
sibosh 🐉
@sibelsaldiri • 2,040 subscribers
siboo🌾 • sinema 🎥🖤 •🐴 ❤️🫏•
Shorts
Videos

kız fiko’yu yollamasaydınız keşke az yoluşma izlerdik eski düşmanlardan
sibosh 🐉51,447 Aufrufe • vor 4 Monaten
0:34
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Cihan’ın Alya’yı başından beri sevdiğini dile getiren iki kişi vardı: Mine ve Sadakat. Sezon boyunca onlara karşı çıkarak duygularını gizlemeyi seçen Cihan ise her ikisine de meydan okuyarak Alya’ya olan aşkını cesurca itiraf ediyor. Özellikle Cihan’ın daha önce “Zaman geliyor anlatamıyorsun, söylemen gereken iki kelimeyi söyleyemiyorsun ve o iki kelime dünyanın en ağır yüküne dönüşüyor” sözleri, fragmandaki çıkışıyla birleştiğinde, karakterin özgürlüğe kavuşma ve yüklerinden arınma yolculuğunu tamamladığını gösteriyor. Mine, “Peki sen de seviyor musun kocanın kardeşini?” sorusuyla ahlak kavramını Alya’nın üzerine bir baskı unsuru olarak kullanmaya çalışsa da Cihan’ın cesareti ve fedakârlığını boşa çıkarmayan Alya, tüm engellere rağmen onun elini tutarak aşkını haykırıyor. Bu hamle, yalnızca bir itiraf olmaktan öte karakterlerin kaderlerini seçme hakkını da sahneye taşıyarak, aşkın etik ikilemleri ve bireylerin özgürleşme mücadelesi arasında kalan karakterlerin kırılma anını gözler önüne seriyor.
sibosh 🐉89,585 Aufrufe • vor 10 Monaten

her şeyin ötesinde bir kadın ve küçücük bir çocuk kaçırılmış, hayatları tehlikede, bunlar ise bambaşka şeylerin peşinde. biri umarım bulunamazlar kısacası ölürler, cihan da sana kalır diyor. diğeri ise ortada küçücük çocuk var sen ne biçim konuşuyorsun demeden düşünüp olma ihtimalini tartıyor, utanmadan da benim tek derdim oğlumun feyyazdan olmaması (cihanın olması) diyor. şaka mı?
sibosh 🐉20,829 Aufrufe • vor 2 Monaten

Alya’nın Boran ile yüzleşmesinde herkesin Cihan’a yüklediği yüklerden bahsetmesi, onun yalnız mücadele ettiğini gösteriyor. Bu noktada, Cihan’ın yıllardır sessizce taşıdığı yüklerin artık dayanılmaz bir noktaya geldiği somutlaşıyor. Odasında patlayıp kitaplığını yıkması ise sadece bir öfke anı değil, bastırdığı duyguların güçlü bir dışavurumu olarak karşımıza çıkıyor. Alya’nın, Cihan’ın yaşadığı bu yıkımın ardından yanına gidip elini tutması ve sarılması ise onun yüklerini paylaşarak hafiflettiğini gösteriyor. Bu temas, ağırlıklarının altında ezilen bir adamın ve ona sevgisiyle destek olan bir kadının, en ağır yükleri bile hafifleten gücünü simgeliyor.
sibosh 🐉30,714 Aufrufe • vor 8 Monaten

Burası boşanmanın değil, nikahın paralel bir yansıması niteliği taşıyor. Evlilik konuşmalarının yapıldığı ilk masada, mecburiyetlerin belirlediği sözcükler öne çıkarken; boşanma masasında ise duyguların belki de ilk kez bu kadar net bir şekilde dışavurumunu görüyoruz. Bu durum, evlilik ve boşanma, başlangıç ve bitiş gibi kavramların yeniden sorgulanmasına neden oluyor. En başta zorunluluktan doğan bir evlilikten bahsedilirken, artık boşanmanın zorunluluğundan bahsedilmesi ise onları bağlayan şeyin bir mecburiyet değil, o mecburiyetten kurulup hayatlarını özgürce birleştirme isteklerini sunuyor. Böylece “Bu topraklarda seni ve yeğenimi korumak, senin kocan olmak benim için bir onur” cümlesi, anlamını değiştirerek “Zorunluluklardan arınarak seni tüm kalbimle sevmek benim için bir onur” ifadesine dönüşüyor.
sibosh 🐉26,485 Aufrufe • vor 7 Monaten

Kadın bedeninin bir meta unsuru olarak sunulmasından ne zaman vazgeçilecek? Geleneklerine bağlı ama feminist bir bakış açısına sahip olduğu iddia edilen modern erkek figürünün tutarsızlığını canlı biçimde görüyoruz. Bir bölüm öncesinde annesine aşkı yaşaması gerektiğini öğütleyen Cihan, herkesin ortasında “Madem herkes burada, benim ağzımdan duyun: Alya benim helalim” diyebiliyor. Bu repliğin varlığı, dizinin iddia ettiği kadın odaklı söylemi açıkça boşa düşürüyor. Kadının kendi öznesi olarak var olmasına alan sağlamak yerine, bedeni ve kimliği erkek tarafından ilan edilen bir mülke dönüşüyor. Alya ise Cihan ve Boran arasında sıkışmış bir “ispat nesnesi” durumuna getirilerek, adeta iki erkeğin güç mücadelesinin bedeni üzerinden yürütüldüğü bir konuma yerleştiriliyor.
sibosh 🐉24,001 Aufrufe • vor 6 Monaten

Cihan Deniz’in Biyolojik babası onu çağırdığında, annesi yerine ilk olarak babası Cihan’a bakması, güveni ve sevgiyi onda bulduğunu gösteriyor. Onun yüzüne bakarak onay araması, hem Cihan’ı incitmek istemediğini hem de duygusal merkezinin ve gerçek aidiyetinin onda olduğunu sunuyor.
sibosh 🐉25,811 Aufrufe • vor 7 Monaten

Cihan'ın “Bizim yolumuz çok zordu… ama çok iyi yol aldık” sözleri, tüm zorluklara rağmen katettikleri mesafeyi ve geleceğe dair umudu temsil eden bir yol metaforu sunuyor. Bu, hikâyenin şimdi başladığının bir mesajı. Kırılma noktası ise Cihan’ın itirafı oluyor: “Bir korkum var: seni kaybetme korkusu.” Bu, Cihan’ın cesur dış görünüşünün ardındaki kırılgan ve savunmasız tarafını açığa vuruyor. Bu korku, sadece sevdiğini kaybetme endişesi değil, kendi duygusal varlığının ve kontrol duygusunun tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Alya’ya "Bana kendini kaybettirme" demesi ise, hem derin bir aşk itirafı hem de ilişkisine olan mutlak teslimiyetinin, kendini aşka bırakmasının sembolü.
sibosh 🐉28,503 Aufrufe • vor 10 Monaten

Cihan’ın gördüğü rüyada Alya ile özgürce Mardin sokaklarında dolaşması, onun en çok arzuladığı şey olan özgür aşkı simgeler. Tam bu esnada beliren tekinsiz kişiler, dış dünyanın tehditlerini ve bastırılmış korkularını temsil eder. Cihan’ın silahsız kalması, içten içe hissettiği çaresizliği açığa çıkarırken, Alya’nın kaçırılması ise, en büyük kaygısı olan “onu kaybetme”nin bilinçdışı ifadesidir. Cihan, yerden bulduğu bıçakla saldırganı kalbinden bıçakladığında, saldırganın yüzü Boran’a dönüşür. Boran burada yalnızca onların geçmişi değil, Cihan’ın kendi vicdanı, suçluluk duygusu ve bastırılmış gölgesidir. “Bana bunu nasıl yaptın, Cihan?” cümlesi, aslında onun içinden yükselen suçluluk sesidir. Uyandığında Cihan’ın kalbini tutması, rüyanın simgesel düzeyde gerçeğe taşınışıdır. Boran’ı kalbinden bıçaklamak, kendi kalbinde açılan bir yarayı işaret eder. Boran, Cihan’ın “gölge”sidir. Onun kabul etmediği, yüzleşmekten kaçtığı tüm duyguların bedene bürünmüş hâlidir. Rüyada kazanmak için yaptığı hamle, kendisini kaybetmesine yol açar. Kalbe saplanan bıçak, aşkın getirdiği mutluluk kadar, beraberinde taşıdığı suçluluk ve cezayı da işaret eder.
sibosh 🐉18,882 Aufrufe • vor 10 Monaten
