
İsmail Oruç
@ismailoruch • 3,387 subscribers
Tevhid & Ahlak Dergisi'nde Yazar
Shorts
Videos

Şovdan başka ne var şu yapılan muamelede! Kapıları kırarak, kadın ve çocukları korkutarak gözaltına aldıkları bütün Müslümanlar, telefonla aranıp ifadeye çağrılsalardı zaten kendileri giderdi. Bunu devlet de gayet iyi biliyor. Fakat amaç adaleti tesis etmek değil; şov yapmak, insanları “tehlikeli” gibi göstermek ve kamuoyuna büyük bir operasyon yürütülüyormuş algısı oluşturmak. Yazık… Kendi siyasi ve süfli hesapları uğruna vatandaşlarını mağdur ediyor, masum insanlara her türlü zulmü reva görüyorlar. Oysa bir devletin görevi, insanlara korku salmak değil; güven ve emniyet hissi vermektir. Fakat bugün yapılanlar, kadınları ve çocukları korku içinde bırakmak, toplumun içerisine endişe ve güvensizlik tohumları ekmekten başka bir anlam taşımıyor. #NatoyaKurbanAranıyor
İsmail Oruç15,642 görüntüleme • 10 gün önce

Doğru söylüyor Cübbeli. Dün İsmailağa’da kraldı. Cübbeli bu cemaatsel tartışmalara girmeden önce tasavvuf çevreleri tarafından makul görülüyor, övülüyor ve sahipleniliyordu. Hâlbuki o dönemde de bugün eleştirilen görüşlerinin büyük kısmına sahipti. O gün de yine aynı herzelere sahipti. Hatta çok daha problemli ifadeler kullanıyor, “Allah ete kemiğe büründü, Mahmud diye göründü” gibi zırvalarda bulunuyordu. Buna rağmen o günlerde ne ciddi bir reddiye vardı ne de dışlama. Kimse onu sapkın ilan etmiyor, çevresinden uzaklaştırmıyordu. Ne değişti de bugün Cübbeli öcü kabul edildi? Dün onu meşru görenler neden bugün afaroz ediyorlar? Bugün ona yöneltilen tepkilerin sebebi gerçekten İslam’a muhalefet etmesi midir, yoksa cemaate muhalefet etmesi mi? Maalesef görünen o ki, bu karşı çıkışların önemli bir kısmı hak namına değil; cemaat namına, aidiyet ve tarafgirlik adına yapılmaktadır. Çünkü Cübbeli, kendilerine sataşmadan önce aynı sözleri söylerken sessiz kalanlar, kendilerine dokununca birden dil değiştirdiler (Burada kastımız, dün de bugün de aynı çizgide kalarak Cübbeli’yi eleştirenler değildir.)
İsmail Oruç12,168 görüntüleme • 1 ay önce

Bu olayı “bazı gençlerin kendilerince yaptığı basit bir saçmalık” olarak geçiştiremeyiz. Ortaya çıkan tablo; laikliğin, mevcut eğitim sisteminin ve yıllardır ülkeyi yöneten siyasi anlayışın ürettiği bir sonuçtur. Laik sistem, tepeden tırnağa sapkınlıklarla örülüdür: • Eğitim sistemi, eğitimden çok bilinçsizleştirme aracına dönüşmüştür. Okullarda din, ahlâk ve değer merkezli bir referans yoktur. Çocuklara hayatın anlamı, sorumluluk bilinci, helal–haram hassasiyeti öğretilmemekte; kariyer, para ve haz kutsallaştırılmaktadır. Karma eğitim, erken yaşta cinselleştirme, “özgürlük” adı altında sınırların yok edilmesi bu sürecin parçasıdır. • Müfredatlar, İslamî şahsiyet inşası yerine seküler birey yetiştirmeyi hedeflemektedir. Tarih, ideolojik filtreden geçirilmekte; din ya eksik anlatılmakta ya da önemsiz bir unsur hâline getirilmektedir. • Sanat ve mizah adı altında küfür, hayasızlık ve dinî değerlerle alay normalleştirilmektedir. İnançla dalga geçmek “cesaret”, edepsizlik “özgür ifade”, sınır tanımazlık ise “sanatsal duruş” olarak pazarlanmaktadır. • Dizi, film ve dijital platformlar, müstehcenliği, zinayı, alkolü ve gayrimeşru ilişkileri hayatın olağan bir parçası gibi sunmaktadır. Aile kurumu değersizleştirilmekte; sadakat alaya alınmakta; haram, cazip ve sıradan gösterilmektedir. • Sosyal medya, denetimsiz bir ahlâksızlık alanına dönüşmüş durumdadır. Gençler influencer adı altında teşhir kültürüne, tüketim çılgınlığına ve beğeni putperestliğine sürüklenmektedir. Mahremiyet yok edilmekte, edep “geri kalmışlık” olarak etiketlenmektedir. • Siyasî yapı, adalet ve takva üretmek yerine çıkar, rant ve yolsuzluk üretmektedir. Çalıp çırpanlar güç sahipleri tarafından korunmaktadırlar. • Uyuşturucu, kumar ve bağımlılıklar, neredeyse her mahalleye kadar sokulmuş; gençlik bu bataklığa itilmiştir. Devletin caydırıcı olmak yerine seyirci kaldığı bu ortam, neslin bilinçli şekilde çürütüldüğünü göstermektedir. Ortada birkaç gencin anlık bir taşkınlığı değil; yıllardır işlenen, adım adım yürütülen sistematik bir ifsat projesi vardır. Sonuç şaşırtıcı değil, kaçınılmazdır. Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan)’ın övündüğü gibi bir nesil değil, ülkenin yüz karası bir nesil var önümüzde.
İsmail Oruç35,341 görüntüleme • 6 ay önce

Miraç gecesi vardır ve Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) o gece Allah’ın katına çıkıp kendisiyle konuşmuş, birtakım emirler almıştır. Lakin o geceyi özel saymamış, kutlamamış, o geceye özel ibadet tayin etmemiştir. Kandilleri kutlama adeti aslı olmayan, sonradan İslam’a dahil edilmiş bir husustur. Ne Kur’an’da ne Resûlullah’ın sünnetinde ne sahabenin hayatında ne de mezhep imamlarının yanında bu tarz bir kutlama yoktur. Din adına yapılacak bir hususun kat’i bir delili olmalı, aksi halde caiz olmaz.
İsmail Oruç16,098 görüntüleme • 5 ay önce

Mahmud Efendi Cibt; Cübbeli Tağuttur! İbn Abbas (r.a), Nisa Suresi’nin 51. ayetini şöyle tefsir eder: “Cibt, taptıkları putlardır. Tağut ise putların önünde duran, putlar adına konuşan, toplumu yönetenlerdir.” (İbn Ebi Hatim, 5446, 5451) Bugün yaşanan tam olarak budur! İnsanlar Mahmud Efendi’yi ilahlaştırdılar, Cübbeli ve benzerleri ise onun adına konuşarak insanlara emirler yağdırıyorlar. Cübbeli kendi heveslerini “efendi hazretleri böyle istedi” diye süsleyip tebasına yutturuyor; onlar da sorgusuz inanıyor. Çünkü efendiyle birebir görüşemiyorlar; arada bir “tağut” duruyor: Cübbeli! Ama kimse sormuyor: “Madem efendi hazretleri sağ, neden bizimle iletişim kurmuyor? Neden sadece birkaçı ile görüşüyor? Neden ihtilaflarımızı çözmüyor, neden dertlerimize derman olmuyor?” Cübbeli üç dakikalık videoda öyle sapkınlıklar söylüyor ki, bunu da ancak o yapar! • “Efendi Hazretleri Ölmedi” İddiası “Efendi hazretleri ölmemiş, bedenen ve ruhen tasarrufu devam ediyor.” diyor. İslam’da böyle sapkın bir inanç yoktur. Tüm insanlar ölümlüdür ve vakitleri dolunca vefat edeceklerdir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların en hayırlısı olmasına rağmen vefat etmişse, diğer insanlar da elbette ki vefat edeceklerdir. Rabbimiz şöyle buyurur: “Senden önce de hiçbir beşere sonsuz hayat vermedik! Sen dahi ölecekken onlar ebedî mi kalacaklar.”(Enbiyâ, 34) Şimdi varın siz düşünün! Resûlullah (s.a.v) bile vefat etmişken, Cübbeli’nin şeyhine ölümsüzlük nasıl veriliyor? Bu inanç ne Kur’an’a ne sünnete dayanır — apaçık sapkınlıktır! • “Efendi Hazretleriyle Görüşülüyor” İddiası “Bazı ihvanına gözüktüğü için, alenen de onlara bilgiler veriyor. Bazı ihvanlar efendi hazretlerini direk görüyor, şuanda görüşme yapıyor.” diyor. Bu inanç sahih İslam anlayışıyla taban tabana zıt. Kur’an ve sünnet bu inancı batıl ve sapkınlık diye niteler: “Onlara dua etseniz, duanızı işitmezler. İşitseler bile, size cevap veremezler. Kıyamet Günü şirkinizi reddederler. (Her şeyden haberdar olan) Habîr gibi kimse sana haber veremez.” (Fatır, 14) “Allah’ı bırakıp, kıyamete kadar (dualarına) icabet edemeyecek olanlara dua edenden daha sapık kim olabilir? O (dua ettikleri), onların dualarından habersizlerdir.” (Ahkaf, 5) Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman der ki: “Rabbim! Beni geri çevir.” “Umulur ki geride bıraktığım hayatımda salih amel yaparım.” Asla! Bu, onun söylediği (boş) bir sözdür. Ve onların önünde, diriltilecekleri güne kadar (kalacakları) berzah vardır.” (Mü’minun 99-100) Allah (c.c), ölülerin kıyamet gününe kadar cevap veremeyeceklerini, şayet işitseler bile karşılık veremeyeceklerini, isteseler de bir daha dünyaya döndürülemeyeceklerini haber veriyor. Hal bu iken, nasıl oluyor da efendi hazretleri bazılarıyla görüşebiliyor? Yoksa bu ayetler onu kapsamıyor mu? Bu insanlara sormak lazım; Madem diri ve görüşebiliyorsa, haydi çağırın gelsin, herkesin gözü önünde insanlarla görüşme yapıp konuşsun! Diriyse ve ihvanlarıyla görüşüyorsa, neden ispat için bu kadar çabalıyorsun? Çıksın bir iki demeç versin, sen de kurtul, insanlar da kurtulsunlar. Bir de neden birkaçı ile görüşüyor? Mesela İsmailağa’daki diğer hocalarınız ile niye görüşmüyor? Yoksa onları Müslüman görmüyor musunuz? Onlara da görünüp konuşsa, senin hak olduğunu söylese de onları hak yoluna döndürse güzel olmaz mı? Bir de utanmadan diyor ki “görüşenleri biliyoruz, deşifre etmeye gerek yok.” Cübbeli, öyle bir şey olsaydı sen hiç gizler miydin? Ortada yokken bu kadar yırtınıyorsun, olsaydı nasıl olurdu halin! • “Efendi Bizi Yönetiyor” Sözü “Efendi hazretleri talimatlarını beyan ediyor bize, bizi yürütüyor. Biz efendi hazretleri ne talimat verse onu yapıyoruz şuan. Hiç efendi hazretlerinden ayrı bir şey yapmıyoruz.” diyor. Cübbeli, sizi diriler bile yönetemiyor, ölü nasıl yönetecek? ++
İsmail Oruç18,067 görüntüleme • 8 ay önce

Ağam Bizimle Eğlenir! Ya toplumdan haberleri yok, ya da toplumu ahmak yerine koyuyorlar. Bu sözleri nasıl söyleyebiliyorlar, gerçekten anlamak güç. Hiç mi sokaklara bakmıyorlar? Hiç mi halklarına bakmıyorlar? 🔸 Sokakların hâli içler acısı. Ağrı gibi küçük illerde bile çıplaklık, zina (sevgililik, gayri meşru ilişkiler), alkol tüketimi almış başını gidiyor. Artık sokaklara çıkmaya haya eder olduk. 🔸 Küçücük çocukların ellerinde sigara, dillerinde küfür var. Birbirlerinin annelerine bile argo ve çirkin sözler ediyorlar. 🔸 Sokaklar ve parklar, adeta eşcinsellik propagandasının panayırına dönüşmüş durumda. 🔸 İddia bayileri dolup taşıyor. Gençler, kumar kuyruklarında zaman harcıyor. 🔸 Cezaevleri dolup taşıyor. Ülkemizde 12-40 yaş arası 100.000’i aşkın insan; uyuşturucu, hırsızlık, gasp ve yaralama suçlarından hüküm giymiş durumda. 🔸 Genç nesil, İslam’dan uzaklaşıyor. Ateizm ve deizm hızla yayılıyor. İslam’dan nefret eden, dinin adını duymaya bile tahammül edemeyen bir nesil yetişiyor. Üstelik gerekçe olarak da sizi, sizin bünyenizdeki diyanet ve cemaatleri gösteriyorlar. 🔸 İlahiyat ve imam hatip öğrencileri bile şeriatı istemiyor. Tercihlerini demokrasiden yana koyuyorlar. Oysa dün onların anne babaları, sırf başörtüsü için bile işkenceye razı oluyordu. 🔸 Cadı kılığına girenler, üç beş kişi değil artık. Neslin büyük bir kısmı bu sapkınlıkları normalleştirmiş durumda. 🔸 Alnı secdeye giden dürüst bir nesil kalmadı. İçimizde namaz kılan bir azınlık var ama çoğu, namazın ruhunu idrak edemiyor. Kılınan namaz, fuhşiyattan alıkoymuyor. Zaten namazın idrakinde olanları da siz dışarıda bırakmıyorsunuz. Tüm bunları saymakla bitiremeyiz. Ama şu bir gerçek: Bu manzarayı görmezden gelip hâlâ “her şey yolunda” diyorlarsa, ya halkı hiç tanımıyorlar, ya da halkı aptal yerine koyuyorlar. "Kavmini hafife aldı/aptallaştırdı, onlar da ona itaat ettiler.."(43/Zuhruf, 54)
İsmail Oruç12,821 görüntüleme • 8 ay önce

“Bırakın Taliban ve DEAŞ demeyi, açıkça ‘hak inancının önünü kesiyorlar’ desenize.” Aslında bu sözün bir başka ifadesi de şudur: “Gerçek dinin öğrenilmesinin önündeki en büyük engel, tarikatlardır.” Bugün tarikatlar ve Diyanet, halkın beşerî sistemin çizdiği sınırlar içinde kalmasına, kafasını kaldırıp da başındaki düzeni sorgulamamasına, laik rejimin belirlediği yönteme boyun eğmesine hizmet eden en büyük araçtır. Bu durumu, geçmişte bir Diyanet memuru da açıkça itiraf etmişti. Aşağıda paylaştığım videoda, bu gerçeğin nasıl dile getirildiği açıkça görülmektedir. Zaten bunu, İslam’ın tüm esaslarını ortadan kaldırmalarına rağmen dinî bir kurum olarak Diyanet’i kurmalarından da anlayabiliyoruz. Beşerî rejimler, kendi kurdukları dinî kurumlar ve yapılar üzerinden, dine meyilli halkı yönlendirme amacını güderler. Ve bunu da ne yazık ki oldukça başarılı bir şekilde yapmaktadırlar. Bakın, bu sistemler İslam’a göre açıkça batıl olmasına rağmen, bu gerçeği insanlara anlatamıyorsunuz. Neden? Çünkü bu beşerî düzenlerin meşruiyeti için çabalayan Diyanet, tarikatlar ve çeşitli dinî oluşumlar var. İnsanlar da bunların sözlerine kanıyor; böylece hakikat kendilerine ulaşsa dahi, ya kulak tıkıyorlar ya da görmezden geliyorlar. İşte bu zevat da aslında tam olarak bunu biliyor ve izah etmeye çalışıyor. Ancak siyaseten bunu açıkça söyleyemediği için, meseleyi “Taliban” veya “DEAŞ” gibi isimlerle örnekleyip manipüle ediyor, böylece hak olanı karalamaya çalışıyor.
İsmail Oruç10,709 görüntüleme • 9 ay önce
Daha fazla içerik yok.