Selva Demiralp's banner
Selva Demiralp's profile picture

Selva Demiralp

@SelvaDemiralp206,182 subscribers

Professor of Economics, Koc University. Former Economist at the Federal Reserve Board.

Shorts

Enflasyonla mücadeleyi neden başaramıyoruz? Birincil sorumluluk Merkez Bankası'nda elbette. Merkez Bankası'nın ise kredibilitesi zayıf. Bu sebeple 2023 yılında dezenflasyon politikasının başında iddia edildiği gibi "büyümeden feragat etmeden enflasyonu düşürme" gibi bir lüksümüz yok. Zira TCMB'nin verdiği hedefler hanehalkı, reel sektör ve piyasa nezdinde inandırıcı bulunmuyor, dikkate alınmıyor. Neden? Çünkü koyulan hedefler tutmuyor. Koyulan hedefler neden tutmuyor? Çünkü enflasyonla mücadele için gerekli olan kapsamlı bir kalkınma programı olmayınca, yapısal sorunları düzeltecek somut adımlar atılmayınca ve görev sadece TCMB'ye kalınca ekonomiyi yavaşlatmak (yani çıktı açığını daha negatif seviyelere getirmek) dışında bir alternatif kalmıyor. Lakin orada da her üç ayda bir TCMB'nin önceki çeyrekte verdiği plana uyamadığını ve çıktı açığını sürekli yukarı yönlü revize ettiğini görüyoruz. Yani TCMB de kendi koyduğu patikaya sadık kalamıyor. O zaman da kredibilite kaybediyor. Asistanım Berke Özlemiş ile yapay zeka yardımı ile Enflasyon Raporlarındaki çıktı açığı grafiklerini derlemesinden oluşturduğumuz kısa film durumu net bir şekilde gösteriyor:

Enflasyonla mücadeleyi neden başaramıyoruz? Birincil sorumluluk Merkez Bankası'nda elbette. Merkez Bankası'nın ise kredibilitesi zayıf. Bu sebeple 2023 yılında dezenflasyon politikasının başında iddia edildiği gibi "büyümeden feragat etmeden enflasyonu düşürme" gibi bir lüksümüz yok. Zira TCMB'nin verdiği hedefler hanehalkı, reel sektör ve piyasa nezdinde inandırıcı bulunmuyor, dikkate alınmıyor. Neden? Çünkü koyulan hedefler tutmuyor. Koyulan hedefler neden tutmuyor? Çünkü enflasyonla mücadele için gerekli olan kapsamlı bir kalkınma programı olmayınca, yapısal sorunları düzeltecek somut adımlar atılmayınca ve görev sadece TCMB'ye kalınca ekonomiyi yavaşlatmak (yani çıktı açığını daha negatif seviyelere getirmek) dışında bir alternatif kalmıyor. Lakin orada da her üç ayda bir TCMB'nin önceki çeyrekte verdiği plana uyamadığını ve çıktı açığını sürekli yukarı yönlü revize ettiğini görüyoruz. Yani TCMB de kendi koyduğu patikaya sadık kalamıyor. O zaman da kredibilite kaybediyor. Asistanım Berke Özlemiş ile yapay zeka yardımı ile Enflasyon Raporlarındaki çıktı açığı grafiklerini derlemesinden oluşturduğumuz kısa film durumu net bir şekilde gösteriyor:

55,588 Aufrufe

Videos

SelvaDemiralp's profile picture

"Üretmeden Büyüdük" kavramı neden yanlıştır? "Büyüme" ya da GSYH artış oranı zaten üretim miktarındaki artışı gösterir. Büyüme varsa üretim vardır, büyüme yoksa üretim yoktur. Yani "üretmeden büyümek" oksimorondur. Büyümeyi "harcamalar yöntemi" ile de ölçseniz, "üretim yöntemi" ile de ölçseniz aynı sonuca varırsınız. Harcama yöntemi ile GSYH dört bileşenden oluşur: Hanehalkı tüketim harcamaları (C), Yatırım harcamaları (I), Kamu harcamaları (G), Net İhracat, yani İhracat (X) eksi İthalat (M). Buradan iktisat öğrencilerinin çok aşina olduğu denklem elde edilir: Y = C + I + G + (X − M) Şimdi hanehalkı tüketimi ile üretim arasındaki ilişkiyi görmek için iki uç senaryo düşünelim. Örneği kolaylaştırmak için Yatırım = Kamu Harcamaları = İhracat = 0 olsun. 1) Hanehalkı tüketim harcamaları 1 birim artsın ama tamamı ithal edilmiş olsun: GSYH değişimi= 1 − 1 = 0. Bu senaryoda harcamaların tamamı ithal edildiği için o ülkede üretim yoktur. Tüketim vardır ama üretim yoktur; büyüme de yoktur. Dolayısıyla "üretmeden büyüdük" başlığı atılamaz, ancak "tükettik ama üretmedik" başlığı bu uç senaryo için geçerlidir. 2) Hanehalkı tüketim harcamaları 1 birim artsın ve tamamen içeride üretilmiş olsun, yani ithalat 0 olsun: GSYH değişimi= 1. Bu senaryoda harcamaların tamamı içeride üretilmiş, büyümenin kaynağı hanehalkının tükettiği mal ve hizmetlerin üretimidir. Büyüme vardır, üretim vardır; "üretmeden büyüdük" başlığı yine atılamaz. Şimdi teoriyi pratiğe uygulayalım. 2026 birinci çeyrek verisi yıllık olarak değerlendirildiğinde %2,5 büyüme gerçekleşmiş, hanehalkı tüketim harcamalarının bu büyümeye katkısı %3,4 olmuştur. Büyüme vardır, dolayısıyla üretim vardır ve içeride üretilen tüketim malları da bu büyümeye katkı sağlamıştır. Yıllık rakamlara bakarak "üretmeden büyüdük" ya da "tükettik ama üretmedik" başlıklarını atmak mümkün değildir. Bununla birlikte, büyümenin kompozisyonu ayrı bir tartışma konusudur. Tüketim kaynaklı büyümenin ithalata olan bağımlılığı, cari açık ve sürdürülebilirlik açısından sorgulanabilir; bu meşru bir ekonomi politikası tartışmasıdır. Doğru soru "büyüdük mü?" değil, "büyümenin yapısı ne kadar sağlıklı?" olmalıdır. Bir önceki çeyreğe göre yapılan değerlendirme ise sıfıra yakın bir çeyreklik büyümeye işaret etmektedir. Yıllık rakamlar olumlu görünse de momentum kaybı dikkat çekmektedir; bu da büyümenin kalitesine ilişkin soruları daha da anlamlı kılmaktadır.

Selva Demiralp

53,722 Aufrufe • vor 3 Monaten