Kumandan's banner
Kumandan's profile picture

Kumandan

@KumandanRte • 149,313 subscribers

Diğer sosyal medya hesaplarım: Facebook: komutanertural27 ve savunanadam1627 Instagram: kumandan_mustafa

Shorts

O kafaya geçirdiği şey ne ise, bir tane de anasına lazım. Anasının babasının onca sene veremediği terbiyeyi, kuyumcu kardeşimiz iki dakika da vermiş.

Sensitive content

O kafaya geçirdiği şey ne ise, bir tane de anasına lazım. Anasının babasının onca sene veremediği terbiyeyi, kuyumcu kardeşimiz iki dakika da vermiş.

882,263 просмотров

Hedefe 20 km mesafedeyiz! Şam / Golan Tepeleri'ne doğru. Rabbim, El-Muzaffer ism-i şerifi yüzü suyu hürmetine ordumuzu, yurdumuzu muzaffer eylesin.

Hedefe 20 km mesafedeyiz! Şam / Golan Tepeleri'ne doğru. Rabbim, El-Muzaffer ism-i şerifi yüzü suyu hürmetine ordumuzu, yurdumuzu muzaffer eylesin.

296,590 просмотров

Şu asalete, şu güzelliğe bakın. Ödülü alan da ödülü veren de takdire şayan. Malum zihniyetin astırdığı âlimlerin elini öpen bir lider... ERDOĞAN ABDÜLHAMİD'DİR. Yalnız bırakmazsanız YAVUZ olur. Desteklerseniz KANUNİ olur. “Ölümüne kadar gideriz.” derseniz, FATİH SULTAN MEHMED HAN olur... Rabbim Recep Tayyip Erdoğan'dan razı olsun. Güç, kuvvet versin, uzun ömür versin inşallah... Rabbim İslam düşmanı zihniyete de kıyamete kadar fırsat vermesin inşallah... Ölümüne Erdoğan.

Şu asalete, şu güzelliğe bakın. Ödülü alan da ödülü veren de takdire şayan. Malum zihniyetin astırdığı âlimlerin elini öpen bir lider... ERDOĞAN ABDÜLHAMİD'DİR. Yalnız bırakmazsanız YAVUZ olur. Desteklerseniz KANUNİ olur. “Ölümüne kadar gideriz.” derseniz, FATİH SULTAN MEHMED HAN olur... Rabbim Recep Tayyip Erdoğan'dan razı olsun. Güç, kuvvet versin, uzun ömür versin inşallah... Rabbim İslam düşmanı zihniyete de kıyamete kadar fırsat vermesin inşallah... Ölümüne Erdoğan.

110,791 просмотров

Evliyken eşi İcardi'yi başka bir erkekle aldatan Wanda Nara, "Yılın Kadını" ödülünü almak için İstanbul'a geldiğinde Gülben Ergen, Nara'ya "Yılın Kadını" ödülü verilmesine tepki gösterip: "Jüriyi ve kriterlerini önemle merak ediyoruz." demişti. Biz de canlı yayında sunucunun kucağına oturan Gülben Ergen'e Ailem dizisinde başrol oynatan bizim bakanlık mensuplarını merak ediyoruz!

Evliyken eşi İcardi'yi başka bir erkekle aldatan Wanda Nara, "Yılın Kadını" ödülünü almak için İstanbul'a geldiğinde Gülben Ergen, Nara'ya "Yılın Kadını" ödülü verilmesine tepki gösterip: "Jüriyi ve kriterlerini önemle merak ediyoruz." demişti. Biz de canlı yayında sunucunun kucağına oturan Gülben Ergen'e Ailem dizisinde başrol oynatan bizim bakanlık mensuplarını merak ediyoruz!

1,502,811 просмотров

Suriye meselesi bitti. PKK bitti. Ümit Özdağ’ın elinde provoke edecek konu kalmayınca, bittiğinin resmini görüyorsunuz. Zonguldak’ta miting yapmış. Katılan kişi sayısı, basın mensupları ve güvenlik görevlileri kadar bile değil. Onlar da çoluk çocuk…

Suriye meselesi bitti. PKK bitti. Ümit Özdağ’ın elinde provoke edecek konu kalmayınca, bittiğinin resmini görüyorsunuz. Zonguldak’ta miting yapmış. Katılan kişi sayısı, basın mensupları ve güvenlik görevlileri kadar bile değil. Onlar da çoluk çocuk…

257,873 просмотров

Kemalistlerin işine gelmeyen bir bilgi vereyim; Fatma Kaya bugün Konya'dan AK Parti belediye başkan adayı olsa seçilir mi? Kesinlikle seçilemez! Peki, Fatma Kaya Kadıköy ya da Beşiktaş'tan CHP ya da Yeni Parti adayı olsa seçilir mi? Tartışmasız evet, hem de fark atar! Yani onlardaki sıkıntı, Fatma Kaya'nın fondan usulsüz kazandığı para değil, zihniyetinin CHP'li olmaması. Bu yüzden Ekrem'i, Ahbap'ı, esrarkeş belediye başkanını seviyorlar.

Kemalistlerin işine gelmeyen bir bilgi vereyim; Fatma Kaya bugün Konya'dan AK Parti belediye başkan adayı olsa seçilir mi? Kesinlikle seçilemez! Peki, Fatma Kaya Kadıköy ya da Beşiktaş'tan CHP ya da Yeni Parti adayı olsa seçilir mi? Tartışmasız evet, hem de fark atar! Yani onlardaki sıkıntı, Fatma Kaya'nın fondan usulsüz kazandığı para değil, zihniyetinin CHP'li olmaması. Bu yüzden Ekrem'i, Ahbap'ı, esrarkeş belediye başkanını seviyorlar.

35,333 просмотров

Allah bunlara fırsat vermesin. Bunlar, gerçek anlamda diktatör de olur. Kibir, ego, kabalık ve melanet taşıyorlar. En yakın arkadaşına bu zorbalığı yapan, normal vatandaşa neler yapmaz?

Allah bunlara fırsat vermesin. Bunlar, gerçek anlamda diktatör de olur. Kibir, ego, kabalık ve melanet taşıyorlar. En yakın arkadaşına bu zorbalığı yapan, normal vatandaşa neler yapmaz?

608,032 просмотров

BU YAZDIKLARIM ÇOK ÖNEMLİ. Şimdi saat geç oldu, fakat uyandığınızda herkesin okuyup yorum yapmasını çok isterim. Lütfen sadece göz ucuyla bakıp geçmeyin. Baştan sona okuyun. Çünkü anlattıklarımın tamamı yaşanmış gerçek hikâyeler. Okuyup düşüncelerinizi yazarsanız çok mutlu olurum. Saygı gösteren, saygı da bulur. Saygı önemli. Büyüğünü bilen, büyüğünden büyüktür. Birliğimizde 200’e yakın asker var idi. Sabah sporunu ben yaptırdığım zamanlarda birlik komutanı, “Binbaşı, sporu Mustafa yaptırıyor galiba.” dermiş odasındaki üsteğmene. Ben askerlere aynen şöyle diyordum: “Bakın lan, az ötesi lojman. Lan oğlum, yengeniz sizden şikâyetçi. Bebek 10 aylık. Sabahın köründe sizin askerler bazen öyle bir bağırıyor ki çocuk uyanıyor. Zaten sabaha kadar uyumuyorum. Söyle, lütfen söyle onlara; daha az bağırsınlar sabah sporunda. Duydunuz mu lan beni? Az bağırın oğlum.” Dememe rağmen öyle bir bağırıyorlardı ki birlik komutanı da oradan sabah sporunu benim yaptırdığımı anlıyormuş. Bunu neden mi anlatıyorum? İnsanların sevgisini kazanmak kolay değil. Başka bir gün, başka bir komutanları spor yaptırırken, “Daha yüksek sesle bağırın lan!” demesine rağmen, “Yav komutanım, boğazımızı mı yırtalım? Sesimiz bu kadar çıkıyor.” diyorlarmış. Ben onlarla içli dışlı biriydim. Onlarla aynı masada, aynı tabakta bir tabak hoşafı, bir kaşıkla ben isteyip kaçıklar idim. Derdi olan tek bana gelirdi. Nöbetçi olduğum zamanlarda devriye sonrası koğuşa girerdim. Koğuş nöbetçisi uyurken rahatsız etmezdim. Üstü açık ne kadar asker varsa tek tek örterdim. Bazıları uyanıp fark ederdi tabii. Onlar da arkadaşlarına anlatırdı durumu: “Yav, adam gece devriyeye çıkmış, gelmiş; koğuş nöbetçisi uyuyor, onu bile uyandırmamış. Bir de gelip bizim üstümüzü örtüyor.” Gelibolu’da ne olacak? Doğu ve Güneydoğu olsa olaylar tabii ki farklı olurdu. O zamanlarda o günleri de yaşadık, Doğu’da ve Güneydoğu’da. Şimdi konumuz o değil. Hafta sonları birliğe gelir, cumartesi pazar askerlerle geçirirdim. Onlarla maç yapardık. Hatta bir grup maç yapar, sonraki grup, “Komutanım, bizimle de devam et.” derdi. Kırmaz, maç yapardım. Maç içinde sinirlenirdim, kızardım. Ona rağmen onlar hiç duymazlardı. Maçtan sonra alayı gelip, yensek de yenilsek de bana sarılırdı. Eve, lojmana gitmemi istemiyorlardı adeta. Aslında en çok küfür eden bendim, en çok sinirli komutan da bendim. Ama onlar bendeki samimiyeti biliyorlardı. Ve bir baba gibi görüyorlardı beni alayı. Bu işler yapmacık olmaz, içten gelmeli. Cumartesi günleri arada sırada mangal yapardım. Gelibolu’nun sardalyası meşhurdur. İki kişiyiz, bebeği saymazsanız. O zamanlar 4 kg balık alırdım. Lojmanlar çevresinde nöbet tutan askerler olmak üzere bütün nöbetçi askerlerime ekmek arası yapar, tek tek dağıtırdım. Hatta bir gün lojmanda oturan bir subay beni binbaşıya şikâyet etmiş: “Yav komutanım, bu balık ızgara yapıp nöbetçilere dağıtıyor.” Bir gün bir toplantıda binbaşı sordu: “Mustafacığım, nöbetçi askerlere balık ekmek dağıtıyormuşsun. Yanında içecek olacak. Ne ikram ediyorsun?” diye bana sordu. Anladım ki şikâyet etmişler. “İçecek ikram etmiyorum, komutanım.” dedim. “Yav arkadaş, sen manyak mısın? Bak, inkâr da etmiyor.” dedi. Neyse, bu konular çok uzun da ben size bunu neden mi anlattım arkadaşlar? Bir gün meydanda binbaşı ile üsteğmen sohbet ederken, benim odamın önünden geçen askerlerin alayı odama selam verip geçerken onun dikkatini çekiyor. “Bu oda kimin lan? Bunlar neden odanın önünden geçerken selam veriyorlar?” Üsteğmen diyor ki: “Komutanım, o oda Mustafa’nın odası. Ona selam veriyorlar.” “Lan, bu şerefsizler benim odamın önünden geçerken bile selam vermiyorlar.” diye sitemde bulunuyor. Ben askerlere defalarca söyledim: “Lan oğlum, benim odanın önünden geçerken selam vermeyin. Bu birlikte 30’dan fazla komutan var. Bir gün biri görür, alınır. Vermeyin selam.” İçtima alanında hepsine söylememe rağmen alayı, odamın camının yanında geçerken selam veriyordu. Demem o ki, saygı zorla olmaz. Saygıyı kazanmak için karşındaki senin sevgine ve samimiyetine inanması lazım. İnanmak da öyle boşu boşuna olmuyor. Bir balık ekmek ile de olmuyor. Zamanında terhis olan bir askerimiz bana geldi: “Komutanım, borç istiyorum. Sivil elbisem yok.” “Evlat, bende para yok.” Parmağımdaki evlilik yüzüğümü çıkartıp verdim: “Git, bunu sat. Al kendine elbise, olur mu?” “Yav komutanım...” deyip ellerimi öpmeye kalktı. Çıkartıp verdim yüzüğü: “Bunu almazsan döverim seni. Sivil hayata gittiğinde çalış. Paran olursa gönder, göndermezsen de canın sağ olsun. Helal ettim.” dedim. Bunu birliğe anlatmış. İşte o canlar da beni bundan dolayı böyle seviyordu. Bir de hanımın kolundaki tek bileziği verdiğim bir asker var ki onun hikâyesini yazsam roman olur. Hakan Fidan’dan başladı hikâye, nereye geldi, değil mi? Bende hikâye bitmez, canlarım. Alayı gerçek, yaşanmış hikâyeler. Şimdi de bazen benim başıma olmaz işler geliyor ve siz, kıymetli takipçilerim, sorgusuz sualsiz yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Hepinizden Allah razı olsun. Üç sene önce 30 bin olan takipçi sayım bugün 147 binden fazla oldu. İşte bu, sizlerin bana güveninin ispatı. Rabbim alayınızdan razı olsun. Samimiyet çok önemli. Oğlan oyun konsolu istiyor ya, daha önce paylaşmıştım. birisini bulmuşlar. Ben aradım çocuğu: “Kardeşim, biz Gemlik’ten İzmit’e geleceğiz. Vallahi durumum yok. Sırf evlatlara söz verdiğim için geliyorum. Sen de bana en son fiyat ne olur de, ona göre gelelim.” “Abi, 14 bin istiyorum. Madem Gemlik’ten geleceksin, 12 bin son fiyat olur.” dedi. Kalktık, gittik adamın evine. Gitmemize 200 metre kala bir kız evlat ödünç aldığım arabaya çarptı. Bunu anlatmıştım daha önce. Ben karakoldayken bu konsolu alacağım evlat beni aradı: “Abi, biz de o kaza mahallindeydik. Siz şoka girmiştiniz, yanınızda evladınız da vardı galiba.” “Evet kardeşim.” dedim. “O nerede?” dedi. “Arabanın başında bekliyor.” dedim. “Abi, sen karakoldasın. Biz gidip kardeşi alıp eve götüreceğiz.” dedi. Telefon numarasını attım. Onu almışlar, evlerinde misafir etmişler. Arada geçen hikâye uzun. Bize çarpan kızın abisi karakola, yanıma geldi. Konuştuk. Hikâye uzun. “Beni hastaneye götür, kardeşim.” dedim. Çarpan kızımızı ziyaret ettim. Beni kaza olan yere getirdi. Sağ olsun, baktım çocuklar da orada. Onlara da sarıldım: “Yav, sizler ne güzel insanlarmışsınız kardeşlerim. Hakkınızı helal edin.” dedim. Konsol işi de yattı. “Abi, biz onu Furkan kardeşimize hediye ettik. Sen onu dert etme.” dediler. İşte o zaman tekrar sarılıp ağladım. Bunu ikinci defa anlatma sebebim, çocuklarla telefonla konuşmamızdaki samimiyetimi görmeleri. Neyse, kıymetli takipçilerim... Yazmakla bitmez benim hikâyem. Hepinizden Allah razı olsun.

BU YAZDIKLARIM ÇOK ÖNEMLİ. Şimdi saat geç oldu, fakat uyandığınızda herkesin okuyup yorum yapmasını çok isterim. Lütfen sadece göz ucuyla bakıp geçmeyin. Baştan sona okuyun. Çünkü anlattıklarımın tamamı yaşanmış gerçek hikâyeler. Okuyup düşüncelerinizi yazarsanız çok mutlu olurum. Saygı gösteren, saygı da bulur. Saygı önemli. Büyüğünü bilen, büyüğünden büyüktür. Birliğimizde 200’e yakın asker var idi. Sabah sporunu ben yaptırdığım zamanlarda birlik komutanı, “Binbaşı, sporu Mustafa yaptırıyor galiba.” dermiş odasındaki üsteğmene. Ben askerlere aynen şöyle diyordum: “Bakın lan, az ötesi lojman. Lan oğlum, yengeniz sizden şikâyetçi. Bebek 10 aylık. Sabahın köründe sizin askerler bazen öyle bir bağırıyor ki çocuk uyanıyor. Zaten sabaha kadar uyumuyorum. Söyle, lütfen söyle onlara; daha az bağırsınlar sabah sporunda. Duydunuz mu lan beni? Az bağırın oğlum.” Dememe rağmen öyle bir bağırıyorlardı ki birlik komutanı da oradan sabah sporunu benim yaptırdığımı anlıyormuş. Bunu neden mi anlatıyorum? İnsanların sevgisini kazanmak kolay değil. Başka bir gün, başka bir komutanları spor yaptırırken, “Daha yüksek sesle bağırın lan!” demesine rağmen, “Yav komutanım, boğazımızı mı yırtalım? Sesimiz bu kadar çıkıyor.” diyorlarmış. Ben onlarla içli dışlı biriydim. Onlarla aynı masada, aynı tabakta bir tabak hoşafı, bir kaşıkla ben isteyip kaçıklar idim. Derdi olan tek bana gelirdi. Nöbetçi olduğum zamanlarda devriye sonrası koğuşa girerdim. Koğuş nöbetçisi uyurken rahatsız etmezdim. Üstü açık ne kadar asker varsa tek tek örterdim. Bazıları uyanıp fark ederdi tabii. Onlar da arkadaşlarına anlatırdı durumu: “Yav, adam gece devriyeye çıkmış, gelmiş; koğuş nöbetçisi uyuyor, onu bile uyandırmamış. Bir de gelip bizim üstümüzü örtüyor.” Gelibolu’da ne olacak? Doğu ve Güneydoğu olsa olaylar tabii ki farklı olurdu. O zamanlarda o günleri de yaşadık, Doğu’da ve Güneydoğu’da. Şimdi konumuz o değil. Hafta sonları birliğe gelir, cumartesi pazar askerlerle geçirirdim. Onlarla maç yapardık. Hatta bir grup maç yapar, sonraki grup, “Komutanım, bizimle de devam et.” derdi. Kırmaz, maç yapardım. Maç içinde sinirlenirdim, kızardım. Ona rağmen onlar hiç duymazlardı. Maçtan sonra alayı gelip, yensek de yenilsek de bana sarılırdı. Eve, lojmana gitmemi istemiyorlardı adeta. Aslında en çok küfür eden bendim, en çok sinirli komutan da bendim. Ama onlar bendeki samimiyeti biliyorlardı. Ve bir baba gibi görüyorlardı beni alayı. Bu işler yapmacık olmaz, içten gelmeli. Cumartesi günleri arada sırada mangal yapardım. Gelibolu’nun sardalyası meşhurdur. İki kişiyiz, bebeği saymazsanız. O zamanlar 4 kg balık alırdım. Lojmanlar çevresinde nöbet tutan askerler olmak üzere bütün nöbetçi askerlerime ekmek arası yapar, tek tek dağıtırdım. Hatta bir gün lojmanda oturan bir subay beni binbaşıya şikâyet etmiş: “Yav komutanım, bu balık ızgara yapıp nöbetçilere dağıtıyor.” Bir gün bir toplantıda binbaşı sordu: “Mustafacığım, nöbetçi askerlere balık ekmek dağıtıyormuşsun. Yanında içecek olacak. Ne ikram ediyorsun?” diye bana sordu. Anladım ki şikâyet etmişler. “İçecek ikram etmiyorum, komutanım.” dedim. “Yav arkadaş, sen manyak mısın? Bak, inkâr da etmiyor.” dedi. Neyse, bu konular çok uzun da ben size bunu neden mi anlattım arkadaşlar? Bir gün meydanda binbaşı ile üsteğmen sohbet ederken, benim odamın önünden geçen askerlerin alayı odama selam verip geçerken onun dikkatini çekiyor. “Bu oda kimin lan? Bunlar neden odanın önünden geçerken selam veriyorlar?” Üsteğmen diyor ki: “Komutanım, o oda Mustafa’nın odası. Ona selam veriyorlar.” “Lan, bu şerefsizler benim odamın önünden geçerken bile selam vermiyorlar.” diye sitemde bulunuyor. Ben askerlere defalarca söyledim: “Lan oğlum, benim odanın önünden geçerken selam vermeyin. Bu birlikte 30’dan fazla komutan var. Bir gün biri görür, alınır. Vermeyin selam.” İçtima alanında hepsine söylememe rağmen alayı, odamın camının yanında geçerken selam veriyordu. Demem o ki, saygı zorla olmaz. Saygıyı kazanmak için karşındaki senin sevgine ve samimiyetine inanması lazım. İnanmak da öyle boşu boşuna olmuyor. Bir balık ekmek ile de olmuyor. Zamanında terhis olan bir askerimiz bana geldi: “Komutanım, borç istiyorum. Sivil elbisem yok.” “Evlat, bende para yok.” Parmağımdaki evlilik yüzüğümü çıkartıp verdim: “Git, bunu sat. Al kendine elbise, olur mu?” “Yav komutanım...” deyip ellerimi öpmeye kalktı. Çıkartıp verdim yüzüğü: “Bunu almazsan döverim seni. Sivil hayata gittiğinde çalış. Paran olursa gönder, göndermezsen de canın sağ olsun. Helal ettim.” dedim. Bunu birliğe anlatmış. İşte o canlar da beni bundan dolayı böyle seviyordu. Bir de hanımın kolundaki tek bileziği verdiğim bir asker var ki onun hikâyesini yazsam roman olur. Hakan Fidan’dan başladı hikâye, nereye geldi, değil mi? Bende hikâye bitmez, canlarım. Alayı gerçek, yaşanmış hikâyeler. Şimdi de bazen benim başıma olmaz işler geliyor ve siz, kıymetli takipçilerim, sorgusuz sualsiz yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Hepinizden Allah razı olsun. Üç sene önce 30 bin olan takipçi sayım bugün 147 binden fazla oldu. İşte bu, sizlerin bana güveninin ispatı. Rabbim alayınızdan razı olsun. Samimiyet çok önemli. Oğlan oyun konsolu istiyor ya, daha önce paylaşmıştım. birisini bulmuşlar. Ben aradım çocuğu: “Kardeşim, biz Gemlik’ten İzmit’e geleceğiz. Vallahi durumum yok. Sırf evlatlara söz verdiğim için geliyorum. Sen de bana en son fiyat ne olur de, ona göre gelelim.” “Abi, 14 bin istiyorum. Madem Gemlik’ten geleceksin, 12 bin son fiyat olur.” dedi. Kalktık, gittik adamın evine. Gitmemize 200 metre kala bir kız evlat ödünç aldığım arabaya çarptı. Bunu anlatmıştım daha önce. Ben karakoldayken bu konsolu alacağım evlat beni aradı: “Abi, biz de o kaza mahallindeydik. Siz şoka girmiştiniz, yanınızda evladınız da vardı galiba.” “Evet kardeşim.” dedim. “O nerede?” dedi. “Arabanın başında bekliyor.” dedim. “Abi, sen karakoldasın. Biz gidip kardeşi alıp eve götüreceğiz.” dedi. Telefon numarasını attım. Onu almışlar, evlerinde misafir etmişler. Arada geçen hikâye uzun. Bize çarpan kızın abisi karakola, yanıma geldi. Konuştuk. Hikâye uzun. “Beni hastaneye götür, kardeşim.” dedim. Çarpan kızımızı ziyaret ettim. Beni kaza olan yere getirdi. Sağ olsun, baktım çocuklar da orada. Onlara da sarıldım: “Yav, sizler ne güzel insanlarmışsınız kardeşlerim. Hakkınızı helal edin.” dedim. Konsol işi de yattı. “Abi, biz onu Furkan kardeşimize hediye ettik. Sen onu dert etme.” dediler. İşte o zaman tekrar sarılıp ağladım. Bunu ikinci defa anlatma sebebim, çocuklarla telefonla konuşmamızdaki samimiyetimi görmeleri. Neyse, kıymetli takipçilerim... Yazmakla bitmez benim hikâyem. Hepinizden Allah razı olsun.

140,211 просмотров

“Atam olmasaydı adınız Yorgo olurdu” diyen ünlü Cumhuriyet kadın ve erkeklerinin çocuklarına koydukları isimler; - Pelin Batu oğluna Rafael, - Müge Boz oğluna Rika, - Songül Öden oğluna Sone Larin, - Işın Karaca kızına Sasha Mia, -Tarkan kızının adı Liya -Ozan Doğulu kızları,Arya,Lila,Elya -Rafet El roman,oğlu Edvan -Yılmaz Erdoğan,Rodin -Belçin Bilgin oğlu Rodin -Gülben Ergen,oğlu Ares -Didem Uzel oğlu Leo -Esin Maraşlıoğlu,oğlu Leon -Meryem Uzel,kızı Lara -Tuğba Büyüküstün,kızı Maya -Arzu Yanardağ,kızı Alara -Neşe Erberk,Alin ve Lara -Ahu Tuğba,kızları Ajel ve Anjelik İlim adamıyım der, araştır mason çıkar Dört makale yazmışsa dördü de fason çıkar Hele bir araştır bak aslını-astarını Büyük dedesi Yorgi, babası Mişon çıkar. (Abdurrahim Karakoç) Şu oğlan çocuğuna videodaki kardeşim iyi kapak yapmış.. #Arif Güran/Eyüp Sabri #LaleDevrinizBitti Tuncer/#Tavşantepe/Polis/Kılıçdaroğlu/Yusuf Dikeç/Oba Makarna #patlama

“Atam olmasaydı adınız Yorgo olurdu” diyen ünlü Cumhuriyet kadın ve erkeklerinin çocuklarına koydukları isimler; - Pelin Batu oğluna Rafael, - Müge Boz oğluna Rika, - Songül Öden oğluna Sone Larin, - Işın Karaca kızına Sasha Mia, -Tarkan kızının adı Liya -Ozan Doğulu kızları,Arya,Lila,Elya -Rafet El roman,oğlu Edvan -Yılmaz Erdoğan,Rodin -Belçin Bilgin oğlu Rodin -Gülben Ergen,oğlu Ares -Didem Uzel oğlu Leo -Esin Maraşlıoğlu,oğlu Leon -Meryem Uzel,kızı Lara -Tuğba Büyüküstün,kızı Maya -Arzu Yanardağ,kızı Alara -Neşe Erberk,Alin ve Lara -Ahu Tuğba,kızları Ajel ve Anjelik İlim adamıyım der, araştır mason çıkar Dört makale yazmışsa dördü de fason çıkar Hele bir araştır bak aslını-astarını Büyük dedesi Yorgi, babası Mişon çıkar. (Abdurrahim Karakoç) Şu oğlan çocuğuna videodaki kardeşim iyi kapak yapmış.. #Arif Güran/Eyüp Sabri #LaleDevrinizBitti Tuncer/#Tavşantepe/Polis/Kılıçdaroğlu/Yusuf Dikeç/Oba Makarna #patlama

1,158,745 просмотров

Şu Manzaranın Güzelliğine Bak, İnanıyorum ki Bu Tablo, Tüm Dünya'daki Vicdan Sahibi İnsanların Yüreğine, Bir Nebze de Olsa Su Serpmiştir. Siyonist İsrail, "Gazze’yi tam işgal" planını devreye soktu… Ama ilk saldırısında ağır bir tokat yedi! Kassam Tugayları, hain işgalcilere cehennemi yaşattı! Çok sayıda siyonist leş oldu, bir kısmı da Kassam’ın pençesinde esir! Hamas Netanyahu #BrutalOccupationInGaza #GazzeninSesiTürkiye

Şu Manzaranın Güzelliğine Bak, İnanıyorum ki Bu Tablo, Tüm Dünya'daki Vicdan Sahibi İnsanların Yüreğine, Bir Nebze de Olsa Su Serpmiştir. Siyonist İsrail, "Gazze’yi tam işgal" planını devreye soktu… Ama ilk saldırısında ağır bir tokat yedi! Kassam Tugayları, hain işgalcilere cehennemi yaşattı! Çok sayıda siyonist leş oldu, bir kısmı da Kassam’ın pençesinde esir! Hamas Netanyahu #BrutalOccupationInGaza #GazzeninSesiTürkiye

617,364 просмотров

İngilizce bilmeyenler için tercüme edelim ABD Başkanı Donald Trump diyor ki: Bu adam gibi adam Dünya'da onlarcasını kendi ülkesinde yüzlercesini tarihin tozlu raflarına kaldırmış bir adamdır. Benide yollamıştı ama talihim döndü tekrar karşı karşıyayız. O sebepledir ki O ne derse O nu yapacağız. Onun saygıya ihtiyacı yok biz hepimiz onun engin tecrübelerinden faydalanmak için dâvet ediyoruz. Kıymetini bilin. Duydunuz mu lan! Tuvalet terliğine oy veririz ama Erdoğan' a oy vermeyiz diyen beyinsiz kriptolar.. #GüçlüTürkiyeGüçlüLider CNN Türk Başkanım Beyaz Saray'da

İngilizce bilmeyenler için tercüme edelim ABD Başkanı Donald Trump diyor ki: Bu adam gibi adam Dünya'da onlarcasını kendi ülkesinde yüzlercesini tarihin tozlu raflarına kaldırmış bir adamdır. Benide yollamıştı ama talihim döndü tekrar karşı karşıyayız. O sebepledir ki O ne derse O nu yapacağız. Onun saygıya ihtiyacı yok biz hepimiz onun engin tecrübelerinden faydalanmak için dâvet ediyoruz. Kıymetini bilin. Duydunuz mu lan! Tuvalet terliğine oy veririz ama Erdoğan' a oy vermeyiz diyen beyinsiz kriptolar.. #GüçlüTürkiyeGüçlüLider CNN Türk Başkanım Beyaz Saray'da

553,486 просмотров

Cuma namazından sonra camiden çıktım gözlüğümün çerçevesi kırılmıştı gözlüğü aldığım arkadaş bir yer tarif etti. "Abi, yenisini almaya kalksan 5 binden aşağı yok. Sen şu kişiye git, tamir eder." dedi. Gittim, dükkân kapalıydı. Yanındaki esnafa sordum. "Yarım saate gelir abi." dedi. Neyse, o arada çınarın altında bir çay ocağı var. Yıllardır tanıyorum; Alevi bir arkadaşım... "Hoş geldin Mustafa Abi, sen buraların yolunu bilir miydin?" falan derken ben de kulağına eğilip, "Kur'an-ı Kerim ile dalga geçen bu Alevi Deniz Göktaş hakkında ne düşünüyorsun?" dedim. "Vallahi abi, o alçağı savunacak değilim ama buraya gelen müşteriler arasında üç beş savunanda çıkıyor Sabahtan beri şahidim dedi. Fakat burası iş yeri, ben de sesimi çıkarmıyorum." dedi. Bunu size neden mi anlattım? Bu ülkenin millî takımında oynayan bir voleybolcu kadın, devletin suçlu bulup tutukladığı birini nasıl savunabilir? O göğsünde taşıdığı al yıldızlı bayrağın ne anlama geldiğini bilmiyor mu bu kadın? Savunabilirsin de sana kimse bir şey diyemez. Ama bunu sosyal medyada paylaşırsan, işte o zaman işler değişir. Millî sporcu olmasan hadi ses etmeyiz de işin içine "millî" girdi mi, işin rengi değişir. Bu sporcu müsveddesi daha önce de Cumhurbaşkanımıza sırtını dönmüştü. Yani bildiğin azılı bir devlet ve millet düşmanı. Milletten kastım da Müslüman Türk milletidir. O zaman Müslüman Türk milletinin o kutsal formasını giymesi de bu hadsize yasaklanmalıdır.. Sayın Dr. Osman Aşkın Bak bakanımızın bu konuyu ele alacağını düşüyorum.

Cuma namazından sonra camiden çıktım gözlüğümün çerçevesi kırılmıştı gözlüğü aldığım arkadaş bir yer tarif etti. "Abi, yenisini almaya kalksan 5 binden aşağı yok. Sen şu kişiye git, tamir eder." dedi. Gittim, dükkân kapalıydı. Yanındaki esnafa sordum. "Yarım saate gelir abi." dedi. Neyse, o arada çınarın altında bir çay ocağı var. Yıllardır tanıyorum; Alevi bir arkadaşım... "Hoş geldin Mustafa Abi, sen buraların yolunu bilir miydin?" falan derken ben de kulağına eğilip, "Kur'an-ı Kerim ile dalga geçen bu Alevi Deniz Göktaş hakkında ne düşünüyorsun?" dedim. "Vallahi abi, o alçağı savunacak değilim ama buraya gelen müşteriler arasında üç beş savunanda çıkıyor Sabahtan beri şahidim dedi. Fakat burası iş yeri, ben de sesimi çıkarmıyorum." dedi. Bunu size neden mi anlattım? Bu ülkenin millî takımında oynayan bir voleybolcu kadın, devletin suçlu bulup tutukladığı birini nasıl savunabilir? O göğsünde taşıdığı al yıldızlı bayrağın ne anlama geldiğini bilmiyor mu bu kadın? Savunabilirsin de sana kimse bir şey diyemez. Ama bunu sosyal medyada paylaşırsan, işte o zaman işler değişir. Millî sporcu olmasan hadi ses etmeyiz de işin içine "millî" girdi mi, işin rengi değişir. Bu sporcu müsveddesi daha önce de Cumhurbaşkanımıza sırtını dönmüştü. Yani bildiğin azılı bir devlet ve millet düşmanı. Milletten kastım da Müslüman Türk milletidir. O zaman Müslüman Türk milletinin o kutsal formasını giymesi de bu hadsize yasaklanmalıdır.. Sayın Dr. Osman Aşkın Bak bakanımızın bu konuyu ele alacağını düşüyorum.

158,302 просмотров

Kim yaptıysa cuk oturmuş. Boş olan depo değil, sizin beyniniz. 👏 “Hızlı tren yalan, kömürü çok atıyorlar, hızlanıyor.” diyen bu değil miydi? Bu kadının elektriğin icadından bile haberi yok. 😂 Hitap ettiği kitlenin temel gıda maddesi yerli saman olunca, bunu da normal karşılamak lazım. 😎

Kim yaptıysa cuk oturmuş. Boş olan depo değil, sizin beyniniz. 👏 “Hızlı tren yalan, kömürü çok atıyorlar, hızlanıyor.” diyen bu değil miydi? Bu kadının elektriğin icadından bile haberi yok. 😂 Hitap ettiği kitlenin temel gıda maddesi yerli saman olunca, bunu da normal karşılamak lazım. 😎

68,234 просмотров

Baktılar devletin bunlara bir şey yaptığı yok vatandaş kendi adaletini uyguluyor.. Son bir haftadır Gerilla diye, Apo diye havlayan pçleri de, bir terörist gibi yargılamayıp Gözaltına alıp salacaksanız eğer gözaltına almanıza da gerek yok! Vatandaşa teslim edin.. Size Devleti Tanıtacağız Vatandaşlıktan

Baktılar devletin bunlara bir şey yaptığı yok vatandaş kendi adaletini uyguluyor.. Son bir haftadır Gerilla diye, Apo diye havlayan pçleri de, bir terörist gibi yargılamayıp Gözaltına alıp salacaksanız eğer gözaltına almanıza da gerek yok! Vatandaşa teslim edin.. Size Devleti Tanıtacağız Vatandaşlıktan

972,068 просмотров

DONKİŞOT ÖZGÜR.. Saat 12 dedi.. Büyük turp dedi.. AKP çökecek dedi.. Trollerine "heyecanla bekleyin" dedi.. Sonuç.. Ak Partili Avukat Mucahit Birinci, Cezaevinde tutuklu bulunan CHP'li Murat Kapki'ye dedi ki.. "Ver 2 milyon dolar kurtul ceza almaktan".. İkisi de Özgür Özel'i yalanladı. Waay beee.. Çöküşe gel çöküşe.. Yanisi şu.. Özgür Özel her zamanki gibi "bitmişlik sendromunda" ve Ekrem'in çantacısı modunda ..! Dağ fare bile doğurmadı.. CHP'ye öneri.. Kameraları bantladığınız gibi bu gevezenin ağzını da bantlayın.. Siz de kurtulun.. Biz de..😎

DONKİŞOT ÖZGÜR.. Saat 12 dedi.. Büyük turp dedi.. AKP çökecek dedi.. Trollerine "heyecanla bekleyin" dedi.. Sonuç.. Ak Partili Avukat Mucahit Birinci, Cezaevinde tutuklu bulunan CHP'li Murat Kapki'ye dedi ki.. "Ver 2 milyon dolar kurtul ceza almaktan".. İkisi de Özgür Özel'i yalanladı. Waay beee.. Çöküşe gel çöküşe.. Yanisi şu.. Özgür Özel her zamanki gibi "bitmişlik sendromunda" ve Ekrem'in çantacısı modunda ..! Dağ fare bile doğurmadı.. CHP'ye öneri.. Kameraları bantladığınız gibi bu gevezenin ağzını da bantlayın.. Siz de kurtulun.. Biz de..😎

510,420 просмотров

Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol, Cumhurbaşkanı'na hakaret etmekten makamında gözaltına alındı... Göreve gelir gelmez Cumhurbaşkanımızın fotoğrafını indirmişti bu artist! Ne demiştik! Size devleti tanıtacağız... #SonDakika Selçuk Bayraktar The Economist #DevletBahçeli Ekrem İmamoğlu Sayın Cumhurbaşkanı

Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol, Cumhurbaşkanı'na hakaret etmekten makamında gözaltına alındı... Göreve gelir gelmez Cumhurbaşkanımızın fotoğrafını indirmişti bu artist! Ne demiştik! Size devleti tanıtacağız... #SonDakika Selçuk Bayraktar The Economist #DevletBahçeli Ekrem İmamoğlu Sayın Cumhurbaşkanı

700,646 просмотров

Bu Feyza Altun Kemalist değil miydi yahu? Ana dili gibi Farsça konuşuyor, baba dili gibi Fransızca konuşuyor. Mustafa Sandal da Türkçülüğü ve Atatürkçülüğü kimseye bırakmıyordu, onun dedesi de İranlı'ymış. Kemalistler hadi Fransız'ı severler diyelim de peki bu İran kökenli vatandaşlar sizi nasıl güdüyor onu anlayamıyorum.. Bizdeki başörtülülere zamanında 'Yallah İran'a, yallah Arabistan'a!' diyen sizler değil miydiniz?

Bu Feyza Altun Kemalist değil miydi yahu? Ana dili gibi Farsça konuşuyor, baba dili gibi Fransızca konuşuyor. Mustafa Sandal da Türkçülüğü ve Atatürkçülüğü kimseye bırakmıyordu, onun dedesi de İranlı'ymış. Kemalistler hadi Fransız'ı severler diyelim de peki bu İran kökenli vatandaşlar sizi nasıl güdüyor onu anlayamıyorum.. Bizdeki başörtülülere zamanında 'Yallah İran'a, yallah Arabistan'a!' diyen sizler değil miydiniz?

335,443 просмотров

Videos

KumandanRte's profile picture

İstifa eden Erdoğan’ın yakın koruması sebebini şöyle anlatıyor: Bir cuma namazında Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ndeydik. Polis Mehmet’le karşılaştık. Hoş beşten sonra “Hayırdır, burada ne yapıyorsun?” dedik. O da “Başkan Erdoğan burada, namazı burada kıldık; onu bekliyorum.” dedi. Erdoğan’ın yakın korumasıydı Mehmet. Hem çok sağlam bir delikanlı hem de kardeşimiz olduğu için sevinmiştik; önemli bir konumda diye. Ama o gün bize görevini bırakacağını söyledi. Necip de ben de “Yahu sen ne yapıyorsun, ne güzel başkanın yanı başındasın; hayır dua kazanırsın. Milyonlarca insan bu görev için yanıp tutuşuyor, bırakma bu görevi.” dedik. 25–27 yaşlarındaki cıva gibi sportmen, güçlü kuvvetli delikanlı aynen şunları söyledi: “Abi, ben insanlıktan çıktım. Artık dayanamıyorum. Bu adam günde 2 ya da 3 saat bazen uyuyor, bazen uyumuyor. Gecesi gündüzü yok. Bir günde 2 ülkeye gidiyoruz, yurt içinde bir günde 3 ile gidiyoruz. Sürekli planlar, projeler; devlet liderleri geliyor, gidiyor. Ara sıra evine 3 saat uyumaya gidiyor, orada bile ya Genelkurmay Başkanı ya da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la telefonla görüşüyor. Gecenin bir yarısı hiçbir devlet görevlisini uyutmuyor, görüntülü telekonferans yapıyor. Öyle bir tempo ki sürekli bir koşuşturma; hiç yerinde durmuyor. Onun mesaisine benim bedenim dayanmıyor. Ailemin, çocuğumun yüzünü göremez oldum. Hiçbir özel hayatım kalmadı. Bu koşuşturmaya normal bir insan dayanamaz abi. Erdoğan ise belki 30 yıldır hep aynı tempoda koşturup duruyor. Hangi can dayanır bu mesaiye? Onun temposunda koşturan ikinci bir şahsı tanıyanınız var mı? Dünyanın neresinde bu tempoda çalışan bir lider, iş adamı, bürokrat, memur, işçi, esnaf, ziraatçı var? İkinci bir şahsı tanıyanınız var mı?” (Alıntı) Seninleyiz Reis Yüzyılın Konut Projesi YANINDAYIZ ERDOĞAN

Kumandan

869,759 просмотров • 5 месяцев назад

KumandanRte's profile picture

Adamın dibi...

Kumandan

66,143 просмотров • 14 дней назад