
Eski Sofiler Anlatıyor
@eskisofiler • 7,122 subscribers
“Tarikatımıza gelenler eski adamların sözü gibi söz vermelidir. Çünkü tuttukları el bütün sâdât-ı kirâmın hatta Resûlullah'ın ﷺ elidir.” Gavs-ı Kasrevî (k.s.)
Videos

Sanatçı Osman Öztunç: Menzil'de tarihî kalabalıkla birlikte Seydâ'nın cenazesini beklediğimiz sırada aklıma camiye bakmak geldi. Cenazenin nerde olduğunu henüz bilen yok, camdan içeri doğru baktım ki camideymiş. Başında asker gibi dimdik tek bir kişi bekliyor, Muhsin Yazıcıoğlu.
Eski Sofiler Anlatıyor230,956 次观看 • 4 个月前

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, Seydâ hazretlerini (k.s.) anlatıyor: ❝87'de Menzil'e gittiğimde, emri üzerine divanda misafir kalmıştım. Sabah namazından sonra büyük bir kalabalığın içinden çıkıp beni çağırdı. Bir kenara geçtik, elini omzuma koydu ve bana şu güzel hikâyeyi anlattı.❞
Eski Sofiler Anlatıyor433,264 次观看 • 2 年前

Diyânet İslâm Ansiklopedisi'nin ilk genel müdürü Ali Yurt'tan dinledim: ❝1961'de kalabalık bir grupla hazretin kabrini açtık. Yeni uyuyakalmış gibi kefeni dahi solmamıştı. Müftü Efendi, halüsinasyon mu diye müezzini kabre indirdi. Müezzin naaşa dokunup 'Efendim, sıcak' dedi.❞
Eski Sofiler Anlatıyor48,886 次观看 • 5 个月前

— Siz beni teledeccale mi çekiyorsunuz? — Evet kurban, sofiler TV'de bozuk filmleri izlemektense sizin kasedinizi izleyecekler elhamdulillah. — Yok canım! Kalbinde seyretsinler. Dost olana Yemen, dostun kucağı kadar yakındır; yoksa kucağındayken bile Yemen kadar uzaktadır! Gavs-ı Kasrevî hazretlerinin sufisi, Şeyh İsmail Çetin hazretlerinin (kuddise sirruhumâ) mürîdânı ile bir hâtırası.
Eski Sofiler Anlatıyor130,390 次观看 • 2 年前

Bir Posta İki Aslan Sığmaz "Şeyhsiz tarikat" kadar bir büyük musîbet de tarikatlarda çok başlılığın zuhur etmesi... Evvelden beri hemen her tarikattan meşâyih-i kirâm hazretleri, yollarını maddî - mânevî bilumum tehditlere açık hâle getiren, uhuvveti tahrip edip sürüye fitne sokan çok şeyhlilik tehlikesini bertaraf için mücadele etmişler, icâbında da sert tedbirler almışlar. O tedbirlerden mâlum olan bazıları: 1. "Teveccüh kıblesi" kâidesince mürîdâna şeyhinden başkalarını izinsiz ziyaretin yasaklanması. Misal: ▪︎ Gavs-ı Sânî hazretlerinden hulefâ-i kirâma: "Sizin müridleriniz sizin, bizim müridlerimiz bizim." ▪︎ Gavs-ı Kasrevî hazretlerinden mürîdâna: "Şâh-ı Hazne'nin oğlu Şâh-ı Hazne değildir!" ▪︎ Ali Rıza Bezzaz hazretlerinden Şeyh Ali Haydar Ahıskavî kuddise sirruhû'ya: "Bir daha başka tekkelere gidecek misin!" ▪︎ Esad Erbîlî hazretlerinin mürîdinden bir başka şeyhe: "Senin yüzünden sabaha kadar şeyhimden dayak yedim!" ▪︎ Merhum Dr. Ahmet Çağıl'dan umuma: “Mürşidin varsa başka bir ziyârete gitmek neden? Bu, insana sâfî zarardır, başka şey değil. Kalp çatallanır sevgili kardeşim, kalbin iki gözü de tek bir noktaya bakmalı. Kalp şaşılığı kaldırmaz çünkü. Sonra kör olup gidersin Allah korusun!” (Kasrik'ten Geçenler, 2016, s. 71.) 2. Müteveffâ şeyhin halîfelerinin tarikat vermeye başlaması için uygun zaman ve mekânın postnişin halife tarafından takdir edilmesi. Misal: ▪︎ Gavs-ı Sânî hazretlerinin, mürşidinin halîfelerine "izin veriyorum" demesi: "...Ben size irşad izni veriyorum, gidin ümmet-i Muhammed'i irşad edin. Seydâ hazretlerinin sizin üzerinizde çok emeği var, size çok emek vermiştir." (Hayat Dengemiz, 2005, s. 265.) ▪︎ Gavs-ı Sânî hazretlerinin, mürşidinin halîfesi Ahmed Vânî hazretlerini Van'a göndermesi: 3. Meşâyihin aynı beldede bulunmasının yasaklanması, zarûreten büyük şehir gibi yerlerde birçok halîfe bulunması hâlinde de içlerinden birinin mukaddem (öncü) halîfe tayin edilmesi. Misal: ▪︎ Mevlânâ Hâlid (k.s) hazretlerinin Bağdat'tan ayrılırken yerini Molla Muhammed el-Cedîd hazretlerine bırakması: ▪︎ Mevlânâ Hâlid hazretlerinin "Aynı beldedekilerden kâmil olan mükemmel olana itaat etsin" buyruğu: ▪︎ Abdülhakim Arvâsî hazretlerinin "İki veya üç mezunun (halîfelik izni alanın) bir memlekette bulunması men buyrulmuştur." îkâzı: 4. Herhangi bir kâmil şeyhin civârına, irşad hizmetini kendisinden daha mükemmel îfâ etmeye ehliyetli ve şartları da müsait biri geldiğinde müridleriyle birlikte ona teslim olması. ▪︎İbn Arabî ve Sadreddin Konevî hazretlerinin bu husustaki emri: 5. Tekkedeki hizmeti ve terbiyesi sona eren yahut mürîdânın gayriihtiyari dikkatini dağıtan kâmil halîfelerin "Bir posta iki aslan sığmaz" fehvâsınca uzak beldeye gönderilmesi. Misal: ▪︎ Seyyid Burhâneddin Tirmîzî hazretlerinin Hz. Mevlânâ'nın beldesinden ayrılması: ▪︎ Seyyid Muhammed Beşir hazretlerinin Pîr-i Sâmî'nin (k.s) beldesinden ayrılması: ▪︎ Ayrıca merhum Yarbay Mehmed Efendi'nin mahallindeki dikkat dağıtan seyyidleri, vekilleri ve vakıf sorumlularını mürşidinin izniyle usulünce ve topluca tedip etmesi de bu baptan sayılabilir: 6. Mürîdânın kendi arasında kargaşaya düşmesinin önlenmesi için küçüğün büyüğe –tarikattaki kıdem esâsına göre– hürmetinin şart koşulması. ▪︎ Abdürrahim Erzincânî hazretleri: "Bizim tarikatımız askerîdir. Bir gün evvel gelene, bir gün sonra gelenin (kendi aralarındaki hukukta) itaat etmek mecburiyeti vardır." 7. Meşayih-i kirâm hazretlerinin, şeyhi vefat eden müridlerin bölünüp etrafa dağılmaksızın vârisi halîfeye gitmelerini tavsiye ve işaret buyurmaları. Misal: ▪︎ İsmâil Hakkı Bursevî hazretleri: "Hakîkatte halîfe birdir." ▪︎ Şeyh Abdullah Dehlevî hazretleri: "Bu zamanda tarikatın merkezi Mirza Mazhar Cân-ı Cânan'dır, müridlerin çoğunlukla ona gitmesi de delilidir." ▪︎ Gavs-ı Kasrevî hazretleri: "Kendi yerine kendinden daha büyük birini bırakmadan vefât eden mürşid Allah indinde mesuldür. Elhamdülillah biz bunu başarabildik, Muhammed Râşid (k.s) bizden büyüktür." ▪︎ Gavs-ı Sânî hazretleri: "Aklı olan anlar."
Eski Sofiler Anlatıyor59,376 次观看 • 1 年前
3:53
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

❝Cezbenin Bile Bir Edebi Var!❞ Merhum Yarbay Mehmed Ildırar îkaz ediyor: ✱ Sultan Muhammed Râşid (k.s.) hazretlerinden iki defa bizzat dinledim: Kim namazda cezbelenirse namazı bozulur, âhirette 80 bin sene azâba uğrar. ✱ Ben bir aralar, el çırparak cezbeye geliyordum. Seydâ Molla Nezir (k.s.) bana “El çırpmak yahûdî âdetidir” dedi. Ben kızdım, keyfimden yapmıyorum dedim. Dedi: “Cezbenin edeplisi var, edepsizi var, riyâlısı var. Sâdâtlardan himmet iste, yahûdi ahlaklı cezbeden kurtul.” ✱ Burası telefon santrali değil. Dırrr, mırrr, anaa, babaa diye dırlama, huzur bozma. Bu bir lisan değil, hâl değil. Gürültü patırtı! (Cezben hakîkî ise) Allah ﷻ de, Rasûlullah ﷺ de. ✱ Diyelim ben cezbelendim, üç kere Allah dedim, sonra iki de kendimden kattım, işte bu riyâ. Gavsımız buyurdu: ❝Kim cezbede riyâ ederse dâvâcısı Sâdât-ı Nakşibendî'dir!❞
Eski Sofiler Anlatıyor58,617 次观看 • 2 年前

Merhum Yarbay Mehmed Ildırar'ın, Sultan Muhammed Râşid (k.s.) hazretlerinin âhirete irtihâlinden 42 gün sonra, mürşidsiz kalan Avrupalı sofilere hitâben yaptığı târihî kıymetteki sohbet: ❝Bir - iki gün önce şeyhimiz Seyyid Abdülbâki hazretleri ile telefonda konuştum, bana dedi ki: “Mehmed sen hatırlıyorsun, Cenâb-ı Gavsımız (Kasrevî k.s.) âhirete irtihal edince millet sarsıldı. Sultan hazretleri şeyhlik tahtına oturdu diye bazı büyük zatlar, bazı şeyhler dahi dil uzattılar. 'Gavs-ı Kasrevî kuddise sirruhû üstüne başka bir evliyâ irşad tahtına oturur mu!' dediler, Sultan hazretlerine itiraz ettiler. Ammâ Allah ﷻ Sultan'ı o vazîfeye görevlendirdiğinden, onların telâşı, üzüntüsü, itirazı bir şeye yaramadı. Hamd olsun, himmetleri ile bugün bizim bu vekâletimize (Sultan Muhammed Râşid hazretlerinin vârisi şeyh olmamıza) itiraz eden bir nefer çıkmadı. Ne hocalardan çıktı, ne halîfelerden çıktı, ne de vekillerden çıktı.” Muhteremler! Tasavvufta mesele filan zat değildir. Bir devran işidir, bir seyir işidir, bir takip işidir. Allâhu Teâlâ nice peygamberler gönderdi arkasından başka peygamberler geldi... Nebîler içinde bu tertip düzen nasıl cereyan ettiyse âriflerde de durum aynıdır. Ben Gavsımızın irtihâlinden sonra ortada muallakta kalıp kime gidelim diyen hacıdan hocadan nice zatlar gördüm. Ammâ Sultânımızdan sonra Seyyid Abdülbâki hazretleri irşad tahtına geçince bîat etmeyen hiç kimse kalmadı. Yine iki gün önce Seyyid Abdülbâki hazretleri buyurdu: “Sultânımız âhirete göçeli kırk günü geçti. Binlerce insan hocası, hacısı hâlâ otobüs, kamyon, taksi - taksi irşâda geliyorlar. Hamd olsun Gavsımız ne kadar büyükmüş, hamd olsun Sultanımız ne kadar büyükmüş, hamd olsun bizi garip bırakmadı.” Muhteremler! Asıl üzülecek mesele, Gavsımızdan sonra Sultânımız gelmeseydi garip kalırdık. Her birimiz çöllere dağılır kendi hâlimizde kalırdık. Hamd olsun o Allah'a ki Sultânımızdan sonra da Seyyid Abdülbâki hazretleri (k.s.) geldi, hâne-i saâdette irşad tahtına oturdu. Hamd olsun ki Sultânımızın altı tane daha halîfesi vardı. Şeriat-ı Muhammediye'de ve tasavvuf ahlâkında gerek Gavsımızın halîfelerinden gerek Sultânımızın halîfelerinden gidip hangisine bağlanılsa haktır. Ammâ her mürşid-i kâmilin âhirete göçünden sonra yerine vârisü'l-enbiyâ gibi vârisü'l-evliyâ çıkar oturur ki, irşad da sultân-ı zaman olarak ona kalır. Altı tane halîfenin altısını da gördüm. Allah bir Muhammed ﷺ hak, bir tane bile diğer şeyhlere gidip bir el tutanını görmedim. Yalan da kürsüden söylenmez! Cümlesi milyon - milyon, bin - bin hepsi Seyyid Abdülbâki hazretlerine bîat ettiler. Şu halde biz yetim kalmadık, biz öksüz kalmadık, biz irşad makâmından noksan kalmadık!❞ 🗓️ 3 Aralık 1993, Dortmund.
Eski Sofiler Anlatıyor58,069 次观看 • 2 年前

Rahmetli Yarbay Mehmet Ildırar, Avrupa'da yaşayan sofilere “bir kereye mahsus” tekke âdâbını anlatıyor: ✱ Câmide, tekkede fuzûlî konuşup laklak yapmak ameli berhevâ eder. Hangi tekke olursa olsun, tekkede nâmuslu oturun. Ya susun ya vird çekin ya sohbet edin ya kitap okuyun ya da hatme yapın. ✱ Sofiler, bu yol Allah'ı bilmek yoludur. Yaşlıyım, kıdemliyim, zenginim, doktorum, polisim, şuyum buyum tekkede sökmez. ✱ Sofinin bir büyüğü halîfe, bir büyüğü daha şeyh. Diğer hepimiz -sofilik itibariyle- eşitiz. Seyyidlere Allah için edep tutulur ama seyyidler fiyaka yapmazlar. Vakıf görevlisi vâli değil, paşa değil; görevi neyse o. Vekiller ise yalnızca talimatları iletmekle memur. Fiyaka satan kim olsa tarikattan atarlar. ✱ Her kapıya hürmet edin. Tekkeyi kahvehâneye çevirmeyin. Ben bir fitne tehlikesi gördüğüm zaman kalp kırmamak için o gün hatmeyi evde âilemle yapıyorum. Tekkenin kütüphanesine (olur da benim yüzümden dedikodu çıkar diye) içerde ahâli varken girmiyorum, boşken giriyorum. Dönerhâneye daha hiç girmedim. ✱ Tahammül edemeyecekseniz, fitne getirecekseniz tekkeye gelmeyin. Siyasi parti değil ki burası, filan şunu dedi filan bunu dedi... Canınız sıkıldığında partiyi değiştirebilirsiniz ama tekkeyi, şeyhi değiştiremezsiniz. Yazık olur, ayaklarınız komple tekkeden kesilir bu kez, islâhınız yarım kalır, tekkeyi suçlarsınız, imama kızıp camiye küsmek gibi olur. ✱ Senelerdir içimde birikmiş anlattım, günah benden gitti. Sizin murâdınız nefsi islah mı fesat çıkarmak mı? Benim sözüm burda bitti. Rabbim hoşnut olsun, Rabbini ve nefsini bilmeyi nasîb eylesin, hiçbirimizin hakkını hukûkunu rencide ettirmesin. Âmin.
Eski Sofiler Anlatıyor54,059 次观看 • 2 年前

Semerkand'ın samimiyetle uzak yakın alakası kalmadı. Söyledikleri her söz mazileriyle çelişiyor; “Dün dündür, bugün bugündür” ilkesizliğini tasavvufa bulaştırıyorlar. Bugün “câhil kerametçi” dedikleri kişiye dün yüzlerce bölüm programda keramet anlattırarak “hocamız” diyorlardı.
Eski Sofiler Anlatıyor17,658 次观看 • 7 个月前

"Gavs hazretleri peşinde 6 halife bıraktı. Maksadı Menzil'i, Semerkant şehri gibi tekkeler beldesine çevirmekti" iddiası baştan sona tezvîrat. Bir kere, Gavs hazretlerinin, Menzil köyünün sade yapısını korumak için nüfusu özellikle sabit tuttuğunu, Buhara Evleri'ni vb. projeleri köye sokmadığını bilmeyen mi var? Gavs hazretlerinin, Seydâ'nın halifelerini "Her biriniz beldelere dağılın ve Allah için irşad yapın. Söyleyin sizin müridleriniz bize, bizimkiler size gelmesinler" diye ikaz ettiğini bilmeyen mi var? [1] Seyda hazretlerinin halifeleri niçin vatanlarından ayrılmıştılar? Seyda'nın oğlu şeyh olunca niçin annesinden ve babasının merkadinden ayrılmak zorunda kalmıştı? Gavs-ı Kasrevî hazretleri, niçin ömrü boyunca köy köy dolaştı? Menzil'i kurmak için binbir çile çekeceğine sofisi çok olan hazır bir beldeye gidip, köftecinin karşısına köfteci açar gibi bir tekke de kendisi açsaydı, orayı "tekkeler beldesi"ne çevirseydi daha iyi değil miydi! Madem tekkeler kardeş payı edilebiliyordu, müridlerin ve mürşidlerin bir arada yaşaması "meşreb"e aykırı değildi; o halde niçin Seyyid İhsan ve diğerleri yıllarca "Sakın başka tekkelere uğramayın, başka hiçbir şeyhin fotoğrafına bile bakmayın, sözünü - sohbetini asla paylaşmayın" diye sofilere çıkışıp durdular; ifrata, mübalağaya vardılar! [2] Bizzat şeyhleri, vaktiyle sofilere niçin "Çocuğunu filan tarikatın kursundan al, etkilenmesin" diye telkinde bulundu? Ki o tarikat Nakşî–Hâlidî müstakim bir tarikat olduğu halde. O zamanlarda Semerkant - Buhara bilinmiyor muydu ki habire Gavs hazretlerinin, "Sadatlar, sofilerini esen yelden bile kıskanır" sözü hatırlatılıyordu? Ayrıca Semerkant gibi merkezlerde pek çok tekkenin olması, oralarda âdâpsızlığın serbest olduğu anlamına mı gelir! Aynı tarikata, aynı silsileye ve aynı şeyhe bağlı halifelerin birbirinden bağımsız şekilde karşı karşıya irşad yaptığı hangi devirde nerde görülmüş! Bir köyde, bir dergahta üç müstakil şeyhin "irşad" yaptığına dair koca İslam tarihinde bilinen tek bir örnek var mı! Bu meşihat mesleğinin hiç mi etiği, itibarı, kuralı yok! Yahut bir aileden birçok halife çıkması ne zamandan beri âdapsızlığa mazeret sayılıyor? Daha önceleri de aynı aileden sayısız halifeler çıktığı halde içlerinden hangisi böyle bir yol tutmuş ki bugün birden bir zaruret doğmuş! [3] Böyle bir usul mümkündüyse "Bir posta iki aslan sığmaz" ve "Bir memlekette iki padişah olmaz" sözleri niçin tarikatların esası gibi kabul görmüş de yaygın bir kelamıkibar hâline gelmiş? Burhaneddin Tirmizi hazretleri, Hazreti Mevlana'ya niçin "Bir posta iki aslan sığmaz" deyip Konya'yı terk etmiş? [4] İsmail Hakkı Bursevi hazretleri niçin "Bir cesette iki ruh olmaz, bir memlekette iki pâdişah olmaz" buyurmuş? [5] Pir-i Sami hazretleri, dergâhtan ayrılmayı hiç istemeyen Seyyid Muhammed Beşir Efendi'yi niçin "Bir posta iki aslan sığmaz" diyerek zorla Tercan'a göndermiş? [6] Seyyid Mehmed Hilmi Efendi niçin "Bir posta iki aslan sığmaz" deyip Çankırı'dan ta Cidde'ye yola çıkmış da yolda vefat etmiş? [7] Tekkeler beldesine çevirmek, Abdülhakim Arvasi hazretlerinin aklına gelmemiş mi de "Bir beldede bir mürşide lüzum vardır. Müftüler ve kadılar ve âlimler ve tabipler ve zanaatkârlar dahi böyledir. 2 veya 3 halifenin bir memlekette bulunması, hükümdarlık davasındaki gibi münakaşaya sebebiyet verir; tarikatın nurunu söndürür" diye üstüne basa basa uyarmış? [8] Hakkında niyet okuduğunuz Gavs-ı Sânî hazretleri de Arvâsî hazretleri gibi bir Hâlidî şeyhi değil mi? Mevlânâ Hâlid hazretleri, halifelerin aynı şehirde biri diğerine tabi olmaksızın müstakil bulunmasından katiyyen men etmiyor mu? Behcetü's‐Seniyye müellifi postnişin Şeyh Muhammed Hânî "Bizim tarikatımızın esası bir yerde tek bir zikir halkasının olmasıdır" demiyor mu? Kendisi Şam'dayken, şehirde ondan bağımsız şeyhlik yapan ve onu tenkit eden halifenin akıbetinden haberiniz yok mu? [9] Eskilerin ahvâlinden bizler ibret almazsak kim alacak! Bir insan, bir cemiyet bütün bir mazisini nasıl inkâr edebilir!
Eski Sofiler Anlatıyor28,547 次观看 • 1 年前

2011 yılından bir hâtıra... Sultan hazretleri, dedesi Gavs-ı Kasrevî hazretlerinin dört Kürtçe beytini ve Ferîdüddin Attâr'a (kuddise sirruhum) âit İlâhînâme'deki Hz. Îsâ aleyhisselâm kıssasını nakledip, kimlerin sevilmeye değer olduğunu açıklıyor. abdurrahman'in kadrajından.
Eski Sofiler Anlatıyor36,064 次观看 • 2 年前
7:15
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

“Bizim Kapımız Çok Kolaydır, Halifelerden Biri Posta Oturur, Diğerleri Ona Teslim Olur!” Gavs-ı Sânî (k.s) hazretlerinin en yakın hizmetkârlarından Sofi Yüksel Abi, hicran gününde yaşadıklarını anlatıyor: ❝Önceleri bize, "Şeyhimizden sonraya kalırsak hâlimiz ne olacak?" diye soran olduğunda "Bizim işimiz çok kolaydır, kapımız diğer (ihtilaflı) kapılara benzemez. Bizde halifelerden biri posta oturur, diğerleri gelir ona teslim olur, biz de baştaki o zâta tâbi oluruz" diye cevap verirdik. İş ki cenaze günü herhangi biri öne çıkmadı, "Halifelerden dilediğinize bağlanabilirsiniz" şeklinde farklı bir açıklama geldi. Bu anons yapılır yapılmaz benim dünyam karardı. Apar topar görevimi bırakıp eve geldim, ertesi gün cuma namazına kadar da çıkamadım. Evde içim kan ağlayarak "Allah'ım bana bir yol göster, kime varayım" diye sıkça dua ettim. Nihayet cuma vakti gelip namazı kıldıktan sonra âdap gereği merkad ziyaretine geçtim. Orada Gavsımızın mezarının ayak ucuna oturup sâdatlara ilticada bulundum ve ardından Yasin-i Şerif okumaya başladım. Okurken iki defa Şeyh Seyyid Sâki hazretleri geldi. Hiç üstünde durmadım çünkü 35 senemi verdiğim bu kapıda öğrendiğim kadarı ile böyle şeylere itimad edilmemesi (sadece keşif ilmine dayanan amellerden kaçınılması) gerektiğini biliyordum. Zaten henüz bir yakîn hissi de olmamıştı. Fakat üçüncü seferde de Şeyh Seyyid Sâki (k.s) hazretleri gelince benim jeton düştü, elimi kaldırıp "yeter kurban" dedim, ikindi namazına camiye gidip intisap ettim.❞
Eski Sofiler Anlatıyor29,518 次观看 • 1 年前
0:50
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Seydâ Muhammed Râşid el-Hüseynî hazretlerinin, babası Gavs-ı Kasrevî hazretlerinin cenazesindeki mahşerî kalabalığa hitaben ilk sözü: ❝Sofiler, şu ana kadar kim Gavs hazretleri için gelmişse bilsin ki Gavs hazretleri vefât etti. Ama kim ki Allah için gelirse Allah bâkîdir, dâimdir, her zaman vardır, var olacaktır.❞ [1] Gavs-ı Hizânî hazretlerinin Minah'taki ikrarı: ❝Berzah âleminde olan bir şeyhin râbıtası, şehadet âleminde olan bir mürîde kâfî gelseydi, herkes Resûlullah'ı (sallallahu aleyhivesellem) râbıta ederdi, diğer şeyhlere râbıta etmeye ihtiyaç duymazlardı.❞ [2] Hazret Muhammed Diyauddin'in (k.s), Mevlânâ Hâlid hazretlerinden menkul îkâzı: ❝Ölülerin râbıtası hayatta olanlara menfaat vermez. Ancak hayattaki sâlik, vefât eden sâdâtın ruhlarından nisbet alabilecek bir makâma kavuşursa râbıtalarından istifâde edebilir. Eğer vefat eden mürşidlerin hayatta kalanlara faydası olsaydı, Hazreti Peygamber'in (a.s.m) râbıtası kâfi gelirdi.❞ [3] Şeyh Seyyid Saki (k.s) hazretlerinin, babası ve şeyhinin kabri başındaki ihtarı: ❝İllâ hayattaki mürşid tasarruf edebilir, yetki ona aittir. Âdâblara riâyet edelim, sağdan soldan laflara bakmayalım. Bu yolu çizen bizler değiliz, izleyen bizleriz. Çizen Efendimiz (a.s.m); Ebubekir Sıddîk (r.a)'dan itibaren zincirleme bir şekilde günümüze kadar devam ediyor. Dua edelim kıyamete kadar da devam etsin.❞ [4] [1] [2] [3] [4]
Eski Sofiler Anlatıyor21,279 次观看 • 1 年前

İngiliz asıllı mühtedî Muhammed Emin Potts: Gençken gezgin bir dağcıydım. Otostopla dünya turuna çıkmış dolaşırken Nemrut Dağı'nı işittim, rotayı o yöne çevirdim. Bindiğim otobüs, Menzil'de 10 dk. çay molası verdi. Bir sofinin daveti üzerine Seyda'nın yanına gittim, tokalaştım ve birkaç kelime konuşup yola devam ettim. Fakat o eli unutamadım. Akşam oturduğum lokantada tuhaf bir hâl içindeydim. Sanki zifiri karanlıkta kalmışım. Önümde çok hafif aralıkla bir kapı aralanıyor; kapının arkasında kocaman, apaydınlık, havadar, güzel bir oda gözüküyor. O kapıdan geçmemek için korkulacak hiçbir sebebim yoktu. Nemrut'tan tekrar Menzil'e döndüm ve bir noel günü olan 25 Aralık 1980'de Müslüman oldum.
Eski Sofiler Anlatıyor20,238 次观看 • 1 年前