Türker KILIÇ's banner
Türker KILIÇ's profile picture

Türker KILIÇ

@turkerkilic113,624 subscribers

Beyin Cerrahı, Bilim İnsanı, Dünya ve Avrupa Bilim-Sanat Akademileri Üyesi; BEYİN ve HİPOFİZ TÜMÖRLERİ, GAMMA KNIFE; NEUROSURGERY

Shorts

ZAMAN yaşamın enformasyon bütünlüğünde her şeyin aynı anda olmasını engelleyen, yaşantı örüntüleri içinde seçimi, yani bilinci mümkün kılan varoluş kalıbıdır Zaman yaşamın anlam desenlerini çizer; bilinç yaşam bağlantısallığının anlamlandırılmasındadır

ZAMAN yaşamın enformasyon bütünlüğünde her şeyin aynı anda olmasını engelleyen, yaşantı örüntüleri içinde seçimi, yani bilinci mümkün kılan varoluş kalıbıdır Zaman yaşamın anlam desenlerini çizer; bilinç yaşam bağlantısallığının anlamlandırılmasındadır

584,318 Aufrufe

Alhambra’nın Bursa’da Olmasını İstediğim Hayali Granada’daki Alhambra’yı her düşündüğümde, insan zihninin ve ruhunun nasıl taşla, suyla, ışıkla cennet tasavvuru kurabildiğini yeniden fark ediyorum. Alhambra sadece bir saray değil; kokusu melisadan, sesi su yollarından, rengi gökyüzünden gelen bir yaşam bütünlüğüdür. İnsanın varoluşunu güzellik ve anlamla taçlandıran, mimariyle şiirin birbirine değdiği bir sonsuzluk kapısıdır. Bursa’ya baktığımda, Uludağ’ın eteklerinde, tarihin katman katman biriktirdiği bu şehirde, benzer bir cennet yapılar topluluğunun eksikliğini hissederim. Benzer küçük çaplı bir külliye olan Muradiye’de mutlu bir çocuklukla hayata hazırlanmış biri olarak, Bursa’nın yeşilini, sularını, gökyüzünü ve tarihteki ihtişamını düşündüğümde, Alhambra’ya benzeyen bir mimari bütünlüğün burada da var olmasını özlerim. Çünkü Bursa, böylesi bir rüyayı taşıyabilecek doğal ve kültürel zemine sahip. Alhambra gibi, geometriyle müziğin, taşla ışığın, bahçeyle suyun birbiriyle dans ettiği bir yapılar bütünü Bursa’da inşa edilmiş olsaydı, bu toprakların insanları yalnızca ibadet değil, yaşamın güzelliğini de orada hissederdi. Kentin ruhu derinleşir, insanın kendisiyle ve evrenle kurduğu bağ güçlenirdi. Alhambra Granada’nın göğünde nasıl bir yıldız gibi parlıyorsa, Bursa’da da benzeri bir cennet yapılar topluluğu var olsaydı, yalnızca bu şehir değil, tüm Anadolu farklı bir estetik bilinçle yoğrulabilirdi. İşte bu yüzden, Granada’da gördüğüm o taşların şarkısını Bursa’da da işitmeyi, o bahçelerin gölgesinde Uludağ’ın esintisini duymayı özlüyorum. Çünkü insan, güzelliğin mümkün olduğunu bir kere gördüğünde, onu kendi yurdunda da hayal etmekten asla vazgeçmiyor. #BirBeyinCerrahıBilimİnsanınınYaşamSeyahatnamesi

Alhambra’nın Bursa’da Olmasını İstediğim Hayali Granada’daki Alhambra’yı her düşündüğümde, insan zihninin ve ruhunun nasıl taşla, suyla, ışıkla cennet tasavvuru kurabildiğini yeniden fark ediyorum. Alhambra sadece bir saray değil; kokusu melisadan, sesi su yollarından, rengi gökyüzünden gelen bir yaşam bütünlüğüdür. İnsanın varoluşunu güzellik ve anlamla taçlandıran, mimariyle şiirin birbirine değdiği bir sonsuzluk kapısıdır. Bursa’ya baktığımda, Uludağ’ın eteklerinde, tarihin katman katman biriktirdiği bu şehirde, benzer bir cennet yapılar topluluğunun eksikliğini hissederim. Benzer küçük çaplı bir külliye olan Muradiye’de mutlu bir çocuklukla hayata hazırlanmış biri olarak, Bursa’nın yeşilini, sularını, gökyüzünü ve tarihteki ihtişamını düşündüğümde, Alhambra’ya benzeyen bir mimari bütünlüğün burada da var olmasını özlerim. Çünkü Bursa, böylesi bir rüyayı taşıyabilecek doğal ve kültürel zemine sahip. Alhambra gibi, geometriyle müziğin, taşla ışığın, bahçeyle suyun birbiriyle dans ettiği bir yapılar bütünü Bursa’da inşa edilmiş olsaydı, bu toprakların insanları yalnızca ibadet değil, yaşamın güzelliğini de orada hissederdi. Kentin ruhu derinleşir, insanın kendisiyle ve evrenle kurduğu bağ güçlenirdi. Alhambra Granada’nın göğünde nasıl bir yıldız gibi parlıyorsa, Bursa’da da benzeri bir cennet yapılar topluluğu var olsaydı, yalnızca bu şehir değil, tüm Anadolu farklı bir estetik bilinçle yoğrulabilirdi. İşte bu yüzden, Granada’da gördüğüm o taşların şarkısını Bursa’da da işitmeyi, o bahçelerin gölgesinde Uludağ’ın esintisini duymayı özlüyorum. Çünkü insan, güzelliğin mümkün olduğunu bir kere gördüğünde, onu kendi yurdunda da hayal etmekten asla vazgeçmiyor. #BirBeyinCerrahıBilimİnsanınınYaşamSeyahatnamesi

12,274 Aufrufe

#BAĞLANTISALLIK BİLİMİ ve ORHAN PAMUK’UN SHKLOVSKİ ROMAN SANATI YORUMU Orhan Pamuk’un Shklovski üzerinden yaptığı yorum: “Rus formalist yazar Shklovski'nin -romanları Türkçeye de çevrilmiştir- kuramı, beni en çok etkileyen düşüncelerden biridir. O, hikâyeyi, olay örgüsü dediğimiz şeyi anlatmak istediğimiz noktaları birbirine bağlayan bir çizgi olarak tanımlar. Eşyaları yan yana koyarsınız; isterseniz bir tarihi, isterseniz bir insanın hayatını anlatabilirsiniz. Onları birbirine bağlayan, büyülü tutkal ise hikâyedir.” Shklovski, hikâyeyi yalnızca olayların sıralanması değil, onları birbirine bağlayan “büyülü tutkal” olarak görür. Bu yaklaşım, bağlantısallık biliminin temel iddiası olan “ilişkilerin şeylerden daha önemli olduğu” fikrini çağrıştırır. Tek tek noktaların, nesnelerin, olayların ya da insanların bir anlamı vardır; ancak onların birbirine bağlanma biçimi, yani aralarındaki ilişki ağı, asıl anlamı ve bütünlüğü doğurur. Bağlantısallık bilimi, yaşamın yapıtaşını tekil öğelerde değil, bu öğeler arasındaki bilgi alışverişinde, akışta ve örüntüde bulur. Pamuk’un “eşyaları yan yana koyarsınız; onları birbirine bağlayan hikâyedir” ifadesi, bu bilimin en yalın anlatımıdır. Bir insanın hayatı ya da bir tarihin akışı, yalnızca olayların dizilişiyle değil, o olaylar arasındaki bağlarla açıklanabilir. Hikâye bu bağların örülme biçimidir; aynı şekilde bağlantısallık bilimi de doğadaki, beyindeki veya toplumdaki bağ örüntülerini anlamaya çalışır. Üstelik hikâyenin “büyülü” tutkal olarak görülmesi, bağlantısallığın yalnızca mekanik bir ağ modeli değil, aynı zamanda yeni anlamlar, yeni duygular ve yeni kültürel üretimler yaratan dinamik bir süreç olduğunu da gösterir. Nasıl ki romanlarda aynı olaylar farklı kurgularla bambaşka dünyalar açabiliyorsa, bağlantısallık da yaşamın farklı düzeylerinde yeni olasılıklar yaratır. Sonuçta, Shklovski’nin hikâye kuramı ile bağlantısallık bilimi arasında güçlü bir akrabalık vardır: ikisi de hayatı tekil noktaların toplamı olarak değil, onları bir araya getiren bağların dokusu olarak görür. Hikâye edebiyatta neyse, bağlantısallık da bilimde odur: yaşamın anlamını taşıyan “bağların dili”. Bilim, yaşamın matematiksel hikayesini araştırır. Unutulmamalı ki her bütün bir başka bütünün parçası, her parça da bir başka parçanın bütünüdür..

#BAĞLANTISALLIK BİLİMİ ve ORHAN PAMUK’UN SHKLOVSKİ ROMAN SANATI YORUMU Orhan Pamuk’un Shklovski üzerinden yaptığı yorum: “Rus formalist yazar Shklovski'nin -romanları Türkçeye de çevrilmiştir- kuramı, beni en çok etkileyen düşüncelerden biridir. O, hikâyeyi, olay örgüsü dediğimiz şeyi anlatmak istediğimiz noktaları birbirine bağlayan bir çizgi olarak tanımlar. Eşyaları yan yana koyarsınız; isterseniz bir tarihi, isterseniz bir insanın hayatını anlatabilirsiniz. Onları birbirine bağlayan, büyülü tutkal ise hikâyedir.” Shklovski, hikâyeyi yalnızca olayların sıralanması değil, onları birbirine bağlayan “büyülü tutkal” olarak görür. Bu yaklaşım, bağlantısallık biliminin temel iddiası olan “ilişkilerin şeylerden daha önemli olduğu” fikrini çağrıştırır. Tek tek noktaların, nesnelerin, olayların ya da insanların bir anlamı vardır; ancak onların birbirine bağlanma biçimi, yani aralarındaki ilişki ağı, asıl anlamı ve bütünlüğü doğurur. Bağlantısallık bilimi, yaşamın yapıtaşını tekil öğelerde değil, bu öğeler arasındaki bilgi alışverişinde, akışta ve örüntüde bulur. Pamuk’un “eşyaları yan yana koyarsınız; onları birbirine bağlayan hikâyedir” ifadesi, bu bilimin en yalın anlatımıdır. Bir insanın hayatı ya da bir tarihin akışı, yalnızca olayların dizilişiyle değil, o olaylar arasındaki bağlarla açıklanabilir. Hikâye bu bağların örülme biçimidir; aynı şekilde bağlantısallık bilimi de doğadaki, beyindeki veya toplumdaki bağ örüntülerini anlamaya çalışır. Üstelik hikâyenin “büyülü” tutkal olarak görülmesi, bağlantısallığın yalnızca mekanik bir ağ modeli değil, aynı zamanda yeni anlamlar, yeni duygular ve yeni kültürel üretimler yaratan dinamik bir süreç olduğunu da gösterir. Nasıl ki romanlarda aynı olaylar farklı kurgularla bambaşka dünyalar açabiliyorsa, bağlantısallık da yaşamın farklı düzeylerinde yeni olasılıklar yaratır. Sonuçta, Shklovski’nin hikâye kuramı ile bağlantısallık bilimi arasında güçlü bir akrabalık vardır: ikisi de hayatı tekil noktaların toplamı olarak değil, onları bir araya getiren bağların dokusu olarak görür. Hikâye edebiyatta neyse, bağlantısallık da bilimde odur: yaşamın anlamını taşıyan “bağların dili”. Bilim, yaşamın matematiksel hikayesini araştırır. Unutulmamalı ki her bütün bir başka bütünün parçası, her parça da bir başka parçanın bütünüdür..

10,519 Aufrufe

Videos

turkerkilic's profile picture

BİLİM İNSANI / HEKİM OLMAK İSTEYEN TIP ADAYLARI 👇 Bilim İnsanı / Hekim Yetiştiren Tıp Okulu olarak bu yıl, BİSEP kapsamında, %100 tıp eğitimi burslarına ek olarak Bilim Eğitimi Destek Fonu oluşturduk Bilim Eğitimi Destek Programında görüşmeler ile seçilmiş adaylar, ilgi alanlarına göre, BAU TIP’ın seçkin akademisyenleri ile görüşerek kendilerine rehber, rol-modeli olabilecek bilim insanlarıyla tanışacaklar. Öğrencilerimize Bilim Eğitimi Fonundan 500.000 TL’ye varan maddi destek yapılacak %100 Tıp eğitimi bursuna ek olan bu bilim eğitimi desteği, öğrenci ve rehber hocasının ortak kararı ve onaylarıyla eğitimi süreci içinde öğrencinin iyi bir bilim insanı hekim olması için harcanacak Bu bilim eğitimi desteği, yurt dışı bilim stajları, araştırmaların giderleri, kongreler, barınma giderleri vb, öğrencinin rehber hocası ile vereceği ortak kararları doğrultusunda harcanacak BİSEP Eğitim Bursu ve Bilim Eğitim Desteklerinin sağladığı maddi imkanlardan daha önemlisinin geleceğin bilim insanlarının günümüz bilim önderleri ile kuracakları usta-çırak ilişkisi ve akademisyenlerimizin yol göstericiliği olduğuna inanıyoruz. Unutmayın, Nobel’i almış ya da aday gösterilmiş bilim insanlarının %72’sinin hocası Nobel’i almış ya da aday gösterilmiş bilim insanlarıdır. Yani bilimde usta-çırak ilişkisinin değerinin maddi karşılığı yoktur. Bu görüşlerle bu önemli desteği sağlayan Üniversiteme ve Fakültemizin değerli rol-modeli akademisyen arkadaşlarıma, teşekkür ederim. %100 Tıp Eğitimi Bursu ve Bilim Eğitimi Desteği, üniversite seçme sınavında ilk 2000’e girmiş öğrenciler arasından mülakatla yapacağımız seçmeyle belirlenecek BİSEP BAŞVURU: 0 535 694 4395

Türker KILIÇ

100,008 Aufrufe • vor 2 Jahren