Mahir Ünal 🇹🇷's banner
Mahir Ünal 🇹🇷's profile picture

Mahir Ünal 🇹🇷

@mahirunal1,035,046 subscribers

AK Parti MKYK Üyesi

Shorts

Kifayetsiz muhterislere ülke teslim edilmez…

Kifayetsiz muhterislere ülke teslim edilmez…

19,421 views

Videos

mahirunal's profile picture

CHP kongresinde bazı konuşmacıların Anadolu’yu “kadın tanrıçaların yurdu” olarak tanımlaması, aslında uzun süredir süregelen bir zihinsel kopukluğun yeni bir tezahürü. Bugün reddi mirasa karşı duruşumuzun ne anlama geldiğini anlatırken tam da bu örnek üzerinden konuşabiliriz. Bu toprakların tarihi, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve oradan Cumhuriyet’e uzanan büyük bir devamlılık çizgisidir. Cumhuriyet bu köklü geleneğin bir reddi değil, bilakis onu taşıyan, yeniden yorumlayan ve geleceğe aktaran tarihsel bir eşiktir. Tarihi bütünlüğü içinde kavradığımızda görürüz ki Cumhuriyet’in kurduğu siyasal akıl, bu milletin bin yıllık devlet tecrübesinin modern zamandaki en güçlü formudur. Bizim siyaset anlayışımız, işte bu kurucu hafızaya yaslanır. Mesele yalnızca geçmişe duyulan hürmet değil; geçmişi bir tarih bilinciyle çözümleyip bugünün dünyasında anlamlandırabilme meselesidir. Bu nedenle tarihle kavga etmeyiz. Çünkü biliriz ki kim kendi tarihinin ağırlığını taşıyamazsa, yarını da inşa edemez. Bugün CHP’nin yaklaşımı ise tam tersine bir zihinsel savrulmayı işaret ediyor. Köklerini bu toprakların İslami, Türki ve Anadolu merkezli tarihsel sürekliliğinde değil; Yunan mitolojisinde, bu coğrafyanın kültürel çizgisine yabancı kadim uygarlıklarda arayan bir perspektif var karşımızda. Selçuklu–Osmanlı hafızasını ya bütünüyle yok sayan ya da bir geri kalmışlık anlatısına indirgeyen bu yaklaşım, toplumsal kimliği tarihsizleştirme arzusunun doğal bir uzantısıdır. Bu milletin yürüyüşünü ayakta tutan şey, işte bu tarihsel devamlılıktır. Tarihine yaslanan, mirasını taşıyabilen toplumlar geleceğin dünyasında söz sahibi olur. Bu nedenle, reddi mirasa karşı duruşumuz bir siyasi tercih değil; bu toprakların hakikatine sadakat meselesidir. Çünkü bu milletin kimliği ne mitolojik arayışlara ne de kültürel kopuşlara sığar. Bizim hikayemiz, bin yıllık devlet aklının, kültürün ve medeniyet yürüyüşünün devamıdır.

Mahir Ünal 🇹🇷

48,803 views • 6 months ago

mahirunal's profile picture

Bir Lider 7 Gün…

Mahir Ünal 🇹🇷

28,075 views • 10 months ago

Duruşumuz budur…
0:37

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

mahirunal's profile picture

Duruşumuz budur…

Mahir Ünal 🇹🇷

33,736 views • 1 year ago

mahirunal's profile picture

Geçtiğimiz hafta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum, 6 Şubat depremlerinden sonra 11 şehrimizin nasıl yeniden ayağa kaldırıldığını anlattı. Bir Kahramanmaraşlı olarak, o günlerin acısını ve dayanışmasını bizzat yaşamış biri olarak bu tablo beni derinden etkiledi. Bu ölçekte bir yıkımın ardından bu hızda yeniden imar, ancak güçlü bir devlet aklının, milletine sadakatle bağlı bir iradenin eseri olabilir. Dünyaya baktığımızda bunu daha iyi anlıyoruz. Amerika’da, Avrupa’da en sıradan afetlerde bile vatandaşların sigorta şirketleriyle baş başa bırakıldığına, devletin en temel yükümlülüklerini bile piyasaya devrettiğine şahit oluyoruz. Oysa burada devlet, vatandaşının yarasını kendi eliyle sardı; şehirlerini, kültürünü, hafızasını yeniden ayağa kaldırmak için gecesini gündüzüne kattı. Bu hepimiz için haklı bir gurur vesilesidir. Tam da böyle zamanlarda, internetin karanlık koridorlarında kurulan sahte gerçeklikler devreye sokuluyor. Algoritmik kurnazlıklarla, bot hesaplarla üretilen bir “sanal muhalefet” ortaya çıkıyor. Bir süre sonra bu hesapların yurt dışından açılmış operasyon aparatları olduğunu görüyoruz. Bu sadece bir propaganda faaliyeti değil; beşinci kol mekanizmalarının, Türkiye’nin iç siyasetini dış merkezlerden yönetme girişimlerinin yeni ve dijital versiyonudur. Şimdi soruyorum; asgari müştereklerde buluşamadığımız, ortak acıda ve ortak gururda yan yana gelemediğimiz bir zemine gerçekten siyaset diyebilir miyiz? Depremde gösterilen devlet kapasitesi ya da Kızılelma’nın geçen hafta dünyada ilk kez gerçekleştirdiği tarihi başarıyı dahi sıradanlaştırmaya, gölgelemeye çalışan bir zihniyetin varlığı ortada. Oysa bu ülkenin başarısı, hepimizin ortak gururudur. Siyasi görüşü ne olursa olsun, kendisini bu devlete, bu bayrağa ve bu millete ait hisseden herkes bizim kardeşimizdir.

Mahir Ünal 🇹🇷

12,772 views • 6 months ago

mahirunal's profile picture

Cumhuriyet’in kurucusu da koruyucusu da bu millettir. Bu hakikat, siyasal tarihin en berrak satırlarında yazar. Cumhuriyet’i bir partinin mülkü gibi gören zihniyet, aslında millet iradesinin üzerine bir gölge düşürmeye çalışır. CHP, Cumhuriyet’in sahibi değil; bu ülkenin siyasi çoğulluğu içinde yer alan partilerinden yalnızca biridir. Kaldı ki CHP dediğimiz yapı da tarih boyunca tek bir çizgi izlememiştir. İnönü döneminin bürokratik CHP’si başka bir şeydi; Ecevit’in halkçı ve sosyal demokrat söylemi bambaşka bir sayfa açtı. Baykal dönemi daha devletçi bir tutumla şekillendi. Kılıçdaroğlu dönemi, meşruiyet tartışmalarını tetikleyen söylemleriyle hafızalara kazındı. Bugün ise Özel’in CHP’si, kendi siyasal iradesini bile tayin edemeyen bir vesayet altında yol alıyor. Türkiye’nin etrafı bölgesel çatışmalarla, küresel türbülanslarla, ekonomik dönüşümlerle çevriliyken; içeride büyük reform başlıkları, yerel yönetim tartışmaları, toplumsal beklentiler masadayken; ana muhalefet partisinin bütün siyasal enerjisini tek bir belediye başkanının kişisel geleceğine indirgemesi düşündürücüdür. Siyasi partiler milletin yürüyüşüne yön vermek, ülkenin meselelerine çözüm üretmek için vardır. Ana muhalefetin tek gündemi bir kişinin siyasi kariyerine indirgeniyorsa, burada artık bir siyasal vizyondan değil, dar bir odaklanmadan bahsederiz. Türkiye gibi büyük bir ülkenin gerçek sorunlarıyla ilgilenmeyen, kendi içinde dahi demokratik bir denge üretemeyen bir muhalefet modeli, millet iradesiyle bağını ister istemez zayıflatır. Cumhuriyet’in taşıyıcı kolonları sandıkta tecelli eden millet iradesidir; kişisel ikbal hesapları değil.

Mahir Ünal 🇹🇷

10,500 views • 6 months ago

mahirunal's profile picture

Türkiye savunma sanayiinde büyük bir devrim yaşanıyor. Artık kendi mühendislik kapasitesiyle, kendi kabiliyet alanlarıyla, kendi fikri mülkiyetiyle stratejik ürünler geliştiren ve ihraç eden bir ülkeyiz. Bu sadece teknolojik bir ilerleme değil, aynı zamanda bu ülkenin yapabilme kapasitesine, öz güvenine dönük uzun yıllardır devam eden saldırılara karşı güçlü bir özgüven inşasıdır. Bu ülkenin artık ülkesinin vatandaşı olmaktan gurur duyan, ülkesine aşık özgüvenli evlatlarına yaslanarak yürüdüğünün ilanıdır. Dün tanıtılan Türkiye’nin ilk hipersonik balistik füzesi Tayfun Blok 4, bu yürüyüşün güçlü bir adımıdır. Paylaşımın altındaki yorumlara baktığımızda ne acı ki, bu başarıya duyulması gereken güven ve gururun yerine bazı çevrelerde dün olduğu gibi bugünde inkar ve küçümsemeyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu ülkenin ortaya koyduğu her değeri değersizleştiren, kendi toprağının emeğine kuşkuyla bakan bir zihin haritası var karşımızda. Bu ruh hali kendiliğinden oluşmadı. Yıllardır muhalefet eliyle sistemli şekilde yürütülen bir algı mühendisliğinin, bir zihin inşasının sonucu oldu. Özellikle genç kuşakların öz güvenine dönük saldırılar, bu ülkeyi aşağılayıp gençlerin kulağına sen bir az gelişmişsin diye fısıldayanlar, başarılarımızdan gurur duymayı değil; onları sorgusuzca itibarsızlaştırmayı marifet sayan bir iklimi besleyenler. Eleştirinin yerine yergi, aidiyetin yerine mesafe koyanlar. Oysa bir ülkenin yürüyüşüne eşlik edebilmek için önce o toprağa ait hissetmek gerekir. Bugün bu inovasyonlara imza atanlar bu topraklara inanan, bu ülkenin imkanlarını hayale, hayallerini gerçeğe dönüştüren gençlerdir. Geldiğimiz nokta, savunma sistemleri kadar sosyal savunma mekanizmalarının da hayati olduğunu bize bir kez daha gösteriyor. Mesele hangi sesin, hangi iklimin öne çıkacağıdır. Biz inanmanın, üretmenin ve sahiplenmenin sesini büyütmek zorundayız. Çünkü savunma sınırda değil, zihinde başlar.

Mahir Ünal 🇹🇷

11,078 views • 11 months ago