Ebubekir SOFUOĞLU's banner
Ebubekir SOFUOĞLU's profile picture

Ebubekir SOFUOĞLU

@Ebsofuoglu336,585 subscribers

Prof. Dr.

Shorts

Şeytanın sol elle yediği bilinmesine, Efendimiz SAV'in sol elle yiyenler hakkında bir hadis-i şerifinde "YAPAMAZ OL" ifadesini kullanmasına rağmen bu sözde "İSLAMCI" Enver, sol elle yanlışlıkla yiyor öyle mi? Görüldüğü gibi sağ elle nizami bir şekilde kesiyor, sol elle ağzına götürüyor ve siz buna hala İSLAMCI diyorsunuz. Müslümanlar daha bunu tanıyamamışlarsa Lawrensi çözemeyenlere hayıflanmasınlar. Adam oldukça profesyonel ve elleri adeta otomatikleşmiş bir şekilde sağ eliyle kesiyor, yanlışlıkla ağzına götürmüyor. Sol elinde tutuyor, tutuyor ve bayağı normal bir şekilde ağzına götürüyor. Tabii ki biz Envere sadece sol elle yemesi üzerinden dikkat çekmiyoruz. Şimdiye kadar Osmanlıya, İslama, Ümmete, Millete yaptıkları üzerinden dikkat çekiyoruz ve bu sol elle yemesini de bunların üzerine ilave ediyoruz. Ama hani bir söz vardır ya; Kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Her şeye tesadüfen ya da yanlışlıkla diye açıklama getirirseniz kimsenin gerçek kimliğini çözemezsiniz. Bu durumda yapılan her hamle ya yanlışlıkladır ya tesadüfendir, denilir. Hani Enver için, onun bu ülkeyi soktuğu ve tek bir zafer bile olmadan hepsinin on binlerce Şehide mal olan ağır mağlubiyetleri temize çıkarmak adına ne denilir: Hayalperestti, üstesinden gelemeyeceği şeylere kalkıştı. Burada da hayalperestti, yanlışlıkla sol eliyle yedi diyeceğiz bu durumda öyle mi? Ne yapalım; Rabbim Müslümanlara feraset nasip etsin İnşaAllah...

Şeytanın sol elle yediği bilinmesine, Efendimiz SAV'in sol elle yiyenler hakkında bir hadis-i şerifinde "YAPAMAZ OL" ifadesini kullanmasına rağmen bu sözde "İSLAMCI" Enver, sol elle yanlışlıkla yiyor öyle mi? Görüldüğü gibi sağ elle nizami bir şekilde kesiyor, sol elle ağzına götürüyor ve siz buna hala İSLAMCI diyorsunuz. Müslümanlar daha bunu tanıyamamışlarsa Lawrensi çözemeyenlere hayıflanmasınlar. Adam oldukça profesyonel ve elleri adeta otomatikleşmiş bir şekilde sağ eliyle kesiyor, yanlışlıkla ağzına götürmüyor. Sol elinde tutuyor, tutuyor ve bayağı normal bir şekilde ağzına götürüyor. Tabii ki biz Envere sadece sol elle yemesi üzerinden dikkat çekmiyoruz. Şimdiye kadar Osmanlıya, İslama, Ümmete, Millete yaptıkları üzerinden dikkat çekiyoruz ve bu sol elle yemesini de bunların üzerine ilave ediyoruz. Ama hani bir söz vardır ya; Kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Her şeye tesadüfen ya da yanlışlıkla diye açıklama getirirseniz kimsenin gerçek kimliğini çözemezsiniz. Bu durumda yapılan her hamle ya yanlışlıkladır ya tesadüfendir, denilir. Hani Enver için, onun bu ülkeyi soktuğu ve tek bir zafer bile olmadan hepsinin on binlerce Şehide mal olan ağır mağlubiyetleri temize çıkarmak adına ne denilir: Hayalperestti, üstesinden gelemeyeceği şeylere kalkıştı. Burada da hayalperestti, yanlışlıkla sol eliyle yedi diyeceğiz bu durumda öyle mi? Ne yapalım; Rabbim Müslümanlara feraset nasip etsin İnşaAllah...

689,265 views

12 yıllık ZORLA EĞİTİMİN nesilleri, dört duvar arasında çürütmek olduğunu hala anlamayan kaldı mı? Eğilimlerine göre planlama yapmayıp herkesi ZORLA sınıflarda tuttuğunuzda nesilleri kendi ellerinizle suç ortamlarına itecek ve böyle böyle çürüteceksiniz. Tüm bunları göre yine karşınıza aptal aptal, siz çocukları erken evlendirmek için böyle yapıyorsunuz diyen geri zekalılar çıkmaya devam edecek. Ve bunlara inanan geri zekalılar da çıkmaya devam edecek. Yok ya! Bunlar gerçekten Türkiye'nin kötülüğünü istiyor. Bu kadar da olmaz diyecek, akıl, vidan sahibi vatansever münevverler nerede acaba?

12 yıllık ZORLA EĞİTİMİN nesilleri, dört duvar arasında çürütmek olduğunu hala anlamayan kaldı mı? Eğilimlerine göre planlama yapmayıp herkesi ZORLA sınıflarda tuttuğunuzda nesilleri kendi ellerinizle suç ortamlarına itecek ve böyle böyle çürüteceksiniz. Tüm bunları göre yine karşınıza aptal aptal, siz çocukları erken evlendirmek için böyle yapıyorsunuz diyen geri zekalılar çıkmaya devam edecek. Ve bunlara inanan geri zekalılar da çıkmaya devam edecek. Yok ya! Bunlar gerçekten Türkiye'nin kötülüğünü istiyor. Bu kadar da olmaz diyecek, akıl, vidan sahibi vatansever münevverler nerede acaba?

348,212 views

Aklımızla, İslamla, muhatapları olan insanlarla, her şeyle alay ediyor ve giydiğinin tesettür olduğunu iddia ediyor. Giydiği, tesettürün TEK BİR şartını karşılıyor sadece. Bunu anlamayanlar kulaklarını iyice açıp kalın kafalarına tesettürün üç şartı olduğunu iyice soksunlar. Birinci şart; El, yüz, ayaklar hariç her taraf kapanmalı İkinci şart; Vücudun her tarafını kapatsa bile altını göstermemeli yani şeffaf olmamalı. Üçüncü şart: Vücut hatlarını belli etmemeli. Şimdi en basit ifade ile daha fazlası var ama biz en basitini söyleyelim. Bunun omuzları, kolları belli değil mi? Sonuçta bu giydiği, tesettür dediği şey vücut hatlarını belli etmiyor mu? Tesettürün üçüncü şartı vücut hatlarının şurasını ya da burasını belli etmeyecek demiyor, hiçbir tarafını belli etmeyecek diyor. Yani şöyle bir şey söylenebilir mi? El, yüz, ayaklar hariç vücudun her tarafını kapatıyor ama transparan bir kıyafet giyiyor. O zaman buna tesettür denilir mi? Nasıl buna tesettür denilemeyecekse, vücudun tek bir kısmına dahi yapışmış kıyafetlere de tesettür denilemez. Tesettür için bu 3 şartı bilmiyor olamaz. Buna rağmen gözümüzün içine baka baka tesettürlü olduğunu söylüyor aklımızla, insanlarla alay ediyor, Allahla alay ediyor. Öte yandan yüzündeki boya ile 100 metrekarelik bir ev boyanır desek evet abartılmış olur. Bu haliyle yüzünü boyamakla da insanda sahtecilik yapıyor. Kendisini gerçek görüntüsünden farklı gösteriyor. Bu da sahtecilik değil mi? Hadis-i Şerif'te giyinik çıplaklara Allah lanet etsin diyor. Vücudunu belli eden kıyafet giyinik çıplak anlamına gelmez mi? Eğer bu o anlama gelmiyorsa giyinik çıplak anlamına gelen şey nedir? Buna tesettür denilir mi? Yine başka bir açıdan daha, eğer bir erkek, gözüne çarptığı için değil beğendiği için kadına ikinci kez bakarsa bu da tesettür yerine geçmez. Çünkü erkeği kendisine baktırmış oluyor. Şu, ucuz ucuz, erkek de bakmasın canım söylemlerinin tesettürde bir karşılığının olmadığını öncelikle ifade edelim. Bir yerde bir gürültü oldum herkes bakmaz mı? Bakar Bir yerde olağanüstü bir aydınlık bir ışıklandırma oldu mu herkes bakmaz mı? Bakar Bir yerde bir hareket oldu mu herkes bakmaz mı? Bakar Yine bir yerde kadın ya da bir insan görüldüğünde ne geliyor diye insan bakmak mı? Bakar Bakınca da her tarafı değilse de kadının haram olan yerleri erkekler tarafından görülmez mi? Görülür. Elbette, tabii ki erkekler bakmasın. Erkeklerin bakması da KESİNKES haramdır. Ancak İslam, erkeğe bakma derken kadına da açma diyor. Yani kadın açsın erkek bakmasın diye tek yönlü bir emir İslam'da yok, fizik kurallarında da böyle bir şey yok. Sen açınca tekrar söylüyorum ama herkes bakar, harama baktırmış olmakla da erkek harama baktığı için suçlu sen de o harama baktırmakla Allah'ın örtün dediği yeri açmakla ya da vücuda yapışmış olması hasebiyle vücudun bir kısmını belli etmekle sonuç itibariyle baktırmış olmakla suçlusun. Ayrıca bu kadın ne yapıyor biliyor musunuz? Evdeki hanım hanımcık tesettürlü kızları yoldan çıkartıyor. Mesela Aleyna Tilki ya da onun gibileri evdeki tesettürlü kızları hiçbir şekilde etkileyemez. Evinde, yuvasında, hanım hanımcık oturan, meşguliyetleri neyse bunları yapan tesettürlü hanım kızlarımızı da böyle tipler üzerinden ayartarak bozmaya çalışıyorlar. Proje her türlü ilerliyor.

Aklımızla, İslamla, muhatapları olan insanlarla, her şeyle alay ediyor ve giydiğinin tesettür olduğunu iddia ediyor. Giydiği, tesettürün TEK BİR şartını karşılıyor sadece. Bunu anlamayanlar kulaklarını iyice açıp kalın kafalarına tesettürün üç şartı olduğunu iyice soksunlar. Birinci şart; El, yüz, ayaklar hariç her taraf kapanmalı İkinci şart; Vücudun her tarafını kapatsa bile altını göstermemeli yani şeffaf olmamalı. Üçüncü şart: Vücut hatlarını belli etmemeli. Şimdi en basit ifade ile daha fazlası var ama biz en basitini söyleyelim. Bunun omuzları, kolları belli değil mi? Sonuçta bu giydiği, tesettür dediği şey vücut hatlarını belli etmiyor mu? Tesettürün üçüncü şartı vücut hatlarının şurasını ya da burasını belli etmeyecek demiyor, hiçbir tarafını belli etmeyecek diyor. Yani şöyle bir şey söylenebilir mi? El, yüz, ayaklar hariç vücudun her tarafını kapatıyor ama transparan bir kıyafet giyiyor. O zaman buna tesettür denilir mi? Nasıl buna tesettür denilemeyecekse, vücudun tek bir kısmına dahi yapışmış kıyafetlere de tesettür denilemez. Tesettür için bu 3 şartı bilmiyor olamaz. Buna rağmen gözümüzün içine baka baka tesettürlü olduğunu söylüyor aklımızla, insanlarla alay ediyor, Allahla alay ediyor. Öte yandan yüzündeki boya ile 100 metrekarelik bir ev boyanır desek evet abartılmış olur. Bu haliyle yüzünü boyamakla da insanda sahtecilik yapıyor. Kendisini gerçek görüntüsünden farklı gösteriyor. Bu da sahtecilik değil mi? Hadis-i Şerif'te giyinik çıplaklara Allah lanet etsin diyor. Vücudunu belli eden kıyafet giyinik çıplak anlamına gelmez mi? Eğer bu o anlama gelmiyorsa giyinik çıplak anlamına gelen şey nedir? Buna tesettür denilir mi? Yine başka bir açıdan daha, eğer bir erkek, gözüne çarptığı için değil beğendiği için kadına ikinci kez bakarsa bu da tesettür yerine geçmez. Çünkü erkeği kendisine baktırmış oluyor. Şu, ucuz ucuz, erkek de bakmasın canım söylemlerinin tesettürde bir karşılığının olmadığını öncelikle ifade edelim. Bir yerde bir gürültü oldum herkes bakmaz mı? Bakar Bir yerde olağanüstü bir aydınlık bir ışıklandırma oldu mu herkes bakmaz mı? Bakar Bir yerde bir hareket oldu mu herkes bakmaz mı? Bakar Yine bir yerde kadın ya da bir insan görüldüğünde ne geliyor diye insan bakmak mı? Bakar Bakınca da her tarafı değilse de kadının haram olan yerleri erkekler tarafından görülmez mi? Görülür. Elbette, tabii ki erkekler bakmasın. Erkeklerin bakması da KESİNKES haramdır. Ancak İslam, erkeğe bakma derken kadına da açma diyor. Yani kadın açsın erkek bakmasın diye tek yönlü bir emir İslam'da yok, fizik kurallarında da böyle bir şey yok. Sen açınca tekrar söylüyorum ama herkes bakar, harama baktırmış olmakla da erkek harama baktığı için suçlu sen de o harama baktırmakla Allah'ın örtün dediği yeri açmakla ya da vücuda yapışmış olması hasebiyle vücudun bir kısmını belli etmekle sonuç itibariyle baktırmış olmakla suçlusun. Ayrıca bu kadın ne yapıyor biliyor musunuz? Evdeki hanım hanımcık tesettürlü kızları yoldan çıkartıyor. Mesela Aleyna Tilki ya da onun gibileri evdeki tesettürlü kızları hiçbir şekilde etkileyemez. Evinde, yuvasında, hanım hanımcık oturan, meşguliyetleri neyse bunları yapan tesettürlü hanım kızlarımızı da böyle tipler üzerinden ayartarak bozmaya çalışıyorlar. Proje her türlü ilerliyor.

54,875 views

İlber Ortaylı da aynısını söyledi, Adalar Lozan anlaşmasıyla değil anlaşmasıyla gitti diye. Bu da bir sürü hakaret ederek aynısını tekrar ediyor. Halbuki komik duruma düşmeye gerek var mı? Tüm bilgiler parmaklarınızın ucunda, elinizde telefon var. Türk Tarih Kurumu, Lozan Antlaşması deyin ve 15. maddeyi açın, çat diye anlaşmanın resmi metni karşınıza çıkıyor. Ve Türkçe okuma biliyorsanız adaların Lozan'da gittiğini görmüş oluyorsunuz. Olay bu kadar basit. Yalan söylemeden tarih aktaramıyor musunuz?

İlber Ortaylı da aynısını söyledi, Adalar Lozan anlaşmasıyla değil anlaşmasıyla gitti diye. Bu da bir sürü hakaret ederek aynısını tekrar ediyor. Halbuki komik duruma düşmeye gerek var mı? Tüm bilgiler parmaklarınızın ucunda, elinizde telefon var. Türk Tarih Kurumu, Lozan Antlaşması deyin ve 15. maddeyi açın, çat diye anlaşmanın resmi metni karşınıza çıkıyor. Ve Türkçe okuma biliyorsanız adaların Lozan'da gittiğini görmüş oluyorsunuz. Olay bu kadar basit. Yalan söylemeden tarih aktaramıyor musunuz?

183,731 views

Emeğini ucuza istismar etmek Yuvasını bizzat kendisine yıktırmak Kendisini sevdiği zannettiği erkeklerin elinde oyuncağa dönüştürmek Sokaklarda onu acınacak hale düşürmek vs vs gibi sebeplerle kadını çalışma hayatına ittiler. Kısaca, onu istismar ettiler. Kadının naif bedeni buna dayanmaz. Durum çok açık ve nettir. Kadın çalışmaz erkek çalışır, kadının her türlü ihtiyacını eşşek gibi (affedersiniz) giderir. Ama bu düzeni bozdular. Peki iyi mi oldu? Hem kötü oldu hem de hala her şey kötüye gidiyor. Kadına yuvasını yıktırdılar, yavrularından ayırdılar. Hem iş yerinde hem evinde köle gibi çalışmak mecburiyetinde bıraktılar. Hanım kardeşlerim; İşlerinizi bırakın. Hayatlarınızdaki erkekler sizlere baksın. Kimileri hocam bakmıyor, ne yapacağız diyebilir. Bu düzen üzerine çalışalım, işte bunu tesis edelim, diyorum ben de. Kadını çalışmak zorunda bırakmayalım. Çalışmak zorunda kalan kadınları anlıyorum, Allah onların yardımcısı olsun, bizleri de onlara yardımcı kılsın ama bir şekilde Hanım kardeşlerim bu vahşi hayattan kendinizi çekin ve kurtarın.

Sensitive content

Emeğini ucuza istismar etmek Yuvasını bizzat kendisine yıktırmak Kendisini sevdiği zannettiği erkeklerin elinde oyuncağa dönüştürmek Sokaklarda onu acınacak hale düşürmek vs vs gibi sebeplerle kadını çalışma hayatına ittiler. Kısaca, onu istismar ettiler. Kadının naif bedeni buna dayanmaz. Durum çok açık ve nettir. Kadın çalışmaz erkek çalışır, kadının her türlü ihtiyacını eşşek gibi (affedersiniz) giderir. Ama bu düzeni bozdular. Peki iyi mi oldu? Hem kötü oldu hem de hala her şey kötüye gidiyor. Kadına yuvasını yıktırdılar, yavrularından ayırdılar. Hem iş yerinde hem evinde köle gibi çalışmak mecburiyetinde bıraktılar. Hanım kardeşlerim; İşlerinizi bırakın. Hayatlarınızdaki erkekler sizlere baksın. Kimileri hocam bakmıyor, ne yapacağız diyebilir. Bu düzen üzerine çalışalım, işte bunu tesis edelim, diyorum ben de. Kadını çalışmak zorunda bırakmayalım. Çalışmak zorunda kalan kadınları anlıyorum, Allah onların yardımcısı olsun, bizleri de onlara yardımcı kılsın ama bir şekilde Hanım kardeşlerim bu vahşi hayattan kendinizi çekin ve kurtarın.

76,270 views

Rabbim Ehli sünnet çizgisine hücum edenlerin, böyle böyle gerçek karakterlerini ortaya koyuyor. Daha nerelere düşecek acaba? Kendisine Kur'an dostu diyordu bu durumda Kur'an'ı yalanlamış olmuyor mu? Kur'an-ı Kerim Hz Musa AS''dan överek bahsediyor. Hz Yusuf AS'dan överek bahsediyor ama bu, adeta Kur'an-ı Kerim'in tam tersine Hz Musa AS'ın saraydaki zamanını adamdan saymıyor, Kur'an'ı yalanlamış oluyor. Cezaevinden çıktıktan sonra hep sarayda olan Hz Yusuf AS'ı da sarayda olduğu için bu durumda hiç adam yerine koymuyor. Dolayısıyla yine Kur'an-ı Kerim'i yalanlamış oluyor. Bu durumda haşa sümme haşa Allah'a da had bildirmiş olmuyor mu? Bunu nasıl yapıyor? Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de kıssalarla bize örnek insanları sunuyor fakat haşa sümme haşa beceremeyip adam olamayan Hz Musa AS'ı ve Hz Yusuf AS'ı örnek göstermiş oluyor. Bu durumda Allah'tan da daha iyi bildiğini ifade etmiş olmuyor mu? Ehli sünnete bulaşanları Allah bu durumlara düşürür. Bir de iki peygamberden bahsediyor. İkisinin de isminin önünde ve arkasında edep, saygı ifadeleri kullanmıyor. Sanki asker arkadaşından bahsediyor. Ayeti kerimede ve kıssalarda ASA diye geçen Musa Aleyhisselam'ın asasına da SOPA diyerek aşağılıyor. Rabbim bunun sonundan muhafaza eylesin. Şu pervasızlığa bakın! Rabbim muhafaza eylesin(bunu değil) Ehli sünnete ittiba edenleri muhafaza eylesin.

Rabbim Ehli sünnet çizgisine hücum edenlerin, böyle böyle gerçek karakterlerini ortaya koyuyor. Daha nerelere düşecek acaba? Kendisine Kur'an dostu diyordu bu durumda Kur'an'ı yalanlamış olmuyor mu? Kur'an-ı Kerim Hz Musa AS''dan överek bahsediyor. Hz Yusuf AS'dan överek bahsediyor ama bu, adeta Kur'an-ı Kerim'in tam tersine Hz Musa AS'ın saraydaki zamanını adamdan saymıyor, Kur'an'ı yalanlamış oluyor. Cezaevinden çıktıktan sonra hep sarayda olan Hz Yusuf AS'ı da sarayda olduğu için bu durumda hiç adam yerine koymuyor. Dolayısıyla yine Kur'an-ı Kerim'i yalanlamış oluyor. Bu durumda haşa sümme haşa Allah'a da had bildirmiş olmuyor mu? Bunu nasıl yapıyor? Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de kıssalarla bize örnek insanları sunuyor fakat haşa sümme haşa beceremeyip adam olamayan Hz Musa AS'ı ve Hz Yusuf AS'ı örnek göstermiş oluyor. Bu durumda Allah'tan da daha iyi bildiğini ifade etmiş olmuyor mu? Ehli sünnete bulaşanları Allah bu durumlara düşürür. Bir de iki peygamberden bahsediyor. İkisinin de isminin önünde ve arkasında edep, saygı ifadeleri kullanmıyor. Sanki asker arkadaşından bahsediyor. Ayeti kerimede ve kıssalarda ASA diye geçen Musa Aleyhisselam'ın asasına da SOPA diyerek aşağılıyor. Rabbim bunun sonundan muhafaza eylesin. Şu pervasızlığa bakın! Rabbim muhafaza eylesin(bunu değil) Ehli sünnete ittiba edenleri muhafaza eylesin.

16,135 views

Şöyle düşünün; Diş tedavisi olmak isteyen fakat korkan çocuğa onu diş ağrısından kurtarmak için zorla iğne yapılır. Peki bu zorla iğnenin bir an arsenik olduğunu düşünün; Çocuğunuzu kendi ellerinizle tutarak çocuğun, feryat ede ede itiraz etmesine rağmen ona zorla arsenik yaptırıyor ve kendi ellerinizle tutarak onu, başkasına öldürtmüş oluyorsunuz. Allah korusun düşünmesi bile kötü. Bugün nesillerimize ZORLA EĞİTİM adı altında yaptırılan şey tam olarak budur. Masum çocuklarımızı ZORLA EĞİTİM adı altında suç makinelerine dönüştürüyoruz. Kimsenin karşı çıkmayacağı eğitim kavramı üzerinden AB hedeflerine göre ZORLA tek tipleştirme, koyunlaştırma, faaliyeti empoze edilmektedir. Eğitime yani öğrenmeye kim karşı çıkabilir ki? Karşı çıkılan şey eğitim değil size eğitim diye dayattıkları tek tipleştirme sürecidir. Alman Max Weberin Japonya'da, Kore'de işi ne? Maks Weber Alman sosyolojisinin, psikolojisinin bir sonucudur. Birbirinden taban tabana zıt, bağımsız Japon sosyolojisi ve psikolojisine nasıl katkısı olabilir ki? Hiçbir katkısı olamaz, ikisi de farklı toplumlardır fakat küresel şirketlerin borazanı Max Weber, Wittgenstein, Heidegger, Freud, Jung, Comte, Nietzche gibi batının ürettiği uyuşturucu tiplerle bütün dünyayı AB hedefleri ölçeğinde yönlendirmeye devam ediyorlar ve bu konuda çok başarılılar. Başarıları eğitim verme konusunda değil. Toplumları dönüştürme, asimile etme konusunda başarılılar. Bir bakın lütfen; toplumlara en az 200 yıldan fazladır dayattıkları ZORLA EĞİTİM'le ulaştıkları sonucu görün. Zorla eğitimi dayattıkları her toplumda alkol, uyuşturucu, fuhuş. eşcinsellik, depresyonlar, akıl hastaneleri, intiharlar, hırsızlık, dolandırıcılık, kumar, cinayet, pedofili, ihanet, ailelerin parçalanması vs gibi sonuçlar elde ettiler. Bu sonuçlar ne yazık ki toplumda az rastlanan neticeler değil. Bu suçlar sayıca yüksek miktarda ve her geçen gün istisnasız bir şekilde sürekli artıyor. Dikkat edin Afrika'nın balta girmemiş ormanları diye tanımladığınız bölgelerde bu sonuçların hiçbirini göremezsiniz, bir tanesine bile rastlayamazsınız. Nasıl oluyor da Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında hiçbir tanesini görmediğimiz insanlık ayıbı bu tür felaketler, ZORLA EĞİTİM adı altında tek tipleştirme yapılan yerlerde karşımıza çıkıyor. Hani her şey güzel olacaktı? Biz ZORLA EĞİTİMİ intiharlar, depresyonlar, akıl hastaneleri, bireyselleşme, fuhuş, uyuşturucu, cinayet, kumar, dolandırıcılık, aldatmalar, ihanetler, ana babaya, millete, devlete, sadakatsizlikler artsın diye mi istemiştik? Bize ZORLA EĞİTİMİ bu hedeflerle mi tavsiye etmişlerdi? Ama en az 200 yıldır giderek artan bir şekilde hep bu sonuçlar neden karşımıza çıkıyor öyleyse? Kitlesel iyi sonuçlar neden göremiyoruz. Hani eğitim çok iyiydi, hani eğitimle muasır medeniyet seviyesine ulaşacaktık. Tekrar söylüyorum eğitime yani öğrenmeye kimsenin karşı çıktığı yok ama eğitim diye dayatılan şey AB hedeflerinin ta kendisidir. Yani denize döktüğümüz düşmanın hedeflerine göre, okula teslim ettiğimizde MASUM olan çocuklarımızı ZORLA dönüştürüyoruz, geleneklerinden kopartıyoruz, insanlıklarından çıkartıyoruz. Anne babalarına, ailelerine, vatanlarına saygısız hale getiriyoruz. Karşımıza, bir yolunu bulup bizi işgal eden Avrupa'ya gitmeye çalışan milyonlarca genç çıkartmış oluyoruz. Eğitimin sonucu bu mu olmalıydı? Bu felaket sonuçların olmadığını söyleyen Türkiye'de tek bir kişi gösterebilir misiniz? ZORLA EĞİTİM diye dayatılan Türkiye'nin dönüştürülme süreci ne zaman bitecek? Buna dur diyen kimse çıkmayacak mı? Kişisel, ölçülü tepkilerinizi neden dile getirmiyorsunuz? Daha neyi görmeyi bekliyorsunuz? Sonra kalkıp ne diyorlar: Eğitimde başarısızlıklar var o yüzden bu sonuçlara ulaştık. Hayır eğitim bütünüyle başarılı çünkü AB standartları olan eğitimin hedefleri buydu ve bu felaketlere ulaşıldı ve ne yazık ki aynı süreç işletilmeye devam ediyor. Düşün artık nesillerimizin yakasından.

Şöyle düşünün; Diş tedavisi olmak isteyen fakat korkan çocuğa onu diş ağrısından kurtarmak için zorla iğne yapılır. Peki bu zorla iğnenin bir an arsenik olduğunu düşünün; Çocuğunuzu kendi ellerinizle tutarak çocuğun, feryat ede ede itiraz etmesine rağmen ona zorla arsenik yaptırıyor ve kendi ellerinizle tutarak onu, başkasına öldürtmüş oluyorsunuz. Allah korusun düşünmesi bile kötü. Bugün nesillerimize ZORLA EĞİTİM adı altında yaptırılan şey tam olarak budur. Masum çocuklarımızı ZORLA EĞİTİM adı altında suç makinelerine dönüştürüyoruz. Kimsenin karşı çıkmayacağı eğitim kavramı üzerinden AB hedeflerine göre ZORLA tek tipleştirme, koyunlaştırma, faaliyeti empoze edilmektedir. Eğitime yani öğrenmeye kim karşı çıkabilir ki? Karşı çıkılan şey eğitim değil size eğitim diye dayattıkları tek tipleştirme sürecidir. Alman Max Weberin Japonya'da, Kore'de işi ne? Maks Weber Alman sosyolojisinin, psikolojisinin bir sonucudur. Birbirinden taban tabana zıt, bağımsız Japon sosyolojisi ve psikolojisine nasıl katkısı olabilir ki? Hiçbir katkısı olamaz, ikisi de farklı toplumlardır fakat küresel şirketlerin borazanı Max Weber, Wittgenstein, Heidegger, Freud, Jung, Comte, Nietzche gibi batının ürettiği uyuşturucu tiplerle bütün dünyayı AB hedefleri ölçeğinde yönlendirmeye devam ediyorlar ve bu konuda çok başarılılar. Başarıları eğitim verme konusunda değil. Toplumları dönüştürme, asimile etme konusunda başarılılar. Bir bakın lütfen; toplumlara en az 200 yıldan fazladır dayattıkları ZORLA EĞİTİM'le ulaştıkları sonucu görün. Zorla eğitimi dayattıkları her toplumda alkol, uyuşturucu, fuhuş. eşcinsellik, depresyonlar, akıl hastaneleri, intiharlar, hırsızlık, dolandırıcılık, kumar, cinayet, pedofili, ihanet, ailelerin parçalanması vs gibi sonuçlar elde ettiler. Bu sonuçlar ne yazık ki toplumda az rastlanan neticeler değil. Bu suçlar sayıca yüksek miktarda ve her geçen gün istisnasız bir şekilde sürekli artıyor. Dikkat edin Afrika'nın balta girmemiş ormanları diye tanımladığınız bölgelerde bu sonuçların hiçbirini göremezsiniz, bir tanesine bile rastlayamazsınız. Nasıl oluyor da Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında hiçbir tanesini görmediğimiz insanlık ayıbı bu tür felaketler, ZORLA EĞİTİM adı altında tek tipleştirme yapılan yerlerde karşımıza çıkıyor. Hani her şey güzel olacaktı? Biz ZORLA EĞİTİMİ intiharlar, depresyonlar, akıl hastaneleri, bireyselleşme, fuhuş, uyuşturucu, cinayet, kumar, dolandırıcılık, aldatmalar, ihanetler, ana babaya, millete, devlete, sadakatsizlikler artsın diye mi istemiştik? Bize ZORLA EĞİTİMİ bu hedeflerle mi tavsiye etmişlerdi? Ama en az 200 yıldır giderek artan bir şekilde hep bu sonuçlar neden karşımıza çıkıyor öyleyse? Kitlesel iyi sonuçlar neden göremiyoruz. Hani eğitim çok iyiydi, hani eğitimle muasır medeniyet seviyesine ulaşacaktık. Tekrar söylüyorum eğitime yani öğrenmeye kimsenin karşı çıktığı yok ama eğitim diye dayatılan şey AB hedeflerinin ta kendisidir. Yani denize döktüğümüz düşmanın hedeflerine göre, okula teslim ettiğimizde MASUM olan çocuklarımızı ZORLA dönüştürüyoruz, geleneklerinden kopartıyoruz, insanlıklarından çıkartıyoruz. Anne babalarına, ailelerine, vatanlarına saygısız hale getiriyoruz. Karşımıza, bir yolunu bulup bizi işgal eden Avrupa'ya gitmeye çalışan milyonlarca genç çıkartmış oluyoruz. Eğitimin sonucu bu mu olmalıydı? Bu felaket sonuçların olmadığını söyleyen Türkiye'de tek bir kişi gösterebilir misiniz? ZORLA EĞİTİM diye dayatılan Türkiye'nin dönüştürülme süreci ne zaman bitecek? Buna dur diyen kimse çıkmayacak mı? Kişisel, ölçülü tepkilerinizi neden dile getirmiyorsunuz? Daha neyi görmeyi bekliyorsunuz? Sonra kalkıp ne diyorlar: Eğitimde başarısızlıklar var o yüzden bu sonuçlara ulaştık. Hayır eğitim bütünüyle başarılı çünkü AB standartları olan eğitimin hedefleri buydu ve bu felaketlere ulaşıldı ve ne yazık ki aynı süreç işletilmeye devam ediyor. Düşün artık nesillerimizin yakasından.

26,183 views

Videos

Ebsofuoglu's profile picture

Hani derler ya, neresini düzelteceksiniz. Bir kez tatile yüzmeye çıkmışlar, yüzerken, kadın erkek karışık yerde mi yüzmüşler, Müslümana has kıyafet giymişlerse de kıyafetin vücuda yapışmaması lazım buna dikkat etmişler mi? Tesettür mayo denilen tuhaf kıyafetler de vücuda yapışıyor çünkü. Yani altını çizerek söyleyelim: TESETTÜR DEĞİLLLL!!!! 3 tane kadın o mesafeye (90 kilometreyi geçiyorsa) mahremleriyle mi gitmişler. Zira mahremleri olmadan Müslüman bir kadın o kadar mesafeye gidemez. Ayrıca üzerlerindeki de tesettür değil. Çünkü tesettürün 3 şartından bir tanesi, kıyafetın, vücut hatlarını belli etmeyecek olmasıdır. Bunların tesettür diye giydiği şey bu şarta uymuyor. Yine bu bağlamda rengarenk, ışıl ışıl kıyafetler de bu tercihi tesettürden çıkartıyor. Ayrıca Müslüman bir kadın video çekip kendini bu şekilde kamuoyuna yaymaz. Öte yandan İskilipli Atıf Hocanın şapka yüzünden idam edilmesine rağmen bunlardan bir tanesi rahatlıkla şapka giyebiliyor. Hoş şapka takıp tesettür görünümlü tuhaf giyimli kişilikler o kadar çok arttı ki İskilipli Atıf Hocanın ne için mücadele ettiğini düşünen kim? Son olarak Hukuk fakültesinde, Tıp fakültesindelermiş. Aman ne büyük ayrıcalık. Sanki Hukuk fakültesinde, Tıp fakültesinde okuyan tek talebe bunlarmış gibi. Sizlerden binlercesi var. İlahiyat fakültesinde okumamış olmayı bir ayrıcalık sayarcasına çok güzel cevap vermiş olduklarını düşünüyorlar ve sevindirik oluyorlar İilayet Fakültesi de olabilirdi diyorlar ancak ilahiyat fakültesinde okumadıklarını göğüsleri gere gere söylemiş oluyorlar. Hoş, bu tiplerden ilahiyat fakültelerinde de bir sürü var da. Şimdi İslami hassasiyet temelli birkaç şey söyledim. Bunlar ya da bunun gibiler muhtemelen ayıplayacaklar ya da güleceklerdir. Hoş umurumda da değil tabii ki haddi zatında bunlar da umurumda değil. Benim derdim; bu tür tiplerin yaygınlaşıp alenileşmesi, son derece azalmış olan düzgün tesettüre dikkat eden kızlarımızın bu TİP ŞEKİLLERDEN etkilenecek olması. Ben buna çok üzülüyorum. Hani Necip Fazıl diyordu ya; "Ustada kalırsa bu öksüz yapı Onu sürdürmeyen çırak utansın" İskilipli Atıf Hoca başta olmak üzere bir sürü ulema mücadele etmiş, cezaevlerine atılmış, işkencelerden geçirilmiş, başını vermiş, şehit olmuş ama gelen nesil böyle. Şu tiplerin haline bakın. Çok yazık!

Ebubekir SOFUOĞLU

1,273,680 views • 1 month ago

Biz, kadın, mahremini ortaya çıkaracak kıyafetler giymemeli dediğimizde kimi sevgi kelebeği görünümlü ırz düşmanı, röntgenci namussuzlar; Siz art niyetlisiniz Sizin aklınız fikriniz cinselliğe çalışıyor Siz öyle nereye bakıyorsunuz Biz orada bir kadın değil bir insan görüyoruz diye hayasızca yalanları sıralayabiliyorlar. Diyelim biz art niyetliyiz. Biz bu sevgi kelebekleri(!?) gibi orada insan değil kadın görüyoruz ve biz bundan dolayı kabahatliyiz farzedelim. Peki bu baba da mı kabahatli? Bu baba da mı orada insan göremiyor da kadın görüyor? Bu baba da mı art niyetli? Bu durum o kadar net ortaya çıkıyor ki bu ırz düşmanı, röntgenci namussuzlar kadını, daha fazla hayasızca seyredebilmek için doğruyu söyleyenlere, kırmızı görmüş boğa gibi burnundan solurcasına bu cümlelerle saldırabiliyorlar. Hedefleri, kadının daha fazla açılmasını sağlamak ve sokakta onları daha fazla röntgenlemek. Şimdi söyleyin lütfen! Kim daha merhametli? Kızının o kıyafetine itiraz eden baba mı daha merhametli yoksa siz orada ne görüyorsunuz, sizin aklınız nereye çalışıyor, siz art niyetlisiniz, biz orada kadın görmüyoruz, biz orada insan görüyoruz diyen bu ahlaksız yalancılar mı daha merhametli? Tabii ki şiddet uygulayarak ağır kelimeler kullanarak değil ancak artık bu şekilde konuşan ahlaksızlara gerekli cevapları verin lütfen. Toplum ne hale geldi! Babasının karşısında kıyafetinin normal olduğunu anlatmaya çalışıyor. Sadece bu olay değil, yüz binlerce Baba bu durumda. Kışkırtan kim, modernite. Modernitenin yandaşları kim? Siz orada insan görmüyorsunuz, siz orada kadını cinsel obje olarak görüyorsunuz, biz pekala orada bir insan görüyoruz diyen bu edepsiz yalancılar.
1:02

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Ebsofuoglu's profile picture

Biz, kadın, mahremini ortaya çıkaracak kıyafetler giymemeli dediğimizde kimi sevgi kelebeği görünümlü ırz düşmanı, röntgenci namussuzlar; Siz art niyetlisiniz Sizin aklınız fikriniz cinselliğe çalışıyor Siz öyle nereye bakıyorsunuz Biz orada bir kadın değil bir insan görüyoruz diye hayasızca yalanları sıralayabiliyorlar. Diyelim biz art niyetliyiz. Biz bu sevgi kelebekleri(!?) gibi orada insan değil kadın görüyoruz ve biz bundan dolayı kabahatliyiz farzedelim. Peki bu baba da mı kabahatli? Bu baba da mı orada insan göremiyor da kadın görüyor? Bu baba da mı art niyetli? Bu durum o kadar net ortaya çıkıyor ki bu ırz düşmanı, röntgenci namussuzlar kadını, daha fazla hayasızca seyredebilmek için doğruyu söyleyenlere, kırmızı görmüş boğa gibi burnundan solurcasına bu cümlelerle saldırabiliyorlar. Hedefleri, kadının daha fazla açılmasını sağlamak ve sokakta onları daha fazla röntgenlemek. Şimdi söyleyin lütfen! Kim daha merhametli? Kızının o kıyafetine itiraz eden baba mı daha merhametli yoksa siz orada ne görüyorsunuz, sizin aklınız nereye çalışıyor, siz art niyetlisiniz, biz orada kadın görmüyoruz, biz orada insan görüyoruz diyen bu ahlaksız yalancılar mı daha merhametli? Tabii ki şiddet uygulayarak ağır kelimeler kullanarak değil ancak artık bu şekilde konuşan ahlaksızlara gerekli cevapları verin lütfen. Toplum ne hale geldi! Babasının karşısında kıyafetinin normal olduğunu anlatmaya çalışıyor. Sadece bu olay değil, yüz binlerce Baba bu durumda. Kışkırtan kim, modernite. Modernitenin yandaşları kim? Siz orada insan görmüyorsunuz, siz orada kadını cinsel obje olarak görüyorsunuz, biz pekala orada bir insan görüyoruz diyen bu edepsiz yalancılar.

Ebubekir SOFUOĞLU

103,975 views • 25 days ago

Ebsofuoglu's profile picture

Kızıl feministlerden başımızı kurtaramamışken şimdi karşımıza erkek düşmanı yeşil feministler çıktı. Saptırma üzerine saptırma yapıyor. Kadının sesinin haramlığı erkeğin günaha girmemesi algısı içinmiş. Halbuki bir kadın işveli cilveli konuşmadıkça, tesettüre aykırı giyinmedikçe erkek günaha girerse girsin. Bu İslamın da umrunda olmaz sizin de umurunuzda olmasın. Allah onun cezasını ahirette verir. Halbuki çarşaflı bacım, sen bunu bilmiyor musun. Burada da İslam kadını erkekten koruyor, erkeğe ayrıcalık sağlamıyor. Erkek de Allahın kulu. Sizin yaptığınız gibi erkeği de düşman saymıyor ama İslam, erkeğe harama bakma yasağı getiriyor. Harama bakma diyerek erkeği de haramdan korumuş oluyor. Ama bir kadın işveli cilveli konuşmasın, tesettürle hareket etsin diyerek de İslam bu kez kadını koruyor. Yani bu çarşaflı bacımızın söylediği gibi erkeğin keyfine göre hareket etmiyor. Her iki tarafı koruyor ama çarşaflı bacımızın ana temasına bakar mısınız? İslam tası tarağı toplamış, her şeyi bir kenara atmış erkeğin rahatı için kadını kısıtlamaya kalkışmış gibi bir muamelede bulunuyor İslama. Ne kadar ağır bir saptıırma. Allah katında bunun bir bedeli var. Kalplerinde hastalık bırakacak şekilde konuşmayın diye ayetini sen konuşuyorsun çarşaflı bacım. Demek ki kalplerinde hastalık olan kişiler var. Bu kalplerinde hastalık olan kişileri korumak olduğu gibi hastalık olan kişilerin kadına zarar vermesini korumak amaçlıdır. Bir kadın, işveli cilveli konuştuğunda tesettüre aykırı hareket ettiğinde karşısındaki bir erkek de bundan etkilendiğinde bu erkekten de kadın hoşlandığında kadın bu erkeğin yakınlaşma talebini reddetmediğinde ve sonuçta bu erkek hedefine ulaştıktan sonra kadını boş bir çuval gibi yüzüstü bıraktığında buradan erkek mi yoksa kadın mı zarar görmüş oluyor. İslam erkeği de korur evet ama bu kurallarla İslam, yabancı erkeklerin saldırılarından BİZZAT KADINI koruyor. Ya Rabbim ya Resulallah, mantığa bakar mısınız: Erkek yoldan çıkmasın diye kadına bir takım kurallar getiriliyormuş. (Bir an bunun öyle olduğunu farz edelim) Erkek yoldan çıkarsa kime zarar verir? Kadına zarar vermez mi, kadını kirlettikten sonra ortada bırakmaz mı? Burada erkek mi korunmuş oluyor kadın mı korunmuş oluyor? İslam her ikisini de koruyor. Bir de ne diyor: İslam erkeği korumak için kadına Kural getiriyormuş anlayışı varmış. Aman Allahım: Sadece kadına kural getirmiyor şunu kafanıza sokun artık. Harama bakmayın, namahrem kadına yaklaşmayın diyerek erkeğe de kural getiriyor. Bunlar, erkeğe de kural değil midir? Ayette, erkekler etkilenmesin demiyormuş, kalbinde hastalık bulunan kişiler etkilenmesin diyormuş. Kalbinde hastalık bulunanlar yine erkekler değil mi? Burada yine ayet kadına işveli cilveli konuşmayın demiş olmuyor mu? O zaman senin bakış açısına baktığımızda İslam, yine senin ifadenle erkeğin keyfi için kadının işveli cilveli konuşmasına mani olmuş olmuyor mu? Yani sorunu kadının işvesinde cilvesinde görmüş olmuyor mu? Nasıl bir mantığınız var böyle ya! Kimse sorunu kadının varlığında görmüyor? İşveli cilveli konuşmayın, çıplak gezinmeyin diyor. Tesettürlü hareket eden işveli cilveli hareket etmeyen hanımefendilere bir şey söyleyen var mı? Aman Allahım ya nasıl bir mantıkla karşı karşıyayız: İslam kadını başkasının nefsinden sorumlu tutmuyormuş, mantığa bakar mısınız! Ya video da okuduğun ayeti kerimede işveli cilveli konuşan kadın başkasının nefsini harekete geçirmiş olmuyor mu? Tesettüre aykırı giyinen kadın başkasının nefsini harekete geçirmiş olmuyor mu? Tesettür de vakar da bir erkeğin zaafına göre belirlenmiş kurallar değilmiş! Nasıl saptırıyor ya! Tam olarak erkeğin zaafına göre belirlenmiş kurallardır ve kadını yabancı erkeğin saldırılarından korumak içindir. O zaman gece yarısı tesettüre tamamıyla aykırı bir şekilde sokakta işveli clveli dolaşan kadının güvenliğini garanti edebilecek misin? Halbuki İslam, kadını bu şekilde hareket edildiğinde başına gelecek olanlardan koruyor.

Ebubekir SOFUOĞLU

52,692 views • 1 month ago

Ebsofuoglu's profile picture

KADINLAR KENDİLERİNİ KULLANILMIŞ HİSSEDİYORLARMIŞ. Ne kadar acı acı cümleler sıralanıyor. Sadece bu kadın değil birçok kadın, hayat arkadaşı kocasına, asli görevlerinden birisini yapan kadını bu şekilde tahrik etmiş oluyor. Erkekler de o zaman şöyle mi demeli: Bu kadın beni hiçbir zaman hatırlamıyor, görmüyor yok sayıyor ama ne zaman paraya ihtiyacı olursa beni o zaman hatırlıyor. Dolayısıyla beni cüzdan olarak görüyor. Benim paramı kullanıyor diye mi düşünmeli o zaman? Siz hayat müşterektir diye bir şey bilmiyor musunuz? Evlenirken kadın ve erkek biri diğerinin tüm ihtiyaçlarını ve bu bağlamda cinsel ihtiyaçlarını, öbürü de hayat arkadaşının maddi manevi tüm ihtiyaçlarını karşılayacak diye söz veriyor, imza atıyor, taahhütte bulunuyor. Kadın ve erkek birbirlerine evlenirken demiş oluyor ki; evlilik kaynaklı tüm ihtiyaçların bundan sonra benim tarafımdan karşılanacaktır. Sen bir kadın olarak evlenirken imzanı at, taahhütte bulun, adamla ölene kadar evlilik akdi gerçekleştir, sonra adamın mahrem ihtiyaçları için yok bana iltifat etmedin yok beni değersiz hissettirdin yok bana benim ne kadar değerli olduğumu fark ettirmedin yok bana güzel sözler söylemedin yok bana hediye almadın yok başka erkeklerin karılarına yaptıklarını yapmadın yok beni cinsel obje olarak görüyorsun vs vs vs diye erkeğe aşılmaz çıtalar koy. Her gün yeni engeller çıkar. Adam iş yerinde uğraşsın, çırpınsın, didinsin, bu yetmez iş yerinden eve dönerken karısına hangi iltifatı, hangi sözü söyleyeceğini düşünsün. Çünkü aynı sözü söyleyemez aynı sözü söylerse kadın kendini değersiz hissedermiş. Her gün yeni bir söz bulmak zorunda. Senede 365, 10 senede 3650 kelime eder. Adam bunların hepsini bulmak zorunda. Her defasında yeni yeni iltifatlar, hediyeler, davranışlar geliştirmek zorunda yoksa kadın kendisini değersiz hissedermiş. İşte kadınımızı bu tür çıtalar koydurtarak erkeğiyle çatıştırıyorlar. Halbuki bir erkek evinin ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınıyorsa, evini ihtiyaç içinde bırakmıyorsa o, karısına da evine de çocuklarına da asgari ilgiyi göstermiş olur. Daha fazla ilgi göstermiş olsa iyi olmaz mı, tabii ki iyi olur ama her defasında ortalıkta, sürekli yükseltilen ilgi çıtaları erkeği canından bezdiriyor. Eve dönerken erkek iş yerinde yaşadığı stresin aynısını yolda yaşayacak. Çünkü karısına dünden farklı ne söyleyecek? Bir gün, üç gün, beş gün, bir hafta, iki hafta, 1 ay, 3 ay, 5 ay öncesinden söylemediği hangi cümleleri söyleyecek, hangi davranışları kullanacak. Bunları düşünüp bulmak zorunda. Ama kadın eşine hiçbir şekilde iltifat etmeyecek. Bakın, biz bunu söylerken kadına da kocasına iltifat etmesi bağlamında çıta üstüne çıta koymuyoruz. Kocası kadına şu şekilde iltifat etmiyor, değer verdiğini göstermiyor derken karısı kocasına değer veriyor mu vermiyor mu diye soruyor musunuz? Her işten döndüğünde ya da her işe giderken kadın kocasına her gün yeni yeni iltifatlar yeni yeni davranışlar sergiliyor mu diye soruyor musunuz? Evin rızkını temin ediyorsun, Allah razı olsun, eline, emeğine sağlık türünden her Allahın günü ve her gününde de değişik değişik iltifatlarda kadın bulunuyor mu? Kadınlara bu tür iltifat çıtaları koyuluyor mu? Kadınların kocalarına göstermediği bu iltifat çıtaları erkeklerden neden bekleniyor? BAKIN BUNLARI REDDEDİYOR DEĞİLİM. Kadınlar ve erkekler birbirlerine elbette güzel davranmalılar ama bu mecburiyet haline getirilmemelidir. KADIN DA ERKEK DE EVLİLİK KAYNAKLI İŞLERİNİ YAPIYORSA KARŞILIKLI BİRBİRLERİNE İLTİFATLAR EDİYOR , DEĞER VERİYOR DEMEKTİR. Bunun üzerine lüzumsuz çıtalar koymak sadece çiftleri yorar, evlilikleri yıkar. Fakat ne yazık ki görüyoruz ki bu tür kişiler evlilikte çıta üstüne çıtalar koyarak kadınlarımızı, hayatına almış oldukları erkeklerden soğutuyorlar. Bunun devamında da sergilemiş oldukları soğuk davranışlarla da erkeği canından bezdiriyorlar ve o yuvanın dibine dinamit koymuş oluyorlar.

Ebubekir SOFUOĞLU

50,241 views • 1 month ago

Ne yapsın adam? Cinsel talebini kime söylesin? Tabii ki eşine diyecekler. İyi ama söylemesi yetmiyor. Her defasında yeni bir şey bulmak zorunda. Erkeğin düştüğü durumu bir düşünün. Kaba saba söylemedikten sonra her defasında yeni bir şey bulmaya zorlanmak kaldırılabilir bir şey mi? Erkek, eşini cinsel ilişkiye ikna etmek için her defasında yeni yollar bulacak, yeni yöntemler belirleyecek, yeni yeni iltifat cümleleri kuracak, hediyelerle gelecek, çiçekler, böcekler vs vs. Bu kadını ötekileştirmek için demiyorum ki kadınları, normal şartlarda bu tür aile danışmanı görünümlü kişiler harekete geçirmedikçe çoğunun aklında böyle, erkeği engelli atlamaya tabi tutmak yoktur. Hanım kardeşlerimiz de bu videoyu izlediğinde doğru ya; eşim bana niye böyle yapmıyor, niye iltifat etmiyor, niye hediye getirmiyor diye kendisini bu şekilde etkileyene çok fazla direnemiyor. Bunun üzerine eşine engelli atlamalar koyuyor. Halbuki evlilikler erkeğin ve kadının sorumluluklarını, karşılıklı taahhüt ettikleri ahitleşmedir. Ne erkek evin iaşesinde kadına zorluk çıkaracak ne de kadın evin idaresi ve cinsellikte erkeğe zorluk çıkaracaktır. Kadın ve erkek elbette birbirlerine dikkatli konuşmalı ama erkek evin ihtiyaçları konusunda kadın da evin idaresi ve cinsellik konusunda ambargo uygulamamalı, elindekini silah olarak kullanmamalıdır. Bu dengenin tutulamadığı, bu tür aile danışmanlarından etkilenip kocaya cinsel ambargo uygulanan birçok yuvalarda sıkıntılar var. Hatta bazı yuvalarda erkekler, kadınların koyduğu ambargolardan bıkıp, porno mastürbasyonla (affedersiniz) ya da aldatmalarla hayatını sürdürmeye yöneliyor. Elbette ki erkek, eşine iltifat etsin, birlikte son derece saygın bir hayat geçirsinler ama her defasında erkeğin önüne yeni yeni çıtalar çıkartmak, evliliğe zarar veriyor. Şöyle düşünün; evi karı koca birlikte sırtlanır. Kocanın karısından bir takım talepleri gündeme geldiğinde erkek, her defasında yeni yeni cümleler, yeni yeni davranışlar, yeni yeni tutumlar, yeni yeni romantik alternatifler, hediyeler, çiçekler, böcekler bulmak zorunda kalıyor. Peki kadın kocasından bir şey isterken, kadının böyle bir mecburiyeti var mı? Yani kadın eşinden bir şey isterken her isteğinde ona iltifatlar, serenatlar, hediyeler, çiçekler, böcekler, yapıyor mu? Kadın eşini işe gönderirken her defasında evinin ihtiyacını gördüğü için ona tumturaklı cümleler, şiirler, nağmeler, beyitler sıralıyor mu? Tabii ki hayır ve ben de bunu söylemiyorum zaten. Sadece taraflar birbirlerine normal, saygılı, kırmadan, rencide etmeden, nazik diyalog kurmalılar. Kocanız, sorumluluklarına sahipse elbette kendisi için ama sizin ve çocuklarınız için de çalışmış olmuyor mu? Yani bu size verilen değerin bir başka gösterge değil mi? Bu erkeğe, beni değerli hissettirsin diye her defasında engel atlatmaya gerek var mı değerli Hanom kardeşlerim. Bir çift güzel sözü hak etmiyor muyum, bana kendimi değerli hissettirmesin mi, onunla güzel vakit geçirmeyi istememeli miyim, birlikte bir yerlere çıkmamalı mıyız, akşamları yemeğe, hafta sonları tatile gitmeyelim mi türünden sürekli çıtayı yükseltici ifadeler eşinizde bıkkınlığa yol açar. Elbette kişiler, imkanları nispetinde birbirlerine yakın davranmalılar ancak bu şekilde erkeğin önüne her defasında çıkartılan yeni yeni engellerle erkek canından bezdirilmez. O, BİR ÇİFT GÜZEL SÖZ beklentisinin ardı arkası arkası kesilmiyor. Bu beklentiyi bilen erkekler işten eve dönerken, ben şimdi hatuna hangi cümleyi kullanacağım, hangi iltifatı yapacağım, hangi hediyeyi getireceğim çıkmazlarına giriyor. Sonuçta kelimeler, cümleler sınırlı, hediyeler de sınırlı. İltifatların, hediyelerin sonu gelince ne olacak peki. Bunu kaç kişi taşıyabilir. Hanım kardeşlerim bu tür tavsiyelere lütfen itibar etmeyin. iltifatlar, hediyeler, hayat arkadaşınızla kendi minvalinde gelişir. Bu telkinlerle beklentilerinizin yükseltilmesine fırsat verip eşinizle aranızı açtırmayın.
0:39

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Ebsofuoglu's profile picture

Ne yapsın adam? Cinsel talebini kime söylesin? Tabii ki eşine diyecekler. İyi ama söylemesi yetmiyor. Her defasında yeni bir şey bulmak zorunda. Erkeğin düştüğü durumu bir düşünün. Kaba saba söylemedikten sonra her defasında yeni bir şey bulmaya zorlanmak kaldırılabilir bir şey mi? Erkek, eşini cinsel ilişkiye ikna etmek için her defasında yeni yollar bulacak, yeni yöntemler belirleyecek, yeni yeni iltifat cümleleri kuracak, hediyelerle gelecek, çiçekler, böcekler vs vs. Bu kadını ötekileştirmek için demiyorum ki kadınları, normal şartlarda bu tür aile danışmanı görünümlü kişiler harekete geçirmedikçe çoğunun aklında böyle, erkeği engelli atlamaya tabi tutmak yoktur. Hanım kardeşlerimiz de bu videoyu izlediğinde doğru ya; eşim bana niye böyle yapmıyor, niye iltifat etmiyor, niye hediye getirmiyor diye kendisini bu şekilde etkileyene çok fazla direnemiyor. Bunun üzerine eşine engelli atlamalar koyuyor. Halbuki evlilikler erkeğin ve kadının sorumluluklarını, karşılıklı taahhüt ettikleri ahitleşmedir. Ne erkek evin iaşesinde kadına zorluk çıkaracak ne de kadın evin idaresi ve cinsellikte erkeğe zorluk çıkaracaktır. Kadın ve erkek elbette birbirlerine dikkatli konuşmalı ama erkek evin ihtiyaçları konusunda kadın da evin idaresi ve cinsellik konusunda ambargo uygulamamalı, elindekini silah olarak kullanmamalıdır. Bu dengenin tutulamadığı, bu tür aile danışmanlarından etkilenip kocaya cinsel ambargo uygulanan birçok yuvalarda sıkıntılar var. Hatta bazı yuvalarda erkekler, kadınların koyduğu ambargolardan bıkıp, porno mastürbasyonla (affedersiniz) ya da aldatmalarla hayatını sürdürmeye yöneliyor. Elbette ki erkek, eşine iltifat etsin, birlikte son derece saygın bir hayat geçirsinler ama her defasında erkeğin önüne yeni yeni çıtalar çıkartmak, evliliğe zarar veriyor. Şöyle düşünün; evi karı koca birlikte sırtlanır. Kocanın karısından bir takım talepleri gündeme geldiğinde erkek, her defasında yeni yeni cümleler, yeni yeni davranışlar, yeni yeni tutumlar, yeni yeni romantik alternatifler, hediyeler, çiçekler, böcekler bulmak zorunda kalıyor. Peki kadın kocasından bir şey isterken, kadının böyle bir mecburiyeti var mı? Yani kadın eşinden bir şey isterken her isteğinde ona iltifatlar, serenatlar, hediyeler, çiçekler, böcekler, yapıyor mu? Kadın eşini işe gönderirken her defasında evinin ihtiyacını gördüğü için ona tumturaklı cümleler, şiirler, nağmeler, beyitler sıralıyor mu? Tabii ki hayır ve ben de bunu söylemiyorum zaten. Sadece taraflar birbirlerine normal, saygılı, kırmadan, rencide etmeden, nazik diyalog kurmalılar. Kocanız, sorumluluklarına sahipse elbette kendisi için ama sizin ve çocuklarınız için de çalışmış olmuyor mu? Yani bu size verilen değerin bir başka gösterge değil mi? Bu erkeğe, beni değerli hissettirsin diye her defasında engel atlatmaya gerek var mı değerli Hanom kardeşlerim. Bir çift güzel sözü hak etmiyor muyum, bana kendimi değerli hissettirmesin mi, onunla güzel vakit geçirmeyi istememeli miyim, birlikte bir yerlere çıkmamalı mıyız, akşamları yemeğe, hafta sonları tatile gitmeyelim mi türünden sürekli çıtayı yükseltici ifadeler eşinizde bıkkınlığa yol açar. Elbette kişiler, imkanları nispetinde birbirlerine yakın davranmalılar ancak bu şekilde erkeğin önüne her defasında çıkartılan yeni yeni engellerle erkek canından bezdirilmez. O, BİR ÇİFT GÜZEL SÖZ beklentisinin ardı arkası arkası kesilmiyor. Bu beklentiyi bilen erkekler işten eve dönerken, ben şimdi hatuna hangi cümleyi kullanacağım, hangi iltifatı yapacağım, hangi hediyeyi getireceğim çıkmazlarına giriyor. Sonuçta kelimeler, cümleler sınırlı, hediyeler de sınırlı. İltifatların, hediyelerin sonu gelince ne olacak peki. Bunu kaç kişi taşıyabilir. Hanım kardeşlerim bu tür tavsiyelere lütfen itibar etmeyin. iltifatlar, hediyeler, hayat arkadaşınızla kendi minvalinde gelişir. Bu telkinlerle beklentilerinizin yükseltilmesine fırsat verip eşinizle aranızı açtırmayın.

Ebubekir SOFUOĞLU

252,608 views • 1 year ago

Ebsofuoglu's profile picture

Şimdi de Cumhurbaşkanımız ağzıyla söylüyor, Gazze'deyiz diye ama bu NANKÖRLERE yetmez. İmzalı, belgeli, tabur tabur askeriyle, tankıyla, tüfeğiyle uçağıyla ,topuyla, resimleriyle, videolarıyla hepsini bunların gözüne gözüne sorsanız bile yine inanmazlar. Be geri zekalılar; Uluslararası ilişkiler diye bir şey var Diplomasi diye bir şey var Siz yaparsanız size misliyle karşılık verirler diye bir şey var Proxy savaşlar diye bir şey var Istihbarat savaşları diye bir şey var. Birçok şey gizli kapaklı yapılır, açıktan yapılmaz ama kime söylüyorsunuz ki bunları! Türkiye'de öyle NANKÖRLER var ki ilk olarak bunlar cehaletlerini bilmezler. Gözleriyle görüp, kulaklarıyla işittiklerini bile olmadık tevillerle aslından saptırırlar. Hayatlarında toplasanız 10 kitap bile okumamışlardır. Bırakın Dünya tarihini, Fransız ihtilalinden bugüne olan dönemden 10 tane önemli hadise hakkında 3 dakika konuşun deyin konuşamazlar. Bu kadar kapkara cehaletlerine rağmen ama bunlar asla kül yutmazlar. Siz aylarca, senelerce okumuşsunuz, araştırmışsınız, incelemişsiniz, onlara vız gelir. Onların hadiseyi bir kere görmeleri yeterlidir, hemen anlarlar. Bunlar dehadır, herkes uykudadır ama bunlar uyanıktır. Çok yazık! Bunlar için söylenecek birkaç kelime vardır: Ya haindirler (laf olsun diye söylemiyorum) Ya aptaldırlar Ya da nankördürler. Ama Allah sizin hesabınızı görecek merak etmeyin.

Ebubekir SOFUOĞLU

228,652 views • 1 year ago

Ebsofuoglu's profile picture

Şunun kullandığı üsluba bakar mısınız? Naaşını omuzlarımızda taşıdığımız Mahmud Efendi, Esad Efendi, Mehmet Zahid Kotku Efendi, Ali Haydar Efendi, Sami Efendi Hazretleri ya da yüzlerce yıl önce vefat etmiş ve kabirlerine, ellerimizle ve o zamanki müminlerin kendi elleriyle defin eylediğimiz bu Mübarekler orada yatmıyormuş da topal eşek ölüsü yatıyormuş. Kendi ellerimizle defnettiğimiz kabirlerde bu Mübarekler değil de topal eşek ölüsü(haşa) medfunmuş. Bir ayrım yapmadan bu kıssayı anlatıyor, tüm Evliyaullahı tenzih ederiz demiyor böylece de hepsini zan altında bırakıyor. Sonuç itibarıyla mübareklerin hepsinin kabirlerinin topal eşek ölüleri ile dolu olduğunu söylemiş oluyor. Böylece aynı zamanda millete de hakaret etmiş oluyor. Çünkü Millet; Millet Hacı Bektaşi Veli Hoca Ahmet Yesevi Yunus Emre Hacı Bayram Veli Hazretleri vs vs vs gibi mübareklerin kabirlerini ziyaret ettiğinde aslında topal eşek ölülerini ziyaret ediyormuşlar da haberleri yokmuş. Bu millet bu kadar safmış, ne kadar Evliyaullah kabri varsa, hepsi topal eşek ölüsünün yattığı kabirlermiş. Yazıklar olsun! Şu kullandığı üsluba bakın. Hem o kabirlerde yatan mübareklere büyük hakaret, hem bu kabirleri ziyaret eden milleti aptal yerine koymaktan başka bir şey olmayan bu üsluba, yazıklar olsun! Allah bunun hesabını size sorsun. Bir de bir videosunda ne diyor. Tevhid ehline, gayrimüslim, İslam düşmanı herkes saldırıyor, bir de bunlar saldırıyor diyor. Nerede kendisini dindar olarak tanımlayan kişiler varsa diyor, İslam dışı kişilerle birlikte Tevhid ehline saldırıyor, terörist diyor diye Müslümanları suçluyor. Kimse durduk yerde masum insanlara terörist demez. Terörist damgası size aittir, bunu silemezsiniz üslubunda da değilim ama siz namaz kılmayana bile kafir deyip açık açık bu cümlelerle olmasa da üzerlerine, cihat edilir türünden vaazlar ederseniz, 16-17 yaşlarındaki gençleri, (bunu bilemiyorum ama niyetiniz açıkça bu olmasa da) kışkırtırsanız size söylenecek terminolojiyi siz söyleyin o zaman. Daha geçenlerde kaç tane polisimiz Allahu ekber diye Tekbir getirilerek Şehit edilmedi mi? Bunlar hepsi Müslüman, masum insanlar değil miydi? Polislerimizi şehit edenler sizin hitap ettiğiniz kitle değil mi? Öte yandan Müslümanlar size terörist diyor diye Müslümanları İslam dışı camiayla bir tutuyorsunuz ya, peki şu an sizin yaptığınız ne? Nerede bir müşrik, nerede bir kafir, nerede İslama alaycı bakış açısı ile yaklaşan kişiler varsa hepsi kabirlerle alay etmiyor mu? Siz şu an şu üslubunuzla, Müslümanların değer verdiği insanların naaşlarıyla topal eşek ölüsü diye alay etmiş olmuyor musunuz? Böylelikle siz de İslam düşmanlarının söylemini kullanmıyor musunuz? Demek biz bilemedik öyle mi? Biz mübareklerin naaşları diye gidiyoruz ama hepsi topal eşek ölüsüymüş. Sen bunu nasıl bildin? Bütün dünyadaki yüzlerce yıl önce vefat etmiş ulemanın tamamının yaptığı kabirlerin hepsi topal eşek ölüsü doluymuş öyle mi? Milletin vefat etmişlerine göstermiş olduğu vefa duygusuyla alay ediyorsun ya, Allah bunun hesabını sana sorsun Halis Bayancuk

Ebubekir SOFUOĞLU

105,756 views • 6 months ago

Ebsofuoglu's profile picture

Burasının Anadolu'da bir şehir olduğunu düşünmeyin. YouTube'da, "1900'lü yıllar Londra" diye tarayın, karşınıza çıkar. Sokaklardaki neredeyse %90'ı tesettürlü ve hatta bazısı ağzına varıncaya kadar kapalı İngiliz kadınlarına bakın, bir de şimdi neredeyse üryana çevrilen İngiliz kadınlarını düşünün ve emperyalizmin kadını nereye sürüklediğini gözlerinizle görün. Kimi kadınlar, sokaklarda elbiselerinin çoğunu çıkarmış gezerken, kendi tercihimle bunu yapıyorum dediklerinde şu videoyu dikkatle izlesinler. Sadece bir yüzyıl içerisinde önce Batı kadınını, sonra da doğu kadınını, nasıl kökten değiştirdiklerini ibretle görsünler. Emperyalistler, amaçlarına alet etmek için önce, batının Katolik, Protestan kadınını, şimdi de İslam dünyasındaki kadını frapanlaştırdılar. Değerli Hanım kardeşlerim alet olmayın, direnin. Burada bir şey daha dikkatinizi çekmiştir sanırım: Hani CHP diyordu ya emperyalizmle savaştık diye. CHP; sen emperyalizmle savaşmadın! İstiklal harbinde bu millet savaştı, sen ise zaferi milletten çaldın. Tek parti döneminde İstiklal harbi Gazisi, Şehidi bu millete, emperyalizm uzantılarını getirdin dayattın. Ispat mı istiyorsun işte ispatı: İngiliz çocuklarının kafasındaki şapkalara bakın. Hepsi nasılda şapkalı. Hepsi evlerinden çıkarken şapka giymeye karar vermişler ve bu yüzden hepsi o anda tesadüfen şapkalı öyle mi? Aynısını çeyrek yüzyıl sonra CHP, bizde de uyguladı. Batıdan getirdikleri bu şapkayı CHP, 7'sinden 77'sine bize zorla dayattı. İstiklal harbini yapmış bu milletten ne istedin CHP? Kendi başlarını bile onlara bırakmadın. Kafalarınıza şunu takacaksınız diye kanunlar çıkardın. Dedim ya; önce Hristiyan Dünyayı, sonra Müslüman Dünyayı bozdular.

Ebubekir SOFUOĞLU

407,834 views • 2 years ago

Ebsofuoglu's profile picture

Baştan sona İslama, geleneğe hücum eden açıklamalar. Teker teker bu açıklamaları tahlil edelim: (Büyük harfli yazılar hanımefendiye aittir) ​KADINLIĞINDAN UTAN, SESİNİ ÇIKARMA derken normal sesini çıkarana kimse kadınlığından utan demiyor. İftiraya bununla başlamış. ERKEK GİBİ OL derken de kadınsı özelliklerin toplumda fark edilmesin denilmiş işte. Ne yani kötü mü bu. Bu bir temsili anlatımdır. Normal ortalama bir insan gibi yürüyen, gezen, dolaşan kadından bahsetmiyorum tabii ki; böyle bir kadına kimse bir şey söylemez zaten ancak bir kadın sadece kadınsılığıyla elbette toplumda dikkat çekmemeli. Ya da alabildiğine müstehcen giyinmeli, şuh tavırlar sergilemeli ve toplumda bu şekilde dikkat mi çekmeli yani. ​NEŞELİ, GÜLER YÜZLÜ, DIŞA DÖNÜK KADINLAR ANINDA YAFTALANMIŞ. Nasıl yaftalanmış meseka? Kadın, sokakta şen şakrak, cıvıl cıvıl her tarafa gülücük dağıtan kadın mı olmalı. Kadınların kendi içinde neşeli, dışa dönük olmasına bir itirazda bulunan mı var? Sizin derdiniz ne? Kadın erkeklerin arasında da neşeli, şen şakrak, cıvıl cıvıl, dışa dönük mü olsun, karşısına çıkan her erkeğe mesaj mı versin yani? TOPLUM İÇİNDE HEMEN KÖTÜ KADIN DİYE YAFTALANMIŞ Normal vakarlı bir kadını kimse kötü kadın diye yaftalamaz. Rabb'im bu iftiranın hesabını soracak. KADINLAR TOPLUM İÇİNDE GÜLMEMEYE , KENDİLERİNİ BASKILAMAYA ve KADINLIKLARINDAN UTANIR HALE GELMEYE ZORLANMIŞ. Toplum içinde değil erkekler içinde bu şekilde davranmama hususunda kadınlara hatırlatmalarda bulunulmaktqdır. Burası da mı olmadı. Yani erkekler içinde de kadınlar hiçbir sınır olmadan hareket edecek öyle mi? Gülecek, atlayacak, zıplayacak, sigara içecek, yüksek sesle konuşacak, kahkaha atacak, öyle mi yani? Allahınızı severseniz, kadınlar arasında gülen, neşeli kadına şimdiye kadar kötü kadın diyen olmuş mu? Yedisinden 70'ine bu konuda sorunlu olan herkes şu hususu kalın kafasına bir soksun: ​İslam, Sadece Sadece Sadece Sadece Sadece Erkekler arasında ya da erkeklerin içinde kadına sınırlamalar getirir ki bu normaldir. İslam, erkeklere de kadınların içinde sınırlama getirir. Buda o kadar normaldir ki. Kadına, kadınlar arasında İslam bir sınırlama getirmez. SAHİH OLMAYAN, UYDURMA HADİSLERİ SANKİ GERÇEKMİŞ GİBİ HALK ARASINDA YAYARAK KADINLARIN KADINLIKLARINI FITRAT DÜZEYİNDE BASTIRDILAR. Rabbim sana bu iftiralarının bedelini ödetecek Uydurma dediğin hadisler nelerdir mesela. Bunları söyleyin lütfen. Bu konuda hangi hadisler uydurma. Muğlak ifadelerle, uydurma hadisler diye saldırmak hakkaniyetli değildir Allah bunların hepsini görüyor. ÖYLE Kİ TESETTÜR BİLE Kİ ASLI SETRETMEKTİR, ÖRTMEKTİR . BİZE BİR BASKILAMA ARACI GİBİ ANLATILMIŞ Baskılama aracı olarak nasıl anlatılmış acaba? Neden muğlak muğlak ithamlarla konuşuluyor. Baskılama aracı olarak denilen şey ne? Buraların net bir şekilde açıklanması gerekmiyor mu? Kadına baskı aracı olarak ne yapma demişler mesela. AMAN GÖĞSÜN BELLİ OLMASINMIŞ . Ne yani göğsü belli mi olsun, Allah bunun da hesabını soracak. AMAN YAŞIN , GENÇLİĞİN ANLAŞILMASIN DİYEREK KADINI GÖRÜNMEZ KILMAYA ÇALIŞMIŞLAR O zaman ilk olarak bu konuda Efendimiz SAV'i suçlaman gerekir ki yaşlıyken genç görüneni eleştiren Efendimiz SAV, gençken yaşlı görüneni övmüştür. Tabii bu konuda Efendimiz SAV'e de dil uzatmaktan demek ki çekinilmiyor. YÜZ ERKEĞİN İÇİNE GİRSEN ERKEK GİBİ ÇIKACAKSIN TELKİNİYLE BÜYÜMÜŞ KIZ ÇOCUKLARIMIZ. Ben anlamıyorum ya, bu, temsili bir anlatımdır ve haddizatında bir övgü ifadesidir. Bunun neresi kötü. Yüz erkeğin içine girersen erkek gibi sapasağlam vakarından hiçbir taviz vermeden çıkacaksın manasına gelir. Bunun neresi kötü, hafif bir kız olarak çıkacaksın mı demeliydiler? Gördüğünüz gibi konu İslam düşmanlığı oldu mu herkes hatta çarşaflısı bile pervasızca saldırabiliyor. Bir de bu, aile danışmanı olacak. Gidip bundan Ailenizle ilgili fikir alacaksınız öyle mi? Gidin alın bakalım!

Ebubekir SOFUOĞLU

24,694 views • 1 month ago

Ebsofuoglu's profile picture

Bu toprağın altı da var, provokatörlük yapma Muhammed Emin Yıldırım. Senin yaptığın, Gazze konusunda kendini parça parça edercesine yardım yapmaya gayret eden Türkiye'ye zulümdür. Gazze'ye milyon dolarlık yardım yapan Baykarı yuhalatıyorsun(11.saniye), Gazze için çırpınan Cumhurbaşkanımıza her şeyi yapmadı diyorsun(36.saniye), bunu hem sözlü hem fiili olarak defalarca haykırmasına rağmen Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduğunu ilan et diyorsun(30.saniye). Sana yazıklar olsun Muhammed Emin Yıldırım. Bu yaptığın zulümdür. Ayrıca bilinmeyen, çok ciddi bir takım desteklerin yapıldığına da şahidim ancak buna inanmak zorunda değilsiniz. Kamuoyunun gözünde yapılan yardımlar bile Türkiye'nin gayretlerini ortaya koymaya yeterlidir. Devletler bir takım yardımları açıktan yapabileceği gibi başka kaynaklardan da yardımları olur. Çünkü başka kaynaktan yardımları açık etmek o devlete yönelik ciddi sıkıntılara yol açabilir. Gazze'ye yardım yapan Türkiye'yi oyundan düşürmek için çıkartılan orman yangınları da sana yetmiyor mu Muhammed Emin Yıldırım? Türkiye'deki hain potansiyelinin yüksek olduğunu, bunların sokakları karıştıracağını, milleti birbirine düşüreceğini, Allah korusun Arap baharı türü olayların çıkacağını hiç mi tahmin etmiyorsun? Venezuela örneğini, Arap ülkelerinde çıkartılan karışıklıkları ne çabuk unuttun. Bir de Gazze konusunda konferanslar, mitingler yapılınca devlet mani oluyormuş demiyorlar mı? Bu iftiraların bedelini kıyamet günü ödersiniz. Türkiye'de Gazze konusunda birçok salon konferansına ve mitinge katıldım. Bazı yerlerde ev sahipleri Valiler bazı yerlerde Rektörler, Belediye Başkanları oldu. Bu tür ev sahiplerinden kimileri konferanslara, mitinglere dahi katıldı ama hepsi de canı gönülden destekte bulundular, miting ve konferanslarla ilgili işlerimizi tüm gayretleriyle kolaylaştırdılar. Yüz yüze görüşmelerimizde üzüntülerini, çaresizliklerini ve yaptıkları yardımları ifade ettiler. Cumhurbaşkanından en küçük birim amirine kadar Gazze konusunda bu kadar hassas yetkililerin olduğu ülkeye bu muamelede bulunmak zulümdür, haksızlıktır, eziyettir, ahirette karşınıza çıkacak büyük bir vebaldir. Bir de yanlış bilgilerle millete yapılmış provokatif bir eylemdir. Bu ülkeye iftiralarınla, bu şekilde açıktan zulüm ederken, 17-25 aralık bürokratik darbe teşebbüsünden bir sene sonra bile ve 15 temmuz'dan 9 ay öncesine kadar FETÖ şeytanının gazetesinde yazı yazabilecek durumlara da düşebiliyorsun. Sen nereye hizmet ediyorsun Muhammed Emin Yıldırım? Muhammed Emin Yıldırım, kulaklarını aç ve iyi dinle: Hedefe koyacağın ülke Türkiye değil İsrail'dir

Ebubekir SOFUOĞLU

142,251 views • 1 year ago