
Mustafa B’49
@MustafaB49 • 35,322 subscribers
🇹🇷 Kerkük’ün Üsküp’e bakan tarafından..| Economics, International Affairs and Politics.
Shorts
Videos

Türkiye’de devlet makamları nezdinde Azerbaycan’da olan biten hakkında ciddi bir alttan alma, sağduyu var. Hatta Türkiye’ye artan saldırılar hakkında da sabır ve metanet var. Türk medyasında yazılanlarla Türk devletine saldırmak için fırsat kollayan bir Azerbaycan devleti var. ▪️Aliyev’in durup dururken Türkiye’yi kıran sözleriyle tepki çekme çabası, ▪️Hiç uygulanmamış başörtü yasağıyla Türk kamuoyu ile ayrışma hem de Türk kamuoyunu ayrıştırma, ▪️İsrail ile mevcut yakınlığı, bu olanlarla aynı zamanda daha da ileri götürüp nazire yapma, hatta gözüne sokma, ▪️İsrail ile yeni savunma anlaşmaları ve İsrail C.B. Herzog’a sıcak karşılama, ▪️Türk Devletleri ile Türkiye inin olmadığı yeni bir platforma öncülük etmek. Türk medya mecralarında Aliyev’e ve AZ Devlet kararlarına verilen tepki, Türkiye’nin Azerbaycan’ın iç işlerine karışmak gibi lanse edildi. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın danışmanının kişisel hesabından yapılan, Erdoğan’ı bağlamayan paylaşım, bulunmaz nimet gibi havada kapıldı. Türkiye saldırmak için AZ Devlet yetkilileri fırsatı kaçırmadı. Oysa bir gün önce Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, çok sağduyulu bir açıklama ile Azerbaycan’a duyulan saygı ve CB Erdoğan ile CB Aliyev arasındaki kardeşlik hukukundan bahsetti. Buna rağmen Azerbaycan devlet kanallarından Türkiye’ye saldırılar durmadı. En son Hakan Fidan’a atılan iftiralar bardağı taşıracak cinsten. Fidan’ın Bakü’de bir işaretiyle hem Azerbaycan hükümetini hem de kıymetli misafiri Herzog’u dumura uğratması AZ hükümet yetkililerini ve güdümündeki medyayı çok kızdırmış. Azerbaycan, Türkiye ile “gardaşlık” hukukunu çok hızlı ve sonrasını düşünmeden çiğniyor. Başörtü meselesi çok ciddi olmakla beraber iki ülke hukukunda en kolay aşılabilecek konulardan biriydi. Ancak gelinen noktada bu meselenin AZ devlet ve toplum inisiyatifinden doğmuş organik bir sorun olmadığı, başka sorunları doğurup araçsallaştırmak üzere üretilmiş olduğu aşikar. Asıl ve hayati olan konu, belki de tüm sorunların arkasındaki İsrail’dir. Türkiye başörtü sorununa rağmen ile Azerbaycan’la iyi ilişkilerini sürdürüp bunu zamanla çözebilir. Ama İsrail ilişkilerini Türkiye karşıtı ittifaka dönüştüren bir Azerbaycan, Türkiye gardaşlığını uçuruma iteler. Bu beka meselesidir. Türkiye; Yunanistan, Kıbrıs, Suriye, hatta Somali-Somaliland, S.A.-Yemen ve Libya’da dolaylı veya yakında direkt yüzleşmek durumunda olduğu İsrail’i bir de Azerbaycan’da, Kafkaslarda karşısında görmeye tahammül edemez. Bu adım düşmanca olur. Azarbaycan’ın İsrail’le ticari ve belli ölçüde savunma sanayii ilişkileri anlaşılabilir, makul ölçüde kabul edilebilir. Ancak bu ilişki bu şekilde tuzaklı yollarla müttefikliğe evrilirse Azerbaycan dostluğu biter, ta ki Aliyev iktidarı değişene dek. Başka bir hassas konu da Türkiye Azerbaycan arasındaki savunma sanayii anlaşmaları ve ortak projeler. İsrail ile bu denli yakın ilişkilerde bulunan Azerbaycan'ın aynı zamanda Türk savunma sanayii sırlarına ve stratejik silahlara sahip olması da bizim için milli güvenlik sorunu olabilir. Türkiye'deki bir kısım muhalif seküler kesim Erdoğan - Aliyev dostluğundan ve kazanımlardan hoşnutsuz idi. Başörtü meselesi ve İsrail nedeniyle de olsa gerilen ilişkiler siyaseten bu kesimde Aliyev sempatisini artırsa da ve bu durum Türk kamuoyundaki çatlak olarak bir başka AZ-İsrail etkisi gibi anlaşılsa da Türk milleti bir kıvılcımla başlayacak Türkiye - İsrail çatışmasında Azerbaycan’daki iktidarı asla affetmez. Azerbaycan halkı ile kardeşlik hukukumuz devam eder. Zira soydaşlık, tarihsel, kültürel ve coğrafi bağlarımız ve aynı zamanda ortak gelecekteki çıkarlarımız bunu gerektirir. Ancak İsrail bundan sonra kıyamete kadar Türkiye’nin kırmızı çizgisi olacaktır. Azerbaycan ve Aliyev bu tuzaktan derhal dönmelidir. Yoksa Aliyev ve hükümeti, aynı coğrafyada hiç ummadığı bazı etkileşimlerle sadece yalnızlaşmakla kalmaz, dünyaya kapalı hale gelir. Ve İsrail onlara, onlar İsrail’e ulaşacak hava sahası bile bulamaz. Coğrafya kaderdir Ilham Aliyev. Özüne gel.
Mustafa B’49256,563 görüntüleme • 7 gün önce

Teröristin tek anladığı dildir. Halep de, Haseke de böyle temizlenmeli. - Atış serbest, vur aslanım!
Mustafa B’491,597,556 görüntüleme • 9 ay önce

Ümit Özdağ, randevu verdiği İmamoğlu’na CHP başkanı olmadığını ve muhataplık seviyesini hatırlatarak konuşmasını bitirdi.
Mustafa B’492,696,555 görüntüleme • 1 yıl önce

Bakın, bugünkü silah bırakma eyleminde örgütün elebaşı BESE HOZAT’a dikkat edin. Bu terörist yıllardır “AKP-MHP faşizmi” diye diye yaşıyor. Her seçimde CHP’ye, Ekrem’e, Kılıçdaroğlu’na oy istiyor. 🇹🇷 DEVLET bugün bu kadına silahını yaktırdı. Diz çöktürdü. Devletinizle övünün.
Mustafa B’491,440,367 görüntüleme • 1 yıl önce

Şu sıralar S.Arabistan sosyal medyasında gündem Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan ittifakı. Suudi’ler bunu çok işliyor ve şöyle diyor: ▪️Büyük güçler ittifakı 🇸🇦🇵🇰🇹🇷 ▪️Siyasi, askeri ve ekonomik ağırlığı olan yeni bir Orta Doğu. ▪️Beklediklerinden çok daha büyük bir şey geliyor.
Mustafa B’49813,260 görüntüleme • 9 ay önce

Bomba düşerken; - İlk 15 saniyede Ermeni’yi, - Son 15 saniyede Türk’ü tanıyalım.
Mustafa B’491,909,851 görüntüleme • 1 yıl önce

Yunanistan tatilcileri bana kızıp küfretse de iki lokmayı ucuza zıkkımlanmak için bu hakaretleri de yiyecek kadar midesiz değiliz: ▪️Türkiye bir müttefik değil, işgalden, gasptan ve masumların kanından beslenen bir kurt’tur. ▪️Avrupa’ya ait değildir. Karanlığa aittir. Devamı⤵️
Mustafa B’491,413,743 görüntüleme • 1 yıl önce

Bilecik’te dolaşıp Osmanlı’nın ilk başkentinde neden hiç tarihi bina, çarşı vb yapılar yok, anlamamıştım. Bazı harabeleri görüp yeni şehrin farklı yere kurulduğunu sanmıştım. Koca bir şehirmiş. Ayakta kalsa, Safranbolu gibi muhteşem bir yer olacakmış. Yunanlılar, Gazze gibi yok etme ve insansızlaştırma politikası uygulamışlar. Soykırım, yıkım, yağma, tecavüz, işgal.. Neler olmuş neler.. Affedilemez.
Mustafa B’4996,229 görüntüleme • 1 ay önce

İskeçe’mizin kanaat önderlerinden merhum Feyzullah Hasankahya, 2017 yılında çok değerli bir yazı kaleme kaleme almıştı. “İskeçe 4 Ekim’de neyi kutladı?” Videonun duygusuyla bu yazıyı okumanızı rica ediyorum. 600 yıllık toprağımızı hiç alakasız Yunan’a teslim edip kutlamak.. ⤵️ İskeçe her yıl 4 Ekim tarihinde, İskeçe’nin Yunanistan’a teslim edilişinin yıl dönümlerinden birini kutluyor. 600 yıllık istikrarlı Osmanlı hakimiyeti akabinde İskeçe, son yüzyılda meydana gelen kaos ve istikrarsızlık sonucunda, 1912’de başlayan Balkan Savaşları ve Dünya Savaşları sürecinde, birçok defa bayrak değiştirmiştir. Ortodoks Yunanistan halkı yüzyıllarca, Lâtinlerin ve Katolik Venediklilerin zulmü altında ezilmiştir. Ortodoks Yunanistan halkının imdadına, ecdadımız Osmanlılar yetişmiştir. Günümüzde, Yunan okullarında okutulan tarih, bilimsel ve tarihî gerçeklerden uzak, ırkçı Helen Ortodoks Kilisesinin tabu olarak kabul ettiği uydurma ve yalan tarihin aksine, ecdadımız Osmanlı, Yunanistan’a bir işgal gücü olarak değil, Katolik Venediklilerin zulmünden kurtarmak için bir barış gücü olarak gelmiştir. Yunanistan, Osmanlı tebaası olarak, tarih boyunca hiçbir dinî veya etnik ayırıma tabi tutulmamıştır. Dil, din, eğitim, vakıf, her türlü kurumsallaşma ve ekonomik özgürlüklerden istifade etmiştir. Refah ve huzur içinde yüzyıllarca varlığını sürdürmüştür. Ne yazık ki Yunanistan, küresel emperyalist güçlerin oyun ve kışkırtmalarına alet olarak, Osmanlı Devletini parçalamak için 1821’de harekete geçmiştir. Oysa Yunanistan’daki Rum esnaf ve tüccarlarının sahip oldukları servet ve güç, ne Roma İmparatorluğu zamanında, ne Bizans İmparatorluğu zamanında ne de 1832’den günümüze kadar, Osmanlı döneminde olduğu kadar istikrarlı ve uzun süreli bir güce sahip olamamıştır. Ortodoks Hıristiyanlığa ve Hz. İsa’nın kilisesine hizmet etmekle mükellef olan Patrikhane, dinine ve gerçek davasına ihanet etmiştir. Megali İdea hayalleri peşinde koşmuş, tamamen dünyevîleşmiştir. Küresel emperyalist güçlerin oyuncağı haline gelmiştir. Oysa Patrikhane, Osmanlı’nın sağladığı imtiyazlarla, yüzyıllarca devam eden manevî ve maddî gücün zirvesine ulaşmıştı. Ne yazık ki, Patrikhane bu iyi niyet ve imtiyazları istismar ederek, tarih boyunca sinsi bir şekilde kötüye kullanmıştır. Patrikhane’nin sağladığı manevî destek ile Yunanistan, küresel emperyalist güçlerin ekonomik, askerî ve silâh yardımlarıyla, tebaası olduğu Osmanlı Devletine karşı, 1821’de başlayan ve 8 yıl süren vahşi ve kanlı isyanlar neticesinde 1829 tarihinde bağımsızlığını ilân etmiştir. Osmanlı Devletini yıpratmaya yönelik gösterdiği başarıya(!) ödül olarak 3 Şubat 1830 yılında, Londra’da, Fransa ve Rusya’nın da katılımıyla düzenlenen bir konferansta Yunanistan’ın bağımsızlığını tescil etmişlerdir. Yunanistan’a bağımsızlık verildikten hemen sonra, çeteciler arasında iktidar kavgaları baş gösterdi. Bu iç karışıklıklar 3 yıla yakın sürdü. Çatışma ve anlaşmazlıkların şiddetlenmesi neticesinde, tekrar dağılma sürecine girdi. Nihayet İngiltere, Rusya ve Fransa’nın müdahaleleriyle, yabancı krallar tayin edilerek yakın tarihe kadar batının bir sömürge vilâyeti gibi yönetilmiştir. Yunanistan’a bağımsızlık kazandıran, İngiltere, Rusya ve Fransa’nın baskıları neticesinde, Mayıs 1832’de İstanbul’da yapılan bir antlaşmayla, Osmanlı Devleti de, Yunanistan’ın Osmanlı Devleti yönetiminden ayrıldığını kabul etmiştir. Londra Konferansında, İngiltere, Rusya ve Fransa temsilcilerinin belirledikleri maddeleri, Osmanlı Devleti’ne ve Yunanistan’a tebliğ etme kararı almışlardır. Londra Protokolüne göre: Mora yarımadasında kurulan Yunan devletinin kuzeydeki sınırı Volos kasabası kabul edilmiştir. Buna göre Yunan devletinin bu sınırları içerisinde kalan Müslüman tebaanın, aileleri, canları ve malları teminat altına alınacaktır. Ne yazık ki Yunanistan, günümüzde olduğu gibi, tarih boyunca imzaladığı hiçbir anlaşmaya uymamıştır. Müslüman Türklere karşı zulümlerini artırarak günümüze kadar devam ettirmişlerdir. ++
Mustafa B’4941,825 görüntüleme • 18 gün önce

Her şeyi illa dayak yedikten sonra anlıyor olmanızın suçlusu biz değiliz.
Mustafa B’49521,242 görüntüleme • 9 ay önce

▪️Ege, bir Yunan gölü DEĞİLDİR. ▪️Türkiye'nin de Ege'de hakları var. Yunan eski Dışişleri Bakanı Dora Bakoyannis doğruları yüzlerine vurunca Yunan medyasında linç edilmişti. ▪️Çünkü kilometrelerce kıyı şeridi vardır. ▪️Girit çevresi boyunca 12 deniz miline çıkmamalıyız. ▪️ Ege'deki çıkarlar sadece Yunan ve Türk değil, küresel çıkarlardır. ▪️ Ne kadar pazarlık alanın var? Ne kadar uluslararası sular var? Bütün bunları düşünerek pazarlığa gitmelisin. ▪️Pazarlığa girerken nerede bulunduğunu bilmen gerek.
Mustafa B’4954,236 görüntüleme • 1 ay önce

ERMENİLER, ▪️Türklerin bağırsaklarını ağaçlara gerip “Osmanlı’ya telgraf çekiyoruz” diye alay ediyorlardı. ▪️Ceninleri pişirip annelerine kardeşlerine yediriyorlardı. ▪️Rus ve Fransızlar “vahşetin böylesine biz bile çok şaşırdık” diye kayda geçirdiler. TEHCİR ETMİŞİZ, ÇOK MU?
Mustafa B’49907,948 görüntüleme • 2 yıl önce

Yorumlara gelip Türkiye’nin parasıyla ekonomisiyle dalga geçen nankör Yunanlılar bilse de anlatmaz: 1941’de Yunanistan, Almanya’nın işgaline uğradığında tüm ülke açlıktan kırılıyordu. Türkiye’den 🇬🇷’nın Pire limanına 2000 ton erzak ulaştığında Yunanlılar sevinçten ağlıyordu. Bu yardım yaptığımızda savaş suçlusu Yunanistan’ın Anadolu’da 640 bin sivili katletmesinin üzerinden henüz 20 yıl bile geçmemişti. Ve Türkiye de zengin bir ülke değildi. Dünyada Yunanistan’a yardım eli uzatan tek ülke Türkiye idi. 70 bin Yunan açlıktan ölmüş, tek umut Anadolu’dan gelen Kurtuluş Vapuruydu. Savaşların yaralarını henüz saramamış Türkiye’de, tarım alanında çalışabilecek nüfusun önemli bir kısmı askere alınmıştı. Yiyecek stokları da yeni bir savaşa girme ihtimaline karşı ordu için ayrılmıştı. İşte tüm bu olumsuz ortama rağmen Türkiye, yanı başında yaşanan drama seyirci kalmadı. Yurt çapında Kızılay aracılığıyla yardım kampanyası başlatıldı. Halk elinden gelen yardımı yapmaktan çekinmedi. 19 yıl önce kendilerini diri diri yakan savaş suçlusu ülkeye, Türk halkı seferber olmuş, yardım gönderiyor. Anadolu’nun en güzel şehirleri yakılmış yıkılmış, besi hayvanları telef edilmiş, tarlaları yakılmış ülke.. Türk halkı… Yunan halkını açlıktan ölmekten kurtarıyor.. Hem Türkçe hem de Yunanca sevinç nidaları arasında indirilen yardım paketleri tıpkı adı gibi, kurtuluşu müjdeliyordu. Kurtuluş Vapuru seferine sonraki aylarda da devam etti. 4 seferde toplam 8 bin ton yardım malzemesini Yunan halkına ulaştırdı. Kurtuluş, beşinci seferinde fırtınaya tutulup battı. Hala denizin dibinde duruyor. Yunanlıların vefa duygusu da aynı şekilde denizin dibinde.. Kurtuluş Vapuru’nun başına gelen trajediye rağmen iyilik seferleri bitmedi. Altı ay sonra başka deniz araçları ile dümen yeniden Yunanistan’a kırıldı. 1946 yılına kadar Dumlupınar, Tunç, Konya, Güneysu ve Aksu gemileri sefer üstüne sefer yaptı. Toplamda 50 bin ton yardım malzemesini Yunanistan’a ulaştırdılar. Düşmanca duygularını yenemedi Yunanistan. 2. Dünya savaşında uğradıkları katliamları ve tüm felaketleri unutup Türklere iftira ve hakaret etmeyi sürdürdüler. Geçmişte yaptıkları katliam ve mezalimi hala övüyor, yeni düşmanlıklar peşinde koşup haklarımızı gasp etmeye çalışıyor. İki plaja bedava girmek, iki tabağı ucuza yemek uğruna bu kötülükleri ödüllendirmeye devam ediyoruz. Adalarda yaptığımız tatillerde sadece bu tabakları değil, yarın bize doğrultacakları silahların da parasını ödeyip geri dönüyoruz. Bu kadar kötü komşuya bu kadar duyarsızlık ve iltifat fazla değil mi?
Mustafa B’4928,943 görüntüleme • 22 gün önce

Şehidin babası anlatmakta zorlanıyor. Şehadetinden önce kendisi K. Irak’ta terör örgütü ile çarpışırken, babası ise İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasına katılmış. “Baba o senin akraban, bir şey diyemem ama Şehit olursam cenazeme gelmesinler” demiş. Terör örgütü++
Mustafa B’49680,808 görüntüleme • 2 yıl önce

Her yıl 29 Ekim’de Kaş’tan çıkan Türk bayraklı tekneler Meis (Kızılhisar) adasının etrafında tur atarak Cumhuriyet Bayramını kutlar. Onlara askeri gemilerimiz de açıklarımızda eşlik eder. 2021’de denk gelmiştim. Hani diyoruz ya Meis’e balıkçılarımız yeter diye, gerçekten öyle.
Mustafa B’4946,893 görüntüleme • 1 ay önce