AylinEr's banner
AylinEr's profile picture

AylinEr

@AylinERK26,731 subscribers

Shorts

Her şey titreşir ve her varlığın kendine özgü bir frekansı vardır. İnsan bedeninde yalnızca fiziksel yapılar değil; hücreler, organlar, enerji merkezleri (çakralar) ve aura da titreşim halindedir. Hastalıkların, bakterilerin ve virüslerin de kendine has frekansları vardır. Bedenin doğal frekansına dönmesi, yalnızca sağlığı değil, ruhsal uyumu ve bütünsel dengeyi de sağlar. Buna karşılık doğal titreşimle çatışan dalgalar hastalıklara, dengesizliklere ve hatta enerjetik kopukluklara yol açabilir. Frekans yalnızca maddi varlıklarla sınırlı değildir; duyguların, düşüncelerin, arzuların, ilişkilerin, karmanın ve kolektif bilincin de frekansı vardır. Okült öğretilerde insanın içsel titreşimi hem kendisini hem de çevresini etkileyen bir dalga alanı olarak görülür. Kişi titreşimini arındırıp yükselttikçe sadece kendi yaşamını değil, bağlı olduğu bütünün enerjisini de dönüştürür. Araştırmalara göre kritik seviye **200 (cesaret)**tir. 200’ün altında kalan duygular ve düşünceler kişiyi zayıflatır, yorar ve aşağıya çeker. Buna karşın yüksek bilinç frekansları şaşırtıcı biçimde çok sayıda düşük frekansı dengeleyebilir: 300 → 90.000 kişiyi, 400 → 400.000 kişiyi, 500 → 750.000 kişiyi, 600 → 10 milyon kişiyi, 700 → 70 milyon kişiyi dengeleyebilir. ~ ruh.mentoru

Her şey titreşir ve her varlığın kendine özgü bir frekansı vardır. İnsan bedeninde yalnızca fiziksel yapılar değil; hücreler, organlar, enerji merkezleri (çakralar) ve aura da titreşim halindedir. Hastalıkların, bakterilerin ve virüslerin de kendine has frekansları vardır. Bedenin doğal frekansına dönmesi, yalnızca sağlığı değil, ruhsal uyumu ve bütünsel dengeyi de sağlar. Buna karşılık doğal titreşimle çatışan dalgalar hastalıklara, dengesizliklere ve hatta enerjetik kopukluklara yol açabilir. Frekans yalnızca maddi varlıklarla sınırlı değildir; duyguların, düşüncelerin, arzuların, ilişkilerin, karmanın ve kolektif bilincin de frekansı vardır. Okült öğretilerde insanın içsel titreşimi hem kendisini hem de çevresini etkileyen bir dalga alanı olarak görülür. Kişi titreşimini arındırıp yükselttikçe sadece kendi yaşamını değil, bağlı olduğu bütünün enerjisini de dönüştürür. Araştırmalara göre kritik seviye **200 (cesaret)**tir. 200’ün altında kalan duygular ve düşünceler kişiyi zayıflatır, yorar ve aşağıya çeker. Buna karşın yüksek bilinç frekansları şaşırtıcı biçimde çok sayıda düşük frekansı dengeleyebilir: 300 → 90.000 kişiyi, 400 → 400.000 kişiyi, 500 → 750.000 kişiyi, 600 → 10 milyon kişiyi, 700 → 70 milyon kişiyi dengeleyebilir. ~ ruh.mentoru

17,731 views

Bitkilerin yaydığı titreşimleri dalga formuna sonrada müzikal forma dönüştüren cihaz, gül yapraklarına bağlanıyor. İşte çıkardığı ses 🔊🌹🥀 Gül; Doğanın kalpten gelen duası gibi 🌹 Frekansı 320 MHz’e kadar çıkan, en yüksek titreşimli çiçeklerden biri. Bir gülün frekansının insan enerji alanını yükselttiği, sevgiyi, iyileşmeyi ve ruhsal bağlantıyı teşvik ettiği söylenir. Bu yüzden sadece bir gül bile, bulunduğun ortama sevgi, şifa ve yüksek bir enerji getirebilir. ❣️ Ruhu yumuşatır, kalbi açar, sevginin ilahi boyutuna dokundurur. ✨ Bir gülü hissettiğinde, aslında evrenin kalp atışını dinliyorsundur. 💓 Güller tarih boyunca tıpta, ritüellerde ve parfümeride sadece kokuları için değil, aynı zamanda kalbi ve zihni yükseltme yetenekleri için de kullanılmıştır. İster doğada, ister yağ olarak, isterse de düşüncede olsun, kendinizi güllerle çevrelemek titreşiminizi yükseltmenize yardımcı olabilir, hayatınıza daha fazla uyum, şefkat ve güzellik davet edebilir. Biz doğayız ve hepimiz birbirimize bağlıyız.Bu güzel frekansı Mutlak Gücün bir hatırlatıcısı olarak kullanalım. Tüm canlı varlıklara sevgi ve şefkatle davranalım.💓🧚‍♀️🌹 Kaynaklar: xxlilarose enerjinifarket Çeviri:AylinER

Bitkilerin yaydığı titreşimleri dalga formuna sonrada müzikal forma dönüştüren cihaz, gül yapraklarına bağlanıyor. İşte çıkardığı ses 🔊🌹🥀 Gül; Doğanın kalpten gelen duası gibi 🌹 Frekansı 320 MHz’e kadar çıkan, en yüksek titreşimli çiçeklerden biri. Bir gülün frekansının insan enerji alanını yükselttiği, sevgiyi, iyileşmeyi ve ruhsal bağlantıyı teşvik ettiği söylenir. Bu yüzden sadece bir gül bile, bulunduğun ortama sevgi, şifa ve yüksek bir enerji getirebilir. ❣️ Ruhu yumuşatır, kalbi açar, sevginin ilahi boyutuna dokundurur. ✨ Bir gülü hissettiğinde, aslında evrenin kalp atışını dinliyorsundur. 💓 Güller tarih boyunca tıpta, ritüellerde ve parfümeride sadece kokuları için değil, aynı zamanda kalbi ve zihni yükseltme yetenekleri için de kullanılmıştır. İster doğada, ister yağ olarak, isterse de düşüncede olsun, kendinizi güllerle çevrelemek titreşiminizi yükseltmenize yardımcı olabilir, hayatınıza daha fazla uyum, şefkat ve güzellik davet edebilir. Biz doğayız ve hepimiz birbirimize bağlıyız.Bu güzel frekansı Mutlak Gücün bir hatırlatıcısı olarak kullanalım. Tüm canlı varlıklara sevgi ve şefkatle davranalım.💓🧚‍♀️🌹 Kaynaklar: xxlilarose enerjinifarket Çeviri:AylinER

17,985 views

Videos

AylinERK's profile picture

#Bilim #Kuantum #KuantumFizik Konuşmacı: "Şimdi izin verirseniz zihninizi biraz bulandırmaya geldim. 2018'in Kasım ayında bir keşif yapılıyor. Çok da üzerine konuşulmamış bir keşiften bahsediyoruz. Ki zaten öyle kitlelerin üzerine konuşacağı bir konu değil. Keşif protonlarla alakalı. Bildiğimiz evrenin en temel yapı taşlarından birisinden bahsediyoruz. Görünüşe göre protonların kütlesinin sadece %1'i kuarklardan geliyormuş. Ama nasıl olur bu? Yani protonların kuarklardan oluştuğunu biliyoruz. Bildiğimiz en temel yapı taşı da kuarklar. Ama protonun kütlesinin sadece %1'i kuarklardan geliyorsa, kalan %99'u nereden geliyor? Burada bir gariplik var. Bunun açıklamasında orijinal keşfi yapan Dr. Yi-Bo Yang ve Berkeley Laboratuvarı'ndan Andre Walker-Loud diyorlar ki; protonun kalan %99'luk kütlesi aslında kuarkları bir araya getiren kuantum kuvvetlerinden oluşuyor. Bu ne anlama geliyor biliyorsunuz değil mi? Siz, bedeniniz, kahve fincanınız, evrendeki hiçbir şey aslında katı maddeden meydana gelmiyor. Her şey, ama her şey kuantum alanlarında bulunan enerjiden meydana geliyor. Durun, bir nefes alıp bunu anlamaya çalışalım. Maddeyi düşündüğümüzde moleküller, atomlar, atom çekirdeği ve kuarklar diye gideriz. Kuark dediğimiz aslında madde dediğimiz olgunun en temel yapı taşı. Kuarklardan öte herhangi bir maddeden söz edemiyoruz, yani en azından şu an bildiğimiz kadarıyla. Kuarklardan daha derine indiğimizde kuantum alanları karşılıyor bizi. Bu iki evreni birbirine bağlayan bir parçacık var: Gluonlar. Ve aslında bir anlamda bu parçacıklar gerçek değiller, sanal parçacık olarak adlandırılırlar. Her an ama her an var olup anında yok olan parçacıklar bunlar zira. Ama bu sonsuz doğum ve ölüm döngüsü aslında boşa değil. Bu döngü sırasında saniyenin trilyonda biri gibi aralıklarla görünür evrenin dokusunu örüyorlar. Garip biliyorum ama bu o kadar hızlı gerçekleşiyor ki biz gerçekliği sabit bir şey gibi algılıyoruz. Ama işte gerçeklik her an yeniden yazılan bir şey. Siz bir şey ya da bir olgu değil, her Planck saniyesinde yeniden yaratılan bir süreçsiniz. 🎥 asli_hantal

AylinEr

53,385 views • 26 days ago

AylinERK's profile picture

Bir insanın yanında sadece 10 dakika bile durmanın sizde bir şeyleri değiştirdiğini söylesem ne düşünürdünüz? Bakın, bu mesele sandığınızdan daha ciddi, sandığınızdan daha derin. Negatif insanlarla uzun süre vakit geçirmek sadece moralinizi düşürmez, adeta içinize işler. Buna bilimde duygusal bulaşma deniyor. Beynimizde ayna nöronlar dediğimiz bir sistem var. Karşımızdaki insanın yüzünü, sesini ve halini farkında olmadan taklit etmeye başlıyoruz. O üzgünse siz de üzgün, o gerginse içinizde bir huzursuzluk başlıyor. Yani dışarıdaki hâl, içeriye yansıyor. Bedeniniz bunu gerçek kabul ediyor. Sanki ortada bir tehlike varmış gibi stres oluşuyor, kalp hızlanıyor ve vücut alarma geçiyor. Oysa siz, farkında olmadan başkasının yükünü taşımaya başlıyorsunuz. Tasavvufta buna hâl geçişi denir. İnsan sadece sözüyle değil, hâliyle de etkiler. Bu yüzden büyükler, “Kiminle oturup kalktığına dikkat et.” demişler. Çünkü insan, beraber olduğu kişinin rengine boyanmaya başlar. Bilim buna nöroplastisite der; beyin alıştığı duygulara göre kendini yeniden şekillendirir. Tasavvuf ise bunu şöyle ifade eder: Kalp ne ile meşgulse ona dönüşmeye başlar. Şimdi kendinize sorun… Gün içinde kimlerle birliktesiniz? Sürekli şikâyet eden, her şeyde eksik bulan, içinizi daraltan insanlarla mı? Bu sadece ruh hâlinizi değil; zamanla bedeninizi de etkiler. Bağışıklığınız düşebilir, enerjiniz azalabilir. Elbette insanlardan uzak durun demiyorum. Asıl mesele bilinçli olmak. İçinize doğan duygunun size mi ait olduğunu, yoksa karşınızdakinden mi geçtiğini fark etmek… Gerekli yerde sınır koymak ve kalbinizi besleyen ortamlarda bulunmak. Unutmayın… Sadece sıkıntı bulaşmaz. Huzur da bulaşır. İyilik de bulaşır. Güzellik de bulaşır. Kalp bir emanettir. Onu neyle ve kiminle beslediğiniz çok önemlidir. Kendinizi korumak bir kaçış değil, bir bilinçtir. Kalbinizi, zihninizi ve ruhunuzu korumak size verilmiş bir sorumluluktur. ~hacerozlemcicek

AylinEr

13,899 views • 1 month ago