
SERKAN YILDIZ
@serkan80yildiz • 63,566 subscribers
İstihbarat Bilimi - Disiplini - Pratiği ⋆ Taktik / Harekat Operasyonları ⋆ Uluslararası İlişkiler ⋆ Akademik ve Stratejik Analiz
Shorts
Videos

27 araç yakalandı ama dosyadaki işlem hacmi 1.18 Milyar TL. Bakkal hesabı yaparsan araç başı 43 Milyon TL düşer. İmkansız mı? Hayır, bu bir "Köpürtme" operasyonu. Araçların "Metal Banknot"a dönüştüğü, bankaların uyuduğu ve mafyanın yönettiği o karanlık sistemi açıyorum. 🧵
SERKAN YILDIZ912,133 Aufrufe • vor 5 Monaten

🔎Altay Cem Meriç’in "İstihbarat Ağı" dediği yapının gerçeğim anatomisi ve "görünmezlik" kuralı nedir? 🔎"Beşinci Kol Faaliyetleri" nedir? Ne değildir? 🔎Bir istihbarat servisi, binbir emekle yerleştirdiği ajanının "Viral" olmasını ister mi? Asla. 🔎Sosyal medya gürültüsünü "casusluk" sanmak, istihbarat dünyasının en büyük amatörlüğüdür. 🔎Altay Cem Meriç'nin analizindeki ölümcül hatayı ve "gerçek" yıkıcı unsurun neden asla tweet atmadığını anlatıyorum. 👇Başlıyoruz
SERKAN YILDIZ369,855 Aufrufe • vor 4 Monaten

❓Herkes "yakalamayı" konuşuyor ama kimse "avın" nasıl işaretlendiğini görmüyor. 19 Aralık 2025... Yasir Gülen’in Ümraniye’deki o sözde "güvenli" evden çıkarılması, sıradan bir polis baskını değildir. ℹ️Bu, sahadaki insan istihbaratı ile sinyal takibinin kusursuz dansıdır; buna "Operasyonel Füzyon" denir. Hedef, "Altın Çember" dediğimiz o elit aile yapısının dokunulmazlığına güvendi. En büyük hatası neydi biliyor musunuz? 🔴İstanbul gibi "Gözetim Yoğunluğu"nun dünyada en yüksek olduğu bir metropolde, hareketsiz kalarak görünmez olacağını sandı. Oysa modern avcılıkta, İstihbarat Şube hedefi değil, alanı tarar. Ümraniye’deki binlerce konut arasından "sessiz evleri" filtrelediler. Hareketsizlik, dijital dünyada en büyük gürültüyü koparır. Peki, neden Ümraniye seçilmişti? Coğrafya bazen kaderdir, bazen de kafes... Operasyonun analizine başlıyoruz👇
SERKAN YILDIZ295,845 Aufrufe • vor 5 Monaten

Kamuoyu, Akın Gürlek’in Lüksemburg maaşını tartışıyor. Tamamen yanlış yere bakıyorsunuz. Asıl bakılması gereken yer ne yazık ki orası değil! Asıl görmeniz gerekenler bunlar değil! Şimdi sizlere bambaşka bir pencere açacağım ve sonra tekrar bakın! Başlıyoruz👇
SERKAN YILDIZ365,005 Aufrufe • vor 7 Monaten

🇮🇱"Kahrolsun İsrail"demekle İsrail'e bir şey olmuyor #GazzeÇağrısı yada #Gazze için köprünün üstünde-altında yürümekle de olmaz 📌Ben size nasıl olacağını anlatayım! ‼️Bilenler biliyor zaten amacım bilmeyenlerde değil! Bilenlere;bizlerinde BİLDİĞİNİ göstermek! Yemiyoruz artık
SERKAN YILDIZ123,626 Aufrufe • vor 5 Monaten

Hakan Fidan'ın dün gece katıldığı programdaki beyanlarını "İstihbarat Bilimi ve Teorisi" temelinde analiz edelim.👇 Eski dünyada, soğuk koridorlarda öğrendiğimiz ilk kural şuydu: Gerçek niyetler, basın bildirilerinde değil, satır aralarındaki sessizlikte gizlidir. 🔴13 Aralık... Hakan Fidan’ın çıkışı, kravatlı bir diplomatın rutin uyarısı değil, doktrinel bir "Zorlayıcı Diplomasi" ilanıydı. 🔴İstihbarat terminolojisinde buna "Kinetic Signaling" denir. Karşı tarafa, diplomatik çözümün bittiği nokta ile askeri müdahalenin başlayacağı koordinat arasındaki o dar, ölümcül koridoru göstermektir bu. Masadaki dosya kapandı, sahadaki pim çekildi. Peki, Ankara neden şimdi bu frekansa geçti? Çünkü duyulan ses sadece bir uyarı değil, yaklaşan fırtınanın ayak sesi... Başlıyoruz👇
SERKAN YILDIZ124,542 Aufrufe • vor 5 Monaten

🇩🇪Ocak 2026: Almanya’daki PYD/SDG eylemleri... 🔴Bu sıradan bir protesto değil; termal kameraları aşan Mylar battaniyeler ve 256-bit şifreli mesajlarla yönetilen profesyonel bir işgaldi. 🔴Stuttgart’ta 20 kişi beklenirken sahaya 2.000 "birim" indi. 🔴Monero ile fonlanan, seramik bıçaklı ve Bluetooth ağlı bu yeni nesil operasyon Avrupa'nın güvenlik mimarisini nasıl kağıt gibi büktü? 🔴Polisin sinyal kesicilerini nasıl bir oyuncak gibi devre dışı bıraktılar? 🔴X-ray’den geçen silahlar ve 5G ağlarını hedef alan siber-fiziksel sabotajlar... Almanya’daki olaylar bir eylem değil, profesyonel bir "Tag X" provasıydı. 👇Analiz başlıyor👇
SERKAN YILDIZ91,716 Aufrufe • vor 4 Monaten

🛡️"Çelik Kubbe" bir halkla ilişkiler zaferi değil, stratejik bir kumardır. 🛡️Manşetlerdeki "aşılamaz kalkan" retoriğini unutun. 🛡️Asıl mesele, birbirine yabancı 47 ayrı sistemin aynı dilde konuşmaya zorlandığı, henüz kabloları tam bağlanmamış bir "Sistemlerin Sistemi" mimarisidir. 👇Dosyayı açalım.
SERKAN YILDIZ117,862 Aufrufe • vor 6 Monaten

MATEMATİK YALAN SÖYLEMEZ, SİZ SÖYLÜYORSUNUZ: "GÖRELİM, ÖLELİM" Hafta sonu CHP’nin 39. Olağan Kurultayı’nı takip ediyorum. Çoğu kimsenin "yine vaatler havada uçuşuyor" diye burun kıvırdığı, aslında Türkiye’nin tek çıkış bileti olabilecek bir metin geçti elime. Hemen "Yine CHP sözcülüğüne soyundu" demeyin. Bildiğim tek bir şey vardır, aptallığa tahammül edemem. İster sağdan gelsin ister soldan; mantıksızlığa, basiretsizliğe alerjim var. Ama ortada bir matematik varsa, orada durur şapkamı çıkarırım. Kurultaydan çıkan kararlara baktım. Listeyi önüme koydum, tek tek okudum. Diyorlar ki; Sağlık hizmeti eşit, nitelikli ve tamamen ücretsiz olacak. (İlaçta katkı payı kalkacak.) Eğitim laik ve ücretsiz olacak. (Öğrenciye bir öğün yemek, temiz su bizden.) Asgari ücret siyasi sadaka olmaktan çıkacak. (Refah endeksli olacak.) Kanal İstanbul denen ucube yapılmayacak. (Liman ve tersane yapılacak, üretim odaklı.) YÖK tarihe karışacak. (Üniversite özgürleşecek.) Köy okulları açılacak, taşımalı eğitim garabeti bitecek. Tarım yeniden ayağa kaldırılacak. (Gelecek toprakta aranacak.) Kamu ihaleleri şeffaf olacak. (Karanlık odalarda pazarlık yok.) Liste uzayıp gidiyor. Taşeron bitecek, elektrik iletimi kamuda kalacak, Cumhuriyet yurtları yapılacak... Şimdi, bu listeyi okuyan "yetmez ama evet"çi takımıyla, 23 yıldır ülkenin iliğini kemiğini sömüren iktidar el ele verip aynı soruyu soruyor: "Peki ama NASIL?" Dudak büküyorlar. "Kaynak nerede kardeşim?" diyorlar. "Bu popülizmdir" diyorlar. Efendiler, aslında çok basit... Bunu anlamak için Nobel ödüllü iktisatçı olmaya, MIT'de ders vermeye gerek yok. Bakkal hesabı bilen, biraz da vicdanı olan herkes anlar. Siz bu vaatleri nasıl yapacaksınız biliyor musunuz? 1. Tercih Değiştirerek: Kanal İstanbul gibi rant projelerine gömeceğiniz milyar dolarları, toprağa değil, o toprağı işleyen çiftçiye ve limanlara yatırarak. Beton yenmez efendiler! Ama buğday yenir. Yeni liman, ihracat demektir. Kanal İstanbul ise Katarlılara arsa satmak demektir. Denklem bu kadar basit. 2. Musluğu Keserek: "Nasıl?" diye soruyorsunuz ya... Yandaş müteahhitlere döviz bazında verdiğiniz "geçiş garantileri", "hasta garantileri" var ya... Hani geçmediğimiz köprüye, yatmadığımız hastaneye ödediğimiz milyarlar. İşte o hortumu kestiğiniz an, her öğrenciye bir öğün değil, üç öğün yemek, her mahalleye bir değil, iki kreş yaparsınız. Para yok değil, para çalınıyor! 3. Bilimle: YÖK’ü kaldırmak para gerektirmez, vizyon gerektirir. Üniversiteyi özgür bırakırsanız, oradan bilim çıkar, teknoloji çıkar, katma değer çıkar. Askeri liseleri açmak maliyet değildir, ulusal güvenlik sigortasıdır. Afetlerde TSK’yı sahaya sürmek, binlerce canı kurtarır. Bir canın bedeli nedir sizin gözünüzde? 4. Şeffaflıkla: İhaleleri şeffaf yaptığınızda, maliyetler otomatikman yüzde 30-40 düşer. "Çalmazsanız", o para asgari ücretliye de yeter, emekliye de yeter. Matematik yalan söylemez. Termodinamik yasası gibidir bu; enerji yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Türkiye'nin parası da yok olmuyor, sadece birilerinin cebine "şekil değiştirerek" giriyor. CHP diyor ki; "Biz bu enerji akışını halka çevireceğiz." Şimdi dönüyorum 23 yıldır bu ülkeyi yöneten, yönettiğini sanan ama aslında sadece bir "şirket" gibi işleten iktidar partisine. Çıkmışlar, pişkin pişkin soruyorlar: "Bunları nasıl yapacaksınız?" Siz 23 yıldır iktidardasınız. 23 yıl! Çeyrek asır eder. Bir çocuk doğdu, üniversiteyi bitirdi, işsiz kaldı sizin döneminizde. Ve siz hala, bir devletin vatandaşına ücretsiz sağlık hizmeti, temiz su, sıcak yemek vermesinin "nasıl" olacağını öğrenemediniz mi? Eğer 23 yıldır "Bunu nasıl yaparız?" sorusunun cevabını bulamadıysanız, o koltuklarda niye oturuyorsunuz? Yok eğer biliyorsunuz da yapmıyorsanız, bu halka ihanet ediyorsunuz demektir. Halk bunu gördü efendiler. Ankara kulislerinde fısıltılar artık çığlığa dönüştü. Sizin o "yenilmezlik" zırhınız paslandı, dökülüyor. Bizde bir laf vardır. Hani böyle haybeye atıp tutanlara, icraat yapmadan devamlı gürleyenlere, her seçimde "uçacağız, kaçacağız" deyip milleti uçuruma sürükleyenlere denir; "Görelim, ölelim" diye. Yani, "Yap da görelim, şaşırıp ölelim." Ama siz o hakkınızı kaybettiniz. 23 yıldır gördüğümüz bir şey yok ama siz her seçimde inatla bizim ölmemizi, sürünmemizi istiyorsunuz. Hayır efendiler, bu sefer matematik masaya yumruğunu vurdu. Bu sefer halk, o listeyi önüne koyanlara, CHP'ye diyecek ki; "Sizi bir görelim... Gerekirse sonra ölelim." Ama korkarım ki o gün geldiğinde, siyaset sahnesinden silinip giden, yani siyaseten "ölen" sadece sizin o kibriniz olacak. Hazır mısınız? Çünkü bilim ve mantık, kapıyı çalmadan gelir.
SERKAN YILDIZ101,988 Aufrufe • vor 6 Monaten

Türk istihbaratı Suriye'nin caddesini, sokağını çalıştı. Peki ama neden? 🔴ABD ve İsrail gölgesinde büyüyen tehlike: 4 yeni savunma hattı ve Barzani'nin "cin şişeden çıktı" hamlesi. 🔴Devletin "stratejik sabrı" ne zaman bitecek? 👇Masadaki istihbarat raporlarıyla son durum.
SERKAN YILDIZ94,480 Aufrufe • vor 5 Monaten

Sırrı Sakık'ın dünkü açıklamalarını samimi bulan varsa bir şey diyemem. Ancak ben yemedim. 🔴O açıklamaları "İstihbarat" açısından analiz edelim. ⁉️Gerçekte ne demek istedi, neden dedi, nasıl dedi ve en önemlisi neden şimdi dedi? Bu soruları cevaplayalım... 👇Başlıyoruz
SERKAN YILDIZ81,166 Aufrufe • vor 5 Monaten

📌İstihbarat dünyasında bir kural vardır: "Eğer bir tehdit masaya konmuşsa, o tehdit artık bir olasılık değil, bir zamanlama meselesidir." 📌Özgür Karabat olayı, siyasi bir polemik değil, Türkiye'nin terörle mücadele protokollerindeki "Kategorizasyon Hatası"nın kanıtıdır. 📌Sahadaki verilere ve operasyonel mantığa odaklanın. 👇İşte IŞİD'in Horasan yapılanmasının teknik analizi ve bürokratik körlüğün anatomisi.
SERKAN YILDIZ60,408 Aufrufe • vor 5 Monaten

Karayılan kimi tehdit ediyor sanıyorsunuz? Aptal olmayın! Bakıyorum da herkes bir heyecan içinde. Manşetlerde Murat Karayılan denilen teröristin sözleri. Neymiş efendim? PKK elebaşı, CHP’yi tehdit etmiş. “CHP hata yaptı, Apo’nun sürecine destek vermedi, bunun bedelini öder” minvalinde zırvalamış. Sosyal medyada bir bayram havası... İktidar kanadı “Gördünüz mü, terör örgütü bile CHP’den şikayetçi” diye seviniyor; muhalif kanat ise “Bakın, biz Kandil’le araya mesafe koyduk, işte ispatı” diye göbek atıyor. Yahu siz gerçekten bu kadar saf mısınız?Yoksa numara mı yapıyorsunuz? Bunu anlamak için siyaset bilimci olmaya gerek yok, ortalama bir zeka yeterli ama maalesef ülkede o bile karaborsada. Gelin size işin aslını, o perdenin arkasında dönen dolabı bir anlatayım. Biyolojiden Siyasete: Simbiyotik Yaşam Biyolojide "simbiyotik yaşam" diye bir kavram vardır. İki farklı organizma, hayatta kalmak için birbirine muhtaçtır. Biri ölürse, diğeri de besinsiz kalır. Türkiye siyaseti yıllardır bu biyolojik yasa ile yönetiliyor. Bir tarafta "beka sorunu" diyerek koltuğunu koruyan bir iktidar bloğu... Diğer tarafta varlığını "çatışma ortamına" ve "devletin sertliğine" borçlu olan bir parti ve onun terör örgütü. Net iddia ediyorum; CHP, son dönemde ilk defa, ama gerçekten ilk defa "akıllı" bir iş yaptı. Halkın nabzını tuttu. "Ben bu kayıkçı kavgasına girmiyorum" dedi. İktidarın "Anayasa değişikliği" ve "Apo'yu Meclis'e getirme" oltasına gelmedi. Halkın gerçek gündemi olan yoksulluğa, sefalete odaklandı. Ve ne oldu biliyor musunuz? Sistem kilitlendi. Çünkü CHP, o denklemin dışına çıktığı an, hem Kandil'in hem de Ankara'daki şahinlerin elindeki oyuncak alındı. Karayılan Neden Şimdi Konuşuyor? Murat Karayılan aptal bir adam değil. Cani olabilir, katil olabilir ama 40 yıldır o dağda hayatta kalmayı başarmış bir organizasyonel zekaya sahip. Karayılan'ın CHP'yi tehdit etmesi, CHP'nin "yanlış" yaptığını değil, Kandil için "ölümcül" derecede doğru bir şey yaptığını gösterir. CHP; DEM çizgisine, yani Kandil'in ipoteğindeki siyasete teslim olmadığı an, PKK'nın Türkiye siyasetindeki manivelası kırılıyor. PKK, marjinalleşiyor. Sadece bir "güvenlik sorunu"na indirgeniyor. Siyasi bir aktör olma vasfını yitiriyor. Kandil'in karın ağrısı budur! Karayılan "Zarar görürler" derken, aslında CHP'ye değil, kendi örgütüne ve o örgütün varlığından beslenen siyasi statükoya verilecek zarardan bahsediyor. Tiyatro Bitti mi? Halk aylardır CHP’ye sahip çıkıyor dediniz ya... İşte bütün mesele bu. Türk halkı, Kürt'üyle Türk'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle ilk defa bu "terör parantezinden" bıkmış durumda. Millet ekmek derdinde, bunlar Apo derdinde. CHP bunu gördü. Ve o mayınlı tarlaya girmedi. Karayılan'ın sesi, işte o mayınlı tarlaya girmeyenlerin yarattığı sessizlikten duyulan rahatsızlığın sesidir. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bir terör örgütü elebaşı, ana muhalefet partisini tehdit ederken, devletin o "yerli ve milli" yetkilileri neden bıyık altından gülüyor? Neden kimse çıkıp "Sen kimsin de Türkiye'nin kurucu partisine ayar veriyorsun?" demiyor? Yoksa Karayılan'ın bu çıkışı, Ankara'da birilerinin de işine mi geliyor? Görünen o ki, CHP'nin "normalleşmesi" ve halkın gündemine dönmesi, sadece Kandil'in değil, Ankara'daki bazı koltuk sahiplerinin de uykularını kaçırıyor. Birde aklıma takılan bir şey var; Karayılan'ın o videodaki yaptığı lakırtı metnini Kandil kendi mi yazdı, yoksa o metin Kandil'e faksla mı gönderildi? Bir bilen cevaplarsa sevinirim... Hepimiz seviniriz!
SERKAN YILDIZ63,938 Aufrufe • vor 6 Monaten
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Diyorlar ki, 16'sında bir çocuk. "Çocuk" değil. Büyüyemeden çürüyenlere çocuk denmez. İzmir Balçova’da eline bir demir parçası alıp etrafa saçma kusmuş. Ve o esnada, o büyük finalde, o anlamsız varlığına bir mana katmak için çırpınırken, mağaralarda yankılanan o tanıdık sloganı gevelemiş: "Allah-u ekber". Ne kadar orijinal. Ne kadar taze. Sanki daha önce hiç duymamışız gibi. Çöldeki sakallı abilerinden iyi ezberlemiş dersini. Onlar da böyle bağırarak kesiyorlardı insanların kafasını. Onlar da kendilerini tanrının sigortalı elemanı sanıyorlardı. Bu da onların çırağı işte. Fotokopiyle çoğaltılmış bir katil. Sanıyor ki evrenin sırrını çözmüş, Allah’ın yeryüzündeki postacısı olmuş. Oysa sadece hormonları çıldırmış, beyni ucuz sloganlarla yıkanmış, ruhu asfalta yapışmış bir zavallı. Elindeki demir yığınına sığınıp, ödünç alınmış bir öfkeyle, kiralık bir cesaretle mücahitçilik oynuyor. "Suça sürüklenmiş"... Ne komik bir laf. Kimse kimseyi bir yere sürüklemez. İnsan ya yürür ya da olduğu yerde çürür. Bu yürümeyi seçmemiş, bu tetiği çekmeyi seçmiş. Kendi iradesizliğinin, kendi boşluğunun faturasını o şehit ettiği polislere, o ucuz silaha, o kiralık slogana kesmiş. Ruhunu üç kuruşluk bir ideolojiye satmış bir piyon. Ne bir isyan var ortada, ne bir trajedi. Sadece kötü yazılmış bir senaryonun vasat bir oyuncusu. Şimdi birileri ona "mağdur" falan der. Güldürmeyin beni.
SERKAN YILDIZ36,764 Aufrufe • vor 8 Monaten

🏳️🌈TRT'deki "Gökkuşağı Faşizmi"ni sıradan bir belgesel değil. 🛡️Hükümetin "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"nin halka açılmış fragmanıdır. 🛟Halkın "Dikey Öfkesi"ni nasıl kurnazca "Yatay Öfke"ye mi çevirmekti amaç? Yoksa; ❌Ülkenin kodlarını değiştirmek için yapılan "Etki Operasyonu"na karşı koyma harekatı mı? 👇Analizimiz başlıyor👇
SERKAN YILDIZ17,712 Aufrufe • vor 4 Monaten

🟥Tianjin’deki ŞİÖ 25. Zirvesi, manşetlerde “dostane kareler, bildiriler, vizyon metinleri” diye geçiyor. 🟥Ama sahne arkasında çok daha sert bir mücadele var: Çin kurumsal ağ örüyor, Rusya sahneyi propaganda perdesi yapıyor, Hindistan kuralları yeniden yazdırmaya çalışıyor. 🟥Türkiye? Tam ortada. ⤵️
SERKAN YILDIZ29,652 Aufrufe • vor 9 Monaten

50 - 23 =0 : Bir Mantık Hatasının Anatomisi AKP Genel Başkanı ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki: "Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok iyi biliyoruz. Onlara diyorum ki, bu sefer muvaffak olamayacaksınız." Şimdi burada bir duralım. Derin bir nefes alalım. Sayın Cumhurbaşkanı "Yarım asırlık tezgah" diyor. Yani 50 yıl. Peki Sayın Erdoğan kaç yıldır iktidarda? 23 yıl. Yarım asırlık dediğiniz o "tezgah"ın neredeyse yarısında, yani tam 23 yılında, bu ülkenin direksiyonunda bizzat siz vardınız! Şimdi soruyorum: Eğer ortada 50 yıllık kanlı bir tezgah varsa, siz bu tezgahın neresindeydiniz? Bu tezgah tıkır tıkır işlerken, o "güçler" kandan ve gözyaşından beslenirken, siz 23 yıl boyunca ne yapıyordunuz? Bu bir mantık sorusudur. Ya bu tezgahın işlediğini görmediniz; ki bu muazzam bir hata, devleti yöneten biri için affedilemez bir körlüktür. (Gerçi yine kandırılmış olabilirsiniz.) Ya da gördünüz ama ses etmediniz, edemediniz(!) Ki bu çok daha kötüdür sanırım? Ama Sayın Erdoğan hala "Bu sefer başaramayacaklar" diyor. Kime diyor bunu? 23 yıldır ülkeyi yönetirken kendisine engel olmayanlara mı? Allah aşkına, 23 yıldır iktidardasınız. Yasama sizde, yürütme sizde, yargı sizde, medya sizde. Orduyu yeniden dizayn ettiniz, emniyeti baştan aşağı değiştirdiniz. Ve şimdi çıkıp diyorsunuz ki "Bizi engellemeye çalışıyorlar." Kim bu güçler? İsim verin! "Kan ve gözyaşından beslenenler" kim? Eğer bilmiyorsanız, ki bir Devlet Başkanı'nın bilmeme lüksü yoktur... Bir "Eniştenize" sorun. Belki o biliyordur. Malum, istihbarattan daha hızlı çalışıyor kendisi. Sayın Erdoğan, O bahsettiğiniz güçler, eğer varsa, bence çoktan "muvaffak" oldular. Neden mi? Çünkü 23 yıl boyunca sizinle kavga etmediler, sizin döneminizde büyüdüler, serpildiler. Ben o "karanlık güçlerin" yerinde olsam, şu an sizin dediğinizin aksine telaşlanmam. Aksine, "Yahu 23 yıl balı böreği yedik, şimdi mi kesecekler sanki?" der, bıyık altından gülerdim. Sizi ciddiye almazdım. Çünkü 23 yıllık pratik, 24. yılda ne olacağının teminatıdır. Basit bir soru sorayım; 24 ncü yılda size buna karar verdiren ne oldu? Neden 23 yıl muvaffak olamadınız da onlar oldular? Neydi sizi durduran? Siz diyorsunuz bunları... Ben değil! Sayın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı'na bu soruları sormak benim görevim değil. Sadece aklıma geldi videoyu izlerken... (NOT: Arap kardeşlerimiz (!) ile girdiği tarih yazma çabasına girmiyorum bile. Yiyen yer, buna karışmam. Ama ben yemem. Tarih bilimdir, belgedir. Sayın Cumhurbaşkanı eğer belgelerle öğrenmek isterse; İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerindeki; Şerif Hüseyin’in İngilizlerle yaptığı McMahon-Hüseyin Yazışmaları orada. Kanal Cephesi’nde, Sina’da, Filistin’de Türk askeri aç biilaç savaşırken, İngiliz altınıyla cepleri doldurulan bazı Arap aşiretlerinin tren raylarını nasıl havaya uçurduğu, hastaneleri basıp yaralı Türk askerlerini nasıl katlettiği masal değil, acı birer gerçektir.)
SERKAN YILDIZ16,010 Aufrufe • vor 6 Monaten

Bir devlet kurumunun resmi haber metninde 772 bin lirayı 772 milyon lira olarak yazması "sehven" yapılan bir hata değildir. İstihbarat literatüründe buna "klavye sürçmesi" denmez; "Aktif Önlem Operasyonu" denir. Olanı değil, perde arkasındaki mekaniği görmek için yaklaşın.👇
SERKAN YILDIZ14,962 Aufrufe • vor 6 Monaten

🔳Akit yazarı Mustafa Armağan'ın "Yunanlar kendiliğinden gitti" dediği ve bunu İsmet İnönü'nün hatıralarından alıntı yapması, basit bir tarih cehaleti değil, bilinçli bir hafıza mühendisliği operasyonudur. 🔳Tarih, sadece geçmişin kaydı değildir; geleceğin harekat planıdır. 🔳Bu planı yeniden yazmaya kalkanlar var. 🔳Biz işin mutfağına girip bakalım⤵️
SERKAN YILDIZ17,935 Aufrufe • vor 9 Monaten