Emre Ercis's banner
Emre Ercis's profile picture

Emre Ercis

@e_ercis • 189,612 subscribers

GAZETECİ - YAZAR https://t.co/aI47A3IPqH

Shorts

Çok fena algı operasyonu yapılıyor. Yeşilli polis kadın durduk yere vurdu gibi manipülasyon yapılıyor. Videoyu sizin için kısalttım. 16. saniyede yeşilli polise ÖNCE TÜKÜRÜYOR SONRA 'ALLAH SENİN BELANI VERSİN' diyor. Polis, aleni şekilde tahrik ediliyor ve kimse olayın bu yönünü paylaşmıyor...

Çok fena algı operasyonu yapılıyor. Yeşilli polis kadın durduk yere vurdu gibi manipülasyon yapılıyor. Videoyu sizin için kısalttım. 16. saniyede yeşilli polise ÖNCE TÜKÜRÜYOR SONRA 'ALLAH SENİN BELANI VERSİN' diyor. Polis, aleni şekilde tahrik ediliyor ve kimse olayın bu yönünü paylaşmıyor...

1,368,078 Aufrufe

Mehmet Akif Ersoy'u Adem Soytekin ile tanıştıran Ufuk Tetik'e ait bir ses kaydından şimdilik kısa bir kesit. Ufuk Tetik'in "Erdal abi" dediği Adem Soytekin'in Kaper Projesinde ortağı olan Erdal T... . Tetik, Erdal T..'nin ve Soytekin'in dairelerini satan isimdi. Hatta Soytekin, Mehmet Akif Ersoy'un üzerine 3 tane daire geçirmişti. Mehmet Akif Ersoy ve Ufuk Tetik konusuna ne yasaklı madde üzerinden ne cinsel fanteziler üzerinden bakıyorum. Ersoy'un ifadesinde bahsettiği ve bir dönem ikamet olarak kullandığı Seba Residence bile artık çok daha anlamlı...

Sensitive content

Mehmet Akif Ersoy'u Adem Soytekin ile tanıştıran Ufuk Tetik'e ait bir ses kaydından şimdilik kısa bir kesit. Ufuk Tetik'in "Erdal abi" dediği Adem Soytekin'in Kaper Projesinde ortağı olan Erdal T... . Tetik, Erdal T..'nin ve Soytekin'in dairelerini satan isimdi. Hatta Soytekin, Mehmet Akif Ersoy'un üzerine 3 tane daire geçirmişti. Mehmet Akif Ersoy ve Ufuk Tetik konusuna ne yasaklı madde üzerinden ne cinsel fanteziler üzerinden bakıyorum. Ersoy'un ifadesinde bahsettiği ve bir dönem ikamet olarak kullandığı Seba Residence bile artık çok daha anlamlı...

255,183 Aufrufe

Bu video burada dursun. Gün içinde Ekrem İmamoğlu ‘nun KOÇ Ailesiyle birlikte yaşadıkları tarihi eser aşklarını anlatacağım…

Bu video burada dursun. Gün içinde Ekrem İmamoğlu ‘nun KOÇ Ailesiyle birlikte yaşadıkları tarihi eser aşklarını anlatacağım…

531,552 Aufrufe

Halk TV'de yayınlanan bu programda, Sinan Ateş'in son mesajının Haluk Türk ile olduğu iddia edilerek o yazışmanın ekran görüntüsü paylaşılmıştı. Bu ekran görüntüsünde yer alan Sinan Ateş'in WhatsApp profil resmiyle Sn Ayşe Ateş ile Sn Ömer Çağrı Özdemir'in savcılığa verdikleri ekran görüntüsünde yer alan WhatsApp profil fotoğrafları farklı. Bu da 2 hat olma ihtimalini güçlendirirken, 108 sayfalık telefon inceleme raporunda olay günü son yazışma olarak görünen Sn Ömer Zengin ile olan yazışmalar. Yine önemli bir ayrıntı var o da, Sn Ömer Çağrı Özdemir bu mesajın ekran görüntüsünü ne zaman aldığı sorusu. Şayet mesaj geldiğinde aldıysa profil fotosunu değiştirme ihtimali fazla lakin olaydan sonra aldıysa profil fotoğrafı değiştirilemeyeceği için o zaman bu açık bir şekilde 2 farklı hattın varlığını ispat eder. Bu ihtimalide araştırdım ve bir X kullanıcısı, olay günü Sinan Ateş'in kullandığı WhatsApp'ta yer alan kayıtlarının ekran görüntüsünü paylaşmış ve bu görüntüye göre Sn Ömer Çağrı Özdemir'in savcılığa teslim ettiği ekran görüntüsünde yer alan profil fotosuyla aynı. Sonuç olarak ortada 2 ihtimal var. 1.İhtimal: Halk TV'de yayınlanan bu WhatsApp ekran görüntüsü fake ve Halk TV hazırladı 2.İhtima: Sinan Ateş'in 2 hattı ve telefonu var fakat emniyet ve savcılığa 1 telefon teslim edildi.

Halk TV'de yayınlanan bu programda, Sinan Ateş'in son mesajının Haluk Türk ile olduğu iddia edilerek o yazışmanın ekran görüntüsü paylaşılmıştı. Bu ekran görüntüsünde yer alan Sinan Ateş'in WhatsApp profil resmiyle Sn Ayşe Ateş ile Sn Ömer Çağrı Özdemir'in savcılığa verdikleri ekran görüntüsünde yer alan WhatsApp profil fotoğrafları farklı. Bu da 2 hat olma ihtimalini güçlendirirken, 108 sayfalık telefon inceleme raporunda olay günü son yazışma olarak görünen Sn Ömer Zengin ile olan yazışmalar. Yine önemli bir ayrıntı var o da, Sn Ömer Çağrı Özdemir bu mesajın ekran görüntüsünü ne zaman aldığı sorusu. Şayet mesaj geldiğinde aldıysa profil fotosunu değiştirme ihtimali fazla lakin olaydan sonra aldıysa profil fotoğrafı değiştirilemeyeceği için o zaman bu açık bir şekilde 2 farklı hattın varlığını ispat eder. Bu ihtimalide araştırdım ve bir X kullanıcısı, olay günü Sinan Ateş'in kullandığı WhatsApp'ta yer alan kayıtlarının ekran görüntüsünü paylaşmış ve bu görüntüye göre Sn Ömer Çağrı Özdemir'in savcılığa teslim ettiği ekran görüntüsünde yer alan profil fotosuyla aynı. Sonuç olarak ortada 2 ihtimal var. 1.İhtimal: Halk TV'de yayınlanan bu WhatsApp ekran görüntüsü fake ve Halk TV hazırladı 2.İhtima: Sinan Ateş'in 2 hattı ve telefonu var fakat emniyet ve savcılığa 1 telefon teslim edildi.

388,307 Aufrufe

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 'nun 2014'ten bugüne uyduruk biyografisinde yer alan, "DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNE KAYIT YAPTIRDIM, BİR SÜRE ORADA OKUDUKTAN SONRA KONUMUNU BEĞENMEDİĞİM İÇİN GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİNE GEÇİŞ YAPTIM" yalanını avukatı Mehmet Pehlivan ortaya çıkardı. Meğer Ekrem İmamoğlu , başta Beylikdüzü halkı ardından İstanbul halkı ve son süreçte Türk halkına aleni yalan konuşmuş...

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 'nun 2014'ten bugüne uyduruk biyografisinde yer alan, "DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNE KAYIT YAPTIRDIM, BİR SÜRE ORADA OKUDUKTAN SONRA KONUMUNU BEĞENMEDİĞİM İÇİN GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİNE GEÇİŞ YAPTIM" yalanını avukatı Mehmet Pehlivan ortaya çıkardı. Meğer Ekrem İmamoğlu , başta Beylikdüzü halkı ardından İstanbul halkı ve son süreçte Türk halkına aleni yalan konuşmuş...

282,060 Aufrufe

Bende size bir şey söyleyeyim Sn Ekrem İmamoğlu : SİZE DOĞRU BİR CİSİM YAKLAŞIYOR...EKOGATE

Bende size bir şey söyleyeyim Sn Ekrem İmamoğlu : SİZE DOĞRU BİR CİSİM YAKLAŞIYOR...EKOGATE

350,799 Aufrufe

Enerciiii sn ⁦Feyza Altun⁩ Meğer Dilan’dan 1 yıl önce sen kafana dolar takmışsın :)) Bence çok kıskandın çok…

Enerciiii sn ⁦Feyza Altun⁩ Meğer Dilan’dan 1 yıl önce sen kafana dolar takmışsın :)) Bence çok kıskandın çok…

220,312 Aufrufe

Size 13 saniyelik bir klip yaptım Ekrem İmamoğlu . Klibi izledikten sonra yanında da 31 Mart 2024 seçimlerinde kendi seçim çalışmanız için İstanbullulara ait paraların bir kısmının kaynağı olan ve Sayıştay raporunu değiştirttiğiniz iddia edilen "Dijital Deneyimler Müzesi"ne ait toplamda 126 MİLYON 86 BİN 721 TL'lik adrese teslim 3 ihalenin ilanı. Burada asıl soru şunlar: SORU 1: 2010'da yapılan sergi alanı için 46 MİLYON 232 BİN 941 TL'lik Çelik Konstrüksiyon ve İnşaat Malzemelerini nereye kullandınız? SORU 2: Hali hazırda elektrik tesisatı bulunan yapı için 22 MİLYON 844 BİN 430 TL'lik alınan Elektrik Malzemelerini nereye kullandınız? ASIL ÖNEMLİ SORU 3: Çelik Konstrüksiyon, İnşaat ve elektrik malzemelerine ait ihale ilanlarına baktığımızda işe başlama tarihinin 21 Şubat 2024, işin bitiriliş ve teslim ediliş tarihininde 27 Şubat 2024 olarak görülüyor. Yine söz konusu müze için 57 MİLYON 10 BİN 350 TL'lik Led ekran ve Video Wall Sistemleri alımının ve montajının işe başlama tarihinin 27 Aralık 2023 işin bitiriliş ve teslim tarihinin de 9 Şubat 2024 olduğunu görüyoruz. Tam burada sorum şu!!! Daha inşaat malzemeleri, çelik konstrüksiyonlar ve elektrik malzemeleri gelmeden bu led ekranları ve Video Wall Sistemlerini İSTANBULLULARA değilse nereye MONTAJLADINIZ? Soruların cevabı bende o yüzden acele etmeden sindire sindire, düşüne düşüne tenezzül ederseniz cevap verirsiniz...

Size 13 saniyelik bir klip yaptım Ekrem İmamoğlu . Klibi izledikten sonra yanında da 31 Mart 2024 seçimlerinde kendi seçim çalışmanız için İstanbullulara ait paraların bir kısmının kaynağı olan ve Sayıştay raporunu değiştirttiğiniz iddia edilen "Dijital Deneyimler Müzesi"ne ait toplamda 126 MİLYON 86 BİN 721 TL'lik adrese teslim 3 ihalenin ilanı. Burada asıl soru şunlar: SORU 1: 2010'da yapılan sergi alanı için 46 MİLYON 232 BİN 941 TL'lik Çelik Konstrüksiyon ve İnşaat Malzemelerini nereye kullandınız? SORU 2: Hali hazırda elektrik tesisatı bulunan yapı için 22 MİLYON 844 BİN 430 TL'lik alınan Elektrik Malzemelerini nereye kullandınız? ASIL ÖNEMLİ SORU 3: Çelik Konstrüksiyon, İnşaat ve elektrik malzemelerine ait ihale ilanlarına baktığımızda işe başlama tarihinin 21 Şubat 2024, işin bitiriliş ve teslim ediliş tarihininde 27 Şubat 2024 olarak görülüyor. Yine söz konusu müze için 57 MİLYON 10 BİN 350 TL'lik Led ekran ve Video Wall Sistemleri alımının ve montajının işe başlama tarihinin 27 Aralık 2023 işin bitiriliş ve teslim tarihinin de 9 Şubat 2024 olduğunu görüyoruz. Tam burada sorum şu!!! Daha inşaat malzemeleri, çelik konstrüksiyonlar ve elektrik malzemeleri gelmeden bu led ekranları ve Video Wall Sistemlerini İSTANBULLULARA değilse nereye MONTAJLADINIZ? Soruların cevabı bende o yüzden acele etmeden sindire sindire, düşüne düşüne tenezzül ederseniz cevap verirsiniz...

142,203 Aufrufe

Oturdum şu videoyu yaptım 15 dakikadır kendi kendime gülüyorum. Bu adam sadece CHP'ye değil insanın psikolojisinede zararlı.

Oturdum şu videoyu yaptım 15 dakikadır kendi kendime gülüyorum. Bu adam sadece CHP'ye değil insanın psikolojisinede zararlı.

84,814 Aufrufe

Videos

e_ercis's profile picture

Cüneyt Aysan, 2007 yılına kadar hakimlik yapıyor. Adli Yargı 2003 Yaz Kararnamesine göre, 35237 sicil numaralı Cüneyt Aysan, Sakarya Taraklı Hakimliğinden İstanbul Hakimliğine atanıyor ve 2007 yılında da Kurtlar Vadisi senaryo ekibine dahil oluyor. Kurtlar Vadisi senaristlerinden Bahadır Özdener, 2010 yılında verdiği bir röportajta abi dediği Raci Şaşmaz ile Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde birinci sınıfın ilk günü tanışıyor. 1993 yılında da Özdener'i abi dediği Raci Şaşmaz hem o tarihte Elazığ'da hakim olan arkadaşı Cüneyt Aysan ile hem de abisi Necati Şaşmaz ile tanıştırıyor. Paylaştığım videoda özellikle Cüneyt Aysan'a odaklanın ve dinleyin. Aysan, 1. bölümü 15 Ocak 2003'te son bölümü 29 Aralık 2005'te yayınlanan Kurtlar Vadisi'nin künyesinde yer almıyor. Aysan, ilk olarak 1. bölümü 8 Şubat 2007'de yayınlanan ve RTÜK tarafından sonraki bölümleri yasaklanan Kurtlar Vadisi Terör'de künyeye giriyor. Ardından da 1. bölümü 19 Nisan 2007'de yayınlanan Kurtlar Vadisi Pusu'nun künyesinde yer alıyor. 19 Nisan 2007'de başlayan Kurtlar Vadisi Pusu dizisi ilk sezon finalini 9. bölümle 14 Haziran 2007'de yaptı. İkinci sezonun ilk bölümü olan 10. bölüm 20 Eylül 2007'de yayınlandı. Ergenekon soruşturmasının başlamasına neden olan 12 Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan el bombalarını tuhaf bir şekilde İstanbul Jandarma veya Emniyetine değil de alakasız bir şekilde Trabzon İl Jandarma Komutanlığına yapılması ve soruşturmanın genişlemesinin üzerinden 3 ay geçmişti. Zaten 10. bölümde de bomba, gizli örgüt, soruşturmayı yürüten kişilere yönelik saldırı planları gibi temalar işlendi. Dizinin 23. bölümü 24 Ocak 2008'de yayınlandı ve 3 gün sonra 27 Ocak 2008'de Veli Küçük tutuklandı. 24. bölüm 31 Ocak 2008'de ve 25. bölüm ise 7 Şubat 2008'de yayınlandı. İskender Büyük karakteri ilk kez ortaya çıktı. Buraya kadar bu kadar uzun uzadıya kronolojinin video ile ne alakası var diyebilirsiniz ama 2007 yılına kadar hakimlik yapan birisi, 2007 yılında bir anda senaryo ekibine katılıyor ve tam da Ergenekon soruşturması, iddianamesi ve görülmeye başlanan davasında senaryo ekibinin içinde yer alması bana çok ilginç geldi. Üstelik videodaki açıklamaları bu ilginçliği daha da arttırıyor. Bakalım bu araştırmanın sonunda Cüneyt Aysan hakkında ne bulacağım bende merakla bekliyorum.

Emre Ercis

150,799 Aufrufe • vor 1 Monat

e_ercis's profile picture

ŞU SAHNENİN BİLE 15 TEMMUZ FETÖ DARBE GİRİŞİMİYLE ALAKASININ OLMADIĞINI ANLATMAK ZORUNDA KALMAK... Türkiye'nin siyasi hafızasındaki en büyük sorunlardan biri, yakın tarihin olaylarını kısa sürede unutup daha sonraki gelişmelerin ışığında yeniden anlamlandırmasıdır. Kurtlar Vadisi Gladio filminde yer alan ve bugün sosyal medyada "Adil Öksüz'ün 15 Temmuz'dan yedi yıl önce haber verilmesi" şeklinde yorumlanan darbe sahnesidir. Oysa sahneyi 2009'un Türkiye'sine geri götürdüğümüzde karşımıza bambaşka bir tablo çıkar. Film 2009'da gösterime girdiğinde Türkiye'nin gündemi 15 Temmuz değil; Ergenekon soruşturmaları, Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven olarak adlandırılan darbe planları ve yeni ortaya çıkan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" idi. 2003–2004 dönemine ilişkin darbe planı iddialarında Sarıkız'ın darbe zemini oluşturmayı, Ayışığı ve Yakamoz'un müdahalenin uygulanmasını, Eldiven'in ise darbe sonrasını kapsadığı ileri sürülüyordu. Üstelik Ayışığı belgelerinde Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün etkisizleştirilmesi veya emekliye ayrılması da planlanan unsurlar arasında gösteriliyordu. Tam da bu nedenle filmdeki "Yetim" meselesi önem kazanıyor. "Darbe Günlükleri" etrafında ortaya çıkan kodlamada "Yetim", Genelkurmay Başkanı makamıyla ilişkilendiriliyordu; dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök olduğundan, filmdeki karakterin Özkök'e gönderme yaptığı anlaşılmaktadır. 2009'da bu bağlantı dönemin seyircisi için bugünkünden çok daha anlaşılırdı. Filmin sahnesi de zaten açıkça 2004'e yerleştirilmiş ve dönemin kuvvet komutanlarıyla ilişkilendirilmişti. Dahası, film çekilirken Türkiye hala darbe planları tartışmasının tam ortasındaydı. Haziran 2009'da "AK Parti ve Gülen'i Bitirme Planı" olarak kamuoyuna yansıyan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı", Genelkurmay bünyesinde hazırlandığı iddia edilen ve AK Parti hükümeti ile Fetullah Gülen yapılanmasını hedef aldığı belirtilen bir belge olarak Türkiye gündemini sarstı. Yani Gladio seyirciyle buluştuğunda "darbe" kelimesi geçmişe ait bir konu değil, 2009'un canlı siyasi gündemiydi. Bu nedenle "Yetim'den Genelkurmay Başkanı olursa bizim yapacağımız darbe de öksüz olur" cümlesindeki "öksüz" kelimesini doğrudan 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin 1 numaralı saha elemanı olan Adil Öksüz'e bağlamak tarihsel bağlamı tersine çevirmektir. 2009'daki anlam, "Yetim" olarak kodlanan Genelkurmay Başkanı'nın desteğini almayan darbenin öksüz, yani sahipsiz kalmasıdır. Bu yanlış bağlamlandırma yalnızca sosyal medya kullanıcılarına özgü değil. Türkiye'de yakın tarihin olaylarının hızla hafızadan silinmesi, zaman zaman hukuk ve siyaset alanındaki değerlendirmelere de yansıyabilmektedir. Oysa tarihsel bir sahneyi anlamanın en sağlıklı yolu, onu sonradan yaşanan olaylarla değil, üretildiği dönemin gündemi, belgeleri ve siyasi atmosferiyle birlikte okumaktır.

Emre Ercis

116,251 Aufrufe • vor 1 Monat

e_ercis's profile picture

ERSAN DIAMOND BU SORULARA CEVAP VERMELİ VE MASAK, SORGULAMA YAPILDIĞI BEYANI İÇİN AÇIKLAMA YAPMALI. Bir kaç gündür Sn Izzet Capa ile Sn Ersan Gülmez'in (Ersandiamond) yapmış oldukları röportaja yönelik video kesitleri X sayfama düştüğü için yayının tamamını izledim ve Ersandiamond'ın beyanları ve ortaya çıkan mali veriler birlikte değerlendirildiğinde yansıtılmak istenen sıradan bir ticari başarı hikayesinden ziyade açıklanması gereken ciddi çelişkiler olduğunu fark ettim. "Konsinye satış" modeliyle, yani başkalarına ait lüks saat, çanta ve mücevherleri komisyon karşılığı sattığını söyleyen Ersan beyin, kısa süre içinde yüksek değerli araçlara ulaşması tek başına sorun değildir; ancak bu tablo, beyan edilen vergi ile birlikte okunduğunda artık izaha muhtaç hale gelir. Röportajda açıkça "2 yıl önce parayla tanıştım" diyen, "döner sermayem yok, halkın parasıyla satış yapıyorum" ifadesini kullanan ve satıştan kalan karın %20'sini vergi olarak ödediğini belirten Ersan beyin anlattığı model teorik olarak mümkündür. Ancak aynı kişi, "MASAK'tan T.C. kimlik numarası ile araştırma yapıyorum, hakkında tedbir varsa ürünü almıyorum" gibi bir iddiada bulunuyor. Burada ciddi bir sorun vardır. Türkiye'nin finansal istihbarat birimi olan MASAK, bireylere, ticari işletmelere veya aracılara herhangi bir vatandaşın T.C. kimlik numarası üzerinden malvarlığı tedbiri sorgulama yetkisi vermez. Böyle bir erişim hukuken mümkün değildir. Bu beyan ya yanlış ifade edilmiştir ya da gerçeği yansıtmamaktadır. Her iki ihtimal de başlı başına incelenmesi gereken bir durumdur. Üstelik bu anlatımla çelişen bir başka veri daha var. Ersan beyin kendi paylaştığı videolarda binlerce dolar ve yüz binlerce liranın elden, nakit şekilde teslim alındığı açıkça görülüyor (Paylaştığım videonun içinde görseller mevcut). Oysa aynı kişi, satış süreçlerinde ödemelerin banka sistemi üzerinden yürütüldüğünü ifade ediyor. Bu durumda, "İşlemler gerçekten banka üzerinden mi ilerliyor, yoksa nakit tahsilat ile resmi kayıtlar arasında bir fark mı oluşuyor?" sorusu kaçınılmaz hale geliyor. Yüksek tutarlı işlemlerde nakit kullanımının yaygın olması, hem vergi hem de finansal şeffaflık açısından doğrudan inceleme konusu olur. Diğer taraftan yapılan matematik son derece basittir. Beyan edilen 7.988.797 TL matrahın %20 vergiye karşılık geldiği kabul edilirse toplam kazanç yaklaşık 40 milyon TL seviyesindedir. Bu kazanç üzerinden anlatılan ticari modelde ortalama 300.000 TL komisyon elde edildiği varsayılırsa, bu rakama ulaşmak için onlarca satış yapılmış olması gerekir. Kaldı ki bu hesap en düşük segment ürünler üzerinden yapılmıştır. Oysa aynı kişi çok daha yüksek değerli saatler ve mücevherler sattığını ifade etmektedir. Bu durumda, "Gerçek satış hacmi nedir? Tüm satışlar kayıt altına alınmakta mıdır? Nakit tahsil edilen işlemler beyana yansımakta mıdır?" gibi sorulara belgeleriyle cevap verilmesi gerekir. Beyan edilen matrah ve tahakkuk kalemleri de ayrıca açıklama gerektiriyor. 7.988.797 TL'lik matrahın yaklaşık 1.997.199 TL vergi tahakkukuna karşılık geldiği bir tabloda, bu tutarın hangi dönemde, hangi satışlardan ve hangi komisyon oranlarıyla oluştuğu ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır. Bu rakam, iddia edilen işlem hacmiyle uyumlu mudur? Komisyon oranları sabit midir, yoksa işlem bazlı değişmekte midir? Nakit tahsil edilen işlemler bu matraha eksiksiz yansıtılmış mıdır? Bir başka kritik başlık ise sermaye artışıdır. Şirket sermayesinin 10 Milyon TL'ye çıkarıldığı ve bunun 9.750.000 TL'lik kısmının nakden artırıldığı, ancak bu tutarın 24 aya yayılarak ödeneceğinin beyan edildiği görülmektedir. Şahsi yaşam standardı itibarıyla yüksek nakit gücüne işaret eden bir profil varken, şirket sermayesinin önemli kısmının neden taksitlendirilerek taahhüt edildiği sorusu cevap beklemektedir. Şahısta var olduğu izlenimi veren likidite, neden şirket sermayesine derhal konulmamaktadır? Bu tercih bir nakit akışı zorunluluğu mu, yoksa finansal görünümü yönetme tercihi midir? Giderler cephesinde de tablo dikkat çekicidir. Nişantaşı gibi yüksek kira seviyesine sahip bir lokasyonda yeni bir ofis, dekorasyon maliyetleri, personel giderleri, stopaj, SGK yükleri, müşteri ağırlama giderleri ve lüks araç kullanımı gibi kalemler dikkate alındığında, beyan edilen matrahın bu işletmeyi sürdürebilmek için yeterli olup olmadığı sorgulanmalıdır. Bu tür bir operasyonun aylık sabit giderleri dahi ciddi rakamlara ulaşır. Bu giderlerin gerçekten nasıl karşılandığı, beyan edilen kazançla uyumlu olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. En dikkat çekici hususlardan biri de yaşam standardıdır. İki yıl gibi kısa bir süre içinde Ferrari, G serisi Mercedes ve Rolls-Royce gibi araçlara ulaşan bir profil ile beyan edilen gelir arasında bir denge kurulması gerekir. Bu araçlar şirket üzerine alınmışsa hangi ölçüde ticari gider yazılmıştır? Şahsi olarak alınmışsa bu alımlar hangi gelirle finanse edilmiştir? Gelir beyanı ile varlık edinimi arasındaki fark, vergi incelemelerinde en temel göstergelerden biridir. Ayrıca konsinye modelin kendisi de detaylı incelenmelidir. Ürünler kimlerden alınmaktadır? Bu kişiler düzenli tedarikçiler midir yoksa rastgele bireyler midir? Her işlem için sözleşme var mıdır? Ürünlerin giriş-çıkışı, seri numarası takibi, sigorta kayıtları tutulmakta mıdır? "Satılmadı, iade edildi" denilen ürünlerin fiziki ve kayıtlı karşılığı var mıdır? Ve en önemlisi, yüksek tutarlı işlemlerin ne kadarı banka sistemi içinde, ne kadarı nakit olarak gerçekleşmektedir? Tüm bu veriler ışığında mali idarenin yapması gereken inceleme de açıktır. Öncelikle banka hesap hareketleri ile beyan edilen gelir karşılaştırılmalı, nakit işlemler olup olmadığı araştırılmalıdır. Konsinye sözleşmeleri tek tek incelenmeli, karşı taraflarla çapraz doğrulama yapılmalıdır. Stok ve envanter kayıtları fiili durumla karşılaştırılmalı, özellikle yüksek değerli ürünlerin izlenebilirliği kontrol edilmelidir. Lüks araç ve diğer varlık edinimleri gelir kaynaklarıyla ilişkilendirilmelidir. Ayrıca MASAK atfı içeren beyanların doğruluğu ve bu kapsamda herhangi bir yetkisiz sorgulama yapılıp yapılmadığı da değerlendirilmelidir. Ortada ya çok başarılı ve disiplinli bir ticari model vardır ya da ciddi bir beyan uyumsuzluğu söz konusudur. Bu ikisinin ortası yoktur. Bu nedenle Ersandiamond'ın kamuoyuna açık, net ve belgeli şekilde bu sorulara cevap vermesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Emre Ercis

227,093 Aufrufe • vor 6 Monaten

e_ercis's profile picture

ZEN-SİZ OLMAZ... ZEN PIRLANTA, ICARDI ve WANDA NARA'YA ÖDEDİĞİ REKLAM PARASI KADAR DEVLETE VERGİ VERMİŞ MİDİR? Muhtelif zamanlarda konuşmalarını derleyerek videoda birleştirdiğim ZEN Pırlantanın sahibi Emil Güzeliş. ZEN Pırlanta, kendi alanında son 3 yılın ihracat lideri. 2023 yılında 50 Milyon dolarlık ihracat yaptı. Her ay 40 Bin adet mücevher satıyor. Emil Güzeliş'in ZEN Pırlanta, Blue Diamond ve D-Diamond markalarına ait pırlanta ürünleri Türkiye'de 800 mağazada satılıyor. ZEN Pırlanta A.Ş. kendi başına bir şirket. Blue Diamond ve D-Diamond ise Emil Güzeliş'in MED-ART Sağlık Hizmetleri ve Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı. Bu iki şirketin son 5 yıla ait matrah ve tahakkuk bilgileriyse şu şekilde: ZEN PIRLANTA A.Ş. 2019 Yılı: 3.270.272 TL Matrah, 719.459 TL Tahakkuk 2020 Yılı: 3.811.532 TL Matrah, 838.537 TL Tahakkuk 2021 Yılı: 8.108.693 TL Matrah, 2.027.173 TL Tahakkuk 2022 Yılı: 18.076.709 TL Matrah, 4.157.643 TL Tahakkuk 2023 Yılı: 33.122.674 TL Matrah, 8.280.668 TL Tahakkuk MED-ART SAĞLIK HİZMETLERİ VE KUYUMCULUK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (Blue Diamond ve D-Diamond) 2019 Yılı: 3.101.670 TL Matrah, 682.367 TL Tahakkuk 2020 Yılı: 3.475.303 TL Matrah, 764.566 TL Tahakkuk 2021 Yılı: 6.285.000 TL Matrah, 1.571.250 TL Tahakkuk 2022 Yılı: 14.670.703 TL Matrah, 3.374.261 TL Tahakkuk 2023 Yılı: 30.113.479 TL Matrah, 7.528.369 TL Tahakkuk Bu 3 şirketin son 5 yılda devlete vergi olarak ödeme tahakkukunda bulunduğu meblağ ise toplamda 29 MİLYON 944 BİN 293 TL. Türkiye'de 800 mağaza ve internet üzerinden peynir ekmek gibi pırlanta satan, kendi beyanınla her ay 40 bin adet pırlanta üreten ve satan, yüzlerce franchise anlaşması yapan bu 3 şirketin ödediği vergiler normal mi? İşin uzmanları karar versin. Ama benim şahsi fikrim şu ki; ZEN Pırlanta, muhtemelen Icardi ve Wanda Nara'ya ödediği reklam parasını son 5 yıl içinde devlete ödememiştir... NOT: BU 3 ŞİRKET HAKKINDA FORUM SİTELERİNE YAPILAN ŞİKAYETLER OLDUKÇA ÖNEMLİ. ÇÜNKÜ ŞİKAYETLERİN ORTAK KONUSU FATURASIZ ÜRÜN SATILMASI. UMARIM TAKİP EDİLİR.

Emre Ercis

659,341 Aufrufe • vor 2 Jahren

e_ercis's profile picture

Sadettin Saran'ın ifadesi...

Emre Ercis

180,494 Aufrufe • vor 10 Monaten