
Muhittin Ödemiş
@muhittinodemis • 7,393 subscribers
🎙️ ❝Düşünen Akıl, Diri Bir İstikamet İçin…❞
Shorts
Videos

Tartışma Teklifini biz sana daha önceden yapmıştık... Duymadın veya arkadaşların söylemediler sana galiba...diyelim Neyse... Hadi biz senin teklifini kabul ediyoruz... Hatta şöyle olsun ; Sen tüm LALEGÜL ekibini al, Ben tek başıma... Konumuz aşağıda yazan konu... Hadi hodri meydan... Kabul etmeyen SEREFSİZ demiştin Ben kabul ediyorum Daha önceki teklif mesajımı aşağı bırakıyorum. -------------------- Ne iddia ediyor? "Rabıta'nın Mehdi Aleyhisselam'a kadar Mahmut Efendi'ye devam edeceğine dair elimizdeki deliller vallahi billahi kesin hüküm ifade eder. Hiçbir ihtilafa Mahal yoktur." diyor. Biz de diyoruz ki ? Elinizdeki deliller asla ve kat'a kesin hüküm ifade etmez. İhtilafa açıktır. Hatta olabildiğince zayıftır. Tüm ihvanı bağlayıcı bir hüküm buradan asla çıkmaz. Şimdi soruyoruz? 1- Bir delîlin kesin hüküm ifade etmesi için hangi kuvvette olması gerekir? 2- Elinizdeki delil bu kuvvete haiz midir? Bakınız! -Şeriatın ahkamı sabittir. -Tarikatımızın menheci usulü sabittir. -Kitaplarımızda kayıtlıdır. -Usulü malumdür. -Delillerin dereceleri bellidir. İfade ettiği hüküm cihetinden meratibi sabittir. -Ehli katında malumdur. Gelin bu usul ve menheç üzere, ortak belirlediğimiz bir hakem heyeti önünde tartışalım, münazara edelim, hak ortaya çıksın. Bakalım elinizdeki deliller ne kadar kesin hüküm ifade ediyor? Kimleri bağlar, kimleri bağlamaz. Hodri Meydan!!! Meydandan kaçana hep beraber lanet edelim. Allah'ın meleklerinin peygamberlerinin ve tüm insanların laneti üzerine olsun diyelim. Var mısınız? Bu işi daha fazla uzatmayalım. İhvanı Perişan ettiniz. Daha fazla mağdur olmasınlar. ortada kalmasınlar. Hak ortaya çıksın. Yenilen davasından vazgeçsin.
Muhittin Ödemiş1,046,082 просмотров • 2 лет назад

İsmailağa Heyetinin getirmiş oldugu şahidlerin bazısının, şehadetlerini inkar ettiklerini esefle izliyoruz. Bu tam bir oyundur kardeşlerim. Tuzağa düşmeyelim. Fıkıhçı oldukları için bu tip hileleri çok iyi biliyorlar. Fıkıh kitaplarımızda bu tip şehadet ve yemin hilelerinin önüne geçmek için mahkemede hakimin nasıl yemin ettirmesi gerektiği anlatılır. Dikkat edin! Burada soru "uydurdum" dedim mi? Şeklinde geliyor Yani "uydurma" lafzına şahit misiniz? diye soruluyor. Onlar da "uydurma" lafını biz senden duymadık diyorlar. Ancak "uydurma" manasında olan başka lafzı duydular. Buna şahitler, ama hile ile onu gizliyorlar. Dolayısıyla yalan söylemekten kurtuluyorlar, insanları da aldatıyorlar. Halbuki doğru soru "o mecliste benden ne duydunuz? söyleyiniz, şahit olunuz, şeklinde sorulması gerekirdi. Onların da duyduklarını kelimesi kelimesine rivayet etmeleri ve şahit olmaları gerekirdi. Bir fıkıhçı olarak kitaplarda geçen şehadet hilelerinin önüne geçilmesi ile alakalı fıkhı, aksine yalan şahadette kullanıyorlar. Okudukları ve okuttukları ilme ihanet ediyorlar. Eğer şahitler mecliste duyduklarını kelimesi kelimesine rivayet edip hakikati itiraf etmezlerse, Biz de bu konudaki delilimizi yakında yayınlayacağız. Tüm hakikatler ortaya çıkacaktır. Sabırlı olun, hilelere aldanmayın.
Muhittin ÖDEMİŞ978,966 просмотров • 2 лет назад

Artık Hafife Alınacak, Geçiştirilecek Hiçbir Tarafı Kalmadı… Yakında Başlıyoruz… Hazırlıkları tamamlanan tam kapsamlı reddiye video kayıt serisini en baştan duyuralım. Bu meseleleri artık parça parça değil; delilleriyle, kaynaklarıyla, usûlüyle ve kavramların tarihî-itikadî çerçevesiyle birlikte ele alacağımız bir reddiye serisi geliyor inşaallah. Hem teşrîhî bir cerrahîyle kesip açacağız, hem teşhîrî bir açıklıkla saklanan yüzleri ifşa edeceğiz. Hangi iddianın sahih, hangisinin uydurma; hangi görüşün gerçekten kaynaklı, hangisinin sadece iddia, hangisinin iftira olduğunu... hepsini açık biçimde ortaya koyacağız. İftiraya doymuyorsun Cübbeli... Ortaya koyduğun tablo sıradan bir aşırılık boyutunu çoktan aşmış; dinin en mübarek sınırlarına pervasızca yönelmiş, ilmi, aklı ve edebi hiçe sayan bir iftira düzenine dönüşmüş durumda. Bu, düpedüz yeryüzünde fesat üretme teşebbüsüdür. Bize yönelttiğin ucuz isnatlar ayrı; asırlık geleneğe saldırın ayrı… Evliyanın haysiyetine keyfî yorumlarla dil uzatman ayrı bir cür'et. Fakat en ağır olanı, iki cihan serveri Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm'ın mübarek makamına, Sahâbe-i Kirâm’ın haysiyetine ve ulemâ-i muhakkikînin asırlardır taşıdığı izzete, şerefe yönelttiğin pervasız isnatlardır. Berzahta cima dedin… Peygamber’in kabirden çıkıp dünyevî ve fizikî fiiller yaptığını söyledin… Evliyanın kabirden fiziksel tasarruflarda bulunduğunu iddia ettin… Yetmedi; demediğimiz sözleri bize, söylemediği sözleri ulemâya isnat etmeyi alışkanlık hâline getirdin. Asırlardır çizgisi sabit olan ulemânın söylemediği sözleri onlara mal ederek, ilmin omurgasını hedef alan bir çarpıtma düzeni kurdun. Hadis diye dolaştırdığın uydurma sözler, tasavvufî mecazları, işaretleri keyfî şekilde eğip bükmen, eski âlimlerin metinlerine kendi yorumunu "asıl görüş" diye yerleştirmeye kalkman bunun örnekleridir. Uydurmalara doyamadın ey Cübbeli... Artık bu iftiraları sosyal medyada tek tek temizlemekle zaman kaybetmeyeceğiz. Çok yakında delilleriyle, kaynak metinleriyle, rivayetleriyle, bütün tafsilatıyla tüm iddiaların cevabını video serisi hâlinde kayıt altına alacağız ve paylaşacağız. Hurafenin gürültüsü hakikati bastıramayacak. Bu fitne rüzgarının kuru gürültüsü dinecek; ilmin ve hakikatin sesi yeniden duyulacaktır. Bu defter kapanacak, hatta bu defter tamamen dürülecek… Seri yayımlandıkça, herkes kimin delille konuştuğunu, kimin hurafe ürettiğini görecek. Biiznillah Teâlâ... (Aşağıdaki kesitler, alıntı yaptığım son konuşmasından alınmıştır.)
Muhittin ÖDEMİŞ196,483 просмотров • 6 месяцев назад

Biz Bu Sapık İtikattan Berîyiz Molla Câmî Hazretleri, 15. yüzyılda Belh’te bazı kimselerin, Hz. Ali Efendimize nispet edilen bir kabirde onun diri olduğunu ima edecek şekilde onunla bizzat görüştüklerini söylemeleri üzerine şöyle demiştir: “Bu iddialar ya tenasühe (reenkarnasyon) inanmak ya da kıyametin gerçekleştiğini, haşr ve neşrin zamanından önce vuku bulduğunu düşünmektir. Böyle düşünenler, zamanın ulemâsı tarafından tekfir edilmiştir.” (Kemâleddin Nizâmî Baharzî, Makâmât-ı Câmî, s. 286–288) Cübbeli ve Şûrâ cemaati, Mahmud Efendi Hazretleri’nin (Ö: 2022) vefatını hâlâ kabullenememekte; onun kabirden, tıpkı dünyadaki gibi bizzat yönettiğini, irşad ve terbiye ettiğini ispata çalışmaktadır. Bu itikat; ne şeriatın tanıdığı bir esasa, ne kitabın deliline, ne sünnetin beyanına, ne de tasavvufun sahih çizgisine dayanır. Bu, kendi otoritesini gaybdan devşirme hezeyanına kapılmış, psikolojisi bozulmuş, haddini aşmış, hurafeyi din yerine ikame etmiş bir zihniyetin ürünüdür. Bu söylemler, zahiren muhabbet kisvesi altında olsa da hakikatte şeriata ve tevhid akîdesine açıkça muhaliftir. Mutlak irşad ve mutlak yönetim iddiası, tüm tevil kapılarını kapatmaktadır. Bu iddialar, kitaplarımızda geçen keramet nev’inden ve nusret kabilinden olan mahdûd tasarruf boyutunu çoktan aşmış durumdadır. Hazret-i Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem, Ö: 632) vefatı sonrasında Hazret-i Ömer radıyallahu anh (Ö: 644), o büyük muhabbeti sebebiyle ilk anda şöyle haykırmıştı: “Kim Muhammed öldü derse, onu kılıcımla ikiye bölerim!” O sırada Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh (Ö: 634) ise büyük bir metanet ve basîretle şu sözleri dile getirmişti: “Kim Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim Allah’a kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah diridir, ölmez.” (Buhârî, Cenâiz, 3; İbn Hişâm, es-Sîre) Bu sözleri işiten Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) hemen kendine gelmiş ve Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatını kabullenmiştir. İşte gerçek ve kâmil muhabbet budur. Muhabbet, şeriat sınırları içinde kalmalı; teslimiyet, aklın ve kalbin önüne geçmemelidir. İlk ikazda şeriata teslim olmayanların artık muhabbet iddiası mazur değildir. Bugün yaşadığımız mesele, sadece basit bir “kabirden tasarruf” iddiası değildir. Asıl mesele; kabirleri tekkeye, türbeleri dergâha dönüştürmek; rabıtayı ve rüyayı da âhiretle “irtibat hattı” gibi kullanarak, “post-mürşidlik” şeklinde, asla şeriatta ve tasavvufun sahih çizgisinde yeri olmayan bir sapmayı meşrulaştırma girişimidir. İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (Ö: 1624), bu konuda 43. Mektup’ta şöyle buyurmuştur: “Şeriat ve tarikat her biri diğerinin aynısıdır. Bunlar arasında kıl kadar bir aykırılık yoktur. Bunlar arasındaki farklılık sadece icmâl ve tafsil, istidlâl ve keşf bakımındandır. Şeriata muhalif olan her şey reddolunmuştur. Şeriatın reddettiği her şey zındıklıktır. Şeriatta istikamet üzere hakikati talep etmek, yiğitlerin harcıdır.” Biz, Kitap ve Sünnet çizgisinde; meşâyıh-ı kirâmın temsil ettiği Ehl-i Sünnet akaidine bağlı mü’minler olarak, bu tür batıl ve sapkın anlayışlardan tamamen berîyiz.
Muhittin Ödemiş152,301 просмотров • 7 месяцев назад

Beni bulamazsan… Ebubekir-i Sıddık'a git.. “Allah Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ümmetini başıboş bırakmadı… Hakikati, bir hatıraya da mahkûm etmedi… Çünkü hakikat, canlı bir silsile ile taşınırdı… Çünkü O Server-i Kâinat Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Beni bulamazsan, Hazret-i Ebubekir’e git.’ buyurarak, Sıddıkiyet kutbunu tayin buyurdu. Buradaki sır şudur: Resûl-i Ekrem Efendimiz’den sonra, hakikatin ilk aynası Hazret-i Sıddık’tır (Radiyallahu Anh). Zira İslâm; harikulâdeler dini değil, ruh ve teslimiyet nizamıdır. Hazret-i Ebubekir’i anlayamayan, Allah Resûlü’ne (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bağlılığın ne demek olduğunu da idrak edemez. Akıl burada durur, teslimiyet burada başlar. Çünkü Sıddık; vahiy almadan, vahye mutlak teslim olanın ismidir. Ve işte bunun içindir ki… Akıl sahibine tek bir işaret yeter: ‘Beni bulamazsan… Hazret-i Ebubekir’e git.’
Muhittin Ödemiş18,373 просмотров • 22 дней назад

Yorumsuz!!! Sadece yazıklar olsun demekle yetiniyoruz. Kelin sahibi var!!! Diyoruz...
Muhittin Ödemiş345,768 просмотров • 2 лет назад

Şeyh Muhammed Saki El Hüseyni Hazretlerinden Cübbeli Ahmet Hoca 'ya reddiye Medya vaizi Cübbeli Ahmet Hoca 'nın ortaya attığı "rabıta" meselesi; artık tüm tarikatları tehdit eder duruma gelmiş, dervişler arasında fitne ateşini alevlendirmiştir. Bu tehlikenin sadece İsmailağa'yı hedef almadığını, tüm tarikatları hedef aldığını defaatle anlatmıştık. İşte buyrun; Nakşibendi Tarikat’nın Halidiye kolu Menzil Halifelerinden Şeyh Muhammed Saki El Hüseyni Hazretlerinden de Cübbeli Ahmet Hoca 'ya reddiye sadedinde bir konuşma geldi... Medya vaizinin fitnesi orayada sıçradığı için bu açıklama ihtiyacı hissedilmiştir. Bu açıklama İsmailağa tekkesinin mevcut menhecine de muvafıktır. Muhammed Saki El Hüseyni ks; "Seyri Sülükünü bitirmiş olanlar ancak vefat eden Şeyh Efendi'den istifade edebilir, Diğerleri mutlaka yaşayan bir mürşide biat etmelidirler" [Tamamını videodan dikkatle dinleyelim!] Bu ifadelerin aynısını Mevlana Halid kuddise sirruhu'dan nakletmiştik. Yeri gelmişken tekrar nakledelim. Çünkü; Muhammed Saki El Hüseyni Hazretlerinin, Seyda hazretlerinden naklettiği ifadeler, Mevlana Halid'in ks ifadelerine birebir muvafıktır. Mevlânâ Hâlid (k.s.) ; 'Ölülerin râbıtası hayatta olanlara menfaat vermez. Ancak hayattaki sâlik, vefat eden sâdâtın ruhlarından nisbet alabilecek bir makâma kavuşursa râbıtalarından istifâde eder." buyurmuşdur. Daha sonra şöyle eklemiştir ; " Şayet vefat eden mürşidlerin hayatta kalanlara faydası olsaydı, Hazreti Peygamber'in sav râbıtası kâfî gelirdi." [ Mektubât-ı Hazret, 88. Mektup. Mektup Molla Ahmed'e (Şâh-ı Hazne hazretlerine k.s.) cevâben yazılmıştır. ]
Muhittin Ödemiş205,758 просмотров • 1 год назад

Cübbeli hâlâ “kabirde cima” iftirasına devam ederken… Şura Fıkıh Heyeti hâlâ susuyor. Cübbeli Ahmed, yıllardır tekrar ettiği “Peygamberler ve Evliyalar kabirde cima eder” iftirasını dün de ısrarla savunmaya devam etti. Bu sözün hiçbir sahih kaynağı olmadığı, bunun Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) açık bir iftira olduğu defalarca ortaya konmasına rağmen Cübbeli bu iddiasında ısrar ediyor. Üstelik bu iftirayı “Ben ayet ve hadisten delilli konuşuyorum” diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Sonra da kalkıp bu iftiraya reddiye yapan bizleri “echelü men fil arz” (yeryüzünün en cahili) diye yaftalıyor. Peki bu kadar ağır bir itham karşısında gerçek din âlimleri nerede? Kaç yıldır Cübbelinin yanında olup da dînî hassasiyet refleksleri alınmış gibi duran Şura’nın fıkıh hocaları – Hüsameddin Vanlıoğlu, Fatih Kalender, Abdulhamid Türkeri ve Ahmet Polat – kendi ayaklarına basıldığında nasıl konuşuyorlarsa, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şerefine dokunan bu iftirada neden susuyorlar? Fetvalarına yapılan eleştirilerde açıklama üstüne açıklama yapan, hatta zaman zaman hakarete başvuran kurum sözcüsü; Peygamber Efendimize yöneltilen bu iftirada neden tek kelime etmiyor? Türkiye günlerce “kabirde cima” iddiasını konuştu. Uyarılar yapıldı, deliller ortaya kondu. Ama Şura’dan hâlâ ses yok. Cübbeli ise hâlâ aynı yalanı söylüyor. O hâlde soralım: TOKİ fetvası mı daha önemlidir, yoksa Hazreti Peygamber'e atılan bu iftira mı? İlgili bölümü aşağıya bırakıyorum. Tamamını alıntı yapılan videodan izleyebilirsiniz. Şura büyük ihtimalle yine sessiz kalacak. Madem öyle, soruyu doğrudan kendilerine yöneltin: Şura Kovacıdede Vakfı Dini Meseleleri Danışma Hattı 444 29 89 Soru net: “Peygamberlere –özellikle Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem)– kabirde cima isnad eden sözün hükmü nedir? Bu iftiraya sessiz kalan ulemanın dindeki yeri nedir?” Belki böylece konuşmak zorunda kalırlar.
Muhittin Ödemiş54,212 просмотров • 6 месяцев назад

Manzarayı görüyorsunuz!!! Anlatmaya gerek yok!!! Çok laf etmeye hiç gerek yok aslında !!! Ancak şu üç cümleyi konuşmak üzerimize vacibdir kardeşlerim. - "CHP ile sorunumuz yok" - "CHP'nin altı oku bozuldu yav" - Yav onlara bir lafımız mı var yav" Yani altı ok'un aslı ile de sorunumuz yok demektir. Şimdi; Bu sözlerin ve söyleyenin hükmü Ehli sünnet uleması katında malumken, Bu sözleri sahih bir mahmile haml ederek tevil edebilecek maharette hoca var mı ? Merak ettiğimiz konu bu ?
Muhittin ÖDEMİŞ161,915 просмотров • 2 лет назад

Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" Konuşanda hata yok yayınlayan hatalı oluyor! Mahmud Efendi Hazretlerimizi kendi günahına alet ederken hata yok, sunucunun "Mahmud Efendi de yanılmış sizde yanılmışsınız nasıl olur?" diye sorması hata öyle mi Cübbeli Ahmet Hoca ? "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" deyimi tam da bu şaşkınlık için söylenmiş olsa gerektir. Yalan yanlış rivayetlerinle Mahmud Efendi Hazretlerimize iftira atma! Tövbe etmesi gereken sensin Cübbeli Ahmed!
Muhittin ÖDEMİŞ120,281 просмотров • 1 год назад

İşte Hakikat Tarih: 21 Mayıs 2021 İsmail Balkanlıoğlu soruyor; "Efendi Hazretleri Hasan Efendi ve size ne şekilde bir vekâlet verdi, yâni hangi işler için vekâlet verdi?" Mustafa Efendi Hocamız rahmetullahıi aleyh; "Tarikatı Âliye; (yâni) Efendi Hazretleri "vekâlet" "yerine halife" tâyin etti. Ne buyurdu? "Hasan Efendi başta(önce) olacak, Hasan Efendi vefât ederse Mustafa (Bilici) yerine olacak" dedi. "Mustafa, Hasan Efendinin yardımcısıdır" buyurdu...Vazîfe devâm ediyor, vazîfe aksamıyor Allah'a şükür." ...... Görüldüğü gibi bizzat Mustafa Efendi Hocamız rahmetullahıi aleyh Vekaletin hilafet manasında olduğunu açıkca beyan ediyor. Bu kayıt ile daha da net anladık ki; Hakîkat; Mahmud Efendi Hazretlerimizin yazılı beyanlarında defaatle buyurduğu gibidir. " Bu Tarikat, Ali Haydar Efendi (Kuddise Sırruhu) ya kadar elden ele, ondan da bu zamana gelmiştir. Kıyamet'e kadar böyle(silsileyle) devam edecektir. Büyüklerden nasıl alındı ise tarikat öylece muhafaza edilmesi lâzımdır." [Risale-i Kudsiyye Şerhi 70.Beyt, 262 shf.]
Muhittin Ödemiş99,294 просмотров • 1 год назад

Şerefsiz değilim diyorsun [şu an canlı konuşmanda] Cübbeli Ahmet Hoca Bize ana avrat küfrediliyor diyorsun Biz aynısını yapıyor muyuz diyorsun Devamında gecenin bu saatında çıkıp; İnsanların canından aziz tuttuğu tertemiz iffet sahibi bir insana "sahte şeyh diyorsun" Ben şerefsiz değilim diyorsun! Sonra çıkıp medrese hocalarına terörist diyorsun! Ben şerefsiz değilim diyorsun! Medreselerde neler dönüyor neler....söylemiyorum şeklinde imalarla iftiralar atıyorsun! Ben şerefsiz değilim diyorsun! Kemalistleri övebilen dilinle "İbda erlerine" terörist diyecek kadar hafkuruyorsun! Sen gerçekten şerefli misin? Yoksa şerefsiz misin? Bence sen insanların kalblerini, duygularını, sevdiklerini asla önemsemeyen Bir narsistsin! Bir ideolojik mütecavezsin! Bir psikopatsın! Bir haydutsun! Bir eşkiyasın! Sen bir alçaksın! Bırak ismailaganın yakasını! Bırak müslümanların yakasını!
Muhittin ÖDEMİŞ104,710 просмотров • 1 год назад

Kabirden Yönetilen Tarikat Modeli Cübbeli’nin yeni icadı: kabirden irşad, dünyadan idare. Bir süredir sosyal medyada art arda yayınladığı videolar, yeni bir “öte dünya projesi”nin senaryosu gibi karşımıza çıkıyor: “Evliyânın Kerâmeti Cinlerin Kuvvetine Kaç Atlatır.” “Rüyâda Görülenlerin Maddî Âlemden Daha Kuvvetli Olduğunun Delilleri.” “Rasûlullah’ın -sallallahu aleyhi ve sellem- Kabirden Çıkıp Bedeniyle Âlemde Tasarrufta Bulunduğu.” “Rasûlullah’ın Fizikî Olarak Bedeniyle Diri Olduğuna Dair Hadîs-i Şerîfler.” Başlıklar arka arkaya dizilince tablo netleşiyor: Cübbeli, yeni ve sapkın bir tarikat inşa ediyor. Ve o menhecin adı şu: Kabirden yönetilen tarikat modeli. Cübbeli ve ona tabi olanlar, Mahmud Efendi Hazretleri’nin vefatından sonra Hasan Efendi Hazretleri’ne bağlanmadılar. Başka bir tarikata da girmediler. Sonuç: mürşidsiz ve başıbozuk bir kitle. Böylece ortada büyük bir boşluk oluştu ve derhal doldurulmalıydı. İşte tüm çaba bu; Cübbeli şimdi o boşluğu “berzahî otorite” ile doldurmak için tüm maharetini sergiliyor. Ancak tasavvuf ve tarikat geleneğinde böyle bir usul, böyle bir menhec asla yoktur. Baktığınızda, ne Kuşeyrî’de, ne Hücvîrî’de, ne Kadirî, ne Nakşî, ne Şazelî kaynaklarında Cübbeli’nin uydurduğu bu modele dair en küçük bir iz, işaret veya koku bulamazsınız. Hepsi aynı şeyi söyler: Mürşid yaşarken fiilî mürşiddir. Kabirde değil. Ama Cübbeli icadı bu yeni tarikat modeli tüm ezberleri bozuyor. “Berzah âlemi bu dünyadan daha güçlü, ölüm irşadı durdurmaz” diyerek yeni bir kapı aralıyor. Trajikomik olan da kendini tam o kapının önünde, “irtibatçı muhafız” olarak konumlandırmasıdır. Mürşid kabirdeyse, onunla irtibat kuran biri gerekiyordu. O kişi kim olacaktı? Tabii ki Cübbeli ve ona tabi olan sözde vekiller. Yani kabirle dünya arasında canlı bağlantı hattı. Cübbeli, kendi kopuşunu berzah üzerinden meşrulaştırmaya çalışırken, takipçileri de “mürşidimiz kabirden bizi idare ediyor” diyerek bu sessiz postmodern devrime dahil oluyor. Belli ki artık mesele tarikat meselesi değil, konum meselesi. Ve Cübbeli, o konumu berzahtan geri almaya çalışıyor. Yani: Canlı bir mürşid olmaz! Olamaz! Bu yol kapandı. Ama canlı, yaşayan birilerinin de o irtibatı kurması gerekiyor, öyle değil mi? Tenakuz, çelişki, şaşkınlık, sapkınlık, rol çalma, yol kesme, icat çıkarma, teşeyyuhluk… Ne ararsanız var. Ve her şeyin sonunda, ne tarafa dönseniz, yol yine Cübbeli’ye çıkıyor. Onun kendi ifadesiyle: Allah beni konuşturuyor. Mahmud Efendi kabirden idare ediyor. Yani, çare yok! ne diyorsa doğrudur!
Muhittin ÖDEMİŞ43,911 просмотров • 7 месяцев назад

Hedef gösteren sen değilsin, benim öyle mi? Cübbeli Ahmet Hoca Ne yapmak istiyorsun? Bana fetöcü dedin, kasedi var dedin şimdi de böyle itham ediyorsun? Yapmak istediğin beni susturmak! Ama susmayacağım! Yapmak istediğin sesimi kısmak! Ama daha da yükselecek! Yapmak istediğin açıktan hedef göstermek! Tek sığınağım Cenab-ı Mevladır! Yapmak istediğin korkutmak! Yanıldın, korkacak olsak ilk günden karşına çıkmazdık? Hakikati haykırmak için bedel ödemeye canı gönülden razıyız. Kimin ne olduğunu Allah biliyor. Kulları da mutlaka birgün öğrenecek! Atasözü; Yavuz Hırsız Ev Sahibini Bastırır
Muhittin ÖDEMİŞ93,654 просмотров • 1 год назад

Mahmud Efendi Hazretlerimizin Şehid Muhsin Yazıcıoğluna vasiyeti Ve Şehid Muhsin Yazıcıoğlunun anlamlı talebi... Merhum Abdullah Ustaosmanoğlu hocamız anlatıyor; "Vefâtından iki ay önce Efendi Hazretleri "bizim Muhsin nerede" "özledim gelsin" demişlerdi. Telefon ettiler. Tek başına, yanına kimseyi almadan Ankara'dan uçağa atladı geldi ve Efendi hazretlerini buldu. İki saat baş başa sohbet ettiler. Ayrılacağı zaman Efendi Hazretleri, Yazıcıoğlu'na, "Senden iki şey isteyeceğim. Bu güne kadar sağlam durdun. Allah da seni kayırdı. Bundan sonra da itikadından, inancından gevşeklik yapma" dedi. Muhsin Yazıcıoğlu da söz vererek şunları söyledi: "Beni iki aydan beri çok sıkı takibe aldılar. Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Şunu rica ediyorum, ölümüm hadise olursa beni dualarından unutma." Bu sözler üzerine Efendi Hazretleri, "Ölümü isteme. Sen istesen de istemense de vakti gelince zaten seni bulacak. Sen istikametine devam et, geldiği zaman diyeceğin bir şey yok zaten" diye karşılık verdi. O zaman Muhsin Yazıcıoğlu da, 'Sen benden iki şey istedin, ben kabul ettim. Şimdi ben de senden iki şey isteyeceğim' deyince Efendi Hazretleri, "Benden ne istiyorsun?" diye sordu. Yazıcıoğlu, "Benim cenazemi sen yıkatacaksın. Şu an gördüğüm kadarıyla sıhhatin buna müsait değil. Bu yüzden senin tayin ettiğin adamlar beni yıkayacak, kefenimi giydirecek ve toprağa koyup üzerimi örtecek. Benden sonra da ailemi yakınlarımı senin adına teselli edecek. Beni duadan unutmayacaksın.' Böyle ayrıldılar. Dikkat edin Muhsin bey Helikoptere binerken ne dedi? "Ben bu güne kadar helikoptere binmedim, beni ölüme mi götürüyorsunuz?" Hadise olunca Efendi hazretleri Yazıcıoğlu'nun cenaze işleri için beni görevlendirdi. 05.30 uçağıyla gittik. Kimseyi Kocatepe'ye almıyorlardı. Oradaki görevlilere rica ettik bizi içeriye almadılar. Tam ümidi kesip geri dönerken birisi yardımcı oldu içeri girdik. 6,5 saat görev yaptık. Sonra Efendi Hazretlerimizin yanına geldim yukarı çıkmadan arkadaşlar bana dedi ki bizi Efendi Hazretleri vazifelendirdi gittik cenazeyi yıkadık defnettik hatta Efendi Hazretleri bize buradan Medine’den, Şahı Nakşibendi’den, İmamı Rabbaniden aldığı topraktan bunlara okudu bize verdi göğsünün üzerine koyduk kıbleye karşı güzel defnettik evine gidip hanımına annesine efendinin selamlarını, başsağlığını diledik dilediler."
Muhittin Ödemiş81,573 просмотров • 1 год назад

Aşağıdaki Şahadetine Binaen Sorular ??? - 20 sene önce fetö İsmailağaya sızmış doyordun ! Ve sen bunu biliyordun neden Efendi hazretlerini uyarmadın ? "Vakfetmeyin efendim burda sıkıntı var" demedin ? - Yoksa kitaplarıni ismailagaya vakfederek, "Efendi yanlış yaptı" mı diyorsun ? - Madem kitablar vakfedilmiş, sen nasıl basıp satıyorsun sohbetler kitabını ? - Aşağıdaki kayıt çok eski değil, Dolayısıyla bu şehadetin daha önceki fetö iddiandan vazgeçmek değil mi ? - Bu şehadetin 20 sene önce Hüseyin Avni hocadan öğrendiğin fetö sızıntısını red değil mi ? - Tamam ama bu şehadetten sonra başka bilgiler geldi diyorsan... Hala neden televizyonda Hüseyin Avni hocayı ve 20 sene önceyi Referans gösteriyorsun ? - Bu akşam canlı canlı bağlanıp Hüseyin Avni Hocaya bağlanıp bi sorsan diyorum, Bakalım yine seni mağdur görüp tasdik edecek mi ? Bu Şehadetten sonra ne öğrendin ki, kulağına kim ne fısıldadı ki ; Bi anda ismailağaya savaş açtın ? Asıl şunu sormak lazım! - Sen ne yaptığını biliyor musun ? - Tutarsızlıklarının farkında değil misin ? Yoksa ; Bu kadar milleti aptal yerine mi koyuyorsun ? Bu arada ; Sen cevap vermeyince, sevenlerin gelip bizim twetlerin altına girip hakaret ediyorlar. Onların bu yanlışlarından, günaha girmelerinden sen sorumlusun. Çünkü ; bana itiraz edebilsen yapardın, ama söylediklerim doğru, bunu sende biliyorsun ? Ama onlar bilmiyor !!! Ha birde ; Akşam İhsan Şenocak ve Hüseyin Avni Hocalara bi bağlansan ; Gerçekten senin adına sulh için mi gitmişler ve reddedilmişler ? Eğer böyleyse diyecek bi sey yok, Değilse ; Kendi yanında gösterdiğin hocalarıda mı istismar ediyorsun ? Hemde gözlerinin içine baka baka ! Bu istismara karşılık hocalar neden susuyorlar ? Medya gücünü kullanarak Itibar suikastından olabilir mi ? Nerden biliyorsun diyenlere ? Kendimden örnek vereyim, Bana bile fetöcü diyorsun, cahil diyorsun. Halbuki damadını bana gönderdin iki buçuk sene fıkıh okudu, iki üç ay öncesine kadarda okumaya devam etti, - Şimdi ne olduda fetöcü oldum ? - O zaman damadında benim talebem olduğuna göre, o da fetöcü mü oluyor ? ???????????
Muhittin ÖDEMİŞ88,920 просмотров • 2 лет назад

Ahmet Ustaosmanoğlu kimdir bilir misiniz? Efendi Hazretlerimizin hem evladı hem İhvanı, Büyük oğlu, İlk Göz Ağrısı, Tertemiz bir insan, Şeksiz, Şüphesiz, Lekesiz, ve iddiasız bir siret Biraz önce Seyfettin Hoca'ya kardeşi üzerinden kulaktan duyma bilgilerle attığın iftirayı hepimiz gördük. Efendi Hazretlerimizin emaneti Ahmet hocamıza da atacağın iftira kulaktan duyma bir bilgiden başka bir şey değildir. Çünkü şu ana kadar elinde senetli sepetli şahitli hiçbir delil, hiç bir rivayet olmadı, olmayacak da. Bundan eminiz, Görünen köy kılavuz istemez, Soruyorum! Hiç mi hatırı yok babasının, Efendi Hazretlerimizin, Ahirette nasıl karşısına çıkmayı düşünüyorsun. En azından Şeyhinin Hatırına evladı hakkında sus be! Bildiğin bir şey varsa git mahkemede şahitlik yap konuşmana gerek yok. Bu arada kulaktan duyma bilgilere itibar edecek kadar hassasiyetin, sadece muhaliflerine biliyor musun? Çevrendekiler hakkında bu tip bilgiler hiç mi yok? Onları da açıklasana! Her yere sızan fetö Haydere Lalegül'e neden sızmamış olsun. Biz Ahmet Ustaosmanoğlu hocamızın sonuna kadar yanındayız. Hizmetindeyiz. Emrindeyiz. Efendi hazretlerimizi memnun edecek en büyük amelin, onun emanetlerine sahip çıkmak olduğunu inanıyoruz.
Muhittin ÖDEMİŞ86,477 просмотров • 2 лет назад