Börü TV | Tarih Parodi Radyosu's banner
Börü TV | Tarih Parodi Radyosu's profile picture

Börü TV | Tarih Parodi Radyosu

@tarih_parodi14,609 subscribers

Tarihi bir radyo, bugün konuşuyor.

Videos

tarih_parodi's profile picture

Bir Kruvazör, Bir Balıkçı Kasabasını Neden Topa Tuttu? 9 Haziran 1921. Karadeniz kıyısında küçük bir kasabanın önüne bir savaş gemisi geliyor. Kasabada ne kışla var ne tabya. Sadece kayıkçılar var. Peki bir kruvazör neden kayıkçıların üstüne gönderilir? Cevap Ankara'da. 1921'de İzmir işgal altında, İstanbul işgal altında, güney limanları Fransız kontrolünde. Mustafa Kemal'in Ankara'sına deniz yoluyla ulaşan tek kapı kalmış: İnebolu. Sovyet Rusya'dan gelen gemiler limana yanaşamıyor, çünkü liman sığ. Yük açıkta demirleyen gemilerden kayıklarla kıyıya taşınıyor. Kıyıdan sonra kağnı devreye giriyor. Üç yüz kırk dört kilometre, on altı gün, Kastamonu üzerinden Ankara'ya. Bu hattın adı İstiklal Yolu. Ankara'ya ulaşan cephanenin yüzde elli beşi buradan geçiyor. Kağnıyı yalnız erkekler sürmüyor. Kadınlar sürüyor, çocuklar yanında yürüyor. Aralık 1921'de Seydiler yakınında bir kağnı karda kalıyor. Şerife Bacı battaniyesini mermilerin üstüne örtüyor, bebeğini de o örtünün altına koyuyor. Sabah mermiler kuru, bebek sağ. Savaş bitiyor ve TBMM bu kasabayı unutmuyor. 1924'te Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası çıkıyor. Nişan kasabaya değil, doğrudan kayıkçı esnafına, Mavnacılar Loncası'na beratıyla veriliyor. Bugün Türkiye'de bu madalyayı taşıyan tek ilçe hâlâ İnebolu. Mustafa Kemal 1925'te teşekkür etmek için bizzat oraya gidiyor.

Börü TV | Tarih Parodi Radyosu

27,233 views • 29 days ago

tarih_parodi's profile picture

Yunan ordusunun başkomutanı, başkomutan olduğunu bir Türk karargâhında öğrendi. Haberi ona Mustafa Kemal verdi. Tarih 2 Eylül 1922, yer Uşak, adam General Nikolaos Trikupis. Bu yayında Büyük Taarruz'un tamamını anlatıyoruz: Kocatepe'den İzmir rıhtımına 14 gün. 26 Ağustos 1922 sabahı topçu ateşi 04.30'da açılacaktı. Sis vardı, vadi görünmüyordu, 1 saat beklendi. Toplar 05.30'da konuştu, piyade 06.00'da kalktı. 27 Ağustos'ta Afyon alındı. 30 Ağustos'ta Zafertepe Çalköy'de meydanı bizzat Başkumandan yönetti; muharebenin adı da buradan geliyor. 1 Eylül'de o meşhur emir yayınlandı: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" 9 Eylül sabahı Türk süvarisi İzmir'e girdi. Perde arkasında ise bir aldatma planı vardı. 28 Temmuz 1922'de Akşehir'de bir futbol maçı düzenlendi; asıl amaç o gece yarısı yapılan taarruz toplantısını gizlemekti. 21 Ağustos'ta Hâkimiyet-i Milliye gazetesi Çankaya'da bir çay daveti verileceğini yazdı, oysa Başkumandan çoktan cepheye gitmişti. 14-24 Ağustos arasında yaklaşık 55 bin asker 10 gece boyunca sadece geceleri yürüyerek Afyon'un güneyine kaydırıldı. 24 Ağustos akşamı Türk komutanları Şuhut'ta toplanırken Yunan komutanları Afyon Subay Kulübü'nde baloydu. Karşı tarafta ise komuta üç merkeze bölünmüştü: Atina'daki kabine, İzmir körfezinde demirli bir yatta oturan başkomutan Yorgo Hacıanesti, ve cephedeki kolordu komutanları. Fahrettin Paşa'nın 5. Süvari Kolordusu Ahır Dağları'nı aştı ve düşmanın ikmal yollarının üstüne indi. Yunan ordusunun ana kütlesi Dumlupınar'da çembere girdi. 27 Ağustos'ta 57. Tümen Komutanı Yarbay Reşat Bey, Çiğiltepe'yi yarım saatte alma sözü verdi. Sözünü tutamadı. Ailesine sonradan Çiğiltepe soyadı verildi. Bedel: 26 Ağustos ile 9 Eylül arasında 2.318 şehit, 9.360 yaralı, 1.697 kayıp. Sonrası: 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi, Doğu Trakya savaşsız geri alındı. Atina'da Kasım 1922'de Altılar Davası kuruldu ve hesap cepheden değil kabineden soruldu. 24 Temmuz 1923 Lozan. Bir orduyu ordu yapan sayısı değil, tek bir kafadır.

Börü TV | Tarih Parodi Radyosu

21,659 views • 24 days ago

tarih_parodi's profile picture

Ankara'yı boğacak isyanların hepsini o bastırdı. Sonra silahını Ankara'ya çevirdi. Bin dokuz yüz yirmi. Yeni Meclis daha emeklerken içeride isyan patladı: Anzavur Balıkesir'in kuzeyinde ayaklandı, Düzce tutuştu, Bolu tutuştu, Yozgat'ta Çapanoğlu kalktı. Ankara'ya giden yollar kapandı. Düzenli birlikler gönderildi, sökemedi. Ve akla tek bir isim geldi. Kuvâ-yi Seyyâre atına atladı. Anzavur'u dağıttı, Düzce'yi temizledi, Yozgat isyanını yaklaşık bir haftada bitirdi. O gün Ankara ayakta kaldıysa bunda o atın payı büyüktür. Bu sayfayı kimse silemez; biz de silmiyoruz. Sonra ikinci sayfa açıldı. Kendi ordusu vardı: Kuvâ-yi Seyyâre. Kendi siyasi hareketi: Yeşil Ordu. Kendi gazetesi: Seyyâre-yi Yeni Dünya. Ve kendi mahkemesi — Meclis onayını beklemeden infaz eden bir mahkeme. Devletin sahip olduğu her şeyin bir kopyası, ama millete değil ona bağlı. Ankara ondan ihanet istemedi. Herkesten isteneni istedi: düzenli ordunun bir subayı ol, emrindeki kuvvet senin değil milletin olsun. Demirci Mehmet Efe de direndi, sonra teslim oldu; kimseye ayrıcalık yoktu. Ethem reddetti. Yirmi yedi Aralık bin dokuz yüz yirmide nasihat bitti. Ve tarihin en çarpıcı kesişmesi aynı haftada oldu. Altı Ocak bin dokuz yüz yirmi bir: Yunan ileri yürüyüşe geçti. On bir Ocak: Birinci İnönü. Yeni kurulan düzenli ordu, ilk büyük sınavında hem işgalciyi durdurdu hem isyanı kırdı. Ethem yıllarca "düzenli ordu işe yaramaz" demişti; tarih ona aynı hafta cevap verdi. Yenilen bir isyancının önünde iki yol vardır: milletinin önünde diz çökmek, ya da çizgiyi geçmek. O ikincisini seçti. Dokuz Mayıs bin dokuz yüz yirmi bir: gıyaben idam. Sonrası Midilli, Yunanistan, Berlin, Mısır, Lübnan, Ürdün. Otuz sekiz affı çıktı, çoğu döndü, o dönmedi. "Ne yüzle döneyim?" dedi. Kırk sekizde Amman'da bir hastane yatağında öldü. Bir şeyi de net söylüyoruz: Ethem'in soyu Çerkezdi, ama ihaneti onundur, milletinin değil. Onun bastırdığı Anzavur da bir Çerkezdi. Bu vatan için can veren binlerce Çerkez, düzenli ordunun subayında ve erinde vardı. Bir adamın suçunu bir halka yıkmak, en az o suç kadar büyük bir haksızlıktır. Kavga Çerkez–Türk kavgası değildi. Kavga şuydu: bir kişi mi büyük, yoksa milletin ortak iradesi mi?

Börü TV | Tarih Parodi Radyosu

23,527 views • 1 month ago

tarih_parodi's profile picture

Gaziantep'in iki merkez ilçesi var. İkisinin de adı bir şehidin adı. Biri kırk üç yaşında bir teğmen. Öteki on dört yaşında bir çocuk. Yirmi bir Ocak bin dokuz yüz yirmi. Antep'te bir fırının önü, Fransızların erzak deposu. Hatice Hanım dinlenmek için duruyor. Üç Fransız askeri peçesini açmak istiyor. Yanındaki çocuk, eli boş, üstlerine koşuyor. Adı Mehmet Kâmil, on dört yaşında, orada süngüleniyor. Bugün bir ilçenin adı: Şehitkâmil. Şehir o gün öğrendi ki mesele bayrak değil, vergi değil, karakol değil. Mesele evin kapısıydı. Ordusu yoktu, ustası vardı. Demirci ocağı mermi döktü, bakırcı el bombası yaptı, kadınlar barut eledi. Bin iki yüz silahlı savunucu, yirmi bin Fransız askerine karşı. Öteki adamın adı da Şahin değildi. Gerçek adı Mehmed Said. Bin sekiz yüz yetmiş yedi Antep doğumlu. Yemen, Trablusgarp, Çatalca, Galiçya, Sina-Filistin. Beş cephe, üç kıta, yirmi yıl. Bin dokuz yüz on sekizde Filistin'de İngilizlere esir düştü, döndü ve döndüğü şehirde yabancı bir bayrak buldu. Antep'in hayatı tek bir yola bağlıydı: Kilis yolu. Fransız'ın askeri de mermisi de yiyeceği de Halep'ten o yoldan gelecekti. Şahin Bey yüz elli kadar adamla Elmalı'da o yolun önüne dikildi. Yirmi beş Mart'ta kol geldi, geri döndü. Ertesi gün yine geldi, yine döndü. Dört gün. Yirmi sekiz Mart bin dokuz yüz yirmide cephanesi bitti, yanındakiler eridi, çekilmesi söylendi. Çekilmedi. Elmalı köprüsünde şehit oldu. Bir Nisan bin dokuz yüz yirmi: kuşatma başladı ve on ay sürdü. Ev ev, duvar duvar. Sekiz bin bina yıkıldı. Altı bin üç yüz on yedi şehit, çoğu sivil. Ve tarihin en sert takvimi. Altı Şubat bin dokuz yüz yirmi bir: Meclis, yüz kırk yedinci birleşimde doksan üç sayılı kanunu oy birliğiyle kabul etti, Antep'in adı Gaziantep oldu. Dokuz Şubat: şehir teslim oldu. Meclis o adı, şehrin düşmesinden üç gün önce verdi. Bir zaferi değil, on ayı ödüllendirdi. Yirmi Ekim bin dokuz yüz yirmi bir Ankara İtilafnamesi imzalandı. Yirmi beş Aralık bin dokuz yüz yirmi birde Fransız Antep'ten çıktı. Şehir kuşatmayı kaybetmişti. Savaşı kaybetmemişti. Bir not, net olsun: Fransız ordusunun bölgeye Doğu Lejyonu'nu getirmesi bir Fransız komutanlık kararıdır. Suç o kararı verenlerindir, bir halkın değil. Antep'te o kararın bedelini şehrin tamamı ödedi.

Börü TV | Tarih Parodi Radyosu

15,230 views • 1 month ago

tarih_parodi's profile picture

Yıldırım Bayezid hiç yenilmemişti. Niğbolu'da bütün Avrupa'nın Haçlı ordusunu bir günde dağıtmış, İstanbul'un surları altına ordu dikmiş, şehri düşmesine bir nefes kadar yaklaştırmıştı. Sonra bir öğleden sonra Çubuk Ovası'na girdi ve devletini neredeyse kaybederek çıktı. Onu yenen bir kılıç değildi. Bir kuru dereydi. Timur savaşı silahla değil akılla kazandı. Ankara'nın önünde Bayezid'in kendi kazdığı kuyulara yerleşti, Çubuk deresini çevirdi, ovayı kuruttu. Bayezid'in ordusu kavurucu sıcakta susuz savaşa girdi, karşısında ise gölgede dinlenmiş, suyunu içmiş bir ordu vardı. Sonra asıl darbe geldi: yutulan beyliklerin sancakları düşman saflarında açılınca, Bayezid'in Anadolu sipahileri kendi eski beylerinin rengini gördü ve savaşın tam ortasında atlarını çevirdi. Ordu içeriden çözüldü. Ve o dağılmanın içinde Yıldırım'ın yanından ayrılmayan tek büyük birlik, bir Sırp'ındı. Babasını Kosova'da Osmanlı'ya kaptırmış olan Stefan Lazariç, kendi kanından olanlar dönerken kalan tek kişiydi. Bu uzun yayında Sivas'ın kıvılcımından esaret efsanesine, o meşhur demir kafesin gerçeğinden Fetret Devri'ne, İstanbul'un fethinin nasıl elli bir yıl ertelendiğine kadar bütün hikâyeyi tek omurgada anlatıyoruz. Kapanışta üç soruyla bitiriyoruz: Yıldırım Ankara'yı neden kaybetti. Bir devlet dışarıdan yıkılamadı; en zayıf anında kendi içinden toparlandı. İki dev de aynı bedeli ödedi: kazanan da, kaybeden de sonunda kendi evlatlarının elinde dağıldı. 📻 Radyo tiyatrosu formatında tarihsel anlatım. Börü TV, Tarih Parodi Radyosu.

Börü TV | Tarih Parodi Radyosu

16,029 views • 2 months ago