SATIR ARASI's banner
SATIR ARASI's profile picture

SATIR ARASI

@Kehf_tekI_iz • 44,353 subscribers

Yazılarım; aktüel gündeme değil, arka plandaki büyük planlara ve milletimizin uzun vadeli yolculuğuna odaklanır. Yazılarım yayın için uygundur • DM açık

Shorts

Gazze’de her gün kardeşlerimizin ve yavrularımızın yanında olmaya, ihtiyaç sahiplerine destek vermeye devam ediyoruz. 🤲 Merhamet sınır tanımaz! 📢 İletişim ve yardım faaliyetlerimiz:

Gazze’de her gün kardeşlerimizin ve yavrularımızın yanında olmaya, ihtiyaç sahiplerine destek vermeye devam ediyoruz. 🤲 Merhamet sınır tanımaz! 📢 İletişim ve yardım faaliyetlerimiz:

11,720 views

Bizi kendi milletimiz tanımaz. Ama Yemen tanır… Libya tanır… Suriye ve Irak tanır… Gazze’nin tünelleri, Pakistan’ın dağları tanır… 📍 250 milyon Pakistanlı, HİÇ'in ne olduğunu çoktan öğrendi. 📍 Orta Doğu’da çocuklara bile sordular: “Kim gelir kurtarır?” Hepsi aynı cevabı verdi: HİÇ'ler. Ama bizde bu devleti hâlâ “tweet” zannedenler var… 📌 Devlet görünmez. Sadece hissedilir. Ve hisseden, en iyi bilen: Sınırın dışındakilerdir.

Bizi kendi milletimiz tanımaz. Ama Yemen tanır… Libya tanır… Suriye ve Irak tanır… Gazze’nin tünelleri, Pakistan’ın dağları tanır… 📍 250 milyon Pakistanlı, HİÇ'in ne olduğunu çoktan öğrendi. 📍 Orta Doğu’da çocuklara bile sordular: “Kim gelir kurtarır?” Hepsi aynı cevabı verdi: HİÇ'ler. Ama bizde bu devleti hâlâ “tweet” zannedenler var… 📌 Devlet görünmez. Sadece hissedilir. Ve hisseden, en iyi bilen: Sınırın dışındakilerdir.

152,815 views

Müjdeli haberi vermiştim. İlk karşılaşmalar başladı...

Müjdeli haberi vermiştim. İlk karşılaşmalar başladı...

63,487 views

Pakistanlı bir dede, torununa şunu öğütler: “Günün birinde gökyüzünde Türk bayrağını görürsen korkma... Kurtuluş o zaman gelir.” Biz öyle bir milletiz işte... Hürmetle beklenir, geldik mi unutulmaz.

Pakistanlı bir dede, torununa şunu öğütler: “Günün birinde gökyüzünde Türk bayrağını görürsen korkma... Kurtuluş o zaman gelir.” Biz öyle bir milletiz işte... Hürmetle beklenir, geldik mi unutulmaz.

102,960 views

Elhamdülillah… 🤲 Hiç bağış almadan... Yavrularımızı kendi imkânlarımız ile kışa hazırlıyoruz. Birinin montu, birinin botu, birinin kazağı… Biz elimizden geleni yapıyoruz. Siz de elimizden tutun, omuz verin. Bir çocuğumuz daha bu kışı üşümeden geçirsin. ❤️ Merhametli Kalpler Derneği

Elhamdülillah… 🤲 Hiç bağış almadan... Yavrularımızı kendi imkânlarımız ile kışa hazırlıyoruz. Birinin montu, birinin botu, birinin kazağı… Biz elimizden geleni yapıyoruz. Siz de elimizden tutun, omuz verin. Bir çocuğumuz daha bu kışı üşümeden geçirsin. ❤️ Merhametli Kalpler Derneği

11,330 views

Çağrımız İslam adına.. KUDÜS çağrısıni her an duyacaksınız.... ▪️ Kuzey Irak'tan başlayıp Suriye'de YPG-PYD bölgesinden geçip İsrail'e uzanan bir İsrail koridoru vardı. ✔️ Biz o koridorun içinden geçtik. Halep'ten başladık , HAMA HUMUS ŞAM ve şimdi de DERA'ya yol yaptık. ✔️GOLAN Tepeleri baştan sona çevrildi. ➖ Başı boş konuşanlara bakmayın siz. Türk Devleti'nin etrafında toplanan İslâm Ordusu ile tek tek yara yara ilerliyoruz. Elhamdülillah... Hedefimiz KUDÜS'ün kurtarılması.

Sensitive content

Çağrımız İslam adına.. KUDÜS çağrısıni her an duyacaksınız.... ▪️ Kuzey Irak'tan başlayıp Suriye'de YPG-PYD bölgesinden geçip İsrail'e uzanan bir İsrail koridoru vardı. ✔️ Biz o koridorun içinden geçtik. Halep'ten başladık , HAMA HUMUS ŞAM ve şimdi de DERA'ya yol yaptık. ✔️GOLAN Tepeleri baştan sona çevrildi. ➖ Başı boş konuşanlara bakmayın siz. Türk Devleti'nin etrafında toplanan İslâm Ordusu ile tek tek yara yara ilerliyoruz. Elhamdülillah... Hedefimiz KUDÜS'ün kurtarılması.

120,819 views

🇵🇰 Pakistan artık HİÇ’i tanıyor. 📌 Yani görünmeyeni. Artık Pakistanlılar da biliyor: Sadece silah değil, akıl ve adalet dağıtan bir güç var. Ve o güç, Yıldız Teşkilatı ile harita çizen bir devlete dayanıyor. 🌍 Birleşmiş Milletler değil, Artık Türk Milleti "Birleşmiş Millet". 📍 Libya’da hissedildi. 📍 Gazze’de konuşuldu. 📍 Suriye’de korkuldu. 📍 Pakistan’da kanıtlandı. HİÇ görünmez ama yön verir. Yıldız görünmez ama geceyi yönetir. Ve artık bu çağın yönü belli: 📌 "Bir millet konuşacak, dünya susacak." O millet: TÜRK MİLLETİ #KehfTekiİz #YıldızTeşkilatı #HİÇ #PakistanBilir #TürkDevletiYürür

🇵🇰 Pakistan artık HİÇ’i tanıyor. 📌 Yani görünmeyeni. Artık Pakistanlılar da biliyor: Sadece silah değil, akıl ve adalet dağıtan bir güç var. Ve o güç, Yıldız Teşkilatı ile harita çizen bir devlete dayanıyor. 🌍 Birleşmiş Milletler değil, Artık Türk Milleti "Birleşmiş Millet". 📍 Libya’da hissedildi. 📍 Gazze’de konuşuldu. 📍 Suriye’de korkuldu. 📍 Pakistan’da kanıtlandı. HİÇ görünmez ama yön verir. Yıldız görünmez ama geceyi yönetir. Ve artık bu çağın yönü belli: 📌 "Bir millet konuşacak, dünya susacak." O millet: TÜRK MİLLETİ #KehfTekiİz #YıldızTeşkilatı #HİÇ #PakistanBilir #TürkDevletiYürür

61,803 views

GAZZE.. Anlık... Bu geceden itibaren fırtınalı hava ile de mücadele edilecek. Kardeşlerim... Şimdi ellerinizi açın… Sadece birkaç saniyenizi ayırın… “Allah’ım… Gazze’deki kardeşlerimizi koru. Aç olanı doyur, üşüyeni ısıt, korkanı emin kıl. Yetimlerin başını okşayan sen ol. Annelerin yüreğine sabır ver. Zalimin zulmünü durdur, mazluma güç ver…” Amin! Belki senin duan… Bir çocuğun kaderine dokunur. Unutma… Bazen bir dua, bir dünyayı ayağa kaldırır.

GAZZE.. Anlık... Bu geceden itibaren fırtınalı hava ile de mücadele edilecek. Kardeşlerim... Şimdi ellerinizi açın… Sadece birkaç saniyenizi ayırın… “Allah’ım… Gazze’deki kardeşlerimizi koru. Aç olanı doyur, üşüyeni ısıt, korkanı emin kıl. Yetimlerin başını okşayan sen ol. Annelerin yüreğine sabır ver. Zalimin zulmünü durdur, mazluma güç ver…” Amin! Belki senin duan… Bir çocuğun kaderine dokunur. Unutma… Bazen bir dua, bir dünyayı ayağa kaldırır.

26,445 views

Kendi evinin enkazını kendi elleriyle parçalıyor. Neden? Çünkü o molozların altından yeniden tutunacağı bir yer açmaya çalışıyor. Gıda yok… Su yok… Elektrik yok… Ama bir şey var: “Biz buradayız” diyen bir irade. Ve o irade şunu söylüyor: “Ölsek de bu topraklardan vazgeçmeyeceğiz. Aç kalsak da… susuz kalsak da… Başka bir yere gitmeyeceğiz.” Bu cümle sıradan değil. Bu cümle bir direniş aklıdır. Çünkü tarih şunu gösterdi: Toprağını terk eden, sadece evini değil… geleceğini de bırakır. Bak… Endülüs'ün Düşüşü İnsanlar çıktı… “canımızı kurtaralım” dediler. Ama gittikleri yerde ne can kaldı… ne kimlik. Bak… Filistin Nakba Bir nesil “geçici” diye evini terk etti. Aradan 70 yıl geçti… hâlâ dönemedi. Gazze bunu biliyor. O yüzden aç kalmayı kabul ediyor ama gitmeyi kabul etmiyor. Bu sadece bir savaş değil. Bu, toprağın hafızasıyla insanın iradesi arasındaki bağdır. Kur’an’da bir hakikat var: “Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir.” (Bakara 249) Gazze şu an sayıyla değil, sabırla savaşıyor. Dünyanın güçlüleri sessiz. Kurumlar suskun. Ekranlar alıştı bu görüntülere. Ama orada bir çocuk… yıkılmış duvarın dibinde oynarken aslında şunu söylüyor: “Ben hâlâ buradayım.” Ve bu cümle… bazen bir tanktan daha güçlüdür. Şunu açık söyleyeyim: Gazze şu an sadece kendisi için direnmiyor. Direnebilen herkes adına direniyor. Çünkü eğer Gazze düşerse… bu sadece bir şehir kaybı olmaz. Direnişin anlamı kaybolur. Ama onlar hâlâ ayakta. Aç… susuz… yorgun… ama ayakta. Ve bu yüzden… dünya ne derse desin, kim neyi planlarsa planlasın… Gazze’nin verdiği mesaj net: “Toprak, uğruna kalınırsa vatandır. Kaçılırsa sadece bir hatıradır.” “Ölsek de vazgeçmeyeceğiz.” Bunu söyleyen bir halkı… hiçbir güç tam anlamıyla yenemez. Elhamdülillah....

Kendi evinin enkazını kendi elleriyle parçalıyor. Neden? Çünkü o molozların altından yeniden tutunacağı bir yer açmaya çalışıyor. Gıda yok… Su yok… Elektrik yok… Ama bir şey var: “Biz buradayız” diyen bir irade. Ve o irade şunu söylüyor: “Ölsek de bu topraklardan vazgeçmeyeceğiz. Aç kalsak da… susuz kalsak da… Başka bir yere gitmeyeceğiz.” Bu cümle sıradan değil. Bu cümle bir direniş aklıdır. Çünkü tarih şunu gösterdi: Toprağını terk eden, sadece evini değil… geleceğini de bırakır. Bak… Endülüs'ün Düşüşü İnsanlar çıktı… “canımızı kurtaralım” dediler. Ama gittikleri yerde ne can kaldı… ne kimlik. Bak… Filistin Nakba Bir nesil “geçici” diye evini terk etti. Aradan 70 yıl geçti… hâlâ dönemedi. Gazze bunu biliyor. O yüzden aç kalmayı kabul ediyor ama gitmeyi kabul etmiyor. Bu sadece bir savaş değil. Bu, toprağın hafızasıyla insanın iradesi arasındaki bağdır. Kur’an’da bir hakikat var: “Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir.” (Bakara 249) Gazze şu an sayıyla değil, sabırla savaşıyor. Dünyanın güçlüleri sessiz. Kurumlar suskun. Ekranlar alıştı bu görüntülere. Ama orada bir çocuk… yıkılmış duvarın dibinde oynarken aslında şunu söylüyor: “Ben hâlâ buradayım.” Ve bu cümle… bazen bir tanktan daha güçlüdür. Şunu açık söyleyeyim: Gazze şu an sadece kendisi için direnmiyor. Direnebilen herkes adına direniyor. Çünkü eğer Gazze düşerse… bu sadece bir şehir kaybı olmaz. Direnişin anlamı kaybolur. Ama onlar hâlâ ayakta. Aç… susuz… yorgun… ama ayakta. Ve bu yüzden… dünya ne derse desin, kim neyi planlarsa planlasın… Gazze’nin verdiği mesaj net: “Toprak, uğruna kalınırsa vatandır. Kaçılırsa sadece bir hatıradır.” “Ölsek de vazgeçmeyeceğiz.” Bunu söyleyen bir halkı… hiçbir güç tam anlamıyla yenemez. Elhamdülillah....

21,445 views

Afgan sınırı....

Afgan sınırı....

43,863 views

Türk bayrağı, direğe çekildiği için yükselmez. Arkasında dimdik duran bir millet olduğu için yüksektir.

Türk bayrağı, direğe çekildiği için yükselmez. Arkasında dimdik duran bir millet olduğu için yüksektir.

10,872 views

Seri devam... Az kaldı. Temmuz 10... Sonrası... KUDÜS.!

Sensitive content

Seri devam... Az kaldı. Temmuz 10... Sonrası... KUDÜS.!

32,730 views

Videoyu sonuna kadar izleyin… Gazze’de bir çocuk… Minicik bir beden… Korkusu, çaresizliği gözlerinden taşıyor. Ama asıl sarsıcı olan ne biliyor musunuz? Onu teselli eden… Onu susturmaya çalışan… Bir İsrail askeri… Yorum yapmıyorum. Sadece şunu söylüyorum: Unutmayın. Bu görüntüler geçmeyecek. Bu sahneler silinmeyecek. Ve hiçbir şey karşılıksız kalmayacak. Hasbinallah ve ni’mel vekil.

Videoyu sonuna kadar izleyin… Gazze’de bir çocuk… Minicik bir beden… Korkusu, çaresizliği gözlerinden taşıyor. Ama asıl sarsıcı olan ne biliyor musunuz? Onu teselli eden… Onu susturmaya çalışan… Bir İsrail askeri… Yorum yapmıyorum. Sadece şunu söylüyorum: Unutmayın. Bu görüntüler geçmeyecek. Bu sahneler silinmeyecek. Ve hiçbir şey karşılıksız kalmayacak. Hasbinallah ve ni’mel vekil.

16,369 views

Gazze... Bugün.! … su… Gaze'de en sessiz ama en yakıcı imtihan. Çocuklar… Bacılarımız… Ablalarımız… Kardeşlerimiz… Gün boyu su arıyorlar… Bir damla haberini alsalar, yönünü düşünmeden koşuyorlar. O koşu… susuzluktan değil sadece… Yaşayabilmek için. Ayakta kalabilmek için. Bizim için sıradan olan… Onlar için bir mucize artık. Ve her yudum… Bir şükür ve; Bir mücadele. Allahu Ekber…

Gazze... Bugün.! … su… Gaze'de en sessiz ama en yakıcı imtihan. Çocuklar… Bacılarımız… Ablalarımız… Kardeşlerimiz… Gün boyu su arıyorlar… Bir damla haberini alsalar, yönünü düşünmeden koşuyorlar. O koşu… susuzluktan değil sadece… Yaşayabilmek için. Ayakta kalabilmek için. Bizim için sıradan olan… Onlar için bir mucize artık. Ve her yudum… Bir şükür ve; Bir mücadele. Allahu Ekber…

14,857 views

Seri devam... Bölge liderleri X.. Bu sayede namuslarınıda kaybettiler.

Sensitive content

Seri devam... Bölge liderleri X.. Bu sayede namuslarınıda kaybettiler.

29,777 views

Seri Devam... Fırtınalı hava ile mücadele edilemiyor… Çünkü burası #Gazze

Seri Devam... Fırtınalı hava ile mücadele edilemiyor… Çünkü burası #Gazze

13,208 views

Anlık #Gazze 'de Son Durum... Ümmetin Çocukları Ne Hale Gelmiş Gazze için dualarınız eksik olmasın lütfen...

Anlık #Gazze 'de Son Durum... Ümmetin Çocukları Ne Hale Gelmiş Gazze için dualarınız eksik olmasın lütfen...

11,806 views

Her cephede vardız. Libya’da, Suriye’de, Pakistan’da… Ama asıl savaş buradaydı. İç cephede. Ve o cephede Devleti yalnız bırakmayın. #İçCephe #DevletAklı #Sadakat #KehfTekiİz

Her cephede vardız. Libya’da, Suriye’de, Pakistan’da… Ama asıl savaş buradaydı. İç cephede. Ve o cephede Devleti yalnız bırakmayın. #İçCephe #DevletAklı #Sadakat #KehfTekiİz

15,759 views

Videos

ÜÇ YAŞINDA BİR ÇOCUĞA BU DÜNYAYI NASIL ANLATACAKSINIZ? GAZZE'DE MERYEM ANNESİNİ KAYBETTİ! PEKİ İNSANLIK NEYİ KAYBETTİĞİNİN FARKINDA MI? BU DÜNYADA BİR ÇOCUĞUN ANNENİN YOKLUĞUNU ÖĞRENMESİNDEN DAHA AĞIR NE OLABİLİR? Gazze'den bir görüntü daha geldi... Üç yaşında küçük bir kız çocuğu. Adı Meryem. Alevlerin arasından kurtarıldı. Annesi ise hayatını kaybetti. Gözlerinin önünde cayır cayır yandı. Şimdi herkes bu haberi okuyacak. Kimisi üzülecek. Kimisi dua edecek. Kimisi birkaç saniye görüntüye bakıp telefonunu kapatacak. Ve hayat devam edecek. Ama kimin hayatı devam edecek? Bizim mi? Yoksa üç yaşında annesiz kalan Meryem'in mi? Çünkü bizim birkaç saniyede gördüğümüz o görüntü, Meryem'in bundan sonraki bütün hayatına dokunacak. Bir insanın annesini kaybetmesi her yaşta ağırdır. Ama üç yaşında bir çocuğa annesinin öldüğünü nasıl anlatırsınız? Ölüm nedir, bilmez. Savaş nedir, bilmez. İsrail'i, Filistin'i, Birleşmiş Milletleri, diplomatik masaları bilmez. Annesinin neden gelmediğini anlamaz. Sadece bekler. Kapıya bakar. Bir ses duyar, döner. Bir kadın görür, annesine benzetir. Ve belki de defalarca aynı soruyu sorar: “ANNEM NEREDE?” Siz şimdi bütün dünya liderlerini bir salona toplayın. Önlerine haritaları koyun. Savaşın nedenlerini anlatın. Askerî stratejilerden, güvenlik dengelerinden, siyasi çıkarlardan bahsedin. Sonra üç yaşındaki Meryem'i o salonun ortasına getirin. Ve ona annesinin neden geri gelmeyeceğini açıklayın. HAYDİ, ANLATIN! Hangi devletin çıkarı, bir çocuğun annesinden daha kıymetli? Hangi askerî hedef, üç yaşında bir yavrunun hayatından daha önemli? Hangi siyasi hesap, bir annenin evladına son kez sarılamamasını haklı gösterebilir? Ben size söyleyeyim. Hiçbiri! SATIR ARASI — MERYEM'İN BİLMEDİĞİ DÜNYA Şimdi düşün... Üç yaşındasın. Gece oluyor. Korkuyorsun. Eskiden annenin yanına koşuyordun. Şimdi koşacağın yerde annen yok. Acıkıyorsun. Eskiden annen yemeğini hazırlıyordu. Şimdi sana yemek veren başka insanlar var. Belki çok merhametliler. Belki seni kendi evlatları gibi seviyorlar. Ama çocuk kalbin hâlâ aynı kişiyi arıyor. Anneni... İşte savaşın geride bıraktığı en ağır yaralardan biri budur. Bombalar sustuğunda bütün acılar bitmiyor. Yıkılan binalar yeniden yapılabilir. Yollar onarılabilir. Elektrik hatları çekilebilir. Okullar yeniden açılabilir. Ama Meryem'in annesini kim geri getirecek? Kimse. Ve dünyanın en büyük orduları, en gelişmiş teknolojileri, en güçlü devletleri bu sorunun karşısında çaresiz. Fakat bu çaresizlik, Meryem'in bundan sonraki hayatı karşısında hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmiyor. Tam tersine... ASIL SORUMLULUĞUMUZ ŞİMDİ BAŞLIYOR! GAZZE'DE ÇOCUKLAR SADECE BOMBALARLA DEĞİL, YALNIZLIKLA DA MÜCADELE EDİYOR! Bir çocuğun hayatta kalmasıyla kurtulması aynı şey değildir. Bunu birbirine karıştırmayalım. Meryem'in alevlerin arasından çıkarılması elbette büyük bir sevinç sebebi. Elhamdulillah. Ama bundan sonrasını kim düşünecek? Yaralarını kim tedavi ettirecek? Gece korkuyla uyandığında yanında kim bulunacak? Büyüdüğünde okul masraflarını kim karşılayacak? Hastalandığında kim ilgilenecek? Bir gün annesinin fotoğrafına bakıp ağladığında kim dinleyecek? Bakın... Biz bazen yardım meselesini çok dar bir yere sıkıştırıyoruz. Bir koli gıda gönderdik. Bir çocuğa kıyafet aldık. Bir ailenin sofrasına yemek ulaştırdık. Elbette bunların hepsi kıymetli. Ama yetim bir çocuğun hayatı, bir yardım kolisinin teslim edildiği gün sona ermiyor. O çocuk ertesi gün de yaşayacak. Bir sonraki ay da yaşayacak. Yıllar sonra da yaşayacak. BUGÜN MERYEM'İ HATIRLAYANLAR, BEŞ YIL SONRA ONU HATIRLAYACAK MI? İşte beni asıl düşündüren soru bu. Çünkü merhamet, yalnızca acı bir görüntü karşısında gözyaşı dökmek değildir. Merhamet, o görüntü gündemden düştükten sonra da sorumluluğunu sürdürebilmektir. PEKİ İSLAM DÜNYASI BU ÇOCUKLARA NE CEVAP VERECEK? Şimdi gelelim meselenin daha ağır tarafına. Milyonlarca insanız. Devletlerimiz var. Kurumlarımız var. Derneklerimiz, vakıflarımız, yardım kuruluşlarımız var. Uluslararası toplantılar yapılıyor. Bildiriler yayımlanıyor. Gazze konuşuluyor. Filistin konuşuluyor. Ama bütün bu konuşmaların sonunda bir soru sormamız gerekiyor: MERYEM GİBİ ÇOCUKLARIN HAYATINDA NE DEĞİŞTİ? Bir çocuğun güvenli bir yerde uyumasını sağlayabildik mi? Yetim kalan yavruların düzenli bakımını üstlenebildik mi? Tedavi bekleyen çocuklara ulaşabildik mi? Eğitimden kopan çocukların geleceğini koruyabildik mi? Çünkü burada devletlerin sorumluluğuyla insanların sorumluluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Devletlerin görevi sivillerin korunması için uluslararası hukuk çerçevesinde etkili adımlar atmaktır. Bizim görevimiz ise elimizdeki imkânları gerçek ve sürdürülebilir yardıma dönüştürmektir. Birbirimizin yerine geçemeyiz. Ama birbirimizin sorumluluğunu bahane ederek kendi sorumluluğumuzdan da kaçamayız. Devletlerin yapamadığını konuşurken kendi yapabileceğimizi unutamayız. Ve yardım ediyoruz derken de hesabını vermediğimiz bir faaliyetle yetinemeyiz. ÇÜNKÜ YETİMİN HAKKI, SADECE MERHAMETİMİZE DEĞİL, EMANETİMİZE DE BIRAKILMIŞTIR. BİR YETİMİN BAŞINI OKŞAMAKLA O YETİMİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK AYNI ŞEY DEĞİL! Bunu özellikle yazıyorum. Gazze'deki çocuklar yalnızca bugünün mağdurları değil. Onlar yarının gençleri. Yarının anneleri, babaları, öğretmenleri, doktorları... Belki Meryem bir gün doktor olacak. Belki kendisi gibi annesini kaybetmiş çocukların yaralarını saracak. Belki öğretmen olacak. Belki büyüdüğünde başka yetimlerin elinden tutacak. Ama bütün bunların gerçekleşmesi için bugün hayatta kalması yetmez. Sağlıklı büyümesi gerekir. Eğitim alması gerekir. Güvende hissetmesi gerekir. Yanında kendisine değer veren insanların bulunması gerekir. İşte Gazze'deki yetim ve öksüz yavrularımıza yönelik yardım çalışmalarına bu gözle bakmalıyız. Bir defalık heyecanla değil. Uzun vadeli bir sorumlulukla. Çocuğu yalnızca acısıyla tanımlamadan, onurunu koruyarak. Çünkü o çocuklar bizim merhametimizi göstermek için kullandığımız görüntülerden ibaret değil. HER BİRİ AYRI BİR HAYAT. AYRI BİR EMANET. AYRI BİR GELECEK. SON SÖZÜMÜ İYİ OKUYUN... Bugün Meryem üç yaşında. Belki olan bitenin tamamını anlayamıyor. Belki annesinin neden gelmediğini hâlâ bilmiyor. Ama yıllar geçecek. Meryem büyüyecek. Bir gün kendisine çocukluğunda neler yaşandığı anlatılacak. Annesinin nasıl hayatını kaybettiğini öğrenecek. O günlerde dünyanın neler konuştuğunu da öğrenecek. Devletlerin yaptığı açıklamaları... İnsanların verdiği tepkileri... Kendisinden binlerce kilometre uzakta yaşayan insanların Gazze için nasıl ayağa kalktığını... Ve belki de en önemlisi, o günlerde kendisine kimin sahip çıktığını... İşte ben o günü düşünüyorum. Meryem büyüdüğünde, ona yalnızca üzüldüğümüzü mü söyleyeceğiz? Yoksa yaralarını sarmak, eğitimine destek olmak, güven içinde büyümesine katkı sağlamak için elimizden geleni yaptığımızı mı göstereceğiz? BEN MERYEM'İN BÜYÜDÜĞÜNDE DÜNYAYA BİR SORU SORMASINDAN KORKUYORUM: “ANNEM ÖLÜRKEN HEPİNİZ NEREDEYDİNİZ?” Bu sorunun cevabı kolay olmayacak. Ama daha sonra sorabileceği başka bir sorunun cevabını bugünden hazırlayabiliriz. “ANNEM ÖLDÜKTEN SONRA BENİ KİMLER YALNIZ BIRAKMADI?” İşte bu sorunun cevabında yer almak bizim elimizde. Meryem'in annesini geri getiremeyiz. Gazze'deki çocukların kaybettiği yılları geri veremeyiz. Ama onların kalan hayatlarına sahip çıkabiliriz. Ve unutmayın... BİR ÇOCUĞUN ANNESİNİ KAYBETMESİ BÜYÜK BİR ACI. O ÇOCUĞUN BÜTÜN DÜNYA TARAFINDAN UNUTULMASI İSE İKİNCİ BİR FELAKETTİR. MERYEM'İN İKİNCİ KEZ YALNIZ KALMASINA İZİN VERMEYELİM.
0:37

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Kehf_tekI_iz's profile picture

ÜÇ YAŞINDA BİR ÇOCUĞA BU DÜNYAYI NASIL ANLATACAKSINIZ? GAZZE'DE MERYEM ANNESİNİ KAYBETTİ! PEKİ İNSANLIK NEYİ KAYBETTİĞİNİN FARKINDA MI? BU DÜNYADA BİR ÇOCUĞUN ANNENİN YOKLUĞUNU ÖĞRENMESİNDEN DAHA AĞIR NE OLABİLİR? Gazze'den bir görüntü daha geldi... Üç yaşında küçük bir kız çocuğu. Adı Meryem. Alevlerin arasından kurtarıldı. Annesi ise hayatını kaybetti. Gözlerinin önünde cayır cayır yandı. Şimdi herkes bu haberi okuyacak. Kimisi üzülecek. Kimisi dua edecek. Kimisi birkaç saniye görüntüye bakıp telefonunu kapatacak. Ve hayat devam edecek. Ama kimin hayatı devam edecek? Bizim mi? Yoksa üç yaşında annesiz kalan Meryem'in mi? Çünkü bizim birkaç saniyede gördüğümüz o görüntü, Meryem'in bundan sonraki bütün hayatına dokunacak. Bir insanın annesini kaybetmesi her yaşta ağırdır. Ama üç yaşında bir çocuğa annesinin öldüğünü nasıl anlatırsınız? Ölüm nedir, bilmez. Savaş nedir, bilmez. İsrail'i, Filistin'i, Birleşmiş Milletleri, diplomatik masaları bilmez. Annesinin neden gelmediğini anlamaz. Sadece bekler. Kapıya bakar. Bir ses duyar, döner. Bir kadın görür, annesine benzetir. Ve belki de defalarca aynı soruyu sorar: “ANNEM NEREDE?” Siz şimdi bütün dünya liderlerini bir salona toplayın. Önlerine haritaları koyun. Savaşın nedenlerini anlatın. Askerî stratejilerden, güvenlik dengelerinden, siyasi çıkarlardan bahsedin. Sonra üç yaşındaki Meryem'i o salonun ortasına getirin. Ve ona annesinin neden geri gelmeyeceğini açıklayın. HAYDİ, ANLATIN! Hangi devletin çıkarı, bir çocuğun annesinden daha kıymetli? Hangi askerî hedef, üç yaşında bir yavrunun hayatından daha önemli? Hangi siyasi hesap, bir annenin evladına son kez sarılamamasını haklı gösterebilir? Ben size söyleyeyim. Hiçbiri! SATIR ARASI — MERYEM'İN BİLMEDİĞİ DÜNYA Şimdi düşün... Üç yaşındasın. Gece oluyor. Korkuyorsun. Eskiden annenin yanına koşuyordun. Şimdi koşacağın yerde annen yok. Acıkıyorsun. Eskiden annen yemeğini hazırlıyordu. Şimdi sana yemek veren başka insanlar var. Belki çok merhametliler. Belki seni kendi evlatları gibi seviyorlar. Ama çocuk kalbin hâlâ aynı kişiyi arıyor. Anneni... İşte savaşın geride bıraktığı en ağır yaralardan biri budur. Bombalar sustuğunda bütün acılar bitmiyor. Yıkılan binalar yeniden yapılabilir. Yollar onarılabilir. Elektrik hatları çekilebilir. Okullar yeniden açılabilir. Ama Meryem'in annesini kim geri getirecek? Kimse. Ve dünyanın en büyük orduları, en gelişmiş teknolojileri, en güçlü devletleri bu sorunun karşısında çaresiz. Fakat bu çaresizlik, Meryem'in bundan sonraki hayatı karşısında hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmiyor. Tam tersine... ASIL SORUMLULUĞUMUZ ŞİMDİ BAŞLIYOR! GAZZE'DE ÇOCUKLAR SADECE BOMBALARLA DEĞİL, YALNIZLIKLA DA MÜCADELE EDİYOR! Bir çocuğun hayatta kalmasıyla kurtulması aynı şey değildir. Bunu birbirine karıştırmayalım. Meryem'in alevlerin arasından çıkarılması elbette büyük bir sevinç sebebi. Elhamdulillah. Ama bundan sonrasını kim düşünecek? Yaralarını kim tedavi ettirecek? Gece korkuyla uyandığında yanında kim bulunacak? Büyüdüğünde okul masraflarını kim karşılayacak? Hastalandığında kim ilgilenecek? Bir gün annesinin fotoğrafına bakıp ağladığında kim dinleyecek? Bakın... Biz bazen yardım meselesini çok dar bir yere sıkıştırıyoruz. Bir koli gıda gönderdik. Bir çocuğa kıyafet aldık. Bir ailenin sofrasına yemek ulaştırdık. Elbette bunların hepsi kıymetli. Ama yetim bir çocuğun hayatı, bir yardım kolisinin teslim edildiği gün sona ermiyor. O çocuk ertesi gün de yaşayacak. Bir sonraki ay da yaşayacak. Yıllar sonra da yaşayacak. BUGÜN MERYEM'İ HATIRLAYANLAR, BEŞ YIL SONRA ONU HATIRLAYACAK MI? İşte beni asıl düşündüren soru bu. Çünkü merhamet, yalnızca acı bir görüntü karşısında gözyaşı dökmek değildir. Merhamet, o görüntü gündemden düştükten sonra da sorumluluğunu sürdürebilmektir. PEKİ İSLAM DÜNYASI BU ÇOCUKLARA NE CEVAP VERECEK? Şimdi gelelim meselenin daha ağır tarafına. Milyonlarca insanız. Devletlerimiz var. Kurumlarımız var. Derneklerimiz, vakıflarımız, yardım kuruluşlarımız var. Uluslararası toplantılar yapılıyor. Bildiriler yayımlanıyor. Gazze konuşuluyor. Filistin konuşuluyor. Ama bütün bu konuşmaların sonunda bir soru sormamız gerekiyor: MERYEM GİBİ ÇOCUKLARIN HAYATINDA NE DEĞİŞTİ? Bir çocuğun güvenli bir yerde uyumasını sağlayabildik mi? Yetim kalan yavruların düzenli bakımını üstlenebildik mi? Tedavi bekleyen çocuklara ulaşabildik mi? Eğitimden kopan çocukların geleceğini koruyabildik mi? Çünkü burada devletlerin sorumluluğuyla insanların sorumluluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Devletlerin görevi sivillerin korunması için uluslararası hukuk çerçevesinde etkili adımlar atmaktır. Bizim görevimiz ise elimizdeki imkânları gerçek ve sürdürülebilir yardıma dönüştürmektir. Birbirimizin yerine geçemeyiz. Ama birbirimizin sorumluluğunu bahane ederek kendi sorumluluğumuzdan da kaçamayız. Devletlerin yapamadığını konuşurken kendi yapabileceğimizi unutamayız. Ve yardım ediyoruz derken de hesabını vermediğimiz bir faaliyetle yetinemeyiz. ÇÜNKÜ YETİMİN HAKKI, SADECE MERHAMETİMİZE DEĞİL, EMANETİMİZE DE BIRAKILMIŞTIR. BİR YETİMİN BAŞINI OKŞAMAKLA O YETİMİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK AYNI ŞEY DEĞİL! Bunu özellikle yazıyorum. Gazze'deki çocuklar yalnızca bugünün mağdurları değil. Onlar yarının gençleri. Yarının anneleri, babaları, öğretmenleri, doktorları... Belki Meryem bir gün doktor olacak. Belki kendisi gibi annesini kaybetmiş çocukların yaralarını saracak. Belki öğretmen olacak. Belki büyüdüğünde başka yetimlerin elinden tutacak. Ama bütün bunların gerçekleşmesi için bugün hayatta kalması yetmez. Sağlıklı büyümesi gerekir. Eğitim alması gerekir. Güvende hissetmesi gerekir. Yanında kendisine değer veren insanların bulunması gerekir. İşte Gazze'deki yetim ve öksüz yavrularımıza yönelik yardım çalışmalarına bu gözle bakmalıyız. Bir defalık heyecanla değil. Uzun vadeli bir sorumlulukla. Çocuğu yalnızca acısıyla tanımlamadan, onurunu koruyarak. Çünkü o çocuklar bizim merhametimizi göstermek için kullandığımız görüntülerden ibaret değil. HER BİRİ AYRI BİR HAYAT. AYRI BİR EMANET. AYRI BİR GELECEK. SON SÖZÜMÜ İYİ OKUYUN... Bugün Meryem üç yaşında. Belki olan bitenin tamamını anlayamıyor. Belki annesinin neden gelmediğini hâlâ bilmiyor. Ama yıllar geçecek. Meryem büyüyecek. Bir gün kendisine çocukluğunda neler yaşandığı anlatılacak. Annesinin nasıl hayatını kaybettiğini öğrenecek. O günlerde dünyanın neler konuştuğunu da öğrenecek. Devletlerin yaptığı açıklamaları... İnsanların verdiği tepkileri... Kendisinden binlerce kilometre uzakta yaşayan insanların Gazze için nasıl ayağa kalktığını... Ve belki de en önemlisi, o günlerde kendisine kimin sahip çıktığını... İşte ben o günü düşünüyorum. Meryem büyüdüğünde, ona yalnızca üzüldüğümüzü mü söyleyeceğiz? Yoksa yaralarını sarmak, eğitimine destek olmak, güven içinde büyümesine katkı sağlamak için elimizden geleni yaptığımızı mı göstereceğiz? BEN MERYEM'İN BÜYÜDÜĞÜNDE DÜNYAYA BİR SORU SORMASINDAN KORKUYORUM: “ANNEM ÖLÜRKEN HEPİNİZ NEREDEYDİNİZ?” Bu sorunun cevabı kolay olmayacak. Ama daha sonra sorabileceği başka bir sorunun cevabını bugünden hazırlayabiliriz. “ANNEM ÖLDÜKTEN SONRA BENİ KİMLER YALNIZ BIRAKMADI?” İşte bu sorunun cevabında yer almak bizim elimizde. Meryem'in annesini geri getiremeyiz. Gazze'deki çocukların kaybettiği yılları geri veremeyiz. Ama onların kalan hayatlarına sahip çıkabiliriz. Ve unutmayın... BİR ÇOCUĞUN ANNESİNİ KAYBETMESİ BÜYÜK BİR ACI. O ÇOCUĞUN BÜTÜN DÜNYA TARAFINDAN UNUTULMASI İSE İKİNCİ BİR FELAKETTİR. MERYEM'İN İKİNCİ KEZ YALNIZ KALMASINA İZİN VERMEYELİM.

SATIR ARASI

13,090 views • 16 days ago

YALNIZLIK MI??? Anlatayım.! Yaşlı bir amca… Elinde bir sopa. Yürüyor… Yavaş yavaş. Ne çocuğu var arkasında… Ne silahı var elinde… Ne de kaçacak mecali. KARNI AÇ. Dudakları kupkuru… Belki bir lokma ekmek bulurum diye yürüyor. Belki bir yudum su… Belki de sadece; “BUGÜN DE ÖLMEYİM…” diye. Ama gökyüzünde bir ses var… DRONE. Tepesinde dönüyor. O duyuyor. O biliyor. Belki de artık nereye saklanacağını bile düşünmüyor. Çünkü kaçacak hâli yok. Koşacak dermanı yok. Elinde sadece sopası… Bir de Rabbine teslim olmuş canı var. Yürüyor… Drone peşinde. Yürüyor… Drone tepede. Ve ihtiyar biliyor: BELKİ DE BUNLAR SON ADIMLARI. Sonra… Bir an geliyor. Ses kesiliyor. Yol susuyor. Sopa yere düşüyor. Ve dünyada yapayalnız sandığımız o ihtiyar… ASLINDA HİÇ YALNIZ DEĞİL. Çünkü insanların terk ettiği yerde… RAHMAN VE RAHÎM OLAN ALLAH VAR. Belki bu dünyada bir lokma ekmeğe ulaşamadı. Belki bir yudum suya ulaşamadı. Ama inanıyorum ki şimdi; NE AÇLIK VAR… NE SUSUZLUK… NE DRONE SESİ… NE KORKU… Ve artık yürümek için o sopaya da ihtiyacı yok. DÜNYA ONU YALNIZ BIRAKTI. Gazze. Olive Mahallesi. Rabbim… Sen onu rahmetinle karşıla. Susuzluğunu Kevser’le gider. Açlığını cennet sofralarıyla doyur. Korkuyla attığı son adımlarını… CENNETE VARAN İLK ADIMLARI EYLER inşaAllah. Âmin.
0:40

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Kurdun Avlanma Taktiği Seri Devam... 📌 İz bırakma... Av yorulduğunda....
0:44

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Kehf_tekI_iz's profile picture

Gazze’de Bir Çocuk Kur’an Bekliyor Kardeşim… Bombaların Altında Hafız Yetişiyor Gazze’de 200’den fazla çocuk… Kur’an öğrenmek için yere diz çöküyor kardeşim… Her alltı çocuk… Bir tek mushafı sırayla okuyor… Parçaları eksik… Sayfaları eksik… Allah’ın sözleri bunlar…! Bombaların altında büyüyen o yetimler bugün ümmete sesleniyor… Ama ümmetin büyük kısmı hâlâ sessiz… Bir düşün… Senin evinde tozlanan Kur’anlar var… Onların elinde ise paylaşılmaktan yıpranmış tek bir mushaf… Bir düşün… Senin çocuğun sıcak yatağında uyuyor… Gazze’deki çocuk, enkazın gölgesinde ezber yapıyor… Sandalye yok… Sıra yok… Kur’an yok… Hediye yok… Ama Kur’an sevgisi var… İşte insanı yakan da bu… Onlar yokluk içinde Allah’ın kitabına sarılıyor… Biz bolluk içinde uzaklaşıyoruz… Ey hayır sahibi kardeşim… Ey vakıflar… Ey devlet büyükleri… Ey bu ümmetin hâlâ vicdan taşıyan insanları… Bu çocukların eline Kur’an vermek istiyoruz. 200 çocuğun Kur’an ezberini yarım bırakmaması için mücadele ediyoruz. Matbaa hazır. İrtibat hazır. Organizasyon hazır. Sadece destek lazım… Belki bir sandalye… Belki bir mushaf… Belki küçücük bir hediye… Ama inan… Bugün bir çocuğun hafız olması, yarın bir ümmetin ayağa kalkmasıdır. Gazze’de çocuklar açlıktan önce sahipsizlik hissiyle kırılıyor kardeşim… Bu çağrı yardım çağrısı değil… Bu çağrı vicdanın hâlâ yaşayıp yaşamadığını öğrenme çağrısıdır…

Derûn

23,818 views • 5 months ago