Mustafa Yıldız's banner
Mustafa Yıldız's profile picture

Mustafa Yıldız

@mustu_yldz4,597 subscribers

| Kurdish Journalist @DILDAR_TV | Ayrılıkçı Gündem |☀️

Shorts

Türk değilim, Türkiyeli de değilim. İşgalci devlete vatandaşlık bağıyla bağlı hiç değilim. Kürdüm ve Kürdistanlıyım.

Türk değilim, Türkiyeli de değilim. İşgalci devlete vatandaşlık bağıyla bağlı hiç değilim. Kürdüm ve Kürdistanlıyım.

178,365 Aufrufe

Frankfurt Newroz’unda iddia edildiği gibi Apocuların Ala Rengin’e karşı hoşgörülü bir tavır takındığı yoktu. Kürt gençlerinin alana getirdiği 100 metrelik Kürdistan bayrağı, ‘Barzani bayrağı’ denilerek içeri alınmak istenmedi ve gençler Apocuların saldırısına uğradı. Hatta Apocular silah çekip havaya ateş açtı. Ancak polisin müdahalesi ve Kürdistan halkının duyarlılığı karşısında geri adım atmak zorunda kaldılar. Saldırıda yaralanan bir kişi hastaneye kaldırıldı. Gerçeği eğip bükmeye gerek yok; Apocu çete, açıkça Kürdistani olan her şeye karşı. ‘Bijî APO’ sloganlarına karşı ‘Bijî Kürdistan’ sloganının yükselmesi bile onları rahatsız ediyor.

Frankfurt Newroz’unda iddia edildiği gibi Apocuların Ala Rengin’e karşı hoşgörülü bir tavır takındığı yoktu. Kürt gençlerinin alana getirdiği 100 metrelik Kürdistan bayrağı, ‘Barzani bayrağı’ denilerek içeri alınmak istenmedi ve gençler Apocuların saldırısına uğradı. Hatta Apocular silah çekip havaya ateş açtı. Ancak polisin müdahalesi ve Kürdistan halkının duyarlılığı karşısında geri adım atmak zorunda kaldılar. Saldırıda yaralanan bir kişi hastaneye kaldırıldı. Gerçeği eğip bükmeye gerek yok; Apocu çete, açıkça Kürdistani olan her şeye karşı. ‘Bijî APO’ sloganlarına karşı ‘Bijî Kürdistan’ sloganının yükselmesi bile onları rahatsız ediyor.

124,994 Aufrufe

Daha önce Türk devleti, önderliğimiz üzerinden bize ahlaksız teklifte bulundu diyen Mustafa Karasu, Türk devletinden adım atmasını bekliyormuş. Yani; “Ahlaksız teklifinizi kabul ettik, laf değil adım atın” diyor. Ahlaksız teklifi kabul edip kendilerini pazarlık masasına koyduktan sonra, hangi adımların atılmasını bekliyorlar acaba?

Daha önce Türk devleti, önderliğimiz üzerinden bize ahlaksız teklifte bulundu diyen Mustafa Karasu, Türk devletinden adım atmasını bekliyormuş. Yani; “Ahlaksız teklifinizi kabul ettik, laf değil adım atın” diyor. Ahlaksız teklifi kabul edip kendilerini pazarlık masasına koyduktan sonra, hangi adımların atılmasını bekliyorlar acaba?

13,870 Aufrufe

Unter dem Deckmantel des Journalismus nimmt Fırat Bulut systematisch Politiker, Aktivisten, Schriftsteller und Journalisten ins Visier, die in Deutschland als Gegner der als Terrororganisation gelisteten PKK gelten. Diese Personen werden ausschließlich aufgrund ihrer abweichenden Meinungen mit diffamierenden Bezeichnungen wie ‚Gülen-Anhänger‘, ‚MIT-Agent‘ oder ‚Verräter‘ stigmatisiert und öffentlich zur Zielscheibe gemacht. In Space-Räumen auf der Plattform X (Twitter) spricht er gemeinsam mit PKK-nahen Personen offen von einer sogenannten ‚Todesliste‘ mit 102 Namen und davon, dass diese Personen ‚zum gegebenen Zeitpunkt eliminiert‘ würden. Auch gegen meine Person führt Fırat Bulut eine gezielte Kampagne aus Verleumdung, Diffamierung und öffentlicher Anprangerung. Als kurdischer oppositioneller Aktivist rufe ich die deutschen Behörden dringend dazu auf, umgehend zu handeln und die notwendigen rechtlichen Schritte gegen diese Person einzuleiten. Zudem erkläre ich hiermit öffentlich, dass ich in Kürze auch rechtliche Schritte gegen Fırat Bulut einleiten werde. BAMF BAMF_Bund Bundesministerium des Innern Bundesministerium für Arbeit und Soziales Auswärtiges Amt RSF European Commission European Centre for Press and Media Freedom GermanForeignOffice #Asylrecht #DigitaleGewalte

Unter dem Deckmantel des Journalismus nimmt Fırat Bulut systematisch Politiker, Aktivisten, Schriftsteller und Journalisten ins Visier, die in Deutschland als Gegner der als Terrororganisation gelisteten PKK gelten. Diese Personen werden ausschließlich aufgrund ihrer abweichenden Meinungen mit diffamierenden Bezeichnungen wie ‚Gülen-Anhänger‘, ‚MIT-Agent‘ oder ‚Verräter‘ stigmatisiert und öffentlich zur Zielscheibe gemacht. In Space-Räumen auf der Plattform X (Twitter) spricht er gemeinsam mit PKK-nahen Personen offen von einer sogenannten ‚Todesliste‘ mit 102 Namen und davon, dass diese Personen ‚zum gegebenen Zeitpunkt eliminiert‘ würden. Auch gegen meine Person führt Fırat Bulut eine gezielte Kampagne aus Verleumdung, Diffamierung und öffentlicher Anprangerung. Als kurdischer oppositioneller Aktivist rufe ich die deutschen Behörden dringend dazu auf, umgehend zu handeln und die notwendigen rechtlichen Schritte gegen diese Person einzuleiten. Zudem erkläre ich hiermit öffentlich, dass ich in Kürze auch rechtliche Schritte gegen Fırat Bulut einleiten werde. BAMF BAMF_Bund Bundesministerium des Innern Bundesministerium für Arbeit und Soziales Auswärtiges Amt RSF European Commission European Centre for Press and Media Freedom GermanForeignOffice #Asylrecht #DigitaleGewalte

10,191 Aufrufe

Videos

mustu_yldz's profile picture

Ahmet Nesin, kendisine yöneltilen “PKK Network’ü dışında Selim Çürükkaya, Zeki Okçuoğlu ve Yektan Türkyılmaz gibi muhalif isimlerle ne zaman yayın yapacaksınız?” sorusuna, “Ben Kürt sorununa ancak kendi bakış açımdan destek olurum; Kürtlerin sorunlarını nasıl çözecekleri ise kendi iç meseleleridir.” şeklinde yanıt vererek, fiilen Kürt siyasal hareketi içerisinde oluşmuş otoriter yapıyı, özellikle içinde bulunulan süreç bakımından meşru temsilci olarak kabul ettiğini ortaya koymaktadır. Konuya eleştirel yaklaştığını iddia eden bir bilim insanının, kolonyal aklın meşru temsilci olarak sunduğu; Kürtlerin yalnızca ulusal haklarını değil, kültürel haklarını dahi talepkâr biçimde savunmayan ve elli yılı aşkın süredir Kürdistan siyasetinde kendi çizgisi dışında hiçbir düşüncenin kurumsallaşmasına imkân tanımayan bir hareketi, tıpkı kolonyal aklın yaptığı gibi meşru temsilci olarak kabul etmesi, bilim insanı kimliği açısından ciddi bir çelişki ve akademik tutarlılık bakımından önemli bir zaafiyettir. Ahmet Nesin gerçekten eleştirel bir perspektiften konuştuğunu, Kürtlerin dostu olduğunu ve onurlu bir barışın savunucusu olduğunu iddia ediyorsa; örgütten ayrılmış ve örgüte dair doğrudan tanıklığa dayanan ciddi iddialar ortaya koyan Selim Çürükkaya gibi bir ismi, geçmişte bizzat Abdullah Öcalan’ın avukatlığını üstlenmiş, dolayısıyla meseleye hem hukuki hem de doğrudan deneyime dayalı bir yakınlıkla bakabilen Zeki Okçuoğlu’nu ve yıllar boyunca PKK çevresiyle sayısız yayın yapmış, bugün dile getirdiği eleştirileri o dönemde de açıkça dillendirmiş olan Yektan Türkyılmaz gibi bir akademisyeni eleştirel duruşun bir gereği olarak ciddiyetle muhatap almalıdır. Bu üç ismin ortak paydası, eleştirilerinin dışarıdan, mesafeli veya spekülatif bir bakışın ürünü olmaması; aksine içeriden gelen tanıklığa, hukuki deneyime veya süreklilik arz eden akademik gözleme dayanmasıdır. Dolayısıyla bu görüşlerin ciddiyetle takip edilip muhatap alınması, eleştirel ve dürüst bir tutumun asgari gereğidir. Aksi halde, “eleştirel” sıfatı yalnızca söylem düzeyinde kalır ve fiilen tek bir sesin dolaşımına izin veren bir seçiciliği gizlemekten öteye geçemez. Bugün dile getirilen itirazlar biçimsel değil, doğrudan siyasal paradigmanın özüne yöneliktir. Muhalif kanadın amacı Kürt ulusal birliğine saldırmak değil; Kürtlerin egemen siyasal aktörlerin tahakkümü altında, “barış” söylemi üzerinden statüsüzleştirilmesine itiraz etmektir. Bu eleştiri, Kürt toplumunun siyasal iradesinin tek merkezde toplanmasına ve çoğulcu siyasal alanın tasfiye edilmesine yöneliktir. Üstelik kolonyal siyasal aklın hedefinde yalnızca Kuzey Kürdistan ve burada yaşayan Kürtler bulunmamaktadır. Diğer Kürdistan parçaları ve bu coğrafyalarda yaşayan Kürtler de aynı siyasal mühendislik anlayışının konusu hâline getirilmiş; Abdullah Öcalan ve PKK üzerinden bölgesel ölçekte bir siyasal dizayn süreci yürütüldüğü yönünde ciddi eleştiriler dile getirilmektedir. Özetle, Ahmet Nesin’in bu tutumu, mevcut siyasi hakim aktörlere yönelen itirazları görünmez kılan, dolayısıyla farkında olsun ya da olmasın, Kürtlere ve Kürdistan’a dair egemen siyasi söylemin yeniden üretilmesine hizmet eden bir pozisyondur. yektan turkyilmaz Ahmet Zeki Okçuoğlu selim curukkaya Ahmet Nesin

Mustafa Yıldız

72,878 Aufrufe • vor 2 Monaten

Yeşil Hortladı, Hedef General Mazlum mu? Saygı Öztürk, bir telefon aldığını ve telefondaki kişinin kendisini “Ben Yeşil” diye tanıttığını köşesinde aktardı. Emre Uslu ise Saygı Öztürk’ün ulusalcı kanadın ‘megafonu’ olduğunu ve ulusalcıların vermek istedikleri mesajları Öztürk üzerinden ilettiğini iddia etti. Peki bu mesaj nedir ve kime yöneliktir? Uslu’nun ortaya koyduğu ihtimallerden biri, ulusalcı derin yapının SDG’nin istenilen çizgiye gelmediğini düşünerek Rojava’da karmaşa yaratma niyetini ima eden bir mesaj vermiş olabileceği yönünde. Ona göre “Yeşil” fenomeni üzerinden, bu yapının Kürtlere yönelik bir gözdağı mesajı üretmiş olma ihtimali bulunuyor. General Mazlum hedefte mi? Saygı Öztürk’ün Yeşil (Mahmut Yıldırım) ile ilgili olduğu iddia edilen telefon görüşmesini paylaşması ve Emre Uslu’nun değerlendirmeleri birlikte ele alındığında, devlet içindeki farklı klikler arasındaki gerilimin arttığı söylenebilir. Yeşil’e atfedilen “Öcalan suikastında ihanete uğradık, biz kimseye ihanet etmedik” ifadesi ile şu anda “Türkiye sınırına yakın Suriye’de güvendiği bir ülkücü arkadaşının yanında olduğu” iddiası, mevcut durumdan rahatsız olan ulusalcı derin kiliğin, Rojava’ya “yakındayız, izliyoruz” tarzında bir mesaj verme isteği olarak yorumlanabilir. Bu çerçevede Mazlum Abdi’nin hedef alınabileceği ve bunun Rojava’daki özerk yapıyı zayıflatma amacı taşıyabileceği ihtimali düşünülebilir. Ulusalcı derin yapının yeniden görünür olduğu iddialarının dolaştığı bu dönemde, tüm olasılıkların dikkate alınarak tedbir alınmasının önemli olduğu düşüncesindeyim. Saygı Öztürk’ün ilgili yazısı: Emre Uslu’nun videosunun tamamı:
1:29

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

mustu_yldz's profile picture

Yeşil Hortladı, Hedef General Mazlum mu? Saygı Öztürk, bir telefon aldığını ve telefondaki kişinin kendisini “Ben Yeşil” diye tanıttığını köşesinde aktardı. Emre Uslu ise Saygı Öztürk’ün ulusalcı kanadın ‘megafonu’ olduğunu ve ulusalcıların vermek istedikleri mesajları Öztürk üzerinden ilettiğini iddia etti. Peki bu mesaj nedir ve kime yöneliktir? Uslu’nun ortaya koyduğu ihtimallerden biri, ulusalcı derin yapının SDG’nin istenilen çizgiye gelmediğini düşünerek Rojava’da karmaşa yaratma niyetini ima eden bir mesaj vermiş olabileceği yönünde. Ona göre “Yeşil” fenomeni üzerinden, bu yapının Kürtlere yönelik bir gözdağı mesajı üretmiş olma ihtimali bulunuyor. General Mazlum hedefte mi? Saygı Öztürk’ün Yeşil (Mahmut Yıldırım) ile ilgili olduğu iddia edilen telefon görüşmesini paylaşması ve Emre Uslu’nun değerlendirmeleri birlikte ele alındığında, devlet içindeki farklı klikler arasındaki gerilimin arttığı söylenebilir. Yeşil’e atfedilen “Öcalan suikastında ihanete uğradık, biz kimseye ihanet etmedik” ifadesi ile şu anda “Türkiye sınırına yakın Suriye’de güvendiği bir ülkücü arkadaşının yanında olduğu” iddiası, mevcut durumdan rahatsız olan ulusalcı derin kiliğin, Rojava’ya “yakındayız, izliyoruz” tarzında bir mesaj verme isteği olarak yorumlanabilir. Bu çerçevede Mazlum Abdi’nin hedef alınabileceği ve bunun Rojava’daki özerk yapıyı zayıflatma amacı taşıyabileceği ihtimali düşünülebilir. Ulusalcı derin yapının yeniden görünür olduğu iddialarının dolaştığı bu dönemde, tüm olasılıkların dikkate alınarak tedbir alınmasının önemli olduğu düşüncesindeyim. Saygı Öztürk’ün ilgili yazısı: Emre Uslu’nun videosunun tamamı:

Mustafa Yıldız

57,533 Aufrufe • vor 9 Monaten

mustu_yldz's profile picture

Prof. Dr. Mehmet Gürses, #Medyascope’ta yayımlanan ‘Öcalan ve muhalifleri: Kültüralist sığlık’ ( başlıklı motivated reasoning makalesinde; Öcalan muhaliflerinin süreci "kültürel hakların eksikliği" üzerinden eleştirip Kürt meselesini sanki yalnızca dil ve kültür haklarından ibaretmiş gibi ele aldıklarını iddia ediyor ve bu yaklaşımı "kültüralist sığlık" olarak nitelendiriyor. Mehmet Bey’e göre ise "Kürt meselesi, özünde tarihsel bir halkın anayasal ve siyasal statüsüyle ilgilidir." Anlaşılan Mehmet Bey, bir dostunun ricasını kırmayarak böyle bir makale kaleme almış. Çünkü eleştirdiği muhalif kesimin ne söylediğinden hiç mi hiç haberdar değil. Birincisi; Mehmet Bey, muhalif kesimin yaklaşımını yanlış okuyor. Öcalan’ın ifadesiyle "Aşırı milliyetçi savruluşun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır" sözlerine yapılan itirazları, muhaliflerin meseleyi indirgemeci bir tutumla "kültüralist taleplerden" ibaret gördüğü şeklinde yorumluyor. Oysa muhalif kesim, bu hakları "evrensel insan hakları standartları" çerçevesinde devletin hiçbir müzakereye konu etmeksizin güvence altına alması gereken temel haklar olarak tanımlıyor. Öcalan’ın bu evrensel hakları bile dillendirmekten kaçınmasını ise "#süreç" adı altında Kürtleri statüsüz bırakma ve Kürt ulusal siyasetini tasfiye etme niyetinin bir tezahürü olarak görüp teşhir ediyor. İkincisi; Mehmet Bey’in "#Öcalan muhalifi" diye tarif ettiği çevrede sürecin başından beri giderek hem sayısal olarak artmaları hem de tırmanan itirazlarının temel nedeni, Rojava sürecinde Öcalan ve PKK’nin oynadığı rol ile nihayetinde Rojava’nın mevcut statüsünün ortadan kalkmasıdır. Sözü uzatmadan, Mehmet Bey’in iddialarının aksine, son günlerde yaptığı tespitler ve muhalif söylemleri nedeniyle özellikle hedef gösterilen akademisyen yektan turkyilmaz’ın "Kürdün meselesi kültürel değildir, Kürdün meselesi siyasidir" vurgusunu içeren videosunu buraya bırakıyor; Mehmet Bey'i sergilediği entelektüel ahlaktan yoksun tutumu nedeniyle utanmaya davet ediyorum. rusen cakir

Mustafa Yıldız

11,450 Aufrufe • vor 1 Monat