Koray Sarıdoğan's banner
Koray Sarıdoğan's profile picture

Koray Sarıdoğan

@koraysaridogan2,414 subscribers

Yazar, Editör https://t.co/zQZNDpaBzP @kalemkklavye | @coskunaralresmi

Shorts

Seinfeld'in pilot bölümü 35 yıl önce bugün yayınlanmış. Yıllardır bir akşam yemeği rutini olarak defalarca baştan izlediğimiz #Seinfeld'i eskiden yalnızca mizahı, karakterleri ve nostaljisi için sevdiğimi sanırdım. Mark T. Conard'ın, yakınlarda okuduğum #SeinfeldveFelsefe kitabındaki makalesiyle başka bir şeyi fark ettim. Conard, Nietzsche'nin "döngüsel bir zamanın içinde sürekli, aynı şeyleri sonsuza dek tekrar tekrar yaşadığımızı" söylediği bengi dönüş kavramına atıf yapıyor ama bunu dizinin özelinde başka bir yoruma sığdırıyor: Jerry, Elaine, Costanza ve Kramer, zamanı ve biçimi farklı olsa da karakterlerinin ve dünyayla ilişkilerinin özünden kopmadan hep aynı şeyleri yaşıyorlar. Oysa biz #KahramanınYolculuğu'ndan ne öğrenmiştik: Hikâye değişimle başlar, kahraman(lar) değişir, erginlenir. #Hikâye bunun içindir. Bunu içten içe, bilinçdışından gelen bir sesle o kadar iyi hissediyoruz ki biz de hayatlarımızı bir yerden başka bir yere getirmek için kendimizi parçalıyoruz. Oysa Seinfeld'in "New York dörtlüsü" için böyle bir durum yok. Bazen hayatlarında bir şeyleri değiştirecek gibi olsalar da en başa ve dörtlü arkadaş gruplarına dönmeleri uzun sürmüyor. Dokuz yıl boyunca bu hiç değişmiyor. Conard'ın şu cümlesi çok özel: "Evet, Seinfeld zaman problemini çözmüştür ve bu pek rahatlatıcı bir şeydir." Başka türlüsünü öğrenmediğim, öğrenmeyi de beceremediğim için, okuduğum her kitabı, izlediğim her filmi, uyandığım her günü, hayatıma, aklıma, yazdıklarıma ne katacak diye hırpalayan biri olarak benim için kesinlikle "pek rahatlatıcı bir şey." Seinfeld'i diğer tüm güzel yönlerinin yanında sanırım en çok da bu "zaman problemini çözdüğü" için seviyormuşum. Hayatı ve dünyayı kendi hikâye zamanında, üstelik doksanların dokusu, dekoru, ruhuyla küçültüp beni yirmi dakikalığına zamanın dışına çıkmış, nefes almış, sürekli bir şeyleri değiştirip geliştirme mecburiyetinden (veya illüzyonundan) kurtulmuş hissettirdiği için.

Seinfeld'in pilot bölümü 35 yıl önce bugün yayınlanmış. Yıllardır bir akşam yemeği rutini olarak defalarca baştan izlediğimiz #Seinfeld'i eskiden yalnızca mizahı, karakterleri ve nostaljisi için sevdiğimi sanırdım. Mark T. Conard'ın, yakınlarda okuduğum #SeinfeldveFelsefe kitabındaki makalesiyle başka bir şeyi fark ettim. Conard, Nietzsche'nin "döngüsel bir zamanın içinde sürekli, aynı şeyleri sonsuza dek tekrar tekrar yaşadığımızı" söylediği bengi dönüş kavramına atıf yapıyor ama bunu dizinin özelinde başka bir yoruma sığdırıyor: Jerry, Elaine, Costanza ve Kramer, zamanı ve biçimi farklı olsa da karakterlerinin ve dünyayla ilişkilerinin özünden kopmadan hep aynı şeyleri yaşıyorlar. Oysa biz #KahramanınYolculuğu'ndan ne öğrenmiştik: Hikâye değişimle başlar, kahraman(lar) değişir, erginlenir. #Hikâye bunun içindir. Bunu içten içe, bilinçdışından gelen bir sesle o kadar iyi hissediyoruz ki biz de hayatlarımızı bir yerden başka bir yere getirmek için kendimizi parçalıyoruz. Oysa Seinfeld'in "New York dörtlüsü" için böyle bir durum yok. Bazen hayatlarında bir şeyleri değiştirecek gibi olsalar da en başa ve dörtlü arkadaş gruplarına dönmeleri uzun sürmüyor. Dokuz yıl boyunca bu hiç değişmiyor. Conard'ın şu cümlesi çok özel: "Evet, Seinfeld zaman problemini çözmüştür ve bu pek rahatlatıcı bir şeydir." Başka türlüsünü öğrenmediğim, öğrenmeyi de beceremediğim için, okuduğum her kitabı, izlediğim her filmi, uyandığım her günü, hayatıma, aklıma, yazdıklarıma ne katacak diye hırpalayan biri olarak benim için kesinlikle "pek rahatlatıcı bir şey." Seinfeld'i diğer tüm güzel yönlerinin yanında sanırım en çok da bu "zaman problemini çözdüğü" için seviyormuşum. Hayatı ve dünyayı kendi hikâye zamanında, üstelik doksanların dokusu, dekoru, ruhuyla küçültüp beni yirmi dakikalığına zamanın dışına çıkmış, nefes almış, sürekli bir şeyleri değiştirip geliştirme mecburiyetinden (veya illüzyonundan) kurtulmuş hissettirdiği için.

139,363 просмотров