Turan Kışlakçı's banner
Turan Kışlakçı's profile picture

Turan Kışlakçı

@turankislakci94,446 subscribers

📚 🖋️Gazeteci / yazar. Külbe-i ahzân’ında âh ü fizâr bir Simurg. Ehl-i hikmet muhibbi ve hakikat arayıcısı bir yolcu.

Shorts

Hindistan’da bir Hindu rahip, inek gübresine basarak uçabileceğini iddia etti. İddiasını kanıtlamak için bir grup insanı topladı ve bir dağın tepesinde inek gübresine bastı. Ancak dengesini kaybederek düşüp hayatını kaybetti…

Hindistan’da bir Hindu rahip, inek gübresine basarak uçabileceğini iddia etti. İddiasını kanıtlamak için bir grup insanı topladı ve bir dağın tepesinde inek gübresine bastı. Ancak dengesini kaybederek düşüp hayatını kaybetti…

821,576 просмотров

Yazını güzelleştir…

Yazını güzelleştir…

1,243,948 просмотров

İtalya’daki bazı doktorlar ve hemşireler, İsrail üretimi ilaçları çöpe atıp bunu sosyal medyada yayınlayarak açık bir boykot çağrısında bulundu…

İtalya’daki bazı doktorlar ve hemşireler, İsrail üretimi ilaçları çöpe atıp bunu sosyal medyada yayınlayarak açık bir boykot çağrısında bulundu…

115,397 просмотров

Derin mesajlar taşıyan bir sahne…

Derin mesajlar taşıyan bir sahne…

23,678 просмотров

İstanbul Fatih’te onbinler Gazze ve İsmail Heniye için sokaklarda….

İstanbul Fatih’te onbinler Gazze ve İsmail Heniye için sokaklarda….

113,390 просмотров

13 bin yıl önce nesli tükenen hayvan yeniden hayata döndü! Adı Dire Wolf - Buz Devri'nin en vahşi yırtıcısı - insan eliyle yeniden doğdu! Colossal, bilimsel açıdan çığır açan bir buluşa imza attı: Binlerce yıllık kalıntılardan elde edilen DNA ile günümüz gri kurdundan alınan hücreler birleştirilerek korkunç kurt özelliklerine sahip üç köpek yavrusu oluşturuldu. Bilim insanları CRISPR teknolojisini kullanarak 14 önemli geni değiştirdiler, ardından embriyoları evcilleştirilmiş dişi köpeklere yerleştirdiler... ve doğum şaşırtıcı derecede başarılı oldu!!! Gen dünyasında bir devrim. Kaç yaratık geri dönecek?…

13 bin yıl önce nesli tükenen hayvan yeniden hayata döndü! Adı Dire Wolf - Buz Devri'nin en vahşi yırtıcısı - insan eliyle yeniden doğdu! Colossal, bilimsel açıdan çığır açan bir buluşa imza attı: Binlerce yıllık kalıntılardan elde edilen DNA ile günümüz gri kurdundan alınan hücreler birleştirilerek korkunç kurt özelliklerine sahip üç köpek yavrusu oluşturuldu. Bilim insanları CRISPR teknolojisini kullanarak 14 önemli geni değiştirdiler, ardından embriyoları evcilleştirilmiş dişi köpeklere yerleştirdiler... ve doğum şaşırtıcı derecede başarılı oldu!!! Gen dünyasında bir devrim. Kaç yaratık geri dönecek?…

68,560 просмотров

Netanyahu, Knesset kürsüsünde “birlik” çağrısı yaparken… Meclisin üst balkonunda ise başka bir manzara yaşanıyordu. İş dünyasından gelen bir grup, hayatlarını mahvettiğini söyledikleri Maliye Bakanı Smotrich’i protesto ediyordu. Resmî kameraların kaydettiği görüntüler ile cep telefonlarına yansıyan kareler ise birbirini tutmuyor.

Netanyahu, Knesset kürsüsünde “birlik” çağrısı yaparken… Meclisin üst balkonunda ise başka bir manzara yaşanıyordu. İş dünyasından gelen bir grup, hayatlarını mahvettiğini söyledikleri Maliye Bakanı Smotrich’i protesto ediyordu. Resmî kameraların kaydettiği görüntüler ile cep telefonlarına yansıyan kareler ise birbirini tutmuyor.

16,733 просмотров

Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü "Sciences Po" öğrencileri Gazze için slogan atıyor ve küresel öğrenci hareketine katılıyorlar… #GazzeDireniyorVeZaferKazanacak

Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü "Sciences Po" öğrencileri Gazze için slogan atıyor ve küresel öğrenci hareketine katılıyorlar… #GazzeDireniyorVeZaferKazanacak

21,173 просмотров

Bu mazlumlar için sesinizi yükseltin… Her platformda bu çocukların sesi olun…. Bütün dünya gençleri Gazzelilerin yanında… Faşist siyonizm eninde sonunda tarih olacak…

Bu mazlumlar için sesinizi yükseltin… Her platformda bu çocukların sesi olun…. Bütün dünya gençleri Gazzelilerin yanında… Faşist siyonizm eninde sonunda tarih olacak…

10,471 просмотров

Videos

turankislakci's profile picture

Bugün Almanya’da, sırf “Allah benim Rabbimdir” dediği için, dev bir medya ve güvenlik makinesinin karşısında tek başına duran bir Müslüman kadın var. Eski profesyonel Alman boksör Hanna Hansen… Ne bir suç işledi, ne şiddete çağırdı. Yaptığı tek şey Müslüman olmak ve Müslüman kadınlarla iletişim kurup onları Allah’a çağırmak, onlara imanın ve huzurun anlamından söz etmekti. Bir anda Alman medyası onu büyüteci altına aldı: Kurgulanmış dramatik müziklerle yayınlar yapılmaya, sokaklarda adeta “aranan bir suçlu” gibi takip edilmeye başlandı. Peki hangi adalet bu? Ve onun suçu ne? Asıl “suçu” şu: Müslüman kadınlarla bir kafede oturup konuşmak istemesi… Sadece konuşmak! Yine de bir kafeden kovuldu; çünkü sahibi devletin ve medyanın insanların zihninde ürettiği “terör” hayaletinden korktu. Ona “selefi” diyorlar! Çarşaf giydiği için radikallik ile suçluyorlar! Oysa kendisi böyle bir tanımı bilmiyor bile, böyle bir iddiası yok. Ne kıyafeti ne üslubu herhangi bir ekole bağlılığını gösteriyor. Hatta onunla iletişimde olan kadınların çoğu ne peçe takıyor ne de tam örtünme şartlarını taşıyor! Peki öyleyse niçin “aşırılıkçı” damgası vuruluyor? Çünkü çok basit… Allah’a çağırdığı için. Burada göz ardı edilemeyecek bir çelişki ortaya çıkıyor: Almanya’da gerçekten tekfirci bir kişi var; milyonlarca takipçisi bulunuyor, Müslüman âlimlere saldırıyor, ümmeti bölüyor, gece gündüz tekfir, tebdî‘ ve tafsîk ediyor… Ama ona kimse dokunmuyor! Bilakis, kendisi çıkıp Almanya’nın “özgürlüğünü” övüyor; çünkü bu özgürlük onu koruyor. Peki neden o takip edilmiyor? Neden tehdit olarak sunulmuyor? Neden hakkında raporlar hazırlanmıyor? Çünkü onun varlığı işe yarıyor… Müslümanların içinde bölünme üretiyor, fitneyi büyütüyor, çatlağı derinleştiriyor. Düşman için onun sesi yükseldikçe daha iyi. Ya Hanna? Tam tersi. Önemsiz şeyleri bırakmış, sessiz ve hikmetli bir davete yönelmiş, saf İslâm’ı anlatıyor, içsel ıslahı öne çıkarıyor, kadınların kalbine iman ışığını taşıyor. Ve işte bu — onların gözünde — en gürültülü tekfirci söylemlerden çok daha tehlikeli. Bu yüzden izleniyor, şeytanlaştırılıyor, fişleniyor… Sırf bölmek değil, iyileştirmek istediği için. Diğer yandan, ümmeti parçalayanlara, Müslümanları birbirine düşürenlere yollar açılıyor; onlara kürsüler veriliyor; evlerine binlerce euro destek ve “kutular dolusu kitaplar” gönderiliyor — hem de devletin gözü önünde! insanları hidayete davet eden, etrafında kalplerin toplandığı, samimi bir mü’min davetçiden niçin korkarlar… Bu yüzden Hanna gibiler baskılanır, bölücülük yapanlar ise desteklenir. Böylece şu gerçeğin maskesi düşer: Sözde “özgürlük” dedikleri şey, sadece kendi projelerine hizmet edenler içindir… Allah’a samimiyetle çağıranlar için değil.

Turan Kışlakçı

198,640 просмотров • 6 месяцев назад

turankislakci's profile picture

Mısırlı alim Şeyh Şa’ravi rahimehullah şöyle der: Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik bana sordu: – Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu? Cevap verdim: – Kesinlikle evet. Tekrar sordu: – O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor? (Hâlbuki Kuran diyor ki: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141) Dedim ki: – Çünkü bizler müslümanız, mümin değiliz de ondan. – Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir? Şeyh Şa’ravi şöyle cevap verdi: – Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirler!! İlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs. Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir? ● Kuran’da geçen bir ayette şöyle denilir: “Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14). Bana sordu: O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler? – Bunu Kur’an-ı Kerim açıklıyor. Çünkü Müslümanlar müminler merhalesine yükselemediler. Şunları iyi düşün: ● Onlar gerçek mümin olsalardı Allah onlara mutlaka yardım ederdi. Bunun delili Allah’ın şu ayetidir: “Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47). ● Eğer mümin olsalardı diğer ümmetler ve halklar arasında daha önemli ve saygın bir konumda olurlardı. Bunun delili Allah Teala’nın şu ayetidir: “Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.” ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141) ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ onları bu hor ve hakir durumda bırakmazdı. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189). ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ her durumda onlarla beraber olurdu. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19). ● Fakat onlar Müslümanlık aşamasında kaldılar, müminlik aşamasına yükselemediler. Allah Teala buyuruyor ki: “Onların çoğu mümin değildirler.” ● O halde müminler kimlerdir? Buna da Kur’an-ı Kerim şöyle cevap veriyor: Onlar: “Günahlarından uzaklaşan tövbekârlar, ibadetlerine devam eden âbidler, Allah’a hamd edenler, lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler, rükû ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler ve Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlardır.” (Tevbe 112) Yani Allah Teâlâ zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.

Turan Kışlakçı

512,571 просмотров • 2 лет назад

turankislakci's profile picture

Bütün dünyada konserler Filistin gösterisine dönüşüyor…

Turan Kışlakçı

165,156 просмотров • 9 месяцев назад

turankislakci's profile picture

İsrailli Esir Kadın: “Kalbimde Bir Kassam Eri Var” Dünya, Hamas’ın serbest bıraktığı kadın esirlerin durumunun halen ilk günkü gibi iyi olmasını konuşuyor. İsrail, Filistinli esirlere barbarca davranırken, Filistinliler esirlerine insanlık onuruna uygun şekilde muamele etmişti. İşte bu gün, gelecekte nesillerimize böyle anlatılacak. Güneşi altın gibi parlak olan bu gün, Ocak ayının soğuk, fırtınalı ve karlı günlerine hiç benzemiyordu. Ancak güneş bile bu zaferi bizimle birlikte kutladı! Bu zafer, onurlu Gazze halkının; Sinvar’ın ve fedakarlıkların Gazzesi’nin büyük başarısıydı. Kassam evlatlarının asaleti, Ebu İbrahim’in çocuklarının zarafeti, Muhammed Deif’in insanlara korku salan kararlılığı daim olsun! Üç kadın esir serbest bırakılmaya hazırlanıyordu. Ancak olaylara derinlemesine bakan bir gözlemci, onların ayrılmak istemediğini fark edebilirdi. Gerçekten mi? Parlak renklerde spor kıyafetler giymişlerdi. Savaşın, yıkımın ve kanın ortasında Kassam, bu kıyafetleri onlar için nereden bulmuştu? Görünüşe göre, İzzet Kassam Tugayları’nın liderliği, kıyafetleri bile önceden hazırlamıştı! Bu nasıl bir düzen ve planlama, o kadar büyük yıkımın arasında! İsrailli kadın esir, Kassam erinin gözlerine bakarak şöyle dedi: “Kassam eri, beni zincirlerimden kurtaracak mısın? Ama aslında sizin yanınızdan ayrılmak istemiyorum!” Yeşil üniformalı kahraman şaşkınlıkla cevap verdi: “Evet, evine dönmelisin. Biz anlaşmalara sadık kalırız.” Kadın, “Bana bu nezaketin sırrını söyle. Bana bir hatıra mı vereceksiniz? Üstelik ben sizin düşmanınızım!” dedi. Kassam eri nazikçe cevap verdi: “Evet, dinimizin öğrettiği budur.” Kadın fısıldayarak şöyle dedi: “Bizim ordumuz çocuklarınızı, yaşlılarınızı, gençlerinizi öldürdü. Halkınıza soykırım uyguladı. Ama siz… Siz beni koruyorsunuz, yedirip içiriyorsunuz, bana bir hediye veriyorsunuz. Bu esaretimden aldığım ‘mezuniyet belgesi’ hayatımın en önemli belgesi olacak!” Kassam eri sakince cevapladı: “İslam dini bize, esirleri misafir gibi ağırlayıp onlara iyi davranmayı öğretti.” Kadın, Kassam erinin yüksek ahlakına hayran kaldı ve şöyle dedi: “Siz kimsiniz, cesur adamlar? Siz kimsiniz, bu kadar cömert olan insanlar? Hangi insan hamurundan yaratıldınız?” Kassam eri cevapladı: “Biz, ordunuzun asla yenemediği direnişçi Gazze’nin evlatlarıyız! Biz, dedelerinizin işgal ettiği Filistin topraklarının koruyucularıyız! Biz, özgürlük savaşçılarıyız. Bugün size de böyle bir özgürlük hediye edeceğim!” Kadın, maskeli kahramanın gözlerine bakarak, “Peki ya burada, Gazze’de sizinle kalmak istersem?” diye sordu. Kassam eri gülümsedi ve “Bu imkansız bir hayal. Sen kim olduğunu, bizlerin kim olduğunu unuttun mu?” diye yanıtladı. Bu sırada İsrail’de, televizyon ekranlarında Kassam savaşçıları tam teçhizatlı üniformaları ve gözlükleriyle gururla dolaşıyordu. Ben Gvir, bu sahneleri izlerken öfke ve hayal kırıklığı içinde kıvranıyordu. “Hamas bizi mahvetti, siyasi geleceğimizi bitirdi!” diye bağırıyordu. Netanyahu ve İsrail hükümetinin “Hamas’ı yendik” iddialarının yalan olduğu ortaya çıkınca, Ben Gvir çılgına döndü. Hamas’ın güçlerini yıkamadıklarını itiraf eden askeri yetkililere öfkelenip saldırdı. Sinir krizi geçiren Ben Gvir, sonunda hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda komaya giren Ben Gvir’in kabusları, Kassam savaşçılarının zafer sahneleriyle doluydu. İsrail’in durumu, siyasi ve askeri bir çöküşün ötesine geçmiş, ulusal bir utanç halini almıştı. Netanyahu’nun itirafları, İsrail halkını derin bir şok içinde bırakmıştı. “Biz ne büyük bir yalanın içinde yaşamışız!” diyen halk, sokaklara dökülüp hükümeti protesto etmeye başlamıştı. Filistin’de ise Gazze’nin zafer coşkusu her yere yayılmıştı. Sokaklar, bayrak sallayan ve marşlar söyleyen insanlarla doluydu. Bu zafer, sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda ahlak ve insanlık zaferi olarak görülüyordu. Kassam savaşçılarının direnişi, dünya için bir adalet ve özgürlük simgesi olmuştu. “Gazze’nin güneşi, zulme karşı bir direnişin ışığı oldu.” (Filistin medyası)

Turan Kışlakçı

265,991 просмотров • 1 год назад