Nil Gülsüm's banner
Nil Gülsüm's profile picture

Nil Gülsüm

@nilgulsum16,301 subscribers

Gazeteci

Shorts

Halil Ergün röportajımla ilgili gerekli gördüğüm bir açıklama… Her söz ve ifade bağlamı içinde anlam kazanır. Bu durum sözlü ve yazılı her metin için geçerlidir ve metin çözümlemenin temel kuralı da budur. Değerli sanatçı Halil Ergün ile yaptığımız röportajda Sayın Ergün'ün kullandığı bir ifade ne yazık ki bağlamından kopartılarak sanki kendisi Atatürk'e veya onun tarihi şahsiyetine hücum ediyormuş gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Sayın Halil Ergün ile hem röportaj öncesinde hem de röportaj sırasında birçok konuyu ele aldık, konuştuk. Bütün bu konuşmalar sırasında bırakın hücumu veya eleştiriyi, ulusal değerimiz ve Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik övgüden başka bir söz hiç sarf etmemiştir. Röportajın içinde Halil Ergün’ün “Benim canım Mustafa Kemal’im’ ifadesini kullandığı da röportajın uzun halini Nil Gülsüm YouTube kanalımda izleyenlerin göreceği bir kesittir. Bağlamından kopartılıp sanki Atatürk'e veya Atatürkçülüğe eleştiriymiş gibi yansıtılan sözünde Halil Ergün, 12 Eylül cuntasını ve bu cuntanın icraatlarını eleştirmektedir. Bu eleştiriden sonra da sadece bir değini olarak Türkiye'de bazı yanlışların, bazı haltların Atatürkçülük adına yapıldığını söylemektedir. Halil Ergün'ün 12 Eylül darbecilerinin kendilerini ve yaptıkları bütün olumsuz işleri Atatürk'le meşrulaştırmaya çalışmalarına yönelik eleştirisi Atatürk'ün şahsına eleştiri gibi yansıtılamaz. Gazetecilik etiği açısından bu açıklamayı yapmayı gerekli görüyorum. Nitekim 12 Eylül sonrasında çok sayıda aydın ve düşünür, bu darbeyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adının yan yana getirilemeyeceğini defalarca dile getirmiş; 12 Eylül yönetiminin Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü kendi antidemokratik uygulamalarına meşruiyet kazandırmak amacıyla istismar ettiğini savunmuştur. Bu tartışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri de, Cumhuriyet gazetesinin başyazarı Nadir Nadi’nin 1981 yılında yayımladığı Ben Atatürkçü Değilim adlı kitabıdır. Nadi, bu eserinde Atatürk’e karşı bir tavır almak amacıyla değil, 12 Eylül yönetiminin resmî ideoloji olarak sunduğu Atatürkçülük anlayışıyla arasına mesafe koymak ve bu anlayışa yönelik eleştirilerini dile getirmek amacıyla bu başlığı tercih etmiştir. Son söz olarak şunu belirtmeye mecburum. Halil Ergün sanat hayatını, ortaya koyduğu eserleri, görüşlerini yakından takip ettiğim bir sanatçıdır ve bu sebeple kendisiyle röportaj yaptım. Halil Ergün'ün olaylara gündelik politik kaygılarla değil, daha derinlikte ve entelektüel bir bakış açısıyla yaklaştığını gördüm. Röportajda da tanık olunacağı üzere Halil Ergün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bırakın eleştiriyi, canım Gazi Mustafa Kemal diyecek kadar sevgiyle sahiplenmektedir. Şahsi tanıklığım ve gazetecilik ahlakım bunları beyan etmemi sorumlu kılmaktadır.

Halil Ergün röportajımla ilgili gerekli gördüğüm bir açıklama… Her söz ve ifade bağlamı içinde anlam kazanır. Bu durum sözlü ve yazılı her metin için geçerlidir ve metin çözümlemenin temel kuralı da budur. Değerli sanatçı Halil Ergün ile yaptığımız röportajda Sayın Ergün'ün kullandığı bir ifade ne yazık ki bağlamından kopartılarak sanki kendisi Atatürk'e veya onun tarihi şahsiyetine hücum ediyormuş gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Sayın Halil Ergün ile hem röportaj öncesinde hem de röportaj sırasında birçok konuyu ele aldık, konuştuk. Bütün bu konuşmalar sırasında bırakın hücumu veya eleştiriyi, ulusal değerimiz ve Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik övgüden başka bir söz hiç sarf etmemiştir. Röportajın içinde Halil Ergün’ün “Benim canım Mustafa Kemal’im’ ifadesini kullandığı da röportajın uzun halini Nil Gülsüm YouTube kanalımda izleyenlerin göreceği bir kesittir. Bağlamından kopartılıp sanki Atatürk'e veya Atatürkçülüğe eleştiriymiş gibi yansıtılan sözünde Halil Ergün, 12 Eylül cuntasını ve bu cuntanın icraatlarını eleştirmektedir. Bu eleştiriden sonra da sadece bir değini olarak Türkiye'de bazı yanlışların, bazı haltların Atatürkçülük adına yapıldığını söylemektedir. Halil Ergün'ün 12 Eylül darbecilerinin kendilerini ve yaptıkları bütün olumsuz işleri Atatürk'le meşrulaştırmaya çalışmalarına yönelik eleştirisi Atatürk'ün şahsına eleştiri gibi yansıtılamaz. Gazetecilik etiği açısından bu açıklamayı yapmayı gerekli görüyorum. Nitekim 12 Eylül sonrasında çok sayıda aydın ve düşünür, bu darbeyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adının yan yana getirilemeyeceğini defalarca dile getirmiş; 12 Eylül yönetiminin Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü kendi antidemokratik uygulamalarına meşruiyet kazandırmak amacıyla istismar ettiğini savunmuştur. Bu tartışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri de, Cumhuriyet gazetesinin başyazarı Nadir Nadi’nin 1981 yılında yayımladığı Ben Atatürkçü Değilim adlı kitabıdır. Nadi, bu eserinde Atatürk’e karşı bir tavır almak amacıyla değil, 12 Eylül yönetiminin resmî ideoloji olarak sunduğu Atatürkçülük anlayışıyla arasına mesafe koymak ve bu anlayışa yönelik eleştirilerini dile getirmek amacıyla bu başlığı tercih etmiştir. Son söz olarak şunu belirtmeye mecburum. Halil Ergün sanat hayatını, ortaya koyduğu eserleri, görüşlerini yakından takip ettiğim bir sanatçıdır ve bu sebeple kendisiyle röportaj yaptım. Halil Ergün'ün olaylara gündelik politik kaygılarla değil, daha derinlikte ve entelektüel bir bakış açısıyla yaklaştığını gördüm. Röportajda da tanık olunacağı üzere Halil Ergün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bırakın eleştiriyi, canım Gazi Mustafa Kemal diyecek kadar sevgiyle sahiplenmektedir. Şahsi tanıklığım ve gazetecilik ahlakım bunları beyan etmemi sorumlu kılmaktadır.

10,710 просмотров

Videos

nilgulsum's profile picture

ERDOĞAN SONRASINDAN BAHSETMEK SAYGISIZLIK! HERKESİN BİR FİKRİ VAR DA ERDOĞAN’IN NEDEN OLMASIN? Prof.Dr. Mustafa Şentop: 🔺 Sayın Cumhurbaşkanımız görevde. 🔺 Anayasada böyle bir imkan var. Adaylık imkanı var. 🔺 Böyle bir durumda başka şeylerin konuşulmasını doğru bulmuyorum. 🔺 Şu dönem sonrası vesaire gibi tartışmalar şu anda gereksiz tartışmalar. 🔺 Bizim kendi iç etiğimiz siyasi hareketin iç etiği bakımından da doğru olmayan tartışmalar. 🔺 Bir toplantıda dedim ki; Burada olan herkesin bir görüşü var bu konulara dair geleceğe yönelik. 🔺 Peki bu konuda bir görüş sahibi olma hakkı öncelikle kime ait olabilir düşünsek bu işin içinde olan kişiye kişilere ait olması lazım. 🔺 Cumhurbaşkanımızın da bu konuda bir görüşünün olması gayet tabii değil midir? 🔺 Dolayısıyla herkese tanınan bu görüş, bir karar, bir kanaat hakkı onun da mevcut olması evveliyatla olması lazım. 🔺 Bu işin başından beri geçmişini bilen, bugününü bilen, geleceğini düşünen bir insan olarak, çilesini çeken bir insan olarak olmalıdır. 🔺 Dolayısıyla hiç kimse bunu bir garip karşılamamalı. 🔺 Ama bu tartışmayı ben şu an itibariyle bu şartlarda yanlış bir tartışma olarak görüyorum. 🔺 Anayasal olarak seçilme imkanı vardır. 🔺 Hukuken bir engel yok. 🔺 Kendisi de görevinin başındadır ve bu görevi bir dönem daha sürdürebilecek imkan anayasada zaten mevcuttur. 🔺 Dolayısıyla diğer tartışmanın hepsi abesle, iştigal, biraz da saygısızlık olarak görüyorum. Röportajın tamamı Nil Gülsüm YouTube kanalımda…. Mustafa Şentop

Nil Gülsüm

41,985 просмотров • 16 дней назад