Melih Altınok's banner
Melih Altınok's profile picture

Melih Altınok

@melihaltinok450,463 subscribers

https://t.co/sgwSmYfsQO

Shorts

Yarın da Özel’e ve İmamoğlu’na aynısını yapacaklar CHP genel başkanıyken Baykal'a oy vermedi diye akrabalarını bile çizenler, rahmetliye cenazesinde bela okuyacak hâle geldiler. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun daha adını telaffuz edemiyorlardı ama ne gam. Erdoğan karşısında cumhurbaşkanı adayı ilan edilince tıpış tıpış oy vermeye koştular. Sonra hocaya "Zaten MHP'liydi" diye demediklerini bırakmadılar. Muharrem İnce'nin akıbetini de biliyorsunuz işte. Omuzlarına aldıkları, oy vermeyene "koyun" dedikleri İnce yeniden cumhurbaşkanı adayı olunca sahte pornografik içeriklerle çekilen operasyonu alkışladılar. Alnına "Sarayın adamı" yaftası yapıştırdılar. Ve geldik, okyanus ötesinden esen rüzgârla paraşütünü şişirip bir gecede Baykal'ın koltuğuna düşen Kemal Kılıçdaroğlu'na. Çok değil, iki yıl kadar önce "Pirom" dedikleri. "Demokrat Dede" diye hitap ettikleri, "Şikâyet etme oy kullan" diye ölümüne destekledikleri Kemal Bey'i şimdi çiğ çiğyemekle meşguller. "Pardon, sarayın asıl adamı buymuş" diyorlar. Yazın bir kenara, yarın da şimdi kefil oldukları İmamoğlu'na ve Özel'e de aynı muameleyi yapacaklar. "Hırsızdı", "çapsızdı", "ANAP'lıydı" vs. diye sövecekler. Ve dönüp arkalarına dahi bakmayacaklar. Evet, utanmadan "Benim oyum çobanınkiyle bir mi" diyen, sorsan ülkenin "en bilinçli seçmeni" olduğunu söyleyen, günün sonunda da kendi ifadeleriyle mutlaka peşine takılacak "terlik" bulan bir kitleden bahsediyoruz. Kibirleri tercih değil, mecburiyet. Yoksa kendileriyle yüzleşecekler.

Yarın da Özel’e ve İmamoğlu’na aynısını yapacaklar CHP genel başkanıyken Baykal'a oy vermedi diye akrabalarını bile çizenler, rahmetliye cenazesinde bela okuyacak hâle geldiler. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun daha adını telaffuz edemiyorlardı ama ne gam. Erdoğan karşısında cumhurbaşkanı adayı ilan edilince tıpış tıpış oy vermeye koştular. Sonra hocaya "Zaten MHP'liydi" diye demediklerini bırakmadılar. Muharrem İnce'nin akıbetini de biliyorsunuz işte. Omuzlarına aldıkları, oy vermeyene "koyun" dedikleri İnce yeniden cumhurbaşkanı adayı olunca sahte pornografik içeriklerle çekilen operasyonu alkışladılar. Alnına "Sarayın adamı" yaftası yapıştırdılar. Ve geldik, okyanus ötesinden esen rüzgârla paraşütünü şişirip bir gecede Baykal'ın koltuğuna düşen Kemal Kılıçdaroğlu'na. Çok değil, iki yıl kadar önce "Pirom" dedikleri. "Demokrat Dede" diye hitap ettikleri, "Şikâyet etme oy kullan" diye ölümüne destekledikleri Kemal Bey'i şimdi çiğ çiğyemekle meşguller. "Pardon, sarayın asıl adamı buymuş" diyorlar. Yazın bir kenara, yarın da şimdi kefil oldukları İmamoğlu'na ve Özel'e de aynı muameleyi yapacaklar. "Hırsızdı", "çapsızdı", "ANAP'lıydı" vs. diye sövecekler. Ve dönüp arkalarına dahi bakmayacaklar. Evet, utanmadan "Benim oyum çobanınkiyle bir mi" diyen, sorsan ülkenin "en bilinçli seçmeni" olduğunu söyleyen, günün sonunda da kendi ifadeleriyle mutlaka peşine takılacak "terlik" bulan bir kitleden bahsediyoruz. Kibirleri tercih değil, mecburiyet. Yoksa kendileriyle yüzleşecekler.

142,863 Aufrufe

“Masayı devireceksin” Çok iyiymiş.

“Masayı devireceksin” Çok iyiymiş.

25,341 Aufrufe

Özgür Bey inanmayacaksınız, daha iki hafta öncesine kadar bu ülkede “Suriyeliler niye buradalar, gitsinler vatanlarını savunsunlar” diyenler vardı. Bu kadar da olmaz değil mi? Özgür Özel

Özgür Bey inanmayacaksınız, daha iki hafta öncesine kadar bu ülkede “Suriyeliler niye buradalar, gitsinler vatanlarını savunsunlar” diyenler vardı. Bu kadar da olmaz değil mi? Özgür Özel

67,268 Aufrufe

“Ya safım ya aptalım” diyor… Yıllardır söylüyorum anlamıyorsun, saf değilsin

“Ya safım ya aptalım” diyor… Yıllardır söylüyorum anlamıyorsun, saf değilsin

50,601 Aufrufe

Sebep Sonuç

Sebep Sonuç

12,886 Aufrufe

Videos

Tam rehavete kapılacağım, şu buram buram yapmacıklığı görüp…
0:34

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

melihaltinok's profile picture

Yabancı sermaye ürker değil mi Sayın Ülker Bir gün Rahmi Koç'un bile kendisine, "Yav sen ne iyi yaptın, bütün işleri yurtdışına taşımışsın" dediğini anlatan Murat Ülker," Anamın evinde oturuyorum, siz ne anlatıyorsunuz" diyor: "Bu laflar nereden çıkıyor, bilemiyorum ama herkes soruyor, başka nerede evin var? Başka yerde evim yok, aramıyorum, lazım da değil, anamın evinde oturuyorum, çok şükür." Bu "lafların" nereden çıktığı malum. New York Times'tan falan ama geçelim. En azından Türkiye'nin en zengin adamı Ülker şükretmesini biliyor. "Ne kadar şükretse azdır" dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da. Zira işlerini yurtdışına taşıdığını işitip kendisini tebrik eden Rahmi Bey gibi Murat Bey de Türkiye'de sattığı ürün kalitesiyle dünyanın başka bir yerinde böyle zengin olamazdı. İngiltere'de hiç olamazdı. Ama hiç olmazsa diğer patronlarımızdan Abdullah Kiğılı gibi, "Vallahi ay sonunu zor getiriyorum" diye yakınmıyor. Bu arada Abdullah Bey'in holdinginin yatırımlarını yurtdışına taşıması ve yeni arayışları da hep bu yüzdenmiş. Devletin kapısını da çaldığını anlatan Kiğılı, "Devlet tekstili gözden çıkardı, 6 ay sonra bizi büyük felaket bekliyor" diyor. Tekstil işçisi hiç öyle demiyor ama işçimaliyetleri çok yüksekmiş. Birkaç aya kalmaz maaşlarını ödeyemeyecekleri için mecburen işçileri kapının önüne koyabilirlermiş. Aklıma Putin'in 15 yıl kadar önce başbakanlığı döneminde kendisini fabrikaları kapatmakla tehdit eden, işçilerin maaşlarını ödemeyen patronları bir masa etrafında toplayıp verdiği ayar geliyor. Putin'in tüm Rusya'nın gönlünü alarak ayrıldığı toplantının ardından fabrikalar şakır şakır işlemeye başlamıştı. Ama tabii ki Türkiye'de olmaz böyle şeyler. Burada serbest piyasa ekonomisi var. Sonra yabancı sermaye, TÜSİAD'ımızın, "yerli sermayemizin" ürküttüğü yetmiyormuş gibi daha da ürker değil mi? Hem belki röportaj işe yarar, Abdullah Bey de yine fikir değiştirir. Hatırlar mısınız, 2020 yılında pandemi döneminde de Capital dergisine verdiği söyleşide, önce "54 yıldır bundan büyük kriz görmedim" demişti. Ardından Hürriyet'e verdiği röportajda şunları söylemişti: "O sözleri 4 ay önce söyledim. 100 günde kimsenin hayal edemeyeceği şeyler oldu." Yazının tam burasına Nasreddin Hoca'nın "Biraz da ölelim" fıkrası gider.

Melih Altınok

279,351 Aufrufe • vor 10 Monaten

melihaltinok's profile picture

Çok da şey yapmamak lazım Bir süredir Özgür Özel'i gömmekle meşgul olan Saraçhane medyası dün de Kemal Kılıçdaroğlu'nu doğruyordu. "Mutlaka aklı başında bir laf etmiştir" diye düşündüm, yanılmamışım. Kemal Bey'in şu cümlelerinden rahatsız olmuşlar: "Terör örgütünün hiçbir şart öne sürmeden silah bırakması ve kendisini feshetmesi; Türkiye Cumhuriyeti'nin sarsılmaz üniter yapısının korunması, toplumumuzun kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesi ve ülkemizde kalıcı barış ile huzurun sağlanması adına tarihî bir adım olacaktır. Türkiye, sadece kendi sınırları içinde değil; Kıbrıs'tan Suriye'ye, Doğu Akdeniz'den Balkanlar'a, Kafkasya'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada sözü olan, duruşu olan ve geleceği inşa etme kapasitesine sahip bir ülkedir. Bugün, ayrışma değil birleşme; çatışma değil uzlaşma; geride kalmak değil, gelişen ve değişen dünyada güçlü bir şekilde var olma zamanıdır." Siz söyleyin, bu sözlerde yanlış olan ne var? Kimi huzursuz eder bunları duymak? Biliyorum, aklınıza Muharrem İnce'nin "Şizofren bunlar" isyanı geliyor. İçlerinden nice deha, yazar, sanatçı çıkan akıl hastalarına da haksızlık ya, o ayrı konu... Ama işte bu yüzden CHP genel başkanlarını eleştirirken artık daha toleranslı olmaya çalışıyorum. Zira işleri hakikaten zor. Düşünsenize, 90'larda lümpenlerin elinden düşmeyen erotik Tan gazetesinin siyasi versiyonu olan Sözcü'nün politize ettiği kemik tabanı konsolide etmeye çalışıyorlar. Rakipleri olan siyasiler yanlış yapınca eleştirilirken onlar doğru bir adım atınca linç ediliyorlar. Yapılacak iş değil yani. (Sabah)

Melih Altınok

51,739 Aufrufe • vor 1 Jahr

melihaltinok's profile picture

Benzer işler

Melih Altınok

26,187 Aufrufe • vor 7 Monaten

melihaltinok's profile picture

Novgorod’da hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu Putin’in Novgorod’daki resmi konutuna bomba yüklü İHA saldırısı yapıldığını iddia eden Kremlin delillerini ABD’ye iletti. Rusların iddiası Batı’da “bahane üretme” diye yorumlandı. Oysa soru şu: Olmayan bir saldırıyı Putin neden “oldu” desin? Putin’in savaşı tırmandırmak için bahaneye ihtiyacı yok. Üstelik iddia doğru değilse Kremlin, kendi eliyle ciddi bir güvenlik zaafı ilan etmiş olur. Bu yüzden en makul ihtimal; sınırlı, sembolik ama son derece hassas bir hedefe yönelik bir girişimin yaşandığı ve büyümeden engellendiği. Putin de bu iddiayı gündeme taşıyarak Batı’ya net bir mesaj veriyor: kişisel güvenliğim kırmızı çizgidir. Peki kim yapmış olabilir? Ukrayna “biz yapmadık” diyor; Kiev’in tek başına Putin’in konutuna uzanacak bir operasyon kapasitesi ise tartışmalı. Tam bu noktada “olağan şüpheli” öne çıkıyor: İngiltere. Londra’nın savaşın Rusya içine taşınmasını savunan agresif çizgisi ve Ukrayna sahasındaki istihbarat etkinliği artık gizli değil. Sonuçta iki ihtimal var: Ya gerçekten bir saldırı oldu ve savaş artık cephelerden çıkıp liderlerin şahsi güvenliğini hedef alan tehlikeli bir aşamaya geçti. Ya da böyle bir saldırı hiç olmadı ve Putin, hiçbir zorunluluğu yokken dünya kamuoyunu yanıltmayı, üstelik Rusya’nın kalbine dair bir güvenlik zaafı algısını bilerek üretmeyi göze aldı. Savaşın bugüne kadarki seyri, ikinci ihtimali değil; tarafların hangi eşikleri yıkmaya hazır olduğunu gösteren ilk ihtimali güçlendiriyor. Artık mesele kimin ne söylediği değil, kimlerin neyi göze alabildiği.

Melih Altınok

17,260 Aufrufe • vor 8 Monaten

melihaltinok's profile picture

Sebep Sonuç

Melih Altınok

12,886 Aufrufe • vor 6 Monaten