Hüseyin Günes's banner
Hüseyin Günes's profile picture

Hüseyin Günes

@hueseyinguenes9,196 subscribers

🎈nur Mensch | Journalist • Grafik & Design | @DiasporamaNews ☀️

Shorts

Münih Güvenlik Konferansı’ndaki yoğun diplomasi trafiğinin en dikkat çekici anı, Neçirvan Barzanî ile General Mazlum’un kucaklaşmasıydı. “Em li pişta we ne” (Biz sizin arkanızdayız) sözünün vücut bulmuş hâli, inancın, direnişin ve kardeşliğin sessiz ama sarsılmaz yankısıydı. ☀️

Münih Güvenlik Konferansı’ndaki yoğun diplomasi trafiğinin en dikkat çekici anı, Neçirvan Barzanî ile General Mazlum’un kucaklaşmasıydı. “Em li pişta we ne” (Biz sizin arkanızdayız) sözünün vücut bulmuş hâli, inancın, direnişin ve kardeşliğin sessiz ama sarsılmaz yankısıydı. ☀️

121,819 просмотров

Kobani kuşatma altında! Şam güçleri ve Türkiye destekli milisler sivillerin evlerini bombalıyor, felaket kapıda! Dünya neredesin?!

Kobani kuşatma altında! Şam güçleri ve Türkiye destekli milisler sivillerin evlerini bombalıyor, felaket kapıda! Dünya neredesin?!

51,393 просмотров

Suriye’yi işgal edip halkını göçe zorlayanlardan hesap soramayan ve iktidarın yaptığı hataların bedelini ise masum insanlara ödetenler ahlaksızdır, haysiyetsizdir. Siyasetçiler bu konuda sorumluluk almazsa durum daha da kötüleşebilir. Birçok şehirde #Suriyeliler’e yönelik saldırılar olduğuna dair haberler geliyor. Meclis, valilikler ve güvenlik güçleri bir an önce bu duruma müdahale etmelidir!

Suriye’yi işgal edip halkını göçe zorlayanlardan hesap soramayan ve iktidarın yaptığı hataların bedelini ise masum insanlara ödetenler ahlaksızdır, haysiyetsizdir. Siyasetçiler bu konuda sorumluluk almazsa durum daha da kötüleşebilir. Birçok şehirde #Suriyeliler’e yönelik saldırılar olduğuna dair haberler geliyor. Meclis, valilikler ve güvenlik güçleri bir an önce bu duruma müdahale etmelidir!

103,746 просмотров

Kobanê’de çocuklar donarak öldü. Ve o gün, yalnızca onların bedenleri değil, insanlığın utancı da dondu. Bir halkın çocuklarına mezar olan bir sessizlikte, hiçbir inanç, hiçbir ideoloji ve hiçbir devlet masum değildir. İnsanlık; “bizden olmayan”ın ölümü karşısında susarak kendi kalbini infaz etti. Bundan böyle, mazlumun dinini, dilini, toprağını sormadan yanında durmayan her fikir, her sistem, her inanç; ahlaken ölüdür. Biz, o çocukların üşüyen nefeslerini unutmayacağız. Onlar donarken, biz sustuk; bir daha asla susmayacağız! #StarlinkForRojava #KobaneUnderSiege

Kobanê’de çocuklar donarak öldü. Ve o gün, yalnızca onların bedenleri değil, insanlığın utancı da dondu. Bir halkın çocuklarına mezar olan bir sessizlikte, hiçbir inanç, hiçbir ideoloji ve hiçbir devlet masum değildir. İnsanlık; “bizden olmayan”ın ölümü karşısında susarak kendi kalbini infaz etti. Bundan böyle, mazlumun dinini, dilini, toprağını sormadan yanında durmayan her fikir, her sistem, her inanç; ahlaken ölüdür. Biz, o çocukların üşüyen nefeslerini unutmayacağız. Onlar donarken, biz sustuk; bir daha asla susmayacağız! #StarlinkForRojava #KobaneUnderSiege

15,741 просмотров

Videos

hueseyinguenes's profile picture

Artı TV’de yıllar önce yaşanan tartışma bugün neden yeniden gündemde? Ahmet Nesin’in yeniden gündeme getirdiği 2018 tarihli Artı TV deneyimi, yalnızca eski bir kanal içi tartışma olarak okunabilecek türden değil. Nesin, kendisiyle Fehim Işık’a gönderildiğini söylediği dört sayfalık bir iç uyarı metninden söz ediyor. İddiaya göre Afrin haberlerinde “saldırı”, “işgal”, “hastane hedef alınarak vuruldu” ve Erdoğan’ın “ırkçı söylemleri” gibi ifadelerin kullanılmaması isteniyor. Haber dilinin Roj TV ve Medya Haber TV çizgisine benzediği, Nesin’in üslubunun da kanalı zor durumda bırakabileceği belirtiliyor. Bu anlatım doğruysa ortada basit bir editoryal tercih tartışması yok. Bir medya kuruluşu, kendi gazetecisine hangi kelimeleri kullanıp hangilerini kullanmaması gerektiğini ne ölçüde dayatabilir? Üstelik mesele, Afrin gibi savaşın, devlet politikasının ve Kürt meselesinin kesiştiği son derece tartışmalı bir başlıkta yaşanıyor. 2018’de Türkiye’de medya kuruluşlarına Afrin operasyonunun haberleştirilmesine ilişkin resmî uyarılar da yapılmıştı. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın medya temsilcilerine 15 maddelik bir bilgilendirme ve uyarı metni verdiği, dönemin medya raporlarına yansımıştı. 💢 Dolayısıyla şu soru kaçınılmaz hâle geliyor: Bir medya kuruluşu iktidarın haber diline müdahalesini eleştirirken, kendi içinde benzer bir editoryal sınır oluşturduysa bunun adı ne olmalıdır? Nesin, söz konusu uyarının ardından önce Fehim Işık’ın, ardından kendisinin kanaldan ayrıldığını anlatıyor. Bugün ise aynı medya çevresinde yer almış isimlerin geçmişteki tutumlarıyla bugünkü siyasi değerlendirmeleri arasında belirgin bir fark bulunduğunu savunuyor. Burada Ayşe Hür meselesi özellikle dikkat çekiyor. Hür bugün Abdullah Öcalan, PKK ve Kürt hareketinin mevcut siyasal çizgisine yönelik sert eleştiriler getiriyor. Fakat geçmişte Artı TV’de program yapan Hür, kanalın yayın çizgisinin oluştuğu dönemde bu yapının bir parçasıydı. Artı TV’nin kendi arşivinde de Hür’ün Erdoğan Aydın ile birlikte tarih programları hazırladığı görülüyor. Bu durum elbette geçmişte bir kişinin bugünkü düşüncesini değiştiremeyeceği anlamına gelmez. İnsanlar fikirlerini değiştirebilir. Gazeteciler de geçmişte savundukları görüşleri yıllar sonra eleştirir pozisyonda durabilirler. Bugün Öcalan’ı, PKK’yi veya Kürt hareketini eleştiren bir gazetecinin, geçmişte aynı siyasi çevreyle kurduğu medya ilişkisinin hesabını vermesi mi gerekir? Yoksa geçmişteki tutum ile bugünkü eleştiri eksenli duruşu arasında hiçbir bağ kurulmamalı mı? Asıl tartışılması gereken, Nesin’in anlattığı belge gerçekten mevcutsa, cevabının ortaya çıkması beklenen şu sorular silsilesidir: O dört sayfalık metni kim hazırladı? Kim gönderdi? Karar nasıl alındı? Hangi editoryal gerekçeyle hangi ifadeler yasaklandı? Bu metne kimler itiraz etti? Kimler kabul etti? Ve bugün o dönemin yayın çizgisini savunan ya da o çizginin içinde yer alan isimler, geçmişteki tercihleri hakkında ne düşünüyor? Bu soruların cevabı bulunmadan, bugün yapılan siyasi eleştirilerin yalnızca bugünkü pozisyon üzerinden değerlendirilmesi eksik kalacaktır. Çünkü geçmişte kullanılan dil de siyasi hafızanın bir parçasıdır. Ve bazen yıllar önce yazılmış dört sayfalık bir “kurum içi yazışma”, bugün söylenen birkaç cümleden çok daha fazla şey anlatabilir. —• Erdal Doğan Ayşe Hür Aydın Selcen ebabahan ali topuz Ahmet Nesin Fehim Işık Ayşe Yıldırım cihangir islam Kadir Gökmen ÖĞÜT RagIp DURAN

Hüseyin Günes

51,155 просмотров • 3 дней назад

Больше нет контента для загрузки