
Muhittin Ödemiş
@muhittinodemis • 7,447 subscribers
🎙️ ❝Düşünen Akıl, Diri Bir İstikamet İçin…❞
Shorts
Videos

Tartışma Teklifini biz sana daha önceden yapmıştık... Duymadın veya arkadaşların söylemediler sana galiba...diyelim Neyse... Hadi biz senin teklifini kabul ediyoruz... Hatta şöyle olsun ; Sen tüm LALEGÜL ekibini al, Ben tek başıma... Konumuz aşağıda yazan konu... Hadi hodri meydan... Kabul etmeyen SEREFSİZ demiştin Ben kabul ediyorum Daha önceki teklif mesajımı aşağı bırakıyorum. -------------------- Ne iddia ediyor? "Rabıta'nın Mehdi Aleyhisselam'a kadar Mahmut Efendi'ye devam edeceğine dair elimizdeki deliller vallahi billahi kesin hüküm ifade eder. Hiçbir ihtilafa Mahal yoktur." diyor. Biz de diyoruz ki ? Elinizdeki deliller asla ve kat'a kesin hüküm ifade etmez. İhtilafa açıktır. Hatta olabildiğince zayıftır. Tüm ihvanı bağlayıcı bir hüküm buradan asla çıkmaz. Şimdi soruyoruz? 1- Bir delîlin kesin hüküm ifade etmesi için hangi kuvvette olması gerekir? 2- Elinizdeki delil bu kuvvete haiz midir? Bakınız! -Şeriatın ahkamı sabittir. -Tarikatımızın menheci usulü sabittir. -Kitaplarımızda kayıtlıdır. -Usulü malumdür. -Delillerin dereceleri bellidir. İfade ettiği hüküm cihetinden meratibi sabittir. -Ehli katında malumdur. Gelin bu usul ve menheç üzere, ortak belirlediğimiz bir hakem heyeti önünde tartışalım, münazara edelim, hak ortaya çıksın. Bakalım elinizdeki deliller ne kadar kesin hüküm ifade ediyor? Kimleri bağlar, kimleri bağlamaz. Hodri Meydan!!! Meydandan kaçana hep beraber lanet edelim. Allah'ın meleklerinin peygamberlerinin ve tüm insanların laneti üzerine olsun diyelim. Var mısınız? Bu işi daha fazla uzatmayalım. İhvanı Perişan ettiniz. Daha fazla mağdur olmasınlar. ortada kalmasınlar. Hak ortaya çıksın. Yenilen davasından vazgeçsin.
Muhittin Ödemiş1,047,353 次观看 • 2 年前

İsmailağa Heyetinin getirmiş oldugu şahidlerin bazısının, şehadetlerini inkar ettiklerini esefle izliyoruz. Bu tam bir oyundur kardeşlerim. Tuzağa düşmeyelim. Fıkıhçı oldukları için bu tip hileleri çok iyi biliyorlar. Fıkıh kitaplarımızda bu tip şehadet ve yemin hilelerinin önüne geçmek için mahkemede hakimin nasıl yemin ettirmesi gerektiği anlatılır. Dikkat edin! Burada soru "uydurdum" dedim mi? Şeklinde geliyor Yani "uydurma" lafzına şahit misiniz? diye soruluyor. Onlar da "uydurma" lafını biz senden duymadık diyorlar. Ancak "uydurma" manasında olan başka lafzı duydular. Buna şahitler, ama hile ile onu gizliyorlar. Dolayısıyla yalan söylemekten kurtuluyorlar, insanları da aldatıyorlar. Halbuki doğru soru "o mecliste benden ne duydunuz? söyleyiniz, şahit olunuz, şeklinde sorulması gerekirdi. Onların da duyduklarını kelimesi kelimesine rivayet etmeleri ve şahit olmaları gerekirdi. Bir fıkıhçı olarak kitaplarda geçen şehadet hilelerinin önüne geçilmesi ile alakalı fıkhı, aksine yalan şahadette kullanıyorlar. Okudukları ve okuttukları ilme ihanet ediyorlar. Eğer şahitler mecliste duyduklarını kelimesi kelimesine rivayet edip hakikati itiraf etmezlerse, Biz de bu konudaki delilimizi yakında yayınlayacağız. Tüm hakikatler ortaya çıkacaktır. Sabırlı olun, hilelere aldanmayın.
Muhittin Ödemiş979,227 次观看 • 2 年前

Biz Bu Sapık İtikattan Berîyiz Molla Câmî Hazretleri, 15. yüzyılda Belh’te bazı kimselerin, Hz. Ali Efendimize nispet edilen bir kabirde onun diri olduğunu ima edecek şekilde onunla bizzat görüştüklerini söylemeleri üzerine şöyle demiştir: “Bu iddialar ya tenasühe (reenkarnasyon) inanmak ya da kıyametin gerçekleştiğini, haşr ve neşrin zamanından önce vuku bulduğunu düşünmektir. Böyle düşünenler, zamanın ulemâsı tarafından tekfir edilmiştir.” (Kemâleddin Nizâmî Baharzî, Makâmât-ı Câmî, s. 286–288) Cübbeli ve Şûrâ cemaati, Mahmud Efendi Hazretleri’nin (Ö: 2022) vefatını hâlâ kabullenememekte; onun kabirden, tıpkı dünyadaki gibi bizzat yönettiğini, irşad ve terbiye ettiğini ispata çalışmaktadır. Bu itikat; ne şeriatın tanıdığı bir esasa, ne kitabın deliline, ne sünnetin beyanına, ne de tasavvufun sahih çizgisine dayanır. Bu, kendi otoritesini gaybdan devşirme hezeyanına kapılmış, psikolojisi bozulmuş, haddini aşmış, hurafeyi din yerine ikame etmiş bir zihniyetin ürünüdür. Bu söylemler, zahiren muhabbet kisvesi altında olsa da hakikatte şeriata ve tevhid akîdesine açıkça muhaliftir. Mutlak irşad ve mutlak yönetim iddiası, tüm tevil kapılarını kapatmaktadır. Bu iddialar, kitaplarımızda geçen keramet nev’inden ve nusret kabilinden olan mahdûd tasarruf boyutunu çoktan aşmış durumdadır. Hazret-i Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem, Ö: 632) vefatı sonrasında Hazret-i Ömer radıyallahu anh (Ö: 644), o büyük muhabbeti sebebiyle ilk anda şöyle haykırmıştı: “Kim Muhammed öldü derse, onu kılıcımla ikiye bölerim!” O sırada Hazret-i Ebû Bekir radıyallahu anh (Ö: 634) ise büyük bir metanet ve basîretle şu sözleri dile getirmişti: “Kim Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim Allah’a kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah diridir, ölmez.” (Buhârî, Cenâiz, 3; İbn Hişâm, es-Sîre) Bu sözleri işiten Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) hemen kendine gelmiş ve Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatını kabullenmiştir. İşte gerçek ve kâmil muhabbet budur. Muhabbet, şeriat sınırları içinde kalmalı; teslimiyet, aklın ve kalbin önüne geçmemelidir. İlk ikazda şeriata teslim olmayanların artık muhabbet iddiası mazur değildir. Bugün yaşadığımız mesele, sadece basit bir “kabirden tasarruf” iddiası değildir. Asıl mesele; kabirleri tekkeye, türbeleri dergâha dönüştürmek; rabıtayı ve rüyayı da âhiretle “irtibat hattı” gibi kullanarak, “post-mürşidlik” şeklinde, asla şeriatta ve tasavvufun sahih çizgisinde yeri olmayan bir sapmayı meşrulaştırma girişimidir. İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (Ö: 1624), bu konuda 43. Mektup’ta şöyle buyurmuştur: “Şeriat ve tarikat her biri diğerinin aynısıdır. Bunlar arasında kıl kadar bir aykırılık yoktur. Bunlar arasındaki farklılık sadece icmâl ve tafsil, istidlâl ve keşf bakımındandır. Şeriata muhalif olan her şey reddolunmuştur. Şeriatın reddettiği her şey zındıklıktır. Şeriatta istikamet üzere hakikati talep etmek, yiğitlerin harcıdır.” Biz, Kitap ve Sünnet çizgisinde; meşâyıh-ı kirâmın temsil ettiği Ehl-i Sünnet akaidine bağlı mü’minler olarak, bu tür batıl ve sapkın anlayışlardan tamamen berîyiz.
Muhittin Ödemiş152,628 次观看 • 10 个月前

Mesut Hoca kardeşimi Mesut Güneş tebrik ve tasdik ederken şunu da eklemek isterim: Kerameti inkâr etmekten çok daha yıkıcı ve ifsat edici olan, onu sıradanlaştırmak, kesintisiz işleyen genel bir adet gibi takdim etmektir. Çünkü bu tavır, Allah Teâlâ'nın âlemde cari kıldığı adetullahı/sebebler düzenini iptal etmek, şeriatın kurduğu nizam-ı esbabı askıya almak demektir. Bunun kaçınılmaz sonucu, velâyet adına yalancılığın meşrulaşması, tasavvuf adı altında istismarın kurumsallaşması, istikamet yerine iddianın, ilim yerine hikâye ve hurafenin ikame edilmesidir. Böyle bir zeminde keramet artık ilahî bir lütuf olmaktan çıkar; istidraca dönüşerek dini tahrif eden bir propaganda aracı hâline gelir.
Muhittin Ödemiş38,156 次观看 • 2 个月前

💬 ❝Fikri Efendi Hazretlerimiz, Rûhu'l-Furkân tefsir heyetinin başındaydı! Bir şeyin geniş kitlelerce bilinmiyor olması, bunun yaşanmadığı anlamına gelmez. Ki; Tekkenin has dairesinde bunu görmeyen ve bilmeyen yoktur❞ 🎞️ ❝Halefi İnkâr, Selefin Seçimini Reddetmektir!❞ başlığıyla hazırladığımız “Neden Fikri Efendi Hazretleri? - 2” bölümümüz Youtube'da yayında!
Muhittin Ödemiş20,739 次观看 • 1 个月前

Şeyh Muhammed Saki El Hüseyni Hazretlerinden Cübbeli Ahmet Hoca 'ya reddiye Medya vaizi Cübbeli Ahmet Hoca 'nın ortaya attığı "rabıta" meselesi; artık tüm tarikatları tehdit eder duruma gelmiş, dervişler arasında fitne ateşini alevlendirmiştir. Bu tehlikenin sadece İsmailağa'yı hedef almadığını, tüm tarikatları hedef aldığını defaatle anlatmıştık. İşte buyrun; Nakşibendi Tarikat’nın Halidiye kolu Menzil Halifelerinden Şeyh Muhammed Saki El Hüseyni Hazretlerinden de Cübbeli Ahmet Hoca 'ya reddiye sadedinde bir konuşma geldi... Medya vaizinin fitnesi orayada sıçradığı için bu açıklama ihtiyacı hissedilmiştir. Bu açıklama İsmailağa tekkesinin mevcut menhecine de muvafıktır. Muhammed Saki El Hüseyni ks; "Seyri Sülükünü bitirmiş olanlar ancak vefat eden Şeyh Efendi'den istifade edebilir, Diğerleri mutlaka yaşayan bir mürşide biat etmelidirler" [Tamamını videodan dikkatle dinleyelim!] Bu ifadelerin aynısını Mevlana Halid kuddise sirruhu'dan nakletmiştik. Yeri gelmişken tekrar nakledelim. Çünkü; Muhammed Saki El Hüseyni Hazretlerinin, Seyda hazretlerinden naklettiği ifadeler, Mevlana Halid'in ks ifadelerine birebir muvafıktır. Mevlânâ Hâlid (k.s.) ; 'Ölülerin râbıtası hayatta olanlara menfaat vermez. Ancak hayattaki sâlik, vefat eden sâdâtın ruhlarından nisbet alabilecek bir makâma kavuşursa râbıtalarından istifâde eder." buyurmuşdur. Daha sonra şöyle eklemiştir ; " Şayet vefat eden mürşidlerin hayatta kalanlara faydası olsaydı, Hazreti Peygamber'in sav râbıtası kâfî gelirdi." [ Mektubât-ı Hazret, 88. Mektup. Mektup Molla Ahmed'e (Şâh-ı Hazne hazretlerine k.s.) cevâben yazılmıştır. ]
Muhittin Ödemiş206,189 次观看 • 2 年前

Sadece 1 dakika 9 saniye... İsmailağa'nın tarikat ve tasavvuf anlayışını görmek için bu kadar süre yeter. Şehit Bayram Hocamız, İsmailağa kürsüsünde, Mahmud Efendi Hazretlerimizin huzurunda konuşuyor. Buyurun, dinleyelim. Bugün din adına en büyük tehlike, dini keşif ve keramet pazarına çeviren bezirgân zihniyetidir. insanların imanını ve güvenini sömürmeye çalışan din hırsızı yankesicilerdir. Sosyal mecralarda, televizyonlarda ve dergilerde boy gösteren din tüccarlarına karşı dikkatli olalım. Keşif ve kerameti istismar ederek din üzerinden itibar ve nüfuz devşirmeye çalışanlardan; kendimizi de neslimizi de zinhar muhafaza edelim. Din; keşif ve keramet üzerine değil, Kitap, Sünnet, İcmâ ve Kıyâs üzerine kaimdir.
Muhittin Ödemiş22,786 次观看 • 2 个月前

Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" Konuşanda hata yok yayınlayan hatalı oluyor! Mahmud Efendi Hazretlerimizi kendi günahına alet ederken hata yok, sunucunun "Mahmud Efendi de yanılmış sizde yanılmışsınız nasıl olur?" diye sorması hata öyle mi Cübbeli Ahmet Hoca ? "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" deyimi tam da bu şaşkınlık için söylenmiş olsa gerektir. Yalan yanlış rivayetlerinle Mahmud Efendi Hazretlerimize iftira atma! Tövbe etmesi gereken sensin Cübbeli Ahmed!
Muhittin Ödemiş120,461 次观看 • 1 年前

İşte Hakikat Tarih: 21 Mayıs 2021 İsmail Balkanlıoğlu soruyor; "Efendi Hazretleri Hasan Efendi ve size ne şekilde bir vekâlet verdi, yâni hangi işler için vekâlet verdi?" Mustafa Efendi Hocamız rahmetullahıi aleyh; "Tarikatı Âliye; (yâni) Efendi Hazretleri "vekâlet" "yerine halife" tâyin etti. Ne buyurdu? "Hasan Efendi başta(önce) olacak, Hasan Efendi vefât ederse Mustafa (Bilici) yerine olacak" dedi. "Mustafa, Hasan Efendinin yardımcısıdır" buyurdu...Vazîfe devâm ediyor, vazîfe aksamıyor Allah'a şükür." ...... Görüldüğü gibi bizzat Mustafa Efendi Hocamız rahmetullahıi aleyh Vekaletin hilafet manasında olduğunu açıkca beyan ediyor. Bu kayıt ile daha da net anladık ki; Hakîkat; Mahmud Efendi Hazretlerimizin yazılı beyanlarında defaatle buyurduğu gibidir. " Bu Tarikat, Ali Haydar Efendi (Kuddise Sırruhu) ya kadar elden ele, ondan da bu zamana gelmiştir. Kıyamet'e kadar böyle(silsileyle) devam edecektir. Büyüklerden nasıl alındı ise tarikat öylece muhafaza edilmesi lâzımdır." [Risale-i Kudsiyye Şerhi 70.Beyt, 262 shf.]
Muhittin Ödemiş99,783 次观看 • 1 年前

Cübbeli hâlâ “kabirde cima” iftirasına devam ederken… Şura Fıkıh Heyeti hâlâ susuyor. Cübbeli Ahmed, yıllardır tekrar ettiği “Peygamberler ve Evliyalar kabirde cima eder” iftirasını dün de ısrarla savunmaya devam etti. Bu sözün hiçbir sahih kaynağı olmadığı, bunun Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) açık bir iftira olduğu defalarca ortaya konmasına rağmen Cübbeli bu iddiasında ısrar ediyor. Üstelik bu iftirayı “Ben ayet ve hadisten delilli konuşuyorum” diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Sonra da kalkıp bu iftiraya reddiye yapan bizleri “echelü men fil arz” (yeryüzünün en cahili) diye yaftalıyor. Peki bu kadar ağır bir itham karşısında gerçek din âlimleri nerede? Kaç yıldır Cübbelinin yanında olup da dînî hassasiyet refleksleri alınmış gibi duran Şura’nın fıkıh hocaları – Hüsameddin Vanlıoğlu, Fatih Kalender, Abdulhamid Türkeri ve Ahmet Polat – kendi ayaklarına basıldığında nasıl konuşuyorlarsa, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şerefine dokunan bu iftirada neden susuyorlar? Fetvalarına yapılan eleştirilerde açıklama üstüne açıklama yapan, hatta zaman zaman hakarete başvuran kurum sözcüsü; Peygamber Efendimize yöneltilen bu iftirada neden tek kelime etmiyor? Türkiye günlerce “kabirde cima” iddiasını konuştu. Uyarılar yapıldı, deliller ortaya kondu. Ama Şura’dan hâlâ ses yok. Cübbeli ise hâlâ aynı yalanı söylüyor. O hâlde soralım: TOKİ fetvası mı daha önemlidir, yoksa Hazreti Peygamber'e atılan bu iftira mı? İlgili bölümü aşağıya bırakıyorum. Tamamını alıntı yapılan videodan izleyebilirsiniz. Şura büyük ihtimalle yine sessiz kalacak. Madem öyle, soruyu doğrudan kendilerine yöneltin: Şura Kovacıdede Vakfı Dini Meseleleri Danışma Hattı 444 29 89 Soru net: “Peygamberlere –özellikle Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem)– kabirde cima isnad eden sözün hükmü nedir? Bu iftiraya sessiz kalan ulemanın dindeki yeri nedir?” Belki böylece konuşmak zorunda kalırlar.
Muhittin Ödemiş54,387 次观看 • 9 个月前

Hedef gösteren sen değilsin, benim öyle mi? Cübbeli Ahmet Hoca Ne yapmak istiyorsun? Bana fetöcü dedin, kasedi var dedin şimdi de böyle itham ediyorsun? Yapmak istediğin beni susturmak! Ama susmayacağım! Yapmak istediğin sesimi kısmak! Ama daha da yükselecek! Yapmak istediğin açıktan hedef göstermek! Tek sığınağım Cenab-ı Mevladır! Yapmak istediğin korkutmak! Yanıldın, korkacak olsak ilk günden karşına çıkmazdık? Hakikati haykırmak için bedel ödemeye canı gönülden razıyız. Kimin ne olduğunu Allah biliyor. Kulları da mutlaka birgün öğrenecek! Atasözü; Yavuz Hırsız Ev Sahibini Bastırır
Muhittin ÖDEMİŞ93,654 次观看 • 2 年前

Mahmud Efendi Hazretlerimizin Şehid Muhsin Yazıcıoğluna vasiyeti Ve Şehid Muhsin Yazıcıoğlunun anlamlı talebi... Merhum Abdullah Ustaosmanoğlu hocamız anlatıyor; "Vefâtından iki ay önce Efendi Hazretleri "bizim Muhsin nerede" "özledim gelsin" demişlerdi. Telefon ettiler. Tek başına, yanına kimseyi almadan Ankara'dan uçağa atladı geldi ve Efendi hazretlerini buldu. İki saat baş başa sohbet ettiler. Ayrılacağı zaman Efendi Hazretleri, Yazıcıoğlu'na, "Senden iki şey isteyeceğim. Bu güne kadar sağlam durdun. Allah da seni kayırdı. Bundan sonra da itikadından, inancından gevşeklik yapma" dedi. Muhsin Yazıcıoğlu da söz vererek şunları söyledi: "Beni iki aydan beri çok sıkı takibe aldılar. Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Şunu rica ediyorum, ölümüm hadise olursa beni dualarından unutma." Bu sözler üzerine Efendi Hazretleri, "Ölümü isteme. Sen istesen de istemense de vakti gelince zaten seni bulacak. Sen istikametine devam et, geldiği zaman diyeceğin bir şey yok zaten" diye karşılık verdi. O zaman Muhsin Yazıcıoğlu da, 'Sen benden iki şey istedin, ben kabul ettim. Şimdi ben de senden iki şey isteyeceğim' deyince Efendi Hazretleri, "Benden ne istiyorsun?" diye sordu. Yazıcıoğlu, "Benim cenazemi sen yıkatacaksın. Şu an gördüğüm kadarıyla sıhhatin buna müsait değil. Bu yüzden senin tayin ettiğin adamlar beni yıkayacak, kefenimi giydirecek ve toprağa koyup üzerimi örtecek. Benden sonra da ailemi yakınlarımı senin adına teselli edecek. Beni duadan unutmayacaksın.' Böyle ayrıldılar. Dikkat edin Muhsin bey Helikoptere binerken ne dedi? "Ben bu güne kadar helikoptere binmedim, beni ölüme mi götürüyorsunuz?" Hadise olunca Efendi hazretleri Yazıcıoğlu'nun cenaze işleri için beni görevlendirdi. 05.30 uçağıyla gittik. Kimseyi Kocatepe'ye almıyorlardı. Oradaki görevlilere rica ettik bizi içeriye almadılar. Tam ümidi kesip geri dönerken birisi yardımcı oldu içeri girdik. 6,5 saat görev yaptık. Sonra Efendi Hazretlerimizin yanına geldim yukarı çıkmadan arkadaşlar bana dedi ki bizi Efendi Hazretleri vazifelendirdi gittik cenazeyi yıkadık defnettik hatta Efendi Hazretleri bize buradan Medine’den, Şahı Nakşibendi’den, İmamı Rabbaniden aldığı topraktan bunlara okudu bize verdi göğsünün üzerine koyduk kıbleye karşı güzel defnettik evine gidip hanımına annesine efendinin selamlarını, başsağlığını diledik dilediler."
Muhittin Ödemiş81,573 次观看 • 2 年前