
Kasabadaki Yabancı
@turkce_dusun • 77,922 subscribers
İtiraz, düzeltme için DM'den iletişime geçebilirsiniz. Yedek hesap: @turkcedusunuyor
Shorts
Videos
1:56
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Kadriye Olgar çok doğru söylüyor. "Evlilik=cinsellik değildir." Günde en fazla 3 kere veya 5 kere cinsellik yaşayabilirsin ve üst üste 2-3 gün boyunca bu kadar da yaşayamazsın. Cinsellik işin haz boyutu ve uzun sürmeyen bir şey. Evlilik demek; sevgi demek, muhabbet demek, sorumluluk demek. Ve işin en ciddi ve uzun süren tarafı ise bunlar.
Kasabadaki Yabancı2,207,632 görüntüleme • 19 gün önce

Türkiye’ye 2 kez gelen ABD'li genç Matthew'den Atatürk çıkışı: "Eskiden Atatürk’ün harika biri olduğunu düşünürdüm. Türkiye’ye ilk gittiğimde fotoğraflarını ve heykellerini her yerde görünce onun çok havalı biri olduğunu sanmıştım. Ama Müslüman olduktan sonra bakış açım değişti. Türkiye’yi sözde modernleştirirken hilafeti kaldırdı, dini baskı altına aldı, başörtülü kadınlara eziyet edildi ve ezanın kelimeleri değiştirildi. İşte bu noktada ona olan yaklaşımım kökten değişti. Dürüst olmak gerekirse artık bu adamdan hiç hoşlanmıyorum. Atatürk, Türkiye’ye çok zarar verdi; bu yüzden özellikle ülkenin batısında İslam’ın var olmadığını düşünüyorum. Bu adamı övmeyi bırakmalıyız. Beni takip eden tüm Müslümanlara mesajım şudur: Lütfen İslâm’ı geri getirin. Türk halkının içindeki iman büyümeli, çünkü bu seküler taraf çok berbat. Eğer Türkiye’de iman yeniden büyürse, güçlü ordusuyla İsrail-Filistin meselesinin çözümü Türkiye olabilir."
Kasabadaki Yabancı280,211 görüntüleme • 6 gün önce

Amedspor paylaşımı sonrası binlerce takipçi kaybeden doktordan tokat gibi açıklama: "Ne biçim doktorsun" diyenler var. "Eee işte Kürt olmana rağmen seni takip ediyorduk ama şimdi gerçek yüzünü gösterdin." Şimdi ırkçı olduğunun farkında değil bu böyle insanlar, ona üzülüyorum. Sadece benim yaşadığım bölgede, memleketimden bir takımın başarılı olması hoşuma gitti, bunu paylaştım. Bu kadar. Herkesin birlik olması gereken zamanda neyle uğraşıyoruz. İnsanlar ırkçı ama farkında değil, vaktimiz kalmadı. Bölünmeyi bırakın, yapay zekâ hepimizin ağzına sıçacak."
Kasabadaki Yabancı703,421 görüntüleme • 15 gün önce

Doğuştan Müslümanlar olarak bizler pek önemsemiyoruz ama bakın 4 yıl önce Müslüman olan Justyn Ali müzik dinlemeyi nasıl bıraktığını anlatıyor: "Son zamanlarda eşimle birlikte Kur'an'da Allah'ın bize bildirdiği şu ayet üzerinde gerçekten tefekkür ediyoruz: 'Allah bir toplumun durumunu, onlar kendi içlerindekini değiştirmedikçe değiştirmez'. Bunu defalarca okudum ve duydum. Ancak derinliğini gerçekten anlamam daha yeni oldu. Çünkü dört yıl önce Müslüman olmadan önce müziği çok severdim, tanıdığım herkesten daha fazla. O kadar çok müzik dinlerdim ki duşta bile dinlerdim, estağfirullah. Bu yüzden bunun caiz olmadığını ve bırakmak için elimden geleni yapmam gerektiğini öğrendiğimde —ki bu zor bir şeydi, müziği seviyordum— onu bir kenara bıraktığım ve bir daha asla dinlememek için elimden gelenin en iyisini yaptığım dönemde bile onu hâlâ seviyordum, her gün dinlemek istiyordum. Fakat siz bunu yaptığınızda, kendi durumunuzu değiştirip Allah rızası için bir şeyi bir kenara bıraktığınızda, işte o zaman Allah Sübhânehu ve Teâlâ da sizin durumunuzu değiştirir ve o şeyi size sevimsiz hâle getirir. Benim başıma gelen de tam olarak buydu. Müziği bıraktıktan yaklaşık bir yıl sonra dışarıda tekrar duyduğumda fark ettim ki, "Vay canına, bundan hoşlanmıyorum, bu beni gerçekten huzursuz ediyor" dedim. Oysa sadece bir yıl önce bu benim en sevdiğim şeylerden biriydi, her gün sevip dinlediğim bir şeydi. Yani bu çok doğru, Sübhânallah. Allah Sübhânehu ve Teâlâ bir toplum kendi içindekini değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez..."
Kasabadaki Yabancı43,526 görüntüleme • 1 gün önce

Meğer biz yıllardır kötü çay içiyormuşuz. Yanlış tarımla toprağı katletmişiz, üretimdeki rezaleti de damak tadı diye yıllardır gururla yutmuşuz. Dünyanın dalga geçtiği çöp çaya "kültürümüz var" diye avunmaya devam edelim biz. Ebru Erke anlatıyor: "Türk çayı dünya literatüründe yok. Biz çünkü iyi çay üretmiyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde çaya metal bir şey değmiyor; ne makas ne başka bir şey, okside oluyor. Gidin bir toprağa bakın, o bölgede çok yanlış tarım uygulamaları sebebiyle toprak neredeyse ölmüş. Makasla toplanan çaylar bizde bazen birkaç gün depolarda bekliyor ve orada oksidasyon başlıyor."
Kasabadaki Yabancı323,883 görüntüleme • 14 gün önce

Evli çiftler neden anlaşamaz? "Evlilikte üzüm" paradoksu... Üzüm metaforu harika bir örnek ve arkadaş da mükemmel anlatmış. Kesinlikle dinlemelisiniz, herkes kendisine küçük de olsa bir pay çıkaracaktır ve eminim ki hayatınızda çok işinize yarayacak bu üzüm örneği.
Kasabadaki Yabancı278,837 görüntüleme • 12 gün önce

4,5 yıldır Türkiye’de yaşayan bir Rus vatandaşı, ikamet uzatma başvurusunun reddedilmesiyle adeta bir parçası kopmuş gibi hüzünle ülkeden ayrılmaya hazırlanırken; bir diğeri 2 yıllık izin kartını teslim almanın büyük mutluluğunu sergiliyor. Yıllardır Alanya'da yaşayan bir başkası mevzuat değişiklikleri nedeniyle evini satıp ülkesine dönmek zorunda kalsa da şartlar değişince geri dönüp Akdeniz'de yaşlanma hayalini sürdürüyor. Süresi biten ikâmet izni yüzünden havalimanında gözaltı stresi yaşayıp ceza ödeyerek giriş yapanlar ve 25 dolardan 650 dolara fırlayan harç ücretlerinin şokunu atlatanlar da cabası.
Kasabadaki Yabancı463,303 görüntüleme • 20 gün önce

Adamların 10 yıl önce ürettiği şu telefona bakın. Neden telefonları bu şekilde üretmiyorlar? Bir telefon tamircisinin şu isyanına bakın, var ya bizi resmen kandırıyorlar: "10 yıl önce tek düğmeyle bataryası, şarj soketi, hoparlörü ve mikrofonu ayrılabilen modüler bir telefon yaptı. Hiç tamir bilmeyen biri bile bozulan parçayı kolayca değiştirebiliyordu; iki vidayla ekranı bile sökülebiliyordu. Avrupa Birliği yeni yeni "bataryalar sök-tak olsun" kanunları çıkarırken, onlar zamanında bataryanın da ötesini başarmıştı. Bugün ise firmalar sırf kullanıcılar tamir edemesin diye cihazları karmaşık yapıştırıcılar ve çeşit çeşit vidalarla üretiyor; bir telefonu açmak için dört farklı tornavida gerekiyor. Bu durum devasa bir tamir sektörünün doğmasına yol açtı. Telefon tamircisi olup bundan para kazanmama rağmen söylüyorum: Cihazlar hâlâ o eski mantıkla üretilebilirdi ama işin içinde başka çıkar hesapları var."
Kasabadaki Yabancı905,356 görüntüleme • 1 ay önce

30 yaş üzeri kadınların kaliteli erkek bulamama isyanına içten ve filtresiz bir yanıt: "İşte çıkıyorlar böyle 32, 33 yaş üstü, 35 yaş üstü kadınlar: 'Duygusal zekası gelişmiş, ekonomik durumu iyi noktaya gelmiş, kendini geliştirmiş, işi gücü yerinde, konuşabilen, adamlar nerede? Bunları neden biz bulamıyoruz?' diyor. 'Bunlar nereye kayboldu? Hangi mağaraya saklandı bunlar?' diyor. Bunlar seni bulmaz. Bak ben sana söyleyeyim. Bu adamlar sana bakmaz, net konuşuyorum. Bak altını çiziyorum, ne işi var abi seninle? Senin bir kere teknik olarak doğurganlığın azalmış. Donanımlı, işinde gücünde, kendine bakan bir erkek kalkıp da 30-35 yaş üstü bir kadına bakmaz. Benim zaten üstümde yeterince sorumluluk ve birikmişlik var; ben hayatımı daha genç biriyle daha eğlenceli geçirmek isterim. Sen bu saate kadar neredeydin, ne yaptın? 'Kariyer' ve 'güçlü kadın' söylemleriyle aklınızı bozdular. Tabii ki senin hayatın, senin özgürlüğün ama sonuçlarına da katlanacaksın."
Kasabadaki Yabancı831,933 görüntüleme • 1 ay önce

"Şu an bütün dünya sınırları zorlayan bu kadını konuşuyor. Bu kadın neredeyse 42 haftalık hamile, yani 9 ayı devirmiş. Ama işin ilginç tarafı bu süreç boyunca hiçbir şekilde doktor desteği almamış. Yani sıfır ultrason, sıfır test, sıfır kontrol. Kadın şöyle diyor: 'Ben sağlık sisteminin bir parçası olmak istemiyorum. Bunu tamamen reddediyorum çünkü sistem bozuk.' Hastalandığında hastaneye bile gitmeyip kendi ilacını evde kendi üreten birisi. 42 haftalık bir bebeğin genetik taramalarıydı, şeker yüklemesiydi hepsini elinin tersiyle itmiş. Bitti mi? Hayır, dahası da var. Bununla da kalmıyor, diyor ki: 'Ben evde tamamen tek başıma doğum yapacağım. Yanımda ne bir ebe ne bir sağlık personeli hiçbir kimse olmayacak.' Ve bu kadın geçenlerde doğum yaptı, yanında oğlu ve kocası vardı. Sorulması gereken soru şu: Aileler özel hastaneye o kadar parayı boşuna mı veriyor?
Kasabadaki Yabancı653,597 görüntüleme • 1 ay önce

New York Başkonsolosluğu önünden Dışişleri Bakanlığı'na açık çağrı! Bazı konsolosluklar neden bu kadar yoğun ve 6 gişe varken neden 3 görevli çalışıyor? "Siz orada devleti temsil ediyorsunuz; lütfen diasporadaki vatandaşların ihtiyaçlarına nezaketle yaklaşın ve meslek ahlâkıyla hareket edin."
Kasabadaki Yabancı426,275 görüntüleme • 25 gün önce

Niye hep böyle olmak zorunda? Neden yani? Gerçekten çok saçma!
Kasabadaki Yabancı411,420 görüntüleme • 29 gün önce

Alman komedyen Mario Adrion sahnede Türk Milli Marşı'nı sorup seyirciden marşın 2-3 mısrasını duymayı beklerken hayatının şokunu yaşıyor. Türkler bir anda ayağa kalkıp 2 kıtayı koro halinde okuyor. Mario: "Recep Tayyip Erdoğan sizinle gurur duyardı. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Siz ayağa kalktınız ve lanet olsun hiç durmadınız! Şu an kendimi Türk gibi hissediyorum! Siz okurken aklıma bir fikir geldi: Yunanistan’ı ele geçirmeliyiz! 😂 "Keşke biz Almanlar da böyle güçlü bir marşa sahip olabilseydik. Bizim marşımız artık; 'Özür dileriz, geri dönüşüm yapıyoruz' gibi bir şey oldu!" 😂
Kasabadaki Yabancı472,118 görüntüleme • 1 ay önce

İskoçya'dan Hong Kong'a yürüyen Kate, yolculuğu sırasında Türkiye'de bir camide misafir ediliyor, Kate Türk insanının misafirperverliğini anlatıyor: "Camiye girdiğimde bana yemek verdiler, yastık sağladılar ve hiçbir soru sormadılar. Biri bana 100 dolar nakit para uzattı. O kadar ısrarcıydı ki en sonunda 20 dolarını almak zorunda kaldım!"
Kasabadaki Yabancı201,036 görüntüleme • 17 gün önce
2:45
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

"12 Eylül’de İstanbul’da çok büyük bir katliam yapılacak. Görüntüleri sesli ve dikkatli bir şekilde izledikten sonra söylediklerime kulak verirseniz emin olun ki sizin faydanıza olacaktır. Dikkatli bir şekilde izleyelim, sonra da beni dinleyelim. Barış Manço müzik sektöründeki frekanslarla ilgili açıklama yapacağını duyurduktan 20 saat sonra ölü bulundu..." Enteresan bir video, sonuna kadar dinleyin derim.
Kasabadaki Yabancı395,508 görüntüleme • 1 ay önce

Tatil için Türkiye'yi deği de Yunanistan'ı seçen bir gurbetçi Yunanistan'ı anlatıyor: "Aylardır Yunanistan’dayım; en lüks otelde de kaldım, kamp alanında da. Adım atmadığım şehir, gezmediğim yer kalmadı. Kolumda Türk bayrağıyla gezdim; kimse laf atmadı, kimse kazıklamaya kalkmadı. Adamlarda misafire saygı var; gelen insanı çarpmayı kendilerine yakıştırmıyorlar. Bizim memlekettekiler ise gurbetçi gelse de parasını yesek diye pusuya yatmış durumda. Sanki o para gökten yağıyor, çalışıp kazanılmıyor. Kendi ülkeme katkım olsun isterdim ama bizimkiler hak etmiyor; paramı doğru yerde bıraktığımı anladım. Ön yargıları bırakalım; yiğidi öldür, hakkını yeme."
Kasabadaki Yabancı364,863 görüntüleme • 1 ay önce