
İlhan Kesici
@ilhankesici • 158,272 subscribers
İstanbul Milletvekili (CHP), NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Üyesi, Eski DPT Müsteşarı [email protected] https://t.co/YYT076csg3
Videos

📌 Türk devleti “kayıt tutmaya” en yüksek seviyede önem veren bir devlettir. 📌 Fatih Sultan Mehmet’in kahvaltıda yediklerini bile biliyoruz. 📌 128 milyar dolar da kayıtlardadır. 📌 Bunun, tam olarak nereye gittiğini bilen sadece iki kişi vardır: Merkez Bankası Başkanı ve dönemin Hazine ve Maliye Bakanı. 📌 Sonradan öğreniyoruz ki meğer 2017 ve 2019’da Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı arasında protokoller yapılmış. 📌 Asıl kırılma noktası 2019 protokolüdür. 📌 2022 Bütçesinin tamamı üzerine CHP Grubu adına yaptığım konuşmadan bir kesitte, hâlâ yanıtını alamadığımız bir soru üzerine değerlendirme yapmıştım. 📌 Peki bu soru neydi? “128 milyar dolar nerede?” 📌 Türkiye bu soruyu sormaya ısrarla devam etmelidir; ta ki tam cevabını alabildiğimiz güne kadar. #Bütçe #128milyardolarnerede
İlhan Kesici195,914 görüntüleme • 4 ay önce

Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) bir odada beş kişi otururduk. Hepimiz farklı siyasi renklerdeydik; Birimiz CHP’li, birimiz Adalet Partili, iki arkadaşımız siyaset dışı, birisi de bendim. Bu odadan Enerji Bakanlığı Müsteşarı çıktı, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı çıktı, ben DPT Müsteşarı oldum. İki arkadaşımızın genel müdürlük kararnameleri çıkarken görev istemediler. Bütün bunlar ne demek oluyor? Ehliyet ve liyakat siyasi tercihin önündeydi. Aslolan devlet anlayışı ve devlet saygısı idi. #Liyakat #DevletPlanlamaTeşkilatı #DevletAdabı
İlhan Kesici56,697 görüntüleme • 2 ay önce

Lübnan asıllı bir Hristiyan Arap olan Fransız romancı “Amin Maalouf”un romanlarından birisi de, özgün adı “Origines” olan “Yolların Başlangıcı” isimli romanıdır. Roman bir anlamda yazarın aile şeceresi de gibidir. Aile o tarihlerde İstanbul’da yaşamaktadır. 1900’lerin başlarında, henüz Balkan Savaşları çıkmadan ama savaş kokularının da hissedilmeye başlandığı İstanbul’dan anavatanları olan Lübnan’a göçerler. Romanda Osmanlı İmparatorluğu ve M. Kemal Atatürk’e ilişkin çok ilgi çekici yorumlar da vardır. Amin Maalouf Lübnan ve etrafının o tarihlerde “Türk Asyası” olarak anıldığını söyler. Bölge Birinci Dünya Savaşı ertesinde Fransız hakimiyetinde kalmıştır. Aile ve bölge halkı bekledikleri huzuru yeni yönetimde bulamamanın üzüntüsünü yaşarlar. Zaman zaman, eski Osmanlı yönetimine içten içe hasret de duyarlar. Tam o günlerde M. Kemal Atatürk’ün önderliğinde Anadolu’da bizim “İstiklal Savaşımız” da başlamıştır. Savaşı Fransız gazetelerinden takip etmeye çalışırlar. 10-24 Temmuz 1921 tarihlerinde cereyan eden Kütahya-Afyon-Eskişehir muharebelerinde yaşadığımız büyük askeri yenilgileri okuyunca çok üzüntü duyarlar. Yaklaşık bir ay sonra, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde yapılan ve 22 gün ve 22 gece süren ve dünyanın da en uzun meydan savaşlarından birisi olan Sakarya Meydan Savaşı’nda kazandığımız büyük zafere çok sevinirler. Sakarya Zaferi şerefine Lübnan dağlarında tüfek ve tabancalarla silah atarak kutlamalar yaparlar. Tam bu sırada yazarın babaannesi hamiledir. Henüz çocuk doğmadan ama erkek çocuk olacağı beklentisiyle, dede çocuğun ismini, Sakarya Zaferi başkumandanı M. Kemal’in ismine izafeten “Kamal” koyar (Kemal’in Arapça söyleniş biçimi). Fakat doğan çocuk erkek değil, kız çocuğudur. Ve Kamal bir erkek ismidir. Bu nasıl olacaktır? Ailede büyük telaş olur. Buna rağmen dede ismi değiştirmez ve kız çocuğunun ismini yine de Kamal koyar. Ben bu olayı milletimiz ve büyük önderimiz M. Kemal Atatürk için çok değerli bir nişan olarak görürüm. Bu vesileyle, başta M. Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Savaşımızın tüm kumandanlarını, tüm şehit ve gazilerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. 🇹🇷 Uğur Dündar
İlhan Kesici61,044 görüntüleme • 2 ay önce

Türkiye, beğenmediği iktidarları sırtında taşımaz,ilk seçimde sırtından hemen atar! 1982’de Anayasa’ya yüzde 92.5 oy verdi, hemen takip eden 1983 Genel Milletvekili seçimlerinde Turgut Özal’ı iktidar yaptı. 1989 yerel seçimlerinde, Turgut Özal’a ders vermek için Erdal İnönü’lü SHP’yi birinci parti yaptı. 1991 genel milletvekili seçimlerinde SHP’nin belediye performansından memnun olmadı, Süleyman Demirel–DYP’yi birinci parti yaptı. 1995 seçimlerinde Necmettin Erbakan ve Refah Partisi’ni, 1999 seçimlerinde Bülent Ecevit ve DSP’yi, 2002 seçimlerinde de Tayyip Erdoğan ve AK Parti’yi birinci parti yaptı. Görüldüğü gibi her seçimde başka bir parti birinci parti oldu. Şimdi de başka bir partinin birinci parti olarak çıkmasının tam vaktidir. Türkiye, bu anlamda, tam bir iktidar değişikliği kıvamında ve arefesindedir. gökmen karadağ miyase ilknur Aytunç Erkin Barış Pehlivan Halk TV
İlhan Kesici42,838 görüntüleme • 3 ay önce

📌 “Kazın cücüğü ‘güzün’ sayılır.” 📌On yedi yılın sonunda kazın cücüğünü saydığımızda ortaya çıkan tablo şudur: 📌Türkiye ekonomisi 1 trilyon 50 milyar dolar dış ticaret açığı vermiştir. 📌Bu rakam toplam ihracatımızın tam yarısına tekabül etmektedir. 📌On yedi yılda toplam ihracat 2 trilyon 100 milyar dolar; toplam ithalat 3 trilyon 100 milyar dolardır. 📌Aradaki 1 trilyon dolarlık fark “üretmeden tükettiğimiz” bir dış ticaret açığı demektir. 📌 Dünyada, dış ticaret açığı ihracatının yarısına yaklaşan, bırakın “medenisi”ni, tek bir “gayrimedenî” ülke bile yoktur. 📌Türkiye’nin bu tabloya sürüklenmesi, düşük kur politikasıyla günü kurtarmaya çalışmanın ağır bedelini göstermektedir. 📌 Kur’un suni biçimde baskılandığı yıllarda “Çin’i geçtik, Maçin’i de geçtik” naralarının da anlamsızlığını göstermektedir. 📌Düşük kur sayesinde yediğimiz hurmalar, 2019 güzünde milletin bütçesini tırmalayan 1 trilyon 50 milyar dolarlık devasa dış ticaret açığı olarak geri dönmüştür. 📌 İhracat–ithalat dengesi bu ölçüde bozulmuş, dış ticaret açığı kronikleşmiş bir ekonomide istikrarın, adil bölüşümün ve güçlü büyümenin olması mümkün değildir. 📌2020 Yılı Bütçesi, TBMM CHP Grubu adına yaptığım konuşmadan kısa bir bölüm. #Ekonomi #Bütçe
İlhan Kesici45,610 görüntüleme • 4 ay önce

Türk halkı sizi, AK Parti’yi 2002 seçimlerinde büyük bir milletvekili sayısıyla iktidara getirdi. Bununla da kalmadı, yetinmedi; takip eden 2004, 2007, 2009 seçimlerinde de yine, üst üste yüzde 40 ve üstünde oylarla iktidarınızı ayrıca perçinledi, sağlamlaştırdı. Sonuçta, geçmiş yıllarda hiçbir partiye nasip olmadığı ölçüde; Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı ve benzeri ne kadar makam mevki varsa hepsini ayni donemde size vermiş oldu. Fakat bu 7 senelik iktidar döneminizden sonra ne gördük; Siz bizzat kendiniz ispat etmiş oldunuz ki, bu güzel ülkeyi yönetmekte ehil ve liyakatli değildiniz. Yönetme ehliyetiniz yoktur. Yeterli değilsiniz. Yönetemiyorsunuz. Bunu da muhalefet filan ispat etmiş değildir. Bizzat siz kendiniz göstermiş oldunuz. Üzerinde konuştuğunuz 2010 Yılı Bütçesi de, bu anlamda, refah vaadeden, aş ve iş vaadeden bir bütçe de değildir. Yedi senelik iktidarınızın özeti, hâsıl-ı kelâmı da budur. #Bütçe #Ehliyet
İlhan Kesici15,474 görüntüleme • 1 ay önce

21. yüzyılda devletin ekonomideki rolü “ülkeyi bütünüyle global rekabete hazırlamaktır.” Bunun en önemli unsuru insan sermayesi ve gençlerdir. Türkiye’yi önümüzdeki 50 yılda geleceğe taşıyacak olan insan sermayesi bugünün gençleridir. Bu bakımdan bu gençlerin dünya ortalamasının çok üstünde eğitilmesi ve yetiştirilmesi gerekmektedir. Türkiye okullarında 20 milyon ilk ve ortaöğretim, 5 milyon yükseköğretim öğrencimiz; bir buçuk milyona yakın öğretmen ve öğretim görevlimiz vardır. Bu rakamlar, sayısal olarak güzel rakamlardır. Tüm bu gençlerimizin eğitimi için bütçeden ayırdığımız kaynak toplam 571 milyar TL’dir. İlk bakışta oldukça büyük bir bütçe imiş gibi görünebilir. Aynı bütçede bir de faiz kalemimiz var: 566 milyar TL. İşte bu olmadı. Bir yanda 25 milyon öğrencimizin eğitimine ayırdığımız bütçe ile sadece borçların faizine ayrılan bütçe birbirine eşit. Olacak şey değil. Bizim bu gençlerimizi bu bütçelerle dünya ortalamasının üstünde yetiştirebilmemiz imkânı yoktur. #Eğitim #Bütçe #Faiz
İlhan Kesici12,772 görüntüleme • 27 gün önce

Amerikan Newsweek dergisi kapak yapmış: Büyük devletleri, imparatorluklar dâhil, ne batırır? Cevapları da sıralamış: . Borçları artar . Ekonomik büyümeleri düşer . Ödedikleri faizler de ödenemez büyüklüklere ulaşır. Türkiye de elbette iç-dış borçlanmalarına bir faiz ödemektedir. Mesela AK Parti’den önceki 25 yılda, 1975-2000 yılları arasında, iç ve dış borçlarımıza karşılık olarak ödediğimiz faiz 125 milyar dolar eşdeğeridir. Yani yılda ortalama 5 milyar dolar. AK Parti, 2003-2009 yılları döneminde ödediğimiz faiz ise tam 260 milyar dolardır. Yani yılda 37 milyar dolar. Buna can dayanmaz. Bu rakamlar iliğimizin kemiğimizin emilmesi ve sömürülmesinden başka bir şey değildir. Bu faizlerin altından kalkılamaz. Bu faizler keserse keser, baltaysa balta, nacaksa nacak, satırsa satırla parçalanmadığı sürece bizim hâlimiz hâl değildir. Refah Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan buna “rant ekonomisi”, buna sebep olan hükûmetlere de “rantiye” diyordu. Elhak öyledir. Dünya devletlerindeki faiz oranları da şöyledir: TÜRKİYE: % 9,15 ABD: % 0,18 İngiltere: % 0,60 AB Euro Bölgesi: % 0,70 Çin: % 1,80 Hâlimiz ahvalimizi var siz hesap eyleyin! (TBMM, Bütçe Konuşması, 2009) #Bütçe #RantEkonomisi
İlhan Kesici18,495 görüntüleme • 1 ay önce

Suriye ile ilişkiler: •16 Eylül 2009: “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi” kuruldu, vizeler kaldırıldı. •22-23 Aralık 2009: İş birliği o kadar ileri götürüldü ki “Karşılıklı Emlak Komisyonu” bile kuruldu. •5 Eylül 2012: Sonra ne olduysa işler değişti ve “En kısa zamanda Şam'a gidilecek, Emevi Camii'nde namaz kılınacak” noktasına gelindi. Daha sonra ne oldu? Emevi Camii’nde namaz kılmaya gidilmekten vazgeçildi, aksine milyonlarca Suriyeli bizim camilerimizin avlularında sığınmacı oldular. Devlet adamı demek odur ki; Göz odur ki dağın ardını göre, Akıl odur ki başına gelecekleri bile. #Suriye #DevletAklı
İlhan Kesici17,519 görüntüleme • 1 ay önce

Büyük Atatürk’ün engin hoşgörüsü ve ehliyet-liyakatle ilgili yaşanmış bir olay: Yıl 1931, Dolmabahçe Sarayı, Atatürk ve arkadaşları, mutad akşam yemeği. Sohbetin konusu: Milli Eğitim meseleleri ve yeni üniversite kanunu Milli Eğitim Bakanı Esat Mehmet Efendi (Atatürk’ün çok saygı duyduğu ve Harbiye’den tabya hocası) ve genç Aydın milletvekili Dr. Reşit Galip arasındaki eğitim konuları tartışması Benzer bir durumda bırakalım devlet başkanlarının ne yapacağını, daha küçük ölçekte kendimiz empati yapmaya calışalım; bakalım biz ne yaparız? Büyük Atatürk ne yapmış! #Ehliyet #Liyakat
İlhan Kesici22,505 görüntüleme • 2 ay önce

Türkiye’de “devlet kalmamış gibidir” demeye dilim varmıyor. Ama aziz memleketimizde de çok fazla yanlış şeyler olmaktadır. Çok anlamsız sözler söylenmektedir. Bunların tek bir sebebi vardır: Türkiye “Fetret”, yani “Devletsizlik” hali içindedir. Kim ne yaptığının, ne söylediğinin farkında değildir. Devlet tüm kurum, kural ve kurullarıyla yeniden “avdet etmeden” bu işin içinden çıkılamaz. Devletsizlik hali bir an önce bitirilmelidir. Alttaki video 16.12.2021 ve yine 16.12.2022 tarihlerinde TBMM’de CHP Grubu adına yaptığım Bütçe Kapanış konuşmalarının son bölümüdür.
İlhan Kesici101,278 görüntüleme • 1 yıl önce

Türkiye çeşitli dönemlerde Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nin kalkınmasına çok kafa yormuştur. Tüm bu aramaların sonunda ulaştığı nokta “GAP, Güneydoğu Anadolu Projesi” dir. Biz, Türkiye millî geliri 100-200 milyar dolarlar seviyesinde iken GAP projesine tam 16 milyar dolar yatırım yaptık. GAP bir entegre projedir: . Enerji projeleri vardır, . Sulama projeleri vardır, . Sanayi ve agro-sanayi projeleri ve benzeri projeler vardır. AK Parti’nin içinde ve bizimle birlikte bu sıralarda oturan ve görev yapan, özellikle DPT içinde çok iyi yetişmiş olan çok sayıda Bakan ve Milletvekili arkadaşımız bulunmaktadır. Bu arkadaşlarımızın da şimdi anlatacaklarımı benim kadar bildiklerine inanırım. GAP’ın bir diğer adı da “Yedi Küpeli Gelin” projesidir. Sağlı sollu Fırat ve Dicle nehirleri üstüne, kulaklara takılan küpeler misali, 7 büyük baraj projesidir. Bakanlar Kurulu sıralarında oturan Bakan arkadaşlarımızın ve özellikle Ekonomik İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ile Maliye, Hazine, Tarım ve Enerji Bakanlarına hitap ediyorum. Şimdi aynen benim kürsüde yaptığım gibi “gözlerinizi kapatın” ve anlatacağım şekilde GAP bölgesini kafanızda canlandırın. Bu projeler tamamlandığı zaman kadim “Yukarı Mezopotamya Bereket Ovaları” nın nasıl fışkırdığını hayal edin. Enerji projeleri toplam 7.500 MW (megavat) gücündedir. Her yıl 30 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretecek kapasitededir. Sulama projeleri, 1,1 milyon hektarı Fırat havzasında, 0,7 milyon hektarı da Dicle havzasında olmak üzere, toplam 1,8 milyon hektarlık (18 milyon dönüm) bir arazi sulama kapasitesindedir. Bu projeler tamamlandığında bölgenin tamamı bereket olarak fışkıracaktır. Fırat’ın üstünde ve azgın Fırat’a gem vuran, yukarıdan aşağıya doğru sayıyorum; . Keban, . Karakaya, . Atatürk Barajı, . Birecik ve . Karkamış barajları; Dicle havzasında, . Yukarıda Dicle Kralkızı; . Ortada Ilısu barajları. Bu barajlar, adeta tüm bölgeyi iki koldan saran İstanbul Boğazı misali su kaynaklarımızdır. Atatürk Barajı rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın, Keban ve Karakaya barajları da yine rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in iftihar projeleriydi. Şimdi sizin için de, her şeyi hazır bir iftihar projesi öneriyorum: “Ilısu Barajı” Ilısu Barajı da 1.200 MW gücünde ve 120 bin hektar (1 milyon 200 bin dönüm) sulama kapasitesinde bir iftihar projesi olarak önünüzdedir. Yapın, tamamlayın bu güzel projeyi. Bu projelerle . Diyarbakır ovaları, . Sağ sahil sol sahil Batman ovaları, . Siirt ovaları, . Mardin ovaları, . Şırnak, İdil, Cizre, Silopi, Nerdüş ovaları bereket olarak fışkıracaktır. Kalkınma projeleri demek işte bu ve benzeri projeler demektir. Yoksa lafla kalkınma projesi olmaz. Şimdi de bakalım bu 7 yıllık iktidar döneminizde siz neler yapmışsınız. . Enerji projelerine yaptığınız yatırım 180 milyon dolardır. . Sulama projelerine, çok büyük bölümü de son senede olmak üzere, 1 milyar 300 milyon dolardır. . Demek ki toplam 1,5 milyar dolar. . Bu da yılda ortalama 200 milyon dolar eder. GAP’ın geride kalan yatırım ihtiyacı 16 milyar dolardır. Bu hesaba göre, AK Parti hep iktidarda kalmış olsa bu projeyi ancak 75-80 senede tamamlayabilecektir. Yazıktır, günahtır. (TBMM, Bütçe Konuşması, 2009) #Kalkınma #GAP
İlhan Kesici11,553 görüntüleme • 1 ay önce

Osmanlı Devleti Kırım Savaşı’nın (1854-1856) mali yüklerini taşıyamadı, ilk dış borçlanmayı 1854 yılında yaptı. Sonra da devam etti: Bu borçların en son taksidini 1954 yılında ödedik ve ancak tasfiye edebilmiş olduk. Yani tam 100 sene kesintisiz borç ödedik. Bu neye benziyor: Bir lokantada yemeği sen yiyorsun, hesabı senden sonra gelen torunların ödüyor. 1854 yılı ve devamında aldığımız dış borçların üstünden . Sultan Abdülaziz dönemi geçti, . Sultan Abdülhamit ve 1. Meşrutiyet ve 2. Meşrutiyet dönemleri geçti, . Sultan Reşat ve Balkan Savaşları geçti, . Sultan Reşat ve Birinci Dünya Savaşı geçti, . Sultan Vahdettin dönemi geçti, . İstiklal Savaşı geçti, . Lozan ve Türkiye Cumhuriyeti ve M. Kemal Atatürk dönemi geçti, . İkinci Dünya Savaşı ve İsmet İnönü dönemi geçti, . Geldik 1954 yılına; Celal Bayar-Adnan Menderes devrinde ancak son taksitleri ödedik. Yani kesintisiz tam 100 sene borç ödedikten sonra ancak borçları tasfiye edebildik. Fazla borç bu demektir. Memleketin, milletin, devletlerin iliklerini emer, kemiklerini eritir. #DışBorç #Ekonomi
İlhan Kesici18,494 görüntüleme • 2 ay önce

AK Parti’nin meşhur 2023 yılı için büyük hedefleri vardı: . Türkiye dünyanın 10. büyük ekonomisi olacaktı, . Millî Gelir 2 trilyon dolar olacaktı, . İhracat 500 milyar dolara çıkacaktı. Bu Hükümet Programı’na bakıldığında bunların hiçbirisinin başarılabileceğine dair en küçük bir emare bile görünmemektedir: . Türkiye 10. büyük ekonomi olma yerine ancak 19. büyük ekonomiliğe düşecek gibidir, . Kişi Başına Düşen Millî Gelir ancak 10-11 bin dolar olabilecek gibidir, . İhracat da en çok 150 milyar dolar olacak gibidir. Bu gidişatın devamı yoktur. Bu böyle devam edemez, etmemelidir. Bu gidiş, canımızdan aziz bildiğimiz memleketimizi çok sıkıntıya sokacaktır. (TBMM, 64. Hükumet Programı Üzerine Konuşma (Başbakan Ahmet Davutoğlu), 28.11.2015) #DevletAklı
İlhan Kesici12,751 görüntüleme • 1 ay önce

Benim bir "Cumhuriyet" tarifim var: Türkiye Cumhuriyeti Devleti iki yüz yıllık yenilmişliklerimize, geri kalmışlığımıza, itilip kakılmışlığımıza karşı çare olarak ancak yüz sene kafa patlatarak bulabildiğimiz merhemin adıdır. Biz bu Cumhuriyet’ten en küçük bir taviz vermeyiz. #Cumhuriyet
İlhan Kesici16,520 görüntüleme • 2 ay önce

📌AK Parti iktidara geldiği zaman, (2003), Türkiye’nin kamu + özel sektör dış borcu toplam 131 milyar dolardı. 📌Bu şu demektir: Cumhuriyetin 80. yılında, Türkiye’deki tüm kamu ve özel sektör iktisadi varlıkları karşılığında, AK Parti’ye toplam 132 milyar dolarlık bir dış borç devredilmiştir. 📌Bu rakam az gibi de görülebilir, çok gibi de. Şimdi bakalım: 📌AK Parti 19 yıl sonra (2022) bu borcu azaltmak, aşağı çekmek bir yana; bu borca tam 320 milyar dolar eklemiştir. Bu iyi olabilir mi? 📌Kaldı ki, Cumhuriyet’in iktisadi varlıklarından, yaklaşık 70 milyar dolarlık da bir satış, özelleştirme yapılmıştır. 📌Bu tabloyu çok dikkatle okumak ve düşünmek lazımdır. 📌Ekonomimizin bugün bu noktaya nasıl geldiğini daha iyi anlamak adına, TBMM de, 2022 Bütçesinin tamamı üzerine, CHP Grubu adına, yaptığım konuşmamdan bu bolumu ilgi ve dikkatinize sunarım… #Borç #Bütçe
İlhan Kesici20,459 görüntüleme • 4 ay önce

📌Bu coğrafyanın her milimetre karesi ince tuzaklarla dolu olan bir coğrafyadır. 📌Her zaman normalin çok üstünde bir dikkatle hareket edilmesi lazımdır. 📌Kolay yollarla, aşırı özgüvenle, gerekli dikkat eksikliği ile bir şeyler yapmak-kazanmak isteyenler çok pişman olur, çok acı çekerler. #OrtaDoğu #Iran
İlhan Kesici16,638 görüntüleme • 3 ay önce

Osmanlı’nın büyük hiciv ustalarının en meşhurlarından birisi de Şair Eşref’tir. Çoğumuz Şair Eşref’i sadece hicivleriyle tanırız ama aynı zamanda uzun yıllar kaymakamlık yapmış ciddi bir kamu görevlisi ve bürokrattır. Şair Eşref, kaymakam olarak görev yaptığı yerlerden birine tayin edilir. Bina bakımsız, tesisatlar bozuktur. Özellikle de “musluklar akmıyordur.” Bunun üzerine merkezi hükümetten bakım ve onarım için ödenek ister. Gelen cevabi yazıda, binbir sorgu sualle detaylı ayrıntılar istenir ve “noktası noktasına” nerelerin akmıyor olduğu sorulur. Birkaç yazışmanın en sonunda, Şair Eşref’in cevabı şöyle olur: “Bu binada musluklar hariç her yer akıyor!” Bizim ekonomimiz de tamamen bu durumdadır. Ekonominin de adı hariç yeri akmakta ve dökülmektedir. Uğur Dündar #Ekonomi
İlhan Kesici13,490 görüntüleme • 2 ay önce