SERKAN YILDIZ's banner
SERKAN YILDIZ's profile picture

SERKAN YILDIZ

@serkan80yildiz63,566 subscribers

İstihbarat Bilimi - Disiplini - Pratiği ⋆ Taktik / Harekat Operasyonları ⋆ Uluslararası İlişkiler ⋆ Akademik ve Stratejik Analiz

Shorts

💥Herkes firari bir emniyet müdürü ve teslim olmasındaki sebepleri arıyor. Yanlış. 💥Aslında bakılması gereken, devletin kendi makinesinin içine yuvalanmış bir hayalet. 💥Eski Antalya Emniyet Müdürü İlker Arslan vakası, bir yolsuzluk hikayesi değil, sistemin kendi kendini imha etme yeteneğinin soğuk bir kanıtıdır. 💥Buzdağının sadece görünen, eriyen kısmı... 💥Bu olayı adli bir kaçış sananlar, filmin sadece son karesini izliyor. 👇

💥Herkes firari bir emniyet müdürü ve teslim olmasındaki sebepleri arıyor. Yanlış. 💥Aslında bakılması gereken, devletin kendi makinesinin içine yuvalanmış bir hayalet. 💥Eski Antalya Emniyet Müdürü İlker Arslan vakası, bir yolsuzluk hikayesi değil, sistemin kendi kendini imha etme yeteneğinin soğuk bir kanıtıdır. 💥Buzdağının sadece görünen, eriyen kısmı... 💥Bu olayı adli bir kaçış sananlar, filmin sadece son karesini izliyor. 👇

33,764 次观看

🔳Endonezya'dan gelen görüntülere bakıp "Skandal! Devlet kendi halkına provokatör sokmuş!" diye bağıranlar var. 🔳Bunda acayip bir şey yok? 🔳Gördüğünüz şey, bir operasyon hatası değil, hatanın ifşa olmasıdır. 🔳Gelin size bu olayın mutfağını anlatayım. Başlıyoruz⤵️

🔳Endonezya'dan gelen görüntülere bakıp "Skandal! Devlet kendi halkına provokatör sokmuş!" diye bağıranlar var. 🔳Bunda acayip bir şey yok? 🔳Gördüğünüz şey, bir operasyon hatası değil, hatanın ifşa olmasıdır. 🔳Gelin size bu olayın mutfağını anlatayım. Başlıyoruz⤵️

17,394 次观看

Videos

serkan80yildiz's profile picture

MATEMATİK YALAN SÖYLEMEZ, SİZ SÖYLÜYORSUNUZ: "GÖRELİM, ÖLELİM" Hafta sonu CHP’nin 39. Olağan Kurultayı’nı takip ediyorum. Çoğu kimsenin "yine vaatler havada uçuşuyor" diye burun kıvırdığı, aslında Türkiye’nin tek çıkış bileti olabilecek bir metin geçti elime. Hemen "Yine CHP sözcülüğüne soyundu" demeyin. Bildiğim tek bir şey vardır, aptallığa tahammül edemem. İster sağdan gelsin ister soldan; mantıksızlığa, basiretsizliğe alerjim var. Ama ortada bir matematik varsa, orada durur şapkamı çıkarırım. Kurultaydan çıkan kararlara baktım. Listeyi önüme koydum, tek tek okudum. Diyorlar ki; Sağlık hizmeti eşit, nitelikli ve tamamen ücretsiz olacak. (İlaçta katkı payı kalkacak.) Eğitim laik ve ücretsiz olacak. (Öğrenciye bir öğün yemek, temiz su bizden.) Asgari ücret siyasi sadaka olmaktan çıkacak. (Refah endeksli olacak.) Kanal İstanbul denen ucube yapılmayacak. (Liman ve tersane yapılacak, üretim odaklı.) YÖK tarihe karışacak. (Üniversite özgürleşecek.) Köy okulları açılacak, taşımalı eğitim garabeti bitecek. Tarım yeniden ayağa kaldırılacak. (Gelecek toprakta aranacak.) Kamu ihaleleri şeffaf olacak. (Karanlık odalarda pazarlık yok.) Liste uzayıp gidiyor. Taşeron bitecek, elektrik iletimi kamuda kalacak, Cumhuriyet yurtları yapılacak... Şimdi, bu listeyi okuyan "yetmez ama evet"çi takımıyla, 23 yıldır ülkenin iliğini kemiğini sömüren iktidar el ele verip aynı soruyu soruyor: "Peki ama NASIL?" Dudak büküyorlar. "Kaynak nerede kardeşim?" diyorlar. "Bu popülizmdir" diyorlar. Efendiler, aslında çok basit... Bunu anlamak için Nobel ödüllü iktisatçı olmaya, MIT'de ders vermeye gerek yok. Bakkal hesabı bilen, biraz da vicdanı olan herkes anlar. Siz bu vaatleri nasıl yapacaksınız biliyor musunuz? 1. Tercih Değiştirerek: Kanal İstanbul gibi rant projelerine gömeceğiniz milyar dolarları, toprağa değil, o toprağı işleyen çiftçiye ve limanlara yatırarak. Beton yenmez efendiler! Ama buğday yenir. Yeni liman, ihracat demektir. Kanal İstanbul ise Katarlılara arsa satmak demektir. Denklem bu kadar basit. 2. Musluğu Keserek: "Nasıl?" diye soruyorsunuz ya... Yandaş müteahhitlere döviz bazında verdiğiniz "geçiş garantileri", "hasta garantileri" var ya... Hani geçmediğimiz köprüye, yatmadığımız hastaneye ödediğimiz milyarlar. İşte o hortumu kestiğiniz an, her öğrenciye bir öğün değil, üç öğün yemek, her mahalleye bir değil, iki kreş yaparsınız. Para yok değil, para çalınıyor! 3. Bilimle: YÖK’ü kaldırmak para gerektirmez, vizyon gerektirir. Üniversiteyi özgür bırakırsanız, oradan bilim çıkar, teknoloji çıkar, katma değer çıkar. Askeri liseleri açmak maliyet değildir, ulusal güvenlik sigortasıdır. Afetlerde TSK’yı sahaya sürmek, binlerce canı kurtarır. Bir canın bedeli nedir sizin gözünüzde? 4. Şeffaflıkla: İhaleleri şeffaf yaptığınızda, maliyetler otomatikman yüzde 30-40 düşer. "Çalmazsanız", o para asgari ücretliye de yeter, emekliye de yeter. Matematik yalan söylemez. Termodinamik yasası gibidir bu; enerji yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Türkiye'nin parası da yok olmuyor, sadece birilerinin cebine "şekil değiştirerek" giriyor. CHP diyor ki; "Biz bu enerji akışını halka çevireceğiz." Şimdi dönüyorum 23 yıldır bu ülkeyi yöneten, yönettiğini sanan ama aslında sadece bir "şirket" gibi işleten iktidar partisine. Çıkmışlar, pişkin pişkin soruyorlar: "Bunları nasıl yapacaksınız?" Siz 23 yıldır iktidardasınız. 23 yıl! Çeyrek asır eder. Bir çocuk doğdu, üniversiteyi bitirdi, işsiz kaldı sizin döneminizde. Ve siz hala, bir devletin vatandaşına ücretsiz sağlık hizmeti, temiz su, sıcak yemek vermesinin "nasıl" olacağını öğrenemediniz mi? Eğer 23 yıldır "Bunu nasıl yaparız?" sorusunun cevabını bulamadıysanız, o koltuklarda niye oturuyorsunuz? Yok eğer biliyorsunuz da yapmıyorsanız, bu halka ihanet ediyorsunuz demektir. Halk bunu gördü efendiler. Ankara kulislerinde fısıltılar artık çığlığa dönüştü. Sizin o "yenilmezlik" zırhınız paslandı, dökülüyor. Bizde bir laf vardır. Hani böyle haybeye atıp tutanlara, icraat yapmadan devamlı gürleyenlere, her seçimde "uçacağız, kaçacağız" deyip milleti uçuruma sürükleyenlere denir; "Görelim, ölelim" diye. Yani, "Yap da görelim, şaşırıp ölelim." Ama siz o hakkınızı kaybettiniz. 23 yıldır gördüğümüz bir şey yok ama siz her seçimde inatla bizim ölmemizi, sürünmemizi istiyorsunuz. Hayır efendiler, bu sefer matematik masaya yumruğunu vurdu. Bu sefer halk, o listeyi önüne koyanlara, CHP'ye diyecek ki; "Sizi bir görelim... Gerekirse sonra ölelim." Ama korkarım ki o gün geldiğinde, siyaset sahnesinden silinip giden, yani siyaseten "ölen" sadece sizin o kibriniz olacak. Hazır mısınız? Çünkü bilim ve mantık, kapıyı çalmadan gelir.

SERKAN YILDIZ

101,988 次观看 • 6 个月前

serkan80yildiz's profile picture

Karayılan kimi tehdit ediyor sanıyorsunuz? Aptal olmayın! Bakıyorum da herkes bir heyecan içinde. Manşetlerde Murat Karayılan denilen teröristin sözleri. Neymiş efendim? PKK elebaşı, CHP’yi tehdit etmiş. “CHP hata yaptı, Apo’nun sürecine destek vermedi, bunun bedelini öder” minvalinde zırvalamış. Sosyal medyada bir bayram havası... İktidar kanadı “Gördünüz mü, terör örgütü bile CHP’den şikayetçi” diye seviniyor; muhalif kanat ise “Bakın, biz Kandil’le araya mesafe koyduk, işte ispatı” diye göbek atıyor. Yahu siz gerçekten bu kadar saf mısınız?Yoksa numara mı yapıyorsunuz? Bunu anlamak için siyaset bilimci olmaya gerek yok, ortalama bir zeka yeterli ama maalesef ülkede o bile karaborsada. Gelin size işin aslını, o perdenin arkasında dönen dolabı bir anlatayım. Biyolojiden Siyasete: Simbiyotik Yaşam Biyolojide "simbiyotik yaşam" diye bir kavram vardır. İki farklı organizma, hayatta kalmak için birbirine muhtaçtır. Biri ölürse, diğeri de besinsiz kalır. Türkiye siyaseti yıllardır bu biyolojik yasa ile yönetiliyor. Bir tarafta "beka sorunu" diyerek koltuğunu koruyan bir iktidar bloğu... Diğer tarafta varlığını "çatışma ortamına" ve "devletin sertliğine" borçlu olan bir parti ve onun terör örgütü. Net iddia ediyorum; CHP, son dönemde ilk defa, ama gerçekten ilk defa "akıllı" bir iş yaptı. Halkın nabzını tuttu. "Ben bu kayıkçı kavgasına girmiyorum" dedi. İktidarın "Anayasa değişikliği" ve "Apo'yu Meclis'e getirme" oltasına gelmedi. Halkın gerçek gündemi olan yoksulluğa, sefalete odaklandı. Ve ne oldu biliyor musunuz? Sistem kilitlendi. Çünkü CHP, o denklemin dışına çıktığı an, hem Kandil'in hem de Ankara'daki şahinlerin elindeki oyuncak alındı. Karayılan Neden Şimdi Konuşuyor? Murat Karayılan aptal bir adam değil. Cani olabilir, katil olabilir ama 40 yıldır o dağda hayatta kalmayı başarmış bir organizasyonel zekaya sahip. Karayılan'ın CHP'yi tehdit etmesi, CHP'nin "yanlış" yaptığını değil, Kandil için "ölümcül" derecede doğru bir şey yaptığını gösterir. CHP; DEM çizgisine, yani Kandil'in ipoteğindeki siyasete teslim olmadığı an, PKK'nın Türkiye siyasetindeki manivelası kırılıyor. PKK, marjinalleşiyor. Sadece bir "güvenlik sorunu"na indirgeniyor. Siyasi bir aktör olma vasfını yitiriyor. Kandil'in karın ağrısı budur! Karayılan "Zarar görürler" derken, aslında CHP'ye değil, kendi örgütüne ve o örgütün varlığından beslenen siyasi statükoya verilecek zarardan bahsediyor. Tiyatro Bitti mi? Halk aylardır CHP’ye sahip çıkıyor dediniz ya... İşte bütün mesele bu. Türk halkı, Kürt'üyle Türk'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle ilk defa bu "terör parantezinden" bıkmış durumda. Millet ekmek derdinde, bunlar Apo derdinde. CHP bunu gördü. Ve o mayınlı tarlaya girmedi. Karayılan'ın sesi, işte o mayınlı tarlaya girmeyenlerin yarattığı sessizlikten duyulan rahatsızlığın sesidir. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bir terör örgütü elebaşı, ana muhalefet partisini tehdit ederken, devletin o "yerli ve milli" yetkilileri neden bıyık altından gülüyor? Neden kimse çıkıp "Sen kimsin de Türkiye'nin kurucu partisine ayar veriyorsun?" demiyor? Yoksa Karayılan'ın bu çıkışı, Ankara'da birilerinin de işine mi geliyor? Görünen o ki, CHP'nin "normalleşmesi" ve halkın gündemine dönmesi, sadece Kandil'in değil, Ankara'daki bazı koltuk sahiplerinin de uykularını kaçırıyor. Birde aklıma takılan bir şey var; Karayılan'ın o videodaki yaptığı lakırtı metnini Kandil kendi mi yazdı, yoksa o metin Kandil'e faksla mı gönderildi? Bir bilen cevaplarsa sevinirim... Hepimiz seviniriz!

SERKAN YILDIZ

63,938 次观看 • 6 个月前

Diyorlar ki, 16'sında bir çocuk. "Çocuk" değil. Büyüyemeden çürüyenlere çocuk denmez. İzmir Balçova’da eline bir demir parçası alıp etrafa saçma kusmuş. Ve o esnada, o büyük finalde, o anlamsız varlığına bir mana katmak için çırpınırken, mağaralarda yankılanan o tanıdık sloganı gevelemiş: "Allah-u ekber". Ne kadar orijinal. Ne kadar taze. Sanki daha önce hiç duymamışız gibi. Çöldeki sakallı abilerinden iyi ezberlemiş dersini. Onlar da böyle bağırarak kesiyorlardı insanların kafasını. Onlar da kendilerini tanrının sigortalı elemanı sanıyorlardı. Bu da onların çırağı işte. Fotokopiyle çoğaltılmış bir katil. Sanıyor ki evrenin sırrını çözmüş, Allah’ın yeryüzündeki postacısı olmuş. Oysa sadece hormonları çıldırmış, beyni ucuz sloganlarla yıkanmış, ruhu asfalta yapışmış bir zavallı. Elindeki demir yığınına sığınıp, ödünç alınmış bir öfkeyle, kiralık bir cesaretle mücahitçilik oynuyor. "Suça sürüklenmiş"... Ne komik bir laf. Kimse kimseyi bir yere sürüklemez. İnsan ya yürür ya da olduğu yerde çürür. Bu yürümeyi seçmemiş, bu tetiği çekmeyi seçmiş. Kendi iradesizliğinin, kendi boşluğunun faturasını o şehit ettiği polislere, o ucuz silaha, o kiralık slogana kesmiş. Ruhunu üç kuruşluk bir ideolojiye satmış bir piyon. Ne bir isyan var ortada, ne bir trajedi. Sadece kötü yazılmış bir senaryonun vasat bir oyuncusu. Şimdi birileri ona "mağdur" falan der. Güldürmeyin beni.
0:47

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

serkan80yildiz's profile picture

Diyorlar ki, 16'sında bir çocuk. "Çocuk" değil. Büyüyemeden çürüyenlere çocuk denmez. İzmir Balçova’da eline bir demir parçası alıp etrafa saçma kusmuş. Ve o esnada, o büyük finalde, o anlamsız varlığına bir mana katmak için çırpınırken, mağaralarda yankılanan o tanıdık sloganı gevelemiş: "Allah-u ekber". Ne kadar orijinal. Ne kadar taze. Sanki daha önce hiç duymamışız gibi. Çöldeki sakallı abilerinden iyi ezberlemiş dersini. Onlar da böyle bağırarak kesiyorlardı insanların kafasını. Onlar da kendilerini tanrının sigortalı elemanı sanıyorlardı. Bu da onların çırağı işte. Fotokopiyle çoğaltılmış bir katil. Sanıyor ki evrenin sırrını çözmüş, Allah’ın yeryüzündeki postacısı olmuş. Oysa sadece hormonları çıldırmış, beyni ucuz sloganlarla yıkanmış, ruhu asfalta yapışmış bir zavallı. Elindeki demir yığınına sığınıp, ödünç alınmış bir öfkeyle, kiralık bir cesaretle mücahitçilik oynuyor. "Suça sürüklenmiş"... Ne komik bir laf. Kimse kimseyi bir yere sürüklemez. İnsan ya yürür ya da olduğu yerde çürür. Bu yürümeyi seçmemiş, bu tetiği çekmeyi seçmiş. Kendi iradesizliğinin, kendi boşluğunun faturasını o şehit ettiği polislere, o ucuz silaha, o kiralık slogana kesmiş. Ruhunu üç kuruşluk bir ideolojiye satmış bir piyon. Ne bir isyan var ortada, ne bir trajedi. Sadece kötü yazılmış bir senaryonun vasat bir oyuncusu. Şimdi birileri ona "mağdur" falan der. Güldürmeyin beni.

SERKAN YILDIZ

36,764 次观看 • 8 个月前

serkan80yildiz's profile picture

50 - 23 =0 : Bir Mantık Hatasının Anatomisi AKP Genel Başkanı ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki: "Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok iyi biliyoruz. Onlara diyorum ki, bu sefer muvaffak olamayacaksınız." Şimdi burada bir duralım. Derin bir nefes alalım. Sayın Cumhurbaşkanı "Yarım asırlık tezgah" diyor. Yani 50 yıl. Peki Sayın Erdoğan kaç yıldır iktidarda? 23 yıl. Yarım asırlık dediğiniz o "tezgah"ın neredeyse yarısında, yani tam 23 yılında, bu ülkenin direksiyonunda bizzat siz vardınız! Şimdi soruyorum: Eğer ortada 50 yıllık kanlı bir tezgah varsa, siz bu tezgahın neresindeydiniz? Bu tezgah tıkır tıkır işlerken, o "güçler" kandan ve gözyaşından beslenirken, siz 23 yıl boyunca ne yapıyordunuz? Bu bir mantık sorusudur. Ya bu tezgahın işlediğini görmediniz; ki bu muazzam bir hata, devleti yöneten biri için affedilemez bir körlüktür. (Gerçi yine kandırılmış olabilirsiniz.) Ya da gördünüz ama ses etmediniz, edemediniz(!) Ki bu çok daha kötüdür sanırım? Ama Sayın Erdoğan hala "Bu sefer başaramayacaklar" diyor. Kime diyor bunu? 23 yıldır ülkeyi yönetirken kendisine engel olmayanlara mı? Allah aşkına, 23 yıldır iktidardasınız. Yasama sizde, yürütme sizde, yargı sizde, medya sizde. Orduyu yeniden dizayn ettiniz, emniyeti baştan aşağı değiştirdiniz. Ve şimdi çıkıp diyorsunuz ki "Bizi engellemeye çalışıyorlar." Kim bu güçler? İsim verin! "Kan ve gözyaşından beslenenler" kim? Eğer bilmiyorsanız, ki bir Devlet Başkanı'nın bilmeme lüksü yoktur... Bir "Eniştenize" sorun. Belki o biliyordur. Malum, istihbarattan daha hızlı çalışıyor kendisi. Sayın Erdoğan, O bahsettiğiniz güçler, eğer varsa, bence çoktan "muvaffak" oldular. Neden mi? Çünkü 23 yıl boyunca sizinle kavga etmediler, sizin döneminizde büyüdüler, serpildiler. Ben o "karanlık güçlerin" yerinde olsam, şu an sizin dediğinizin aksine telaşlanmam. Aksine, "Yahu 23 yıl balı böreği yedik, şimdi mi kesecekler sanki?" der, bıyık altından gülerdim. Sizi ciddiye almazdım. Çünkü 23 yıllık pratik, 24. yılda ne olacağının teminatıdır. Basit bir soru sorayım; 24 ncü yılda size buna karar verdiren ne oldu? Neden 23 yıl muvaffak olamadınız da onlar oldular? Neydi sizi durduran? Siz diyorsunuz bunları... Ben değil! Sayın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı'na bu soruları sormak benim görevim değil. Sadece aklıma geldi videoyu izlerken... (NOT: Arap kardeşlerimiz (!) ile girdiği tarih yazma çabasına girmiyorum bile. Yiyen yer, buna karışmam. Ama ben yemem. Tarih bilimdir, belgedir. Sayın Cumhurbaşkanı eğer belgelerle öğrenmek isterse; İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerindeki; Şerif Hüseyin’in İngilizlerle yaptığı McMahon-Hüseyin Yazışmaları orada. Kanal Cephesi’nde, Sina’da, Filistin’de Türk askeri aç biilaç savaşırken, İngiliz altınıyla cepleri doldurulan bazı Arap aşiretlerinin tren raylarını nasıl havaya uçurduğu, hastaneleri basıp yaralı Türk askerlerini nasıl katlettiği masal değil, acı birer gerçektir.)

SERKAN YILDIZ

16,010 次观看 • 6 个月前