Sinan Meydan's banner
Sinan Meydan's profile picture

Sinan Meydan

@SMEYDAN707,520 subscribers

Historian,Author,(MA).İÜ Ed.Fak.Tarih; İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih ve YÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü; Cumhuriyet gazetesi

Shorts

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünde yurt genelindeki "LOZAN: Onurlu Barış" başlıklı söyleşilerimin sonuncusunu Mersin Gözne'de yaptım. Lozan'a yakışır çok güzel bir söyleşi oldu. Etkinliği düzenleyen Mersin ADD'ye, Mersin Büyükşehir Belediyesine, Mersin ÇYDD'ye, Mersin Eğitim iş'e ve etkinliğe destek olan tüm sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum. Gözne Güreş Alanını dolduran Mersinlilere de çok teşekkür ediyorum.

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünde yurt genelindeki "LOZAN: Onurlu Barış" başlıklı söyleşilerimin sonuncusunu Mersin Gözne'de yaptım. Lozan'a yakışır çok güzel bir söyleşi oldu. Etkinliği düzenleyen Mersin ADD'ye, Mersin Büyükşehir Belediyesine, Mersin ÇYDD'ye, Mersin Eğitim iş'e ve etkinliğe destek olan tüm sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum. Gözne Güreş Alanını dolduran Mersinlilere de çok teşekkür ediyorum.

17,002 Aufrufe

Atatürk'e neden mi büyük saygı duyuyoruz? Atatürk'ün büyüklüğü, Atatürk'ün Türk ulusu için önemi, kişisel inancından veya inançsızlığından değil, vatanı bağımsızlığına, ulusu egemenliğine, kadını haklarına kavuşturmasından ve tüm yurttaşların çağdaş hukuk önünde eşit, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde ulus olduğu, üreten, kendi ayakları üstünde duran, tam bağımsız, laik, çağdaş bir ulus devlet kurmasından kaynaklanır. Atatürk'e nedeni büyük saygı duyuyoruz? Varlık yokluk savaşımız Türk Bağımsızlık Savaşı'nı örgütleyip, yönetip zaferle sonuçlandırdığı için saygı duyuyoruz. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek yüz yıllardır kendini Allah'ın yer yüzündeki gölgesi olarak gören saray saltanatına karşı, ulusun egemenliğini sağladığı için saygı duyuyoruz. Yüzlerce yıllık kapitülasyon bağımlılığına son verip borçlu bağımlı düzeni yıkıp kendi ayakları üstünde duran tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurduğu için saygı duyuyoruz. İnsan aklının ve tecrübesinin eseri çağdaş hukuk kurallarını benimsediği için saygı duyuyoruz. Kadına insanlık onuruna uygun haklar tanıdığı için saygı duyuyoruz. "En hakiki mürşit ilim ve fendir" diyerek her yönüyle laik, çağdaş bir cumhuriyet kurduğu için saygı duyuyoruz. "Yurtta barış dünyada barış diyerek" savaşı, yıkımı değil, barışı yücelttigi için büyük saygı duyuyoruz. Atatürk, büyük çoğunluğu Müslüman olan Türk ulusunun vatanını, canını, namusunu, özgürlüğünü ve inancını emperyalizmin baskısından kurtarmıştır. İşgalci Yunanlılar camileri yakmış, Muslümlanları katletmiş, hatta Eskişehir'i işgal ettiklerinde ezanları susturmuşlar ve Ayasofya'ya çan takmayı bile düşünmüşlerdi. Atatürk'ün örgütlediği ve bizzat başkomutan olarak yönettiği Türk Bağımsızlık Savaşı'nın kazanılması sayesinde sadece vatan değil, bu topraklarda yaşayan halkın, dolayısıyla Müslümanların canı, malı, namusu, onuru ve inancı da kurtuldu. İşte bu nedenle dün ve bugün bu topraklarda aklı başında, onurlu ve yurtsever her yurttaş (ve dolayısıyla Müslümanlar ) Atatürk'e minnettardır. Atatürk'ün din konusundaki kişisel tutumu bu gerçeği değiştirmez. Atatürk'ün devrimleri dine değil, dinciliğe, yobazlığa, cehalete, geri kalmışlığın kaynaklarını kurutmaya yöneliktir. Devletin, insan aklının ve tecrübesinin eseri çağdaş hukuk kurallarıyla yönetilmesi, fesi çıkarttırmayı ve uygar biçimde giyinmeyi amaçlayan kılık kıyafet devrimi, Türkçe'ye uymayan Arap harflerinin yerine Türkçe'ye uyan harflerin kabulü, (harfler kutsal değildir) eski tartı, ölçü vb bırakılıp yenilerinin alınması, yozlaşmış tarikatların, tekke ve zaviyelerin kapatılması, soyadı kanununun kabulü, bozulmuş medreselerin kapatılması, tarih boyu siyaset kavgalarının aracı olmuş dini bir gerekliliği de olmayan hilafetin kaldırılması, çağdaş okulların açılması, vb devrimler, hiçbiri din karşıtı değildir. Evet, bunların hepsi bağnazlığa, yobazlığa karşıdır. Ayrıca Atatürk herkesin anlaması için Kur'an-ı Türkçe'ye çevirtmiş, din dilini Türkçeleştirmiş, savaşta zarar görmüş ve tarihi değeri olan yüzlerce camiyi tamir ettirmiş, dini bayramlar kutlanmış, isteyen namazını kılmış, orucunu tutmuştur. Zorla kadınların baş örtülerinin çıkarıldığı, şapka takmayanların asıldığı, camilerin ahır yapıldığı, haccın yasaklandığı gibi iddialar yobaz yalanlarıdır. Kısacası, Atatürk'ün büyüklüğü, az inanması, çok inanması veya inanmamasından değil (bu Atatürk'ü ilgilendirir) vatanın bağımsızlığını, ulusun egemenliğini sağlamasından, aklın, düşüncenin ve vicdanın özgürlüğünü sağlamasından, kadınlara haklar vermiş olmasından, bilime ve sanata önem vermesinden, kuldan birey, tebadan yurttaş, ümmetten ulus çıkarmasından, yurttaşların eşit olduğu, tam bağımsız, laik ve çağdaş bir devlet kurmasından kaynaklanır. Bakmayın siz ham yobazın sayıklamalarına! Bugün İslam dünyasının içler acısı halini gören Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı aklı başında her Müslüman, Atatürk'e duacıdır. Atatürk düşmanı yobaz bunları anlar mı? Hiç sanmam! Anlasa yobaz olmazdı.

Atatürk'e neden mi büyük saygı duyuyoruz? Atatürk'ün büyüklüğü, Atatürk'ün Türk ulusu için önemi, kişisel inancından veya inançsızlığından değil, vatanı bağımsızlığına, ulusu egemenliğine, kadını haklarına kavuşturmasından ve tüm yurttaşların çağdaş hukuk önünde eşit, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde ulus olduğu, üreten, kendi ayakları üstünde duran, tam bağımsız, laik, çağdaş bir ulus devlet kurmasından kaynaklanır. Atatürk'e nedeni büyük saygı duyuyoruz? Varlık yokluk savaşımız Türk Bağımsızlık Savaşı'nı örgütleyip, yönetip zaferle sonuçlandırdığı için saygı duyuyoruz. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek yüz yıllardır kendini Allah'ın yer yüzündeki gölgesi olarak gören saray saltanatına karşı, ulusun egemenliğini sağladığı için saygı duyuyoruz. Yüzlerce yıllık kapitülasyon bağımlılığına son verip borçlu bağımlı düzeni yıkıp kendi ayakları üstünde duran tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurduğu için saygı duyuyoruz. İnsan aklının ve tecrübesinin eseri çağdaş hukuk kurallarını benimsediği için saygı duyuyoruz. Kadına insanlık onuruna uygun haklar tanıdığı için saygı duyuyoruz. "En hakiki mürşit ilim ve fendir" diyerek her yönüyle laik, çağdaş bir cumhuriyet kurduğu için saygı duyuyoruz. "Yurtta barış dünyada barış diyerek" savaşı, yıkımı değil, barışı yücelttigi için büyük saygı duyuyoruz. Atatürk, büyük çoğunluğu Müslüman olan Türk ulusunun vatanını, canını, namusunu, özgürlüğünü ve inancını emperyalizmin baskısından kurtarmıştır. İşgalci Yunanlılar camileri yakmış, Muslümlanları katletmiş, hatta Eskişehir'i işgal ettiklerinde ezanları susturmuşlar ve Ayasofya'ya çan takmayı bile düşünmüşlerdi. Atatürk'ün örgütlediği ve bizzat başkomutan olarak yönettiği Türk Bağımsızlık Savaşı'nın kazanılması sayesinde sadece vatan değil, bu topraklarda yaşayan halkın, dolayısıyla Müslümanların canı, malı, namusu, onuru ve inancı da kurtuldu. İşte bu nedenle dün ve bugün bu topraklarda aklı başında, onurlu ve yurtsever her yurttaş (ve dolayısıyla Müslümanlar ) Atatürk'e minnettardır. Atatürk'ün din konusundaki kişisel tutumu bu gerçeği değiştirmez. Atatürk'ün devrimleri dine değil, dinciliğe, yobazlığa, cehalete, geri kalmışlığın kaynaklarını kurutmaya yöneliktir. Devletin, insan aklının ve tecrübesinin eseri çağdaş hukuk kurallarıyla yönetilmesi, fesi çıkarttırmayı ve uygar biçimde giyinmeyi amaçlayan kılık kıyafet devrimi, Türkçe'ye uymayan Arap harflerinin yerine Türkçe'ye uyan harflerin kabulü, (harfler kutsal değildir) eski tartı, ölçü vb bırakılıp yenilerinin alınması, yozlaşmış tarikatların, tekke ve zaviyelerin kapatılması, soyadı kanununun kabulü, bozulmuş medreselerin kapatılması, tarih boyu siyaset kavgalarının aracı olmuş dini bir gerekliliği de olmayan hilafetin kaldırılması, çağdaş okulların açılması, vb devrimler, hiçbiri din karşıtı değildir. Evet, bunların hepsi bağnazlığa, yobazlığa karşıdır. Ayrıca Atatürk herkesin anlaması için Kur'an-ı Türkçe'ye çevirtmiş, din dilini Türkçeleştirmiş, savaşta zarar görmüş ve tarihi değeri olan yüzlerce camiyi tamir ettirmiş, dini bayramlar kutlanmış, isteyen namazını kılmış, orucunu tutmuştur. Zorla kadınların baş örtülerinin çıkarıldığı, şapka takmayanların asıldığı, camilerin ahır yapıldığı, haccın yasaklandığı gibi iddialar yobaz yalanlarıdır. Kısacası, Atatürk'ün büyüklüğü, az inanması, çok inanması veya inanmamasından değil (bu Atatürk'ü ilgilendirir) vatanın bağımsızlığını, ulusun egemenliğini sağlamasından, aklın, düşüncenin ve vicdanın özgürlüğünü sağlamasından, kadınlara haklar vermiş olmasından, bilime ve sanata önem vermesinden, kuldan birey, tebadan yurttaş, ümmetten ulus çıkarmasından, yurttaşların eşit olduğu, tam bağımsız, laik ve çağdaş bir devlet kurmasından kaynaklanır. Bakmayın siz ham yobazın sayıklamalarına! Bugün İslam dünyasının içler acısı halini gören Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı aklı başında her Müslüman, Atatürk'e duacıdır. Atatürk düşmanı yobaz bunları anlar mı? Hiç sanmam! Anlasa yobaz olmazdı.

105,006 Aufrufe

Büyük Zafer, Hilafet Ordusuyla, Anzavur eşkiyasıyla, idam fermanlarıyla,şeyhülislam fetvasıyla,ihanet bildirileriyle düşmana yardım eden Vahdettinlere, Damat Feritlere, Dürrizade Abdullahlara,İskilipli Atıflara,Mustafa Sabrilere içimizdeki işbirlikçilere rağmen kazanılmıştır.

Büyük Zafer, Hilafet Ordusuyla, Anzavur eşkiyasıyla, idam fermanlarıyla,şeyhülislam fetvasıyla,ihanet bildirileriyle düşmana yardım eden Vahdettinlere, Damat Feritlere, Dürrizade Abdullahlara,İskilipli Atıflara,Mustafa Sabrilere içimizdeki işbirlikçilere rağmen kazanılmıştır.

437,155 Aufrufe

Bu ülkenin çocukları bağımsız ve çağdaş bir ülkede özgür,onurlu, rahat yaşasınlar diye tüm ömrünü türlü düşmanlarla mücadeleye adadı.Onun,emperyalizme karşı bağımsızlık,saraya karşı ulusal egemenlik mücadelesi sonunda çocuklarımız bağımsız vatanda bir laik Cumhuriyete sahip oldu.

Bu ülkenin çocukları bağımsız ve çağdaş bir ülkede özgür,onurlu, rahat yaşasınlar diye tüm ömrünü türlü düşmanlarla mücadeleye adadı.Onun,emperyalizme karşı bağımsızlık,saraya karşı ulusal egemenlik mücadelesi sonunda çocuklarımız bağımsız vatanda bir laik Cumhuriyete sahip oldu.

416,221 Aufrufe

"FİLAN VE FALAN ŞEYHİN YOL GÖSTERİCİLİĞİ İLE MADDİ VE MANEVİ SAADET ARAYANLAR" “Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin yaydığı ışık karşısında filan ve falan şeyhin yol göstericliğiyle maddi ve manevi saadet arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni camiasında varlığını asla kabul etmiyorum. Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir." (Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1925, Kastamonu) (Konuşmanın tamamı için bkz: Atatürk'ün Bütün Eserleri, C.17, s. 294) Atatürk bu sözleri 100 yıl önce söylemişti. "Filan ve falan şeyhin yol göstericiliği ile maddi ve manevi saadet arayanlar" Fetöler sizin eseriniz. Fetö ve türevleri ile birlikte yol yürüyenler sizsiniz. Fetö tehdidine karşı halkı uyarıp uyandırmaya çalışanlar, Fetö'nün ipliğini pazara çıkaranlar ise Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu gibi Atatürkçü, Kemalist aydınlardır. Öldürüldüler.

"FİLAN VE FALAN ŞEYHİN YOL GÖSTERİCİLİĞİ İLE MADDİ VE MANEVİ SAADET ARAYANLAR" “Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin yaydığı ışık karşısında filan ve falan şeyhin yol göstericliğiyle maddi ve manevi saadet arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni camiasında varlığını asla kabul etmiyorum. Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir." (Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1925, Kastamonu) (Konuşmanın tamamı için bkz: Atatürk'ün Bütün Eserleri, C.17, s. 294) Atatürk bu sözleri 100 yıl önce söylemişti. "Filan ve falan şeyhin yol göstericiliği ile maddi ve manevi saadet arayanlar" Fetöler sizin eseriniz. Fetö ve türevleri ile birlikte yol yürüyenler sizsiniz. Fetö tehdidine karşı halkı uyarıp uyandırmaya çalışanlar, Fetö'nün ipliğini pazara çıkaranlar ise Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu gibi Atatürkçü, Kemalist aydınlardır. Öldürüldüler.

150,034 Aufrufe

Mustafa Kemal'in askerleriyiz! 🇹🇷 Bu topraklarda "Mustafa Kemal'in askeri olmak" suç değildir, olamaz. Mustafa Kemal'in askeri olmak tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nden yana olmak demektir. Mustafa Kemal'in askeri olmak onurdur. "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyen teğmenlerimiz onurumuzdur. Mustafa Kemal'in askerlerinin Mustafa Kemal'in ordusundan atılmasını ulusal vicdan asla kabul etmeyecektir. Biz de hepimiz #Mustafakemalinaskerleriyiz

Mustafa Kemal'in askerleriyiz! 🇹🇷 Bu topraklarda "Mustafa Kemal'in askeri olmak" suç değildir, olamaz. Mustafa Kemal'in askeri olmak tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nden yana olmak demektir. Mustafa Kemal'in askeri olmak onurdur. "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyen teğmenlerimiz onurumuzdur. Mustafa Kemal'in askerlerinin Mustafa Kemal'in ordusundan atılmasını ulusal vicdan asla kabul etmeyecektir. Biz de hepimiz #Mustafakemalinaskerleriyiz

172,006 Aufrufe

105 yıl önce bugün, 24 Mayıs 1920'de, Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa ve bazı arkadaşlarının İDAM kararını onayladı. Mustafa Kemal Paşa ve bazı silah arkadaşları, 11 Mayıs 1920'de; İstanbul Saray Hükümeti’nin düzmece bir mahkemesince (Nemrut Mustafa Divanı) gıyaben idama mahkûm edildiler. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının bu idam kararı, 24 Mayıs 1920'de Halife-Sultan Vahdettin tarafından onaylandı. Ayrıntı için bkz.

105 yıl önce bugün, 24 Mayıs 1920'de, Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa ve bazı arkadaşlarının İDAM kararını onayladı. Mustafa Kemal Paşa ve bazı silah arkadaşları, 11 Mayıs 1920'de; İstanbul Saray Hükümeti’nin düzmece bir mahkemesince (Nemrut Mustafa Divanı) gıyaben idama mahkûm edildiler. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının bu idam kararı, 24 Mayıs 1920'de Halife-Sultan Vahdettin tarafından onaylandı. Ayrıntı için bkz.

114,491 Aufrufe

Uğur Mumcu, Mustafa Kemal'i laikliğe yönelten ana nedeninin Kurtuluş Savaşı sırasında dininin İngilizlerin elinde kullanıldığını görmekten kaynaklandığını ileri sürer. Evet, ana nedenlerden biri gerçekten de budur. Çünkü Kurtuluş Savaşı'nda İngiliz işbirlikçisi Saray Hükümeti,(Padişah Vahdettin ve Damat Ferit hükümetleri) fetvalarla, idam fermanlarıyla, Anzavur'la, Hilafet Ordusu'yla iç savaş çıkarıp kardeşi kardeşe kırdırdı. İngilizlerin ve Sarayın dini kullanarak halkı kışkırtmaları ile Kurtuluş Savasina karşı çok sayıda padişahçı isyan çıktı. Bununla birlikte Atatürk'ü laikliğe yönelten ana nedenlerden biri de aklın, düşüncenin ve vicdan özgürlüğünün ve bilimin önündeki engelleri ortadan kaldırmak, devletin insan aklının ve tecrübesinin eseri hukuk kurallarıyla yönetilmesini sağlayarak ulusun egemen olduğu çağdaş, uygar bir düzen kurmaktı.

Uğur Mumcu, Mustafa Kemal'i laikliğe yönelten ana nedeninin Kurtuluş Savaşı sırasında dininin İngilizlerin elinde kullanıldığını görmekten kaynaklandığını ileri sürer. Evet, ana nedenlerden biri gerçekten de budur. Çünkü Kurtuluş Savaşı'nda İngiliz işbirlikçisi Saray Hükümeti,(Padişah Vahdettin ve Damat Ferit hükümetleri) fetvalarla, idam fermanlarıyla, Anzavur'la, Hilafet Ordusu'yla iç savaş çıkarıp kardeşi kardeşe kırdırdı. İngilizlerin ve Sarayın dini kullanarak halkı kışkırtmaları ile Kurtuluş Savasina karşı çok sayıda padişahçı isyan çıktı. Bununla birlikte Atatürk'ü laikliğe yönelten ana nedenlerden biri de aklın, düşüncenin ve vicdan özgürlüğünün ve bilimin önündeki engelleri ortadan kaldırmak, devletin insan aklının ve tecrübesinin eseri hukuk kurallarıyla yönetilmesini sağlayarak ulusun egemen olduğu çağdaş, uygar bir düzen kurmaktı.

54,035 Aufrufe

Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yüz yılındaki en büyük başarılarından biri kadını sınırlandıran bağları parçalayıp -tüm gerici baskılara rağmen- kadınların eşit ve özgür biçimde her alanda hayata katılmasını sağlamış olmasıdır. Bugün İslam dünyasında kadın hakları adına ne görürseniz çoğu Türkiye'dedir. Türkiye'de kadın hakları adına ne görürseniz çoğu Atatürk'ün Aydınlanma Devrimi'nin, Laik Cumhuriyet'in eseridir. Atatürk şöyle demişti: "Bizce Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın düzeyde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır." "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Ve Cumhuriyetimizin 100.yılında kadın voleybol milli takımımız dünya ve Avrupa şampiyonu olup "omuzlar üzerinde göklere yükseldi." Atatürk'ümüzle, laik Cumhuriyetimizle, başarılarıyla göğsümüzü kabartan, bayrağımızı en yükseğe çıkaran kadınlarımızla gurur duyuyoruz.👏

Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yüz yılındaki en büyük başarılarından biri kadını sınırlandıran bağları parçalayıp -tüm gerici baskılara rağmen- kadınların eşit ve özgür biçimde her alanda hayata katılmasını sağlamış olmasıdır. Bugün İslam dünyasında kadın hakları adına ne görürseniz çoğu Türkiye'dedir. Türkiye'de kadın hakları adına ne görürseniz çoğu Atatürk'ün Aydınlanma Devrimi'nin, Laik Cumhuriyet'in eseridir. Atatürk şöyle demişti: "Bizce Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın düzeyde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır." "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Ve Cumhuriyetimizin 100.yılında kadın voleybol milli takımımız dünya ve Avrupa şampiyonu olup "omuzlar üzerinde göklere yükseldi." Atatürk'ümüzle, laik Cumhuriyetimizle, başarılarıyla göğsümüzü kabartan, bayrağımızı en yükseğe çıkaran kadınlarımızla gurur duyuyoruz.👏

185,489 Aufrufe

Saltanat ile cumhuriyetin farkı. Sarayın kapısında kul olmakla Cumhuriyetin bağrında yurttaş olmanın farkı. Sultan ile Cumhurbaşkanının farkı. Milletinin sinesinden çıkan Mustafa Kemal Atatürk'ün farkı... 👇

Saltanat ile cumhuriyetin farkı. Sarayın kapısında kul olmakla Cumhuriyetin bağrında yurttaş olmanın farkı. Sultan ile Cumhurbaşkanının farkı. Milletinin sinesinden çıkan Mustafa Kemal Atatürk'ün farkı... 👇

62,861 Aufrufe

5 Temmuz 1938, Türk ordusu (Mustafa Kemal'in askerleri) Hatay'a girdi. İşte o görüntüler: 3 Temmuz 1938 Pazar... Türk ve Fransız hükümetleri arasında Antakya'daki görüşmeler sonuçlandı. Hatay'a 2500 Türk askerinin girmesi kabul edildi. 5 Temmuz 1938 Salı… Kurmay Albay Şükrü Kanatlı'nın komutasındaki Türk tugayı sabah 5.00'da Payas'tan, 6.00'da Hassa'dan sınırı geçip Hatay'a girdi.Türk Ordusu'nun geleceğini duyan Hataylılar daha geceden sokağa fırlamış, sınıra hücum ediyordu.Milli marşlar çalınıyor, evlerden, dükkânlardan, sokaklardan sevinç çığlıkları yükseliyor; şehir ayağa kalkmış, heyecan içinde dalgalanıyordu. İskenderun yolu üzerinde Türk köylüleri kadın-erkek ellerinde çiçeklerle, ağlayarak, askerlerin ayaklarına kapanarak Türk Ordusu'nu bekliyordu. Sabırsızlanan halk, otomobil ve kamyonlarla askeri taşımak için yalvarıyordu. Antakya'da şehir tamamen boşalmıştı.Şehrin girişinde 80-100 bin civarında bir kalabalık orduyu bekliyordu.Türk Ordusu şehre girerken tören alanında bir Fransız taburu da selam vaziyeti almıştı.Türk taburu tören alanından geçerken kopan alkış tufanı arasından “Yaşasın Türk askeri… Yaşasın Atatürk…” sesleri yükseliyordu." "Atatürk'ün Diplomasi Zaferi Hatay" başlıklı yazımdan alıntıdır.

Sensitive content

5 Temmuz 1938, Türk ordusu (Mustafa Kemal'in askerleri) Hatay'a girdi. İşte o görüntüler: 3 Temmuz 1938 Pazar... Türk ve Fransız hükümetleri arasında Antakya'daki görüşmeler sonuçlandı. Hatay'a 2500 Türk askerinin girmesi kabul edildi. 5 Temmuz 1938 Salı… Kurmay Albay Şükrü Kanatlı'nın komutasındaki Türk tugayı sabah 5.00'da Payas'tan, 6.00'da Hassa'dan sınırı geçip Hatay'a girdi.Türk Ordusu'nun geleceğini duyan Hataylılar daha geceden sokağa fırlamış, sınıra hücum ediyordu.Milli marşlar çalınıyor, evlerden, dükkânlardan, sokaklardan sevinç çığlıkları yükseliyor; şehir ayağa kalkmış, heyecan içinde dalgalanıyordu. İskenderun yolu üzerinde Türk köylüleri kadın-erkek ellerinde çiçeklerle, ağlayarak, askerlerin ayaklarına kapanarak Türk Ordusu'nu bekliyordu. Sabırsızlanan halk, otomobil ve kamyonlarla askeri taşımak için yalvarıyordu. Antakya'da şehir tamamen boşalmıştı.Şehrin girişinde 80-100 bin civarında bir kalabalık orduyu bekliyordu.Türk Ordusu şehre girerken tören alanında bir Fransız taburu da selam vaziyeti almıştı.Türk taburu tören alanından geçerken kopan alkış tufanı arasından “Yaşasın Türk askeri… Yaşasın Atatürk…” sesleri yükseliyordu." "Atatürk'ün Diplomasi Zaferi Hatay" başlıklı yazımdan alıntıdır.

79,055 Aufrufe

Türk milleti Atatürk'le özdeşleşmiştir, bütünleşmiştir, müthiş bir duygu bağı kurmuştur, o bağı koparmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Türk milleti Atatürk'le özdeşleşmiştir, bütünleşmiştir, müthiş bir duygu bağı kurmuştur, o bağı koparmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

154,728 Aufrufe

Atatürk döneminde kadın kıyafeti konusunda "Şapka Kanunu" gibi bir devrim kanunu çıkarılmadı.(*) Sadece bazı belediyelerin aldığı kararlar ile yetinildi. Cumhuriyet Baloları, başta olmak üzere çeşitli balolar, düğünler, toplantılar, okullar, kültür sanat etkinlikleri sayesinde kadınların çağdaş kılık kıyafeti benimsemesine çalışıldı. Atatürk, ayrım yapmadan herkesin, tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Cumhurbaşkanıydı. Atatürk ayrım yapmadan herkesi bizzat dinler, sorunlarını çözmek için bizzat yetkilileri seferber ederdi. (*) Şapka Kanunu'na karşı gelmenin ve şapka takmamanın cezası da idam değildi. Şapkaya karşı çıkan ve şapka takmayan hiç kimse idam edilmedi. Ayrıntı için bkz. 👇

Atatürk döneminde kadın kıyafeti konusunda "Şapka Kanunu" gibi bir devrim kanunu çıkarılmadı.(*) Sadece bazı belediyelerin aldığı kararlar ile yetinildi. Cumhuriyet Baloları, başta olmak üzere çeşitli balolar, düğünler, toplantılar, okullar, kültür sanat etkinlikleri sayesinde kadınların çağdaş kılık kıyafeti benimsemesine çalışıldı. Atatürk, ayrım yapmadan herkesin, tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Cumhurbaşkanıydı. Atatürk ayrım yapmadan herkesi bizzat dinler, sorunlarını çözmek için bizzat yetkilileri seferber ederdi. (*) Şapka Kanunu'na karşı gelmenin ve şapka takmamanın cezası da idam değildi. Şapkaya karşı çıkan ve şapka takmayan hiç kimse idam edilmedi. Ayrıntı için bkz. 👇

50,441 Aufrufe

Dağ başını duman almış, yürüyelim arkadaşlar! 15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlarca işgal edilmiştir. Osmanlı Saray Hükümeti işgale boyun eğmiştir. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919 Pazar günü öğleden sonra Samsun’dan Havza’ya geçmektedir. Havza yolunda bozulan otomobilinden inip “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek yürümeye başlamış, arkadaşları da onu takip etmiştir. (1) Çünkü Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in işgaline rağmen umudunu kaybetmemiştir. O işgal karanlığına rağmen güneşin ufuktan doğacağına inancı tamdır. Atatürk, yıllar sonra, 27 Mart 1937’de, Ankara Halkevi’nde Bursalı gençlere bu olayı şöyle anlatmıştır: “Arkadaşlar, ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum… O kırık otomobil Anadolu yollarında ilerlerken… Ben Türk ufuklarından bir gün mutlak bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.O şarkıyı (Dağ Başını Duman Almış Marşını) okutup tekrar ettirmekten maksadım Türkün bu güneşi doğunca muvaffak olacağını anlatmak içindi.”(2) Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün, 26 Mayıs 1919’da, Havza’da kendisini ziyaret eden bir heyete de şunları söylemiştir: “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız…Bizi öldürmek değil canlı mezara koymak istiyorlar.Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir." ----- 1) Ahmet Semerci,“Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’daki Çalışmaları”,Türk Dünyası Araştırmaları, Ocak-Şubat 2019, C.121, S.238, s. 85. 2)Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.29, s.175-176.

Dağ başını duman almış, yürüyelim arkadaşlar! 15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlarca işgal edilmiştir. Osmanlı Saray Hükümeti işgale boyun eğmiştir. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919 Pazar günü öğleden sonra Samsun’dan Havza’ya geçmektedir. Havza yolunda bozulan otomobilinden inip “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek yürümeye başlamış, arkadaşları da onu takip etmiştir. (1) Çünkü Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in işgaline rağmen umudunu kaybetmemiştir. O işgal karanlığına rağmen güneşin ufuktan doğacağına inancı tamdır. Atatürk, yıllar sonra, 27 Mart 1937’de, Ankara Halkevi’nde Bursalı gençlere bu olayı şöyle anlatmıştır: “Arkadaşlar, ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum… O kırık otomobil Anadolu yollarında ilerlerken… Ben Türk ufuklarından bir gün mutlak bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.O şarkıyı (Dağ Başını Duman Almış Marşını) okutup tekrar ettirmekten maksadım Türkün bu güneşi doğunca muvaffak olacağını anlatmak içindi.”(2) Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün, 26 Mayıs 1919’da, Havza’da kendisini ziyaret eden bir heyete de şunları söylemiştir: “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız…Bizi öldürmek değil canlı mezara koymak istiyorlar.Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir." ----- 1) Ahmet Semerci,“Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’daki Çalışmaları”,Türk Dünyası Araştırmaları, Ocak-Şubat 2019, C.121, S.238, s. 85. 2)Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.29, s.175-176.

16,390 Aufrufe

Atatürk'ün Ankara'ya geldiği 27 Aralık 1919'un 106. yıl dönümünde hep birlikte ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde toplanıp Anıtkabir'de buluştuk. Türk ulusu, Atatürk'ün kurduğu üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılara karşı dimdik ayakta...

Atatürk'ün Ankara'ya geldiği 27 Aralık 1919'un 106. yıl dönümünde hep birlikte ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde toplanıp Anıtkabir'de buluştuk. Türk ulusu, Atatürk'ün kurduğu üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılara karşı dimdik ayakta...

40,784 Aufrufe

Yakup Kadri ve "Yaban"daki Kemalist “...Bekir Çavuş: – Biliyorum beyim sen de onlardansın emme. – Onlar kim? – Aha, Kemal Paşa'dan yana olanlar... –İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa'dan yana olmaz? –Biz Türk değiliz ki, beyim. –Ya nesiniz? – Biz İslamız, elhamdülillah... Bekir Çavuş'la artık daha ziyade konuşmağa mecalim yok. Asılmış bir adam gibi başım göğsüme düşüyor. Bunalıp kalıyorum. Eğer, bize zafer nasip olsa bile kurtaracağımız şey, yalnız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede? O henüz ortada yoktur ve onu bu Bekir Çavuşlar, bu Salih Ağalar, bu Zeynep Kadınlar, bu İsmailler, bu Süleymanlarla yeni baştan yapmak gerekecektir.” “… Ve arkadaşlarına Rumca bir şeyler söyleyerek beni gösterdi. – Siz bir subaysınız öyle mi? – Ne zaman? Nerede? – Umumi harpte, muhtelif cephelerde bulundum. – Kolunuzu nerede kaybettiniz? – Çanakkale'de... dedim. – Ha ha, öyle ise siz mükemmel bir Kemalist'siniz: – Bir Kemalist mi? Evet. Fakat, Çanakkale'de harp ettiğim için değil, sade bir namuslu Türk olduğum için…” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, 2013, s.153, 184) Video: Kronik Doküman

Yakup Kadri ve "Yaban"daki Kemalist “...Bekir Çavuş: – Biliyorum beyim sen de onlardansın emme. – Onlar kim? – Aha, Kemal Paşa'dan yana olanlar... –İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa'dan yana olmaz? –Biz Türk değiliz ki, beyim. –Ya nesiniz? – Biz İslamız, elhamdülillah... Bekir Çavuş'la artık daha ziyade konuşmağa mecalim yok. Asılmış bir adam gibi başım göğsüme düşüyor. Bunalıp kalıyorum. Eğer, bize zafer nasip olsa bile kurtaracağımız şey, yalnız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede? O henüz ortada yoktur ve onu bu Bekir Çavuşlar, bu Salih Ağalar, bu Zeynep Kadınlar, bu İsmailler, bu Süleymanlarla yeni baştan yapmak gerekecektir.” “… Ve arkadaşlarına Rumca bir şeyler söyleyerek beni gösterdi. – Siz bir subaysınız öyle mi? – Ne zaman? Nerede? – Umumi harpte, muhtelif cephelerde bulundum. – Kolunuzu nerede kaybettiniz? – Çanakkale'de... dedim. – Ha ha, öyle ise siz mükemmel bir Kemalist'siniz: – Bir Kemalist mi? Evet. Fakat, Çanakkale'de harp ettiğim için değil, sade bir namuslu Türk olduğum için…” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, 2013, s.153, 184) Video: Kronik Doküman

86,763 Aufrufe

Maltepe'de olağanüstü bir kalabalık ve ulusal bir heyecan var. Her yaştan insan, bir birine büyük saygı duyarak yan yana duruyor. Maltepe'de Türk bayrağının gölgesinde toplanan yüz binler, milyonlar hak, hukuk, adalet diyerek, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye haykırarak ulusal egemenliğe, laik, demokratik Cumhuriyete sahip çıkıyor. 🇹🇷 "Egemenlik kayıtsız şartsız milletndir." Hiç bir güç milet egemenliğinin önünde duramaz. Maltepe'de orada bizzat halkın içinde biri olarak gözlemim şu ki, meydandaki milyonların görünmez önderi tartışmasız Mustafa Kemal Atatürk... Türk ulusu yeniden Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde birleşiyor.

Maltepe'de olağanüstü bir kalabalık ve ulusal bir heyecan var. Her yaştan insan, bir birine büyük saygı duyarak yan yana duruyor. Maltepe'de Türk bayrağının gölgesinde toplanan yüz binler, milyonlar hak, hukuk, adalet diyerek, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye haykırarak ulusal egemenliğe, laik, demokratik Cumhuriyete sahip çıkıyor. 🇹🇷 "Egemenlik kayıtsız şartsız milletndir." Hiç bir güç milet egemenliğinin önünde duramaz. Maltepe'de orada bizzat halkın içinde biri olarak gözlemim şu ki, meydandaki milyonların görünmez önderi tartışmasız Mustafa Kemal Atatürk... Türk ulusu yeniden Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde birleşiyor.

53,654 Aufrufe

HATAY KURTULDU. YAŞA, VAR OL ATATÜRK 5 Temmuz 1938 Salı.Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk birliği sabah 06.00 gibi Hatay'a girdi. On binlerce Hataylılar daha geceden sokağa fırlamıştı.Milli marşlar çalınıyor, evlerden, dükkânlardan, sokaklardan sevinç çığlıkları yükseliyor; şehir ayağa kalkmış, heyecan içinde dalgalanıyordu. Detay için: 📌Atatürk'ün Diplomasi Zaferi Hatay 📌Atatürk'ün Savaşsız Antlaşma Yöntemi ve Hatay Sorunu 📌Tarihten Ders Almak, Konu Demografi 📌Son Adım 📌Hatay'da İşgal ve Direniş

HATAY KURTULDU. YAŞA, VAR OL ATATÜRK 5 Temmuz 1938 Salı.Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk birliği sabah 06.00 gibi Hatay'a girdi. On binlerce Hataylılar daha geceden sokağa fırlamıştı.Milli marşlar çalınıyor, evlerden, dükkânlardan, sokaklardan sevinç çığlıkları yükseliyor; şehir ayağa kalkmış, heyecan içinde dalgalanıyordu. Detay için: 📌Atatürk'ün Diplomasi Zaferi Hatay 📌Atatürk'ün Savaşsız Antlaşma Yöntemi ve Hatay Sorunu 📌Tarihten Ders Almak, Konu Demografi 📌Son Adım 📌Hatay'da İşgal ve Direniş

59,061 Aufrufe

Çin'i de yendik (3-2). 4'te 4 oldu. Milletler Liginde yenilgisiz tek takım Türkiye.🇹🇷Tebrikler Cumhuriyetimizin dünya markası kadın voleybol milli takımımız.Türkiye Voleybol Federasyonu 👏

Çin'i de yendik (3-2). 4'te 4 oldu. Milletler Liginde yenilgisiz tek takım Türkiye.🇹🇷Tebrikler Cumhuriyetimizin dünya markası kadın voleybol milli takımımız.Türkiye Voleybol Federasyonu 👏

36,182 Aufrufe

TBMM, 31 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni onayladı. “Uluslararası boğazların hiçbirinde, Montrö’de Türkiye’nin sahip olduğu nitelikte yetkilere hiçbir kıyı devleti sahip değildir.” Türkiye Montrö ile Boğazlarda "tam egemenlik" kurmuştur. Montrö, Boğazlardaki Türk kilididir. Mustafa Kemal Atatürk, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin onaylandığını şöyle duyurmuştu.👇

TBMM, 31 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni onayladı. “Uluslararası boğazların hiçbirinde, Montrö’de Türkiye’nin sahip olduğu nitelikte yetkilere hiçbir kıyı devleti sahip değildir.” Türkiye Montrö ile Boğazlarda "tam egemenlik" kurmuştur. Montrö, Boğazlardaki Türk kilididir. Mustafa Kemal Atatürk, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin onaylandığını şöyle duyurmuştu.👇

24,473 Aufrufe

Videos

SMEYDAN's profile picture

AK MİLLİ TAKIM olmuş bu! Hiçbir hükümet devlet değildir! Cumhuriyetimizle yaşıt A Milli Futbol Takımımız sadece iktidar partisini, sadece bir siyasi partiyi veya bir siyasi lideri değil, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde birleşen tüm Türk ulusunu, hepimizi, Türkiyemizi temsil ediyor. 🇹🇷 Oysa bu klip AKP icraatın içinden kilibi, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlık seçim klibi gibi olmuş! Demek ki seçim de yakın! Her şeyi siyasete araç yapmak, alet etmek zorunda mısınız? Zaten hemen her konuda ayrıştırılmış toplumumuzu kulüp ayrışmalarına karşın en kolay birleştirebildiğimiz bir konuda "milli takımlar" konusunda da ayrıştırmayın. Yapmayın! Yok, bunu "Artık Türkiye'de parti - devlet özdeşliği var; AKP demek devlet demektir, Türkiye demektir!" anlayışıyla yaptıysanız, şu gerçeği çok iyi bilmisiniz ki, hiçbir hükümet "devlet" değildir, her hükümet gelip geçicidir, "ilelebet payidar kalacak olan" Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Marşa ve yapılan klibe gelince, Türkiye bir savunma sanayi fuarına gitmiyor, Dünya Kupası'na gidiyor, orada futbol oynayacak. Bir spor organizasyonunda Türkiyemizi dünyaya tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, özellikle de misafirperver insanıyla; insanının o engin hoşgörüsüyle, bilime, sanata, spora, hukuka, adalete, demokrasiye, kadın haklarına, çocuk haklarına ve barışa verdiği önemle tanıtmak gerekir. Ne o? Bunlar iyi durumda değil mi? O zaman önce bunları iyileştirmek gerekir. Bu arada bizi birleştiren, ayrıştırmayan bir milli takım marşımız var. 🇹🇷

Sinan Meydan

97,548 Aufrufe • vor 1 Monat