Ebubekir SOFUOĞLU's banner
Ebubekir SOFUOĞLU's profile picture

Ebubekir SOFUOĞLU

@Ebsofuoglu341,969 subscribers

Prof. Dr.

Shorts

Şeytanın sol elle yediği bilinmesine, Efendimiz SAV'in sol elle yiyenler hakkında bir hadis-i şerifinde "YAPAMAZ OL" ifadesini kullanmasına rağmen bu sözde "İSLAMCI" Enver, sol elle yanlışlıkla yiyor öyle mi? Görüldüğü gibi sağ elle nizami bir şekilde kesiyor, sol elle ağzına götürüyor ve siz buna hala İSLAMCI diyorsunuz. Müslümanlar daha bunu tanıyamamışlarsa Lawrensi çözemeyenlere hayıflanmasınlar. Adam oldukça profesyonel ve elleri adeta otomatikleşmiş bir şekilde sağ eliyle kesiyor, yanlışlıkla ağzına götürmüyor. Sol elinde tutuyor, tutuyor ve bayağı normal bir şekilde ağzına götürüyor. Tabii ki biz Envere sadece sol elle yemesi üzerinden dikkat çekmiyoruz. Şimdiye kadar Osmanlıya, İslama, Ümmete, Millete yaptıkları üzerinden dikkat çekiyoruz ve bu sol elle yemesini de bunların üzerine ilave ediyoruz. Ama hani bir söz vardır ya; Kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Her şeye tesadüfen ya da yanlışlıkla diye açıklama getirirseniz kimsenin gerçek kimliğini çözemezsiniz. Bu durumda yapılan her hamle ya yanlışlıkladır ya tesadüfendir, denilir. Hani Enver için, onun bu ülkeyi soktuğu ve tek bir zafer bile olmadan hepsinin on binlerce Şehide mal olan ağır mağlubiyetleri temize çıkarmak adına ne denilir: Hayalperestti, üstesinden gelemeyeceği şeylere kalkıştı. Burada da hayalperestti, yanlışlıkla sol eliyle yedi diyeceğiz bu durumda öyle mi? Ne yapalım; Rabbim Müslümanlara feraset nasip etsin İnşaAllah...

Şeytanın sol elle yediği bilinmesine, Efendimiz SAV'in sol elle yiyenler hakkında bir hadis-i şerifinde "YAPAMAZ OL" ifadesini kullanmasına rağmen bu sözde "İSLAMCI" Enver, sol elle yanlışlıkla yiyor öyle mi? Görüldüğü gibi sağ elle nizami bir şekilde kesiyor, sol elle ağzına götürüyor ve siz buna hala İSLAMCI diyorsunuz. Müslümanlar daha bunu tanıyamamışlarsa Lawrensi çözemeyenlere hayıflanmasınlar. Adam oldukça profesyonel ve elleri adeta otomatikleşmiş bir şekilde sağ eliyle kesiyor, yanlışlıkla ağzına götürmüyor. Sol elinde tutuyor, tutuyor ve bayağı normal bir şekilde ağzına götürüyor. Tabii ki biz Envere sadece sol elle yemesi üzerinden dikkat çekmiyoruz. Şimdiye kadar Osmanlıya, İslama, Ümmete, Millete yaptıkları üzerinden dikkat çekiyoruz ve bu sol elle yemesini de bunların üzerine ilave ediyoruz. Ama hani bir söz vardır ya; Kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Her şeye tesadüfen ya da yanlışlıkla diye açıklama getirirseniz kimsenin gerçek kimliğini çözemezsiniz. Bu durumda yapılan her hamle ya yanlışlıkladır ya tesadüfendir, denilir. Hani Enver için, onun bu ülkeyi soktuğu ve tek bir zafer bile olmadan hepsinin on binlerce Şehide mal olan ağır mağlubiyetleri temize çıkarmak adına ne denilir: Hayalperestti, üstesinden gelemeyeceği şeylere kalkıştı. Burada da hayalperestti, yanlışlıkla sol eliyle yedi diyeceğiz bu durumda öyle mi? Ne yapalım; Rabbim Müslümanlara feraset nasip etsin İnşaAllah...

689,057 Aufrufe

12 yıllık ZORLA EĞİTİMİN nesilleri, dört duvar arasında çürütmek olduğunu hala anlamayan kaldı mı? Eğilimlerine göre planlama yapmayıp herkesi ZORLA sınıflarda tuttuğunuzda nesilleri kendi ellerinizle suç ortamlarına itecek ve böyle böyle çürüteceksiniz. Tüm bunları göre yine karşınıza aptal aptal, siz çocukları erken evlendirmek için böyle yapıyorsunuz diyen geri zekalılar çıkmaya devam edecek. Ve bunlara inanan geri zekalılar da çıkmaya devam edecek. Yok ya! Bunlar gerçekten Türkiye'nin kötülüğünü istiyor. Bu kadar da olmaz diyecek, akıl, vidan sahibi vatansever münevverler nerede acaba?

12 yıllık ZORLA EĞİTİMİN nesilleri, dört duvar arasında çürütmek olduğunu hala anlamayan kaldı mı? Eğilimlerine göre planlama yapmayıp herkesi ZORLA sınıflarda tuttuğunuzda nesilleri kendi ellerinizle suç ortamlarına itecek ve böyle böyle çürüteceksiniz. Tüm bunları göre yine karşınıza aptal aptal, siz çocukları erken evlendirmek için böyle yapıyorsunuz diyen geri zekalılar çıkmaya devam edecek. Ve bunlara inanan geri zekalılar da çıkmaya devam edecek. Yok ya! Bunlar gerçekten Türkiye'nin kötülüğünü istiyor. Bu kadar da olmaz diyecek, akıl, vidan sahibi vatansever münevverler nerede acaba?

348,067 Aufrufe

İlber Ortaylı da aynısını söyledi, Adalar Lozan anlaşmasıyla değil anlaşmasıyla gitti diye. Bu da bir sürü hakaret ederek aynısını tekrar ediyor. Halbuki komik duruma düşmeye gerek var mı? Tüm bilgiler parmaklarınızın ucunda, elinizde telefon var. Türk Tarih Kurumu, Lozan Antlaşması deyin ve 15. maddeyi açın, çat diye anlaşmanın resmi metni karşınıza çıkıyor. Ve Türkçe okuma biliyorsanız adaların Lozan'da gittiğini görmüş oluyorsunuz. Olay bu kadar basit. Yalan söylemeden tarih aktaramıyor musunuz?

İlber Ortaylı da aynısını söyledi, Adalar Lozan anlaşmasıyla değil anlaşmasıyla gitti diye. Bu da bir sürü hakaret ederek aynısını tekrar ediyor. Halbuki komik duruma düşmeye gerek var mı? Tüm bilgiler parmaklarınızın ucunda, elinizde telefon var. Türk Tarih Kurumu, Lozan Antlaşması deyin ve 15. maddeyi açın, çat diye anlaşmanın resmi metni karşınıza çıkıyor. Ve Türkçe okuma biliyorsanız adaların Lozan'da gittiğini görmüş oluyorsunuz. Olay bu kadar basit. Yalan söylemeden tarih aktaramıyor musunuz?

183,731 Aufrufe

Emeğini ucuza istismar etmek Yuvasını bizzat kendisine yıktırmak Kendisini sevdiği zannettiği erkeklerin elinde oyuncağa dönüştürmek Sokaklarda onu acınacak hale düşürmek vs vs gibi sebeplerle kadını çalışma hayatına ittiler. Kısaca, onu istismar ettiler. Kadının naif bedeni buna dayanmaz. Durum çok açık ve nettir. Kadın çalışmaz erkek çalışır, kadının her türlü ihtiyacını eşşek gibi (affedersiniz) giderir. Ama bu düzeni bozdular. Peki iyi mi oldu? Hem kötü oldu hem de hala her şey kötüye gidiyor. Kadına yuvasını yıktırdılar, yavrularından ayırdılar. Hem iş yerinde hem evinde köle gibi çalışmak mecburiyetinde bıraktılar. Hanım kardeşlerim; İşlerinizi bırakın. Hayatlarınızdaki erkekler sizlere baksın. Kimileri hocam bakmıyor, ne yapacağız diyebilir. Bu düzen üzerine çalışalım, işte bunu tesis edelim, diyorum ben de. Kadını çalışmak zorunda bırakmayalım. Çalışmak zorunda kalan kadınları anlıyorum, Allah onların yardımcısı olsun, bizleri de onlara yardımcı kılsın ama bir şekilde Hanım kardeşlerim bu vahşi hayattan kendinizi çekin ve kurtarın.

Sensitive content

Emeğini ucuza istismar etmek Yuvasını bizzat kendisine yıktırmak Kendisini sevdiği zannettiği erkeklerin elinde oyuncağa dönüştürmek Sokaklarda onu acınacak hale düşürmek vs vs gibi sebeplerle kadını çalışma hayatına ittiler. Kısaca, onu istismar ettiler. Kadının naif bedeni buna dayanmaz. Durum çok açık ve nettir. Kadın çalışmaz erkek çalışır, kadının her türlü ihtiyacını eşşek gibi (affedersiniz) giderir. Ama bu düzeni bozdular. Peki iyi mi oldu? Hem kötü oldu hem de hala her şey kötüye gidiyor. Kadına yuvasını yıktırdılar, yavrularından ayırdılar. Hem iş yerinde hem evinde köle gibi çalışmak mecburiyetinde bıraktılar. Hanım kardeşlerim; İşlerinizi bırakın. Hayatlarınızdaki erkekler sizlere baksın. Kimileri hocam bakmıyor, ne yapacağız diyebilir. Bu düzen üzerine çalışalım, işte bunu tesis edelim, diyorum ben de. Kadını çalışmak zorunda bırakmayalım. Çalışmak zorunda kalan kadınları anlıyorum, Allah onların yardımcısı olsun, bizleri de onlara yardımcı kılsın ama bir şekilde Hanım kardeşlerim bu vahşi hayattan kendinizi çekin ve kurtarın.

76,236 Aufrufe

Rabbim Ehli sünnet çizgisine hücum edenlerin, böyle böyle gerçek karakterlerini ortaya koyuyor. Daha nerelere düşecek acaba? Kendisine Kur'an dostu diyordu bu durumda Kur'an'ı yalanlamış olmuyor mu? Kur'an-ı Kerim Hz Musa AS''dan överek bahsediyor. Hz Yusuf AS'dan överek bahsediyor ama bu, adeta Kur'an-ı Kerim'in tam tersine Hz Musa AS'ın saraydaki zamanını adamdan saymıyor, Kur'an'ı yalanlamış oluyor. Cezaevinden çıktıktan sonra hep sarayda olan Hz Yusuf AS'ı da sarayda olduğu için bu durumda hiç adam yerine koymuyor. Dolayısıyla yine Kur'an-ı Kerim'i yalanlamış oluyor. Bu durumda haşa sümme haşa Allah'a da had bildirmiş olmuyor mu? Bunu nasıl yapıyor? Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de kıssalarla bize örnek insanları sunuyor fakat haşa sümme haşa beceremeyip adam olamayan Hz Musa AS'ı ve Hz Yusuf AS'ı örnek göstermiş oluyor. Bu durumda Allah'tan da daha iyi bildiğini ifade etmiş olmuyor mu? Ehli sünnete bulaşanları Allah bu durumlara düşürür. Bir de iki peygamberden bahsediyor. İkisinin de isminin önünde ve arkasında edep, saygı ifadeleri kullanmıyor. Sanki asker arkadaşından bahsediyor. Ayeti kerimede ve kıssalarda ASA diye geçen Musa Aleyhisselam'ın asasına da SOPA diyerek aşağılıyor. Rabbim bunun sonundan muhafaza eylesin. Şu pervasızlığa bakın! Rabbim muhafaza eylesin(bunu değil) Ehli sünnete ittiba edenleri muhafaza eylesin.

Rabbim Ehli sünnet çizgisine hücum edenlerin, böyle böyle gerçek karakterlerini ortaya koyuyor. Daha nerelere düşecek acaba? Kendisine Kur'an dostu diyordu bu durumda Kur'an'ı yalanlamış olmuyor mu? Kur'an-ı Kerim Hz Musa AS''dan överek bahsediyor. Hz Yusuf AS'dan överek bahsediyor ama bu, adeta Kur'an-ı Kerim'in tam tersine Hz Musa AS'ın saraydaki zamanını adamdan saymıyor, Kur'an'ı yalanlamış oluyor. Cezaevinden çıktıktan sonra hep sarayda olan Hz Yusuf AS'ı da sarayda olduğu için bu durumda hiç adam yerine koymuyor. Dolayısıyla yine Kur'an-ı Kerim'i yalanlamış oluyor. Bu durumda haşa sümme haşa Allah'a da had bildirmiş olmuyor mu? Bunu nasıl yapıyor? Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de kıssalarla bize örnek insanları sunuyor fakat haşa sümme haşa beceremeyip adam olamayan Hz Musa AS'ı ve Hz Yusuf AS'ı örnek göstermiş oluyor. Bu durumda Allah'tan da daha iyi bildiğini ifade etmiş olmuyor mu? Ehli sünnete bulaşanları Allah bu durumlara düşürür. Bir de iki peygamberden bahsediyor. İkisinin de isminin önünde ve arkasında edep, saygı ifadeleri kullanmıyor. Sanki asker arkadaşından bahsediyor. Ayeti kerimede ve kıssalarda ASA diye geçen Musa Aleyhisselam'ın asasına da SOPA diyerek aşağılıyor. Rabbim bunun sonundan muhafaza eylesin. Şu pervasızlığa bakın! Rabbim muhafaza eylesin(bunu değil) Ehli sünnete ittiba edenleri muhafaza eylesin.

16,029 Aufrufe

Şöyle düşünün; Diş tedavisi olmak isteyen fakat korkan çocuğa onu diş ağrısından kurtarmak için zorla iğne yapılır. Peki bu zorla iğnenin bir an arsenik olduğunu düşünün; Çocuğunuzu kendi ellerinizle tutarak çocuğun, feryat ede ede itiraz etmesine rağmen ona zorla arsenik yaptırıyor ve kendi ellerinizle tutarak onu, başkasına öldürtmüş oluyorsunuz. Allah korusun düşünmesi bile kötü. Bugün nesillerimize ZORLA EĞİTİM adı altında yaptırılan şey tam olarak budur. Masum çocuklarımızı ZORLA EĞİTİM adı altında suç makinelerine dönüştürüyoruz. Kimsenin karşı çıkmayacağı eğitim kavramı üzerinden AB hedeflerine göre ZORLA tek tipleştirme, koyunlaştırma, faaliyeti empoze edilmektedir. Eğitime yani öğrenmeye kim karşı çıkabilir ki? Karşı çıkılan şey eğitim değil size eğitim diye dayattıkları tek tipleştirme sürecidir. Alman Max Weberin Japonya'da, Kore'de işi ne? Maks Weber Alman sosyolojisinin, psikolojisinin bir sonucudur. Birbirinden taban tabana zıt, bağımsız Japon sosyolojisi ve psikolojisine nasıl katkısı olabilir ki? Hiçbir katkısı olamaz, ikisi de farklı toplumlardır fakat küresel şirketlerin borazanı Max Weber, Wittgenstein, Heidegger, Freud, Jung, Comte, Nietzche gibi batının ürettiği uyuşturucu tiplerle bütün dünyayı AB hedefleri ölçeğinde yönlendirmeye devam ediyorlar ve bu konuda çok başarılılar. Başarıları eğitim verme konusunda değil. Toplumları dönüştürme, asimile etme konusunda başarılılar. Bir bakın lütfen; toplumlara en az 200 yıldan fazladır dayattıkları ZORLA EĞİTİM'le ulaştıkları sonucu görün. Zorla eğitimi dayattıkları her toplumda alkol, uyuşturucu, fuhuş. eşcinsellik, depresyonlar, akıl hastaneleri, intiharlar, hırsızlık, dolandırıcılık, kumar, cinayet, pedofili, ihanet, ailelerin parçalanması vs gibi sonuçlar elde ettiler. Bu sonuçlar ne yazık ki toplumda az rastlanan neticeler değil. Bu suçlar sayıca yüksek miktarda ve her geçen gün istisnasız bir şekilde sürekli artıyor. Dikkat edin Afrika'nın balta girmemiş ormanları diye tanımladığınız bölgelerde bu sonuçların hiçbirini göremezsiniz, bir tanesine bile rastlayamazsınız. Nasıl oluyor da Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında hiçbir tanesini görmediğimiz insanlık ayıbı bu tür felaketler, ZORLA EĞİTİM adı altında tek tipleştirme yapılan yerlerde karşımıza çıkıyor. Hani her şey güzel olacaktı? Biz ZORLA EĞİTİMİ intiharlar, depresyonlar, akıl hastaneleri, bireyselleşme, fuhuş, uyuşturucu, cinayet, kumar, dolandırıcılık, aldatmalar, ihanetler, ana babaya, millete, devlete, sadakatsizlikler artsın diye mi istemiştik? Bize ZORLA EĞİTİMİ bu hedeflerle mi tavsiye etmişlerdi? Ama en az 200 yıldır giderek artan bir şekilde hep bu sonuçlar neden karşımıza çıkıyor öyleyse? Kitlesel iyi sonuçlar neden göremiyoruz. Hani eğitim çok iyiydi, hani eğitimle muasır medeniyet seviyesine ulaşacaktık. Tekrar söylüyorum eğitime yani öğrenmeye kimsenin karşı çıktığı yok ama eğitim diye dayatılan şey AB hedeflerinin ta kendisidir. Yani denize döktüğümüz düşmanın hedeflerine göre, okula teslim ettiğimizde MASUM olan çocuklarımızı ZORLA dönüştürüyoruz, geleneklerinden kopartıyoruz, insanlıklarından çıkartıyoruz. Anne babalarına, ailelerine, vatanlarına saygısız hale getiriyoruz. Karşımıza, bir yolunu bulup bizi işgal eden Avrupa'ya gitmeye çalışan milyonlarca genç çıkartmış oluyoruz. Eğitimin sonucu bu mu olmalıydı? Bu felaket sonuçların olmadığını söyleyen Türkiye'de tek bir kişi gösterebilir misiniz? ZORLA EĞİTİM diye dayatılan Türkiye'nin dönüştürülme süreci ne zaman bitecek? Buna dur diyen kimse çıkmayacak mı? Kişisel, ölçülü tepkilerinizi neden dile getirmiyorsunuz? Daha neyi görmeyi bekliyorsunuz? Sonra kalkıp ne diyorlar: Eğitimde başarısızlıklar var o yüzden bu sonuçlara ulaştık. Hayır eğitim bütünüyle başarılı çünkü AB standartları olan eğitimin hedefleri buydu ve bu felaketlere ulaşıldı ve ne yazık ki aynı süreç işletilmeye devam ediyor. Düşün artık nesillerimizin yakasından.

Şöyle düşünün; Diş tedavisi olmak isteyen fakat korkan çocuğa onu diş ağrısından kurtarmak için zorla iğne yapılır. Peki bu zorla iğnenin bir an arsenik olduğunu düşünün; Çocuğunuzu kendi ellerinizle tutarak çocuğun, feryat ede ede itiraz etmesine rağmen ona zorla arsenik yaptırıyor ve kendi ellerinizle tutarak onu, başkasına öldürtmüş oluyorsunuz. Allah korusun düşünmesi bile kötü. Bugün nesillerimize ZORLA EĞİTİM adı altında yaptırılan şey tam olarak budur. Masum çocuklarımızı ZORLA EĞİTİM adı altında suç makinelerine dönüştürüyoruz. Kimsenin karşı çıkmayacağı eğitim kavramı üzerinden AB hedeflerine göre ZORLA tek tipleştirme, koyunlaştırma, faaliyeti empoze edilmektedir. Eğitime yani öğrenmeye kim karşı çıkabilir ki? Karşı çıkılan şey eğitim değil size eğitim diye dayattıkları tek tipleştirme sürecidir. Alman Max Weberin Japonya'da, Kore'de işi ne? Maks Weber Alman sosyolojisinin, psikolojisinin bir sonucudur. Birbirinden taban tabana zıt, bağımsız Japon sosyolojisi ve psikolojisine nasıl katkısı olabilir ki? Hiçbir katkısı olamaz, ikisi de farklı toplumlardır fakat küresel şirketlerin borazanı Max Weber, Wittgenstein, Heidegger, Freud, Jung, Comte, Nietzche gibi batının ürettiği uyuşturucu tiplerle bütün dünyayı AB hedefleri ölçeğinde yönlendirmeye devam ediyorlar ve bu konuda çok başarılılar. Başarıları eğitim verme konusunda değil. Toplumları dönüştürme, asimile etme konusunda başarılılar. Bir bakın lütfen; toplumlara en az 200 yıldan fazladır dayattıkları ZORLA EĞİTİM'le ulaştıkları sonucu görün. Zorla eğitimi dayattıkları her toplumda alkol, uyuşturucu, fuhuş. eşcinsellik, depresyonlar, akıl hastaneleri, intiharlar, hırsızlık, dolandırıcılık, kumar, cinayet, pedofili, ihanet, ailelerin parçalanması vs gibi sonuçlar elde ettiler. Bu sonuçlar ne yazık ki toplumda az rastlanan neticeler değil. Bu suçlar sayıca yüksek miktarda ve her geçen gün istisnasız bir şekilde sürekli artıyor. Dikkat edin Afrika'nın balta girmemiş ormanları diye tanımladığınız bölgelerde bu sonuçların hiçbirini göremezsiniz, bir tanesine bile rastlayamazsınız. Nasıl oluyor da Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında hiçbir tanesini görmediğimiz insanlık ayıbı bu tür felaketler, ZORLA EĞİTİM adı altında tek tipleştirme yapılan yerlerde karşımıza çıkıyor. Hani her şey güzel olacaktı? Biz ZORLA EĞİTİMİ intiharlar, depresyonlar, akıl hastaneleri, bireyselleşme, fuhuş, uyuşturucu, cinayet, kumar, dolandırıcılık, aldatmalar, ihanetler, ana babaya, millete, devlete, sadakatsizlikler artsın diye mi istemiştik? Bize ZORLA EĞİTİMİ bu hedeflerle mi tavsiye etmişlerdi? Ama en az 200 yıldır giderek artan bir şekilde hep bu sonuçlar neden karşımıza çıkıyor öyleyse? Kitlesel iyi sonuçlar neden göremiyoruz. Hani eğitim çok iyiydi, hani eğitimle muasır medeniyet seviyesine ulaşacaktık. Tekrar söylüyorum eğitime yani öğrenmeye kimsenin karşı çıktığı yok ama eğitim diye dayatılan şey AB hedeflerinin ta kendisidir. Yani denize döktüğümüz düşmanın hedeflerine göre, okula teslim ettiğimizde MASUM olan çocuklarımızı ZORLA dönüştürüyoruz, geleneklerinden kopartıyoruz, insanlıklarından çıkartıyoruz. Anne babalarına, ailelerine, vatanlarına saygısız hale getiriyoruz. Karşımıza, bir yolunu bulup bizi işgal eden Avrupa'ya gitmeye çalışan milyonlarca genç çıkartmış oluyoruz. Eğitimin sonucu bu mu olmalıydı? Bu felaket sonuçların olmadığını söyleyen Türkiye'de tek bir kişi gösterebilir misiniz? ZORLA EĞİTİM diye dayatılan Türkiye'nin dönüştürülme süreci ne zaman bitecek? Buna dur diyen kimse çıkmayacak mı? Kişisel, ölçülü tepkilerinizi neden dile getirmiyorsunuz? Daha neyi görmeyi bekliyorsunuz? Sonra kalkıp ne diyorlar: Eğitimde başarısızlıklar var o yüzden bu sonuçlara ulaştık. Hayır eğitim bütünüyle başarılı çünkü AB standartları olan eğitimin hedefleri buydu ve bu felaketlere ulaşıldı ve ne yazık ki aynı süreç işletilmeye devam ediyor. Düşün artık nesillerimizin yakasından.

26,154 Aufrufe

Videos

Ebsofuoglu's profile picture

Mecbur kalınmadığı sürece kadının sesi erkeğe haramdır. Bu açık bir hükümdür. Bu hükme rağmen bir de tegannili yani ilahiler söyleyerek kadının sesini duyurmak, buna ön ayak olmak açıkça Allah'ın farzlarına meydan okumaktır. Cenab-ı Hakkın, sizin hakkınızda tayin ettiğini bekleyin. Sadece Allah'ın haramlarına meydan okumakla kalmıyorsunuz. Küçücük kızları bunlara özendirmiş oluyorsunuz. Genç kızlarımız şu müzik dediğiniz malayani ile kalmayacak daha ileri müziklere gidecek. Tıpkı 20 sene öncesinde olduğu gibi. 20 sene önce özgün müzik diye bir müzik çıkardılar. O özgün müzik zamanla terk edildi yerini yeşil popa bıraktı. Karşımıza yemyeşil bir pop çıktı. Hard Rock'lar, tekno müzikler bu özgün müzik adı altında başlayan necis süreçle karşımıza çıktı. Özgün müzikle başlayan süreç gençlerimizi en aşağılık müziklerin tam ortasına kadar itti. Halbuki müzik, alkol kadar tehlikelidir. Kişi birçok günaha önce alkol alarak müzikli ortamlarda girer. Müzik, kişiyi ciddiyetten uzaklaştırır. Ortada, ilke, prensip, usul, gibi hiçbir şey kalmaz. Müzik, ortamların ağırlığını giderir, kişileri gayrimeşru fiillerin dibine kadar iter. Öyle değil midir. Diskolarda, kafelerde alkollü ortamlar müzik eşliğinde icra edilmiyor mu? Siz bu ilahi dediğiniz malayaninin orada kalacağını mı zannediyorsunuz? Burada mı kaldı, gençlerimiz özgün müzik denilen o eserlerle poplara kadar savrulmadı mı? Allah korusun burada da aynısı olacak. Şu yaptığınız malayaniyi bir süre sonra gençler hiç ciddiye almayacak. Buradan popa, rocka, teknoya kadar ilerleyecek. Gençlerimizi zehirliyorsunuz. Sizin ve sizin gibiler sebebiyle başörtülü kızlarımız gitar kurslarına, bağlama kurslarına, ud kurslarına, piyano kurslarına gidiyor. Peygamber Efendimizin SAV, faydasız ilimden Allaha sığınırım demesine rağmen siz, bunu özendiriyorsunuz. Çocuklarının böyle malayanı ile meşgul olmasına karşı çıkan anne babalara karşı çocukları da kışkırtmış oluyorsunuz. Bilin ki devamı da gelecek ve Allah korusun onların gireceği günahlara siz de ortaksınız. Rabbim sizden kadınlarımızı kızlarımızı korusun İnşaAllah. Allah'nı seven söylesin bunun kime ne faydası var?

Ebubekir SOFUOĞLU

39,002 Aufrufe • vor 9 Tagen

Ebsofuoglu's profile picture

Tanzimattan beri 200 senedir bize Teknoloji, Tıp, Fen eksiğiniz var, Batıdan onu almalısınız dediler de dediler. Ama bize batının tekniğini, fennini, tıbbını değil de cümbüşünü, eğlencesini getirdiler. Allahınızı, kitabınızı severseniz, şu eğlencenin, cümbüşün neresinde teknoloji, fen, tıp var. Bizi hep bu şekilde oyaladılar. Böyle olunca muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkacakMIŞIZZZ. Tanzimattan beri bu topraklarda 200 senedir batılı mantık hakim. 2-3 Padişah ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde de son derece sayıları sınırlı kimi Başbakan ve Cumhurbaşkanlarımız hariç 200 senedir, Batı ne dediyse yaptılar. Hala gözümüz açılmayacak mı? Teknoloji, tıp, fen eksiğiniz var diye diye diye diye diye bize, Batının rezil aşağılık hayat tarzını dayattılar. Ayrıca bize hiç faydası olmayan çalgıyı, çengiyi, cümbüşü, eğlenceyi alkolü, uyuşturucuyu, malayaniyi getirip yerleştirdiler. Dönüp bize dayattığınız şu batılı hayat tarzı ve temelinde bireyci bencillik olan bir o kadar aşağılık batılı eğitim hiç fayda vermedi diyen kişilerde çıkmayacak mı ya? Görmüyor musunuz çocuklarımızı ne ile oyalıyorlar. Görmüyor musunuz çocuklarımızdaki aile sevgisi, vatan sevgisi neredeyse sıfıra indi. Çocuklarımız kendi kardeşleri, annesi, babası ile bile ellerindekini paylaşmıyor. Anne babasına çemkiren çocukların sayısı neredeyse milyonları buldu. Bütün bunların sebebinin bize dayatılan bu aşağılık Batı tarzı eğitim olduğunu sorgulayacak kimseler çıkmayacak mı Allahınızı severseniz. Şu çalgıyı, şu dümbelekleri organize bir şekilde çalmak için belki kaç hafta prova yaptılar. Akademik başarıya ne gerek var? Bizim işimiz gücümüz, Bremen mızıkacıları gibi çalgı, dümbelek, darbuka, oyun, eğlence. Çocuklarımızı teslim ettikleri öğretmen de ne güzel eğitim veriyor değil mi?

Ebubekir SOFUOĞLU

19,219 Aufrufe • vor 8 Tagen

Ebsofuoglu's profile picture

Şunun kullandığı üsluba bakar mısınız? Naaşını omuzlarımızda taşıdığımız Mahmud Efendi, Esad Efendi, Mehmet Zahid Kotku Efendi, Ali Haydar Efendi, Sami Efendi Hazretleri ya da yüzlerce yıl önce vefat etmiş ve kabirlerine, ellerimizle ve o zamanki müminlerin kendi elleriyle defin eylediğimiz bu Mübarekler orada yatmıyormuş da topal eşek ölüsü yatıyormuş. Kendi ellerimizle defnettiğimiz kabirlerde bu Mübarekler değil de topal eşek ölüsü(haşa) medfunmuş. Bir ayrım yapmadan bu kıssayı anlatıyor, tüm Evliyaullahı tenzih ederiz demiyor böylece de hepsini zan altında bırakıyor. Sonuç itibarıyla mübareklerin hepsinin kabirlerinin topal eşek ölüleri ile dolu olduğunu söylemiş oluyor. Böylece aynı zamanda millete de hakaret etmiş oluyor. Çünkü Millet; Millet Hacı Bektaşi Veli Hoca Ahmet Yesevi Yunus Emre Hacı Bayram Veli Hazretleri vs vs vs gibi mübareklerin kabirlerini ziyaret ettiğinde aslında topal eşek ölülerini ziyaret ediyormuşlar da haberleri yokmuş. Bu millet bu kadar safmış, ne kadar Evliyaullah kabri varsa, hepsi topal eşek ölüsünün yattığı kabirlermiş. Yazıklar olsun! Şu kullandığı üsluba bakın. Hem o kabirlerde yatan mübareklere büyük hakaret, hem bu kabirleri ziyaret eden milleti aptal yerine koymaktan başka bir şey olmayan bu üsluba, yazıklar olsun! Allah bunun hesabını size sorsun. Bir de bir videosunda ne diyor. Tevhid ehline, gayrimüslim, İslam düşmanı herkes saldırıyor, bir de bunlar saldırıyor diyor. Nerede kendisini dindar olarak tanımlayan kişiler varsa diyor, İslam dışı kişilerle birlikte Tevhid ehline saldırıyor, terörist diyor diye Müslümanları suçluyor. Kimse durduk yerde masum insanlara terörist demez. Terörist damgası size aittir, bunu silemezsiniz üslubunda da değilim ama siz namaz kılmayana bile kafir deyip açık açık bu cümlelerle olmasa da üzerlerine, cihat edilir türünden vaazlar ederseniz, 16-17 yaşlarındaki gençleri, (bunu bilemiyorum ama niyetiniz açıkça bu olmasa da) kışkırtırsanız size söylenecek terminolojiyi siz söyleyin o zaman. Daha geçenlerde kaç tane polisimiz Allahu ekber diye Tekbir getirilerek Şehit edilmedi mi? Bunlar hepsi Müslüman, masum insanlar değil miydi? Polislerimizi şehit edenler sizin hitap ettiğiniz kitle değil mi? Öte yandan Müslümanlar size terörist diyor diye Müslümanları İslam dışı camiayla bir tutuyorsunuz ya, peki şu an sizin yaptığınız ne? Nerede bir müşrik, nerede bir kafir, nerede İslama alaycı bakış açısı ile yaklaşan kişiler varsa hepsi kabirlerle alay etmiyor mu? Siz şu an şu üslubunuzla, Müslümanların değer verdiği insanların naaşlarıyla topal eşek ölüsü diye alay etmiş olmuyor musunuz? Böylelikle siz de İslam düşmanlarının söylemini kullanmıyor musunuz? Demek biz bilemedik öyle mi? Biz mübareklerin naaşları diye gidiyoruz ama hepsi topal eşek ölüsüymüş. Sen bunu nasıl bildin? Bütün dünyadaki yüzlerce yıl önce vefat etmiş ulemanın tamamının yaptığı kabirlerin hepsi topal eşek ölüsü doluymuş öyle mi? Milletin vefat etmişlerine göstermiş olduğu vefa duygusuyla alay ediyorsun ya, Allah bunun hesabını sana sorsun Halis Bayancuk

Ebubekir SOFUOĞLU

105,470 Aufrufe • vor 2 Monaten

Ne yapsın adam? Cinsel talebini kime söylesin? Tabii ki eşine diyecekler. İyi ama söylemesi yetmiyor. Her defasında yeni bir şey bulmak zorunda. Erkeğin düştüğü durumu bir düşünün. Kaba saba söylemedikten sonra her defasında yeni bir şey bulmaya zorlanmak kaldırılabilir bir şey mi? Erkek, eşini cinsel ilişkiye ikna etmek için her defasında yeni yollar bulacak, yeni yöntemler belirleyecek, yeni yeni iltifat cümleleri kuracak, hediyelerle gelecek, çiçekler, böcekler vs vs. Bu kadını ötekileştirmek için demiyorum ki kadınları, normal şartlarda bu tür aile danışmanı görünümlü kişiler harekete geçirmedikçe çoğunun aklında böyle, erkeği engelli atlamaya tabi tutmak yoktur. Hanım kardeşlerimiz de bu videoyu izlediğinde doğru ya; eşim bana niye böyle yapmıyor, niye iltifat etmiyor, niye hediye getirmiyor diye kendisini bu şekilde etkileyene çok fazla direnemiyor. Bunun üzerine eşine engelli atlamalar koyuyor. Halbuki evlilikler erkeğin ve kadının sorumluluklarını, karşılıklı taahhüt ettikleri ahitleşmedir. Ne erkek evin iaşesinde kadına zorluk çıkaracak ne de kadın evin idaresi ve cinsellikte erkeğe zorluk çıkaracaktır. Kadın ve erkek elbette birbirlerine dikkatli konuşmalı ama erkek evin ihtiyaçları konusunda kadın da evin idaresi ve cinsellik konusunda ambargo uygulamamalı, elindekini silah olarak kullanmamalıdır. Bu dengenin tutulamadığı, bu tür aile danışmanlarından etkilenip kocaya cinsel ambargo uygulanan birçok yuvalarda sıkıntılar var. Hatta bazı yuvalarda erkekler, kadınların koyduğu ambargolardan bıkıp, porno mastürbasyonla (affedersiniz) ya da aldatmalarla hayatını sürdürmeye yöneliyor. Elbette ki erkek, eşine iltifat etsin, birlikte son derece saygın bir hayat geçirsinler ama her defasında erkeğin önüne yeni yeni çıtalar çıkartmak, evliliğe zarar veriyor. Şöyle düşünün; evi karı koca birlikte sırtlanır. Kocanın karısından bir takım talepleri gündeme geldiğinde erkek, her defasında yeni yeni cümleler, yeni yeni davranışlar, yeni yeni tutumlar, yeni yeni romantik alternatifler, hediyeler, çiçekler, böcekler bulmak zorunda kalıyor. Peki kadın kocasından bir şey isterken, kadının böyle bir mecburiyeti var mı? Yani kadın eşinden bir şey isterken her isteğinde ona iltifatlar, serenatlar, hediyeler, çiçekler, böcekler, yapıyor mu? Kadın eşini işe gönderirken her defasında evinin ihtiyacını gördüğü için ona tumturaklı cümleler, şiirler, nağmeler, beyitler sıralıyor mu? Tabii ki hayır ve ben de bunu söylemiyorum zaten. Sadece taraflar birbirlerine normal, saygılı, kırmadan, rencide etmeden, nazik diyalog kurmalılar. Kocanız, sorumluluklarına sahipse elbette kendisi için ama sizin ve çocuklarınız için de çalışmış olmuyor mu? Yani bu size verilen değerin bir başka gösterge değil mi? Bu erkeğe, beni değerli hissettirsin diye her defasında engel atlatmaya gerek var mı değerli Hanom kardeşlerim. Bir çift güzel sözü hak etmiyor muyum, bana kendimi değerli hissettirmesin mi, onunla güzel vakit geçirmeyi istememeli miyim, birlikte bir yerlere çıkmamalı mıyız, akşamları yemeğe, hafta sonları tatile gitmeyelim mi türünden sürekli çıtayı yükseltici ifadeler eşinizde bıkkınlığa yol açar. Elbette kişiler, imkanları nispetinde birbirlerine yakın davranmalılar ancak bu şekilde erkeğin önüne her defasında çıkartılan yeni yeni engellerle erkek canından bezdirilmez. O, BİR ÇİFT GÜZEL SÖZ beklentisinin ardı arkası arkası kesilmiyor. Bu beklentiyi bilen erkekler işten eve dönerken, ben şimdi hatuna hangi cümleyi kullanacağım, hangi iltifatı yapacağım, hangi hediyeyi getireceğim çıkmazlarına giriyor. Sonuçta kelimeler, cümleler sınırlı, hediyeler de sınırlı. İltifatların, hediyelerin sonu gelince ne olacak peki. Bunu kaç kişi taşıyabilir. Hanım kardeşlerim bu tür tavsiyelere lütfen itibar etmeyin. iltifatlar, hediyeler, hayat arkadaşınızla kendi minvalinde gelişir. Bu telkinlerle beklentilerinizin yükseltilmesine fırsat verip eşinizle aranızı açtırmayın.
0:39

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Ebsofuoglu's profile picture

Ne yapsın adam? Cinsel talebini kime söylesin? Tabii ki eşine diyecekler. İyi ama söylemesi yetmiyor. Her defasında yeni bir şey bulmak zorunda. Erkeğin düştüğü durumu bir düşünün. Kaba saba söylemedikten sonra her defasında yeni bir şey bulmaya zorlanmak kaldırılabilir bir şey mi? Erkek, eşini cinsel ilişkiye ikna etmek için her defasında yeni yollar bulacak, yeni yöntemler belirleyecek, yeni yeni iltifat cümleleri kuracak, hediyelerle gelecek, çiçekler, böcekler vs vs. Bu kadını ötekileştirmek için demiyorum ki kadınları, normal şartlarda bu tür aile danışmanı görünümlü kişiler harekete geçirmedikçe çoğunun aklında böyle, erkeği engelli atlamaya tabi tutmak yoktur. Hanım kardeşlerimiz de bu videoyu izlediğinde doğru ya; eşim bana niye böyle yapmıyor, niye iltifat etmiyor, niye hediye getirmiyor diye kendisini bu şekilde etkileyene çok fazla direnemiyor. Bunun üzerine eşine engelli atlamalar koyuyor. Halbuki evlilikler erkeğin ve kadının sorumluluklarını, karşılıklı taahhüt ettikleri ahitleşmedir. Ne erkek evin iaşesinde kadına zorluk çıkaracak ne de kadın evin idaresi ve cinsellikte erkeğe zorluk çıkaracaktır. Kadın ve erkek elbette birbirlerine dikkatli konuşmalı ama erkek evin ihtiyaçları konusunda kadın da evin idaresi ve cinsellik konusunda ambargo uygulamamalı, elindekini silah olarak kullanmamalıdır. Bu dengenin tutulamadığı, bu tür aile danışmanlarından etkilenip kocaya cinsel ambargo uygulanan birçok yuvalarda sıkıntılar var. Hatta bazı yuvalarda erkekler, kadınların koyduğu ambargolardan bıkıp, porno mastürbasyonla (affedersiniz) ya da aldatmalarla hayatını sürdürmeye yöneliyor. Elbette ki erkek, eşine iltifat etsin, birlikte son derece saygın bir hayat geçirsinler ama her defasında erkeğin önüne yeni yeni çıtalar çıkartmak, evliliğe zarar veriyor. Şöyle düşünün; evi karı koca birlikte sırtlanır. Kocanın karısından bir takım talepleri gündeme geldiğinde erkek, her defasında yeni yeni cümleler, yeni yeni davranışlar, yeni yeni tutumlar, yeni yeni romantik alternatifler, hediyeler, çiçekler, böcekler bulmak zorunda kalıyor. Peki kadın kocasından bir şey isterken, kadının böyle bir mecburiyeti var mı? Yani kadın eşinden bir şey isterken her isteğinde ona iltifatlar, serenatlar, hediyeler, çiçekler, böcekler, yapıyor mu? Kadın eşini işe gönderirken her defasında evinin ihtiyacını gördüğü için ona tumturaklı cümleler, şiirler, nağmeler, beyitler sıralıyor mu? Tabii ki hayır ve ben de bunu söylemiyorum zaten. Sadece taraflar birbirlerine normal, saygılı, kırmadan, rencide etmeden, nazik diyalog kurmalılar. Kocanız, sorumluluklarına sahipse elbette kendisi için ama sizin ve çocuklarınız için de çalışmış olmuyor mu? Yani bu size verilen değerin bir başka gösterge değil mi? Bu erkeğe, beni değerli hissettirsin diye her defasında engel atlatmaya gerek var mı değerli Hanom kardeşlerim. Bir çift güzel sözü hak etmiyor muyum, bana kendimi değerli hissettirmesin mi, onunla güzel vakit geçirmeyi istememeli miyim, birlikte bir yerlere çıkmamalı mıyız, akşamları yemeğe, hafta sonları tatile gitmeyelim mi türünden sürekli çıtayı yükseltici ifadeler eşinizde bıkkınlığa yol açar. Elbette kişiler, imkanları nispetinde birbirlerine yakın davranmalılar ancak bu şekilde erkeğin önüne her defasında çıkartılan yeni yeni engellerle erkek canından bezdirilmez. O, BİR ÇİFT GÜZEL SÖZ beklentisinin ardı arkası arkası kesilmiyor. Bu beklentiyi bilen erkekler işten eve dönerken, ben şimdi hatuna hangi cümleyi kullanacağım, hangi iltifatı yapacağım, hangi hediyeyi getireceğim çıkmazlarına giriyor. Sonuçta kelimeler, cümleler sınırlı, hediyeler de sınırlı. İltifatların, hediyelerin sonu gelince ne olacak peki. Bunu kaç kişi taşıyabilir. Hanım kardeşlerim bu tür tavsiyelere lütfen itibar etmeyin. iltifatlar, hediyeler, hayat arkadaşınızla kendi minvalinde gelişir. Bu telkinlerle beklentilerinizin yükseltilmesine fırsat verip eşinizle aranızı açtırmayın.

Ebubekir SOFUOĞLU

252,106 Aufrufe • vor 9 Monaten

Ebsofuoglu's profile picture

Şimdi de Cumhurbaşkanımız ağzıyla söylüyor, Gazze'deyiz diye ama bu NANKÖRLERE yetmez. İmzalı, belgeli, tabur tabur askeriyle, tankıyla, tüfeğiyle uçağıyla ,topuyla, resimleriyle, videolarıyla hepsini bunların gözüne gözüne sorsanız bile yine inanmazlar. Be geri zekalılar; Uluslararası ilişkiler diye bir şey var Diplomasi diye bir şey var Siz yaparsanız size misliyle karşılık verirler diye bir şey var Proxy savaşlar diye bir şey var Istihbarat savaşları diye bir şey var. Birçok şey gizli kapaklı yapılır, açıktan yapılmaz ama kime söylüyorsunuz ki bunları! Türkiye'de öyle NANKÖRLER var ki ilk olarak bunlar cehaletlerini bilmezler. Gözleriyle görüp, kulaklarıyla işittiklerini bile olmadık tevillerle aslından saptırırlar. Hayatlarında toplasanız 10 kitap bile okumamışlardır. Bırakın Dünya tarihini, Fransız ihtilalinden bugüne olan dönemden 10 tane önemli hadise hakkında 3 dakika konuşun deyin konuşamazlar. Bu kadar kapkara cehaletlerine rağmen ama bunlar asla kül yutmazlar. Siz aylarca, senelerce okumuşsunuz, araştırmışsınız, incelemişsiniz, onlara vız gelir. Onların hadiseyi bir kere görmeleri yeterlidir, hemen anlarlar. Bunlar dehadır, herkes uykudadır ama bunlar uyanıktır. Çok yazık! Bunlar için söylenecek birkaç kelime vardır: Ya haindirler (laf olsun diye söylemiyorum) Ya aptaldırlar Ya da nankördürler. Ama Allah sizin hesabınızı görecek merak etmeyin.

Ebubekir SOFUOĞLU

228,356 Aufrufe • vor 9 Monaten

Ebsofuoglu's profile picture

Burasının Anadolu'da bir şehir olduğunu düşünmeyin. YouTube'da, "1900'lü yıllar Londra" diye tarayın, karşınıza çıkar. Sokaklardaki neredeyse %90'ı tesettürlü ve hatta bazısı ağzına varıncaya kadar kapalı İngiliz kadınlarına bakın, bir de şimdi neredeyse üryana çevrilen İngiliz kadınlarını düşünün ve emperyalizmin kadını nereye sürüklediğini gözlerinizle görün. Kimi kadınlar, sokaklarda elbiselerinin çoğunu çıkarmış gezerken, kendi tercihimle bunu yapıyorum dediklerinde şu videoyu dikkatle izlesinler. Sadece bir yüzyıl içerisinde önce Batı kadınını, sonra da doğu kadınını, nasıl kökten değiştirdiklerini ibretle görsünler. Emperyalistler, amaçlarına alet etmek için önce, batının Katolik, Protestan kadınını, şimdi de İslam dünyasındaki kadını frapanlaştırdılar. Değerli Hanım kardeşlerim alet olmayın, direnin. Burada bir şey daha dikkatinizi çekmiştir sanırım: Hani CHP diyordu ya emperyalizmle savaştık diye. CHP; sen emperyalizmle savaşmadın! İstiklal harbinde bu millet savaştı, sen ise zaferi milletten çaldın. Tek parti döneminde İstiklal harbi Gazisi, Şehidi bu millete, emperyalizm uzantılarını getirdin dayattın. Ispat mı istiyorsun işte ispatı: İngiliz çocuklarının kafasındaki şapkalara bakın. Hepsi nasılda şapkalı. Hepsi evlerinden çıkarken şapka giymeye karar vermişler ve bu yüzden hepsi o anda tesadüfen şapkalı öyle mi? Aynısını çeyrek yüzyıl sonra CHP, bizde de uyguladı. Batıdan getirdikleri bu şapkayı CHP, 7'sinden 77'sine bize zorla dayattı. İstiklal harbini yapmış bu milletten ne istedin CHP? Kendi başlarını bile onlara bırakmadın. Kafalarınıza şunu takacaksınız diye kanunlar çıkardın. Dedim ya; önce Hristiyan Dünyayı, sonra Müslüman Dünyayı bozdular.

Ebubekir SOFUOĞLU

407,777 Aufrufe • vor 2 Jahren

Ebsofuoglu's profile picture

Bu toprağın altı da var, provokatörlük yapma Muhammed Emin Yıldırım. Senin yaptığın, Gazze konusunda kendini parça parça edercesine yardım yapmaya gayret eden Türkiye'ye zulümdür. Gazze'ye milyon dolarlık yardım yapan Baykarı yuhalatıyorsun(11.saniye), Gazze için çırpınan Cumhurbaşkanımıza her şeyi yapmadı diyorsun(36.saniye), bunu hem sözlü hem fiili olarak defalarca haykırmasına rağmen Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduğunu ilan et diyorsun(30.saniye). Sana yazıklar olsun Muhammed Emin Yıldırım. Bu yaptığın zulümdür. Ayrıca bilinmeyen, çok ciddi bir takım desteklerin yapıldığına da şahidim ancak buna inanmak zorunda değilsiniz. Kamuoyunun gözünde yapılan yardımlar bile Türkiye'nin gayretlerini ortaya koymaya yeterlidir. Devletler bir takım yardımları açıktan yapabileceği gibi başka kaynaklardan da yardımları olur. Çünkü başka kaynaktan yardımları açık etmek o devlete yönelik ciddi sıkıntılara yol açabilir. Gazze'ye yardım yapan Türkiye'yi oyundan düşürmek için çıkartılan orman yangınları da sana yetmiyor mu Muhammed Emin Yıldırım? Türkiye'deki hain potansiyelinin yüksek olduğunu, bunların sokakları karıştıracağını, milleti birbirine düşüreceğini, Allah korusun Arap baharı türü olayların çıkacağını hiç mi tahmin etmiyorsun? Venezuela örneğini, Arap ülkelerinde çıkartılan karışıklıkları ne çabuk unuttun. Bir de Gazze konusunda konferanslar, mitingler yapılınca devlet mani oluyormuş demiyorlar mı? Bu iftiraların bedelini kıyamet günü ödersiniz. Türkiye'de Gazze konusunda birçok salon konferansına ve mitinge katıldım. Bazı yerlerde ev sahipleri Valiler bazı yerlerde Rektörler, Belediye Başkanları oldu. Bu tür ev sahiplerinden kimileri konferanslara, mitinglere dahi katıldı ama hepsi de canı gönülden destekte bulundular, miting ve konferanslarla ilgili işlerimizi tüm gayretleriyle kolaylaştırdılar. Yüz yüze görüşmelerimizde üzüntülerini, çaresizliklerini ve yaptıkları yardımları ifade ettiler. Cumhurbaşkanından en küçük birim amirine kadar Gazze konusunda bu kadar hassas yetkililerin olduğu ülkeye bu muamelede bulunmak zulümdür, haksızlıktır, eziyettir, ahirette karşınıza çıkacak büyük bir vebaldir. Bir de yanlış bilgilerle millete yapılmış provokatif bir eylemdir. Bu ülkeye iftiralarınla, bu şekilde açıktan zulüm ederken, 17-25 aralık bürokratik darbe teşebbüsünden bir sene sonra bile ve 15 temmuz'dan 9 ay öncesine kadar FETÖ şeytanının gazetesinde yazı yazabilecek durumlara da düşebiliyorsun. Sen nereye hizmet ediyorsun Muhammed Emin Yıldırım? Muhammed Emin Yıldırım, kulaklarını aç ve iyi dinle: Hedefe koyacağın ülke Türkiye değil İsrail'dir

Ebubekir SOFUOĞLU

141,730 Aufrufe • vor 10 Monaten

Ebsofuoglu's profile picture

Zamanını ve sebebini hatırlayamadığım bir durumda Altay Cem Meriçi twitterdan engellemişim. (Tabii ki bunu söyleyerek Altay Cem Meriç, bundan çok rahatsız oldu filan ebette demiyorum) Belki haberi bile olmadı ama ben burada Altay Cem Meriç ile dolaylı karşılaşmalarımı ifade etmek için bunları sıralıyorum. Daha sonra sayısız videolarını izledim. İzlediğim videolarının kahir ekseriyetini beğendim ve çok faydalı buldum hatta birçoğundan istifade de ettim. Şu sıralarda hakkında bazı eleştiriler duyuyorum bunları da dikkatle incelemeye çalışıyorum. Hakkındaki değerlendirmeleri incelemeye ve bir neticeye varmaya devam etmekle birlikte şu anki kanaatimle Altay Cem Meriç'in, feda edilecek birisi olmadığını söylemem gerekir. Çok faydalı hizmetleri olduğu düşüncesini taşıyorum. Mamafih Üstad Kadir Mısıroğlu hakkında videodaki değerlendirmelerine de üzülerek katılamayacağımı belirtmek isterim. Üstad Kadir Mısıroğlu hakkındaki değerlendirmelerine de hangi sebeplerle katılamayacağımı bir video ile paylaşmayı düşünüyorum. Tabii ki bunu söylerken ben bir video çekince bütün meseleler çözülmüş olacak iddiasında elbette değilim. Böyle bir video çekmeden önce onunla görüşmek de isterim. Bunu kabul eder mi etmez mi bilmiyorum ancak ikili ilişkileri kurarak ona ulaşma ihtimalim olabileceğini düşünüyorum. Bununla birlikte onunla görüşme talebimi ikili ilişkileri kullanarak değil de kamuoyundan yani buradan yaptığım çağrı ile ilan etmek istiyorum. Bu tweetin altına yazacağım mail adresime Altay Cem Meriç zahmet olmazsa ve kendisine nasıl ulaşacağımı belirtirse onunla görüşmek isterim.

Ebubekir SOFUOĞLU

92,172 Aufrufe • vor 6 Monaten

Ebsofuoglu's profile picture

Öncelikli olarak Esra Elönü ile ilgili hiçbir ajandam olmadığını ifade edeyim. Benim hedefim Esra Elönü değil onun söyledikleridir. Bu bağlamda babamın oğlu olsa Ehl-i Sünnet akaidine ters bir şey söylese bilgim nispetinde ona da reddiye yaparım. Bir de beni Esra Elönü'yü kasıtlı hedef almakla itham eden bu hesabın sahibi şahıs medyada İslami hassasiyetiyle bilinen kişi olarak tanınmaktadır. Bu şahıs beni, videonun önünü arkasını kırpmakla, 20 yıllık bir videoyu servis etmekle itham ediyor. Bu şahsın bu eleştiriyi, yapmasından sonra Esra Elönü'nün, Allah en büyük demokrattır, beş vakit namaza da gerek yoktur sözüne söyleyecek bir çift açıklaması olması gerekmiyor muydu? Yunan tanrısı ismi ile Cenab-ı Hakkı tavsif eden, Kelime-i Şehadetten sonra ilk farz olan namazı hafife alan bu açıklamalara söyleyecek birkaç kelam lafı da mı yok? Hani bu muhafazakardı, hani dini hassasiyetlere öncelikleri vardı? Kimi zaman sevgi kelebeği gibi huşu içinde İslam'ın kimi noktalarına değinen kişi bu değil miydi? O huşu içinde İslam'ın bu hassas noktalarına odaklanan kişi nereye gitti şimdi? Bu şahıs beni, hak etmediğim bir şekilde eleştirdi, burası tamam, peki Cenab-ı Hakk'ın bu şekilde tavsif edilmesine, namazın hafife alınmasına yönelik beyan edecek bir değerlendirmesi olmayacak mı? Yazık ki İslami hassasiyetleri konuşmak bunlara kaldı? Buradan bu tür kişiler için, işine geldiğinde konuşur işine geldiğinde konuşmaz şeklinde bir yorum yapmak çok uçuk bir yorum mu olur sizce? Ne demek, Cenab-ı hak en büyük demokrat, ne demek Beş vakit namaza da gerek yoktur. Böyle dini hassasiyet taşıdığı iddia edilen bu kişi niye bu çok mühim iki konuda ölü taklidi yapar? Bir de ne yapacakmışım, açıp telefonla konuşacakmışım. Ben telefonla neden konuşmalıyım ki? Esra Elönü bu açıklamayı telefonda bana yapmış olsaydı bunu telefonda konuşurdum. Bu açıklamayı kamuoyuna yapıyor ve milyonlar bu açıklamayı izliyor. Esra Elönü bana telefonda bu konuda açıklama yapmış olsa milyonlar, Esra Elönü'nün bu konudaki en son yeni açıklamasını duymuş olacaklar mı? Bu nasıl bir bakış açısıdır ya! Kamuoyuna açıklama nereden yapılmışsa cevabi açıklama da reddiye de oradan yapılır. Açıktan yapılan kabahatin tenhada özürü olmaz diye bir atasözü vardır. Bu şahıs bu sözü de duymadı mı? Ayrıca ben, Esra Elönü'nün şahsına değil söylediklerine reddiye yapmış durumdayım. Şahsıma yapılan ithamlara göre ben 20 yıl önceki videoyu, üstelik kırparak servis etmişim. Bir kere videonun kaç yıllık olduğunu bilmiyorum ve bu video benim karşıma Instagramda çıkmıştı ve Instagramda çıkmış haliyle yayınlamıştım. Yani videonun önüne arkasına ben hiçbir şey yapmadım. Bu videoyu yayınladıktan sonra da benim attığım ilgili tweette bunu siz de görebilirsiniz ki sanırım Esra Elönü'ye destek amacıyla bu konuda attığım tweetin altına videonun asıl hali bu diye şimdi paylaştığım bu videoyu attılar. Şimdi bakın bakalım: Videonun asıl hali budur dedikleri videoda Allah en büyük Demokrattır, 5 vakit namaza da gerek yoktur şeklinde önünde arkasında bu konuları düzeltici bir açıklaması var mı.

Ebubekir SOFUOĞLU

66,061 Aufrufe • vor 4 Monaten