
Turan Kışlakçı
@turankislakci • 94,446 subscribers
📚 🖋️Gazeteci / yazar. Külbe-i ahzân’ında âh ü fizâr bir Simurg. Ehl-i hikmet muhibbi ve hakikat arayıcısı bir yolcu.
Shorts
Videos

Çin’de, sekiz asırdır her kuşak, 1142’de işlediği ihanetin bedeli olarak Qin Hui ile karısının tunçtan heykellerine öfkeyle vurur. O heykeller, kahraman Yue Fei’nin mezarı önünde duran sessiz birer mahkûm gibidir; halkın hafızasında asırlardır süren bir utancın taşlaşmış şeklidir. Arap hatırasındaysa Ebu Rigal, ihanetin kara nişanesi olarak yaşar. Habeşli Ebrehe’ye Mekke’nin yolunu göstermiş; bu yüzden kabri, yüzyıllar boyunca taşların öfkesine bırakılmıştır. Ve işte kültürlerin buluştuğu o kadim hakikat: İhanet, unutmayan bir zamana yazılır. İnsan bazen iyilikle hatırlanmaz; ama ihanetin bıraktığı leke, çağları aşarak kalır.
Turan Kışlakçı1,486,412 просмотров • 6 месяцев назад
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Olağandışı bir video… İrlanda Başbakanı’nın Biden'ın yüzüne karşı verdiği tarihi ders: "İnsanlara İrlandalı olduğunu hatırlatmayı seven sayın Biden!" İrlanda halkının "Gazze konusunda derin bir endişe duymasının" ve "İrlandalıların Filistin halkıyla bu empatiyi neden hissettiğinin" sebebini biliyor mu?!… İrlanda Başbakanı devamla şöyle diyor: "Tarihlerimizi [Filistinlilerin] gözlerinde görüyoruz, sürgün ve el koyma hikayesi, şüphe ve inkar altındaki ulusal kimlik, zorunlu göç, ayrımcılık ve şimdi de açlık."
Turan Kışlakçı1,865,493 просмотров • 2 лет назад

Dün gece Ebu Nuh (peygamberlik iddiasında bulunan kişi), Ganalı ünlü komedyen Dr Likee ile birlikte bir Noel partisine davet edildi. Orada bulunanlara, “Büyük tufanın ertelenmesi, sizin için ettiğim dualar ve tuttuğum oruçlar sayesindedir” dedi. Ardından, kendisine inanan kalabalığın hararetli alkışları eşliğinde rap söylemeye başladı.
Turan Kışlakçı185,385 просмотров • 5 месяцев назад

Bugün Almanya’da, sırf “Allah benim Rabbimdir” dediği için, dev bir medya ve güvenlik makinesinin karşısında tek başına duran bir Müslüman kadın var. Eski profesyonel Alman boksör Hanna Hansen… Ne bir suç işledi, ne şiddete çağırdı. Yaptığı tek şey Müslüman olmak ve Müslüman kadınlarla iletişim kurup onları Allah’a çağırmak, onlara imanın ve huzurun anlamından söz etmekti. Bir anda Alman medyası onu büyüteci altına aldı: Kurgulanmış dramatik müziklerle yayınlar yapılmaya, sokaklarda adeta “aranan bir suçlu” gibi takip edilmeye başlandı. Peki hangi adalet bu? Ve onun suçu ne? Asıl “suçu” şu: Müslüman kadınlarla bir kafede oturup konuşmak istemesi… Sadece konuşmak! Yine de bir kafeden kovuldu; çünkü sahibi devletin ve medyanın insanların zihninde ürettiği “terör” hayaletinden korktu. Ona “selefi” diyorlar! Çarşaf giydiği için radikallik ile suçluyorlar! Oysa kendisi böyle bir tanımı bilmiyor bile, böyle bir iddiası yok. Ne kıyafeti ne üslubu herhangi bir ekole bağlılığını gösteriyor. Hatta onunla iletişimde olan kadınların çoğu ne peçe takıyor ne de tam örtünme şartlarını taşıyor! Peki öyleyse niçin “aşırılıkçı” damgası vuruluyor? Çünkü çok basit… Allah’a çağırdığı için. Burada göz ardı edilemeyecek bir çelişki ortaya çıkıyor: Almanya’da gerçekten tekfirci bir kişi var; milyonlarca takipçisi bulunuyor, Müslüman âlimlere saldırıyor, ümmeti bölüyor, gece gündüz tekfir, tebdî‘ ve tafsîk ediyor… Ama ona kimse dokunmuyor! Bilakis, kendisi çıkıp Almanya’nın “özgürlüğünü” övüyor; çünkü bu özgürlük onu koruyor. Peki neden o takip edilmiyor? Neden tehdit olarak sunulmuyor? Neden hakkında raporlar hazırlanmıyor? Çünkü onun varlığı işe yarıyor… Müslümanların içinde bölünme üretiyor, fitneyi büyütüyor, çatlağı derinleştiriyor. Düşman için onun sesi yükseldikçe daha iyi. Ya Hanna? Tam tersi. Önemsiz şeyleri bırakmış, sessiz ve hikmetli bir davete yönelmiş, saf İslâm’ı anlatıyor, içsel ıslahı öne çıkarıyor, kadınların kalbine iman ışığını taşıyor. Ve işte bu — onların gözünde — en gürültülü tekfirci söylemlerden çok daha tehlikeli. Bu yüzden izleniyor, şeytanlaştırılıyor, fişleniyor… Sırf bölmek değil, iyileştirmek istediği için. Diğer yandan, ümmeti parçalayanlara, Müslümanları birbirine düşürenlere yollar açılıyor; onlara kürsüler veriliyor; evlerine binlerce euro destek ve “kutular dolusu kitaplar” gönderiliyor — hem de devletin gözü önünde! insanları hidayete davet eden, etrafında kalplerin toplandığı, samimi bir mü’min davetçiden niçin korkarlar… Bu yüzden Hanna gibiler baskılanır, bölücülük yapanlar ise desteklenir. Böylece şu gerçeğin maskesi düşer: Sözde “özgürlük” dedikleri şey, sadece kendi projelerine hizmet edenler içindir… Allah’a samimiyetle çağıranlar için değil.
Turan Kışlakçı198,640 просмотров • 6 месяцев назад

Amerika’nın en ünlü çizgi dizilerinden “South Park”, ilk kez Gazze’deki soykırımından dolayı Netanyahu’yu hedef alarak şöyle seslendi: “Binlerce insanı öldürüyor, mahalleleri yerle bir ediyorsunuz. Ardından da eleştiriden korunacak bir zırh gibi Yahudiliğin arkasına sığınıyorsunuz. Aslında Yahudilerin hayatını siz sefalet içinde bırakıyorsunuz…”
Turan Kışlakçı198,953 просмотров • 8 месяцев назад

Mısırlı alim Şeyh Şa’ravi rahimehullah şöyle der: Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik bana sordu: – Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu? Cevap verdim: – Kesinlikle evet. Tekrar sordu: – O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor? (Hâlbuki Kuran diyor ki: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141) Dedim ki: – Çünkü bizler müslümanız, mümin değiliz de ondan. – Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir? Şeyh Şa’ravi şöyle cevap verdi: – Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirler!! İlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs. Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir? ● Kuran’da geçen bir ayette şöyle denilir: “Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14). Bana sordu: O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler? – Bunu Kur’an-ı Kerim açıklıyor. Çünkü Müslümanlar müminler merhalesine yükselemediler. Şunları iyi düşün: ● Onlar gerçek mümin olsalardı Allah onlara mutlaka yardım ederdi. Bunun delili Allah’ın şu ayetidir: “Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47). ● Eğer mümin olsalardı diğer ümmetler ve halklar arasında daha önemli ve saygın bir konumda olurlardı. Bunun delili Allah Teala’nın şu ayetidir: “Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.” ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141) ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ onları bu hor ve hakir durumda bırakmazdı. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189). ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ her durumda onlarla beraber olurdu. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19). ● Fakat onlar Müslümanlık aşamasında kaldılar, müminlik aşamasına yükselemediler. Allah Teala buyuruyor ki: “Onların çoğu mümin değildirler.” ● O halde müminler kimlerdir? Buna da Kur’an-ı Kerim şöyle cevap veriyor: Onlar: “Günahlarından uzaklaşan tövbekârlar, ibadetlerine devam eden âbidler, Allah’a hamd edenler, lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler, rükû ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler ve Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlardır.” (Tevbe 112) Yani Allah Teâlâ zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.
Turan Kışlakçı512,571 просмотров • 2 лет назад

Mısırlı bir spikerin Müslümanlara yönelik sert Gazze eleştirisi: "Ey Müslüman topluluklar, dün Kadir Gecesi nedeniyle Mekke'de 2,5 milyon umreci, Mescid-i Aksa'da yüz binler ve dünya genelindeki camilerde milyonlarca insan bir araya geldi. Hiç düşündünüz mü, dualarınızın neden kabul olmadığını? Gazze'de on binlerce kadın ve çocuk şehit oldu, bu hiç aklınıza geldi mi? Siz, Müslümanlar, bir yığın haline geldiniz, farkında mısınız? Dininizi yanlış anlıyorsunuz, ey Kabe'ye sığmayıp Mekke'nin sokaklarına taşanlar! El-Ezher Şeyhi, Gazze halkı için dua etmekten başka yapabileceğimiz bir şey kalmadığını söylüyor. Ey 2 milyarı aşan Müslüman dünya! Ey Kabe'ye sığmayan milyonlar, gerçekten de duadan başka hiçbir şeyiniz kalmadı mı? Ey aciz topluluklar! Ey selin önündeki çer-çöpler, yarın Allah'ın huzurunda nasıl hesap vereceksiniz?"
Turan Kışlakçı487,210 просмотров • 2 лет назад

Bütün dünyada konserler Filistin gösterisine dönüşüyor…
Turan Kışlakçı165,156 просмотров • 9 месяцев назад

🚨 Bu video internette büyük bir hızla yayıldı. Videoda, keşif ekibinin bu tuhaf Hint tapınağındaki herhangi bir kayanın üzerine telefonlarını koyarak nasıl şarj edebildikleri görülüyor. Bu tapınak, tek bir devasa kaya bloğu üzerine inşa edilmiş gerçek bir mucize olarak kabul ediliyor. Bütün araştırmalar, onu inşa edenlerin son derece gelişmiş — hatta bugün sahip olduklarımızdan bile daha ileri — bir teknoloji kullandıklarını gösteriyor. Peki, diş hekimlerinin bugün kullandığı hassas cihazlar olmadan bütün bu kayaları nasıl oyup süslediler? Ama okullarda hâlâ öğrencilere, insanın Yunan ve Roma dışında eskiden mağaralarda yaşadığı ve elinde sadece çekiç ile keski olduğu öğretiliyor... 🧐
Turan Kışlakçı120,013 просмотров • 6 месяцев назад

İsrail işgal ordusunda Savunma Bakanı Benny Gantz, İsrailli Knesset Üyesi Schuster ve diğerleri Ramazan ayında Negev’de bir Bedevi aile tarafından İftar’da ağırlandı… Bu Bedevi ailelerin çocukları da İsrail ordusunda Gazze’nin işgaline iştirak ediyor… Tarih bize öğretti ki, tarih boyunca her toplum içinde işgalcilerle iş tutanlar oluyor…
Turan Kışlakçı414,943 просмотров • 2 лет назад

İsrailli Esir Kadın: “Kalbimde Bir Kassam Eri Var” Dünya, Hamas’ın serbest bıraktığı kadın esirlerin durumunun halen ilk günkü gibi iyi olmasını konuşuyor. İsrail, Filistinli esirlere barbarca davranırken, Filistinliler esirlerine insanlık onuruna uygun şekilde muamele etmişti. İşte bu gün, gelecekte nesillerimize böyle anlatılacak. Güneşi altın gibi parlak olan bu gün, Ocak ayının soğuk, fırtınalı ve karlı günlerine hiç benzemiyordu. Ancak güneş bile bu zaferi bizimle birlikte kutladı! Bu zafer, onurlu Gazze halkının; Sinvar’ın ve fedakarlıkların Gazzesi’nin büyük başarısıydı. Kassam evlatlarının asaleti, Ebu İbrahim’in çocuklarının zarafeti, Muhammed Deif’in insanlara korku salan kararlılığı daim olsun! Üç kadın esir serbest bırakılmaya hazırlanıyordu. Ancak olaylara derinlemesine bakan bir gözlemci, onların ayrılmak istemediğini fark edebilirdi. Gerçekten mi? Parlak renklerde spor kıyafetler giymişlerdi. Savaşın, yıkımın ve kanın ortasında Kassam, bu kıyafetleri onlar için nereden bulmuştu? Görünüşe göre, İzzet Kassam Tugayları’nın liderliği, kıyafetleri bile önceden hazırlamıştı! Bu nasıl bir düzen ve planlama, o kadar büyük yıkımın arasında! İsrailli kadın esir, Kassam erinin gözlerine bakarak şöyle dedi: “Kassam eri, beni zincirlerimden kurtaracak mısın? Ama aslında sizin yanınızdan ayrılmak istemiyorum!” Yeşil üniformalı kahraman şaşkınlıkla cevap verdi: “Evet, evine dönmelisin. Biz anlaşmalara sadık kalırız.” Kadın, “Bana bu nezaketin sırrını söyle. Bana bir hatıra mı vereceksiniz? Üstelik ben sizin düşmanınızım!” dedi. Kassam eri nazikçe cevap verdi: “Evet, dinimizin öğrettiği budur.” Kadın fısıldayarak şöyle dedi: “Bizim ordumuz çocuklarınızı, yaşlılarınızı, gençlerinizi öldürdü. Halkınıza soykırım uyguladı. Ama siz… Siz beni koruyorsunuz, yedirip içiriyorsunuz, bana bir hediye veriyorsunuz. Bu esaretimden aldığım ‘mezuniyet belgesi’ hayatımın en önemli belgesi olacak!” Kassam eri sakince cevapladı: “İslam dini bize, esirleri misafir gibi ağırlayıp onlara iyi davranmayı öğretti.” Kadın, Kassam erinin yüksek ahlakına hayran kaldı ve şöyle dedi: “Siz kimsiniz, cesur adamlar? Siz kimsiniz, bu kadar cömert olan insanlar? Hangi insan hamurundan yaratıldınız?” Kassam eri cevapladı: “Biz, ordunuzun asla yenemediği direnişçi Gazze’nin evlatlarıyız! Biz, dedelerinizin işgal ettiği Filistin topraklarının koruyucularıyız! Biz, özgürlük savaşçılarıyız. Bugün size de böyle bir özgürlük hediye edeceğim!” Kadın, maskeli kahramanın gözlerine bakarak, “Peki ya burada, Gazze’de sizinle kalmak istersem?” diye sordu. Kassam eri gülümsedi ve “Bu imkansız bir hayal. Sen kim olduğunu, bizlerin kim olduğunu unuttun mu?” diye yanıtladı. Bu sırada İsrail’de, televizyon ekranlarında Kassam savaşçıları tam teçhizatlı üniformaları ve gözlükleriyle gururla dolaşıyordu. Ben Gvir, bu sahneleri izlerken öfke ve hayal kırıklığı içinde kıvranıyordu. “Hamas bizi mahvetti, siyasi geleceğimizi bitirdi!” diye bağırıyordu. Netanyahu ve İsrail hükümetinin “Hamas’ı yendik” iddialarının yalan olduğu ortaya çıkınca, Ben Gvir çılgına döndü. Hamas’ın güçlerini yıkamadıklarını itiraf eden askeri yetkililere öfkelenip saldırdı. Sinir krizi geçiren Ben Gvir, sonunda hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda komaya giren Ben Gvir’in kabusları, Kassam savaşçılarının zafer sahneleriyle doluydu. İsrail’in durumu, siyasi ve askeri bir çöküşün ötesine geçmiş, ulusal bir utanç halini almıştı. Netanyahu’nun itirafları, İsrail halkını derin bir şok içinde bırakmıştı. “Biz ne büyük bir yalanın içinde yaşamışız!” diyen halk, sokaklara dökülüp hükümeti protesto etmeye başlamıştı. Filistin’de ise Gazze’nin zafer coşkusu her yere yayılmıştı. Sokaklar, bayrak sallayan ve marşlar söyleyen insanlarla doluydu. Bu zafer, sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda ahlak ve insanlık zaferi olarak görülüyordu. Kassam savaşçılarının direnişi, dünya için bir adalet ve özgürlük simgesi olmuştu. “Gazze’nin güneşi, zulme karşı bir direnişin ışığı oldu.” (Filistin medyası)
Turan Kışlakçı265,991 просмотров • 1 год назад

Katar’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Zirvesi’nde Iraklı kârî Âmir el-Kâzımî, Yusuf Suresi’nden ayetler okuyarak liderlere, Yusuf (as)’u kardeşlerinin nasıl terk ettiklerini hatırlatıyor; bu hatırlatma ile hem Filistin’in yalnız bırakılışına dikkat çekiliyordu hem de liderlere kuyuya attıkları kardeş Filistin konusunda hakikati söylemeleri tavsiye ediliyordu…
Turan Kışlakçı147,508 просмотров • 8 месяцев назад

🇵🇸 Gazze’de bilinmeyen bir askeri Mücahitler grubu ortaya çıkarak İsrail'i şaşırttı.. Direniş cepheyi alevlendiriyor ve dengeleri değiştiriyor!… Gazze'nin küllerinden çıkan "öfkeli" ve savaşçı bir askeri dev, keskin nişancı tüfekleri, makineli tüfekler, roketler ve mühimmatla İsrail'i şaşırttı, Gazze'nin kuzeyinde. Bu, son günlerdeki şiddetli çatışmaların sahnelerinde yıldızı parlayan ve özellikle Gazze'nin kuzey bölgelerinde öne çıkan bir askeri örgüttür; İsrail, Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri'nin yalnızca kendileri savaşmadığını keşfetti. Yeni örgütün hiç bir Filistinli grupla bağlantısı yok, kendisini “Filistinli Mücahitler Ketibesi” olarak adlandırıyor… Bu mücahit grubu için videoyu takip edin!..
Turan Kışlakçı314,924 просмотров • 2 лет назад

🚨 Epstein’den çok daha önce, Kaliforniya’nın Manhattan Beach bölgesinde bulunan McMartin Anaokulu olayı vardı. Birçok çocuk, anaokulunun altında yer alan yeraltı tünelleri, şeytani ritüel istismarlar, cinsel saldırı ve işkence hakkında tanıklık etmişti. Ve Yıllar sonra ise…
Turan Kışlakçı56,570 просмотров • 3 месяцев назад

Ne muazzam bir şey bu… 91 yıllık bir ömrün içinden süzülüp gelen o eşsiz sesle, Feyruz hâlâ yürekleri titretiyor. Zaman bile onun nağmesine boyun eğiyor sanki… Geçen hafta vefat eden oğlu için, yıllar sonra yeniden şarkı söyledi Feyruz. Ve her nota, bir anne yüreğinin yasını taşıdı göklere…
Turan Kışlakçı125,297 просмотров • 10 месяцев назад

2006 yılından bir video: ABD Başkanı George Bush, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud el-Faysal’a İran hakkındaki görüşünü soruyor. Prens Suud el-Faysal ise dikkat çekici sözlerle şöyle cevap veriyor: “Suudi Arabistan olarak bizim iki kâbusumuz var: Birincisi, İran’ın nükleer silah geliştirmesi. İkincisi ise, Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’ın bu silahı geliştirmesini engellemek için savaş başlatması.” “Kâbus” kelimesiyle kastettiği şuydu: Bu iki senaryonun da bölge için bir faydası yoktur; aksine Orta Doğu’yu ciddi istikrarsızlıklara sürükleyebilir. Bugün ise, aradan yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra, bu sözler sanki Orta Doğu’nun yaşadığı gerilimi önceden okuyan bir değerlendirme gibi görünüyor.
Turan Kışlakçı41,244 просмотров • 2 месяцев назад

Amerika'nın başkenti Washington'da, eşi benzeri görülmemiş büyük bir insan seli! Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görülmedi. Ne Arap ne de Müslüman ülkelerde. Amerikan başkenti Washington'da, Netanyahu'nun işlediği soykırım suçunu kınayan ve Biden'ın bu soykırımı destekleyen politikasını reddeden derin bir farkındalık ve büyük bir insani uyanış gösteriyor… Herkes birlikte bağırıyor: Biden, çocuk katili… Netanyahu, savaş suçlusu. Milyonlarca, milyarlarca kişiyle Hepimiz Filistinliyiz.
Turan Kışlakçı183,322 просмотров • 1 год назад