bir sahil güvenliği teknesi ama beni yakalaması mümkün değil. Efendi gibi yavaşladım. 'Fedon Bey, sizin tekne Amerikan mı?' 'Evet,' dedim. 'Türk bayrağı ne oluyor?' dedi. 'Komutan,' dedim, 'ya Amerikan bayrağı ile gezmek yakışmıyor bana, yediremiyorum kendime,' dedim. Adam bir cevap verdi. 'O zaman öde vergisini,' dedi, 'tak Türk bayrağını'. Ben küçüldüm, küçüldüm, küçüldüm, yok oldum."
Artı49202,343 просмотров • 19 дней назад

Almanya’daki ilk ticareti ona unutamayacağı bir ders verdi: "Dün internetten ilk tespih satışımı gerçekleştirdim. İyi de bir paraya sattım gerçekten. Mutluyum bunun için. Neyse, kişiyle anlaştık. Kargo ücreti 5 euro. Adam bana yazdı dedi ki, 'abi ben Mannheim'a yakın oturuyorum dedi. Gelip de elden alsam olur mu?' Ben de işime gelir. 5 euro vermektense elden alması daha iyi olur. Gittik, oturduk, buluştuk. Adam arabasının anahtarını masaya bıraktı. İyi bir araba markası. Neyse, abi birer kahve içelim mi? Dedim içelim. Adam da iyi giyindi. Yani benden biraz küçük olsa gerek. Kahveler içerken abi birer de kadayıf yiyelim mi? Dedim yiyelim. Bakalım hele bu işin sonu ne olacak. Kadayıf de yedik. Biraz sohbet. Neyse, adamıma tespihi verdim. Adam 30 euroyu verdi. Kalktı 'abi görüşürüz, kendine iyi bak' dedi. Giderken ben peşinden baktım. Böyle durdum, baktım. Sadece baktım, adam kapıdan çıktı gitti. Bir şey diyemedim. Siz olsaydınız ne derdiniz arkadaşlar bilmiyorum. Bari Alman usulü olsaydı ya. Neyse, adam gitti. Ben kalktım hesabı sordum. Delikanlı dedi ki 'abi 25 euro' . Adamdan aldığım 30 euronun 25'ini ona verdim. Hesaba verdim. Bana kaldı 5 euro arkadaşlar. Öyle dünden beri aklıma geldikçe kendi kendime gülüyorum. Gerçekten ya. Niye böyle oldu ben de bilmiyorum. İlk ticaret böyle olmasaydı iyi olurdu. Neyse, yine 5 euro kaldı cebimizde."
Artı49329,660 просмотров • 1 месяц назад

"Almanya mı, Hollanda mı?" sorusuna isyan ederek cevap verdi: "Ya, tabii ki Hollanda. Yani bu soruyu çok soruyorlar. İngiltere mi, Hollanda mı, Almanya mı? Ben sana, bak, bir şey anlatayım. Birkaç hafta önce bir yakınımı almak için Almanya'da, Düsseldorf Havalimanı'ndayım. Uberlerin olduğu alan açık olduğu için aracımı yanlışlıkla oraya park ettim. Çıkmak istiyorum, park ücretini ödeyeceğim. Ödeyemiyorum. İnfoya gittim. İnfodaki Alman kadının bana muamelesini gördükten sonra dedim ki: Kesinlikle Hollanda yani. Yaşamak için, sosyal hayat için. Ya, infodayız. Alman kadına İngilizce, Hollandaca, Almanca... Sonra benim yakınım da Almanca biliyordu. Almanca anlatmaya çalışmamıza rağmen kadın bize resmen bozuk attı. ‘Neden oraya gidiyorsunuz? Arabanızı oradan çekecekler. Böyle bir yere girilir mi?’ Ya kardeşim, yanlışlıkla girdim. Para ödemek istiyorum. Ve sonra ne oldu, biliyor musun? Ben aracın yanına gitmek zorunda kaldım çünkü arabada hastamız var. Arkadaşım yine üst kata, infoya çıktı. Üst katta muhtemelen yabancı kökenli başka bir kadına anlattı. Kadın, ‘Şuraya 3 euro ödemeniz yeterli olacaktır.’ dedi. 3 euroyu ödedi ve çıktık. Sonra yolda gelirken bütün gün bunu düşündüm, biliyor musun? Hollanda'da böyle bir şey yaşamazsınız. Hele ki havalimanında, hele ki resmi bir makamda mümkün değil."
Artı49138,935 просмотров • 14 дней назад

"Almanlar neden 90-95, 100 yaşına kadar bile yaşıyorlar ve dinç yaşıyorlar? Bir düşündün mü? Almanya'da yaşayan bir Türk, 98 yaşındaki Alman bir kadına uzun ve sağlıklı yaşamın sırrını sordu. Aldığı cevap ise düşündürücüydü… Cevabı 98 yaşında bir Alman'dan duydum. Almanya'da yaşlılar sokakta, pazarda kendi poşetlerini taşıyor, yürüyüş yapıyor. 85 yaşında bisiklete binen Alman gördüm. Bunlara dedim: 'Herhalde sağlık sistemleri çok iyi, Alman doktorları bunlara çok güzel bir şekilde bakıyorlar.' Ama sonra 98 yaşında bir yaşlı kadına sordum. Dedim: 'Neden ve nasıl bu kadar sağlıklısın?' Dediği şey çok basit ve net. 'Ben hiçbir şeyi bu hayatta büyütmedim. Oluyorsa olur, olmuyorsa olmaz. Benim bu hayatta amacım yaşamak, dert üretmek değil,' dedi. Sanki benim yıllardır anlamaya çalıştığım şeyi üç cümlede bana özet geçiyor. Peki, biz ne için yaşıyoruz? Biri bize mesaj atmaz, kriz çıkar. Faturalar gecikse, geceleri gözümüze uyku girmez. Biri bize surat yapsa, bütün gün onu düşünürüz. Buradaki insanlar da kendi sınırlarını bilir. Kimse kimsenin alanına girmez. Dert yaratmazlar, dert varsa da uzatmazlar. Belki de uzun yaşamak, ne yediğinden çok neyi kafaya takmadığınla ilgilidir." KY: IG / agiralmanci
Artı49102,368 просмотров • 11 дней назад

Almanya’nın göbeğinde, Frankfurt’ta yaşadığı olay karşısında ne yapacağını şaşırdı! Sokaktaki ücretsiz içme suyu çeşmesinden şişesini doldurmak isteyen bir yolcu, otobüs şoförünün söylediklerini duyunca vazgeçti: "Maalesef Almanya'nın göbeğinde, Avrupa'nın ortasında, hem de sokakta açık alanda tarih musluğu. Burası Frankfurt'ta bulunan merkez tren istasyonunun hemen bir sokak arkasında bulunuyor. Bugün şehirler arası bir otobüs yolculuğu yapıyorum. Otobüsümüz Frankfurt'ta mola verdi ve ben de boş olan su şişemi sokakta bulunan içme suyu istasyonundan doldurmak istedim. Su şişemi doldurmak için buraya geldim. Tam o sırada otobüs şoförü yanıma gelerek, burada yaşayan evsizlerin geceleri tuvaletlerini yaptıktan sonra kendilerini burada temizlediğinden bahsetti. Kısa süreli bir şoktan sonra tabii ki de su şişemi buradan doldurmadım çünkü içime bir kere şüphe girmişti. Her yerde şu şekilde kameralar var. Ayrıca her yerde güvenlik görevlileri var. Sürekli burada tur atıyorlar. Geceleri de çalıştıklarını düşünüyorum. Belki de otobüs şoförü otobüsün içinde su satmak için bana böyle bir şey söyledi. Tabii ki aklım bulandığı için suyumu oradan doldurmadım. Marketten su almak zorunda kaldım. " KY: Instagram / almanyagunlugumuz
Artı4973,146 просмотров • 10 дней назад

Almanya'ya taşınmak için vizelerini bile almışlardı, kızları Stuttgart'ta bir bale okulunu kazanmıştı. Ancak bir Türk aile, tüm bunlara rağmen Almanya'dan vazgeçip Arjantin'e yerleşmeye karar verdi. Peki, neden? "Herkes Avrupa'ya kaçmaya çalışırken biz neden Almanya'dan vazgeçip Arjantin'e taşındık? Aslında bir sene bekledikten sonra vizelerimizi bile almıştık. Kızım da Stuttgart'ta çok güzel bir bale okulunu kazanmıştı. Sonra biz ne yaptık? Tasımızı tarağımızı toplayıp Almanya'dan da kaçtık. Peki, biz neden kaçtık? Çünkü Almanya'nın o soğuk iklimini ve Almanların soğuk karakterlerini de sevmedik. Özellikle Türklere olan bakış açılarını zaten hiç sevmedik. Bu sebeplerle Almanya'yı da bırakıp Arjantin'e taşındık. Peki, biz Arjantin'i neden tercih ettik? 1. Çocukları yarışa sokmayan, onları kucaklayan harika bir eğitim sistemi var burada. 2. Sadece iki yıl bekleyerek dünyanın en iyi 13. pasaportuna başvuru yapabiliyorsunuz. 3. Arjantin insanları, Türk olduğunuzu duydukları anda size acayip bir sempatiyle yaklaşıyorlar. 4. Burada kendi işinizi de kurabilirsiniz çünkü ticari boşluklar çok fazla. Almanya'nın o soğuk bürokrasisinin yanında biz Arjantin'in özgürlüğünü tercih ettik. Peki, sen olsan hangisini tercih ederdin?" KY: Instagram / damlaulker_
Artı49127,319 просмотров • 18 дней назад

Almanya'da yaşayan bir gurbetçi, maaşını ve aylık giderlerini tek tek göstererek geçim sıkıntısını anlattı: "Görmüş olduğunuz gibi maaşlar yattı. Büyük bir para kazanmıyoruz. Bunun 1.000 eurosu kiraya gidecek. 100 euro da elektrik. 1.100. 200 euro da arabanın benzini. 1.300. Geriye kalan para da ayın içinde bitecek. Yani arkadaşlar, şunu bilin: Almanya'da tek maaşla çalışan adam kıt kanaat geçiniyor. Ya ben anlamıyorum. Ta kontoya kadar gösteriyorum. Millet inanamıyor. Ya ben doğruyu anlatıyorum. Ben gerçekleri söylüyorum. Ben yine de inandıramıyorum ben ya. Şu an Almanya'da tek maaşla çalışan adam, anlıyor musunuz? Ne izin yapabilir, ne bir şey yapabilir, ne istediğini yiyebilir, ne istediği yere gidebilir. Ancak siz diyorsunuz: "Gel, sen döner yiyorum." Ancak sen şunu diyorsun. La bırakın oğlum bu işleri ya! Şurada döner yemekle, pizza yemekle olmuyor işte. Hayat bu. Bir ay boyunca bu paraya çalışıyoruz." KY: IG / berlin.anlik
Artı49102,363 просмотров • 14 дней назад