
Kenan Çamurcu
@Kenancamurcu • 12,795 subscribers
İÜ Fars Dili & MÜ Uluslararası İlişkiler (MA) & KOÜ Siyaset Bilimi (PhD c.), İran, İsrail, Türkiye, felsefe, eleştirel Kur'an okumaları 💚🖤 Kocaelispor.
Shorts
Videos

Arapların sosyal medya ortamında viral olmuş bu video. Kadın Suriyeli. Türkiye'de bir tıp merkezinde yaşadıklarına isyan ediyor. Tıp merkezinde çalışan doktorlar, çalışanlar, hemşireler hepsi Suriyeliymiş. Hemşehrilerine öyle bir saydırıyor ki: "Burası nasıl bir merkez? Doktor muayenesini yapıp parasını alıyor, sonra Suriye'ye gidiyor. Para istemiyoruz, sadece tedavi olmak istiyoruz. Bu videoların hepsini ben kendim çektim. Bu merkezden çıkarken çekilen videolar, hepsi bende var ve hepsini yayınlayacağım. Tamam mı? Bu merkezde başıma gelen her şeyi yayınlayacağım. İsterseniz daha da yayınlarım. Bu merkezden çıkarken ellerim kan içindeydi, hepsi var. Şimdi de bu merkezde, bana bu doktoru tavsiye ettiler. Doktor muayene edecek, 5 günlük ilaç verecek, 5 gün sonra da doktor ortadan kaybolacak! Doktor nerede deyince 'Randevunuz yok' diyorlar. Doktor kendisi bana 5 gün sonra gel dedi! 5 gün sonra geliyorum, doktor yok! Aha işte tahliller! Bunları dürüm yapıp yiyeyim mi şimdi? Dürüm yapıp yiyeyim! Şimdi şikayet edecekler mi ne yapacaklarsa yapsınlar. Şikayet edin! İstediğinizi yapın! Artık polisin gelmesini ben istiyorum."
Kenan Çamurcu1,498,518 views • 15 days ago

Dünyanın en önemli dini yapısının kapısını sadece tek bir ailenin açabiliyor. Ne güçlü halifeler, ne Osmanlı sultanları, ne Suudi Arabistan kralları ne de başka hiçbir hükümdar bu hakkı onların elinden alamadı. Bu aile kim? Al-i Şeybi (Şeybe) ailesi 14 asırdan uzun süredir Kâbe'nin anahtarlarını elinde tutuyor; ancak onların hikayesi İslam'dan da eski. Yaklaşık 2 bin yıl önce Mekke henüz Arapların putperestlik merkeziyken, Kabe'nin bakımı ve muhafazası şehirdeki en büyük gurur ve nüfuz kaynağı sayılıyordu. O dönemde Kabe'nin anahtarı Beni Şeybe ailesine geçti. O zamanlar da tıpkı şimdiki gibi anahtara sahip olmak sadece bir kapıyı açıp kapatmaktan ibaret değildi. Kabe'nin kapısı ne zaman açılacak olsa içeri girmek isteyen her önemli şahsiyet ve Kabe'de düzenlenen her tören bu ailenin onayından geçiyordu. Aslında onlar Arabistan'ın en kutsal mekanının muhafızlarıydılar. Üstelik Rothschild'ler gibi dünya bankacılığını ellerinde tutmuyorlar ya da Radcliffe'ler gibi petrole sahip değiller; ama tek bir anahtarla dünya üzerindeki 2 milyar insana hükmediyorlar. MS 630 yılında Mekke fethedildi. İslam Peygamberi şehre girdi ve Allah'ın evine girmek için Kabe'nin anahtarını dönemin anahtar muhafızı Osman bin Talha'dan aldı. Herkes, yönetimin değişmesiyle birlikte anahtarın da yeni bir sahibi olacağını bekliyordu. Fakat bu ailenin kaderini sonsuza dek değiştiren bir şey yaşandı. Kabe'den çıktıktan sonra Peygamber anahtarı Osman'a geri verdi ve bu emanetin onun ailesinde kalacağını ilan etti; bu karar günümüze kadar geçerliliğini korudu. O zamandan bu yana Emeviler ve Abbasiler geldi geçti, Osmanlı tarih sahnesinden çekildi ve yeni devletler kuruldu. Ancak Kbe'nin anahtarı yine bu ailenin elinde kaldı. Bugün bile Kabe'nin kapısının açıldığı görüntüleri izlediğinizde, elinde altın anahtarı tutan adam Al-i Şeybe ailesindendir. Belki de dünyanın hâlen aktif olan en eski miras yoluyla geçen makamını, İslam'ın ortaya çıkışından bu yana yaklaşık 1400 yıldır elinde tutan aile. (Hazırlayan: شهرزادم، یک قصهگو، یک راوی...)
Kenan Çamurcu899,377 views • 21 days ago

İdlib'te yaşanmış bu olay. Pislik küçücük kızı taciz ediyor. Çocuk kendini zor kurtarıyor. Sonra annesi gelmiş bağırmış çağırmış. Pislik, yaptığını inkar ediyor. Çocuklarınızı yalnız bakkala göndermeyin diyor insanlar. Ama unutmayalım, bu saldırganlığın sorumlusu din kültürü. O kız çocuğunu evlilik çağında kadın görüyor.
Kenan Çamurcu580,744 views • 16 days ago

Çinliler önüne geleni yiyor diyerek bir dolu laf edenlere bu video. Mekkeli Araplar, çok değil, 50 sene önce kertenkele, böcek, önüne geleni yiyen bir toplumdu. Müslümanlığı bu kültürden öğrendiklerini unutuyor Arap olmayan Müslümanlar. Hala o dönemden kalma dini anlayış, kültür ve fetvalarla hayatlarını tanzim etmeye çalışıyorlar. Bu mümkün olmadığı, çelişki ve çatışmalar ortaya çıktığında da ellerindeki din kültürünü ıslah etmek yerine uyduramadıkları hayatı ve o hayatın insanlarını imha etmeye kilitleniyorlar, silaha, bombaya, bıçağa sarılıyorlar.
Kenan Çamurcu37,453 views • 1 day ago

Suriye iç savaşı günlerinden video. Suriye'deki cihatçı gruplarla ilişkili "Ebu Halid el-Kuveyti" kod adlı kişi konuşuyor. Bir çocuğu canlı bomba olarak ölüme gönderiyor. Yıllar sonra ise bir emlak firmasının lüks lansman yemeğinde görüyoruz Ebu Halid'i. Canlı bomba seçilmiş çocuğu ölüme gönderirken Allah'ın vaadini sıralamış: "Sana müjdeler olsun ki bu kahraman, inşallah bu gece nimet cennetlerinde, çadırlarda süzülen güzel gözlü hurilerle bir damat olacaktır. Yüce Allah’tan, bugünkü operasyonunu Allah’ın düşmanlarını ağır bir kayba uğratan bir operasyon kılmasını diliyorum. Allah onu sabit kılsın..." Sonra çocuğun eşine sesleniyor: "Yunus kardeşimizin eşine de müjdeler olsun ki; eşin kıyamet gününde seni bekliyor olacak ve seni nimet cennetlerine sokacak. Vallahi diyorum ki, şehitler... hele ki istişhadiler (feda eylemcileri), şehitlerin en yücesidir. Vallahi onların; eşlerine, annelerine ve çocuklarına karşı insanların en hayırlısı, en iyisi olduklarını söylüyorum. Çünkü dünyada size ihtiyaçları var... Ama kıyamet gününde insan için, yaptığı salih amelden ve ailesinden 70 kişiye şefaat edecek bir şehitten başka hiçbir şey olmayacaktır..." Aradan yıllar geçiyor. Suriye savaşı bitiyor, el-Kuveyti lüks giysiler içinde "Suriye-Körfez Yatırım Evi Holding" şirketinin açılışında ve lansman ziyafetinde. Suriye iç savaşı boyunca akan bağışlar, yardımlar, paralar mükemmel şekilde değerlendirilmiş ve dev bir holding kurulmuş. İntihar saldırılarında cennete gönderilen çocuklar, geride kalan aileler sayesinde bunlar holding sahibi olmuşlar. Müslümanlık böyle bir inanç paketi. Bu paketin insanlığa yararlı herhangi bir şey sunması mümkün olabilir mi? (Video: هاني 🖋️)
Kenan Çamurcu342,836 views • 25 days ago

1980'li yılların başında arada bir İsmailağa'ya sabah namazına giderdim. Namazdan sonra Mahmut Efendi'nin sohbeti olurdu. Sevimli biriydi. Meğer öyle değilmiş. Bu nedir Allah aşkına? Hostese selam verilmez, kızlar okutulmaz... Despot, fena biriymiş. Hiç hayırla anılacak biri değilmiş meğer. Bu da katmerli yalancı. Zaten fırıl fırıl dönen gözlerinden anlayın yalancılığını. Pendik Belediyesi'nin kazısında 55 cenin çıktığı tamamen yalan. İSKİ kazısında insan kemikleri bulundu. Urfa'da bulunan ceninler Yeni Mezarlık’ta plastik bir varilin içinde bulundu. Üzerlerinde Urfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ait etiketler vardı. Kızlarını üniversitede okutan sekülerler için bu herifin kıymeti yok da asıl Müslümanlar ne diyor bu işe? Okuttukları kızlarına bu gözle bakıyor. Müslümanlar bir karar vermek zorunda. Bu vaizin anlattıkları İslam mı değil mi? Değilse bunu çıkıp söylemeliler. İslam'sa böyle bir inanç kesinlikle saygı duyulmayı haketmiyor.
Kenan Çamurcu22,252 views • 3 days ago

Matematik öğretmeniymiş, müdürün odasında Kuran'daki surelerin isimlerini tek nefeste okumuş. "Başarılı performans" diye yayınlamışlar. Matematikte bir şeyler bulsa bile kariyer için işe yaramayınca ne yapsın, böyle gösterilerle nasibine bir şey düşmesini umuyor herhalde. Bilim ve teknolojide gelişmiş toplumların evrimini anlatırken cümleye "mitostan logosa geçiş" diye başlarlar. Bizim gibi başarısız toplumlar da mitolojide kalmaktan başka çaresi olmayanlar. Logosa geçmeyi deneyip de başaramayan Atatürk ise duvara asılı posterden ibaret.
Kenan Çamurcu63,666 views • 24 days ago

Konuşan kişi, Tunuslu felsefe profesörü Fethi Miskini. Martin Heidegger'in Varlık ve Zaman'ını Arapça'ya çevirmiş ve ödül almış. Sıkı durun, bakın ne diyor: "Miras bıraktığımız bu kimlik artık bir işe yaramıyor. Gelecekteki yaşamı inşa etmek için kullanışlı değil." Miskini, dini anlatılar döneminin bittiğini savunuyor. İnsanlığın ve evrenin kökenini artık din insanları ya da eski tarihçiler değil; genetik, jeoloji ve astronomi gibi pozitif bilimler açıklıyor. Dolayısıyla eski dini/tarihi öykülere sığınmak din mensuplarını çağın dışına atacak. Yeni nesil, bizim onlara dayattığımız geleneksel/dini mirasın modern dünyada hiçbir işe yaramadığını görüyor ve bize "Yeter artık, bu eskimiş fikirlerle geleceği kuramayız!" diyor. Önemli olan çocuklara soyut dini/mistik vaatler sunmak değil; onlara bu dünyada gerçekten yaşanabilir, mantıklı ve sürdürülebilir bir hayat modeli sunabilmek. Konuşmasının videodaki bölümünde şöyle diyor Miskini: Nietzsche şöyle der: 'Maziye her dönüş, kaçınılmaz olarak barbarlıkla sonuçlanır.' Artık hiç kimse geçmişin sunduğu hikâyelerin/efsanelerin arkasına sığınamaz. Çünkü geçmişin hikâyesini artık jeologlar, gökbilimciler ve genetikçiler yazıyor. Yani birinin kendi köşesinde oturup 'insanlığın hikâyesini' kafasına göre baştan yazabileceği devir kapandı. Bizden birinin çıkıp hiç utanmadan 'Yaratılış ve Tarih' diye kitaplar yazması, bilmem nereden başlayıp nerelere kadar anlatması... Bu tam anlamıyla epistemolojik bir maskaralıktır. Peki ben neden 'Özgür İnanç Son Şanstır' diyorum? Benim çocuklarım var. Bence her baba, çocuklarının kendisiyle olan ilişkisinde ve içine doğdukları medeniyetin sınırında durup kendisine şöyle bağırdıklarını hisseder: 'Basta! (Yeter!) Enough! (Yeter artık!)' Çocuklar bize der ki: 'Sizin bize miras bıraktığınız bu kimlik/soy artık bir işe yaramıyor. Gelecekteki yaşamı inşa etmek için kullanışlı değil.' Benim derdim inançmış, dinmiş, ahiretmiş falan değil. Benim tek derdim; oğluma, ona sunduğum yaşam biçiminin yaşanabilir, sürdürülebilir ve gerçekçi olduğuna ikna etmektir.
Kenan Çamurcu71,141 views • 1 month ago

Hockney - Falco tezi diye bir şey var. Erken Rönesans'tan bu yana Batı sanatında natüralizm ve doğruluktaki ilerlemelerin optik yardımcı araçlardan kaynaklandığını öne sürmüş. Teori, 1999 yılında ressam David Hockney tarafından ortaya atılmış ve 2000 yılından itibaren fizikçi Charles M. Falco ile geliştirilmiş. Hockney, rönesans resmindeki gerçekçiliğin düzeyini başka türlü açıklamanın mümkün olmadığını söylemiş. İddiasını örnekler üzerinde de göstermiş.
Kenan Çamurcu63,392 views • 1 month ago

Nadia Comăneci'yi onurlandırmak için heykelini dikmişler Montreal'de. Şu pozu canlandırmışlar. Nadia ile aynı yıl doğmuşuz, ben Şubat, o Kasım. Onu döneminde izlemiş şanslı nesildenim. Halterciydim, ama ona hayranlığımdan jimnastik de çalıştım. Nadia 1976 Montreal Olimpiyatları'nda asimetrik paralelde sergilediği kusursuz performansla olimpiyat tarihinde 10 tam puan alan ilk jimnastikçi oldu. O dönemde dijital skor tabelaları "10.00" puanını gösterecek şekilde tasarlanmadığı için (en fazla 9.99 gösterilebiliyordu), tabelada "1.00" yazıldı. Herkes şaşkınlık geçirdi. Mesele sonra anlaşıldı.🙂 1976 Montreal ve 1980 Moskova Olimpiyatları'nda toplam 5 Altın, 3 Gümüş ve 1 Bronz madalya kazandı. Sağlıklı ve uzun ömürler dilerim Nadia Comaneci💙 (Video: Marinela Pavletich)
Kenan Çamurcu64,861 views • 1 month ago

Pedofili, kadının cinsel nesneleştirilmesine dahil. Bazı sporlarda kadınların altlarına bikini boyutlarında kıyafet giyme zorunluluğu küçük yaştaki kız sporcuların da cinsel teşhire zorlanmaları anlamına geliyor. Birisi sormuş: "Yüksek atlama yapan sporcular neden bu kadar küçük şeyler giyiyor? Kıyafet kazasından korkmuyorlar mı?" Bunun üzerine bir kadın sporcu, çocukken yaşadığı deneyimi ifşa etmiş: "Çocukken jimnastik yapıyordum ve çoğu zaman altımıza iç çamaşırı giymemize izin verilmiyordu, altı boş bir mayo giymek zorundaydık. Pedofilik kadın düşmanlığı kuralı bu." Kadınlarda plaj voleybolu ve hentbolunda alta bikini giyme zorunluluğu var. Kıyafet kuralı. Norveç kadın plaj hentbol takımı 2021'de bu kuralı protesto etti. Norveçlilerin çıkışı spor dünyasındaki cinsiyetçi kıyafet kurallarına karşı en ikonik tepkilerden biriydi. Bu tepki sonucu Uluslararası Hentbol Federasyonu kıyafet kuralını değiştirdi.
Kenan Çamurcu90,712 views • 2 months ago

Brezilya Ordusunda kadın askeri polislerin talimiymiş. "Tanrı’nın rehberliğindeyim, kimse beni durduramaz! Elde tüfek, belde tabanca!" diyorlar. Halkın güvenliğini sağlayacaklar. Müslümanlık ise kadına diyor ki: "Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygun olanıdır." Birincisinin Tanrısı onun için sosyal hayatı güvenli hale getirme çabasının motivasyonu. İkincisinin Tanrısı ise eve kapanma, örtünme, kendini korumaya teşvik ediyor. Brezilyalı kadındaki özgüven ve azim ile Müslümanlığın kadınındaki edilgenlik, içine kapanıklık, ürkekliği karşılaştırın. İki farklı toplumsal düzen bu. Müslüman toplumlarda koşullanma tezgahından geçmeyen genç kızlar ve kadınlar birinci tarzı seçiyor haliyle. Bunun üzerine Müslümanlığın erkekleri hop oturup hop kalkıyor. Din elden gidiyor diye çığlıklar atıyor. Toplumun çürüdüğüne ağıtlar yakıyor. (Kaynak: هاني 🖋️)
Kenan Çamurcu45,089 views • 1 month ago

Tanrı, insanın hiç gidemeyeceği uzaklıkları niye yarattı, dünyanın yaratılışı neden 4 milyar sene sürdü gibi sorular sorduğumuzda deniyor ya, bu büyüklük ve zaman sana göre. DNA'ya bakıp bunun sadece tasarım sonucu olabileceği söylendiğinde de aynı akıl yürütmeyle denilmeli ki, bu sana karmaşık görünüyor, aslında basit. Dramayı artırmak için altına ses efekti de döşenerek hazırlanmış videodaki iddia şu: DNA'da birlikte çalışmak üzere koordine edilmiş en az 7 ana sistem var. Bu sistemleri inşa etmek için tahminen 130-200 arası benzersiz protein yapı taşı çalışıyor. Mükemmel bir uyum içinde tasarlanmış binlerce protein. Parçalardan biri orada olmazsa DNA ölür. Süreç, mükemmel bir uyum içinde koreografisi yapılmış toplam 7 adımdan oluşuyor. Yani süreç, hem sistemlere hem de onarım talimatlarına, hepsinin aynı anda, bir bütün halinde sahip olmalı. Bu olmadan yaşam ayakta kalamaz. Böyle bir sistem adım adım evrimleşemez. DNA, tam bir onarım sistemi gerektirir; bu sistem olmadan DNA hızla yok olur. Yaşam, DNA olmadan evrimleşemez. DNA'yı kesen bir proteinin, nereyi keseceğini bilmeden evrimleştiğini hayal edin. Güle güle DNA. Bir sistem, mükemmel bir uyum içindeki birden fazla koordineli parça tarafından yürütülen, kesinlikle koreografisi yapılmış bir süreci takip ettiğinde bu, her zaman zekânın sonucudur. Tüm tecrübelerimize göre yaşam tasarlanmıştır. Bunu inkâr etmek düpedüz saçmalıktır. *** Yaşam bir zekanın tasarlaması ise şu DNA sisteminin bu karmaşıklık ve tasarım harikası haliyle dünyada hayatın ortaya çıktığı gün de var olması gerekir. Zaman içinde evrimleşip mükemmelleşmiş olmamalı yani. Tasarım ve yaratılış yanlısı düşünce bunu kanıtlayabiliyor mu? Yahut eldeki en eski fosillerde DNA sisteminin bu karmaşıklığını kanıtlayan örnek var mı? Biyolojinin söylediği şu: - Evrimde parçalar başlangıçta başka bir işlev için evrilmiş olabilir; zamanla bu parçalar bir araya gelerek bugün gördüğümüz karmaşık sistemleri oluşturdu. Yani sistem, tek bir anda "tamamlanmış" olarak ortaya çıkmak zorunda değil. - DNA onarım mekanizması gibi sistemler, "ya hep ya hiç" şeklinde değil, çok daha basit öncül süreçlerden evrildi. İlkel bir tamir mekanizması, kusurlu bile olsa, hayatta kalma şansını artırarak doğal seçilimle zamanla daha verimli hale geldi. - Karmaşık sistemlerin "akıllıca" görünmesi, zekânın değil, milyonlarca yıllık "deneme-yanılma" (mutasyon ve doğal seçilim) sürecinin bir sonucu. Doğal seçilim, işlevsiz parçaları eler ve işlevsel olanları biriktirerek karmaşıklığı oluşturur. Netice itibariyle, "yaratılış" ve "tasarım" varsayımı, açıklayıcı bir bilimsel hipotez sunmak yerine bir "açıklama durdurucu". Bilim, gözlemlenebilir süreçleri inceler; tasarım iddiası ise test edilemez olduğu için bilimsel bir teori değil, teolojik bir inanç sistemi olabilir ancak. Tanrının bütün mesaisinin mükemmel tasarımda yaratmalar olduğu iddiasına yaratılışa inanan filozoflar da itiraz ediyor. İslam düşüncesindeki Meşşai okulu, İbn Arabi benzeri sufiler, Batı düşüncesinde Leibniz'in "mümkün dünyaların en iyisi" tezine karşı çıkanlar ve Tanrı'nın iradesini herhangi bir "mükemmellik" kalıbına hapsetmeyi reddeden William of Ockham gibi iradeci teologlar mesela. Tanrı big bang'le patlamış olabilir, ama evrenler ve yaşam zamana yayılmış halde oluştu, oluşuyor. Mükemmel tarafları da var, berbat kusurları da.
Kenan Çamurcu92,179 views • 2 months ago

Gelişmiş ülke kime denir? Ordusu binlerce kilometre ötede savaşırken savaş bahanesiyle vatandaşının özgürlüklerini kısıtlamayan ve güven içinde büyük bir dünya organizasyonunu izlemesini sağlayan ülkeye denir. İran'daki diktatörlük ise savaş bahanesiyle interneti kesti, terör örgütü gibi davranıp gösteri düzenlemeye kalkanların infaz edileceği tehdidini savurdu, alınan kararlara yönelik en hafif eleştiri yapanları şafak operasyonuyla zindana gönderdi. Türkiye ne yaptı? Dünya Kupası'nın final maçında şu gösteriyi yayınlamamak için canlı yayını kesti. İran ve Türkiye rejimleri, al birini vur ötekine. İslamcılığın ne sefil bir ideoloji olduğunu yeterince örnekten biliyoruz ama sürekli çıta yükselterek iğrençliğin limitsizliğini bize göstermek istiyorlar.
Kenan Çamurcu51,038 views • 1 month ago

Almanya'da sokak röportajında Müslüman göçmen, Almanları pedofiliyle suçlayınca karşısındaki Alman da "Muhammed, Aişe ile kaç yaşında evlendi" deyivermiş. Müslümanın nutku tutulmuş tabii ki. Müslüman göçmen: "Almanya'da bu kadar sübyancı varken..." Şapkalı yaşlı adam: "Muhammed! Muhammed! Ayşe ne olacak?" Müslüman göçmen: "Kaç tane sübyancı var biliyor musun?..." Şapkalı yaşlı adam: "Hangi pedofiliden bahsediyorsun?" Müslüman göçmen: "...rahipler..." Şapkalı yaşlı adam: "Neden pedofiliden bahsediyorsun? Muhammed ne olacak? Ayşe 6 yaşındaydı, 9 yaşında..." Mavi tişörtlü genç: "Peygamber Muhammed'in kendisi 6 yaşında bir kızla evlendi. Biz bunu kınıyoruz. Ancak bunu Hristiyanlıkla bağdaştıramazsınız. Bu, Hristiyanlıkla bağdaşmaz! İncil'in hiçbir yerinde çocuklara tecavüz edilebileceği yazmaz! İsa şöyle demiştir: 'Kim bu küçüklerden birini günaha sürüklerse, onun boynuna büyük bir değirmen taşı asılıp denizin derinliklerine atılması kendisi için daha iyidir.' Muhammed kendisi 6 yaşında bir kızla evlenmiş ve sayısız tecavüz vakası yaşanmışken, bunu Hristiyanlıkla bağdaştıramazsınız!" Müslüman göçmen: "Anlamıyorsun! Bunu anlayamazsın!" Şapkalı yaşlı adam: "Adı Muhammed olan herkes Müslüman mı yani? Muhammed peygamberiniz değil mi?" Mavi yelekli adam: "...yeni Holokost planlarınla sana bol şans! Camilerdeki sayısız istismar vakası, bunlardan konuşuyor musunuz hiç?..."
Kenan Çamurcu25,829 views • 22 days ago

İtiraz şöyle: Tarihteki en büyük mucize denizi yarıp bir halkı özgürleştirmek olsun... Ama işçilerin yediği soğanın sayısını bile belgeleyen Eski Mısırlılar, bu konuda tek bir satır yazmayı unutsun. Olacak iş mi? İsrailli arkeolog Ze'ev Herzog ve diğer Yahudi arkeologlar, eski Mısırda Yusuf'un, Musa'nın veya Mısır'dan Çıkış'ın varlığına dair sıfır arkeolojik kanıt olduğunu itiraf etmiş. İddiaya göre hikayenin tamamı sonradan Babil'de tasarlandı. Kuran'da anlatılanlar zaten kültürlerde yerleşik ve dolaşımda olan öyküler. - 🇮🇹🇪🇬مصري
Kenan Çamurcu27,753 views • 1 month ago
0:37
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Dört kitap şakası değil bu, gayet ciddi bir durum. Dört kitaptan sadece Kuran böyle öğretiliyor. Bu çocuk Tekvir suresi ezberinde hata yaptıkça dayak yiyor. Dört kitap şakasına celallenen Müslümanlardan buna tepki göreniniz var mı? Neden şu işkencenin yapıldığı ülkenin temsilciliği önünde protesto gösterisi düzenlenmiyor? Neden bir basın açıklaması yok? Dört kitap şakası dine hakaret de bu görüntü dine övgü mü? Ama hiç bitmeyen bir "su kuyusu" bağış kampanyası var. Su kuyusu için para topladıkları yerlerde yaşanıyor bu vahşet. Onları görmüyorlar, göstermiyorlar. Belki de işkenceyle Kuran ezberletmeyi doğru buldukları içindir.
Kenan Çamurcu16,861 views • 1 month ago

2016 yılının Şubat ayında Moskova'da büyük infial yaratan bir olay yaşandı. Moskova'da bir ailenin yanında çocuk bakıcılığı yapan Özbekistan vatandaşı kadın, bakımını üstlendiği 4 yaşındaki engelli kız çocuğunu öldürüp başını kesti. Tekbir getirerek sokakta gezdirdi çocuğun başını. Gyulchekhra Bobokulova, Moskova'daki bir metro istasyonunun önünde elinde çocuğun kesik başıyla tekbir getirdi, Rusya'nın Suriye'deki askeri operasyonlarına tepki olarak bunu yaptığını haykırdı. Mahkemede "Allah böyle emretti" dedi. Psikiyatrik muayeneler sonucunda Bobokulova'ya şizofreni tanısı kondu ve uzun süredir şizofreni hastası olduğu açıklandı. Bobokulova, cezai ehliyetinin bulunmadığına hükmedilerek zorunlu tedavi için sıkı güvenlikli bir psikiyatri hastanesine gönderildi. “Kanlı Dadı” vakası dendi olaya. Sorun şu: Bir insanın, şizofreni hastasıyken bile "Allah böyle emretti" demesi ve elinde çocuğun başıyla tekbirler getirmesi kültürel altyapıyı ele vermiyor mu? Neden başka şeyler söylemiyor da tekbir getiriyor? Çünkü mensup olduğu kültür, öldürmeyi kutsuyor ve teşvik ediyor.
Kenan Çamurcu20,877 views • 2 months ago

Hıristiyanlar, diğer inançlara kötü hissettireceği kaygısıyla kendi değerlerini savunmayı ayıp buldukça Müslümanlar bunu zaaf görüp kamusal alanlarda meydan okumaya başlayınca insanlar sonunda patladı. Videodaki karşılaşma İngiltere'de yaşanmış. Kadın, elinde haçla Müslümanların kamusal alana tahakküm etme eylemine müdahale ediyor. Karşısındaki Müslümana diyor ki: Manchester Arena'daki her masum çocuğun kanı senin ellerinde. Köprülerdeki herkesin kanı senin ellerinde. Her bir İslami terör saldırısındaki her bir masum insanın kanı senin ellerinde! Bu yüzden ne var biliyor musun beyefendi? Elimi sıkmayı reddettiğine sevindim. Çünkü bir şeye inanıp da bunu itiraf edemeyecek kadar korkak olan birinden daha kötüsü yoktur. Şimdi sana şunu söyleyeyim; sen, beyefendi, benim düşmanımsın. - Hayır, değilim. - Evet, öylesin! Evet, öylesin! İsa'nın ne dediğini biliyor musun? İsa Mesih dedi ki... İsa Mesih dedi ki... İsa Mesih dedi ki: "Ben huzur getirmeye gelmedim, ben bir kılıçla geldim. Ben anneyi geline, babayı oğula, anneyi geline karşı getirmeye geldim." Sana şunu söyleyeyim; eğer bizim Hristiyan olmamızdan ve benim bu haçı taşımamdan dolayı buraya gelip yüzümüze yalan söyleyebileceğini ve insanlarımıza saldırabileceğini düşünüyorsan, o zaman kendi insanlarına haber ver ki biz Hristiyanlarla dalga geçilmez! Ve sen yanlış kavgayı seçtin. Şimdi gitmeni öneriyorum. Hadi git bakalım evlat. Şimdi arkana bakmadan git. *** Müslüman göçmenlerin Batı ülkelerinde yaptıklarını tersine çevirsek ve Hıristiyanların aynı şeyleri Müslüman bir toplumda yaptığını farzetsek Müslümanlar bir tane bile Hıristiyanı sağ bırakmazdı değil mi? Hıristiyanlar hiçbir saygısızlıkta bulunmadıkları, tahrik etmedikleri, kendi hallerinde hayatlarını sürdürmeye çalıştıkları halde Müslümanların yapmadığı eziyet, hakaret, tehdit kalmadığı için Hıristiyan nüfus hızla eriyor. (Kaynak: Islam Invasion 🚨)
Kenan Çamurcu13,939 views • 1 month ago