
Başkan Öztürk Yılmaz
@BaskanOzturkYP • 87,021 subscribers
Devrim için mücadele!
Shorts
Videos

VOLKAN KONAK'IN DEDİKLERİNE BAKIN.... VOLKAN KONAK epeydir ekranda yoktu “Nerede?” diye merak edenlere, söyleyelim hemen. Amerika Birleşik Devletleri’nde, turnede. En son New York’ta bir konser verdi. Ve sadece şarkı söylemedi. Binlerce kişiye hitaben şöyle dedi: “- Biz Türkiye’nin içindekileri sevdik, insanıyla, otuyla, akarsuyuyla, kayan yıldızlarıyla. Ama şunu da söyleyeyim, bestelerimi beğenmezseniz size kırılmam, sizle ahbaplık edebilirim. Tuttuğum takımdan hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık edebilirim, bir masada yemek yiyebilirim. Sevdiğim ya da çıktığım bir kadından hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık kurabilirim. Ama Mustafa Kemal’i sevmeyen bir adamla ahbaplık edemem, onun dostu olamam. Çünkü Mustafa Kemal uygarlıktır, çağdaşlıktır.” Ey Kuzey’in oğlu.. Ey yurdumun delikanlısı.. Ey yiğit adam! Al benden de o kadar. Türk insanı para gibidir; ışığa tut, içinde Atatürk yoksa, sahtedir.
Başkan Öztürk Yılmaz4,139,021 görüntüleme • 2 yıl önce

29 Ekim 1998... Şöyle çoşku ile kutlasak yeniden...
Başkan Öztürk Yılmaz1,751,027 görüntüleme • 2 yıl önce

Arap bir gazetecinin sözleri: "Siz Osmanlının 400 yıl bizi yönettiğini söylüyorsunuz, ama biz sizi çocuklarınıza verdiğiniz isimlerden, cenazenizi nasıl defnedeceğinize, düğünlerinize ve selamlaşmanıza kadar 1400 yıllık masallarımızla yönetiyoruz zaten" Arap alfabesini kutsal alfabe, Arapçayı Allah kelamı, sahabe isimlerini kutsal adlar, Arap milletini "kavmi necip" görenler sizlersiniz. *Günde beş kere minarelerden ezan okunur Arapça... *Nereye baksan minare, cami. *İki kelimeden biri Arapça... Konuştuğun dilde 7 bine yakın kelime Arapça... Arapça kelime kullanmadan 10 tane cümle kuramazsın. Arapça kökenli isim oranı yüzde 60, Türkçe kökenli isim oranı sadece yüzde 19. Selam verir Arapça, selam alır Arapça. Selamünaleyküm, aleyküm selaaam Arapça... Tanrıya ibadet eder Arapça. Bütün ömür çalışır emekli olur, ömründe bir kere yurtdışına çıkma imkanı vardır onda da gider Arapların dedelerinden kalma, Beytullah'ı ziyaret eder. Arabın içtiği suyu kutsal diye bidon bidon doldurur getirir, törenle içirir konuklarına... Orucunu hurmayla açar. Neden armutla açmaz misalen? İşe başlar Bismillah... İşini bitirir çok şükür... Vukuunu dilediği işler, olur inşallah ... Beğenir maşallah ... İstemediği durum varsa maazallah... Tanrı dersin kızar, ille de Allah diyeceksin der, Arapça olacak illaki ... Çocuğu doğar, kulağına ezan okur, Arapça... Pipisini keser sünnet, yemeği sıyırır sünnet, yerde yemek yer sünnet, başına sarık sarar sünnet.. Ölür cenaze namazı kılınır Arapça... Mezar taşına yazılır hüvelbaki, o da Arapça... Sonra da der ki: Biz Araplaşmadık, Müslüman olduk.. Fesuphanallah.. Müslüman olmak demek Araplaşmaktır. İtiraz eden önce adının bir Arap adı mı, Türk adı mı olduğuna baksın... Bir Türk Arabistan'da 20 yılda Araplaşır, dilini unutur.. Arabı getirinTürkiye'ye 500 yıl geçse de Türkleşmez ama Türk'ü Araplaştırır..
Başkan Öztürk Yılmaz1,038,998 görüntüleme • 2 yıl önce

Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinin en gurur duyulan generallerinden, vatanını seven herkes tarafından efsane olarak anılan komutan Osman Pamukoğlu'nun askeri sosyal tesislere girmesi yasaklanmıştı! Hulusi efendi tarafından yönetilen genelkurmay, aklınca, Osman Pamukoğlu'nu cezalandırmıştı. Osman Pamukoğlu'nu kendileri gibi zannettikleri için “askeri sosyal tesislere sokmayalım, aklı başına gelsin” diye düşünmüşlerdi. Gülümsedi Osman Pamukoğlu. Her zamanki gibi gülümsedi. Gitti. Şimdi sıkı durun… Osman Pamukoğlu 14 sene önce emekli oldu.14 senedir bir defa bile, tekrar yazıyorum, bir defa bile, herhangi bir askeri sosyal tesise adım atmadı. Askeri sosyal tesislere girişi yasaklanan, güya cezalandırılan Osman Pamukoğlu, zaten, 14 senedir bir defa olsun herhangi bir askeri sosyal tesise gitmedi, bir saniye bile oturmadı, bir çay bile içmedi. Şimdi daha sıkı durun… Osman Pamukoğlu henüz 11 yaşındayken askeri okula yazıldı, teğmenliğinden itibaren 35 sene subay üniforması taşıdı. Bu 35 sene boyunca, bir defa bile, tekrar yazıyorum, bir defa bile herhangi bir askeri sosyal tesise, askeri tatil kampına filan, adım atmadı. Hulusi efendi emir versin, açıp kayıtları incelesinler… 35 sene muvazzaf subaylık. 14 sene emeklilik. Osman Pamukoğlu ömrü boyunca, bir defa olsun herhangi bir askeri sosyal tesise gitmedi, herhangi bir askeri tatil kampına adım atmadı, bir saniye bile girmedi, bir kahve bile içmedi. Böyle bir prensibi var çünkü. Askerliğin askerlik tarafıyla ilgileniyor. Sosyal tesis tarafı, ömrü boyunca umurunda bile olmadı. Tekrar yazıyorum. 35 sene muvazzaf subaylık.14 sene emeklilik. Bir defa olsun gitmedi kardeşim. Ve, bu onurlu prensipten haberi bile olmayan zavallı tipler…Sosyal tesisleri yasaklayarak Osman Pamukoğlu'nu cezalandırdığını zannediyorlar! Suriye sınırını, Irak sınırını, Ege'deki adalarımızı koruyacaklarına…Osman Pamukoğlu girmesin diye sosyal tesis sınırını koruyorlar! (Kitap fuarlarından bizzat şahidim. İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa, Kayseri, en uzun kuyruklardan biri daima Osman Pamukoğlu'nun imza standında olur, özellikle gençler komutandan imzalı kitap alabilmek için saatlerce kuyruk bekler, konferanslarında iğne atsan yere düşmez, hınca hınç kalabalık olur. Ve bizzat şahidim… Osman Pamukoğlu kitap fuarları için gittiği bu şehirlerde asla ve asla orduevinde kalmaz, parasıyla otelde kalır.) Hulusi efendi…Efsane öyle kolay olmuyor. Böyle oluyor. Bariyerle olmuyor. Kariyerle oluyor. Yılmaz ÖZDİL
Başkan Öztürk Yılmaz585,597 görüntüleme • 2 yıl önce

FATİH ERBAKAN YILLAR ÖNCE İNCİ GİBİ DİZMİŞ / HİÇ DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ? 🗳 Ben çocuğuma ayakkabı alamıyorum, ekonomik olarak perişanım. Sus bakim biz feto ile mücadele ediyoruz! 🗳 Faturalarımı ödeyemiyorum, elektriğim kesiliyor. Aman sus beka meselesi var. 🗳 Kredi borcum yüzünden evime haciz geldi. Aman ses çıkarma sınır ötesine harekât yapıyoruz! 🗳 3 diplomam, 5 sertifikam var ama işsizim, hala annemden harçlık alıyorum. Aman sus yedi düvelle mücadele ediyoruz! 🗳 İnsaf doğalgaza senede iki zammı olur, elektiriğe %60 zam mı olur? 900 TL otoyol ücreti mi olur? Otoyol ücreti gidiş gelir 2000 TL! Ağzını açma milli birlik beraberlik! 🗳 Evime et götüremiyorum! Sesini kes, vatan, millet, sakarya! Sakın ha düşmesin. Çünkü düşerse, Kudüs düşer. Kudüs düşerse, Mekke düşer. Mekke düşerse, tekke düşer. Tekke düşerse, takke düşer. Takke düşerse, kel görünür..... "Hala akıllanmayacak mısınız?" Enam Suresi, 32. Ayet.
Başkan Öztürk Yılmaz503,567 görüntüleme • 2 yıl önce

Neyse, Bulak bey geldi. Fevkalade bir öneri getirdi. “Martini Henry marka tüfeklerden alalım, en iyisi bu” dedi. Hani şu “at Martini debreli hasan” diyoruz ya… Veya “aynalı Martin yaptırdım da narinim.” İşte o Martini Henry. Drama Köprüsü ve Hekimoğlu türküleriyle Anadolu kültürünün parçası haline gelen Martini Henry, tek kurşun atıyordu, kara barutluydu, çok şiddetli patlama sesi çıkarıyordu. Padişahımız efendimiz zat-ı şahane hazretlerinin aklına yattı, “fevkalade olur” dedi. Bulak bey baktı ki, padişahımız efendimiz helva gibi… Daha fevkalade bir öneri getirdi.“ ABD devletinden almayalım, pahalıya gelir, Providence Tool Company'den alalım, özel bir şirket, daha ucuz olur” dedi. Buna da “fevkalade olur” denildi. Tanesi 15 dolardan 300 bin Martini aldık. Süngüsü 1 dolar 25 sent'ti. 16 dolar 25 sent'e geliyordu. Ama, ödemeyi ABD dolarıyla değil, İngiliz şiliniyle yapacaktık. O niye? Çünkü, şirket Amerikan'dı ama, tüfek İngiliz malıydı. Kendisi Fransız, eşi Amerikalı olan, güya Türk büyükelçimiz, Amerikan şirketi üzerinden İngiliz malı tüfek ayarlamıştı! Hayırlara vesile olmuştu! Kabzasına da padişahımız efendimiz zat-ı şahane hazretlerinin tuğrası işlenmişti, pek fiyakalıydı, pek beğenildi.
Başkan Öztürk Yılmaz402,550 görüntüleme • 1 yıl önce

İSRAİL BAŞBAKANI: "UYUYAN ÜMMETTİR MÜSLÜMANLAR" PARASINI VERİP ALDIĞI KOLAYI DÖKÜP, İSRAİL'E KARŞI FİLİSTİN'İ SAVUNMAK.. Mescid-i Aksa'ya yönelik ilk büyük saldırı ve dönemin İsrail başbakanının tarihe geçen sözleri 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan İsrail, bölgedeki varlığını güçlendirdikten sonra 5 Haziran 1967’de Mısır ve Suriye'ye savaş açtı. 6 Gün Savaşları olarak bilinen bu savaşta Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü alan Yahudiler, yüzyıllardır hayalini kurdukları Mescid-i Aksa'ya artık somut olarak dokunabilecek konuma geldi. Mescid-i Aksa'ya yönelik ilk büyük saldırı 6 gün savaşlarından hemen 2 yıl sonra 21 Ağustos 1969 yılında yapıldı. Denis Ruhan isimli Yahudi tarafından kundaklanan Mescid-i Aksa'nın büyük bir bölümü tahribata uğradı. Yangında yüzlerce yıllık birçok tarihi eser ve fethin nişanesi olarak Salahaddîn Eyyubi tarafından Kıble Mescidine konulan, sembolik değeri oldukça yüksek olan ahşap minber tamamen yandı. Dönemin İsrail başbakanı Golda Meir ise olaydan hemen sonra tarihi geçecek şu sözleri söyledi: "O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannettim ki, Müslümanlar dört taraftan İsrail'e girecekler. Ama korkulan olmadı. O zaman idrak ettim ki: Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira Müslüman ümmeti uyuyan bir ümmettir.” UYANMAK ÇOK DUA, ÇOK İBADET, KADINLARI ZORLA KAPAMAK İLE OLMAZ, BİLİM, SANAYİ, TEKNOLOJİ, VE SANATTA YÜKSELMEK İLE OLUR!
Başkan Öztürk Yılmaz509,646 görüntüleme • 2 yıl önce

2- Yarattıkları algıda önceleri hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi davranmaya başlarlar. Halbuki IŞİD'in basacağı bilgisini MHP milletvekili olduğu yıllarda Sinan Oğan, baskından bir gün önce ilan etmiştir. Algı yaratma uzmanı AKP, olayları tersine çevirmek için düğmeye basar.
Başkan Öztürk Yılmaz345,989 görüntüleme • 1 yıl önce

6- Olayı örtbas uzmanı AKP, her ne kadar gerçeği gizlemeye çalışsa da MHP milletvekili Sinan Oğan'ın açıklamalarına bakarsak saldırının olacağı zaten çok nettir. Açıklamasında da En önemlisi de olaya ilişkin bilgisi olan, Musul Valisi Useyil Nuceyfi'dir.
Başkan Öztürk Yılmaz278,867 görüntüleme • 1 yıl önce

FARE ÇUVALI TEORİSİ Mısır’ın bir köyünde tarım mühendisi olarak çalışan bir adam, Kahire’ye gitmek üzere trene bindi. Yanına, köyün yaşlı çiftçilerinden biri oturdu. Mühendis, çiftçinin ayakları arasında bir çuval olduğunu fark etti ve yol boyunca çiftçi...
Başkan Öztürk Yılmaz232,711 görüntüleme • 1 yıl önce

TÜRK TÖRESİ'NDEN 33 BUYRUK 1- Tengri (yaratan) Tektir. 2- Her kim ki Tengri'den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın. 3- Bir il, bir Kağan, bir Tengri! 4- Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki töreye uya kutlanır-Kim ki töreye kıya katlanır. 5- Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur. 6- Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur. 7- Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak. 8- Ana babaya ve ataya tazim durulacak. 9- Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek. 10- Er kişi yalan söylemeyecek. 11- Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek, Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak. 12- Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak. 13- Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak. 14- Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak. 15- Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek. 16- Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek. 17- Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak. 18- Kin ve gururdan uzak olunacak. 19- Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak. 20- Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak. 21- Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek. 22- Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin. 23- Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın. 24- Bugünün işini yarına bırakmayacaksın. 25- Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın. 26- Güçlüyken affet, zayıfken sabret. 27- Yazgına asi olma. 28- Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma. 29- Herkes adaletle iş görecek. 30- Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut. 31- Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma. 32- Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa il yok olur. il olmazsa budun kul olur. 33- Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin!!! "Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir" Titre ve kendine dön!!!
Başkan Öztürk Yılmaz311,457 görüntüleme • 2 yıl önce

Evde hiçbir zaman herhangi bir yiyeceğin eksikliği söz konusu olmamıştı ama örneğin çikolatalar yuvarlak gümüş bir kabın içinde, cila kokan yemek odası dolabının içinde durur ve biz torunların her gelişimizde bir iki tane almamıza ses çıkarılmazdı. Daha fazlasına ise nedense cesaret edemezdik. Ekmekler eve az olmayacak miktarlarda alınır ve eğer bayatlamaya başlarlarsa bunlardan ya kızartıp, üzerine vişne şerbeti dökülerek özel ve nefis bir fırın tatlısı yapılır, ya da ekmek dilimleri yumurtaya bulanıp yağa atılarak bizlere çayın yanında servis edilirdi. Sadece kızartılıp kahvaltıya çıkarıldığı da sıkça olurdu. Tabii ki bayat ekmekler köfte yapımında da kendini gösterirlerdi. Özetle, evden ekmek atıldığını hiç hatırlamıyorum. Bir gün önceden kalan pilavlar yayla çorbası ya da kadın budu köfte olarak ertesi gün karşımıza çıkardı. Yenen tüm etlerin kemikleri bahçede duran cins av köpeğine, karpuz, kavun kabukları ise bahçenin başka bir köşesindeki kümesteki tavuklara giderdi. Sanırım birçok sebze kabukları ve salata artıkları da onlara verilirdi.
Başkan Öztürk Yılmaz292,644 görüntüleme • 2 yıl önce

Osmanlı Türkleri ve Türklüğü kanser etmiş! Bir millete kendi yöneticileri tarafından ancak bu kadar kötülük edilebilir! ⤵️ Sosyolog Niyazi Berkes anılarında çok çarpıcı bir anekdota yer verir; Meşrutiyet döneminde üç Osmanlı aydını araştırma yapmak için Paris'e Bibliyoteque National Kütüphanesine gider. Fransız kütüphane görevlisi girişte doldurmaları için evrak verir. Evrakta nasyonalite (milliyeti) kısmı vardır. Bizim aydınlar bu bilgiyi Müslüman olarak doldururlar. Görevli evrakları inceleyince bu sizin dininiz, milliyetinizi yazacaksınız der ve yeniden doldurmaları için bizim aydınlara boş evraklar verir. Bizimkiler kafa kafaya verip ne yazacaklarını tartışır ve bu sefer üçü birden milliyet kısmına Ottoman (Osmanlı) yazar. Fransız memur bu sefer de bizim sözde aydınlarımıza o sizi yöneten ailenin soyadı der. O sizi yöneten Hanedan, milliyetiniz değil, o siz değilsiniz diye ekler. Ben size yardımcı olayım diyerek nereden geldiklerini sorar. Bizimkiler İstanbul'dan geldiklerini söyleyince Fransız memur gülerek ya söylesenize der, eliyle kütüphanede ki bir grubu göstererek bakın der, şurada İstanbul'dan gelen Ermeniler var. Farklı bir grubu göstererek bakın şurada da Rumlar var der ve sorar siz Rum musunuz yoksa Ermeni misiniz? Bizimkiler hafif bozularak yok biz Türk'üz! Fransız, e tamam işte der, siz onu yazın!! Vaka o ki 20. yy başında Meşrutiyet ile Osmanlı topraklarındaki Balkan milletleri, Anadolu'da ki Ermenisi Rumu milli kimlik davası güderken Türk Türklüğünden bihaber, o derece ki Osmanlının aydın kesimi bile kendisini Türk olarak tanıtmaktan aciz, ya Müslümanım ya da Osmanlıyım diyor. Türk tabiri ise öteden beri Avrupalının hem coğrafyamız hem de Anadolu insanı için kullandığı aslında sahipsiz bir tanım. Ta ki Ziya Gökalp kuşağı aydınlarımıza ve tabii ki Atamız Anadolu insanına Türklüğünü benimsetinceye kadar.
Başkan Öztürk Yılmaz249,550 görüntüleme • 2 yıl önce

Her yerden kepazelik haberleri geliyor. Sayın Özgür Özel de izlesin!
Başkan Öztürk Yılmaz195,655 görüntüleme • 2 yıl önce

15- IŞİD'in neden görüntü alamadığını soranlar olmuş. Sebebini rehinelerden Alptekin Esirgün, anlatıyor: "Başkonsolosumuz ( Öztürk Yılmaz ) çok büyük şeylerle karşılaştı. İki üç sefer başına silah dayadılar, açıklama yapması için. Ama bunların hiçbirini kafasına silah dayadıkları halde yapmadı. İlk günden kameraya almak, fotoğraf çekmek istediler bizi. Kendisi silahla vurun, Türkiye'nin 'gururuyla şerefiyle oynatmam' diyerek ölümü tercih etti."
Başkan Öztürk Yılmaz173,786 görüntüleme • 1 yıl önce

Atatürk’ü yavaş yavaş öldürme planı hızla işliyor, Atatürk’ün hastalığının teşhisi ile ilgili farklılıklar Atatürk’ün ölüm raporlarına bile yansıyordu. Atatürk’ün fenni rapora geçen hastalığı “Alkole bağlı siroz” olarak tanımlandı. Oysa aynı rapora imza atan doktorlardan Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp, daha sonra “bunu kati olarak kestirmek mümkün değil” diyerek “hipertrofik siroz” tanısına yöneliyordu. Yani alkole dayanmayan (sıtma) siroz.. 30 Temmuz 1938 Cumartesi günü Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp, Atatürk’ün kalbinin kuvvetli olduğunu düşünürken, 4 gün sonra kalbi kuvvetlendirici iğne yapılmasına karar veriyordu. Dr. Asım Arar ise, Dünya Gazetesi’ndeki mülakatında Atatürk’ün hastalığı ile ilgili olarak “karaciğer kifayetsizliği”nden şüphelendiğini bu şüphesini “söylenmesi icap eden” kişilere söylediğini, bu kişilerinse, böyle bir ihtimalin mevcut olmadığını söylediklerini bunu üzerine ise kendisinin daha ileri gidemediğini söylüyordu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’da, Dr. Arar’ın söylediği türden birinin Atatürk’ün çevresinde bulunabileceğine inanmanın kendisi için güç olduğunu söylüyordu. 31 Temmuz 1938 günü Viyana’dan gelen Prof. Dr. Eppinger Atatürk’e çiğ yemiş kürü uygulayarak bol bol kavun karpuz yedirmiş, ertesi gün Almanya’dan getirilen Prof. Dr. Bergman’da Atatürk’e rendelenmiş elma yedirtmiştir. Daha sonra da bu iki doktor bir araya gelerek damar tıkanıklığını düşünerek Atatürk’e Salygran şırıngası uygulamaya karar vermişlerdir. Aynı gün yapılan konsültasyonda bu Alman ve Paris’ten getirilen Prof. Dr. Fissinger ise yukarıdaki doktorlardan farklı olarak Afyon mürekkepleri ile şibih kalevilerin (alkoloid) verilmesini uygun görüyordu. Zehirlendiğini anlamıştı Atatürk, Afet İnan’a yazdığı mektupta aynen şöyle diyordu; “Afet, vaziyetim şudur; bence doktorların yanlış görüş ve hükümleri sebebiyle hastalık durmamış ilerlemiştir…. Hükümet benim reyimi almaya lüzum görmeksizin Fissinger’i getirtti.” Kimler masondu? Atatürk’ü tedavi eden doktorlar arasında Mim Kemal Öke, Prof. Dr. Samuel Abrevaya Marmaralı masonluğu alenen bilinenler arasındadır. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya da masondu. Devrin mason yöneticilerinden (Türkiye Locası) Dr. İsmail Hurşit, Muhittin Osman Omay kapatma kararı tebliğ edilenler arasındadır.
Başkan Öztürk Yılmaz194,183 görüntüleme • 2 yıl önce