
Shorts
Videos

Yine uzunca yazacağım ama bence önemli. Tek bir haber ile zorba olanla mağdur olanın nasıl yer değiştirebildiğine şöyle bir bakalım: Show tv’nin “Çalışanlar kafeye el koydu” haberine denk gelenler vardır. Haberde Beşiktaş’ta bir kafesi olduğunu, öğrenci oldukları için iş verdiği kişilerin kafesini işgal ettiğini söyleyen Ayşen hanım, “Kendi dükkanıma adım atamıyorum” diyordu. Ancak bunu da kafede, sözde kafeye çöken çalışanı Lalin ve müşterilerin yanında söylüyordu (girilebiliyormuş demek). Haberde bir gariplik olduğu belliydi. Sanki kafenin sahibi garson olarak birilerini işe almış da bu garsonlar daha sonra kafe sahibinden anahtarı çalıp kafe sahibini de dövüp kafeye çökmüşler gibi bir anlatımı vardı haberin. “Çalışanlar kafeye çöktü” gibi seksi bir başlıkla da verildi mi mis gibi izlenir/tıklanır. Öyle de oldu. Paldır küldür gittikleri kafede muhabir tüm bu suçlamaları yönelttikleri kişinin ağzına ağzına mikrofonu sokuyordu. Soran olursa “cevap hakkı verdik, kullanmadı” demek için herhalde. Neye uğradığını şaşıran kadın bir kira sözleşmesi gösteriyor, Ayşen hanım “bitti bitti o sözleşme” diyor ama muhabir arkadaş da hiç sorgulamıyor, “Bunlar sizin çalışanınız değil miydi, kira sözleşmesi ne alaka” demiyor. Öte yandan işletmeciyi tacize varan bir şekilde darlayan, yani cevap hakkı için yanıp tutuşan muhabir arkadaş, işletmeci tarafından Ayşen hanıma gönderilen kira/fatura bedellerini de merak etmiyor. Kendisine gönderilen dekontlara haberde yer vermiyor. Haberi gördükten sonra kafenin işletmecisini takibe aldım, hatrı sayılır da bir kitlesi var. Dün de aşağıdaki açıklamayı yapmış; kafeye el koymadıklarını, atıl durumdaki bu kafeyi kiraladıklarını, emek verdiklerini, emekleri karşılığında cirosunun arttığını ve ardından kafeyi kendilerine kiralayan Ayşen hanımın onları farklı yollarla zorbaladığını anlatmış. Burası çok önemli. Kilit değiştirme, “Hazır müşterisi marka değeri olan kafemiz” diyerek kafeyi ilana koymak bu zorbalıkların bir kısmı. Hikaye “mala çökme” hikayesinden çıktı nasıl “emeğe çökme” hikayesine dönüştü değil mi? İnsan okuduğunu, izlediğini bir süzgeçten geçirmediğinde nasıl emeğe düşman kesilip sömürene de sempati duyuyor. “Gazetecilik, habercilik sizin şımarık taleplerinizi oldurmak; canınızın istediğini rezil etmek, cezalandırmak için yok” demeyi çok isterdim ama maalesef bu meslek artık bunun için var. Sapla samanı ayırmak size kalmış.
Büşra Cebeci44,362 просмотров • 5 месяцев назад

Bahsi geçen anne. Annenin isteği üzerine açtık kameralarımızı, yoksa çekmeyecektik.
Büşra Cebeci96,717 просмотров • 3 лет назад

Bu günlerdir tartıştığımız 400’ü aşkın akademisyenin her biri 15-20 yılık hocalar. Sanık Ayhan Ateş ifadesinde toplam 400 kişiden bahsetmiyor, 2006-2010 yılları arasında yapılan bir usulsüzlüğü anlatırken bu rakamı veriyor. Buna göre iyi dil bilen bir ‘joker eleman’, akademisyen adayları yerine yabancı dil sınavına giriyor ve sınavları başarıyla geçmesiyle birlikte de bu kişiler akademide yükseliyor, doçent veya profesör unvanı alıyor, üniversitelere yerleşiyorlar. Yani bu rakam, belli bir zaman aralığında, tek bir usulsüzlük yöntemiyle akademide yer alanlar sadece. Tüm usulsüzlüğün toplamı değil.
Büşra Cebeci24,779 просмотров • 10 месяцев назад
Больше нет контента для загрузки
