
Texasrony
@texasrony • 19,506 subscribers
Don’t be afraid to lose 😈
Shorts
Videos

Avrupa Yakası denince aklımıza hep o bitmek bilmeyen kahkahalar, absürt olaylar ve uç karakterler gelir. Ama dizi bazen öyle bir sahneyle karşımıza çıkar ki, o neşeli kaosun ortasında birden zaman durur, boğazınıza koca bir düğüm oturur. Sertaç... İşsiz güçsüz, daldan dala atlayan, ne kendine ne de kimseye bir faydası dokunan ama yine de o saf kalbiyle herkesin sevdiği adam. Yıllar önce onu terk edip Amerika'ya giden ve "büyük iş adamı" olarak dönen babasının karşısında ezilmemek, ona mahcup olup "boş gezenin boş kalfası" gibi görünmemek için çırpınışı hepimizin içini burkmuştu. Tam bu noktada devreye giren isim ise tabii ki dostu Sacit Kıral oluyor. Sertaç babasına karşı başını öne eğmesin diye koca ofisi anında bir tiyatro sahnesine çeviren, herkesi organize edip Sertaç'ı bir anda "patron" yapan Sacit'in o çocuk ruhunun altındaki devasa vefasına bir kez daha şahit oluyoruz. Başlarda hepimizi kahkahaya boğan bu "patronluk" ve "zenginlik" tiyatrosu, sahnenin sonlarına doğru yerini öyle derin bir yüzleşmeye bırakıyor ki... Sertaç babasının gözüne girmeye çalışırken, hikayenin sonunda yaşanan o inanılmaz ters köşe hepimizi darmadağın ediyor. Bir baba ve oğlun, birbirlerinin gururunu kırmamak için sakladıkları sırlar, 22 yıllık bir ayrılığın ve yalnızlığın getirdiği o ağır yük... Bu sessiz ama bir o kadar da sağır edici yüzleşmeyi, kelimelere dökülmeyen o hüznü bize iliklerimize kadar hissettiren Yeşilçam'ın büyük efsanesi rahmetli Sümer Tilmaç’ın oyunculuğu tek kelimeyle muazzam. Ve tabii ki bu güzel karelerde o eşsiz enerjisiyle yer alan Kubilay yani Vural Çelik... Bize ekran başında bu sessiz hüznü böylesine derinden yaşatan koca çınar Sümer Tilmaç abimize ve o güzel enerjisiyle evimizden biri olan Vural Çelik'e bin selam, sonsuz rahmet olsun. İyi ki hayatımıza dokundunuz ve sizleri tanıdık... Mekanınız cennet, ruhunuz şad olsun. Sizi ve o içten tebessümünüzü asla unutmayacağız...
Texasrony650,063 次观看 • 4 天前

Avrupa Yakası’nın o şatafatlı dünyasında, herkes kendi derdine ve lüksüne düşmüşken, bir adam vardı ki, içindeki o haylaz, kavgacı ama tertemiz "mahalle delikanlısı" ruhunu hiç kaybetmedi. Sacit Kral... Sacit aslında dışarıdan bakıldığında sürekli kavgaya meyilli, serseriliği marifet sanan, ağzı bozuk biri gibi dursa da, ruhu hala o sokakta top koşturan saf bir çocuktu. Yeni tanıştığı birini bile anında kardeşi gibi benimser, "Bu dükkan sizin beyler, paranız geçmez burada" diyecek kadar eli açık, onlar için gözünü kırpmadan ateşe atlayacak kadar da candandı. Hepimizin içinde bir yerlerde, o "kral" lakabının altındaki o kırılgan, sevilmeyi ve aidiyeti arayan o tanıdık delikanlı vardı. Ancak diziye Osman karakterinin girmesiyle birlikte, ne yazık ki o bizim bildiğimiz, kendi kurallarını koyan Sacit Kral'ın o öz karakteri yavaş yavaş silikleşti. Sanki o kavgacı ama merhametli ruhu elinden alınıp, başka bir kalıba sokuldu. Yine de Gülse Birsel bu hatanın farkına varmış olacak ki, Volkan yıllar sonra diziye döndüğünde, Sacit'in Osman'a karşı asla geri adım atmamış, hatta ona karşı kavgada "yara vermiş" biri olarak anılmasını sağlayarak seyirciye o içsel alkışı yaşattı. Bize Avrupa Yakası'nda kahkahayı, hüznü, o eşsiz "kral" duruşunu ve içimizdeki o çocuk ruhunu iliklerimize kadar hissettiren Tolga Çevik’e sonsuz teşekkürler. Sen hep bizim Sacit Kral'ımız olarak kalacaksın.
Texasrony1,000,875 次观看 • 6 天前

Hayrettin ile Kaos Show'un son bölümünde yine absürtlükler silsilesi yaşandı. Nagihan Karadere, tikli konuklarla şakalaşırken ayakkabılarını çıkarınca stüdyoda kıyamet koptu. Ancak asıl komedi o kargaşanın tam ortasında gizliydi: Nagihan ayakkabıları ayağından çıkardığı ilk andan itibaren, Kadıköy Boğası'nın gözleri adeta kilitlendi ve bir daha başka hiçbir yere bakmadı. Hayrettin bile bu duruma dayanamayıp "Bak bak nasıl bakıyor !" diyerek o pür dikkat hali ifşa edince stüdyo kahkahaya boğuldu. Etrafta ne kadar kaos çıkarsa çıksın, hedeften asla şaşmayan o sarsılmaz odak...
Texasrony312,493 次观看 • 5 天前

Türk sinemasının en gerçekçi sosyolojik röntgenidir Kapıcılar Kralı. Ünvanı, makamı veya konumu ne olursa olsun... İnsanın kendi üstündeki hiyerarşiye değil, kendinden alt seviyede gördüğü insanla kurduğu iletişim tarzına şahit oluyoruz. Asıl kültür ve üslup, sadece gücünün yettiği yerde değil, sorumluluk sahibi olduğun her alanda karşı tarafa ne kadar saygı duyduğunla ölçülür. Çünkü bir insanın gerçek duruşu, elde ettiği imkanlarla ve yetkilerle diğer insanlara nasıl davrandığında saklıdır.
Texasrony2,640,986 次观看 • 1 个月前

Meltem’in yıllarca süren ''değişim'' ısrarının sonu... Taş fırın Haluk’a yıllarca çektirip yaşlandırınca, ilk fırsatta yeni sevgilisini eve getirecek kadar duygusuzlaştı. Hiçbir adam şu muameleyi hak etmiyor... Hele o güya Haluk'un sözde ''dostu'' olan Tuna’nın, kendi gibi bir tipi görünce Haluk’a anında satışı koyması... Böyle dost olacağına yüz bin tane düşmanın olsun daha iyi. Eee Haluk efendi... Çevrendeki tiplerin alayını toplasan, zamanında kıymetini bilemeyip ''Light'' dediğin Selami’nin tırnağı etmezmiş..
Texasrony3,410,899 次观看 • 2 个月前

Dışarıdan baktığında işsiz, ayyaş ve baş belası bir adam dersin... Fakat konuşmaya başladığı an, dış görünüşün ve önyargıların insanı nasıl yanılttığını anlıyorsun. Mahallede magandalık yapmaya çalışan adama öyle bir şehir kültürü ve insanlık dersi veriyor ki, ağzın açık kalır. Şöyle bir konuşmayı okullarda ders diye izletsen sırıtmaz !
Texasrony3,110,998 次观看 • 3 个月前

Psikolog Buse Aydın öyle nokta atışı tespitler yapıyor ki... Hayatında bir kadın olan veya olacak olan her erkek bunu sonuna kadar izlemeli ve can kulağıyla dinlemeli brolarım. Ben sadece küçük bir kesit paylaştım ama siz devamını da mutlaka izleyin. Özellikle bu kısmı kaydedin ve ilişki satrancını usta gibi oynayın...
Texasrony2,917,185 次观看 • 2 个月前

Paranın satın alamayacağı hiçbir şeyin kalmadığı bir dünyada, hapis duvarları bile sınıfsal uçurumu kapatmaya yetmiyor. Emanet dizisindeki bu sahne; zenginliğin getirdiği küstahlığın, fukaralığı ve çaresizliği nasıl ezdiğini en çıplak, en acımasız haliyle yüzümüze vuruyor. Zuhal, koğuştaki herkesi parasıyla satın alıp kendi krallığını kurarken; parası ve arkası olmayan Melahat ise bu sistemin altında ezilen bir kurbana dönüşüyor. Sahnelerdeki psikolojik baskı ve zorbalık boyutu gerçekten kan dondurucu. Zuhal’in Melahat’ı "Ya bu suda ayaklarımı yıkarsın ya da boğulursun" diyerek leğen önünde dize getirmesi bir insana uygulanabilecek en ağır aşağılamalardan biri. Melahat’ın memleketinden gelen el açması böreğe "Pis el açması börekleriniz" muamelesi yapılması, zenginin fakirin emeğine ve kültürüne duyduğu tiksintiyi özetliyor. Tavuk kemiklerini Melahat’a reva görmesi, yetmezmiş gibi "Ben senin köpeğinim" sözünü tüm koğuşun önünde avazı çıktığı kadar bağırttırması; paranın insani duyguları nasıl yok ettiğinin açık kanıtı. Koğuştaki diğer kadınların da para uğruna bu zorbalığa seyirci kalıp Zuhal'e maşalık etmesi cabası. Dışarıdaki güç dengeleri parmaklıklar ardında da değişmiyor. Gücü elinde tutan zengin, karşısındakini sadece fiziksel olarak değil; gururunu, itibarını ve insanlığını ayaklar altına alarak ezmekten, bunu bir gösteriye dönüştürmekten sadistçe bir keyif alıyor. Paranın insanı ne kadar çirkinleştirebileceğini ve çaresizliğin insanı nerede dize getireceğini gösteren tokat gibi bir dizi kesiti...
Texasrony366,767 次观看 • 18 天前
1:48
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Aybüke Pusat gerçekten aşırı sabırlı ve efendi bir kadınmış... İzmir Karaburun’da tesadüfen denk geldiği balık mezatında, içerik çeken dayı bir süre sonra balığı, kalamarı, karidesi tamamen unutup kadrajı full Aybüke’ye kilitliyor. Aybüke ara ara rahatsız olup baksa da dayımız hiç istifini bozmadan çekime devam ediyor. Büyük sabır valla.
Texasrony1,398,075 次观看 • 2 个月前

Türk televizyonlarının en popüler karakterlerinden biri olan Haluk, günlük hayatta Light Selami'ye veya çevresindekilere karşı son derece baskın ve sert bir profil çizer. Ancak iş gerçek bir kriz anına geldiğinde bu sertlik tamamen buharlaşır. Meltem'e telefonla rahatsızlık verip ağır ifadeler kullanan kişinin eve kadar uzanan hikayesi bunun en somut örneğidir. Telefonu alıp cevap vermeye çalışan Haluk, karşı tarafın sertliği karşısında geri adım atar. Şahıs kapılarına dayanıp tehditler savurduğunda ise evdeki kimseden gık çıkmaz. Olayın sonunda, evi basan bu kişinin koltuğa oturtulup Haluk, Selami ve Meltem tarafından sırtının sıvazlanması, ekran başındakilere sunulan otoritenin ne kadar çabuk havaya uçtuğunu gösterir. Kendi evinde, ailesine ve kendisine yönelik açık bir tehdit karşısında sessiz kalan ve saldırganı ağırlamak durumunda düşen bir Taş Fırın profili. Yıllarca satılan o sert imajın aslında sadece zayıf halkalara karşı işlediğinin resmidir.
Texasrony410,216 次观看 • 27 天前
2:59
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Kurtlar Vadisi evreninde her karakter kendi çıkarı, gücü ve hırsları için yaşarken; bazı isimler vardır ki onlar sadece sadakati, inancı ve ham cesaretiyle o masaların etrafında yer alır. İşte Deve Tuncay’ın sağ kolu, hatta bir nevi koruyucu meleği olan Abidin tam olarak bu profilin vücut bulmuş halidir. Konsey üyeleri, baronlar ve tetikçiler birbirinin kuyusunu kazıp, ihanet planları yaparken, Abidin’in hayatındaki tek dert "Kuru ekmek soğan yiyip, günahının kefaretini kanla ödeyecek" kadar saf bir Karadeniz mertliğine sahip olmasıdır. Abidin’i bu karanlık dünyada özel kılan şey, onun o inançlı ve eğlenceli Karadeniz damarının her fırsatta ortaya çıkmasıdır. Tuncay’a ölümüne bağlıdır; "Öl de öleyim, öldür de öldüreyim" diyecek kadar gözü karadır ama "Delikanlı adamı ispiyonlamak en büyük çapsızlıktır" diyerek mafya dünyasının içinde bile o temiz ahlaki sınırlarını korumaya çalışır. En gergin anlarda, silahların patladığı saniyelerde bile Tuncay’ı sırtlayıp kurtarırken ya da Oflu hocayı hatır çekiyle duaya bağladığını anlatırken yüzündeki o samimi tebessüm, Karadeniz insanının o en karmaşık olaylara bile komik, saf ve pratik zekasıyla nasıl yaklaştığının en güzel örneğidir. Günün sonunda Çakır'lar, Cerrahpaşalılar birbirini kanla yok ederken, Abidin, "Bizi yaşatmayanı biz hiç yaşatmayız abi" diyecek kadar sert, ama "Allah kabul etsin" diyerek iftar sofrasında gözyaşı dökecek kadar da yufka yüreklidir. Mafya dünyasının karanlığında, Karadeniz’in o inatçı, dindar, cesur ve bir o kadar da eğlenceli ruhu, Abidin karakteriyle vadinin en unutulmaz, en sevilen renklerinden biri olmuştur. Bu video vesilesiyle, sivil hayatta da tanıma onuruna eriştiğim, dünyanın en efendi ve en saygılı insanlarından biri olan Osman Wöber abiye Allah’tan rahmet diliyorum. Sadece ekranlardaki dev yeteneğinle değil, adamlığın, duruşun ve o eşsiz karakterinle de seni bilen, tanıyan tüm yüreklerde her daim yaşayacaksın. Mekanın cennet olsun büyük usta...
Texasrony103,925 次观看 • 7 天前

Arka Sokaklar dizisindeki o tüyler ürperten sahne, sadece bir senaryo kurgusu değil, günümüz dünyasının acı, soğuk ve çirkin bir gerçeğinin ekrana vurmuş en çıplak halidir. Hüsnü Çoban’ın elleri bağlı bir şekilde, kendi canından olan kızının baygın haldeki görüntülerini gözyaşları içinde izlemek zorunda bırakılması, bir babanın yaşayabileceği en ağır ruhsal felakettir. O sahnede kırılan şey sadece bir polisin değil, bir babanın ömür boyu tamir edilemeyecek olan gururudur. Fakat bu trajedinin arkasında, günümüz gençliğini adım adım felakete sürükleyen çok daha büyük bir toplumsal hastalık yatıyor.. Şatafat, lüks ve zahmetsiz ihtişam sevdası. Lüks bir VIP araç, eldeki bir kadeh, parlak görünen ama arkası uçurum olan sahte bir hayat imajı... Gençler, sosyal medyanın ve modern popüler kültürün empoze ettiği bu içi boş ışıltıya o kadar kolay kanıyor ki, henüz birinci ayında olduğu bir insanın peşinden sorgusuzca otel odalarına kadar gidebiliyor. Kendi rızasıyla adım attığı o şatafatlı dünyanın, bir sonraki aşamada nasıl bir tuzağa ve şantaj mekanizmasına dönüşeceğini kestiremiyor. Bu olay, anne babalara da çok sert ve tokat gibi bir uyarıdır. "Benim çocuğum yapmaz" kolaycılığına kaçmadan, gençlerin kimlerle temas ettiğini, nerede vakit geçirdiğini ve en önemlisi o suni lüks algısına ne kadar kapıldığını sürekli gözetlemek bir zorunluluktur. Çünkü bugün sokaklarda, rezidans köşelerinde ve otel odalarında bu senaryonun gerçeğini yaşayan yüzlerce aile var. Bir anlık heves, bir anlık lüks düşkünlüğü, geride şantajla karartılmış genç bir hayat ve o videoyu izlerken ruhu parça parça olan, bu travmayı ömrünün sonuna kadar sırtında taşıyacak çaresiz ebeveynler bırakıyor. Günümüz dünyasında tehlike artık kapının dışında değil, lüks ve eğlence maskesiyle gençlerin zihnine çoktan sızmış durumda.
Texasrony455,355 次观看 • 1 个月前

Çocuklar Duymasın Dizisinde Haluk Karakterinin Görünmeyen Yüzü Türk popüler kültüründe otoriter ve geleneksel erkek tipolojisinin simgesi haline gelen Haluk karakteri, aslında izleyiciye sunulan imajın tam aksi bir iç dinamiğe sahip. Sokakta ve arkadaş çevresinde Light Selami karakterine racon kesen, tavizsiz tavırlarıyla bilinen Haluk, Meltem ile yalnız kaldığında tüm bu sert kabuğunu kırıveriyor. Toplumsal baskı ile inşa edilen bu erkeklik maskesinin arkasında: Meltem’in gün boyu yorulan ayaklarını yıkamak için eve kırmızı leğen getiren, onun ilgisini kazanmak için çabalayan bir adam var. Meltem tarafından gözleri kapatılıp köpek maması tadım testine maruz kalan ve odaya kilitlendiğinde çaresizce kapıyı yumruklayan bir Haluk gerçekliği var. Sonuç olarak, kamuoyuna sunulan Taş Fırın etiketi, evin eşiğinden içeri girildiği an geçerliliğini yitiriyor. Karakterin çevresine sattığı o sert imaj, ev içindeki hiyerarşide Meltem’in kuralları karşısında tamamen teslim oluyor.
Texasrony336,655 次观看 • 28 天前
0:30
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Kurtlar Vadisi evreninde herkes Polat Alemdar’ı Aslan Akbey’in tek şaheseri sanır.. Oysa madalyonun diğer yüzü çok daha karanlık ve ürkütücüdür. Aslan Akbey, gençlik yıllarında Ali Candan ile birlikte Hikmet’i de özel olarak eğitmeye başlamış, fakat Hikmet’teki o devasa potansiyeli ve kontrol edilemez stratejik zekayı fark edince kendi tahtından korkup strateji değiştirmiştir. Aslan Akbey’in bilerek Ali Candan’a yönelip sahada bıraktığı Hikmet, kısa süre içinde kendi efsanesini yazmış ve İstanbul’un en büyük, en namlı kabadayısına dönüşmüştür. Yeraltı dünyasında sadece "Deli" lakabı duyulduğunda bile en sert racon kesen kabadayıların dizleri titrer, dilleri tutulurdu. Hikmet’in kabadayılığındaki en belirgin özellik, toplumun ahlaki ve sosyolojik çöküşüne karşı beslediği o tavizsiz ve amansız hassasiyetti. Sokakta yürürken giyimini, tarzını veya yürüyüşünü beğenmediği birini gördüğünde, Ömer Baba’nın ebru teknesi başında çayını yudumlarken bile tereddüt etmeden "Giyim görünüm değil, yürüyüş yürüyüş değil, hepsi kaşar !" teşhisini koyacak kadar sözünü esirgemeyen amansız bir mahalle muhafızıydı. Karşısındaki kişi kim olursa olsun raconunu keser, raconuna uymayanın haddini bildirip hesabını kapatırdı. Racon dünyasının tepe noktasına ulaştıktan sonra vizyonunu daha global bir alana kaydıran Hikmet, futbol dünyasına ve özellikle taktiksel sistemlere yöneldi. Sıkı bir Fatih Terim hayranı olmasının ötesinde, olayı bireylerden çıkarıp tamamen "sistem" boyutuna taşıdı. Hastane odasında vurulmuş yatan adamın başında bile Sepp Piontek’in 3-5-2 sisteminin Türk futboluna etkilerini analiz edecek kadar futbola tutkulu bir taktik dehasıydı. Sokakta yürürken racon kesen, hastane odasında 3-5-2 sistemini savunan ve tekerlekli sandalyeden düşerken bile düşmanına "Ulan kaçma !" diye meydan okuyan Deli Hikmet, vadinin beline silah takmadan zihinleri felç eden en büyük ve tek kabadayısıdır.
Texasrony281,253 次观看 • 26 天前