Muhsin Bey's banner
Muhsin Bey's profile picture

Muhsin Bey

@MhsnBeyy10,992 subscribers

Poetik yanılsamalar; yüceltilmiş sadelikler; uzak ihtimaller...《Kimseye mutluluk vadetmiyorum》(Kişisel: @M_Beyefendi)

Shorts

Tanrı var mı yok mu; mesele bu değil. Tanrı’ya tutunmakla var olabiliyorsan, Tanrı vardır. Tanrı iyi mi kötü mü; soru bu değil. İnanmak seni daha iyi bir insan kılıyorsa, Tanrı iyidir. ​İnanmak özgürlük mü yoksa esaret mi; konu bu değil. Adi maddiyata ve fani insanlara kul köle olup özgürlüğünle birlikte onurunu da yitirmektense, Tanrı’dan başkasına boyun eğmemek en büyük özgürlüktür. ​Doğru veya yanlış; konu bu değil. Bir hayvanı bile hayata küstürmek zalimce gelirken; ortalama bir insanı hayata bağlayan, acılara direnmesinin temel dayanağı olan inançlarını "akıl ve bilim" adına yok etmeye çalışmak en büyük zulümdür. ​Mutluluğun hayatın yegane amacı sayıldığı, bunun evrensel bir öğretiye dönüştüğü bir çağda; insanı teselli eden Tanrı ve öte dünya inancını çürütmeye çalışmak ne acımasız bir çelişkidir! Farzedelim ki hepsi yalan, ne fark eder? ​Öyle ya da böyle; ister bir inanç ister bir ideoloji olsun, hayata dair ulvi bir gaye edinmeden insan mutlu olamaz. Amaçsızlık, sevdiklerine olan bağlarını bile koparır ve elindeki tüm huzuru gasbeder. Yerine daha güçlü bir anlam koyamadan, sadece rasyonalizm adına insanların tek dayanağını yıkmak, entelektüel bir barbarlıktır. ​Konstantin Lopushansky’nin 1989 yapımı bu kült filmi (Müze Ziyaretçisi) tam da bu "anlam" arayışını görsel bir ayine dönüştürür. Bilimin ve rasyonalitenin iflas edip dünyayı devasa bir çöplüğe çevirdiği bir gelecekte; toplumun dışladığı "acizlerin" saf inancı, insanlığın son sığınağıdır. Filmdeki Ziyaretçi karakteri, soğuk mantığa karşı ruhun kefaretini üstlenerek bir yolculuğa çıkar. Bize hatırlattığı gerçek ise nettir: Maddiyatın enkazı altında kalan bir dünyada insanı ayakta tutan şey ispatlanmış doğrular değil, ruhu özgür kılan sarsılmaz bir "ulvi gayedir."

Tanrı var mı yok mu; mesele bu değil. Tanrı’ya tutunmakla var olabiliyorsan, Tanrı vardır. Tanrı iyi mi kötü mü; soru bu değil. İnanmak seni daha iyi bir insan kılıyorsa, Tanrı iyidir. ​İnanmak özgürlük mü yoksa esaret mi; konu bu değil. Adi maddiyata ve fani insanlara kul köle olup özgürlüğünle birlikte onurunu da yitirmektense, Tanrı’dan başkasına boyun eğmemek en büyük özgürlüktür. ​Doğru veya yanlış; konu bu değil. Bir hayvanı bile hayata küstürmek zalimce gelirken; ortalama bir insanı hayata bağlayan, acılara direnmesinin temel dayanağı olan inançlarını "akıl ve bilim" adına yok etmeye çalışmak en büyük zulümdür. ​Mutluluğun hayatın yegane amacı sayıldığı, bunun evrensel bir öğretiye dönüştüğü bir çağda; insanı teselli eden Tanrı ve öte dünya inancını çürütmeye çalışmak ne acımasız bir çelişkidir! Farzedelim ki hepsi yalan, ne fark eder? ​Öyle ya da böyle; ister bir inanç ister bir ideoloji olsun, hayata dair ulvi bir gaye edinmeden insan mutlu olamaz. Amaçsızlık, sevdiklerine olan bağlarını bile koparır ve elindeki tüm huzuru gasbeder. Yerine daha güçlü bir anlam koyamadan, sadece rasyonalizm adına insanların tek dayanağını yıkmak, entelektüel bir barbarlıktır. ​Konstantin Lopushansky’nin 1989 yapımı bu kült filmi (Müze Ziyaretçisi) tam da bu "anlam" arayışını görsel bir ayine dönüştürür. Bilimin ve rasyonalitenin iflas edip dünyayı devasa bir çöplüğe çevirdiği bir gelecekte; toplumun dışladığı "acizlerin" saf inancı, insanlığın son sığınağıdır. Filmdeki Ziyaretçi karakteri, soğuk mantığa karşı ruhun kefaretini üstlenerek bir yolculuğa çıkar. Bize hatırlattığı gerçek ise nettir: Maddiyatın enkazı altında kalan bir dünyada insanı ayakta tutan şey ispatlanmış doğrular değil, ruhu özgür kılan sarsılmaz bir "ulvi gayedir."

26,717 Aufrufe

Videos

Keine weiteren Inhalte verfügbar