Erdal ELİBÜYÜK's banner
Erdal ELİBÜYÜK's profile picture

Erdal ELİBÜYÜK

@erdal_elibuyuk53,913 subscribers

Siyaset | Vakıf | Milat Gazetesi Yazarı | İnsan ve şehir hikâyelerinin izinde bir anlatıcı

Shorts

Sumud Filosu’nda yer alan iyilik elçilerini aradım, görüştüm. Semanur Sönmez Yaman, Avukat Gülden Sönmez, Yazar ve Çevirmen Ayçin Kantoğlu, Hakan Kaya, Davut Taşkıran, Kaptan Hüsamettin Eyüboğlu, Gazeteci Yaşar Yavuz, Gazeteci Ersin Çelik, A. Samed Turan, Dr. Ergün Akpınar, Dr. Halil Çanakcı ve akademisyen Huzeyfe Küçükaytekin, Avrupa’dan katılan aktivistler de yanlarında. Moralleri iyi, sağlıkları yerinde. Ablukayı bir an önce kırmak ve Gazze’deki vahşetin önüne geçmek için dua istiyorlar. Hem Gazze hem Sumud gündemimizde, gözümüz filoda, dualarımız hepsiyle.

Sumud Filosu’nda yer alan iyilik elçilerini aradım, görüştüm. Semanur Sönmez Yaman, Avukat Gülden Sönmez, Yazar ve Çevirmen Ayçin Kantoğlu, Hakan Kaya, Davut Taşkıran, Kaptan Hüsamettin Eyüboğlu, Gazeteci Yaşar Yavuz, Gazeteci Ersin Çelik, A. Samed Turan, Dr. Ergün Akpınar, Dr. Halil Çanakcı ve akademisyen Huzeyfe Küçükaytekin, Avrupa’dan katılan aktivistler de yanlarında. Moralleri iyi, sağlıkları yerinde. Ablukayı bir an önce kırmak ve Gazze’deki vahşetin önüne geçmek için dua istiyorlar. Hem Gazze hem Sumud gündemimizde, gözümüz filoda, dualarımız hepsiyle.

32,647 Aufrufe

Gecede durmuyoruz! Tırlarımızı peş peşe Gazzzeye göndermeye devam ediyoruz. #GazzeyeYardım

Gecede durmuyoruz! Tırlarımızı peş peşe Gazzzeye göndermeye devam ediyoruz. #GazzeyeYardım

42,090 Aufrufe

Gözümüzü nereye çevirsek yıkım, acı ve çaresizlik görüyoruz. Çocuklar, hayata gözlerini açtıkları andan itibaren bombaların gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Ölümden kurtulsalar bile açlık kapılarında bekliyor. Bir annenin kanlı kundakta cansız yatan bebeğini sarmalaması, bir babanın evladından geriye kalan küçücük bir parçayı avuçlarında taşıyarak feryat etmesi nasıl bir acıdır? Bu tarifsiz acı, hepimizin ruhunu derinden yaralıyor. Artık Gazze dışında hiçbir gündem acil ve öncelikli olamaz. Siyaset, ekonomi, kişisel dertler... Hepsi bu büyük trajedinin yanında anlamsız kalıyor. Vicdan sahibi her insan, bu zulme karşı sesini yükseltmek zorunda. Sessiz kalmak, bu suça ortak olmak demektir. Neden bu katliamı durdurmak için somut adımlar atmıyorlar? Çaresizlik mi diyelim, gaflet mi, yoksa ihanet mi? Her gün Gazze'den gelen acı haberlerle kahroluyoruz. Uykularımız kaçıyor, boğazımız düğümleniyor. Bu zulmü görmezden gelen, sessiz kalan herkes, insanlığa karşı işlenen bu suçun bir parçasıdır. Artık susma zamanı değil, haykırma zamanıdır. Gazze'deki masum çocukların, annelerin, babaların çığlıklarını duyurma zamanıdır. Ey dünya! Neredesin? İnsanlık onuru nerede kaldı? Bu kadar masum kanı dökülürken nasıl sessiz kalabiliyorsun? Vicdanı olan herkesi Gazze için ayağa kalkmaya, bu zulme dur demeye çağırıyoruz. Unutmayalım ki, insanlık sınavından geçiyoruz ve Gazze bu sınavın en acımasız yüzü. #TekbirCuması ☝️ “Allahu Ekber” ☝️ “Allahu Ekber”

Gözümüzü nereye çevirsek yıkım, acı ve çaresizlik görüyoruz. Çocuklar, hayata gözlerini açtıkları andan itibaren bombaların gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Ölümden kurtulsalar bile açlık kapılarında bekliyor. Bir annenin kanlı kundakta cansız yatan bebeğini sarmalaması, bir babanın evladından geriye kalan küçücük bir parçayı avuçlarında taşıyarak feryat etmesi nasıl bir acıdır? Bu tarifsiz acı, hepimizin ruhunu derinden yaralıyor. Artık Gazze dışında hiçbir gündem acil ve öncelikli olamaz. Siyaset, ekonomi, kişisel dertler... Hepsi bu büyük trajedinin yanında anlamsız kalıyor. Vicdan sahibi her insan, bu zulme karşı sesini yükseltmek zorunda. Sessiz kalmak, bu suça ortak olmak demektir. Neden bu katliamı durdurmak için somut adımlar atmıyorlar? Çaresizlik mi diyelim, gaflet mi, yoksa ihanet mi? Her gün Gazze'den gelen acı haberlerle kahroluyoruz. Uykularımız kaçıyor, boğazımız düğümleniyor. Bu zulmü görmezden gelen, sessiz kalan herkes, insanlığa karşı işlenen bu suçun bir parçasıdır. Artık susma zamanı değil, haykırma zamanıdır. Gazze'deki masum çocukların, annelerin, babaların çığlıklarını duyurma zamanıdır. Ey dünya! Neredesin? İnsanlık onuru nerede kaldı? Bu kadar masum kanı dökülürken nasıl sessiz kalabiliyorsun? Vicdanı olan herkesi Gazze için ayağa kalkmaya, bu zulme dur demeye çağırıyoruz. Unutmayalım ki, insanlık sınavından geçiyoruz ve Gazze bu sınavın en acımasız yüzü. #TekbirCuması ☝️ “Allahu Ekber” ☝️ “Allahu Ekber”

23,645 Aufrufe

İncirlik üssündeydik. #FilistinKonvoyu #incirliküssükapatılsın

İncirlik üssündeydik. #FilistinKonvoyu #incirliküssükapatılsın

32,310 Aufrufe

Bunu cehaletten yapıyorsanız öğrenin, düşmanlıktan yapıyorsanız sadece acırız. Kadın bizim baş tacımızdır. Biz, onları alınıp satılan bir meta olarak gören zihniyetten uzağız. Onları sadece reklam aracı, vitrin mankeni ya da cinsel obje olarak görenlerden de uzağız. Onları kariyer uğruna annelik duygusundan ve sorumluluğundan alıkoyanlardan da değiliz. Onları sadece tarlada ırgat, mağazada tezgahtar, ucuz iş gücü olarak görenlerden de değiliz. Ahlakı ve namusu sadece kadın üzerinden değerlendiren bir anlayışa da sahip değiliz. Kadınlar bir meta değildir ki sahiplenilsin. Biz bu anlayıştan da beriyiz. HÜDA PAR'a düşmanlık besleyen bir deli kuyuya bir taş attı ve şimdi o taşı çıkarmaya çalışıyorlar. Bizim kadına bakışımız, Kur'an ve sünnet ışığında şekillenmiştir ki, "modern" zamanın bile henüz bu anlayıştan çok çok uzak olduğu bir anlayıştır. ...Eşlerinizle hoşça ve güzelce geçinin... (Nisa Suresi, 19. Ayet) "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım." "Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkunuz! Zira siz onları Allah'ın bir emaneti olarak aldınız." "Mü'minlerin iman bakımından en kâmil olanı, ahlakı en güzel olanı ve ailesine karşı en nazik davrananıdır." "Cennet anaların ayakları altındadır." "Kadınlara ancak kerim olanlar ikram ederler (değer verirler); onlara kötülük edenler ise leim (kötü) kişilerdir." Bizim inancımızda kadın, toplumun temel taşıdır. Onların onuru, hakları ve hukukları kutsaldır. Bu nedenle, kadını aşağılayan, onu bir meta gibi gören her türlü düşünce ve eylemin karşısındayız.

Bunu cehaletten yapıyorsanız öğrenin, düşmanlıktan yapıyorsanız sadece acırız. Kadın bizim baş tacımızdır. Biz, onları alınıp satılan bir meta olarak gören zihniyetten uzağız. Onları sadece reklam aracı, vitrin mankeni ya da cinsel obje olarak görenlerden de uzağız. Onları kariyer uğruna annelik duygusundan ve sorumluluğundan alıkoyanlardan da değiliz. Onları sadece tarlada ırgat, mağazada tezgahtar, ucuz iş gücü olarak görenlerden de değiliz. Ahlakı ve namusu sadece kadın üzerinden değerlendiren bir anlayışa da sahip değiliz. Kadınlar bir meta değildir ki sahiplenilsin. Biz bu anlayıştan da beriyiz. HÜDA PAR'a düşmanlık besleyen bir deli kuyuya bir taş attı ve şimdi o taşı çıkarmaya çalışıyorlar. Bizim kadına bakışımız, Kur'an ve sünnet ışığında şekillenmiştir ki, "modern" zamanın bile henüz bu anlayıştan çok çok uzak olduğu bir anlayıştır. ...Eşlerinizle hoşça ve güzelce geçinin... (Nisa Suresi, 19. Ayet) "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım." "Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkunuz! Zira siz onları Allah'ın bir emaneti olarak aldınız." "Mü'minlerin iman bakımından en kâmil olanı, ahlakı en güzel olanı ve ailesine karşı en nazik davrananıdır." "Cennet anaların ayakları altındadır." "Kadınlara ancak kerim olanlar ikram ederler (değer verirler); onlara kötülük edenler ise leim (kötü) kişilerdir." Bizim inancımızda kadın, toplumun temel taşıdır. Onların onuru, hakları ve hukukları kutsaldır. Bu nedenle, kadını aşağılayan, onu bir meta gibi gören her türlü düşünce ve eylemin karşısındayız.

14,334 Aufrufe

Anneciğimin vefatıyla acımızı paylaşan bizzat katılan değerli dostlarıma, arkadaşlarıma! Annemin hastalığı sürecinde alakadar olan İstanbul İl Sağlık Müdürümüz Kemal Memişoğluna Kıymetli hekimlerimize, hemşilerimiz ve hastane personeline, Acımızı paylaşan önceki dönem Meclis Başkanımız Mustafa Şentopa HÜDA PAR Genel Başkanı Sn Zekeriya Yapıcıoğlu Endonezya Büyükelçimiz Talip Küçükcan Cenazenimizle ilgilenen Sn Murat Ongun Başakşehir Kaymakamımız Uğur Turan Başakşehir Belediye Başkanımız Yasin Kartoğlu Tokat Belediye Başkanımız Eyüp Eroğlu AK PARTİ İstanbul Mv Zafer Sıralaya SAADET Partisi Mv Sn Bülent Kaya Gelecek Partisi Denizli Mv Sema Silkin Ün hanımefendiye Saadet Partisi GİK üyesi Abdullah Sevim ağabeye Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Sn Hasan Öztürk MAZLUMDER Başkanı Sn Kaya Kartal ÖZGÜRDER Başkanı Sn Rıdvan Kaya İHH Başkanı Sn Bülent Yıldırım TYB İstanbul Şube Başkanı Sn Mahmut Bıyıklı Köklü Değişim Türkiye Ofiisi Başkanı Sn Mahmut Kar Siyasi partilerimizin Genel Başkan Yardımcıları ve İl Başkanlarına Telefon açan, mesaj atan acımızı paylaşan Gazeteci, Yazar ve STK yöneticilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Anneciğimin vefatıyla acımızı paylaşan bizzat katılan değerli dostlarıma, arkadaşlarıma! Annemin hastalığı sürecinde alakadar olan İstanbul İl Sağlık Müdürümüz Kemal Memişoğluna Kıymetli hekimlerimize, hemşilerimiz ve hastane personeline, Acımızı paylaşan önceki dönem Meclis Başkanımız Mustafa Şentopa HÜDA PAR Genel Başkanı Sn Zekeriya Yapıcıoğlu Endonezya Büyükelçimiz Talip Küçükcan Cenazenimizle ilgilenen Sn Murat Ongun Başakşehir Kaymakamımız Uğur Turan Başakşehir Belediye Başkanımız Yasin Kartoğlu Tokat Belediye Başkanımız Eyüp Eroğlu AK PARTİ İstanbul Mv Zafer Sıralaya SAADET Partisi Mv Sn Bülent Kaya Gelecek Partisi Denizli Mv Sema Silkin Ün hanımefendiye Saadet Partisi GİK üyesi Abdullah Sevim ağabeye Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Sn Hasan Öztürk MAZLUMDER Başkanı Sn Kaya Kartal ÖZGÜRDER Başkanı Sn Rıdvan Kaya İHH Başkanı Sn Bülent Yıldırım TYB İstanbul Şube Başkanı Sn Mahmut Bıyıklı Köklü Değişim Türkiye Ofiisi Başkanı Sn Mahmut Kar Siyasi partilerimizin Genel Başkan Yardımcıları ve İl Başkanlarına Telefon açan, mesaj atan acımızı paylaşan Gazeteci, Yazar ve STK yöneticilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

20,564 Aufrufe

Videos

Nasıl kıydınız şu yakışıklı adama :)
0:31

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

erdal_elibuyuk's profile picture

Refaha Yürüyen Vicdan: Çocuklarımızın Yüzüne Bakmak İstiyorsak Kahire’de güneş, sabahın ilk saatlerinde bile bir keder gibi doğuyordu. Tozlu sokaklardan geçip Refah’a uzanan kalabalık bir yürüyüş başlamıştı. Herkesin adımlarında başka bir hikâye, başka bir suskunluk vardı. Kalabalık büyüktü ama sessizlik daha büyüktü. Bu sessizlik, utancın ve vicdanın ortak diline dönüşmüştü. İnsan bazen konuşarak değil, yürüyerek anlatır içindeki feryadı. Yürüyüş esnasında kalabalığın içinde, yüzünde ne medya kimliği ne de ülke rozeti taşıyan bir kadınla göz göze geldim. Adı Stella’ydı. Almanya’dan geldi. Elinde yalnızca bir su şişesi ve yorgun bir sırt çantası vardı. Ona kim olduğunu sormadım; ama neden burada olduğunu, durduğu yer, taşıdığı ifade zaten sessizce anlatıyordu. Sadece birkaç kelime etti, ama o kelimeler kalabalığın uğultusunda yankı oldu: “Bu hayatta çok kötü şeyler oluyor. Eğer çocuklarımızın yüzüne bakmak istiyorsak, sessiz kalamayız. Almanlar, Türkler… artık kim olduğumuzun önemi yok. Herkes burada çünkü herkes her şeyi görüyor. Elimizde telefonlar var, görüntüler var… Ama evde oturup kahvemizi içmeye, işe gitmeye devam edemeyiz. Böyle şey olmaz. Ayağa kalkmak lazım. Çünkü çocuklar ölüyor… Anneleri, babaları ölüyor...” Stella bir gazeteci değildi o gün. Haber yapan değil, acıyı taşıyan bir insandı. Belki de en gerçek habercilik artık kalbiyle yürümekten geçiyordu. Sessizce yürüyen insanların gözlerinde, anlatılamayan bir yük, bastırılmış bir haykırış vardı. Refah’a atılan adımların arasında yalnızca Ortadoğu’dan insanlar yoktu. İspanyol bir çift, ellerinde zeytin dalı taşıyordu. Kanada’dan gelen bir kadın gözyaşlarını mendiline değil, küçük bir çocuğun oyuncak ayısına siliyordu. Her birinin ortak bir yarası vardı: Görmek. Ve artık hiçbir şey olmamış gibi yaşayamamak. İnsan bazen kendi acısına bile yabancılaşır. Ama bu yürüyüşte insanlar birbirinin acısına yabancı değildi. Herkesin kalbinde, başkalarının çocukları için atan bir parça. Herkesin omuzunda, dünyanın başka ucundaki bombalanmış bir evin tuğlası. Kimileri sustukça içten içe yanıyor, kimileri ağlamayı bile unutur hale gelmişti. Bu yürüyüş, Gazze için yürünüyordu. O coğrafyada bombaların altında kalan çocuklar, enkazdan sağ çıkamayan anneler, göz göre göre susulan, görmezden gelinen bir vahşetin ortasındaydılar. Kalabalık; Gazzeli çocukların, annelerin, insanların hayatta kalabilmesi için yola düşmüştü. Bu yürüyüş, onların sesi olma gayretiydi. Gazze artık yalnız değildi. Bu kalabalık, o acının yalnızca bir ülkeye, dine ya da sınıra ait olmadığını gösteriyordu. Alanda Müslümanlar kadar Hristiyanlar da vardı. agnostikler de... Farklı kıtalardan, inançlardan, geçmişlerden gelen insanlar tek bir duyguda birleşmişti: Vicdan. Toprağın sıcağı, bedenin yorgunluğuyla birleşiyordu ama kimse durmak istemiyordu. Çünkü bu yürüyüş sadece Refah’a değil; insanlığın kendine dönüşüydü. Kalabalık, yeryüzünde hâlâ kalmış azıcık merhametin izini sürüyordu. Yol boyunca birbirine sıkıca sarılan insanlar vardı. Diller farklıydı ama duygular aynıydı. Göz göze gelen iki insan, hiçbir kelimeye ihtiyaç duymadan anlaşabiliyordu. O anda ne siyaset konuşuluyordu, ne analiz yapılıyordu. O anda sadece kalp konuşuyordu. Bir yaşlı adam, elinde bastonla yürüyordu. Her adımda hafifçe sendeleyerek ama inatla ilerliyordu. Yanından geçen genç bir adam, koluna girdi. İsimlerini sormadılar. Kim oldukları önemli değildi, neden orada oldukları yeterince güçlü bir cevaptı. Bir köşede susarak yürüyen genç bir kızın elinde kendi çizdiği bir pankart vardı: "İnsanım, çünkü acıyı taşıyabiliyorum." Yalnızca o yazı bile, sayfalarca rapordan, manşetten, söylemden daha etkiliydi. O gün Kahire’de, adımlarımızı bir hedefe değil, bir haykırışa doğru attık. Bu haykırış, sadece Gazze için değil; kaybettiğimiz merhamet için, unuttuğumuz ortak insanlık için, susturulmuş çocukların sesi için yankılandı. Ve o ses hâlâ kulaklarımızda çınlıyor: "Ayağa kalkmak lazım." Erdal Elibüyük 15.06. 2025, Kahire

Erdal ELİBÜYÜK

23,319 Aufrufe • vor 1 Jahr