
Kürt Tarihi ve Araştırmaları
@kurdoloji_ars • 6,718 subscribers
بسم الله الرحمن الرحيم Bu hesap bir gurup medrese mezunu icazetli Kürt Mollaları tarafından yapılan araştırmaların paylaşıldığı bir hesaptır.
Shorts
Videos

“Kürt yabancı mı?” Bu soru, büyüklerimizin kanıyla yazılmış tarihle yüzleşmemizi gerektiriyor. Biz, sizin ideolojik devletinizin bir parçası değiliz; aksine bu toprağın gerçek kurucularıyız. Zagros ve Toros dağlarının zirvelerinden Fırat, Dicle ve Diyala kıyılarına kadar uzanan coğrafya, Kürtlerin tarihî yurdu olmuştur. 1800’lü yıllarda başlayan zorlu mücadele dönemlerinde Kürtlerin silahı, bu toprakların sınırlarını koruma konusunda sessiz kalmadı. Kanımız toprakla yoğruldu; Bizans İmparatorluğu ile karşılaşmalarımızda, eski ve görkemli tarihin surlarında iz bıraktık. Osmanlılar ile Safevîler arasındaki mücadelelerin ortasında durduk; biz bir araç değildik, aksine kaderimizin karar vericileriydik. Kerkük’ten Kânâ’ya ve kadimlikten asilliğe, Kaladze’den Âmed’e ve Mahabad’a kadar Kürt, kendi rolünü fiilen ortaya koydu. Kürt, kalemiyle, edebiyatı ve şiiriyle bu bölgenin ruhunu şekillendirdi; toprağının üretimiyle ekonomik damarların temelini attı ve özgün bir siyasi düşüncenin temellerini kurdu. Peki bugün kin güdenler nasıl oluyor da bizi yabancı olarak adlandırabiliyor? Binlerce yıldır kendi doğal çevresinde yaşayan bir kimliği silmeye yönelik bu çaba, yalnızca hastalıklı bir hayaldir. Biz kimseden bir şey istemiyoruz; aksine, kim asli kimliğe karşı çıkarsa çıksın, bir tarihi koruyoruz. Biz kendi coğrafyamızda kalmaya devam edeceğiz ve ev sahibinin meşru varlığını sorgulamaya kimsenin hakkı yoktur.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları32,698 views • 19 days ago

Bir gün bir kişi bana sordu ‘Sen Nerelisin’ diye?
Kürt Tarihi ve Araştırmaları71,053 views • 1 month ago

Merhum Edebiyatçı Yazar ve Şâir Yaşar Kemal'in şu sözlerini hatırlayalım;
Kürt Tarihi ve Araştırmaları102,296 views • 3 months ago

Tokat, Çorum, Amasya ve Yozgat illerindeki Kürtlerin ilk yerleştirildiği tarih bundan tam 280 yıl öncesine ait olan bir Osmanlı belgesi. Osmanlı arşivindeki bu belge de Çemişgezek sancağından Milli ve Kavilli aşiretine mensup Kürtlerin buraya getirildiği yazmaktadır.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları28,391 views • 27 days ago

Bu stran (şarkı), 1914–1915 yıllarında Kürtlerin Kafkas Cephesi’nde Ruslara karşı yürüttüğü mücadeleyi anlatmaktadır. Videoda adı geçen Millî Mahmud Beg, Millî aşiretinin lideri, Millî İbrahim Paşa’nın oğlu ve Viranşehirli aşiret ağasıdır. Babası gibi o da büyük bir Kürt savaşçı grubuna sahip olmuştur. Aşiretiyle birlikte Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında Osmanlı Devleti adına birçok çarpışmaya katılmıştır. Ayrıca İngilizlerin kendisine yaptığı iş birliği teklifini reddettiği rivayet edilmektedir. Bişarê Çeto ise Siirt’in Kurtalan ilçesinden Pençinari aşiretinin lideridir. 1914 yılında Ruslara karşı yürütülen savaş sırasında Bitlis’te şehit olmuştur.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları18,888 views • 19 days ago

Coğrafyamızın inci tanesi olan Siirt şehrinde, Şeyh Muhyiddin el-Hâvilî’nin oğlu Şeyh Abdurrahman el-Bilvânisî kendi medresesinde talebelerine İslâmî ilimleri Kürtçe ana dilleriyle okutuyor. Gerçekten de ne güzel, hem manevî hem de millî bir manzaradır bu. Üstelik yalnızca o da değil; coğrafyamızdaki birçok Kürt şeyhi ve mollası, talebeleri anlayabildiği müddetçe derslerini Kürtçe anlatmaya özen göstermektedir. Bu gelenek eskiden beri böyledir. Günümüzde Kürtçe ne yazık ki giderek zayıflamış ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan diller arasına sürüklenmiştir. Fakat Kürtçenin tamamen kaybolmasının önündeki en büyük setlerden biri, asırlardır ilim ve irfan yuvası olan Kürt medreseleri olmuştur.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları42,611 views • 1 month ago

Dünyaca meşhur Yemenli İslam âlimi ve Abu Dabi’deki Tabah Enstitüsü’nün kurucusu Şeyh Habib Ali Zeynelabidin el-Cifrî: “Kürtler… Onlar bir halktır, Kürt bir ulustur. Ve bu Kürtler, Sykes-Picot ile bölündüklerinde —Büyük Britanya ve Fransa bölgemizi Sykes-Picot’ta paylaştıklarında— Kürt ulusuna saygı duymadılar; aksine Kürdistan’ı dört devlete böldüler. Bu dört devletin her biri fanatik milliyetçilikle şekillenmişti. Bir kısmı İran’da Fars milliyetçiliği altında, bir kısmı Türkiye’de fanatik Türk milliyetçiliği altında ve bir kısmı da yine fanatik Arap milliyetçiliği tarafından yönetilen Irak ve Suriye’de kaldı. Böylece Kürtler, kimliklerinin gasp edildiğini hissettiler. Başlangıçta, hepimizin Müslüman olduğu ve tek bir vatanda yaşadığımız varsayımıyla sessiz kaldık ve Kürt kimliğimizi talep etmedik. Fakat madem şimdi her biriniz kendi milliyetçiliğinize döndünüz, o hâlde bir Kürt olarak benim de kendi milliyetime sahip olma hakkım hayli hayli vardır. Sonra Arap milliyetçiliğimizin dönemleri geldi; tıpkı Lider Nâsır’ın Selahaddin hakkındaki filminde ona ‘Arap lider’ dedikleri gibi… O ne Arap bir liderdi ne de başka bir şey; büyük imam ve lider Selahaddin Eyyûbî bir Kürttü, Arap değildi. Böylece bize ait olmayan şeyleri bile kendimize mal etmeye başladık.” ——————————————— Şeyh Habib Zeynelabidin Ali el-Cifrî kimdir? Habib Ali Zeynelabidin el-Cifrî, 16 Nisan 1971 tarihinde Cidde, Suudi Arabistan’da doğdu. Mısır’ın Kahire kentinde yaşayan Yemenli Sünnî İslam âlimi ve eğitimcisidir. Merkezi Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan bir araştırma enstitüsü olan Tabah Vakfı’nın kurucusudur. El-Cifrî, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin aracılığıyla Hz. Muhammed’in (sav) doğrudan soyundan gelmektedir. “İslam’da İman Kavramı” başlıklı kitap dâhil olmak üzere birçok kitap yazmıştır. 2009’dan beri el-Cifrî, Georgetown Üniversitesi’nin Prens Alwaleed Bin Talal Müslüman-Hristiyan Anlayışı Merkezi ve Ürdün Kraliyet İslam Stratejik Çalışmalar Merkezi tarafından dünyanın en etkili 50 Müslümanı arasında listelenmektedir. 2023 yılında 22. sırada yer almıştır. 2008 yılında, “Bizimle Sizin Aranızda Ortak Bir Söz” belgesine yaptığı katkılardan dolayı Eugen Biser Ödülü’ne layık görülmüştür.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları13,973 views • 19 days ago

Arap Milliyetçisi Baas Partisi lideri Saddam Hüseyin’in (Allah’ın lâneti üzerine olsun) emriyle gerçekleştirilen Kürt soykırımları ve yaşananlar nedeniyle Kürtler canlarını ve çocuklarını kurtarmak için köylerini, evlerini ve mallarını geride bırakıp göç etmek zorunda kaldı. Yüzbinlerce Kürt yurdunu terketmeye zorlanıp dağlara itildi. Çok sayıda insan öldürüldü, yaralandı ve tutuklandı. Rejim güçleri Kürt şehirlerine girince yaklaşık 2 milyon Kürt evlerini terk etti. İnsanların önünde Türkiye ve İran sınırlarına doğru kaçmaktan başka çare kalmamıştı. Sınır bölgelerinde ve dağlarda yaşanan ağır kış şartları nedeniyle çok sayıda çocuk hayatını kaybetti. Bazı günler 70 ila 100 kişi yaşamını yitiriyordu. Bunun başlıca sebebi yiyecek ve yaşam koşullarının son derece kötü olmasıydı. Yardımlar çok yetersizdi. İnsanlar çadırlarda perişan hâlde yaşamaya çalışıyordu. Bazı Amerikan televizyon kanalları bu olayları dünyaya aktardıysa da Kürtler için ciddi bir adım atılmadı.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları29,523 views • 1 month ago
2:29
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Dersim katliamına katılan askerlerin itirafları;
Kürt Tarihi ve Araştırmaları49,908 views • 3 months ago

Festival bugün de devam ediyor. 🥰 Özellikle Hakkâri, Van, Siirt, Batman, Mardin ve Şırnaklı milletimiz için kaçırılmayacak bir kültür şöleni. 😍 Kürt kültürünü, geleneksel kıyafetleri, müziği ve farklı lehçeleri yakından tanımak isteyenler için oldukça güzel bir fırsat sunan bu festival, milletimizin zengin kültürel mirasını bir araya getiriyor. 🥳
Kürt Tarihi ve Araştırmaları27,483 views • 2 months ago

2004 yılında El-Fotuwa (milliyetçi Araplar) ile El-Cihad (Kürtler) takımları arasında oynanan bir futbol maçının ardından Kamışlı’da bir devrim (serhildan) başladı. “Bir futbol maçının devrimle ne ilgisi var?” denilebilir. Olaylar, El-Fotuwa taraftarlarından bazılarının (ki bunların milliyetçi oldukları bilinir) Kürt taraftarların önünde Saddam Hüseyin’in posterlerini kaldırmasıyla başladı. Yani Kürtleri; kendilerini öldüren, katleden ve üzerlerine kimyasal silahlar yağdıran Saddam Hüseyin’in resimleriyle tahrik ediyorlardı. Bunun üzerine iki grup arasında çatışmalar çıktı. Ardından Suriye güvenlik güçleri müdahale etti ve Kürtlerin üzerine ateş açtı. Aralarında üç çocuğun da bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Bunun sonrasında Kamışlı’da büyük Kürt protestoları başladı. Göstericiler Hafız Esad’ın kabrine giderek mezarı parçaladı ve üzerine bastı. Peki 2004 yılında rejim sessiz mi kaldı? Her zamanki gibi hayır. Mahir Esad liderliğindeki 4. Tümen devreye girdi; gösterileri bastırdı, yüzlerce Kürt öldürdü ve binlerce kişiyi tutukladı. Böylece o Kürt devrimi bastırılmış oldu. Tam bu süreçte Kürt âlim şehit Şeyh Maşuk el-Haznevî ortaya çıktı ve o meşhur sözünü söyledi: “Haklar, kimse tarafından bize bağışlanmaz; aksine haklar güçle/kuvvetle zorla alınır.” Bu söz, rejimin onu 2005 yılında tutuklayıp işkenceyle şehit etmesinin ardından mezar taşına da yazıldı. İşkence sırasında sakalları yolundu, elleri kesildi. 2011’de Suriye Devrimi başladığında Kürtler, Esad rejimine karşı sokaklara çıkan ilk topluluklardan biri oldu. O dönemde rejim; adına şarkılar söylenen mücadeleci Meşal Temo’nun da aralarında bulunduğu birçok Kürt şahsiyete suikast düzenledi.
Kürt Tarihi ve Araştırmaları19,705 views • 1 month ago