
Gıda Dedektifi
@gidadedektifiTR • 812,717 subscribers
2017'den bu yana Türkiye'de her ay milyonlara ulaştırdığımız yayınlarla tüketici bilincini ve etiket farkındalığını geliştiriyoruz! #NeYediğiniziBilin
Shorts
Videos

Birinin kilogram fiyatı 290₺, diğerinin kg fiyatı ise 350₺ olan bu cevizler arasında sizce ne fark var? Aklınıza gelecek birçok sebep olabilir fakat birazdan aktaracağımız bilgiler sizi şaşırtacak. Çünkü ne akla, ne de mantığa sığmayacak, kabullenmenin de zor olduğu bir durumu aktaracağız. Bu ürünlerden biri yerli ceviz. Diğeri ise Amerika Birleşik Devletleri’nden ülkemize ithal ediliyor. E, doğal olarak ucuzu yerli cevizdir diyeceksiniz. Sonuçta diğerinin taa okyanus aşırı kıtalardan gelmesinin maliyeti var, döviz kuru var, lojistiği var. Var da var… Akıl ve mantık böyle söylüyor ama ülkemizde yerli cevizi, ithal cevizden çok daha pahalı yediğimiz gibi bir gerçek var… Gördüğünüz bu cevizlerden ucuz olanı ithalken, pahalı olan ceviz yerli… Yani ülkemiz topraklarındaki ceviz ağaçlarında yetişen cevizlerimizi bile doyasıya yiyemiyoruz. Ülkemizin kendi ürünlerini ABD’den ithal edilen ürünlerden daha ucuza tüketemiyoruz. Akıl ermeyen bu durum ülkemizdeki tarım politikalarının bir an önce topyekün elden geçirilmesi, geliştirilmesi ve yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Yoksa göz göre göre pazar payını arttırmak ve üreticiyi bitirmek için oynanan California cevizi oyununa geleceğiz. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi2,321,748 görüntüleme • 2 yıl önce

Bugün sizlerle A101 mağazalarında 50 gr’lık paketlerde satışa sunulan tuvalet kokusu giderici ürünü inceleyeceğiz. Ürün tuvaletlerdeki kötü kokuları gidermekte çok etkili olup ayrıca kireç önleyici etkisiyle biliniyor! Şimdi bunun gıdalarla ne ilgisi var diyeceksiniz… Biz bu hesabı bunun için mi takip ediyoruz diyecekler de olabilir. Haklısınız. Bu ürün bu hesabın yayınlarına nasıl geldi gerçekten aklımız almıyor. İsterseniz olayın iç yüzünü anlatalım. Olay önceki gün bir takipçimizin A101 mağazasında bulunan tavuk dolabındaki bir “şeyin” dikkatini çekmesiyle başladı. Takipçimiz dikkatle baktığınızda dolabın en altında yerleştirilmiş bir tuvalet koku gidericisi olduğunu anladı. Belli ki birileri tavuk ürünlerinde yaz aylarında artan şikayetler ve tavuk dolaplarındaki rahatsız edici kokulara müthiş bir çözüm geliştirmiş! Gıdaları mevzuata uygun muhafaza etmek ya da son tüketim tarihlerine riayet ederek tüketicilere sağlıklı ürün ulaştırmak yerine, “kokuları gidermek” üzere tuvaletlerde kullanılan koku gidericisini dolabın en altında yerleştirmekte bulmuş! Şimdi personel hatası diyecekler, birilerini işten atmakla tehdit edecekler, şube ismi vermiyoruz ama versek o şubedekileri günah keçisi ilan edecekler… Aslında bu yayınladıklarımız tam da Müge Anlı'nın yayınlarına uygun. Öyle değil mi? Müge Anlı ile Tatlı Sert
Gıda Dedektifi2,242,436 görüntüleme • 2 yıl önce

Son dönemlerde reklamlarında Müge Anlı’yı oynatarak güven aşılamaya çalışan, koli koli yoğurtların soğuk zincir kuralını reklamlarında bile bozmaktan çekinmeyen A101’in yayınlarımıza yönelik suç duyurusunda bulunduğunu öğrendik. Önceki gün konuyla ilgili İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde savunmamızı yaptık. Kasım ve Aralık 2022’de Denetle hesabından yaptığımız yayınlarda tüketim tarihi geçmiş ürünlerin indirimli olarak satışına yönelik yayınlarımızı konu alan suçlamalarda firma, yayınların “gerçek dışı” ve “karalama amaçlı” olduğunu iddia ediyor. Suçlamalardan ilki 21 Kasım 2022’de yayınlanan tarihi geçmiş Torku markalı helva satışıyla ilgili… Yayınlanan fotoğrafta ürünün tüketim tarihinin 27 Ekim 2022’de sona erdiği fakat fiyat etiketinden anlaşılacağı üzere haftalar sonra 19 Kasım 2022 tarihinde indirimli olarak satılmaya başlandığı görülüyor. Suçlamaya konu diğer paylaşımda ise İkbal markalı sucukların son tüketim tarihinin 26 Ekim 2022’de sona erdiği fakat fiyat etiketinden anlaşılacağı üzere yine haftalar sonra 19 Kasım 2022 tarihinden itibaren indirimli olarak satıldığı görülüyor. Suçlamaya konu son paylaşımda ise yine son tüketim tarihi 8 Kasım ve 22 Kasım 2022’de dolmuş olan ürünlerin 3 Aralık 2022 tarihinde bile satılmaya devam ettiği anlaşılıyor. Ticari kaygılarla iftira atıp, suç duyurusunda bulunarak, Gıda Dedektifi’ni bedavadan harcamaya çalışıyorlar. E ne diyelim, harca harca bitmez. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi1,921,256 görüntüleme • 2 yıl önce

Gıda Dedektifi markette serisinde bugün Migros’tayız. Dardanel tarafından market reyonlarında satışa sunulan sushi görünümlü ürünlere Migros mağazalarında rastladık. Farklı çeşitleri bulunan ürünlerin “yengeç surimi” içeren Dardanel Sushida California Roll çeşidinde dikkatimizi yengeç aroma vericisi çekiyor. Yani bunda da mı aroma verici diyecekler için yetmez ama evet diyoruz ve arttırıyoruz: Üründe ayrıca limon aroma vericisi de bulunuyor. Fakat bu da yetmez diyen firma, sushi görünümlü bu endüstriyel üründen daha fazla haz almanız için aroma arttırıcı olarak monosodyum glutamat ve daha fazlası yok mu diyenler için renklendirici için karmin kullanmayı ihmal etmemiş. Yani balık markasıdır, güvenelim demeyin. İçindekilere bakılırsa; sizinle dalga geçiyorlar! #GıdaDedektifiMarkette
Gıda Dedektifi1,479,636 görüntüleme • 2 yıl önce

Dün akşam saatlerinde İsviçre’de Beypazarı markalı maden suyunda yüksek oranda bor tespiti yapıldığı, markaya ait 14 Aralık 2023 üretim tarihli ve 0940.4 parti numaralı ürünlerin bu sebeple toplatıldığı duyuruldu. İsviçre’deki İçişleri Bakanlığı’na bağlı Gıda Dairesi’nin web sitesinde yayınlanan duyuru sonrasında sabah saatlerde Gıda Dedektifi’nin özellikle tek bir parti numaralı ürünün toplatıldığını açıkladığı haber yayını ise milyonlarca kişi tarafından okundu. Firmadan konuyla ilgili açıklama gelmezken; bu süreçte sosyal medyada bilgi kirliliği yayıldı. Firma ise saatler sonrası yaptığı açıklamasında İsviçre’de bir devlet kurumu tarafından yapılan duyuruyu “İsviçre kaynaklı bir haber” olarak nitelendirerek spekülasyonları destekledi. Firma açıklamasında İsviçre Gıda Dairesi’nin toplatma kararını ise “asılsız itham” olarak tanımlayarak ürünlerinde yüksek oranda bor bulunduğunu reddetti. Firma kamuoyuna 3 yıl önceki analiz raporunu sunarken, ürünlerin Türkiye’deki mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğunu beyan etti. İsviçre’deki toplatma kararına konu olan 14 Aralık 2023 üretim tarihli ürünle ilgili herhangi bir analiz raporu yayınlanmadan, konuyu kapattı. Bu çerçevede firmanın sosyal medyadaki algılara kapılmadan toplatma kararına dayanak olan ürünün analiz raporunu kamuoyuyla paylaşmasını ve markasına güvenen tüketicilere algıyla değil, somut verilerle akla ve mantığa uygun şekilde bilgilendirmesini bekliyoruz. #NeİçtiğiniziBilin
Gıda Dedektifi1,142,909 görüntüleme • 2 yıl önce

Dünden bu yana Yunanistan’da milyonlarca kişi tarafından izlenen bu video, Edirne’de faaliyet gösteren Erasta AVM’de çekilmiş. Bir Yunan turist tarafından kayda alınan görüntülerde daha sonradan işletme ruhsatı olmadığı anlaşılan Harput Dibek markalı kahve standında çalışan bu kişinin burnunu karıştırdığı, kahvelere üfleyip tükürüp peçeteyle sildiği anlar görülüyor. Bu görüntülere şahit olan Yunan turist de yaşananları “Türk kahvesi kültürüne” genelleyip, servis ediyor. Defalarca kez tükürdüğü kahve fincanlarını peçeteyle silen şahıs, sadece oradan alışveriş yapanlara değil, Türk kahvesi kültürüne de bu iğrenç hareketleriyle zarar verirken, hiç istifini bozmadan fincanları yerlerine diziyor. Bu arada stantta satılan kahvelerin Türk kahvesiyle bir ilgisi bulunmuyor. Geleneksel adıyla satılan ürünlerin içeriğindeki kahve kremasında glikoz şurubu ve birçok katkı maddesi bulunuyor. Bu görüntülerin yayılması sonrasında harekete geçen Edirne Belediyesi Zabıta Ekipleri bugün söz konusu standa idari işlem uyguladı. Sağlık ve hijyen kurallarına uyulmadığı tespit edilen standın, işyeri ruhsatı da olmadığı duyuruldu. Mühürlenen standın faaliyeti durdurulurken, standın hak sahibi olan Harput Dibek firmasından herhangi bir açıklama yapılmadı. Harput Dibek
Gıda Dedektifi1,142,231 görüntüleme • 2 yıl önce

Son yıllarda “şeker ilavesiz” çeşitleriyle sözde sağlıklı ürün algısı oluşturmaya çalışan Coca-Cola uzun süredir marketlerde iki çeşidiyle dikkat çekiyor: Light ve Zero. Her iki ürün de ilk bakışta benzer içeriklere sahip gibi görünüyor. Fakat ürünlerde yer alan tatlandırıcı ve aroma vericiler iki ürünü birbirinden bakın nasıl ayrıştırıyor… İlk olarak Light çeşidindeki tatlandırıcılara bakıyoruz. Üründe aspartam ve asesülfam potasyum bulunuyor. Üründe ayrıca doğal aroma vericiler bulunduğu beyan edilirken, bildiğiniz gibi aromaların içeriği uzun yıllardır “ticari sır” gerekçesiyle açıklanmıyor. Üründe kullanılan yapay tatlandırıcılardan 1965 yılında bulunan aspartamın da 1967 yılında bulunan asesülfam potasyumun da şekerden 200 kat daha tatlı olduğu biliniyor. Yani “şeker ilavesiz” diye satılan ürün şekerden 200 kat daha tatlı yapay tatlandırıcılar içeriyor. Diğer yandan Zero içeriğinde ise tatlandırıcı olarak sukraloz ve asesülfam potasyum bulunuyor. Üründe ayrıca doğal aroma vericiler yerine yine içeriği beyan edilmeyen yapay aroma vericiler yer alıyor. Şimdi buraya dikkat, Zero çeşidinde bulunan ve şeker kamışından elde edildiği için “doğal tatlandırıcı” sınıfına dahil edilen Sukraloz bu ürüne şekerden tam 600 kat daha fazla tat veriyor. Sukralozun elbette kimyasal reaksiyonlar ile elde edildiğini söylemek gerekiyor. #NeİçtiğiniziBilin
Gıda Dedektifi1,287,711 görüntüleme • 2 yıl önce

2018 yılında Şili’de obeziteyle mücadele kapsamında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir adım atıldı. Hızla artan obezite oranlarıyla karşı karşıya kalan Şili hükümeti 18 milyon insanın yeme içme alışkanlıklarını dönüştürmeyi amaçlayan bir dizi düzenleme yaptı. Bu kapsamda çocuklara yönelik satışı yapılan ürünlerin ambalaj tasarımlarına varan düzenlemeler yapıldı. Şili hükümetinin kararlılığıyla 2016 yılında başlayarak yapılan bu düzenlemelerden Kinder Surprise gibi çocuklara hediye vererek satışlarını arttıran yumurta çikolatalardan içeriğinde yüksek şeker ve kalori bulunan kahvaltılık gevreklere kadar birçok ürün etkilendi. Diğer yandan yasa kapsamında Şili’deki okullarda dondurma, çikolata, gofret, patates cipsi gibi abur cuburlar yasaklandı ve bunların gece saatleri haricinde reklamlarına da kısıtlama getirildi. Bu düzenleme kapsamında Coca-Cola’dan dünyadaki en içecek vergisi alınmaya başladı. Düzenleme sonrasında üzerindeki çizgi film karakterlerini kaybeden birçok ünlü firma da, market raflarında artık “çekici” olmayan sıradan ambalajlarla boy göstermeye başladı. Toplumdaki obezite oranlarını düşürmeye yönelik buy düzenlemeye karşı çıkan Pepsico ve Kellogg’s gibi firmalar da fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye gitti fakat sonuç değişmedi. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi1,249,424 görüntüleme • 2 yıl önce

Burası hergün yüzlerce restoran ve kafenin alışveriş yaptığı, perakende değil, toptan satış yapan Metro mağazalarından biri… Bu mağazalardan satış yapan restoran ve kafelerde hergün onbinlerce insan yemek yiyor. Çoğunluğu “ev yemeği” konseptine satılan veya kafeteryalarda karşınıza çıkan yemekler buradan alınan ürünlerle yapılıyor. Market reyonlarını tek tek gezerken Knorr markasıyla satışa sunulan bu “sofrabaşı” markalı et suyu toz bulyonlar dikkatimizi çekiyor. 300-500 gr değil, iş endüstriyel tüketim olunca tabi 5 kiloluk kovalarda satılan bu toz bulyonlar da ne denli yaygın, ne denli çok ve sürekli kullanıldığının bir göstergesi olarak önümüzde duruyor. Sadece ev yemeği konseptinde uygun fiyatlarla sunulan yemeklerde değil, karşınıza gelebilecek her türlü üründe kullanılabilen bu toz bulyonların ismi de nasıl baş tacı olduğunu gösteriyor. Peki ya neden? Hemen ürünün içeriğine bakalım… İçeriğinde ilk sırada tuz bulunan üründe ayrıca aroma arttırıcı katkı maddesi monosodyum glutamat yer alıyor. Yedikçe yediren, yediğiniz yemekten daha da lezzetli bir tat almanızı sağlayan bu kimyasalın yanı sıra muhtemelen “et” tadı almanızı tetikleyecek yapay aroma vericiler de üründe yer alıyor. Etin tadını ve kokusunu bu yapay aromalarla verenler, elbette hizmette sınır tanımıyor ve ürüne “et” rengi vermek için renklendirici bile koyuyor. Bu zihniyetin “et suyu” diye sattığı bu ürün ise içeriğinde %0,01 yani yüzde değil, binde değil sadece onbinde 1 oranında sığır eti içeriyor. Yani 5 kiloluk bu kovada yarım gram sığır eti var. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi1,158,396 görüntüleme • 2 yıl önce

Aile boyu ambalajıyla bir takipçimizin dikkatini çeken ve “dana etli” logosuyla satılan bu 1 kiloluk mantı paketinde sizce kaç gram dana kıyma var? Yok, herkesi kendiniz gibi eli bol sanmayın. Hele ki bu gıda endüstrisi kurnazlıklarını da yabana atmayın. Yıllarca size anne eli değmiş gibi diye palm yağlı kurabiyeleri, tereyağ algısıyla bildiğiniz margarini, sanki marifetmiş gibi soyalı lahmacunu Turkish pizza diye satan zihniyet; 1 kiloluk mantıya 20 gr kıymayı koklatıp, Turkish Ravioli diye piyasaya sürmüş. Adamlar bir de “lezzetin keyfi çook uzun sürecek” diye reklam yaparken, 20 gr’lık lezzetin kaynağını ise açıklamamış. Üründe 20 gr’lık kıyma olunca tabii ki kıymanın tadını vermek yapay aroma vericilere düşerken, üründe ayrıca aroma arttırıcı olarak Monosodyum glutamat ve ayrıca maya ekstraktı ilavesi bulunuyor. Yani “çok” uzun sürecek dedikleri lezzet kıymadan değil, içeriğini açıklamadıkları yapay aromalardan ve Monosodyum Glutamat’tan geliyor. Söyleyecek tek bir söz var, Mantı mantı olalı, böyle aşağılanmamıştı. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi1,085,023 görüntüleme • 2 yıl önce

Yıllarca palm yağını, hurma yağı diye etiketlerine yazan ve milleti kandıran Torku, Ramazan’ın gelmesini fırsat bilmiş ve yine tam 12’den vurmuş. Hurmalı süt ifadesi ve paketin tamamına yakını dolduran devasa hurma görseliyle satışa sunduğu süte ise hurma aroması koymuş! İçeriğinde %1 oranında hurma suyu konsantresi bulunan ve Instagram’daki “tadına baktım, paramı kaptım” influencerları tarafından “hurma tadı müthiş!” diye reklamı yapılan üründen gelen bu hurma tadı da bu yapay influencerlar gibi yapay aroma vericiden geliyor. Ambalaja “Doktor bu ne!?” dedirtecek büyüklükte hurma koyup, doğal olarak bizden diye satılan bu ürün de bilinçli tüketicilere “teşekkürler, biz istersek mis gibi “hurmalı” sütümüzü içeriz” dedirtiyor #GıdaDedektifiMarkette
Gıda Dedektifi893,226 görüntüleme • 2 yıl önce

Bugün Sivas’ta taşımalı eğitim veren bir ilkokuldan gelen bu fotoğraflar bir kez daha pes artık dedirtti. Tarafımıza bilgi veren bir öğretmen takipçimiz, söz konusu okulda öğrencilere sıcak yemek sağlayan firmanın Ramazan ayında yemek yerine, gördüğünüz bu kek ve içecekleri temin edeceğini aktardığını iletti. Buna göre çocuklar Ramazan ayında içeriğinde yüksek oranda ilave şeker ve doymuş yağ ile birçok katkı maddesi ve aroma vericiler bulunan ürünleri “yemek” diye yemek zorunda kalacaklar. Tarafımıza ulaşan öğretmen takipçimiz, konuyla ilgili Sivas Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğunda ise “firmaya karışamayız” cevabının geldiğini şaşkınlıkla dile getiriyor. Şimdi soruyoruz ve yetkililere çağrı yapıyoruz: İlköğretim çağındaki çocuklara neden Ramazan ayında yemek yerine abur cubur verilir? Yemek diye verilen abur cuburların Milli Eğitim Bakanlığı genelgesinde kantinlerde bile yeri yokken, sağlık bilim kurulu kararı gereği okullarda satışı yasakken nasıl bir yemek firması bunları çocukları dağıtmaya tenezzül edebilir? Dahası ve en önemlisi çocukları korumaya çalışan öğretmenlerin çağrısı neden duyulmaz? Sivas Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri neden buna çare bulmaz? En kısa sürede çocuklarımızın sağlıklı yemek menülerine tekrar kavuşacağını umarak, yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı #ÇocuklarımızıYedirmeyeceğiz
Gıda Dedektifi810,110 görüntüleme • 2 yıl önce

Bal ve propolis oranlarıyla geçtiğimiz aylarda konu ettiğimiz Dimes Express Bal & Propolis ürününde Balparmak markasının logosu yer alırken, üründe sadece %0,05 yani onbinde 5 oranında bal ve %,03 yani onbinde 3 oranında propolis bulunuyordu. Dimes ve Balparmak firmaları yayınlarımız sonrasında sizlerden gelen tepkileri dikkate almış olacak ki, herhalde biraz da utanmışlar… Üründeki Balparmak logosunu ve propolisi kaldırmaya karar vermişler. Ürün artık “ballı” olarak satılıyor. Şimdi sıkı durun! Daha önce onbinde 5 oranında bal bulunan üründe firma “patron çıldırdı” moduna geçmiş, balı arttıralım demiş ve tam iki katına çıkararak binde 1 düzeyinde getirmiş. Bu firmayı ayakta alkışlamak lazım. Milletle daha güzel dalga geçilemezdi! #GıdaDedektifiMarkette
Gıda Dedektifi808,153 görüntüleme • 2 yıl önce

Bu fotoğrafta Tuzla Şifa mahallesi’ndeki yerel bir markette satılan “özel” domates görülüyor. Nedir bu domatesi özel yapan şey diye baktığımızdaysa Rusça etiket dikkat çekiyor. Evet, Rusça etiketlerle ihraç edilmek üzere hazırlanan bu domateslere Rusya yerine Tuzla kısmet olmuş.
Gıda Dedektifi743,452 görüntüleme • 2 yıl önce

Önceki akşam Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi’ne zehirlenme belirtileri üzerine başvuran iki işçinin acil serviste işlemleri yapılırken, servisteki diğer hastalarda da benzer belirtiler görülmeye başlaması üzerine acil servis boşaltıldı, hasta kabulü durdu. Hastanede temizlik çalışması başlatılırken, ambulanstaki sağlık görevlilerin de özel koruyucu kıyafet giydiği görüldü. Nedir bu kadar paniğe sebep olan, çevredekileri bile etkileyen bu zehir diye soracak olursanız; maalesef tarım ilacı adı altında kontrolsüz kullanılan zehirli kimyasallardan bahsediyoruz! Evet; biz diyelim nar, siz deyin portakal. Avrupa’ya giden birçok ürünümüzün geri dönmesine sebep olan, toprağımızdan ve mahsullerimizden fışkıran; tarım ilacı adı altında toprağımızı ve mahsullerimizi zehirleyen bu zehirli kimyasallar dün akşam sadece iki tarım işçisini değil, tüm acil servisteki hastaları ve sağlık çalışanlarının sağlığını böyle tehdit etti. İlaçlama yaptıkları sırada yüzleri kızaran ve zehirlenme belirtileri gösteren 2 işçinin tam olarak nerede, nasıl ve hangi şartlarda ilaçlama yaptıkları bilinmiyor. Bilinen tek şey, topraklarımız işte bu etkili kimyasallarla zehirleniyor, zehir saçan mahsullerimiz Avrupa kapılarından dönüyor, kontrolsüz ve denetimden yoksun kullanılan bu zehirli kimyasallar hepimizin hayatını tehdit ediyor. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi739,926 görüntüleme • 2 yıl önce

Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Sistemi RASFF’de bugün yayınlanan bir uyarı Avrupa Birliği’nde yasaklanan Titanyum Dioksit’in Türkiye’de göz göre göre kullanılmaya devam etmesinin ilk sonuçlarını aldığımızı gösteriyor. Elbette bunun toplumun sağlığı üzerindeki orta ve uzun vadedeki sonuçları ise bilinmiyor. Avrupa’daki marketlerde ürün incelemeleri yapan ve Avrupa Birliği’nin sınır kontrollerini yakından takip eden Inside Eat Türkiye hesabı tarafından yayınlanan habere göre Türkiye’den Kıbrıs Rum Kesimi’ne ihraç edilmek istenen Kent markalı Sour Patch Jelibon şekerlemelerde Titanyum Dioksit tespiti üzerine ürünlerin sınırdan geri çevrildiği anlaşılıyor. Sınır kontrollerinde E171 kodlu Titanyum Dioksit bulunan ürünlerin Avrupa Birliği ülkeye girişinin engellenmesiyle, ürünler Türkiye’deki tedarikçiye iade edildi. Titanyum Dioksit’in gıdalarda kullanımı geçtiğimiz aylarda Avrupa Birliği tarafından yasaklanmıştı. Türkiye’de hala “mevzuata uygun” olarak nitelenen ve ürünlerde kullanımı devam eden bileşenin “yasaklı” hale gelmesi için 2023 yılında bürokratik yazışmalar bekleniyor. Sonuçlanan bilimsel çalışmalarım ülkemizde yürürlüğe girmesi aylar belki yıllar sürüyor. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi831,021 görüntüleme • 2 yıl önce

14 Mart 2024 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından 81 ile yazılan bu yazıyı tarafımıza ulaştıktan sonra tekrar tekrar okuduk. Öyle ki, yazıda içeriğinde rafine sofra şekeri veya glikoz-fruktoz şurubu yerine; hurma, elma ve üzüm gibi meyveler ile meyve konsantreleri, nektar, şurup ya da öz bulunan ürünlerde “şeker ilavesiz” veya “ilave şeker içermez” beyanlarının yapılamayacağı ifade ediliyordu. Evet, yanlış duymadınız: İçinde ilave şeker yerine; doğal şeker kaynakları bulunan ürünleri tanımlayan temel unsurun ambalajlardan kaldırılması yönünde bir talimat bu. Bu talimata göre dünyanın birçok ülkesinde ve Avrupa’da yaygın olarak kullanılan “no added sugar” yani “ilave şeker içermez” beyanı yasaklanıyor. Bu beyan dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın olarak tüketilen katkısız barlar, meyve suları ve hatta bebek ek gıdalarında “ilave şekersiz” beyanı ürünü sağlıksız diğer ürünlerden ayırt edici önem taşıyor. Bu beyanın kaldırılması ise içinde yüksek oranda şeker, glikoz-fruktoz şurubu ve katkı maddeleri olan malum abur cubur ürünlerine yarıyor. Dünya literatüründe yeri olmayan bu karar neye göre alınıyor ve Türkiye’de hangi gerekçeyle uygulanmak isteniyor, bilmiyoruz. Fakat raflardaki katkısız ürünlerle, sağlıksız abur cuburları birbirinden ayırt etmeyi zorlaştıracak ve dünyada eşi benzeri olmayan bu beyan yasağından dönüleceğini ümit ediyoruz. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi661,896 görüntüleme • 2 yıl önce

Önceki hafta bir takipçimizin uyarısıyla İçim markalı taze kaşar peynirlerinde önemli bir detayı fark ettik. İçeriği, besin değerleri ve hatta barkodu bile aynı olan iki ürün arasında hiç de beklemediğimiz bir fark olduğunu gördük. Yoksa yine gramajı düşürüp gizli zam mı yapmışlar diyecekseniz, yok… Bunlar artık onun da ötesine geçtiler. İçim markasıyla satışa sunulan taze kaşar peyniri paketlerinde “1 kg. İçim kaşar 11 kg. sütten yapılıyor.” ifadeleri yer alıyordu. Bu ifadeler ürünün içerik beyanında tüketiciye açıklanmayan süt oranı hakkında “yasal olmasa da” aleni bir bilgi beyanı yapıyordu. Paket üzerinde firma tarafından zorunlu olmayan bu beyan ürünün yoğun süt içeriğini de vurgulamış oluyordu. Fakat son dönemlerde aynı içerik, aynı besin değerleri ve hatta aynı barkod numarasıyla satışa sunulan bu ürünlerde “1 kg. içim kaşar 10 kg. sütten yapılıyor” ifadesi yer alıyor. Yani artık ortaya çıkan tabloda paketlerden 50-100 gram azaltmak da yetmiyor. Firma her 1 kg. kaşar peynirinde kullandığı sütten 1 kg. azaltmaya gidiyor. Bu durum da ancak eski ve yeni paketler yanyana getirildiğinde açıklığa kavuşuyor. Gelinen noktada firmayı yaptığı bu beyandan dolayı yine de tebrik etmek gerekiyor. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi824,071 görüntüleme • 2 yıl önce

Önceki haftalarda yerli cevizlerle ithal cevizler arasındaki fiyat farklarını konu etmiş, Amerika cevizinin piyasayı ucuz fiyatlarla domine ettiğini söylemiştik. Bugün tarafımıza gönderilen bu fotoğraflarda ise California ceviz lobisinin ürünlerini sadece 300-500 gramlık paketlerde değil, çuvallarla gözümüze sokarcasına satışa sunduklarını görüyoruz. Bu “çuvalla” satışın da Amerikan firmasının pazarlama stratejisinin bir parçası olduğunu söylemek gerekiyor. Diğer yandan reyonların önünde duran California cevizi çuvallarına rağmen marketler bu cevizleri göz göre göre Menşei: Türkiye diyerek satıyor. Adamlar tüm ülkeye yayılmış market zincirlerinde çuval çuval cevizi ucuza satarken bizim üreticimiz ise maalesef zor şartlarda bu kapitalist firmalarla mücadele ediyor. Her geçen yıl verimi ve üretim alanlarını arttıran, tüm dünyada markalaşmaya giden Amerikan cevizinin yanında Türkiye’deki üreticiler maalesef rekabet etmekte zorlanıyor. Diğer yandan bakanlık raporlarında Türkiye’de son 10 yılda ceviz alanlarında %200 artış olmasına rağmen ağaç başına verimin %30 oranında düştüğü belirtiliyor. Çok geç olmadan yerli üreticimize sahip çıkmalı, Anadolu’da ceviz üretimini ve verimi arttırmanın, yerli üretim modeliyle sürdürülebilir kalkınma sağlamanın yollarını bulmamız gerekiyor. #NeYediğiniziBilin
Gıda Dedektifi805,014 görüntüleme • 2 yıl önce