
Kenan Camurcu
@Kenancamurcu • 14,081 subscribers
Israel, Iran, Turkiye, Middle East, philosophy, critical Quranic readings.
Shorts
Videos

Arapların sosyal medya ortamında viral olmuş bu video. Kadın Suriyeli. Türkiye'de bir tıp merkezinde yaşadıklarına isyan ediyor. Tıp merkezinde çalışan doktorlar, çalışanlar, hemşireler hepsi Suriyeliymiş. Hemşehrilerine öyle bir saydırıyor ki: "Burası nasıl bir merkez? Doktor muayenesini yapıp parasını alıyor, sonra Suriye'ye gidiyor. Para istemiyoruz, sadece tedavi olmak istiyoruz. Bu videoların hepsini ben kendim çektim. Bu merkezden çıkarken çekilen videolar, hepsi bende var ve hepsini yayınlayacağım. Tamam mı? Bu merkezde başıma gelen her şeyi yayınlayacağım. İsterseniz daha da yayınlarım. Bu merkezden çıkarken ellerim kan içindeydi, hepsi var. Şimdi de bu merkezde, bana bu doktoru tavsiye ettiler. Doktor muayene edecek, 5 günlük ilaç verecek, 5 gün sonra da doktor ortadan kaybolacak! Doktor nerede deyince 'Randevunuz yok' diyorlar. Doktor kendisi bana 5 gün sonra gel dedi! 5 gün sonra geliyorum, doktor yok! Aha işte tahliller! Bunları dürüm yapıp yiyeyim mi şimdi? Dürüm yapıp yiyeyim! Şimdi şikayet edecekler mi ne yapacaklarsa yapsınlar. Şikayet edin! İstediğinizi yapın! Artık polisin gelmesini ben istiyorum."
Kenan Camurcu1,501,121 просмотров • 2 месяцев назад

Dünyanın en önemli dini yapısının kapısını sadece tek bir ailenin açabiliyor. Ne güçlü halifeler, ne Osmanlı sultanları, ne Suudi Arabistan kralları ne de başka hiçbir hükümdar bu hakkı onların elinden alamadı. Bu aile kim? Al-i Şeybi (Şeybe) ailesi 14 asırdan uzun süredir Kâbe'nin anahtarlarını elinde tutuyor; ancak onların hikayesi İslam'dan da eski. Yaklaşık 2 bin yıl önce Mekke henüz Arapların putperestlik merkeziyken, Kabe'nin bakımı ve muhafazası şehirdeki en büyük gurur ve nüfuz kaynağı sayılıyordu. O dönemde Kabe'nin anahtarı Beni Şeybe ailesine geçti. O zamanlar da tıpkı şimdiki gibi anahtara sahip olmak sadece bir kapıyı açıp kapatmaktan ibaret değildi. Kabe'nin kapısı ne zaman açılacak olsa içeri girmek isteyen her önemli şahsiyet ve Kabe'de düzenlenen her tören bu ailenin onayından geçiyordu. Aslında onlar Arabistan'ın en kutsal mekanının muhafızlarıydılar. Üstelik Rothschild'ler gibi dünya bankacılığını ellerinde tutmuyorlar ya da Radcliffe'ler gibi petrole sahip değiller; ama tek bir anahtarla dünya üzerindeki 2 milyar insana hükmediyorlar. MS 630 yılında Mekke fethedildi. İslam Peygamberi şehre girdi ve Allah'ın evine girmek için Kabe'nin anahtarını dönemin anahtar muhafızı Osman bin Talha'dan aldı. Herkes, yönetimin değişmesiyle birlikte anahtarın da yeni bir sahibi olacağını bekliyordu. Fakat bu ailenin kaderini sonsuza dek değiştiren bir şey yaşandı. Kabe'den çıktıktan sonra Peygamber anahtarı Osman'a geri verdi ve bu emanetin onun ailesinde kalacağını ilan etti; bu karar günümüze kadar geçerliliğini korudu. O zamandan bu yana Emeviler ve Abbasiler geldi geçti, Osmanlı tarih sahnesinden çekildi ve yeni devletler kuruldu. Ancak Kbe'nin anahtarı yine bu ailenin elinde kaldı. Bugün bile Kabe'nin kapısının açıldığı görüntüleri izlediğinizde, elinde altın anahtarı tutan adam Al-i Şeybe ailesindendir. Belki de dünyanın hâlen aktif olan en eski miras yoluyla geçen makamını, İslam'ın ortaya çıkışından bu yana yaklaşık 1400 yıldır elinde tutan aile. (Hazırlayan: شهرزادم، یک قصهگو، یک راوی...)
Kenan Camurcu902,361 просмотров • 2 месяцев назад

İdlib'te yaşanmış bu olay. Pislik küçücük kızı taciz ediyor. Çocuk kendini zor kurtarıyor. Sonra annesi gelmiş bağırmış çağırmış. Pislik, yaptığını inkar ediyor. Çocuklarınızı yalnız bakkala göndermeyin diyor insanlar. Ama unutmayalım, bu saldırganlığın sorumlusu din kültürü. O kız çocuğunu evlilik çağında kadın görüyor.
Kenan Camurcu583,843 просмотров • 2 месяцев назад

Suriye iç savaşı günlerinden video. Suriye'deki cihatçı gruplarla ilişkili "Ebu Halid el-Kuveyti" kod adlı kişi konuşuyor. Bir çocuğu canlı bomba olarak ölüme gönderiyor. Yıllar sonra ise bir emlak firmasının lüks lansman yemeğinde görüyoruz Ebu Halid'i. Canlı bomba seçilmiş çocuğu ölüme gönderirken Allah'ın vaadini sıralamış: "Sana müjdeler olsun ki bu kahraman, inşallah bu gece nimet cennetlerinde, çadırlarda süzülen güzel gözlü hurilerle bir damat olacaktır. Yüce Allah’tan, bugünkü operasyonunu Allah’ın düşmanlarını ağır bir kayba uğratan bir operasyon kılmasını diliyorum. Allah onu sabit kılsın..." Sonra çocuğun eşine sesleniyor: "Yunus kardeşimizin eşine de müjdeler olsun ki; eşin kıyamet gününde seni bekliyor olacak ve seni nimet cennetlerine sokacak. Vallahi diyorum ki, şehitler... hele ki istişhadiler (feda eylemcileri), şehitlerin en yücesidir. Vallahi onların; eşlerine, annelerine ve çocuklarına karşı insanların en hayırlısı, en iyisi olduklarını söylüyorum. Çünkü dünyada size ihtiyaçları var... Ama kıyamet gününde insan için, yaptığı salih amelden ve ailesinden 70 kişiye şefaat edecek bir şehitten başka hiçbir şey olmayacaktır..." Aradan yıllar geçiyor. Suriye savaşı bitiyor, el-Kuveyti lüks giysiler içinde "Suriye-Körfez Yatırım Evi Holding" şirketinin açılışında ve lansman ziyafetinde. Suriye iç savaşı boyunca akan bağışlar, yardımlar, paralar mükemmel şekilde değerlendirilmiş ve dev bir holding kurulmuş. İntihar saldırılarında cennete gönderilen çocuklar, geride kalan aileler sayesinde bunlar holding sahibi olmuşlar. Müslümanlık böyle bir inanç paketi. Bu paketin insanlığa yararlı herhangi bir şey sunması mümkün olabilir mi? (Video: هاني 🖋️)
Kenan Camurcu343,937 просмотров • 2 месяцев назад
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Kadın sünneti Müslüman olmayan Afrikalı toplumlarda da görülüyor ama en çok Müslümanlar arasında yaygın. Somali'de %99 mesela. Videodaki kadın Yemenliymiş. Mısır'da orgazm olamama şikayetiyle doktora gitmiş. Sebebi sünnetli olması. Zaten o nedenle sünnet ediliyor. Klitorisin kısmen veya tamamen kesildiği kadın sünneti, cinsel arzuyu ve hazzı azaltarak evlilik öncesi ilişkiyi önlemek için yapılıyor. Böylece evlilikte sadakatin sağlanacağına ve kadının bakireliğinin garanti altına alınacağına inanıyorlar. Kadının doktorla diyalogu sarsıcı ve üzücü: Doktor: Ön sevişmeden zevk alıyor musun? Hasta: Evet. Doktor: Ama cinsel ilişkiden hiç mi? Hasta: Hiç. Doktor: Hiçbir şey yok mu? Hasta: Hiç yok. Doktor: Eşini hissediyorsun ama orgazma ulaştığını, o arzuyu veya tatmin olduğunu hissetmiyorsun, öyle mi? Hasta: Evet. Doktor: Eşinle rahat mısın peki? Hasta: Onunla rahatım, onu seviyorum ama ilişki konusu... Doktor: Aramız iyi, arkadaş gibiyiz diyorsun. Hasta: Evet, ama birbirimize yaklaştığımızda öyle olmuyor. Doktor: Yine de bir istek var ama hissetmiyorsun, bu yüzden de hissetmediğin için kendine kızıyorsun. Peki o senin hissetmediğini anlıyor mu? Hasta: Evet, önceleri numara yapıyordum, sonra bıraktım. Doktor: Ne dedi peki? Hasta: Zamanla korkmaya başladım, soğukluğum var sanacak diye... Doktor: Evet, soğuk olduğunu düşünecek diye... Hasta: Evet, bende soğukluk var sanacak. Doktor: Hayır hayır, sende hiçbir sorun yok. Çok basit bir durum bu, tedavisi çok kolay. Hiç korkma. Doktor: Hiçbir acı hissetmeyeceksin. Dokunun tepkisini iyileştireceğiz ve ilişkide hiç hissetmediğini düşündüğün o duyguyu yaşamanı sağlayacağız. Duygu, his ve cinsel arzu merkezlerini ciddi şekilde güçlendireceğiz. Doktor: Labia minora (iç dudaklar) tamamen alınmış (kadın sünneti nedeniyle) olsa bile, bu durum hissiyatın tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Yani korkma, sonuç gayet güzel olacak. Doktor: Hissiyatı iyileştirmek için eksozom ve PDRN gibi enjeksiyon tedavileri uyguluyoruz. Her şey çok güzel olacak, endişelenme. Umut var! Ne ilk vakasın ne de son. Hasta: Sünnet edildim, her şeyi kestiler sanıyordum, umut yok sanıyordum... Doktor: Hayır, korkma! Biz tam da bu yüzden buradayız, umut her zaman var.
Kenan Camurcu181,979 просмотров • 1 месяц назад

Hamas'ın 7 Ekim soykırım saldırısında silahsız, masum, sivil insanlara infaz vardı sadece. Bu katliama cevaben başlayan Gazze savaşıyla karşılaştırılmaz. En feci görüntülerden biri bu. Küçük kızı kucağındayken babasını infaz ettiler. İsrailli Araplar ve Yahudiler, Hamaslılara karşı Arap-Yahudi "sa'r" kuralını işletiyor 2023'ten bu yana. Kana kan, öç, intikam. Çok eski bir gelenek. 7 Ekim'e katılan ve bu infazlarda yer almış kimseyi sağ bırakmayacaklar.
Kenan Camurcu50,266 просмотров • 1 месяц назад

Pedofili, kadının cinsel nesneleştirilmesine dahil. Bazı sporlarda kadınların altlarına bikini boyutlarında kıyafet giyme zorunluluğu küçük yaştaki kız sporcuların da cinsel teşhire zorlanmaları anlamına geliyor. Birisi sormuş: "Yüksek atlama yapan sporcular neden bu kadar küçük şeyler giyiyor? Kıyafet kazasından korkmuyorlar mı?" Bunun üzerine bir kadın sporcu, çocukken yaşadığı deneyimi ifşa etmiş: "Çocukken jimnastik yapıyordum ve çoğu zaman altımıza iç çamaşırı giymemize izin verilmiyordu, altı boş bir mayo giymek zorundaydık. Pedofilik kadın düşmanlığı kuralı bu." Kadınlarda plaj voleybolu ve hentbolunda alta bikini giyme zorunluluğu var. Kıyafet kuralı. Norveç kadın plaj hentbol takımı 2021'de bu kuralı protesto etti. Norveçlilerin çıkışı spor dünyasındaki cinsiyetçi kıyafet kurallarına karşı en ikonik tepkilerden biriydi. Bu tepki sonucu Uluslararası Hentbol Federasyonu kıyafet kuralını değiştirdi.
Kenan Çamurcu93,438 просмотров • 4 месяцев назад

Matematik öğretmeniymiş, müdürün odasında Kuran'daki surelerin isimlerini tek nefeste okumuş. "Başarılı performans" diye yayınlamışlar. Matematikte bir şeyler bulsa bile kariyer için işe yaramayınca ne yapsın, böyle gösterilerle nasibine bir şey düşmesini umuyor herhalde. Bilim ve teknolojide gelişmiş toplumların evrimini anlatırken cümleye "mitostan logosa geçiş" diye başlarlar. Bizim gibi başarısız toplumlar da mitolojide kalmaktan başka çaresi olmayanlar. Logosa geçmeyi deneyip de başaramayan Atatürk ise duvara asılı posterden ibaret.
Kenan Camurcu63,721 просмотров • 2 месяцев назад

Konuşan kişi, Tunuslu felsefe profesörü Fethi Miskini. Martin Heidegger'in Varlık ve Zaman'ını Arapça'ya çevirmiş ve ödül almış. Sıkı durun, bakın ne diyor: "Miras bıraktığımız bu kimlik artık bir işe yaramıyor. Gelecekteki yaşamı inşa etmek için kullanışlı değil." Miskini, dini anlatılar döneminin bittiğini savunuyor. İnsanlığın ve evrenin kökenini artık din insanları ya da eski tarihçiler değil; genetik, jeoloji ve astronomi gibi pozitif bilimler açıklıyor. Dolayısıyla eski dini/tarihi öykülere sığınmak din mensuplarını çağın dışına atacak. Yeni nesil, bizim onlara dayattığımız geleneksel/dini mirasın modern dünyada hiçbir işe yaramadığını görüyor ve bize "Yeter artık, bu eskimiş fikirlerle geleceği kuramayız!" diyor. Önemli olan çocuklara soyut dini/mistik vaatler sunmak değil; onlara bu dünyada gerçekten yaşanabilir, mantıklı ve sürdürülebilir bir hayat modeli sunabilmek. Konuşmasının videodaki bölümünde şöyle diyor Miskini: Nietzsche şöyle der: 'Maziye her dönüş, kaçınılmaz olarak barbarlıkla sonuçlanır.' Artık hiç kimse geçmişin sunduğu hikâyelerin/efsanelerin arkasına sığınamaz. Çünkü geçmişin hikâyesini artık jeologlar, gökbilimciler ve genetikçiler yazıyor. Yani birinin kendi köşesinde oturup 'insanlığın hikâyesini' kafasına göre baştan yazabileceği devir kapandı. Bizden birinin çıkıp hiç utanmadan 'Yaratılış ve Tarih' diye kitaplar yazması, bilmem nereden başlayıp nerelere kadar anlatması... Bu tam anlamıyla epistemolojik bir maskaralıktır. Peki ben neden 'Özgür İnanç Son Şanstır' diyorum? Benim çocuklarım var. Bence her baba, çocuklarının kendisiyle olan ilişkisinde ve içine doğdukları medeniyetin sınırında durup kendisine şöyle bağırdıklarını hisseder: 'Basta! (Yeter!) Enough! (Yeter artık!)' Çocuklar bize der ki: 'Sizin bize miras bıraktığınız bu kimlik/soy artık bir işe yaramıyor. Gelecekteki yaşamı inşa etmek için kullanışlı değil.' Benim derdim inançmış, dinmiş, ahiretmiş falan değil. Benim tek derdim; oğluma, ona sunduğum yaşam biçiminin yaşanabilir, sürdürülebilir ve gerçekçi olduğuna ikna etmektir.
Kenan Camurcu71,388 просмотров • 3 месяцев назад
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

7 Ekim "Aksa Tufanı" ne mi? Hamas militanlarının bu evde babayı, anneyi, erkek çocuğu acımasızca infaz etmesi. Aileden geriye sadece küçük kız ve ablasının kalması. 7 Ekim bu işte. Hamas teröristleri Kibbutz Nahal Oz'daki Elyakim-Arava ailesinin evine zorla girmiş ve yaşanan dehşeti canlı yayınlamış. Teröristler ailenin babası Noam'ı vurmuş önce. Küçük kızları Ella ve Dafna, yaralı Noam yanlarında kanlar içinde yatarken anne Dikla ve oğlu Tomer orada oturuyormuş. Annenin çaresizce çocuklarını tutup korumaya çalıştığına dikkatle bakın. Tomer'i annesinin kollarından koparıp yanlarında götürüyorlar. Silah zoruyla onu ev ev gezmeye ve komşularını dışarı çıkmaya ikna etmeye zorluyorlar. Ama Tomer iş birliği yapmayı reddediyor. Soğukkanlılıkla teröristlere defalarca evlerin boş olduğunu söylüyor. Çok kişinin hayatı bu sayede kurtulmuş. Sonunda teröristler Tomer'i Idan ailesinin evine götürmüşler. Orada 18 yaşındaki Maayan'ı anne ve babası ile kardeşlerinin gözleri önünde katletmişler. Tomer'i ve aileyi silah zoruyla rehin tutmuşlar ve Maayan'ın babası Tzachi Idan'ı Gazze'ye kaçırmışlar. Daha sonra Tomer'i ve annesi Dikla'yı öldürmüşler. Noam ise Gazze yolunda katledilmiş. Kızlar Ella ve Dafna Gazze'ye kaçırılmış, daha sonra takasla geri dönmüşler. Tzachi Idan esaretin 54. gününde katledilmiş. Cesedi, İsrail'e iade edilip kimliği tespit edilene kadar 510 gün boyunca Gazze'de Hamas tarafından tutulmuş. Tomer henüz 17 yaşındaymış. 7 Ekim, bunun benzeri 1200 vahşi katliam. Savaş değil, acımasızca infaz.
Kenan Camurcu35,690 просмотров • 1 месяц назад

Tanrı, insanın hiç gidemeyeceği uzaklıkları niye yarattı, dünyanın yaratılışı neden 4 milyar sene sürdü gibi sorular sorduğumuzda deniyor ya, bu büyüklük ve zaman sana göre. DNA'ya bakıp bunun sadece tasarım sonucu olabileceği söylendiğinde de aynı akıl yürütmeyle denilmeli ki, bu sana karmaşık görünüyor, aslında basit. Dramayı artırmak için altına ses efekti de döşenerek hazırlanmış videodaki iddia şu: DNA'da birlikte çalışmak üzere koordine edilmiş en az 7 ana sistem var. Bu sistemleri inşa etmek için tahminen 130-200 arası benzersiz protein yapı taşı çalışıyor. Mükemmel bir uyum içinde tasarlanmış binlerce protein. Parçalardan biri orada olmazsa DNA ölür. Süreç, mükemmel bir uyum içinde koreografisi yapılmış toplam 7 adımdan oluşuyor. Yani süreç, hem sistemlere hem de onarım talimatlarına, hepsinin aynı anda, bir bütün halinde sahip olmalı. Bu olmadan yaşam ayakta kalamaz. Böyle bir sistem adım adım evrimleşemez. DNA, tam bir onarım sistemi gerektirir; bu sistem olmadan DNA hızla yok olur. Yaşam, DNA olmadan evrimleşemez. DNA'yı kesen bir proteinin, nereyi keseceğini bilmeden evrimleştiğini hayal edin. Güle güle DNA. Bir sistem, mükemmel bir uyum içindeki birden fazla koordineli parça tarafından yürütülen, kesinlikle koreografisi yapılmış bir süreci takip ettiğinde bu, her zaman zekânın sonucudur. Tüm tecrübelerimize göre yaşam tasarlanmıştır. Bunu inkâr etmek düpedüz saçmalıktır. *** Yaşam bir zekanın tasarlaması ise şu DNA sisteminin bu karmaşıklık ve tasarım harikası haliyle dünyada hayatın ortaya çıktığı gün de var olması gerekir. Zaman içinde evrimleşip mükemmelleşmiş olmamalı yani. Tasarım ve yaratılış yanlısı düşünce bunu kanıtlayabiliyor mu? Yahut eldeki en eski fosillerde DNA sisteminin bu karmaşıklığını kanıtlayan örnek var mı? Biyolojinin söylediği şu: - Evrimde parçalar başlangıçta başka bir işlev için evrilmiş olabilir; zamanla bu parçalar bir araya gelerek bugün gördüğümüz karmaşık sistemleri oluşturdu. Yani sistem, tek bir anda "tamamlanmış" olarak ortaya çıkmak zorunda değil. - DNA onarım mekanizması gibi sistemler, "ya hep ya hiç" şeklinde değil, çok daha basit öncül süreçlerden evrildi. İlkel bir tamir mekanizması, kusurlu bile olsa, hayatta kalma şansını artırarak doğal seçilimle zamanla daha verimli hale geldi. - Karmaşık sistemlerin "akıllıca" görünmesi, zekânın değil, milyonlarca yıllık "deneme-yanılma" (mutasyon ve doğal seçilim) sürecinin bir sonucu. Doğal seçilim, işlevsiz parçaları eler ve işlevsel olanları biriktirerek karmaşıklığı oluşturur. Netice itibariyle, "yaratılış" ve "tasarım" varsayımı, açıklayıcı bir bilimsel hipotez sunmak yerine bir "açıklama durdurucu". Bilim, gözlemlenebilir süreçleri inceler; tasarım iddiası ise test edilemez olduğu için bilimsel bir teori değil, teolojik bir inanç sistemi olabilir ancak. Tanrının bütün mesaisinin mükemmel tasarımda yaratmalar olduğu iddiasına yaratılışa inanan filozoflar da itiraz ediyor. İslam düşüncesindeki Meşşai okulu, İbn Arabi benzeri sufiler, Batı düşüncesinde Leibniz'in "mümkün dünyaların en iyisi" tezine karşı çıkanlar ve Tanrı'nın iradesini herhangi bir "mükemmellik" kalıbına hapsetmeyi reddeden William of Ockham gibi iradeci teologlar mesela. Tanrı big bang'le patlamış olabilir, ama evrenler ve yaşam zamana yayılmış halde oluştu, oluşuyor. Mükemmel tarafları da var, berbat kusurları da.
Kenan Camurcu93,418 просмотров • 4 месяцев назад

Hockney - Falco tezi diye bir şey var. Erken Rönesans'tan bu yana Batı sanatında natüralizm ve doğruluktaki ilerlemelerin optik yardımcı araçlardan kaynaklandığını öne sürmüş. Teori, 1999 yılında ressam David Hockney tarafından ortaya atılmış ve 2000 yılından itibaren fizikçi Charles M. Falco ile geliştirilmiş. Hockney, rönesans resmindeki gerçekçiliğin düzeyini başka türlü açıklamanın mümkün olmadığını söylemiş. İddiasını örnekler üzerinde de göstermiş.
Kenan Camurcu64,489 просмотров • 3 месяцев назад

Nadia Comăneci'yi onurlandırmak için heykelini dikmişler Montreal'de. Şu pozu canlandırmışlar. Nadia ile aynı yıl doğmuşuz, ben Şubat, o Kasım. Onu döneminde izlemiş şanslı nesildenim. Halterciydim, ama ona hayranlığımdan jimnastik de çalıştım. Nadia 1976 Montreal Olimpiyatları'nda asimetrik paralelde sergilediği kusursuz performansla olimpiyat tarihinde 10 tam puan alan ilk jimnastikçi oldu. O dönemde dijital skor tabelaları "10.00" puanını gösterecek şekilde tasarlanmadığı için (en fazla 9.99 gösterilebiliyordu), tabelada "1.00" yazıldı. Herkes şaşkınlık geçirdi. Mesele sonra anlaşıldı.🙂 1976 Montreal ve 1980 Moskova Olimpiyatları'nda toplam 5 Altın, 3 Gümüş ve 1 Bronz madalya kazandı. Sağlıklı ve uzun ömürler dilerim Nadia Comaneci💙 (Video: Marinela Pavletich)
Kenan Çamurcu64,882 просмотров • 3 месяцев назад

Çinliler önüne geleni yiyor diyerek bir dolu laf edenlere bu video. Mekkeli Araplar, çok değil, 50 sene önce kertenkele, böcek, önüne geleni yiyen bir toplumdu. Müslümanlığı bu kültürden öğrendiklerini unutuyor Arap olmayan Müslümanlar. Hala o dönemden kalma dini anlayış, kültür ve fetvalarla hayatlarını tanzim etmeye çalışıyorlar. Bu mümkün olmadığı, çelişki ve çatışmalar ortaya çıktığında da ellerindeki din kültürünü ıslah etmek yerine uyduramadıkları hayatı ve o hayatın insanlarını imha etmeye kilitleniyorlar, silaha, bombaya, bıçağa sarılıyorlar.
Kenan Çamurcu38,889 просмотров • 2 месяцев назад

Gelişmiş ülke kime denir? Ordusu binlerce kilometre ötede savaşırken savaş bahanesiyle vatandaşının özgürlüklerini kısıtlamayan ve güven içinde büyük bir dünya organizasyonunu izlemesini sağlayan ülkeye denir. İran'daki diktatörlük ise savaş bahanesiyle interneti kesti, terör örgütü gibi davranıp gösteri düzenlemeye kalkanların infaz edileceği tehdidini savurdu, alınan kararlara yönelik en hafif eleştiri yapanları şafak operasyonuyla zindana gönderdi. Türkiye ne yaptı? Dünya Kupası'nın final maçında şu gösteriyi yayınlamamak için canlı yayını kesti. İran ve Türkiye rejimleri, al birini vur ötekine. İslamcılığın ne sefil bir ideoloji olduğunu yeterince örnekten biliyoruz ama sürekli çıta yükselterek iğrençliğin limitsizliğini bize göstermek istiyorlar.
Kenan Camurcu51,468 просмотров • 3 месяцев назад

Brezilya Ordusunda kadın askeri polislerin talimiymiş. "Tanrı’nın rehberliğindeyim, kimse beni durduramaz! Elde tüfek, belde tabanca!" diyorlar. Halkın güvenliğini sağlayacaklar. Müslümanlık ise kadına diyor ki: "Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygun olanıdır." Birincisinin Tanrısı onun için sosyal hayatı güvenli hale getirme çabasının motivasyonu. İkincisinin Tanrısı ise eve kapanma, örtünme, kendini korumaya teşvik ediyor. Brezilyalı kadındaki özgüven ve azim ile Müslümanlığın kadınındaki edilgenlik, içine kapanıklık, ürkekliği karşılaştırın. İki farklı toplumsal düzen bu. Müslüman toplumlarda koşullanma tezgahından geçmeyen genç kızlar ve kadınlar birinci tarzı seçiyor haliyle. Bunun üzerine Müslümanlığın erkekleri hop oturup hop kalkıyor. Din elden gidiyor diye çığlıklar atıyor. Toplumun çürüdüğüne ağıtlar yakıyor. (Kaynak: هاني 🖋️)
Kenan Camurcu45,113 просмотров • 3 месяцев назад

Yunanistan’ın İsrail’le 3,5 milyar dolarlık büyük bir savunma anlaşması imzalamasından birkaç gün sonra Yunanistan Başbakanı Miçotakis Mısır’a gitti. Sisi ile bölgesel güvenliği ele aldı. Bu işleri Türkiye'siz yürütmeleri Ankara'nın dahil olma isteksizliğinden. Ama bu vahim bir hata. Gecikme, maliyeti artırır sadece. İsrail, Kıbrıs, Yunanistan ve Mısır'ın Akdeniz ittifakına mı gidiyor süreç? Dalia Ziada yorumlamış. Dinleyelim mi: "Bu görüşme, Mekke Savunma İttifakı'nın imzalanmasından neredeyse birkaç hafta sonra ve Türkiye’nin Mısır’ı kendi jeopolitik yörüngesine çekme girişimlerinin zayıfladığı bir dönemde gerçekleşti. Bugün çok önemli çünkü Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğini yeniden masaya getirdi. Bizi Orta Doğu’daki gelişmelerden biraz uzaklaştırdı. Bugün yaptıkları ikili bildirinin başlığındaki Gazze konusu, Doğu Akdeniz veya Orta Doğu ile ilgili tartıştıkları onlarca konunun yalnızca küçük bir parçası. Görünüşe göre Mısır bir kez daha stratejik denge oyunu oynuyor. Bir yandan bazı konularda Türkiye’nin yanında duruyor, diğer yandan Türkiye’ye jeopolitik yörüngesine istediği gibi girmediğini hatırlatıyor. Her iki lider de bugün Gazze’den bahsetti, ateşkesin yerinde kalması gerektiğini vurguladılar." - Her ülkenin Gazze’deki duruma bakışını ve Hamas’ın silahsızlandırılıp bir ilerleme sağlanabileceğine dair umutları var mı, biraz anlatır mısınız? Dalia Ziada: Çok ilginç bir soru. Çünkü bardağın hangi tarafından baktığınıza göre değişiyor. Genelde herkesin kaçırdığı şey şu: Hamas hâlâ silah bırakmayı reddediyor. Ara sıra “silah bırakacağız, ağır silahları vereceğiz, sadece küçük silahları tutacağız” gibi açıklamalar yapsalar da bunlar Hamas’ın zaman kazanmak, belki Trump yönetimini atlatmak için oynadığı oyunlar. Amaç Gazze içinde siyasi veya milis olarak gücünü sürdürmek. Mısır bunu çok iyi biliyor. Mısır Hamas’ın gitmesini istemiyor; bütün resmi açıklamalara rağmen. Çünkü Hamas, Mısır’a İsrail-Filistin çatışmasında bir koz veriyor. Hamas olmazsa Mısır’ın orada rolü kalmaz. Mısır bu rolü kaybetmek istemiyor; çünkü uluslararası toplumla ilişkilerinde işine yarıyor. Doğu Akdeniz açısından bakınca bu çatışma bir yük. Gazze gerçek bir yük. İsrail, Mısır, Yunanistan, Kıbrıs ve hatta Türkiye (eğer katılmak isterse) arasındaki verimli iş birliğini engelliyor. Yunanistan ve Kıbrıs, Gazze ve İsrail-Filistin meselesinde ne Türkiye’nin ne de genel olarak Arap gündeminin peşine takılıyor. Bir adım daha ileri gideyim: Bugünkü toplantıda İsrail fiziken olmasa da oradaydı. Yunanistan ve Kıbrıs’ın Mısır’da Doğu Akdeniz’i konuşması, İsrail’in hem merkezi bir konu hem de merkezi bir ortak olduğu anlamına geliyor.
Kenan Camurcu26,103 просмотров • 1 месяц назад
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Mısırlıların eleştirel Kuran okumaları devam ediyor. Sayıları giderek artan alternatif yorumlar var. Metin tenkidi de ilerliyor. Ayetlerde hata bulan yeni yaklaşımlar ilginç elbette. Mesela Nisa 24'te cariye yapılmış evli kadınları helal kılan ayet gibi. Nisa 24'teki "cariyeleriniz hariç, evli kadınlar size haram kılındı" cümlesinden, cariye yapılmış evli kadınların da helal olduğu sonucu çıkarılmış. Olayın Evtas savaşıyla ilgili olduğunu belirtiyor tefsirler. Önce Mısırlı araştırmacının yorumunu aktaracağım. Ardından Sahihu Müslim'den konuyla ilgili rivayetleri vereceğim. Mısırlı araştırmacı eleştirel yorumuyla ayeti şöyle değerlendirmiş: Peygamber, kafirlerden bir grupla savaş halindeydi. Nerede? Taif ve çevresinde. Mekke'ye yaklaşık 150 km mesafede bir yer. Savaşırken, düşmanlardan bir kısmı Taif yakınlarındaki Evtas denilen bir yere kaçtı. Oraya saklandılar. Bunun üzerine Peygamber, Ebu Amir el-Eş'ari liderliğinde bir sahabe birliğini onların üzerine gönderdi. Zafer kazandılar. Ebu Amir el-Eş'ari ve komutasındaki birlik orayı ele geçirdi ve galip geldi. Peygamber de olaya bizzat katılmak için oraya gitti. Kazandıklarında erkekleri esir aldılar. Kadınlarla da her zamanki gibi birlikte olmaya başlayacaklardı. Çünkü kadınlar artık cariye olmuştu. Ancak Evtas cariyeleriyle ilgili şöyle bir durum vardı: Bu insanlar, Müslümanların yaşadığı yerlere nispeten yakındı. Bu yüzden birbirlerini tanıyorlardı. Erkekleri ve kadınları önceden tanıyorlardı. Sahabeler bu kadınlarla birlikte olmaktan utandılar, çekindiler. Dediler ki: "Ben bu adamı tanıyorum, bu kadınla evliydi. Şimdi kalkıp adamın karısının üzerine mi atlayacağım? Din bana bunu helal kılsa da utanıyorum." Peygamber'in görüşüne başvurdular: "Ey Allah'ın Elçisi, biz bu insanları tanıyoruz. Bu adam bu kadınla evliydi. Şimdi ben bu kadınla birlikte olabilir miyim?" Bunun üzerine bu sorunu çözmek için özel bir ayet indirildi: "Cariyeleriniz hariç, evli kadınlar size haram kılındı" (Nisa 24). Yani anlamı şu: Cariyeler hariç evli kadınlarla birlikte olamazsınız. Hak ettiğiniz kişi esir/cariye olmalıdır. Evli olsalar bile, kocaları hayatta olsa bile, kocalarını tanıyor olsanız bile sorun değil! Allah özel ayet indirdi! Bu ayetle ve Peygamberin emriyle sahabeler o kadınların mahremiyetini kendilerine helal kıldılar; onlarla yattılar, birlikte oldular... Hepsi Allah'ın emriyle! Helal, helal, helal! İşte bu bize gösteriyor ki çocuklar; Peygamber, Allah ve sahabeler ne kadar iyi, merhametli, iyiliği seven ve yeryüzüne adalet ile barışı yaymak isteyen insanlardı! Ve tabii bu süreçte biraz da spermlerini saçmalarında bir sakınca yoktu. 📌 Aşağıda Arapça orijinalini verdiğim konuyla ilgili Müslim hadisi -versiyonlarıyla- şöyle: 1) Ebu Saîd el-Hudrî anlatıyor: Resûlullah, Huneyn günü Evtas’a bir ordu gönderdi. Düşmanla karşılaşıp savaştılar ve onlara galip gelerek esirler aldılar. Resûlullah’ın ashabından bazı kimseler, bu kadınların müşrik kocaları olduğu için onlarla birlikte olmaktan çekindiler. Bunun üzerine Allah bu konuda şu ayeti indirdi: "Evli kadınlar da (size haram kılındı); ancak cariyeler müstesna..." Yani, iddet süreleri (bekleme süreleri) bittiğinde onlar size helaldir. 2) Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Büşşâr rivayet ettiler... Ebu Saîd el-Hudrî’den nakledildiğine göre: "Nebi Huneyn günü Evtas’a bir müfreze gönderdi..." Yezid b. Zürey'in hadisiyle aynı anlamdadır. Ancak burada "iddetleri bittiğinde onlar size helaldir" kısmını söylemiş, "onlar size helaldir" ifadesini zikretmemiştir. 3) Yahya b. Habib el-Hârisî rivayet etti... Şa'be, Katâde'den, o da Ebu el-Halil'den, o da Ebu Saîd'den şöyle dediğini rivayet etti: "Evtas günü esirler aldık. Kadınların kocaları vardı ve (onlarla birlikte olmaktan) korkup çekindiler. Bunun üzerine şu ayet indi: 'Evli kadınlar da (size haram kılındı); cariyeleriniz müstesna..." Şerh: * Ayette "muhsanât" ile kastedilen evli kadınlardır. Anlamı şudur: Evli kadınlar başkalarına haramdır, ancak esir alma (seby) yoluyla sahip olduklarınız hariç. Çünkü esir alma ile kafir kocanın nikahı fesholur/düşer. * İddetleri (bekleme süreleri) bittiğinde size helal olurlar. Buradaki iddetten kasıt "istibrâ"dır (rahmin boş olduğunun anlaşılmasıdır). Bu da hamile ise doğum yapmasıyla, hamile değilse bir adet görmesiyle gerçekleşir. Sahih hadislerde geldiği şekliyledir. 🧵 👇
Kenan Camurcu34,650 просмотров • 3 месяцев назад

1980'li yılların başında arada bir İsmailağa'ya sabah namazına giderdim. Namazdan sonra Mahmut Efendi'nin sohbeti olurdu. Sevimli biriydi. Meğer öyle değilmiş. Bu nedir Allah aşkına? Hostese selam verilmez, kızlar okutulmaz... Despot, fena biriymiş. Hiç hayırla anılacak biri değilmiş meğer. Bu da katmerli yalancı. Zaten fırıl fırıl dönen gözlerinden anlayın yalancılığını. Pendik Belediyesi'nin kazısında 55 cenin çıktığı tamamen yalan. İSKİ kazısında insan kemikleri bulundu. Urfa'da bulunan ceninler Yeni Mezarlık’ta plastik bir varilin içinde bulundu. Üzerlerinde Urfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ait etiketler vardı. Kızlarını üniversitede okutan sekülerler için bu herifin kıymeti yok da asıl Müslümanlar ne diyor bu işe? Okuttukları kızlarına bu gözle bakıyor. Müslümanlar bir karar vermek zorunda. Bu vaizin anlattıkları İslam mı değil mi? Değilse bunu çıkıp söylemeliler. İslam'sa böyle bir inanç kesinlikle saygı duyulmayı haketmiyor.
Kenan Camurcu24,815 просмотров • 2 месяцев назад