
Kutay
@KutayTokk • 4,462 subscribers
Shorts
Videos

Eskişehirspor, Hasan Kaya transferini bitirdi. Geçtiğimiz sezon 2. Lig’de gösterişsiz ama fazlasıyla faydalı bulduğum iki kanat oyuncusu vardı. Bunlardan biri Hüseyin Afkan, diğeri ise Hasan Kaya’ydı. İki isim de top ayağına geldiğinde heyecan yaratacak profiller değildi. Ancak hücumun final aksiyonlarında sürekli doğru yerde konumlanan oyunculardı. Hüseyin Afkan final paslarıyla, Hasan Kaya ise doğrudan skor katkısıyla öne çıkıyordu. Hasan Kaya geçtiğimiz sezon 11 gol, 3 asistle 14 gole doğrudan katkı verdi. Bahis cezası nedeniyle kaçırdığı maçlar olmasaydı bu rakamın 25’li sayılara ulaşacağını düşünüyorum. Eskişehirspor’un kadrosunda zaten birebir tehdidi yüksek oyuncular vardı. Bu nedenle alınacak kanat oyuncusunun öncelikli özelliğinin birebir değil, skor katkısı ve savunma arkası koşu tehdidi olması gerekiyordu. Aranan profil buydu ve Eskişehirspor’un bu profile uygun doğru isme gittiğini düşünüyorum. Hasan Kaya, iç koridorda konumlanmayı seven ve zihni sürekli savunma arkası koşularında olan bir oyuncu. Bek-stoper arasına yaptığı koşularla rakip savunmayı sürekli rahatsız ediyor. Daha da önemlisi, bu koşuların sonunda işi bitirebilen bir bitiriciliğe sahip. Bu sezon yayınlanan maçlarında rakip kaleyi 35 kez yokladı ve %54 isabet oranı yakaladı. Bu şutların 26’sı ceza sahası içinden gelirken, buradaki isabet oranı ise %58. Yani onu doğru pozisyona soktuğunuz anda hücumun finalini yapabilecek bir oyuncudan bahsediyoruz. İç koridor konumlanmalarındaki tehdidi yalnızca kanal koşularından ibaret değil. Sırtı dönük aldığı toplarda doğru ilk kontrolü ve vücut açısı sayesinde yüzünü kaleye dönmekte zorlanmıyor. Pas kalitesi üst düzey olmasa da pas bağlantılarında rol alabilecek seviyede. Hasan Kaya’nın arkasında dış koridor kullanımı yüksek, hücumcu bir bek olması önemli. Eskişehirspor’un elinde bu profile uygun Murat Şenel gibi bir oyuncunun bulunması da büyük avantaj. Hasan Kaya’dan beklentim sadece yapacağı savunma arkası koşularla skor üretmesi değil. Topla buluşamadığı sekanslarda bile açacağı alanlarla takım arkadaşlarını besleyecek ve hücumun akışını olumlu yönde etkileyecek bir oyuncu olacaktır. Peki Hasan Kaya’dan neleri beklememek lazım? Birebirde çok tehditkâr bir oyuncu değil. İsmail Kulet’in rakibini birebirde yakaladığı anda vurup geçebildiği sekanslara benzer bir beklenti oluşmamalı. Hasan Kaya daha çok dar alanda vücut çalımlarıyla rakibini eksiltmeye çalışan bir profil. Ancak bunu da üst seviyede yaptığını söylemek zor. Final pası konusunda da beklentiyi doğru ayarlamak gerekiyor. Bir alt lige indiği için asist katkısı bir miktar artabilir ancak final pas kalitesi güçlü taraflarından biri değil. Bunun yanında son kararlarında da zaman zaman bencil tercihler yapabiliyor. Karşı karşıya kaldığı bazı pozisyonlarda solundaki boş takım arkadaşını görmek yerine bitirmeyi tercih ettiği sekanslar oldukça fazla. Şunun da altını çizmek gerekiyor; karşı karşıya kaldığı birçok pozisyonda yanında bomboş takım arkadaşı olmasına rağmen tercihini kendi vuruşundan yana kullanıyor. Aliağa maçında attığı üçüncü gol bunun en net örneklerinden biri. Kötü vurmasına rağmen top ağlara gitti ama doğru tercih soldaki boş arkadaşına pas vermekti. Yine Soma maçının 12.43. dakikasında karşı karşıya kaldığı pozisyonda dışarı vurduğu topta da aynı tercih hatasını yaptı. Solunda müsait takım arkadaşı vardı. Bu örnekleri artırmak mümkün. Top rakipteyken ise Aliağa maçındaki savunma isteğinden çok, Mardin maçındaki savunma iştahını sahaya yansıtması gerekiyor. “Bir alt lige indim” psikolojisine girmeden takım savunmasına aynı katkıyı vermesi önemli olacak. Hasan Kaya ile İsmail Kulet arasında güzel bir forma rekabeti bizi bekliyor. Birbirinden oldukça farklı iki profile sahip oyuncunun aynı kadroda bulunmasını önemli bir avantaj olarak görüyorum. Oyuncunun bazı görüntülerini de paylaşacağım. Özellikle topla buluşamadığı sekanslarda bile savunma arkasını koşularına dikkat.
Kutay20,528 görüntüleme • 2 ay önce

Bursaspor yeni transferi Kelechi Iheanacho, neler beklemeliyiz? Oyuncunun bağlantı kalitesinin, şu anki form durumunda bile Avrupa standartlarında olduğunu çok rahat şekilde söyleyebiliriz. Bizde sırtı dönük oynayabilme becerisiyle bağlantı oyunu çoğu zaman aynı şeymiş gibi değerlendiriliyor. Santrfor sırtı kaleye dönük topu alıp geriye servis yaptığında hemen “çok iyi bağlantı oyuncusu” deniliyor. Oysa bir santrforun gerçekten üst düzey bağlantı oyuncusu olup olmadığını anlamak için önce sırtı dönük aldığı topla yüzünü kaleye dönebilme becerisine, ardından da o topu nereye ve nasıl oynadığına bakmak gerekir. Iheanacho sırtında oyuncu varken gönül rahatlığıyla pası atacağın, topa tek dokunuşu ile sırtındaki oyuncuyu oyundan düşürebilecek küçük ama seri adımlara sahip bir oyuncu. Bursaspor sadece bir santrfor transfer etmedi. Aynı zamanda merkezde takımına sayısal üstünlük kazandırabilecek, oyunu taşıyabilecek bir oyuncu aldı. Savunma arkası koşuları da en az bağlantı oyunu kadar değerli. Bağlantıya gelip takımını öne taşıyan ilk dokunuşu yaptıktan sonra koşusuna devam ediyor, ceza sahasına yaptığı ikinci koşularla rakip savunmacıları sürekli karar vermeye zorluyor. Bu nedenle topsuz oyunda da fazlasıyla tehditkâr bir profil. İşin final bölümünde de korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum. Roma ve Motherwell maçlarında kaçırdığı basit goller paylaşılabilir. Ancak o pozisyonlara nasıl girdiğine, stoperden nasıl kurtulduğuna dikkat etmek gerekiyor. Gol kaçırmak için önce o pozisyonlara girebilmek gerekir. Santrforların gol kaçırması oyunun en doğal parçalarından biri. Bu yüzden bitiriciliği konusunda beni tereddütte bırakan bir durum yok. Top rakipteyken kısmına geçersek; ön alan baskısına katılan ve bu baskıları gerçekçi yapan, amacı topu kazanmak olan oyun iştahı yüksek bir oyuncudan bahsediyoruz. Celtic döneminde top rakipteyken isteksiz olduğu konusu kocaman bir hikaye. Peki Iheanacho’dan ne beklememek gerekiyor? Hava toplarında rakibine belirgin üstünlük kurmasını beklememek lazım. Bence en önemli konu ise şu: Oyun içi katkı vermeme ihtimali neredeyse yok. Merkezde kuracağı bağlantılar, takımına sağlayacağı sayısal üstünlük, savunma arkası koşuları ve hücum akışına yapacağı katkıyla mutlaka fark yaratacaktır. Ancak skor üretme konusunda üzerine gereksiz bir baskı oluşturulmaması gerekiyor. Bu arada bence skor da yapacak ama beklenti çok yükseldiği için sanki her hafta 1 tane sallamazsa tepki olacak gibi hissettiğim için yazıyorum Genel anlamda Bursaspor’un, “1. Lig’de ne işi var?” dedirtecek seviyede bir oyuncuyu Türkiye’ye getirerek çok önemli bir transfer gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Oyuncunun özellikle sırtı dönük topla buluştuğu sekanslardan kesitler hazırladım. Bağlantı oyununda ilk kontrolüyle savunmacısını nasıl oyundan düşürdüğünü ve sonrasında hücumu nasıl devam ettirdiğini bu görüntülerde daha net görebilirsiniz.
Kutay19,233 görüntüleme • 2 ay önce

Bursaspor’un Legia Varşova forması giyen Elitim ile anlaşması sonrası oyuncunun “6 mı, 8 mi?” olduğu konusunda ciddi bir kafa karışıklığı oluştuğunu gördüm. Sezon başında Legia Varşova 4-1-4-1 dizilimiyle oynarken merkezde Szymanski (6) - Elitim (8) - Kapustka (8) üçlüsü vardı. İlerleyen haftalarda 3-4-3 dizilimine geçildikten sonra ise Szymanski denklemden çıktı, Elitim ve Kapustka oyunun iki yönünü de oynayan merkezlere dönüştü. Yani kağıt üzerinde çift 6 gibi gözükseler de saha içinde hem 6 hem 8 rollerini üstlendiklerini gördük. Kısacası Elitim, hem 6 hem 8 oynayabilen bir oyuncu. Bizim ligimizde 6 numaralar genelde işin sadece savunma kısmında kaldığı için Elitim’in hem hücumda hem savunmada aktif rol alması insanları biraz yanıltmış olabilir. Ama oyuncunun 6 ya da 8 konumlandığı anlarda rolü aslında çok değişmiyor. Szymanski oyun kurma meziyeti yüksek bir oyuncu olmadığı için devamlı stoper arasına girerek ya da bekleşerek oyunu kurmaya çalışıyordu. Elitim ise 8 rolünde oynadığı anlarda bile derine gelip 3-1-6 konumlanmasında oyunu kuran isim oluyordu. 3-4-3 diziliminde ise topa sahip olunan anlarda takımın 3-2-5 konumlanmasıyla, Kapustka ile beraber oyunu yine şekillendiren isimdi. Bursaspor’un Mustafa Er geldikten sonra hücumda 3-2-5 şeklinde konumlandığını daha önce fazlasıyla anlatmıştım. Burada yine hocanın oynatacağı sisteme ve bu yapıya oynamaya alışık bir oyuncu transfer edildiğinin altını çizmek lazım Oyuncu özelliklerine gelirsek; Elitim'in beni fazlasıyla etkilediğini söylemem lazım. Seni direkt ileri taşıyacak bir zekaya ve teknik kaliteye sahip bir oyuncu. 6 rolünde oynarsa, 1. Lig'in en yetenekli 6 numarasını herkes seyretmiş olacak. Topla ilişkisinin üst seviye olmasının yanında, işin defansif kısmındaki katkısı da beni fazlasıyla etkiledi. Geriye dönüşlerdeki koşu temposu, rakip koşuyu takip etmedeki ısrarı ve önde baskı yaparken arkadan yüksek şiddetli koşularla gelip rakibin topla dönmesine izin vermemesi çok önemli artılar. 3-4-3 diziliminde merkezde 2 kişi oynarken, bu ikilinin merkezin tüm pis işlerini yapması, topa sahip olunan anlarda ise bu kadar doğru ve dikine oynayabilmesi büyük iş. Oyuncuyu kafada canlandırmak için şöyle özetleyebiliriz: Top rakipteyken defansif aksiyonların tamamen içinde olan, ön alan baskısında başrol oynayabilecek koşu temposuna sahip, baskıya giderken takım arkadaşlarını da eliyle yönlendiren bir oyuncu. Top ayağına geldiğinde ise pasla hat kırarak seni ileri taşıyabilen bir merkez. Yine duran toplardaki orta kalitesini de akan oyundaki orta kalitesini de fazlasıyla beğendim. Lechia Gdansk maçının 31. dakikasında kestiği ortadan bile kalitesini hissedeceğiniz bir oyuncu. Peki Elitim’den ne beklememek lazım? 8 rolünde oynadığı senaryoda onu pasör 8 gibi izleyeceğiz. Bek-stoper arasına sürekli koşu atıp tehdit yaratan bir profil değil. Yine skor katkısı konusunda da aşırı beklentiye girmemek lazım. Asist ve “asistin asisti” kısmında değerli olacaktır. 6 ya da 8 hangi rolde oynarsa oynasın, omuz omuza çarpışmalarda rakibi fiziksel olarak ezip dağıtan bir oyuncu beklentisi doğru olmaz. Aklıyla savunan, aklıyla hücum eden bir oyuncu olduğunu unutmamak gerekiyor. “Yumuşak merkez” dediğimiz yapı aslında ikili mücadeleyi kaybeden değil, mücadeleye girmek istemeyen oyunculardan oluşuyor. Rakibin koşusuna cevap veremeyen, baskıya doğru açıyla gidemeyen, suni baskılar yapıp kolay kırılan merkezler problem yaratıyor. Elitim’in oyununda ise bu problemleri çok fazla görmüyoruz. 2 video bırakıyorum. 1. videoda Elitim’in geriye dönüşleriyle alakalı bu tarz sekanslar fazlasıyla var. 2. video ise saha içi konumlanma açısından derslik bir gol. Ancak Elitim topu tekte oynamayıp bir kez daha dokunsa bu pozisyon golle bitmezdi. Tekte oynayacak kaliteye ve zekâya sahip olmasının artısını görüyoruz.
Kutay10,611 görüntüleme • 3 ay önce
Daha fazla içerik yok.