
Deniz Bayramoğlu
@bayramoglu_d • 82,094 subscribers
Dem de geçer Gam da geçer Artık YouTube'da bir sayfamız var: https://t.co/Ou1XTp3kzM
Videos

Telefon ekranında gördüğüm mesaja bir kaç dakika boş boş baktım önce sanırım. Neden sonra bir anda kafamda bir şimşek çaktı ve meselenin ciddiyetini kavradım: Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden biri, benim naçizane deyişleri ve türküleri gençlere tanıtma çabamı görmüş, takdir etmiş ve bu çabayı onurlandırmak ve desteklemek için benimle temas kurmuştu. Benim ve ve eminim ki milyonların gözünde de yaşayan bir türkü, bir deyiş, bir semah olan büyük sanatçı Sabahat Akkiraz benimle bir eseri ortak seslendirmek istiyordu... Şaşkın ve çok mutluydum. Ama bu mutluluk kısa sürede yerini kaygıya bıraktı. Onlarca derlemeye imza atmış, yüzlerce eser seslendirmiş, dünyanın önde gelen muzisyenleri ile çalışmış, farklı türleri halk müziği ile harmanlamış bir isim vardi karşımda ve benim amatör çabam o noktalardan örülmüş dev ismin yanında pek küçük, pek zavallı kalmıştı. Çalıştım elbette icra edeceğimiz eser için, hem de çok! Ama ona rağmen o endişe içimi kemirmeye devam etti. Ta ki kıymetli Hasan Akkiraz "merak etme, dedeler de sadece bir balta sazla çalıp söylemiyor mu" diyene kadar. Nihayetinde kayıt günü geldiğinde Sabahat abla ile oturduk. Bir prova yaptık ve sonra başladık kayda... Ortaya çıkan çalışmaya dair güzel olan ne varsa Sabahat ablaya, eksikler ve kusurlar bana aittir. Bu çalışma esnasında bize destek olan tüm reji ekibini, ses, ışık ve dekor ekibini, kameraman arkadaşlarımızı ve montajı yapan Yaşar Çiftçi'yi tebrik ediyor ve hepsine teşekkürlerimi sunuyorum. Bu kaydın gerçekleşmesinde en büyük katkıyı sunan sayın Hasan Akkiraz ise özel bir teşekkürü hak ediyor. O cesaret vermese ben bu işin altından kalkamadım. Altından kalkmak şöyle dursun altına girmeye dahi cesaret edemezdim. Ama teşekkürlerin en büyüğü Sabahat Akkiraz ablaya elbette. Büyüklük nedir, bana ve bize bir kere daha gösterdiği için. Ömrüme unutulmaz bir gün eklediniz, ömrünüze bereket olsun Sabahat abla.
Deniz Bayramoğlu237,591 görüntüleme • 1 yıl önce

Pir aşkına Pir Sultan'ın yolundan Mahzuni ol diye saldılar beni
Deniz Bayramoğlu145,374 görüntüleme • 1 yıl önce

Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı 1993 başlarıydı. Babam memur, annem ev kadını. , ben lise son sınıf öğrencisi… İki ağabeyim okullarını bitirmiş çalışmaya başlamıştı artık. Yani babamın memur maaşı ile ailemiz nihayet ay sonunu getirmeye başlamıştı. Bu arada 2 dönüm de çaylığımız var. Annemin tüm ev işlerinin üzerine bir de yazları topladığı çay sayesinde fazladan bir kaç kuruş daha giriyordu hanemize. O günü hiç unutmuyorum. Babamla Pazar’daki belediye iş hanındaki bir mağazaya gidip ucuz yollu bir bağlamayla çıktık oradan. Bağlamaya para vardı ama ne bir bağlama kursu ne de olsa bile oraya verecek para vardı. Ben elimde bağlama teypte muhabbet serisi kendi kendime bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Aynı yıl üniversiteyi kazanıp gurbete çıktım. Bağlamam da yanımdaydı tabi ama zamanla daha az vakit ayırmaya başladım ona. Sonra bir gün yurt odasında astığım yerden düşüp kırılıverdi gövdesi. Sonra ne oldu nasıl oldu hatırlamıyorum pek ama kaybolup gittiğini düşündüm o bağlamanın. Aradan yaklaşık 30 yıl geçti. Ben yeniden bağlama çalmaya başladım. O kısmını biliyorsunuz zaten. Bir kaç ay önceydi. Sebepsiz aklıma düştü o bağlama. Aradan bir hafta geçti geçmedi bir mesaj düştü mesaj kutuma. Ve aklım dumura uğradı o mesajla. “Emaneti sahibine teslim zamanı geldi” diyordu o mesajı gönderen muhterem kişi; sayın Hasan Gür beyefendi. Hemen telefonunu istedim ve aradım. Herhalde bir saati aşkın konuştuk telefonda Hasan beyle. “Acaba ne oldu o bağlamaya” sorusunun yanıtını verdi uzun uzun. Neler neler yaşamış, nerlere gitmiş, kimleri görmüş, kimlerin eli değmiş tek tek anlattı. İnanılmaz şeyler geçmiş başından bağlamanın. Aradan geçen yıllar tabi pek iyi davranmamış bizim bağlamaya. Hemen tamire verdim. Tamirden gelince de geçen Cumartesi Hasan bey ve eşi çok muhterem Leyla hanımı bize davet edip 30 yıldan sonra ilk kez onların huzurunda hemhal olduk bağlamayla. Saatlerce çaldım söyledim. Bu da böyle bir hikaye işte… Tesadüf mü dersiniz buna yoksa tevafuk mu? Siz karar verin.
Deniz Bayramoğlu72,019 görüntüleme • 8 ay önce

Günlerden bir gün genelde Türk müziğinin özelde ise Alevi Bektaşi müziğinin iki dev ismi, Feyzullah Çınar ve Davut Sulari yan yana gelir... Nerede, ne zaman ve ne sebeple bir araya geldikleri yanlarında kimin olduğu meçhul. Ama oradakilerin birisi bir teybin kayıt tuşuna basar ve bu iki devin "aşık atışmasını" kayıt altına alır. Atışmaya Feyzullah Çınar bugün bildiğimiz "Hakk'a hamdü senâ için Kur'an okur dillerim var" deyişi ile başlar. O bitirince Davut Sulari alır sazı ve başlar okumaya: "Fazilet hazerdir bende Kul bilmeyen dillerim var Öyle bir metah gizlidir Eller bilmez mallarım var" Bu atışma Feyzullah Çınar'ın bildiğimiz sözleriyle devam ederken Davut Sulari de kendi dörtlükleriyle yanıt verir. O muhteşem atışmada Davut Sulari'nin söylediği kısmın bir bölümünü seslendirdim naçizane, unutulmasın diye...
Deniz Bayramoğlu80,109 görüntüleme • 11 ay önce

Öylesine durup dururken…. “Tabip sen sorma derdimi Benim derdim dermansızdır”
Deniz Bayramoğlu108,362 görüntüleme • 1 yıl önce

Bugün her zamanki gibi iki telli (ruzba) ile değil kısa sap bir bağlama ile havalandırdım Yavuz Top üstadın bu eserini… Bu bağlama öyle sıradan bir bağlama değil. Daha önce hiç tanımadığım bilmediğim sadece havalandırdığım eserleri dinleyip beğenen bir canın, muhtemelen kâlu beladan tanışıklığımız olan bir canın hediyesi. Hiçbir şey beklemeden sadece daha iyi bir bağlama ile çalmam için gelmiş bir hediye. Bağlamanın kendisi bir sanat eseri, o ayrı ama kıymetini veren o değil elbette. Mahsuni babanın “hediyem yoktur ki dosta götürem” dizelerindeki hediye var ya işte bu o hediye. Can kardeşim Ayhan Akbaş ve eşi Sibel hanım için bu eser. Varolsunlar!
Deniz Bayramoğlu40,664 görüntüleme • 8 ay önce

Bir süredir yoktu… Akşam çalışması: Gam çekme haline….
Deniz Bayramoğlu23,822 görüntüleme • 4 ay önce

Yaşanılası dünyanın ne tadı ne tuzu kaldı. Dertli Divani
Deniz Bayramoğlu31,125 görüntüleme • 7 ay önce

Bir süredir Nesimi Çimen üstadın, devri daim olsun, Mektup isimli eserini dinliyordum. Hazır sevgili bir takipçimiz Nesimi babadan bir eser istemişken bana da bu isteğe mukabele etmek düştü. Uzun bir eser o yüzden sadece iki kıtasını kaydettim. Bu postun hikayesi de böyle işte.
Deniz Bayramoğlu50,550 görüntüleme • 1 yıl önce