Kerrar's banner
Kerrar's profile picture

Kerrar

@kerrar_34615,949 subscribers

| biz soframızı yere kurmuşuz, diz çökmeyi bilmeyen gelmesin…

Shorts

🛑FİKRİ EFENDİ HAZRETLERİ ŞEYHTİR ŞEKSİZ ŞÜPHESİZ!!!-1 ◾Hilâfet konusuyla ilgili gelişme olduğunda haber vereceğini söyleyen Hasan Efendi Hazretleri, cemaat umresinden dönüldükten sonra bir akşam Fikri Efendi Hazretlerinden sitayişle bahis açtı. Ahmet Ustaosmanoğlu ve Salih Topçu Hocalarımızı çağırttı. Beraberinde iki oğlunun da hazır bulunduğu görüşmede vazifeyi kendisinden sonra Fikri Efendi Hazretlerinin devam ettireceğini açıkladı. Bu vasiyetten hiç kimseye bahsedilmemesini tembihledi. Bu tembihin haklılığı, o günlerde başlayan itibarsızlaştırma hıyanetiyle anlaşılmıştı. Neticede heyetin ve ihvânın halîfeye intisâb noktasında bir tercih hakkı söz konusuydu. Kabullendiklerini söylemeleri, “şeyhi seçmek” anlamına gelmiyordu. ◾Kelime oyunları ve te’villerle hakikati eğip büken kalbi marazlılara en açık cevaplar âdâb kitaplarımızda çoktan verilmişti. ♦️ŞEYHİ İSMAİLAĞA HEYETİ SEÇMEDİ, MÜRÎDÂNIN HİLÂFETİ KABULÜ, ŞEYHİ ONLARIN SEÇTİĞİNİ Mİ GÖSTERİR? Bugün yaşadığımıza benzer bir durumu geçmiş büyüklerimiz şöyle yaşamışlar: “Mevlânâ Hâlid’in (Kuddise Sirruhû) müridlerinden herkes bu hilâfet işine razı olup kabul ettiler. Şeyh Abdullah-ı Herevî (Kuddise Sirruhû) gelince ona da sözlü olarak söylediler. Altına da İsmail el-Enârânî Hazretleri imzasını attı.” “Bu vasiyetnâme halifeler arasında hoş karşılanmış, görüş birliği ve adı geçen şeyhin izni ile irşad makamına Şeyh Abdullah Herevî geçmişti.”2 Nakilde de gördüğünüz gibi, diğer halîfeler müridanın kabulü ve rızasından bahsediliyor. Böyle bir kabulün varlığı; vasiyet olmadığı, postnişinin halifeler veya müridan tarafından seçildiği ya da belirlendiği anlamına mı geliyor? Ayrıca, naklin devamında yer alan, “Kim ona karşı bir davranışta bulunursa, o bizden değildir, bizim yolumuzdan da çıkarılmıştır” vurgusu, şeyhten sonra halifesini kabul etmeyenlerin yoldan koptuğuna dair açık bir delildir. Fikri Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi tanımayanlar için kısa bir bilgilendirmeyi uygun görüyoruz: ♦️65 YILLIK SADAKAT ♦️10 yılı imamlık olmak üzere 60 seneyi aşkındır İsmailağa Camii’ndedir ♦️Emekli olduktan sonra 15 yıl camiyi bırakmamıştır. ♦️43 senedir vekildir. 10 yıldır teveccüh izni ve yetkilisidir. ♦️Mahmud Efendi Hazretlerinin ilk eserlerini yazan kâtibidir. ♦️Mahmud Efendi Hazretlerinin usulüne, başlangıç ve kemâlinde daima yanında olduğundan en vâkıf âlimdir. ♦️Beraberliği vesilesiyle usûl ve esasları en iyi bilen ve en iyi koruyacak olandır. ♦️İlmiyle âmil, tevâzu ve nezaket sahibi müşfik bir şahsiyettir. ♦️Bütün bunlara bakıldığında; hilâfetin, kapıya rehberliğin en çok ona yakıştığı çok açıktır. ❌BAZI ELEŞTİRİLERİN CEVABI Kendisine yönelik eleştirilerin bir kısmı yarım anlatıldığı için haksızlık gibi yansıyan hususlardır. Genellikle, İsmailağa Merkez Yayınevi (Siraç Yayınevi) müdürü olduğu dönemde, Rûhu’l-Furkân ve baskı izinlerinin vakfiye iptal edilerek haksız şekilde alınmasına tepkidir. (Bu konular özel olduğundan girmiyoruz. İlgililer, yarım ağız konuşanlara sormadan iftiraya dâhil olmasınlar.) Gönderilen bir kimseye para vermediği ve imamlığı bırakırken cevap verdiği iddiası ise Mahmud Efendi Hazretlerine karşı asla ve kat'a bir tavır olmayıp istismar girişimi düşüncesine bağlı gelişen davranışlardır. (Hassas bir konu olduğu için bunu da fazla açmak istemiyoruz.) Saymakla bitmeyen ve bir ortağı bile bulunmayan bu yüksek hususiyetler ve sadakat, cevabı verilen; bazısı direkt, bazısı yarım ağızla iftiradan ibaret, çocukça ve seviyesizce tenkitlerle yok sayılabilir mi hiç? Bir gün gelecek ve herkes gerçekleri muhakkak kabul edecek.

🛑FİKRİ EFENDİ HAZRETLERİ ŞEYHTİR ŞEKSİZ ŞÜPHESİZ!!!-1 ◾Hilâfet konusuyla ilgili gelişme olduğunda haber vereceğini söyleyen Hasan Efendi Hazretleri, cemaat umresinden dönüldükten sonra bir akşam Fikri Efendi Hazretlerinden sitayişle bahis açtı. Ahmet Ustaosmanoğlu ve Salih Topçu Hocalarımızı çağırttı. Beraberinde iki oğlunun da hazır bulunduğu görüşmede vazifeyi kendisinden sonra Fikri Efendi Hazretlerinin devam ettireceğini açıkladı. Bu vasiyetten hiç kimseye bahsedilmemesini tembihledi. Bu tembihin haklılığı, o günlerde başlayan itibarsızlaştırma hıyanetiyle anlaşılmıştı. Neticede heyetin ve ihvânın halîfeye intisâb noktasında bir tercih hakkı söz konusuydu. Kabullendiklerini söylemeleri, “şeyhi seçmek” anlamına gelmiyordu. ◾Kelime oyunları ve te’villerle hakikati eğip büken kalbi marazlılara en açık cevaplar âdâb kitaplarımızda çoktan verilmişti. ♦️ŞEYHİ İSMAİLAĞA HEYETİ SEÇMEDİ, MÜRÎDÂNIN HİLÂFETİ KABULÜ, ŞEYHİ ONLARIN SEÇTİĞİNİ Mİ GÖSTERİR? Bugün yaşadığımıza benzer bir durumu geçmiş büyüklerimiz şöyle yaşamışlar: “Mevlânâ Hâlid’in (Kuddise Sirruhû) müridlerinden herkes bu hilâfet işine razı olup kabul ettiler. Şeyh Abdullah-ı Herevî (Kuddise Sirruhû) gelince ona da sözlü olarak söylediler. Altına da İsmail el-Enârânî Hazretleri imzasını attı.” “Bu vasiyetnâme halifeler arasında hoş karşılanmış, görüş birliği ve adı geçen şeyhin izni ile irşad makamına Şeyh Abdullah Herevî geçmişti.”2 Nakilde de gördüğünüz gibi, diğer halîfeler müridanın kabulü ve rızasından bahsediliyor. Böyle bir kabulün varlığı; vasiyet olmadığı, postnişinin halifeler veya müridan tarafından seçildiği ya da belirlendiği anlamına mı geliyor? Ayrıca, naklin devamında yer alan, “Kim ona karşı bir davranışta bulunursa, o bizden değildir, bizim yolumuzdan da çıkarılmıştır” vurgusu, şeyhten sonra halifesini kabul etmeyenlerin yoldan koptuğuna dair açık bir delildir. Fikri Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi tanımayanlar için kısa bir bilgilendirmeyi uygun görüyoruz: ♦️65 YILLIK SADAKAT ♦️10 yılı imamlık olmak üzere 60 seneyi aşkındır İsmailağa Camii’ndedir ♦️Emekli olduktan sonra 15 yıl camiyi bırakmamıştır. ♦️43 senedir vekildir. 10 yıldır teveccüh izni ve yetkilisidir. ♦️Mahmud Efendi Hazretlerinin ilk eserlerini yazan kâtibidir. ♦️Mahmud Efendi Hazretlerinin usulüne, başlangıç ve kemâlinde daima yanında olduğundan en vâkıf âlimdir. ♦️Beraberliği vesilesiyle usûl ve esasları en iyi bilen ve en iyi koruyacak olandır. ♦️İlmiyle âmil, tevâzu ve nezaket sahibi müşfik bir şahsiyettir. ♦️Bütün bunlara bakıldığında; hilâfetin, kapıya rehberliğin en çok ona yakıştığı çok açıktır. ❌BAZI ELEŞTİRİLERİN CEVABI Kendisine yönelik eleştirilerin bir kısmı yarım anlatıldığı için haksızlık gibi yansıyan hususlardır. Genellikle, İsmailağa Merkez Yayınevi (Siraç Yayınevi) müdürü olduğu dönemde, Rûhu’l-Furkân ve baskı izinlerinin vakfiye iptal edilerek haksız şekilde alınmasına tepkidir. (Bu konular özel olduğundan girmiyoruz. İlgililer, yarım ağız konuşanlara sormadan iftiraya dâhil olmasınlar.) Gönderilen bir kimseye para vermediği ve imamlığı bırakırken cevap verdiği iddiası ise Mahmud Efendi Hazretlerine karşı asla ve kat'a bir tavır olmayıp istismar girişimi düşüncesine bağlı gelişen davranışlardır. (Hassas bir konu olduğu için bunu da fazla açmak istemiyoruz.) Saymakla bitmeyen ve bir ortağı bile bulunmayan bu yüksek hususiyetler ve sadakat, cevabı verilen; bazısı direkt, bazısı yarım ağızla iftiradan ibaret, çocukça ve seviyesizce tenkitlerle yok sayılabilir mi hiç? Bir gün gelecek ve herkes gerçekleri muhakkak kabul edecek.

16,578 Aufrufe

Bu haram da bu değil mi?

Bu haram da bu değil mi?

16,455 Aufrufe

Videos

Merhum Abdülmetin bakanlıoğlu hoca efendi
2:10

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

kerrar_3461's profile picture

"Ne kadar zarif"

Kerrar

47,000 Aufrufe • vor 1 Jahr